karabasi-sohbetler-2023

(NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti -14.12.2023 ​​​​​​​​​​​

(NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda (NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Bu akşam kinesi hattadırsa fırsat olursa alınmayarında olursa bir kaç ders buradan yüreceğiz. Dini istismar etmek, Dini geçim kapısı yapmakla alakalı. Bu normalde tarih boyunca bu en büyük problemlerden bir soğumuş, inşaAllah, bununla alakalı soğup etimiz, bir hafız.

Allah razı olsun. Sabah ayet kırk yedi. Ey Muhammed şöyle de, sizden herhangi bir ücret istemişsem sizin olsun. Benim ücret ve mükafatım yanınız, Allah ayetir, o her şey şahitdir. Bu tabi Hazret-i Peygamber Salullar ve Selamazetten Dili’nden müşriklere söylemiş bir çöz. Yani Hazret-i Peygamber Salullar ve Selamazettenre ademden kendiz zamanına gelince kadar bütün Peygamberlerin yolundan gitmiş. Onlar normalde çünkü başka ayetikermelerde huto olsun, diğer Peygamberler olsun.

Onların dilinden Kur’ân-ı Kerîm, ücret istemeyeceklerine, ücret almayacaklarını beğen etmiş. Ya benim yüzde kaptalarda o ayetikermeleri diye deyince. Ama önce ben Hazret-i Peygamber Salullar ve Selamazettenre, ağzından dağıdır su Cenâb-ı Hak’ın Hazret-i’i Muhammed Mustafa’ya tavsiyesi üzerine bunu söyle, buradan giriş yapayım isterim. Çünkü Hazret-i Peygamber Salullar ve Selamazettenre, müşriklere diyor ki, ben sizden ücret istemiyorum.

(NASİHAT/11) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti Hakkında

Her bir ücret altı isam, o sizin olsun. Bir herhangi bir tebliğden dolayı. Yani Allah’ın varlığının bir elini kitabını ve kendisinin Peygamber olduğunu tebliğ edince, bunun karşılığında sizden herhangi ücret beklemiyorum diye söylüyor. Peygamberler Malum hepsi de Cenâb-ı Hak’ın varlığına bir eline tanınması ile alakalı tebliğ ile vazifelerindirmişler. Ve bütün Peygamberler bu tebliğ vazifesini üzerine almışlar, ve bu tebliğlerine karşılık herhangi bir kimseden ücret almamışlar.

Ücret istememişler. Asla ücretemeyiletmemişler. Peygamberlerin bu manada en önemli özelliklerinden birisi bu, hiçbirisi dinli geçim kaynağı yapmamış. Dinden geçinmemişler. Hiçbirisi de. Ama ne yazık ki tarih boyunca dinden geçinenler olmuş hep. Dinli geçim kapısı yapanlar olmuş. Bu sadece geçim kapısı olmak hani ben böyle tırnak içerisinde, dinli İsismar etmek. Bu sadece hani ekonomik parasal bir mesele değil. Bunun da oramanda dinli İsismar eden siyasetçiler olmuş.

Bir okra atlar olmuş. Devlet adamlar olmuş. Devlet başkanlar olmuş. Alim sıtatüsünde olanlar olmuş. Şey sıtatüsünde olanlar olmuş. Ve bunlar meyazik ki bu manada dinli İsismar meselesinde, böyle güzel olmayan örnekler sergilemişler. Tarih boyunca bu örnekler de olmuş. Ve bu son dönem çok hızlı bir şekilde İslam dünyasında da bu çok böyle ayı kaçkan bir hadi sehane geldi. Çünkü o din İsismarçılığı dediğimiz bu İsismar kartopu gibi büyüyor. Hem siyasette büyüyor.

Hem bir okra atlar bir okrasi de büyüyor. Hem de dinle ilgili alakalı olanların içerisinde büyüyor. Şimdi siyasette büyümesine anlayışta karşılacağız. Bir okrasi de büyümesine anlayışta karşılacağız. Ama din içer çevirelerini içerisinde büyümesini anlayışta karşılanmamız mümkün değil. Zaten sıkıntı da burada. Yani Alimim diyenler. Şeyhim diyenler. Dikendince bir cemata sahibiz. Bir cemata ehliiz. Ve bir cemata olanlar. Ne yazdaki bu İsismar’ın içerisine gömülmüşozyetiler.

Bu böyle öyle bir pistik öyle bir necazet ki bunun içerisinden giren kimse kendisini normalde temizlemekte çok zorlanıyor. Temizleyemiyor kendisini. Ve bu kartopu gibi büyüyor. İsismar’ı istismarı getiriyor. İsismar’ı istismarı getiriyor. Bir bakıyorsunuz. Yani o dinlen geçinmeyi bırakın. Dinlenzengin olmuş. Devasa, binallah, devasa, dergahla, devasa, arabalar. Devasa bir hayat, böyle şuan şöğret içerisinde bir hayat. Böyle ne yazık ki İslam’ın peygamberi immet oduna uymayan bir nokta.

