karabasi-sohbetler-2023

(NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 7.12.2023 ​​​​​​​​​​​

(NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda (NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Bu ziyonuz İsrail’e karşıya Cenâb-ı Hak Müslümanlara Cihaç yorul verse. Bu ziyonuz İsrail ve destekçilerine Rabbim batırsın. Ümmetü Muhammed’i yeniden Cihaç yorul’u ilaşı olandır. Şahlandırsın. Ümmetü Muhammed’i şuğurlandırsın.

Onun ümmetü Muhammed’ü Kur’a mısın? Ne tıseneyesim sıkı yapışıp, Dünya üzerini hak ve adaleti tesis ettirsin. Necim ahid? Bu gün köyün nasihatimiz arafsörese ahiyet yüksem bir yüksek sen biz. Bakşam ki sohbet konumuz bu. Anfayet üsseysem bir yarattıklarımızdan hak ile doğru yükserem ve hak ile adaleti sağlıyam bir toplolutta. Bakın yaratı topluluklar var, bu topluluklar hak ile doğruyu gösterip hak ile adaleti sağlama mücadelesi veriyorlar. İnsanoğlu var olduğundan biri iki hal var bu manada.

Bir tarafta, bağıtıl var, bir tarafta da hak var. Haklı, bağıtılın savaşı, ademin evlatlarından itibarın başlamış. Ademin evlatlarından itibarın Cenâb-ı Hak Peygamberler ve Peygamberlerden sona veliler, alimlerle hakkın hak olduğunu bildirmek için hep görevlendirilmiş. Eşeytan da bağıtıl tarafında o da askerlerini toplamış. İnsanlardan oluşan, genilerden oluşan askerleriyle onlarda bağıtıl tarafının savaşçılır olmuşsa. Ve bu savaş, ademden itibarın devam ettiği gibi kıyamete kadar da devam edecek.

(NASİHAT/10) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti Hakkında

Bu tabi ayeti kermenin bir sebebi de bundan önceki ayına arafs uğresini, yüz yıllı yedince ayete imbu sağlığı selamın zamanında da böyle hakkı savunam bir topluluğun var olduğunu. Başka ayeti kermenlerde iyi sağlığı selamın zamanında hakkı savunam bir topluluğun olduğunu. Ve hazeti Peygamber salunlar ve selamazette ne zamanında da hakkı savunan toplulupların var olduğunu ve var olacağını beğen ediyor. Tabi bu kuran bu ayeti kereme insali olduğunda bunun muhatabı direk sahabeler.

Ve bu toplulu olarak Peygamber salunlar ve selamazette ne ve asaba. Bunun bundan sonra da ümmetini içerisinde hakkın hak olduğunu bildiren tabiyle eden ve adaleti tesi etmeye çalışan bir topluluğunu var olacağından şaret ediyor. Allah Resil’u salunlar ve selamazette de bu hari ve müslüm hadis şerifinde ümmetimden bir tayife Allah’ın emrini yerine getirmeye devam edecektir. Karşı çıkanlar onlara zarar vermeyecektir. Allah’ın emr gelince kadar böyle olmayan devam edecektir.

O zaman ümmetten bir topluluğuk ümmetten bir grup. Siz buna ne derseniz dediğin ümmetten bir devlet ümmetten bir kuvvet bu haklı tebli etme. Doğruyu tebli etme. Ve aynı zamanda da adaleti tesi etmeye çalışacak olan bir topluluğuk olacak. Çünkü kıyamete kadar, kıyamete kadar bu hak üzerine olan topluluk eksik olmayacak ve atta topluluklar eksik olmayacak ve bu her dahim devam edecek. Sizyle sizyle yürüyecek olan bir şey. Ademek ki toplumlar bozulacak insanlar bozulacak hep bozulmuşlar ama bunların karşısında kuran ve sünneti savunan kuran ve sünneti yaşayan tebliğ eden kuran ve sünneti bütününü insanlara bu noktadan nasihat eden topluluklar olacak.

Ve bu topluluklar bu insanlar hiçbir şeyden korkmadan hiçbir şeyden yılmadan kuran ve sünneti yaşanması ve yaşatılması için hakkın ve hakikati meydana çıkması için bunların mücadeleye devam edecekler. Ne kadar bunların susturmaya çalışsalarda ne kadar bunları yok etmeye çalışsalarda bunların üzerine ne kadar herhangi bir baskı, herhangi bir şey yapsalarda bunlar bu yoldan geri dönmeyecekler ve bu baskılar bu ne bileyimşte değişik bu konuda ki onun sonu zulümler bunları bu hak ve hakikat yolundan geri döndüremeyecekler zarar veremeyecekler.

Burası çok önemli. Yani burada ki zarar veremeyecekler biz ben bunu böyle fiziki bir şey olarak görmüyorum. Yani fizikensizin kolunuzu bacanızı koparabilirler ama normalde zarar veremeyecekleri ben biraz daha maanevi olarak görüyorum. Ve bunların normalde eksilmeden ben bir de bunların eksileceğini de inanmıyorum. Nasıl ve eliler eksilmiyorsa nasıl üçler beşler yediler kırtlar, seksenler, yüzlermiler, iki yüz kırtlar. Bunlar eksilmiyorsa beş yüzler, üç yüzler eksilmiyorsa bu hak ve hakikati tabban bu sayıları takılan bir kimse de değil.

