Sohbet Metni
Muhyiddini Arabi’de İnsan ve İnsan-ı Kamil-1 konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir. ilk Günahkar olarak görürler neviler de ilk Günahkar olarak görürler iseviler bunda daha ileri giderler O yüzden doğmuş olan çocuklarının Günahkar doğduklarını düşünerekten onları vz ederler temizlerler Yani kendilerince burada İslam anlayışıyla isevi anlayışının ayrıştığı felsefik olarak ayrıştığı en önemli nokta budur Onlar insan Günahkar doğacaklar ina inanırlar biz insanların Mümin fıtratı üzerine doğduklarını ve günahsız olduklarını Eğer akıl Bali oluncaya kadar ölürlerse
direkt cennetlik olacaklarına inanırız ve ilk doğuşta onları temizleme vaftiz etme gibi bir derdimiz yoktur bizim için insan doğuştan masum doğuştan günahsızdır doğuştan kusursuz ve hatasızdır eğer o halini ömür boyu muhafaza edebilirse O zaman o kimse direkt cennetliktir Hatta tasavvuf anlayışı dairenin bittiği yer ölüm esasıdır o temiz olarak doğup geldiğimiz bu dünyadan temiz olarak Göçüp gitmeyi hedefler bakın temiz olarak bu dünyaya gelmişsiniz bu dünyadan geçerken giderken yine temiz olarak Göçüp gitmenizi tasavvuf ve dinin anlayışını bu noktada
koyar o yüzden Normalde insanlığın atası olan ilk Adem ilk peygamberdir ilk Günahkar değildir o yüzden Ar abi ademle alakalı Adem faslında Adem’in üç önemli özelliğini koyar bizim önümüze üç önemli özellik bu üç önemli özellikle Biz Adem’i tanımaya başlayacağız birisi Allah’ın tüm isim ve sıfatlarını toplaması ve yansıtmasını ifade eden cemiyet kavramı ve özelliği Adem’in üzerinde arabinin Birinci tespit ettiği nokta ademin üzerindeki cemiyet kavramı Cem olma bütün fiillerin ve bütün sıfatların Allah’ın varlık alemine tecelli ettirdiği ve tecelli
eden ne kadar isim ve sıfatı var ise Adem bunu üzerinde bunu üzerinde tespit edilmiş üzerinde taşıyan Allah’ın bu noktada verdiği bir şey cemiyet sıfatı bütün isim ve sıfatlar onda toplandı diğeri insanın varlık yapısındaki zıtlıklar alemdeki konumu ve bilgisini ifade eden berzahi sıfatı insan aynı zaman berzahi sahip Bu nedir berzahi yetten bu Normalde bu tabir arabiye ait cemiyet tabiri de arabiye ait böyle büyük Arif olunuyor böyle Siz bir yeni bir medeniyet kuruyorsunuz böyle medeniyet sokaktan geçerken kurulmuyor
sizin içinizden Öyle insanlar yetişiyor ki onlar kendi yaşadıkları zamandan öteye Işık tutuyorlar böyle öyle kavramlar ve öyle tabirler üretiyorlar ki üretiyorlar insanlar o kavram ve tabirlerin üzerine medeniyet kur ylar ve biraz da patinaj çekiyorlar anlamak için anlayamazlar İsa da zaten İslam dünyasının en büyük handikaplar andan birisi budur yani o Hristiyan Katolik Hristiyan dünyasının da o Katolik böyle Musevi dünyasının da en büyük handikapı bizim İslam dünyasına da geçmiştir kafamızın almadığını küfürle itham eder atarız kenara daha da
canımızı sıkarsa hallaç gibi asarız daha da canımızı sıkarlarsa Nesimi yaptığımız gibi derisini yüzeriz daha da böyle çok az canımızı sıkarsa Niyazi Mısri gibi Sürgüne göndeririz çok da canımızı sıkarlarsa ülkeden Sürgün ederiz onları Mısır’da Şam’da orada burada ölürler İslam dünyasının Bu hastalığı yazık ki Skolastik isevilik musevilikten gelme ne yazık ki İslam dünyasında da bu var beni de çok rahat insanlar Küfür ehli deyip damgalayıcı bu İslam dünyasının şeyi ama berzahi et kavramını oluşturuyor Adem’i tanıtırken üç ve çeden