Şimdi bir suvinin bir dervişin bir müslümanın zengin olması gayet normal bir şeydir. Bunda bir sıkıntı yoktur. Çalışır çabalar gayret eder. Birli bir maddiye rafaha ola şabedir, berli bir dünya bir rafaha ola şabedir. Bu ne hiç kimsenin söyleyecek bir lafı olamaz, olmaz da zaten. Bunun ne Kur’an müsaadeni, eder ne de, sünnet, sünnet, seneye müsaade, der ne de imamların fıkı hıbuna müsaade eder. Bu normalde yani bir müslüman eşitir. Böyle zenginlik düşmanı değildir.

Eyvallah, bunda bir sıkıntımız yok. Ama her kokimsenin bir işi yoksa, herhangi bir ticaret yapmıyorsa bir işleri yoksa bir şey yapmıyorsa bu nereden geliyor o zaman. Bunu sorarlar insana. Yani normalde bunun akarını, bunun giderine, bu nereden geldi. Nereden binildi, kırkeli tirliyonluk arabalara, nereden bu devasa evler. Şatogi bir yerler oldu, bu para nereden geldi. Bunun nasıl bir dünyaki hiç bir iş yok, çalışması yok, çabalaması yok, gayret yok, fabrikası yok, iş geliyor.

Yani bir vergüm mükellefü bile değil ama altında karabeli tirliyon. Vergüm mükellefü bile değil, herhangi bir yerde ahmer memurda değil ama oturdu ev yüz tirliyon. Yani bu kim bu adın bunun adı şey, bu kim bunun adı işte saadat seyit, şeydir. Bunun adını bir gafs neyse adı. Yani onunla baktığımızda insanların şahsın üzerinde soru işaret edil. İslam dininin üzerinde soru işaret edilse. Sebeb çünkü o kimseyi İslam ile bağdaştırıyor. En büyük problem bu nasıl bir siyasetçi İslam’u konuşursa İslam’u o siyasetçi ile bağdaştırıyor.

Diğini bilmiyor çünkü toplum. Topluğum Diğini bilse zaten diye peygamber salurlar ve selamaz eder, böyle mi yaşadı? Basitten yürücek. Çünkü Cenâb-ı Hak peygamberıyla alakalı sizin içimizden bir peygamber seçtim diyor. Sizin içinizden, bu ne demek sizin içinizden hayat sıtan dardı sizin gibi. Yemesi içmesi oturması kalkması, matliği durumu mali durumu sizin gibi. Yani sizden yukarıda bir kimse değil. Sizin içinizden. Yani kalkıp da mekkenin en zengini değil.

Sizin içinizden er en zenginden seçmiş olsaydı mekkeni çarsın okudar zenginler vardır ki Cenâb-ı Hak o zenginlerden bir de seni peygamber olarak seçemez. Ve amekken içersinde ebu cehinin önceki mahlası ebu hikamde. Eğer öyle bir şey olmuş olsaydı işte ebur hikemi o günün manada ebur hikemi peygamber seçerdi. Ve o da işte hem bilgili, hem böyle şey ne o zengin, hem kudretli bir kimse olmuş olsaydı mekken içersinde öyle kimseler vardır. Ama Allah celle celle halu hı, hiçbir peygamberi buna göre göre lendirmedi.

Hazret-i dağıl çobandı, dağıl çobandı, koyun gidiyordu. Musa ile selam çobandı, koyun gidiyordu. Yani peygamberlerin baktığımızda hayat standartlarına yaşadıkları toplumun hayat standardığından yukarıda değil. İman edenlerin hayat standardığından yukarıda bir hayat standardı yok. Hiçbirisinin ve hiç birisi o olmadan götürk etmiş. Dağıl Tale selam, kral peygamber ama dağıl Tale selam, kral peygamber olmasına rağmen hiçbir şatafatı şataat yok. Süleyman-a’la selam, kral peygamber ama onun böyle bir şatafatı şataat yok.

Enteresam bir şey ve onunla bir de beni israr peygamberi baktığımız zaman peygamberlerin hayat standartlarına bakın peygamberlerin hayat standartlarına baktığımızda yaşamış oldukları toplumun ve atopluluğun hayat standardığından yukarıda bir hayat standardı yok. Ve onlar dini tebliğden dolayı, dini tebliğden dolayı. Etrafındaki insanlardan, etrafındaki insanlardan herhangi bir ücret karşılık almamışlar. Bu konuda da istememişler. Bakın istememişler. Ve Hazret-i Muhammed Mustafa’da salullar ve Selam Hazretleri de hiç kimseden hiç bir şey istemeyeceğini söz verene ben cenneti söz veririm diyor.

O da söz veriyor, Hazret-i Böke Rafan’ımız. Bıra’da lahu anazretleri. Sonra emrâl müminin ki devesinden kırbacı düşüye elinden iniyon kendisi alıyor kırbacının diyorlar ki, yaymıren müminin bize söylese evinde bizzası edin de bizzası edin. Hazret-i Böke Rafan’ımız diyor ki, ben hem arkadaşım olan hem Peygamberim olan Muhammede söz verdim. Hiç kimse de hiç bir şey istememişler. Hızlı tebbüme. Hızlı tebbüme. Hızlı tebbüme. Hem Peygamberim olan Muhammede söz verdim.