Bunlar adişerte böyle beğen edilmiş, adişerte böyle beğen edilmiş böyle hani ben bu normalde Cenâb-ı Hak’ın ilmiği lahesinde bunlar kaştan edirdik. Ne kadar dırt. Kimin ne vazifeyi yapar bunlar ayrı sohbet konusu. Ama bunların nasıl Allah’ın veli ismi şerefe sonsuza bu velilerinde işlebilirim. Bu velilerinde işleri sonsuz olacak ve onlar normalde her dahim var ocakla. Ve Cenâb-ı Hak dinini peygamberlerden sonra bu veliler bu evli yallar bu ahşıklarla dinini dahim olarak diri tutacak dinini bu noktada.

Ne yapacak her dahim yaşına bilir halde tutacak her dahim. İşte bu ümmet Muhammed’in içerisinden bu hak ve hakikate aykıran hak ve hakikati yaşanması için mücadele eden batıda karşı cihad eden toplulutlar her dahim olacak. Ocak yine bu harim üstüm adı şerründe Allah Resul-u Sallallahu aleyhi ve selam adıları buyuruyor ki Allah kim için hayırdilerse onu din de fakih kılar. Müslümanlardan bir toplulu kıyamet gününe kadar hak orunda savaşacaklar ve kendilerine karşı çıkanlara galip geleceklerdir.

Bakın bu hadişerte de birinci hadişerte zarar vermeyeceklerini veremeyeceklerini söylüyor. İkinci hadişerte de bu hak ve hakikat yolunda yürüyen koşturam mücadele eden cihad eden insanların ümmetin sonunda galip geleceğini söylüyor. Burada kim Allah bir kimsenin üzerine hayırdilerse onu din de fakih kılar dediği şey onun kalbine ilham eder. Onun kalbine doğru ilham eder. Onun kalbine hakikati ilham eder. Çünkü hani mühüttüler size fethva versedersiz kalbinizi danışınız demiş ya.

Yani nece fakih kimseler vardır fakihdir. Fıkı çok iyi biliyodur ama işte evliasyon miktarı kadar faeze cevaz verir. Nece fıkı çok iyi bilen insanlar vardır. Fıkı çok iyi biliyodur. Ama örneğin işte kalkar eş için sallık da alakalı yumuşak sözler söyler. Nece fakih insanlar vardır fıkı biliyodur. Ama kalkarlar normalde bu zamanda cihad yoktur. Hani öldürmek yoktur. Bunlar kendi başınıza çıkardığınız şeylerdir. Cihadın olmasının diledir, çıkarlar. Nece fakih olan fakih görünün insanlar vardır.

Onun sonu bunlar emper yeri ister tarafından satın alınmıştır. Emper yeri ister tarafından satın alındından emper yeri izme uygun, sömürye uygun fethvalar verirler. Nece fakih görününün insanlar vardır, derler ki bu zamanda İslam bu kokuyla muameli etmek mümkün değildir. Bunların revizi edilmesi lazımlar. Nece fakih insanlar vardır. İnsanları sapkınla götürür. Fakihdir ama insanları kuram ve sünnetten uzaklaştırır. Gidip oturup konuştuğunuzda öyle belakattı konuşur.

Öyle aheti kerimelerin size sıralar. Ama işin sonuna geldiğinizde bir bakarsınız ki çizgi çok farklı bir yerde. Öyle fakih insanlar vardır. Alim görünen insanlar vardır. Şeh görünen insanlar vardır. Ama toplulukları batılı doğru sürükler. Onlar gösterişleri çok güzeldir. Cüppelleri sarıkları ağa saldırı sakalları. Bakarsınız o muhteşem her şeyiyle. Bakın her şeyiyle görünün tüsüyle muhteşem. Biraz konuşmaya başladınız da iş başka bir yönlere gider. Nece fakih alim şehler vardır.

Bunlar dini istismar ederler. Tarikatı istismar ederler. Sufili istismar ederler. O topluluklardan ceplerini doldururlar. Hani bu son dönemde çok model oldu ya. Neydi bu şeyler? Yutoburlar falan şunlar, fenomenler, fenomenler. Nasıl şimdi devlet bu fenomenlerin bu malın nereden buldunuz diyor? Aslında devlet bütün şeyhim alimüm diyenleri de sorgulaması lazım. Sizler bu malın nereden buldunuz? Sizin geçiminizle. Siz nereden bu malam ülke ulaştınız? Ticaret mi yaptınız?

Siz bu devasa bir nallar nereden yaptınız? Bu devasa kursların nereden yaptınız? Bu son model eslere nasıl biniyorsunuz? Nereden aldınız? Nereden geldi? Musatma alıverdi bunları size siyah. Kim aldı desteklemenizi için kim size yardım etti? Kimler sizin kitaplarınızı bastırdı da cebinesi para koydu? Bunların hepsinin de aslında sorgulaması gereken şeylerdir. Aynı şekilde musatında sorgulaması gereken, masonlarında sorgulaması gereken, aynı zamanda Leonular’ın eliyon eslerinde sorgulaması lazım da.

Bunlar kimdir nedir? Nasıl bir birlerine yardımcı olurlar? Hangi karanlık bir dehlizlerde? Hangi karanlık kararlar alırlar? Mason şey kaçtan edir, mason alim kaçtan edir? Görüntü da alim ya, mason ilahiyetçine kadar, mason diyen için ne kadar? Bunların da komple incelenmesi araştırılması gereken, neden? Çünkü hakkı tebliğe diyenler var ya, hakkı tebliğe diyenlerle, hakk yolunda mücadele edenlerin birbirmesi ayraştırılması gereken ama Türkiye Cumhuriyeti devletinin buna yapmaya gücü ve yetkisi yoktur.