bakmış bu birisi kalkıp da bunda illaki iddia Sahibi Değilim birisi kalkıp arabi’de 4 veçe var diyebilir be veçe var diyebilir Ademi tanımlama açısından bu benim kendimce hazırladığım bir şey eksik kalabilir bu noktada arabiyi benim gibi bir adamın çözümlemesi mümkün değil böyle bir arada bunu da parantez içerisinde söyleyeyim iddia Sahibi Değilim üçüncüsü insanın bu varlık ve bilgi durumunun gerektirdiği doğrultuda yeryüzündeki ahlaki ilkelere göre tasarruf etmesi esasına işaret eden Hilafet halife olması insanın bir tarafı neydi halife ayeti
kerimede ne dedi Hazreti Allah dedi ki ben yeryüzünde bir halife yaratacağım hilafeti sonuna koydum bu kendimce yapılandırmada Çünkü hilafete geldiğimizde ardından insanın Kamile geçeceğiz daha insanı Kamile gelmiyoruz ha Sadece insanı konuşuyoruz İbn Arabi burada herkesin Es geçtiği bir nokta var birhala arabinin peşinden gittiğini söyleyen Arabic ilerin sıkıntıları var İbn Arabi ahlak başta olmak üzere varlık anlayışının değerleriyle sıkı sıkı ilişkilidir ve insanı da varlıkla sıkı sıkı ilişkilendirir varlık dediğimizde insan orada baş Kürsü ve o insanın iyi
ahlakı baş kürsü dedir Arabi deyince varlık varlık deyince insan insan deyince ince ahlaklı yüksek ahlaklı ince ahlaklı yüksek ahlaklı bir varlık aklımıza gelecek insan anlayış itibariyle iki boyutundan söz edilebilir insan olarak söylediğimizde birincisi bu yine arabi’ye göre hakikat-i muhammediyye adıyla da bilinen ilk taayyün aşamasındaki insandır biz tahtaya gitmek zorunda kalacağız yine Tahtasız bunların Çünkü anlaşılması güç biraz Hakkınızı helal edin bu tahtada var Nasıl olsa onu da kullanmış olalım Çünkü böyle Aslında Sufi sohbetleri genelde Tabii ben
böyle Aşina olmaya çalışıyorum Her sohbeti takip edenler ve etmeyenler diye bu tip Sufi sohbetlerinde sohbetleri devam eden kimseler meseleleri daha iyi oturtur B bilirler O yüzden sufiler buna ehemmiyet gösterirler Derler ki böyle bir sohbetlere devam eden kimseler bunları daha iyi anlarlar diye şimdi birincisi taayyün süz lükü yani la taayyün ben bilinmez idim taayyün süzük hadis-i Kutsi Neydi Ben bilinmez idim devam ediyor hadis-i Kutsi bilinmeyi istedim birinci taayyün sahabe sordu ya resulallah hiçbir şey yok iken Allah
bakın Allah neredeydi cevap verdi amad daydı Ama birinci tayin neymiş ama bu aynı zamanda hakikat-i muhammediye noktasıdır bunu Arabi de bazı yerlerde söyler Ama genel olarak tabii Arabi bundan aşağısını Söyler bu dersleri görmüştük burayı Normalde Arabi de burayı Normalde İsmail Hakkı bursevi de Buray Normalde Hazreti Mevlânâ’da hakikat-i muhammediyye olarak vasıflandırmaya türüdür ki bunun ispatı hadis-i şerifle Arabi buraya hadis-i Şerifi koyuyor Adem su ile toprak arasındayken Ben peygamberdim hadis-i şerifi Yani henüz daha Peygamber sallallahu aleyh ve
sellem Hazretleri zahiren yaratılmadan burada Adem Henüz daha yaratılmadı henüz daha Adem yok Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki ben o esnada peygamber idim Bir hadis-i şerifte daha daha henüz bir şey yaratılmamış ken ben peygamber idim bir hadis-i şerifte daha bununla alakalı yaratılmışların Evveli Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Sufi inanışı şudur ve bu konuda hadis-i Şerif de vardır hiçbir şey yok iken Allah bir şey yarattı ona ruhundan ve nurundan üfledi ona ruhundan