Hiç kimse de hiç bir şey istememişe. Bakın hiç kimse de hiç bir şey istememişe. Hatta diyor ki, düşen kırbacınızda. Başka bir hadithi şerhte de başka bir sahab ediyor ki, Ayakkabının bağlı dağıya olsa. Anayakkabının bağlı düştü, onu dağıya istemeliyor. İslam, İslam, Gerçekman’da Peygamberi Metodun üzerinde, dini tebretmekten, dini çalışmalardan dolayı, ücret istemek yoktur. Bir kimse ücret istiyorsa yapmış olduğu dini tebrilerden, yapmış olduğu dini çalışmalardan ücret istiyorsa ve ücret alıyorsa o Peygamberi bir metod üzerinde yürümüyor.

Peygamberi değil. Çünkü Hazret-i’i Muhammed Mustafa Salullar ve Selam Hazretleri, dini tebriiden dolayı hiçbir ücret almadı. İstemedi yani. Gelen hediyeller oluyor da, Betülmalar veriyordu. Gelen hediyelleri. O gelen hediyelleri, Betülmalar veriyordu, Betülmalar veriyordu, Betülmalar veriyordu. Yani o kendi nefsine de, hediye bu manada almadı. Hatta, Meşur dur ya, Betülü zaman saydünursa zettirdi. Hediye kabul etmezmiş. O yüzden birçok dostlu, kırılmış incilmiş ona.

Şimdi normalde böyle olunca o tebriilerinden dolayı, tebriilerinden dolayı. Hiçbir şey kabul etmemişler. Eğer din salp bir şekilde. Kurans ünlet arasında duracaksa ve dini anlatam ve dini tebri eden kimse. Dini anlatam, dini tebri eden kimse. Ve hatta su fili anlatan dergaha anlatan. O normalde dervişi anlatan bir kimse. Bunun karşılığında herhangi bir ücret istemeyecek. Bunun karşılığında herhangi bir şeyi andırmayacak. Herhangi bir şeyi de andırmayacak. Bir de andırmayacak.

Bunun bu hale getirmeyecek. Bunun bu hale getirirse okum ise eğer bizim kardeşlerimi ise bizim yolumuzu ile kegetiriyor. Bizim kardeşlerimiz, böyle bir şey yapmayacaklar. Böyle bir yola girmeyecekler. Kendi kafalarından birilerinden bir şey istemeyecekler. Altını çizerekten söylüyorum. Kendi kafalarından dergahaın herhangi bir. Bizim toplulumuz, her toplulumuzun herhangi bir yeri için bir şey istemeyecekler. Bir toplu iyi ne daha iyi olsa. Bir toplu iyi ne daha iyi olsa.

İstemilecekler. Bir de bir tane toplu iyi ne lazım? Demilecekler. Derslerse bizim çizdiğimiz muhammedi yola leke getiriyorlar. Söylemeyecekler bunu. Bunun birisini andırmayacaklar. Bunu böyle birisini işte bizim kaşığımız yok demizekler. Bizim bir kaşık gönderir misin? Demizekler. Diyen kimse bizim yolumuzun dışındadır. Diyen kimse bizim yolumuzun dışındadır. Eğer kaşık lazımsa söyleyecek bize, biz kaşığımıza alırız. Barda klasımıza, bardağımız da alırız. Bir şeyler azımıza alırız.

Allah’ın izinler. Bunun isteyen, bunu dillendiren kimseler. Bizim yolumuzu leke getiriyor. Bu kardeşler. Açık ve net söylüyorum. Açık ve net. İstemek yok. Eski arkadaşlar, bu konusundadım. Ben bu sözüm unutuyorum. İstersem dilim kopsun. İstersem dilim kopsun. Güne aynı noktada imillerlardı sonra da. Ben ölünce kadar da aynı noktada olacağım. İstersem dilim kopsun. Ama bir arkadaşla bir kardeş de istemesin. Hiçbir kardeşin, Hiçbir arkadaşın Hiçbir kimsenin bir yolu, Küçücük bir minnacık bir şey için herhangi bir uydururtan bir şey için leke getirmeye hakkı yok.

Bizim yolumuzu bu manadal leke getirmeye kimsen hakkı yok. Bu yol muhabbedi bir yol. Yolmuşsaföz mühandeyi. Bu yol Hazret-i peygamber, sallullahi ve sallamazetten iyi yolu. Ondan sonra bu yol hazete, bu bekir efenimizin yolu. Ondan sonra bu yol hazeta, hazeta, hazeta, hazeta, hazeta, hazeta, hazeta, hazeta, insanların elindeki mallara gözlerini dikmemişler. Hazeta, hazeta, hazeta, Ehli Bey’de istemez. Bikimsenin ehli Bey’den olup olmadığını buradan anlayacaksınız.

Bikimse ehli Bey seyistemez. Ehli Bey’tin yolu istemekt değildir. Ehli Bey’tin yolu darviçlerin üzerinden para kazanmak değildir. Ehli Bey’tin yolu darviçlerin cebindekine göz koymak değildir. Ehli Bey’tin yolu darviçlerin malına parasına yapılına karısına kızına göz dükmek değildir. Ehli Bey’tin yolu bu değildir. Sen çoğuçta’nın zakirliğini dergâtaki hizmetini nebilem onunu bununu bahan edip sen hiç kimsenin hiç bir şeyine göz dükemezsin isteyemesin de.