Buna dokunamaz. Türkiye’deki siyonizme, Türkiye’deki masonizme, Türkiye’deki Leonulara Leonistlere dokunamaz, dokundu turmazlar. Çünkü bu örgüt çözülürse Türkiye’de çok şeyin o örgüt de bağlı olduğu, çok ahlimin o örgütlerle bağlı olduğu, çok ilahiyetçilerin o örgütlerle bağlı olduğu. Çok, çok dihan etçinin o örgütlerle bağlı olduğu, çok milletvekillerinin bu masonik örgütlerle bağlı olduğu, bakanların bu masonik örgütlerle bağlı olduğu.

Büyük bir çoğunlunu sabata istoldukları, büyük bir çoğunlunun aslında ermeni dönmesi olduğu, gerçekte ermeni olduğu, büyük bir çoğunlunun Yahide olduğu, gerçekte Yahide olduğu, İsrail’in siyonizmin emrin olduğu, meydana çıkar, bu meydana çıkınca da zaten Türkiye’de Cumhuriyeti devletinin temelleri sarsılar. O temeller sarsılınca da zaten o zaman iş her şey meydana çıkar, o zaman layıklığın arkasında ne var, neden bazı ilahiyetçiler layıklığı savunuyor, neden bazı dihanetçiler layıklığı savunuyor, neden o layıklığı tanımını, bunun arkasında kimler var, bunun arkasında kimler var.

Atatürtçülük demek, değinsizlik demek mi, neden değinsizler atatürtçülün arkasında saklanıyor, neden masonlar atatürtçülün arkasında saklanıyor, gerçekte atatürtçü olmadığı halde, bunlar meydana çıkar. Çünkü, bakın, her dönemin, her yerin, hak ve hakikat anlayışı, hak ve hakikata ayrıdır. Biz burada şimdi sizlere hak ve hakikat olarak kuram ve sünnetin kaidelerinin anlatırız, bu ayrı bir meseledir. Ama, eğer ki, batırla mücadele çekseniz, bu hak ve hakikat savunucuları, hak ve hakikat savaşçılırı, kimine mücadele çektir, batırla.

O zaman, batırla iyi tanımamız gerekir. Biz bu ülke topraklarında yaşıyorsak biz batırla iyi tanımamız, tanımamız gerekir. Eğer siz batırla kim olduğunu tanımatsanız, batırla bilmezseniz, sizin hak ve hakikat mücadeleniz, mümkün olmaz, kimine mücadele edeceğinizi bilmiyorsunuz çünkü, insanlar oturuyorlar, içkiyle mücadele ediyorlar, içkiyle mücadele etme. Sen o içen ne de mücadele etme. O içkiyle üreten üretlerine, o içkiyle o kılanla mücadele et. Zavalladamın ne işi var ki?

Zavalladamın işin yok, o zaten sarhoş kardeşim. Onun da demişler ki, içiyor. Onu içirenle mücadele edeceğim. Yani, sinek ve değil, sevili sinek ve değil. O göğe, o normada, bataklı, kurutman lazım, bataklık ne, batıl ne, batıl ne, batıl o zaman, kuran ve sünnetin dışında ki her şey, fikir, sefe, düşünce, kalmın, kaide, ne ararsanız var mı? Bu ne, bu batıl, bakın özü bu, bu batıl kim savunuyor? Bu batıl savunanın bilcez ki, onu göre fikir yürüccesi, biz batılak karşıyız, batıl ne, hakkın karşısında olan, zıttı olan, hakkın karşısında olan, zıttı olan, peki, hakkı o zaman bir kaşmağına vermemiz gerekiyor.

O zaman, hakk ne, batılın karşısında, ama bir daha hakkın daha hakkı hakikati var, orası ne, orası ayağını sabite, ayağını sabite, hak ve hakikatın, öyle söyleyeyim, hakkın hakikatidir. Yani daha henüz hiçbir şey görünürleye çıkmamıştır. Allah’ın ilmi ilahi sizdir, daha görünürleye çıkmayan yeridir. Orası hak mıdır evet, birinci derecede benim için hak olan yer, orasıdır. O ayağını sabite de ne, o loop ne gitti ise hak oradadır, bakın orada, batıl da haktır, haktır, batıl nasıl haktır, o da ayağını sabitenin içindedir çünkü, ayağını sabitenin dışında değildir.

O zaman, orada ki, o kimsenin hakikati, ne ise, o, bu görünür, aileme geldiğinde, o da onun yaşacaktır. Orayı biliyoruz, bilmiyoruz. O zaman, hak anlayışımız, birinci derecede bizim için ayağını sabit eder. O görünürleye girdin, yaşan teygirdin, bizim için burada haktneder, değişmen kaedeler. Değişmeyen kahedeler. Kur’an değişmeyen kahedemizdir. Bizim için Haktır. O zaman Kur’an’ın karşısında dışında olan bütün her şey bağıtıldır. Cenâb-ı Hak Kur’an’ın da bizi Allah ve Resûluna dahvet eder.