ve nurundan üfledi bu hakikat-i muhammediye bu hakikat-i muhammediye Arabi diyor ki burada ilk insan ilk insan Adem bu boyutta ruhaniyet aleminde ydi ve alemin ilk Babası da bu noktada işte Muhammedi Mustafa’yı ve o esnada ilk insan olma yani ruhaniyet noktasında ilk insan olma noktasında Muhammedi Mustafa’yı daha henüz Adem çamurdan yaratılmadı Henüz daha Adem Yok henüz daha Allah meleklerine Ben bir halife yaratacağım demeden önce ruhaniyet noktasında hzr Muhammed Mustafa var idi ama ruhaniyet noktasındayım işte burası ilk
birinci tayinde hakikat-i muhammediyenin içerisinde Muhammed Mustafa’nın ruhaniyeti ve nuraniyyeti burayı Arabi ruhaniyet alemi diyor her şeyin her şeyin daha şekle bölünmemiş hali her şeyin Henüz daha hiçbir şeye bürünmüş hali ilki ile sıkı sıkıya ilişkili ikinci boyutu ise hazre Adem’in mülk ve şehadet aleminde ilk örneğini temsil ettiği insan türüdür ki bununla alakalı kur’an-ı Kerim’de Hani bir zaman Rabbim meleklere Ben balçıktan bir insan yarat atacağım şeklini tamamlayıp ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secde edin demişti saat 72 ayetidir
Bu ikinci boyutu nedir insanın ikinci boyutu bu noktada şekle ve şemale bölünmesi çamurdan Adem’in yaratılması bu ademin insanın ikinci boyutudur insan olarak ele aldığımızda Birinci boyut Ruhani Bu ne bu noktada hazre Peygamber sallallahu aleyh ve sellem Hazretlerinin ilk taye hakikat-i Muhammed de Zuhur etmesi ademiyet olarak gördüğümüz çamura bürünüp ona ruhundan üflendiği zaman ise ademiyet dediğimiz ademin yaratılma zamanı işte haz Adem’in bu noktada tüm ilahi isimleri ve sıfatları toplayıcı niteli olarak cemiyet kavramını bu noktada konuşmaya Biz
insanın ruhaniyet noktasını değil ruhaniyet noktasını konuşmuyoruz Bugün biz o ruhaniyet noktasına inşâallah geleceğiz ama ilk önce burada konuşacağımız bugün için konu cemiyet noktası bütün isim ve sıfatların toplandığı İslam’a ve arabiye göre insan batıya cevap bu hayvanı natıka değildir batılı felsefeciler insanı Hayvan olarak gör görür Hatta derler ya düşünen canlı konuşan canlı alet yapan canlı Gülen canlı batıdaki insan tarifi budur Konuşan hayvan öyle değil midir Batı öyle tarif eder ama İslam böyle tarif etmez Arabi böyle hiç
tarif etmez İslam böyle tarif etmez Arabi de Sonuçta bir İslam velisidir Arabi insanı bu noktaya koymaz İslam da bu noktaya koymaz bu noktaya koyan felsefe Batı aittir insanı hayvan görür Biz maymundan geldiğimize inanmayız O bir teoridir zaten maymundan geldiğine inananlar insanı konuşan Varlık canlı hayvan veyahut da işte düşünen hayvan böyle tanımlarlar Oysa Kur’an şöyle der yi Gök yer ve bunlarda bulunan herkes onu tespih eder Yani Allah’ı Zikreder her şey onu övgüyle tespih etmeyen hiçbir şey yoktur
varlık tamamıyla onu tespih eder onu Zikreder Ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız zikrini anlayamazsınız o halimdir bağışlayıcıdır İsra 44 ayeti de bunu gösterir Böylece tüm varlıklar Ruh ve akıl sahibidir arabinin de düşüncesindeki Merkez budur Arabi bütün varlık aleminin Bu ayeti kerimeyi delil göstererek bir ruha sahip olduğunu ve bir canlı olduğunu bütün varlık aleminin ve bütün varlık aleminin bir Akıl sahibi olduğunu en küçücük hücreden devasa hücrelerin toplandığı gezegenlere varıncaya kadar her şeyin varlığın bütününde ruhun ve