Birileri istiyordur. Bizim dışımızda durur. Bizim yolumuzla alakalı değildir. Bir iyi ne dayı istiyolarsa bu toplulukla alakalı bu dergâllalakalı bizden değildir o. Bir yine dayı istese. Bir yine dergâhabul ağzımda dediği anda o bizim yolumuzdan değildir. Bakın tekrar söylüyorum. O bizim yolumuzdan değildir. Biz istemeyiz. Bu kadarız bu kadar oluruz. Biz yiye başaramayabiliriz bir şeylerini. Önüm değil. İstemeyiz ama dilenmeyiz. Biz belediye başkanların önünde biz taklatmayız.

Biz vallilerin bir okradır. Bir okradır. Önünde taklatmayız. El o uçturmayız biz. Bizim böyle bir derdimyiz yok. Bizim böyle bir derdimyiz yok. Bize araba ver. Bize kat ver. Bize yat ver. Bize paralar. Bize puldar. Bizim böyle bir derdimyiz yok. Birbirimizin arasında da derdimyiz yok. İlk kimselam ona kimselam. Ya böyle böyle ya bir şey ihtiyacımız var. Dergâhabunu alabilir misin? Arkadaşlar. Bu konuda çok hassasım. Ben otuz yılı geçtir. Devirdim dergâhını içinde. Otuz beş otuz altı yıl.

Bu saatten sonra bu dergâhı kimsel lekeletmen bir topli yine dayı olsa bir topli yine dahi olsa Allah Rızası için. Bunun sonu gelmez sonra. Bakın bunun sonu gelmez. Benim en çok canımız sıkma şeylerdir bundan. Adamın dervişliği istismar etmesi. Dergâhı istismar etmesi. Şeyh’i çavuşu zâkir istismar etmesi. Benim en çok canımız sıkma şey budur. Adam içki ise vallı ağzını yüzünü temizlerim onun. Ama adam istismar ediyor. Sonu ağzını yüzünü kırmak istiyorum.

Dolatmak istiyorum ona. Onu temizleme kesemiyorum. Bunun bile bile nasıl yaparsın ya? Evet bir topli yine de de takılırım. Evet takılırım. İstemek kardeşim. Ben bu topluluğu bir vücüt gibi görüyorum. Vahdetleştiriyorum ona. Birisinin bir şey istemesi bütün komple topluluğunu istemezseder. İstemek kardeşim. İstilecek sen ben isterim. Sana düşmede. Bir şey lazım mı? Benim gücüm yetmedi mi? Ben isterim gerekirse. Bugüne kadar istemedim. Ama isterim. Olmazsa olmazdır.

Ama bir arkadaş bunu istismar etmeyecek. Bunu istemiyorum. Dervişliği istismar etmeyecek. Bunu istemiyorum. Dün tanıştık kimseyle böyle yakap açan olmayacak. Bunu istemiyorum. Dervişliği istismar etmeyecek. Kardeş adı ya beni bir eve bırakırırsın. Demicek bunu ya. Demiceksin. Bu dergâta demiceksin kardeşim. Bu dergâta demiceksin. Ya yani yürüceksin. Gidgen otobüs bekleyeceksin. Gidgen terem bekleyeceksin. Gidgen olmuş bekleyeceksin. İstemiceksin. Beni bir eve götürürmüşsün demiceksin.

Bu yolda yürüceksin demiceksin. Oğluna söyle kızına söyle damadına söyle gelinine söyle kardeşine söyle. Kime söyleyeceksin? Biz iyi gülendirmez. Ama dervişe söyleme. Ha oraya gidiyor. Yani ben de atar mısın? Dervişlerini istismar ediyorsun. Yolunu istismar ediyorsun. Ve hagittin bilmem hangi ile gittiği sen gittin. Orada misafir olacağım diye bekleme. Sen ne işin var seni? İzmide de izmiden misafir olacağım diye bekleyecek. Yolunu onsana. Decek ya böyle böyle Cemil kardeşi ben işler izmi tedimde işin vardı da burada nerede kalabildarım.

Ve ha Cemil’le daha dün tanışmış. Yeni tanışmış. Gidcek çoluş çocuk Cemil’le evinde kalacak. 3 gün 5 gün 10 gün bir ay. Yok böyle bir dervişlik. Böyle bir dervişlik yok. Doğru değil. Bakın doğru değil. Tanışmış olabilir seni. Sen bir mu olmuş olabilir seni. Böyle bir dervişlik doğru değil. Biz böyle bir dervişlik öğretmiyoruz kimseye. Bunu istismar etmeyecek. Hiçbir şeyini istismar etmeyecek. Yolunu istismar etmeyecek. Oradan kendine hayatı kolaylaştırmanın yoluna bakmayacak.

Zorru’lu çektek. Nefis der bir esiyeri burası. Burası nefsin rahat etçe bir yerdey. Evet açık konuşuyorum. Ben dersi örüken de söylüyor. Kardeş başını yakma burası. Normal bir yerdeyim. Yakma başını uzaktır. Başını yakarsın burada. Sebek burada bir sürü mühammedi kurallar var. Muhammedi kurallar var burada. O mühammedi kurallara uyuyacaksın. Eğer bu dergaha müntesi bolacaksın. Su ufillini kullanıp evlenmeye kalkmak. Su ufillini kullanıp ticaret yapmaya kalkmak.