Hatta itaatlerle alakalı Allah ve Resûluna itaat edinler. O zaman bizim için Kur’an-ı Sünnet Allah ve Resûlü bizim için Haktır. Allah ve Resûluna karşısındaki her şey bağıtıldır. Cenâb-ı Hak bizi namaza dahvet eder. Cenâb-ı Hak bizi orcadavet eder. Cenâb-ı Hak bizi şehit bir edavet eder. Cihata dahvet eder. Cenâb-ı Hak bizi iyiliye dahvet eder. Cenâb-ı Hak bizi anne ve babalara’yı öfbüle demeyinizler. Dağvet eder. Cenâb-ı Hak bize eşlerimize iyi davranmamızı dahvet eder.

Cenâb-ı Hak bizi tüm iyi ve faydalı olan şeylere dahvet eder. Şeytan nedir. Şeytan batılın temsilciyesidir. Şeytan bunların zittini yaptırır bize. Anne babanıza işleyen ediyorsanız, anne babanıza karete diyorsanız, anne babanıza sesinizi yükseltiyorsanız şeytanın askeri olduğunuz. Dreck, batıldasınız. Eşler birbirlerine zulmediği olarsa birbirlerine haksız davranıyor olarsa şeytanın tarafına geçtiler. Batıl oldular. Siz Kur’an bir şey haram etmiş. Siz onu işliyorsanız.

Onu işliyorsunuz. O zaman siz haktan batıla geçtiniz. Bakın, hakt neydi? Ayağını sabiteydi. Ama görünür ağabeyimde, hakt ne oldu? Kur’an sünnet oldu. Ve siz Kur’an ve sünnet’e sın sıkı bağlanmanız. Kur’an ve sünnet arasında durmanız gerekiyor. Eğer Kur’an ve sünnet arasında durmaz. Kur’an ve sünnet arasında hareket etmezseniz. Batıla geçtiniz. Ortası yok. Bakın, ortası yok. Bir şey konuştunuz. Konuştunuz şey Kur’an ve sünnet’e uygun ise hakt tarafındasınız.

Konuştunuz şey, batıl taraftayısa Kur’an ve sünnet’in dışındayısa batıl taraftayısınız. O zaman, denim kardeşlerim. Biz erke, sufiler topluluğu olarak, biz biz sufi topluluk olarak hakkın savunucusu olacağız. Adalet’in savunucusu olacağız. Hakkım ve adalet’in savunucusu olarak bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Ama bu mücadele birinci derecede nefsimiz olması gerekir. Ve biz nefsiyi daremizde nefsiyi daremizde. Biz Kur’an ve sünnet’e sın sıkı bağlı kalıp nefsimizi bu noktada terbiye edip batıla karşı da kendimizi bu konuda istihdam etmeliyiz.

Bu bizim dostumuzdu. Bu bizim arkadaşımızda. Bu bizim kardeşimizde. Bu bizim şeyimizde zakirimizde çavuşumuzdu. Yani ne yapalım o da böyle yaptı. Bu batıla yardım etmek oldu. Hani dediği ha hırsızlık yapan kızın Fatima da olsa onun kolunu keserim. Onun cezasını veririm. O zaman biz hak ve hakikat yanında durup kim kur’an ve sünnet’in dışında bir şey yapıyorsa onun nasihat etmekle mükellefiz. Çünkü bu ümmet iyiliği emreden kötülüklerden sakınran kur’an ve sünneti ve iyili nasihat eden bir ümmet.

Kur’an ikerinde bakarada geçer ya bu ümmetler de kalıyor. Evet o ümmet bu ümmet. O zaman bu ümmetin hak ve hakikaten yanında durmamı kellefiyetle var. Ve bu ümmetin bir sufi toplulu o olarak biz bu konuda daha dikkatli, daha duyarlı davranmak zorundayız ki biz gelecek nesilleri doğru bir yol bırakalım. Biz gelecek nesilleri hakkın ve hakikatin yaşandığı hakkın ve hakiketin konuşulduğu bu yolda bu uğrda yüründüğü bir topluluk bırakmalıyız. Bizim mirasımız bu olmalı.

Bizim mirasımız parapul malmüyük olmamalı. Bizim mirasımız saltanat olmamalı. Eslerle çok böyle işte kalabalıklarla böyle o gösterişle o şatatla o şatafatla gidilen bir yol olmamalı. Biz suvili hak ve hakikatlerresinde. Biz İslam’ı hak ve hakikatlerresinde resumlu Allah salılalı ve Selam adetlerinin ölçüsü ile yaşayıp o ölçüğü insanlara tebli etmekle mükellefiz. O ölçüğü kaçırmak yok, o ölçüğü açmak yok ve ancak o zaman ademden beri sürekeren o silsilenin içinde dururuz.

Çünkü bu silsilenin heplerim ya bu soy bu damar ademden itibaren gelir. Adem’in habil onun sonunda şitten itibaren bu silsilenin yapar gelir. Batıl silsilesi de kabilden gelir. Batılın silsilesi. O zaman bir kimse yak kabilin silsilesindendir ya da habilin silsilesinden der. Habilin silsilesinde ise o kimse hak ve hakikat yolundadır, hak ve hakikati yaşamaya gayret eder ve etrafına da hakikati pebli eder. Ya bu bizim mahalle komcumuz şimdi. Yalnız kalabilirsin.