aklın Galip olduğunu ve sahip olduğunu söyler Bu fütuhat cilt 1 sayfa 199 425 426 fitap cilt 2 Sayfa 344 345 bunları okumama gerek var mı Olur mu olur dedim Ben birisi böyle benim bu söylediklerime şer düşmeye kalkarsa diye altlarına bunları not aldım böyle üniversitede sohbet edince birisi delip kalkar ya Bunu nereden buldun derse diye dedim altına böyle koyayım dedim bunları İbn Arabi’nin insanın özellikleri saadetinden kullandığı Temel kavram cemiyet yani Cem etme bir şeyi topluma niteliğidir İbn
Arabi Cem kavramını etkilenen bir şeyden kaçınmak ya da dikkatini onda toplamak bakımından insani kuvvetlerin bir araya geldiği son mertebe olarak tanımlamış bu duruma cemiyet adını vermiştir Buna göre insan bütün ilahi sıfatların kendisinde toplandığı tek varlıktır insan bütün ilahi sıfatların kendisinde toplandığı tek varlıktır meratibi vücut açısından yani vücudun meratibi vücudun Yükselişi Kemale ermesi olgunlaşması meratibi vücut açısından bakıldığında insan-ı Kamil mertebesi zat alanından ibaret ilk mertebe olan la taayyün mertebesi dışındaki tüm mertebeleri içinde toplayan son mertebedir Cemiyeti
fark etmenin yolu tasavvufi halleri yaşamak geçtiğ yaşamaktan geçtiğinden cemiyet kavramı tasavvufu hal olan Cem ile de bağlantılıdır bu birinci taayyün hariç birinci taayyün dediğimiz Ben bilinmez idim Burası bilinmezlik buraya hiç düşünmüyoruz buraya hiç Tefekkür etmiyoruz buranın ne olduğunu bilmiyoruz burayla konuşmak yasak buradan bir işaret alsanız daha yasak bunu konuşursanız bu sırrı ifşa etmek bütün kullara yasak Hazreti Muhammedi Mustafa dahi konuşmamış burayla alakalı Birisi bir şey söylüyorsa Vallahi de billahi de tillahi de doğru söylemiyor Ama bu
birinci tayinden itibaren yani hakikat-i muhameden itibaren varlığın bütün mertebeleri ve bütün dereceleri insanın üzerinde Cem Olmuş vaziyette birinci tüen sonra Cenabı Hak önce aklı yarattı Ondan sonra kalemi yarattı kalemden sonra levh-i mahfuzu yarattı len Sonra Melekleri yarattı aşağı doğru iniyoruz şimdi meleklerden sonra misal alemini yarattı Ondan sonra şehadet alemini yarattı Bu alemi yarattı Sonra insanı yarattı sıralama bu sonuçta insan var ya burada ademiyet diyelim biz buna yazın böyle doktor var mı tıp anlar o çözmeye çalışsınlar
yani sizin Yazdığınız reçeteleri Kendi kendinize met etmeyin yani biz reçete yazıyoruz kimse okumuyor ha oku şimdi bunların hepsi arabinin cemiyet kavramının içinde ve bütün hepsi de insanın üzerinde Cem edilmiş vaziyette toplanmış Hepsi de son zaten zıtlığı geçeceğiz Bir de bunlar birbirine zıt hepsi toplanmış bu varlığın içerisinde ne kadar sıfatsız insan-ı Kamil ve insan mevcut bunun tamamının Kemali Kemali olgunlaşmış hali insan-ı kamilde mevcut olgunlaşmış tamamı Her insan böyle mi Hayır Her insan böyle mi Hayır her insanda
böyle olma özelliği istidadı var mı Evet Her insan bu cemiyetin tamamını kendi üzerinde tecelli etmeye hazır tarla vazifesi görür mü Evet ama her insan bu noktaya gelir mi Hayır herkese açık kapı mı Evet burası da Mustafa özba ait ama benim bu dediğimi destekleyen arabien şeyleri göreceğiz sonraki derslerde cemiyet dediğimiz kavram bu bütün sıfatların ve isimlerin ademiyet dediğimiz mürşid-i kamillerin veya peygamberlerin veya velilerin üzerinde bir Tamam tecelli etmesi bunda Zahir olarak ilk tecelli edilen kim Adem Adem’e