Su ufillini kullanıp gidip orada buradan misafir olmak. Su ufillini kullanıp onun bunun malından mülküne parasına puluna sarpmak. Yok böyle bir şey. Bakın yok böyle bir şey. İşim bir bizim kendi içimizin yönü. Bir de dışarsı var. Ya insanlar artık Müslüman görmekten tixincekler. İnsanlar artık şehr görmekten tixincekler. Müslümanlar artık şehr görmekten tixincekler. Bir de tutturmuşlar. Onun sonra Müslüman zengin olmalımı. Ya olsun canım kardeşim. Uçakla gelsin.

Ama sen ben şeyhim diyorsan dergaha niçarsında zekat toplama. Bir de zekat memuru tayin edip zekat memuru tayin edip kapı kapı dilendirme dervişlerini. Sen bir cemaatım ben bir topluluğum diyorsan tendi topluluğunu dilendirme. Çıkar uydurur tam bir dergi dergi satt. Çıkar uydurur tam bir sedi sedi satt. Çıkar uydurur tam bilmemine kitabı kitabı sat. Şeye venninin kerametleri sat kitabı. Şeye venninin mucizelleri sat kitabı. Şeye venninin hatıraları sat kitabı.

Şu kitab yeni çıktı. Bütün dergaha asın yok böyle bir sistem. Böyle bir dergaha yok. Böyle bir suvilik yok. Ama ne yazık ki müslümanlar bunun farkında değil. Şeye venni bir kitab hazırladılar dedim efendim biz bastıralım. Parasını biz verdik biz bastırdık. Dağıtın dedik parasız. Kendi daha önce sinden söylüyorum. Açık açık konuşuyorum. Dedik parasız dağıtın. Kaç paraya bastırlar çıkada. Ağak kardeşim parasını. Bir duyduk kitabı satıyor adam. Dedim efendim parasını biz ödedik bunun dedim.

Adam satıyor tek ardedim. Parasını ödediyimiz kitabın kitabı adam bir de asatıyor. Ödedinizin düzdaf fennisinin ödedik efendim dedim. Biz ödedik bunu parasındadım. Şeye vennemiş bu saf fennede demiş oğlum. O kitabın parasında bir sene de de asatıyor. Bir de akı baskı da kullanmak için satıyordun. Şeye venni geldi bana söyledi. Oğlum bir de akı baskı da kullanmak için veriyorlarmış. Efendim bizim dergahımızı yakışmaz dedim. Bir de akı baskı da dedim ben tekrar bastıttırım.

Almasın paradı dedim. Sonra seri yaptı. Abdullah fenni bir Abdullah fenni yaptı. Abdullah fenni üç Abdullah fenni dört beş altı yediği. Yine devam ediyor. Devam ediyor tur. Biliyorum takip ediyor olur mu aldır. Devam ediyor değil mi? Var mı bilen? Devam ediyor. Biliyorum kadarıyla. Bakın bizim daha önceki yaşadığımız bir şey. Biz o kadar irşat dergisi bastırı, dük bir kuruş paray istemiyorduk. Eşkim se’den. Bir işkim se’den istemiyorduk. Bastırı, dük de atıyorduk.

Gücümüzü varsa bastırız, da atırız. Gücün varsa yap kardeşim, gücün yok. Sonra oturdun yararlasenler bunun sorunluluğunu almayacak. Gücünün yettiğinden sorumlusun. İslam insanı gücünün yettiğinden sorunluklar. Gücünün yetmediğinden sorunluk almaz. Senin gücün yetiyorsa sorunlusun ondan. Ve hatta harcamak sorunla değsin. İslam harcarsın, İslam harcamasın. İslam harcarsın, İslam harcamasın. Adam kazancının kırtta bir zekatını verirse. Adamı hiç bir sorunluluğunu alıp ve zorunluluğunu koyamazsın.

Adam zekatını da istediğine verir. E istediğine verir. Yani Kur’an-ı Kerim’da aydıla sabit kimlere verirce. Onların içerisinden istediğine verir. Bitti bu kadar basit. Bu kadar basit. Bizim toplulumuz gönülleri lük eshasına dayalı. Gönülleri kesası. Bir adam bunu kaldıracak. Gönülleri kaldıracak. Sık kaldıracak. Ha gönülleri kesabı. Hesan gönülleri lükle alakalı. Evet, bunu yapacağım dediğinin mi dediğin bunun yapacaksınız zaman kardeşim. O zaman bunu yapacağım deyip de çıkma yola.

Bunu yapacağım deyip çıkma yola. O zaman onu yapacaksın. Gönülleri lük esası. Bir şeye söz verdin. Dedin ki ben çay dağıtacağım. Görevli olarak yazdırdım isim. Çayı dağıtacağım. Yani Gönülleri lük karnasılası. Ben bugün de gitmesem olmaz. Ayr olmadı işte. Hiç kimse senin balmumundan davet etmedi. Gel burada çay dağıt demedi sana. Kendin isminin yazdırdın. Kendin çay dağıtacaksın’ne betle oldu zaman. Dağıtmıyorsun. Diskare fi olursun. Çıkarlı istedi. Dağıtçak olanı koyarı.