Ama doğruyu söyle. Doğruyanlat. Ya bu ahmiyirdi bu meymurdu, bu milletvekiledi, bu bakandı, bu başbakanında, bu Cumhurbaşkanında, değişmez. Sen doğruyu söyle. Sen doğruyu hareket et. Sen doğruyu konuş. Konuşamazsanda kalben bu uzet. Konuşamazsan alkışlama var. Konuşamadım. Hiç olmasa alkışlama. Yapamadım bir şey oldu. Hiç olmasa alkışlama. Hiç olmasa tebesim bile etme. Kalibinden bu o zaman biz hak ve hakikat yanında durmakla mükellefiz. Sufiler bunun üzerinde çok dikkatli davranırlar.

Davranmalılar. Eğer sufiler hak ve hakikaten uzaklaşırlarsa toplumun kalbi bozuldu demektir. Benim sözüm sufilere. Benim suzum etli tarika ta. Benim sözüm müslümanım diyenlere. Benim sözüm ben müslüman tarafında imdiyenlere. Gelin hep beraber hak ve hakikati konuşalım. Hak ve hakikati yaşayalım. Hak ve hakikati tebliye edelim. Göstermelik yapmayalım. Göstermelik yapmayalım. Desinler, öyle olduğu, öyle görünüyormuş gibi olmayalım. Biz sufiler hak ve hakikati haykırmakta dilimiz güdyk çıkmasın.

Burada biz zulüm var. Burada bir yanlışlık var. Burada bir eksiklik var. Bunun böyle olmaması lazım. Diyebilmeliyiz. Bu bizden de bizim partiden de bizim camı atlendi. Bizim tarikatlendi. Ya bu bizim ağabeyiz de. Ya bu bizim şeyimiz de yok arkadaşlar. Bu böyle görününecek bir yol değil. Bu konuda müslümanlar suskunluğu tercih etmişler. Müslümanlar suskun. Her yer de müslümanların kanakıtılıyor. Ve müslümanlar suskun. Ve müslümanlar bir şey yapamıyorlar. Doğu Türkistan’dan gazıya kadar bütün bu şeritte müslümanların kanakıtılıyor.

Doğu Türkistan’dan başlayın gazıya da soluklanın mısır fastunuz cezayır devam edin. Libiyat devam edin. Tanereye kadar Cebel tarihi akadar. Ve müslümanların kanakıtılıyor. Ve müslümanların kanakıtılırken namusları, ırzları, şerefleri, beş parlılık edilirken. Ve bunu normalde basın ve yayın bu kadar meydanda ve alızlarını doldura doldura, kafirler, müslüman kızları, gencici kızları, tecavız etiklerini ve bu tecavızları kendilerini hak görürken ve ırakta, suur yede ve şu anda gazıya da ve filistinde ve da o Türkistan’da ve diğer zaman zahalim ülkelerinin ülkelerinin içerisinde yaşayan müslümanlar bunu yaşayan yaşayan müslümanlar bunu haykramıyorlarsa.

Söyleyemiyorlarsa bunlara anlatamıyorlarsa bunların üzerinden hak ve hakikati konuşamıyorlarsa müslümanlar kendi imanlarını, kendi imanlarını, sorgulaması gerekiyor. Ve bütün ahlimim diyenler, şeyhim diyenler, imamız diyenler, müftüler, diyaneti, hüyaneti, ne derseniz değil? Hem senin ayakakması, hak ve hakikat yolunda konuşması gerekirken, ama müslümanlar ne yazık ki suskununu tercih ediyor. Aynı şey yirmi sekiz şu batta yaşanmıştı. Yani müslümanların üzerine, hün harca haince gidelirken, hak ve hakikati haikramada müslümanlar.

Hak ve hakikate haikramadıkları için, hak ve hakikate haikramadıkları için müslümanların en sesinde bozla pişirilmeye devam ediliyor. Biz zannediyorsk yirmi sekiz şu batbitti, bitmedi devam ediyor. Değişen bir şey yok ve müslümanlar, uspuz, suskun, biz düşmüş yüz, asker üç zet ne kadar olacak olanın derdine bir ülkede, faiz, merkez, mankası, yüzde, kırkka, çıkardıysa, bunu sorgulanması lazım. Bir ülkede ülkenin yedi de ikisi, fuhuçta, yegileniyorsa, fuhuçtan geçiniyorsa, bunu sorgulanması lazım.

Bu ülkede neden bunlar konuşulmaz, bu ülke insanların yedi de ikisi, fuhuçtan geçiniyor. Yedi de ikisi, sokakta gördüğünüz, yedi kişiden iki kişisi, fuhuçta işsig al ediyor. Fuhuçtan para kazanıyor. Nereden para kazanıyor. Kim kazandırıyor bunlara bu paraları, kim bunlara bu işa sürüklüyor. Şu ülkenin haline bakın, yüzde kırk, merkez, bankasının faizi, piyasada bu yüzde atmış, yüzde yetmiş, yüzde seksen, bu ülke faiz yoluyor, olduğu herkes dairesini satıyor faize yatırıyor.

Herkes dükkanını satıyor, faize yatırıyor. Ya bu ülkem üstümdan değil mi canım kardeşim? Hani faiz de iştik al etmeyecektik ya? Neden bu ülke ayakakmaz? Neden faizin yasaklanmasını istemez? Sejtiniz milletvekirleri, faizlerin sıfır olması için bir kanın çıkaramazlar mı? Çıkaramazlar. O zaman biz batılla savaşacağız derken, batıl nerede? Batılı savunlanlar nerede? Batılın yolasın nerede? Onun yolasına çomak sokalım biz. Biz oturmuşuz orada iki tane masala meyana açmış, meyana cil uğraşıyoruz.