ne dedi ben Ben ona isimleri öğreteceğim ne dedi ben ona isimleri öğrettim ve onu yarattığında meleklerine Tabiri caizse hava atarcasına döndü Ey melikelerin şimdi Adem’e Ne sormak istiyorsanız sorun Cenabı Hakk’ın böyle şatahat vari şeyler vardır Hani Ey Müşrikler hepiniz toplanın bir Allah ın getirdiği ayet gibi bir ayet getir hadi hepiniz toplanın Biz güneşi buradan döndür çıkarıyoruz dünyayı böyle döndürürüz Hadi siz tersine döndürün der Hadi siz bir şey yaratın der hiçbir şey yokken böyle Cenabı Hakk’ın tabir
cse şetat yaptığı yerler vardır benim hoşuma gider Derim ki Allah bile şetat ediyor burası cemiyet dediğimiz şey ilk insan olan varlığa düşen Adem’in üzerinde tecelli etmiş İşte o yüzden bu Halile hallenen kimseye biz komple sıfatların efal hem afaki hem içsel hem dışsal sıfatların Cem eden toplayan kimseye Biz ona da Cem makamı deniliyor bunun hal noktasında karşılığı da İsa aleyhisselamın makamı bu böyle Seyr sülükte yaşanan bir hal Bu çerçevede ilk insan olan haz Adem’e fusa verilen sıfat
ilahidir bu ilahilik sıfatı Allah ademin kendi suretinde yarattı Buhari Müslim hadisinin bir açıklaması olarak ortaya konmaktadır Bunlar benim tespitlerim böyle fusun üzerinden tespit ettiğim şeyler Gerçi burada bir size kılçık atayım hadis-i Kutsi de der ki bu bir de Buhari Müslim hadisidir yani Buhari Müslim hadisi ikisinin ittifak ettiği hadisin karşısında hiç kimsenin konuşacak bir şeyi yoktur Buhari Müslim ikisi beraber naklettiler bir hadisi hadisçiler Onun önünde eğilirler burada diyor ki Allah Adem’i kendi suretinde yarattı Ben ortaya bir
şey söyleyeceğim çekileceğim buradaki suretten kasıt Allah’ın kendi zatına mı aittir yoksa Adem’in kendi suretine mi aittir kalkar mısın Dön Kendi sureti var mı var acaba Allah Ademi kendi suretinde yarattı derken ademin sureti mi yoksa kendi suretinin tecelliyatı otur bir fitne atayım ortaya bugün fitne günü şimdi Biz bunu naklederken Allah Adem’i kendi suretinde yarattı düşündüm dedim ki ya Adem’i kastetti Sen Yani Adem’e biçtiğim suret buydu Ben de onu biçtiğim suret üzerine Yarattım fitne attım ya keyfimi çıkarayım
şimdi yoksa kendi suretinde mi yarattı bir şey olması gerektiği surette mi yarattı yoksa kendi suretinde mi yarattı kendi suretinden dediği şey yarattığı şeyin kendi sureti mi yoksa kendi sureti mi felsefe olacaksa böyle olmalı Evet umumi olarak ehli tasavvuf bunu da ben fitneye atayım toparlayayım şimdi yine ehli tasavvuf umumi olarak burada Allah’ın sureti olarak görmüş bunu yani Adem’in suretini Allah’ın sureti olarak görmüş Tabii Normalde bunu Allah’ın sureti olarak görenlerin arkasında desteksiz değil ya hadis-i Şerifin başka beyanında
da Allah Adem’i Rahman suretinde yarattı diyor şimdi Rahman suretinde yarattı deyince ben bir fitne daha atıyorum ortaya bugün fitneci başı benim Cenabı Hak Rahman ismi şerifini sıfatların Allah’ın sıfatlarının cemi olarak görünür Yani bu birinci taayyün altındaki bütün lığın toplandığı sıfattır Rahman İsmi Şerifi Evet Rahman İsmi Şerifi bütün sıfatsız Allah diye zikrederse o kimse zatullah anmıştır direkt zattır Rahman olarak anarsa sıfatlarını anmıştır Cenabı Hakk’ın sıfatı ondan ayrı mıdır değildir gayrı mıdır yine değildir ama Rahman İsmi Şerifi
sıfatların piramidinin üstündedir piramit olarak gördüğümüzde en üstte Rahman ismi şerifini koyarız onun üstünde Allah İsmi Şerifi vardır deyince buradan şu da çıkabilir Cenabı Hak insanı Adem’in bütün sıfatlarının ceminin tecelliyatı olarak yarattı diyebiliriz Cemiyeti konuşuyoruz ya o zaman bütün sıfatlarının Cem edilmiş hali Adem’in üzerinde tecelli etti diyebiliriz bu noktada bütün ehli tasavvuf buradaki Allah kendi yarattığı sözünü Allah’ın kendi sureti olarak görmüş Biz hani ehli tasavvufun kompes sinin büyük bir çoğunluğunun böyle gördüğü bir şeye hayır öyle değil