Çalışacak olanı koyarı. Gönülleri lük esası. Bu disiplin. Ama biz birisi takıp da ondan bir hizmet istemeyiz. Biz ondan şunu aldemeyiz. Biz demeyiz. Demeyeceğiz. O yüzden asla ve asla. Biz işkimselen hiçbir şey istememe gayret edeceğiz. Derga adına beni özel hayatını zeygilendirmez. Ben hiç kimse de özel hayatında da kimse de bir şey istemeyeceksin diye. Bir atlaşma alma. Ama derga adına bir şey istemeyecekseniz arkadaşlar. Kendinize bir şey yapıyoruz. Söyeceksözüm yok.

Ama gidip de böyle ortalığa, onun sona bir şeyler istetmek, bir şeyler aldırmak. Bir şeyi aldırmak derga adına yok. Bunu istemiyorum. Bunun yapanlar tezbid ettiklerim var. Bunu ciddi bir şekilde söylüyorum. Bir toplu yine daha iyi olsa. Bunun yapanlara bir hafta müsaade perşem beye kadar. Ben den helallı kasınlar yoksa derslerin alıp göndereceğim. Böyle bu da şey bağruzun rahmetiyle alakalı. Kimseyi kırıp incitmek istemiyorum. Kimseyi de böyle bir şey yapmak istemiyorum.

Bir de şu çok özürlularım. Şu aymazlı yapmayın. Allah rızası için. Efendim size kimse öyle de. Bu aymazlı yapmayın. Bu aymazlık bu. Bu su fili bilmemek. Bu su fili bilmemekten öteye geç. Bu üstadığı da tanımamak. Bu üstadığının da ne olduğunu bilmemek bu. Bu daha büyük bir aymazlık. Bu daha büyük bir körlük. Bu daha büyük bir körlük. Bakın bu daha büyük bir körlük. Bunun böyle konuşmak istemezdim. Ama hani diyorlar ya kırmızı çizgimiz diye. Evet kırmızı çizgimiz arkadaşlar.

Hiç kimse kendi kafasından dergahadına herhangi bir kimse de bir şey istemeyecek. Bizim dergahımıza iyi ne lazım? Deyip de istemeyecek. İyi ne lazımsa burada görevlisi var. Çağıfer burada. İyi ne milazım? Çağıferin söyle. Bunun daha önce de ilan ettim mi? Bunun daha önce de ilan ettim. Bir dergahta yararşık boştuk olmaz. Bir şey milazım. Bayanlardan bursada bir şey lazımsa bayanzakiri belli. Ona söyleyenecek. Yemek de otumuyla alakalı bayanlarda görevli belli.

Ona söyleyenecek. Matbahla alakalı bayanlarda görevli belli. Ona söyleyenecek. Sema azenlerlerle alakalı bay bayan sema azen başları var. Onlara söyleyenecek. Mazi veller belli, mütremam belli, mütremam belli. O sema azen başlarından üzerinde sema azen mütremam hepsini sorumlusu kim? Atnan, ona söyleyecek. Bir isikendi kafasından bir iş yapmayacak, bir isinden bir şey istemeyecek. Bu keşme keşsi istemiyor. Biz mahçur değiliz, kısıklı değiliz. Cenâb-ı Hak’ım’du sen ağzın, gücümüzün yettiğince hizmet etmeyen memuruz.

Tekrar söylüyorum, biz mahçur ve kısıklı değiliz. Rabbim bizi cimrilerden eğlenmesin. Para izmesinde bilirim elhamdırla. Bilirim, bilmeyecek kimse de değilim. Yolumunda farkındayım, kendimin de farkındayım. Hedefimin de farkındayım. Evet, zor, zor biliyorum. Zorluğunda farkındayım. Ama ben Hz Muhammed Mustafa’nın ayak izini takip etmeye çalışan bir insanım. Kendi gücümce. O yüzden hiç kimseye de bu konuda acımam yok. Hiç kimseye, kolumsa koluma acımam yok, keser atarım koluma.

Kolumsa koluma da ayacımam yok. Keser atarım koluma. Allah bizi affesi. Bunu böyle söylüyorum, bir şey umdumdan değil. Allah hızası için. Yani bunu söylememi sebebi şu arkadaşlar. Bu toplulu yürü tebilecek kadar hamd olsun gücümüz kuvvetimiz var. O yüzden gerek yok. topluluğun adını farklı bir noktaya çıkarmaya. Kendi şahsınız adına da gerek yok. Dimdiki yaşayın, dergılsın fili, isismar etmeyin, yayan yoruncaksa yayan yoruyun. yayan yoruyun, aç kalıncaksa aç kalın.

Susuz kalıncaksa, susuz kalın. Kalın susuz kardeşim. Sen Allah yolcusun, aç kalıncaksa aç kal. Yürü, sen Allah yolcusun, yayan gidecekse yayan git. Yürü, yürü. Gidemi olmuşun. Gideme, otur oturduğun yerde Allah’a zikret. Gidemedin, parasız kaldın. Ponsuz kaldın. Ne acar kaldın? Zikrullah ile kasına gidemedin. otur zikrullah ile kasındaymışın gibi Allah’a zikret. Merak etme, buradasın. Dilenmektense, dilenmektense, otur, onurlu bir şekilde edallığız zikret.