Gitmiş adam orada satar baskı kahve var, kahve de kahve içenleri konuşuyor. Sıtar baksın müsaade edenlerin neden konuşmuyorunuz? Kim sıtar baksın müsaade etti? Kim onun burada iş yer açmasına müsaade etti? Kimler masonuk zihni etti? Kimler İsrail’in firmallara burada yar açtırdı? Bu ülke de elli tane banka var, banka, bu elli tane banka nişi yerli zermaya. Nereden geldi bu insanlar? Kim müsaade etti bunlara bu? Elli tane banka ya buraya faize geldiler.

Bülke de elli tane banka var, ellisi de en fazla kar eden işletmeler. Nereden kar ediyorlar, faizden biz hangi batılamücadeletceğiz? Hangi batılamücadeletceğiz biz? Biz gidip sitar baksın önünde bir tane ne o dövüs taşacağız öyle mi? İçtiniz her kahveden onun o sana İsrail’le ne var? İsrail’le mermek ediyor. Hadi gelin, ne kadar yurt dışında İsrail’le masonuk zihni etti? Şilket varsa kayıyor mu atayın kapatın? Hem başta faiz Mustafa kapatın, kim alıyor bu faizleri?

Kim alıyor ya? Bu elli tane banka nişi sahiplerini biliyor mu bu ülkenin insanlar? Bu ülkenin senları, bu hushtan hangi çeteler para kazanıyor, uyuşturucadan hangi çeteler para kazanıyor? Bir bakıyorsun ne? İngiltere de uyuşturucadan yakalanıyor, uyuşturuculan aranan çeteli deri İstanbul’da yakalanıyor. Ne iş var burada adamın? Bilmem hangi uyuşturucu tethesinin dünya üzerinde meşir adam İstanbul’da yakalanıyor? Ne iş var burada adamın? Kimlerle ortak?

Kimlerle iş yapıyor? Bir okrasiden ortak olmamış olsa adam burada ne işe yarar? Siyasetçiden ortak olması ne işe olur burada adamın? Kimlerde o güvene ona? Kimlerde o değişti ona? Kocaman bir bağıtıl var, karşımızda, kocaman bir decaliyet var. Diceksiniz ki ya, sen bu kadar kocaman bir decaliyet anlatıyorsun. Biz mi ondan mücadele çöz? Evet, biz bilelim neyin ne olduğunu? Biz bilelim bilinçisi ve şurlu olalım. Biz hakkı, haykıracak, hakkı, haykıracak bir topluluk olalım.

Biz hakkı görecek bir topluluk olalım. Hakkı bilecek bir topluluk olalım. Bilceğiz, göreceğiz, haykıracağız, söyleyeceğiz. Biz bilindik su filarından değiliz. Biz et diye süt diye karışmayan vuran sesinin allokmasını, o su filarından değiliz. Ben değilim. Ben öyle bir sufi değilim. Ben öyle bir derviş değilim. Hecaşamamın bir anlamı olmalı. İman etmemin bir anlamı olmalı. Sufi olmamın bir anlamı olmalı. Bir yaşamamın anlamı olmalı. Yaşamamın anlamı imandır. İman etim, imanımın bir anlamı olmalı.

Sufilik yoluna girdim, bunun bir anlamı olmalı. Eğer bunun bir anlamı olmayacak sabene, o zaman insan olmalı, iman etmemin sufilik yolunda olmalı. Hiçbir kıymeti dairesi kalmadı. Yok kalmadı. Yok ben hak eri olmalıyım. Ben hak eri olarak ten yürümeliğim. Ben hem zikretmeliğim. Ben tövvetmeliğim. Hem hak hakikat aykırmalıyım ben. Evet, yoksa benim için yaşamanın bir anlamı yok. Dervişliğin sufilim bir anlamı yok. Bir anlamı yok. O zaman ben de herkes gibi oldu.

Ben de herkes gibi yaşayacağım o zaman. Kılacağım beş vakit. Namaz, ben bir görevimi bitirdim diyeceğim. Namaz kılmak değil. Bu daire de algılatır, algılatmışlar. Bu daire de algılatmışlar. Süleyman demirelim, meşhurla fı. Ezanlar okunuyor camiler açık. Ezanlar okunuyor camiler açık. Tereneler açık. Barlar da açık. Pavyonlar da açık. Batıl da açık. Faiz yolu da açık. Her şey batıl. Bak konuşanınıza dikkat edeceksiniz. Mayin tarlası konuşurken. Sizla ekliye aykır konuşabilirsiniz.

Yalnızla yıklayın ne olduğu belli değil çünkü. Siz atatürkün manevi hatırasına hakaretten yargılarına bellersiniz. Ne olduğu belli değil çünkü. Siz devrim kanınlarına aykırı davranmaktan yargılarına bilirsiniz. Ne, ne hangisi devrim kanınlarına aykırı bir söz bu belediye? Doğru mu Mehmedem’in Bey? Muallakta değil mi? Hakimin kendi görüşüne göre değişiyor değil mi? Evet biz hangi patırla mücadele edeceğiz? Müslümanların dirilmesi, Müslümanların uyanması lazım artık.