deme noktasında değilim Ben ben sadece bir görüş attım ortaya bir fitne attım Acaba Adem’i kendi suretinde derken Adem’in kendi suretinde mi yarattı yoksa kendi Sur mi yarattı Tabii Normalde kendi suretinde yarattığı destekleyecek bir şey daha var Mümin müminin aynasıdır Mümin müminin aynasıdır sözü Mümin sıfatı ile iman eden bir kimsenin birbirlerine olan aynala şması dır güzel güzelin aynasıdır çirkin de çirkinin aynısıdır veya çirkin güzele bakarsa Belki de kendi çirkinliğini görür bu noktada mümin mümin İsmi Şerifi Herkese
aynı olabilir öyle bakarsak o zaman Allah’ın mümini müminin de aynı Allah’a bu noktada aynı olduğu düşünülebilir ve ehli tasavvufun Büyük bir kısmı da böyle düşünmüş ve yine füsus Pardon fütü Hatta Arabi Allah’ı Allah Ademi Rahman suretinde yaratmıştır hadis-i şerifini de kendisi de alır ve bu noktada fütuh hatta her iki tarafı da cevap vermeye çalışır Arabi fat yuk söz edilen iki rivayeti birlikte ele alarak haz Adem’in Rahman suretinde yaratıldığını ifade etmektedir Böylece alâ suhi ifadesindeki zamirin Raci
olduğu yer sorunu çözülmektedir yani işte Allah’a aittir Hazreti hazaratı ilahi açısından da bakıldığında yani taayyün sülük bir şey bilinmezlik la taayyün makamındaki belirsizliği ile ilk hadisteki zamirin belirsizliği ilk tünde Rahman isminin ortaya çıkması ve varlığın tanınmaya müsait duruma gelmesiyle de ikinci hadisteki Hazreti Adem’in Rahman’ın suretinde yaratılması arasında paralellik dikkat edilmesi gereken bir unsur Rahman isminin tecelli mahallinin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin makamı olan hakikat-i muhammediyye olduğu ifade edilirken bu durum dahi daha iyi ortaya çıkmaktadır
Dolayısıyla Yaradılış mertebeleri ille insan arasında bir ilgi vardır ve Adem’in Rahman suretinde yaratılması da bir yönde onun ilk insan ve hzr Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ezeli sureti olan hakikat-i muhammediye görünür halindeki ilk tecellisi olduğunu diğer yönden de Rahman isminin tecellisi olması dolayısıyla yapısında iyiliğin kötülükten daha belirgin bir şekilde var olduğunu ortaya koymaktadır aralarındaki irtibat ise hakikat-i muhammediye ki muhammed-i Nur’un bütünüyle tezahür ettiği ilk suretin Hazret Adem olmasıyla açıklanmaktadır demişim akşam bunu sabahen tekrar bir daha
okuyup gözden geçireyim dedim Dedim ki kendi kendime Yok hayır Ben dedim bugün ya beni millet dedim Taşlıca kovacak oradan dedim ya da ben bu işi dedim Karman çorman edeceğim Ar Abi başka veçe eyle insanı hak ya da Allah’ın suretine yaratılmış bir varlık olarak Açıklar arabiye göre insan bir ve çeden hak ve bir ve çeden Allah’ın suretidir Bu ilk bakışta insanı sanki tanrılaştırmak gibi algılanır ve böyle bak zaten İbn teymiyye başta olmak üzere arabe küfür damgasını vurur
onun yolundan gidenler var Şimdi onlar da bu damgayı vuruyorlar Hatta buradaki toplantıdan birisinin haberi olmuş bana bir mail gönderdi işte İnternet ortamında baktım ki Arab insan ve insanı Kamili Konuşacak mısınız Konuşacak mısınız böyle bir Küfür ehli kimsenin fikirlerini üniversitelerde ve etrafa dağıtmaya Utanmıyor musunuz diye bana bir mail göndermiş bu noktada da bu hadiseyi de belirtmiş ben tabii konu İnsan olunca bu hadiseyle de alakalı Şimdi dinliyordu onlar internette var değil mi bu sohbet ediliyor Evet dinliyorlardı şimdi