Otur Allah’a zikret. Dilenmektense olmayı versin, iyi neimiz bizim. Oramız eksik olsun. Oramız eksik olsun. Bundan gözünden, neden eksik oldu, gözünden bundan. Allah bizi affesin. O yüzden hiç kimseden hiç bir şey istemiyelim. Ve inşâallah öylece hayatımızı sonuldurlar. Bir hadis şeref. Adamın birisi geldi dedik sallallahu ve seremha şöyle dedi. Ey Allah’ın Rasûlullah. Bana öyle bir amel göster ki onu yaptığım takdir dedi. Allah tebbeni sevsin. İnsanlarda beni sevsin.

Bakın bana öyle bir amel göster. Allah tebbeni sevsin. İnsanlarda beni sevsin. Resulullah sallallahu ve seremha zettir şöyle buyurdu. Dün ya da zahit oğul. Allah seni sevecektir. İnsanların elinde bulunanlara karşı zahit ol. İnsanlar seni sevecektir. O zaman dünyada zahit ol. Dünyada ne kadar varsa ihtiyacın dünyayla alakalı ihtiyacını gör. Daha da fazlasını gözünü dükme. Filancı şöyle zengin olmuş. Ben de öyle zengin olacağım deme. Allah’ın verdine şükret.

Çalış çabala gayret et koştur. Dünyayı terkettemiyorum sana. Ama ben de şöyle olacağım. Ben de böyle olacağım. Deyip de hataya düşme. Yanlışa düşme. Haramı düşme. Eksikliye düşme. İbadetlerden uzaklaşma. Allah muhafaza elesin. O mal varlığının hesabı var bir de. Bunu da düşün. Seni ahiret işlerinden uzaklaştırmasın. Senin manivi işlerinden uzaklaştırmasın. Senin namazdan zikirden sohbetten uzaklaştırmasın. Seni dervahından tarikatından şeyhinden uzaklaştırmasın.

Sen dünyası arhoşu olma. Rürtgü öbür adı şerfın geri kalan ne? İnsanlara karşı elinde bunun insanların elinde bulunanlara karşı zahit ol. İnsanlarda seni sevecektir. Sen insanların elindekine gözünü dikme. İnsanların cebindekine gözünü dikme. İnsanların cebindekine gözünü dikersen hele bunlar dervise senin gözünü çıkarır Cenâb-ı Hak. Sen insanların elindekine cebindekine gözünü dikme. Sen dervişlerin elindekine cebindekine üçem de uğraşırsan, sen ütülürsün Allah seni üter.

Ve insanların arasında hiçbir sevgin hiçbir derin kalmaz. Hiçbir sevgin hiçbir derin kalmaz. İnsanlara karşı zahit ol. Dostlarına karşı zahit ol. Dostlarına dua etti. Yarra bir bunlara iyilik ver, güzellik ver, huşrık ver. Maddi imanevi, rahattık ver, maddi imanevi, afiyet ver diye etrafına dua et. Deme ben bunun parasını nasıl alırım diye. Deme ben umalı buna satı vereyim falan diye. Dervişlere karşı hukukunu belli bir düzeyde tut. Dervişlere zarar vermek noktasında durma.

Sizin en hayırlığınız etrafına zarar vermeyenizdir. Bizim etrafımız dervişlerden kurulu. Etrafı dediğin senin dışarıda ki insanlar değil sebeb, ve o seni tanımaz sen onu tanımazsın. Etrafın dediğin dervişler, sen derviş kardeşlerine zarar vermeyi kendine ölçedin. Derviş kardeşlerine zarar verme. Onlara maddi imanevi, onlardan menfaat denmeye çalışma. Birinin ekmeyeneceğim, yemeğeneceğim, öğlen, yemeğine orna den getireyim. O zaman ben buna den getireyim diye ucuzlaşma, ucuzlaşma.

Onun parası var. Ben bunu ona satarım, onun pulu var. Ben bunu ona, ona o sana veririm ucuzlaşma. Onun hesabı ağır. Allah muhafaza elesin. İnsanlara karşı zahid ol. Yani insanların parasına puluna malına mümküne katına yatına arabasına evine barkına gözünü dikme. Aman gel buraya kefil olu ver, deme. Aman gel buraya imza atı ver, deme. Yapma derviş kardeşlerine. Ve insanlara karşı zahid olmanın yolunu bul. Yani dervişlere karşı zahid olmanın yolunu bul, aldatma, kandırma.

Aldatma, kandırma. Allah muhafaza elesin. Rabbim gümlemizi kuram ve sünnet yolundayıyla. Rabbim gümlemizi dini isismar eden derganı yolunu isismar edenlerden eğlemesi. Nefsimiz uydurmasın. Heva ve hevesimiz uydurmasın. Rabbim gümlemizi muhafaza eylesin. Bunun nalakalı bir kaç hafta inşâallah sohbet edememdebiliriz. Rabbim yardım eylesin inşâallah. Malum önümüzdeki pazar günü şeba aros yapacağız. inşâallah yine o mahçe davette olacak şeba aros. O yüzden bir küçük bir yürü şebanın diye müsaade istedik.