Sufilerin uyanması sufilerin dirilmesi lazım artık. Eğli tari katım diyenlerin uyanması değişmesi dirilmesi lazım. Yok Allah senden devasa binalar yaptın mı diye sormayacak? Allah senden hak ve hakikata aykırdın mı aykırmadım, onu sorgaksana. Evet, Allah’ın sana sorgabu sen İyiyim ben sana İlim verdim, sen İlim öğrendin. Sen bu İlim ne hak ve hakikata aykırdın mı? Onu sorgak bana. Allah senden sana sorgakları belli. Suğuna gittim, toprağın üstünde, orada hasırların üzerinde talebeler ders okuyorlar.

Devasa binaları yok. Yok, gece oturduk oranın hocaları ile konuşuyoruz. İsmail de tarcım ediyor. Ben yokluyom, ne okuyorsunuz, ne okutuyorsunuz? Biri ki bir şeyler soruyorum, harika, harika adanlar el hidayok yollar, mepsi dokutuyorlar çocuklara. El hidayok utuyorlar, mepsi dokutuyorlar, düşünüyor musunuz? İbini abidini okutuyorlar. Akahitlerle, kalık konuşuyoruz, adanlar müthiş, kendi kendime dedim ki o yüzden bunların başında dedim, boyuna belaması bett edin, gevorlar bunların üzerinde dedim, o gün oynuyorlar.

Çünkü, çünkü bizdeki eğitimin eğitimin olmadığını görüyorsunuz, din eğitim de dahil. İmona tibler dahil bana. İmona tibii bir tiren bir bırak, imamate bir, ilahiyate bir tirenel, hidaydan bahsediyorum bakıyor bana. İstiyomi imna abidini açtığın baktım mı diyor, bakıyor bana öyle. Ondan sonra hocam siz hangi ilahiyate bitirdiniz diyor, ben diyorum ki ortakul mezunu, ilahiyate bitirmiş. Müftünün bir isine sordum, hocam dedim, yani el hidayye baktınız mı bunu yok bizdeleri.

Müftü el hidayye yok müftü’de. İbini abidini yok müftü’de. Fetava’ya hindiye yok müftü’de. Müftü kocaya ilmüftü sadan. İlçede deyip, yalan bir konuyu açıp bakma ihtiyaç duymaz mı insan? Ama yok, batıl sarmış her tarafı, batıl her tarafı sarmış. Her şeyimizi sarmış, evimizi iş yerimizi, dergavımızı, evet bizim kendimizi, nefsimizi sarmış sarmış. Batıl, çok müşüstümüze, revis kendini nefsimizi daynası yat edemezare gelmişiz. Biz eşimize çocuklarımıza nasıl yat edemezare gelmişiz.

Sufi kardeşler, bakın çocuklarınıza, annelerine isyan ediyorlar metmiyorlar mı? Bakın çocuklarınıza, babalarına isyan ediyorlar metmiyorlar mı? Bakın çocuklarınızla çocuklarını sizin resmeniz. Bu benim çocuğun da olsa benim resmen. Benim çocuğun da annesine babasına işleyen ediyorsa, eğitememişim ben çocuğumu. O batılın karnından onu çıkaramamışım ben. Batıl yutmuş. Eğer eşimize kuram ve sünnetleresinde davranıp, ondan kuram ve sünnet davranıştır. Allah’ım yoksa, batıl onu yutmuş içine.

Biz eşimizi da oradan çıkaramıyoruz. Anlemez babamız, batıl yutmuş, sonra ve biz onlardan çıkaramıyorsak, batıl onu da yutmuş, annemizi babamız da yutmuş. Ama biz önce kendini efsimizi çıkaramıyoruz ki oradan. Batıl, bizi de yutmuş. Batıl, bizi de yutmuş. Bakın günlük hayat sisteminizi, bakın neler yaptığınızı. Bakın neler konuştuğumuzı. Bakın neler neredeneler söylediğinizde bakın? Batıl yutmuş bizi. Ve biz kendini efsimizi de batıldan çıkaramıyoruz. Bu ait kermenin zahiri idaz önceki anlatıklarım şu anda batının anlatıyorum size.

O zaman önce nefsimizi batıldan kurtaralım. Nefsimizi batılın, bataklığından çıkaralım. Bu dünyam adem ki gelip geçici, bu dünyam adem ki bir hayalden ibaret, bu dünyam adem ki asla asla yok. O zaman nefsimizi batıldan çıkarmakla mı gelefiz. Nefsimizin, otlandı, nefsimizin, otlandı, bataklıktan kurtarmamız zahız. Ve nefsimizi bu noktada terbiye etmeyiz. Önce, hak ve hakikati nefsimizi tebli etme biz gerekir. Azımızdan çıkan sözler. Yaptıklarımız, yapmadıklarımız, söylediklerimiz, davranış birçimlerimiz, bizim için önemli, bizim ona dikkat etmeliyiz.

Dikkat etmeliyiz. Yolumuzu istismar etmemeliyiz. Diliğimizde hareketlerimizde davranışlarımızda su filiimizi istismar etmemeliyiz. Müslümanlığımızı istismar etmemeliyiz. Etmemeliyiz ve biz hak ve hakikat yolunda yürümeliyiz. Çünkü din ayakta duracaksa, din ayakta duracaksa kıyamete kadar ancak hak erlerinin hak erlerinin mücadelesi ile ayakta duracak. Başka bir şeyle değil. Ya hak eri olacağız biz. Ya hak eri olacağız biz hakkı ayakta tutmak için gayret edip mücadele çezeyiz.