onlar dinliyorlar İsa eğer onlara da bir cevap olacak şimdi bu Bu ilk bakışta insanı tanrılaştırma olarak algılanmaya müsait gözükse de bu Kabul yani hak ve Allah’ın bu noktada sureti olması kabulü Onun bu Cem etme yeteneğini açıkça açıklamaya yöneliktir Yani bu noktada insanı cemiyet noktasında gösterme ile alakalı İbn Arabi insan biçimli insan biçimli bir tanrı anlayışı yoktur Arabi Allah’ı hiçbir şeye benzetmez Çünkü ayeti kerimede Allah hiçbir şeye Benz Ez ler ve arabinin ne fis usunda ne fit
hatına Allah’ı bir şeye benzettiğini göremez kimse fakat Arabi varlığın üzerinde Allah’ın bütün sıfatlarının tecelli ettiğini bize anlatır bu noktada ne tanrıdır ne de tanrı insandır Buna ister Helenistik Çağa bakalım yarı Tanrı yarı insan inanışına bakalım böyle bir şey Arabi yoktur Hiçbir insan tanrı değildir buna tersten baktığımızda da hiçbir Tanrı da insan değildir yani hani doğmamış doğrulmamış var ya İhlas Suresi bu açıda tanrının insan olmadığını da gösterir çünkü hem museviler hem iseviler tanrının oğlu olduğunu söylerler ki
bu tanrının bu noktada insan biçimli versiyonudur Bu mümkün değildir o zaman bir kimse bunu söylerken an fisan an fattan bir ibare getirmesi gerekir Arabi ve Arab bugünkü arabien arabil cevap veyahut da bu noktada yoğunlaşan insanlara devam arabinin bir tek sözünü getirsinler insan Tanrı veya Tanrı insan olarak bunu kabul edeceğiz vahdet-i vücut anlayışını yansıtan eserlerde görülen insan haktır türünden öngörülerin sözlerin Aslında bu durumu vurgulamaya yönelik olduğu belirtilmekte buna karşılık insanın başta vücut ve kıdem olmak üzere Haktan
ayrıldığı yönlere de vurgu yapılmaktadır Arabi Örneğin hakkın varlığı kendindendir arabinin sözüdür bu hakkın varlığı Yani Allah’ın varlığı kendindendir şartsız dır ama insanın varlığı haktandır ve yaratılma şartına bağlıdır insan Allah’ı V etmemiştir ve Allah’ın varlığı insan şartına bağlı değildir ama insanı Allah yaratmıştır ve insanın varlığı Allah’ın yaratma şartına bağlıdır Bu açıdan her ne kadar halk ile mahlukat aynı sayılsa söz edilen bu fark Asli bir farktır arabinin ifadelerinden anlaşıldığına göre birbirlerine Ayn olmaları bakımından hak ile insanın durumu
karşılıklıdır senin kendini görmen de o senin aynandır arabinin sözü senin kendini görm O senin aynandır onun isimleri ve hükümlerinin zuhurunun kendisine ait olduğunu görmesi de sen onun aynısın senin kendini görm Allah sana aynıdır sıfatları olarak ama sıfatlarının sende tecelli etmesinden dolayı sıfatsız aynısın bu manada Sen de Allah’ın sıfatlarının Allah’a ayna olması noktasında haksın sende bütün sıfatlar Zuhur ettiği için bu Tabii insan-ı Kamil için geçerli insan-ı kamilde bütün sıfatlar Zuhur ettiği için Allah insan-ı Kamile baktığında kendi
sıfat tecelliyatı görür Allah Adem’e baktığında Adem’in üzerinde kendi sıfatlarının tecelliyatı görür bunun en olgunlaşmış en Kemale ermiş noktası Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir Cenabı Hakk’ın hem zatı hem suiti sıfatlarının Hz Muhammed Mustafa’nın üzerinde tecelli etmesiyle Hz Muhammed Mustafa Allah’ın sıfatsız Ve noktasıdır bu manada Allah Celle Celalühü ona baktığında bütün sıfatlarının ceminin ceminin en güzel tecelli ettiği aynı olarak görür bu noktada Hepimiz insanız hatalarımızla kusurlarımızla eksik ve noksanlıklar mız la beraber Bizler hepimiz Allah’ın sıfatlarının