O da olmadı. Rıcağı etmişler, cevap her kardeşler. Debişler ki trafi çok haksatırız. Rıcağı etsek temişler. İpterle denmişsiniz. O da küçük bir isişare. Tek dedik tamam rıcağıllarını kabul edelim. İpterle denelim dedik. O yüzden yoksa bir mevle ve alayış yürü şi yapacak. Bunda paylaşmadık baştan ne mutlut, ne gideceğim belli değildi. Böyle tatlılıkla yumuşaklıkla, cevap her erice aydınca bizde rıcağıllarını kırmak istemedik kabul ettik dedik tamam sıkıntı yok.

Allah izin verirsen inşâallah pazar günü bahçe davette şeba aros yapacağız. inşâallah bütün kardeşleri arkadaşları özellikle gelmelerini istirham ediyoruz. Özellikle istiyoruz. İkinci istirhamımız geri buluyla alakalı. O yüzden bir dakika pazarına da geri bulda var. O yüzden arkadaşlardan özellikle de istirham ediyoruz. Gelip olu da öyle oldu. Allah’ın izinin orada da hazırlıklar bütün her şey hazır. Burada da hazırlıklar hazır. Her şey normalde pazar günü kalabalık olacağı için dalıtım problemi yaşarız diye.

Şimdiden söyleyeyim. Ondan sonra ama lokma iki makineyi birden kuracağız oraya. inşâallah ama kalabalığı da unutamayız. Masaları de kaldıracağız. Çünkü düğün salonunda masalarında ortadan kaldıracağız. Normal sandal sistemine geçeceğiz. Çünkü herkes biraz böyle yerdeyi üç teki mecbur gibi öyle düşünlük. Hatta içimdekini söyleyeyim. Herkes gelebirlerine mecbur gelecekler. Ben en iyisi böyle içimdekini atayım geçeyim ve anlı olsun. Herkes yaşıyla çoluğıyla çocuğıyla şey varoza gelecek.

Bu benim için önemli. O yüzden ikinci önemli olan yerde geri bulur. Orası da benim için önemli. Gelip oluyordu arkadaşlar. Önümüzdeki hafta tam tekmil bir şekilde. Gelip oluyordu. Hem semazem mutraban olarak katılımcı olarak bütün arkadaşlar mümkün olduğu için herkes gitmeye gayret edecek. Hak denize elleredi. Allah razı olsun. Burundarda sorular var. Ama saatte onu oldu. Bunlar inşâallah. Bir daha könümüzdeki haftaya kalırsa inşâallah devam edersin. Üç eğitmez bir fâtiye şerif.

Yara bir haslı olan sababa ve vele bizzat, fahidikainat sebeb mevjuudat. Sevgili Peygamber Efendimiz Hazret-i-ı Muhammed Mustafa, Sallallahu aleyhi ve selam Efendimiz’in aziz parkruhu şeriflerine hediyele dikabıl vahası ile yara bir. Adam hale selamla helik, sarasına gelmiş geçmiş Peygamberiz hihşah’ın Efendimiz’in huşeriflerine. Cihari, arı güzüne fennemize bu bekir, sattı, gomadır, farbuk, Osman, zinnüreyin. Ali al-Murtazak, aram Allah ve cefennemize nevladır, solullah, zevcâtır, solullah, ashabır, sallallahu aleyhi ve selamın huşeriflerine.

Aşter’in ve şerefrenlerimizun huşeriflerine imâma Hasan imâmi hüsene yetmişke şühede anun huşeriflerine. İmam zimâma Hasan imâmi hüsene yetmişke şühede anun huşeriflerine. İmam zimâma azamı bu hanefî imâmi şafî imâmi l-kîmâmi hambelir, radyallâh nazretleri, meseb imâmenlığın huşeriflerine hediyele dik kabul vahası ile yara bir. Büyük şeye fennelimizden yaptır. Tantavi, Abdurrahim, Neşâbi, Al-Hacel, Hafız, Ebu Bekir, Sıtlı, Geçor, mi? Ali ayda refendi, çorumla, Hacın Mustafa, Anlaş Efendi, Nevişer’le, Hacaptullah, Gürbiz Efendi, Mızın, Luhu Şeriflerine, Kaçun’u dergâhının kapbaşı dergâhının geçmişlerinin uğluruna geçmişlerinin uğluruna geçmiş, Mırşı dikâminlerin, veililerin, evliyaların, minerin dervişlerin, ruhu şeriflerine.

Üst adımız, Fultanımız, bayınlarla, Hacın Mustafa, Fendi, Mızın, Luhani, Tükküslerine, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Büyük şeye fennelimizden Abdur, Tantavi, Abdurrahim, Neşâbi, Al-Hacel, Hafız, Ebu Bekir, Sıtlı, Geçor, mi? Büyük şeriflerine. Üst adımız, Fultanımız, bayınlarla, Hacın, Mustafa, Fendi, Mızın, Luhani, Tükküslerine, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Yaşı’ya, Mırşı dikâminlerin, veililerin, evliyaların, minerin dervişlerin, ruhani, Tükküslerine.

Turgâli, Mizamakrabay, Talikatımız, Dengel, Mış, Keşmiş, Mızın, Luhlana, Veruhani, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillahim, Neşedan, Majhim, Sümünler, Rahman, Luhim. İnden Allah’a yuhippe o tababine ve yuhukul, Mütahari’in. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara.

Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara.

Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara. Euzübillah, Hediyele dik kabul vahası ile yara.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 14.12.2023 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.