Ya da batıla hizmet edeceğiz. Ekesin nambere. Rabbimizi hakkı hizmet edenlerden eylesin, hakkı hak için ayakta tuttanlardan eylesin. Hakkı, hakk için ayakta tuttanlardan eylesin. Hakkı, hakk için ayakta tuttanlardan eylesin. Hakkı, kendi nefsine kullananlardan eğlemesin. Hakkı, kendi hewa ve hevesine kullananlardan eğlemesin. Üç elens bir fadiye şeref. Ya Rabbi okumuş olduğumuzda olardan asıl olan sababa evelen bizzat, fahriye, yayına, sebebe, vecidat, sevgili peygamberimi, sazretim, Muhammed Mustafa’a.

Aleyhisselat ve selam befendiğimiz mübareklatıfine ve ruh şerflerine gelmiş geçmiş bütün peygamberlerimizin ruhlarına cihari, güzüne, böbek, hırsızlık, komar, fari, kosman, zündar, enhal yer, mutazafenlerimizin ruh şerflerine. Aşar eme beşerine, evladır, sürüla, sevgi atır, sürüla, sabır, sürüla, imam, asan imam, şeyin, yetmiş, kışı, adav, yedi kervel. Tabi ime tabi, tabi, din imam, zimam, azem, abanı, fi imam, şafi, imam, malik imam, aham, belazretler, ruh şerflerine.

Hediye eledik sen bu asıl ve hissedareyle ya Rabbi, immetlerini fezatlarını tevecutlarını şefatlarını üzerlerimizen eksik etme ya Rabbi. Üç elensin, üç elensin, ihlas, bir fatiha şerife. Ya Rabbi, o komşi olduğumuz dualar da nasıl olan sababa bir mispir, sevdi ablülkadir, gelene, sevdamede, rufay, sevdamede elbedevi, sevdiği birem duzsi, kişiye habalasana, lisaz, ilişan, akşı bende, Muhammed, bahadini, şaham evlana, ceval ettin, ruh mi? Hacı bektaşı ve lahacı bayram, vele veysel, karanım, ahmet, uday, yeşe, muhidine arabiy.

Muhammed, iftaaden yazdımızri, ve bütün bir kira nefendenimizin ruh şerfler, niyde, diksem, uansıl veysed, araya, arabiy. İmmetlerini, fezatlarını tebejütler, nişe, fatlarını üzerlerimizen eksik etme ya Rabbi. Üç elensin, üç elensin, ilaz bir fatiha şerife. Ya Rabbi, o komşi olduğumuz dualar da nasıl olan sababa, geçmiştuz tatlarımızdan amdur, hem tanıtabı, yaptır, hemine şahabil, hacı, lafıze, babak, kırsızlık, kıç oramı. Hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin, hacı elensin geçmiş bütün vellerine evliyaların dervişlerin, müşedikâminilerim, binler ruhlarına ve yaşanlar hönetlerine, hacı, tenşeyi, himiz üstadımız, soltanımız, bayındırlarcımız, tafendazretlerin, ruhanete kuselerine, cet ve cetlatların ruhlarına, tüm ümmetim, mahammed ümmetler, veş kardeşlerimizin ruhaniyetlerine, turu, kalemiz, damak, arabayet halı katımız, dengellmiş ve geçmişlerimizin, ruhlarına ve yaşanlarına, ayrı, ayrı, ayrı, ayrı, hediyeyle, diksen, hafirullah-i Lazim, yamal, kelim, mülkün, kundim, ensta hafirullah-i Lazim, yamal, kelim, mülkün, radim, esta hafirullah-i Lazim, yamal, kelim, Saufir Allah’ı, ya malu kemr, kallu lardim, Saufir Allah’ı, Saufir Allah’ı, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallı zem bin, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zem bin, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zem bin, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zem bin, Saufir Allah’ı, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zem bin, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zed, Saufir Allah’ı, ya Rabbi, min kallu zem bin, Astahirullah, Devdi Lalla, öyleyito kalbih, hanemaz İwallah, Astahirullah, Devdi Lalla, öyleyito kalbih, hanemaz İwallah, Ağudu billahi min ash-shaytan r-rajim Bismillahi r-Rahman r-Rahim.

In-nahum insulayman ve innahum Bismillahi r-Rahman r-Rahim. Bismillahi r-Rahman r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim. Bismillahi r-Rahman r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahman r-Rahim Bismillahi r-Rahman r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahi r-Rahim Bismillahirrahim Bismillah Allah’ın yarası bu hâniya sultanıya Allah’ın yarası bu hâniya sultanıya Allah’ın yarası bu hâniya sultanıya Allah’ın yaradayan yâboru hâniya Allah’ın yaradayan yâboru hâniya Allah’ın yaradayan yâboru hâniya Yâh- wâne yâmin nâ’n’yâ Allah, Yâh- nâh- nâh- nâh- n’ya Allah!

Yâh- nâh- nâh- nâh- n-yâh Allah! Ya Rabbi, setaris bir şerifine en aniyozü bütün atalarımız okusurlarımızı setreyle yara bir. Ya faris bir şerifine en aniyozü bütün atalarımız, okusurlarımız günahlarımız afem afreteyle yara bir. Ağzübillahimüne şeytan Rajim Bismillâhirrahmânirrahîm. In Allah ve Melaikete hüsa-luna-l-nabii. Ya ey yuhallazina âmın usallu alayhi wa sallim o teslima. Allah’ım’a l-salallahu aleyha. seyi min ash-shaytan raja im Bismillah irrahman rahi ma.

Eftal-i Zikir Falaminnahu. L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L-L.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.