bir kısmının tecelli ettiği birer Ayna hükmünde iyiz bu manada baktığımızda hakı bu manada baktığımızda füsus sayfa 62’den 143 kadar öyle bunu bakmışım bu görüş bir açıdan ilahi sıfatların zatın ne aynı ne de gayrı olduğunu söyleyen genel Sünni kabulün dinamik bir ifadesi olarak anlaş aaya da Müsaittir İnsanoğlu bütün ilahi isimleri topladığı için Allah’a ait herhangi bir sıfatı görünür kılabilen sahiptir için Allah’a ait herhangi bir sıfatı görünür kılabilen sahiptir bu isimlerin insandaki tezahürün o insanda dengeli bir şahsiyet
ortaya çıkarıp çıkarmayacağı durumu ise farklı bir konudur bazılarımızın deli olarak tabir edildiği gibi aslında burada senin dalına girecektim biraz akşam biraz böyle gıdıkladım Burayı da kendi kendime Allah’ın sıfatlarının insan üzerinde tezahür ettiğinde tecelli ettiğinde o insanın ne kadar diğer insanlara nazaran dengede kalıp kalamayacağı la alakalı şey Ben sadece sana bir doktora tezi gibi bir test çıkarıyorum buradan soru yok hiç bugün karıştırmaya burada orijinal bir durum söz konusu ama şimdi yeri geldii gibi birleştire burada demin Yusuf
arkadaşa dediniz ki Allah’ın suretinde mi yoksa kendi Adem’in suretinde mi Eee o arada da iç dünyamızdan kalbimizden İbrahim Aleyhisselam’a dedim ki bu soru nedir İbrahim Aleyhisselam da dedi ki ayırma ayırma dedi Musa Aleyhisselam’a sordum Musa aleyhisselam da dedi ki ayrılık yok ayrandır İnsan dedi sonra peygamber Sallallahu ve sellem Hazretlerine dedim neden ayırıyor dedim o zaman zaman genel anlamda bütün bu Allah’ın velileri hususunda o zaman dedim neden ayırıyor o Peygamber sallallahu Aley ve sellem Hazretleri sahabe örneğini
verdi Benim sahabemiz birimine kadar iner ne kadar çok ayrılık varsa dedi Aslında tanınmanın o kadar çok zirvesine gidişin bir ifadesidir dedi hal böyle olunca o zaman dedi Ona sor bakalım dedi topladığı ve toplayacağı yer neresidir insanları düşünceleri ve fikirleri ayırıyor ve ayrıştırıyor o zaman dedi topladığı yer neresidir nereye topluyor dedi üstüne bu soru geldi doktora olan soru p dedim bir tespit Allah’ın sıfatlarının tezahürünü net olarak nasıl tecelli ettiğiyle kesin netleşmiş oturmuş ve tecelliyat yok çünkü o
her an bir Şan üzerinedir Şen üzerinedir bir iş üzerinedir Öyle olunca bütün sıfatlarının da tecelliyatı her an bir şey üzerine Cevdet dinliyorsun ama arabada yelek var benim be ceket sıcak geldi çıkardım soğuk geldi Bende de sıfatın farklı tecelli etmiş demek sıfat burada Çevrenizde Sufi standlı yaşayan veyahut da Allah’ı öğrenme bilme noktasında kendince bir şeyler araştıran kimselere karşı sizin bakışınız empati kurmanız açısından Bu tespiti koydum ya böyle etrafımızdaki insanları sorgulamamız açısından böyle bir şey koydum bizim genel
olarak toplumumuz yargılar insanları işte yani böyle çok abian şeyler olacak ama işte bayan biraz böyle işte açık dolaşıyordu o mu Allah’ı arıyor yani o mu Müslüman veya Bunlar kafeyi yemiş uçmuş Bunlar veya işte x kimseyi y kimseyi bir şekilde eleştirel bazda almak buradaki Bu tespiti özellikle koydum Allah’ın sıfatlarını sıfatları bir kimsenin üzerinde tecelli ediyorsa kuvvetli bir şekilde ve o kimse Allah’ın bu noktada sıfatlarının tecelligahı olma noktasında yürüyorsa toplumun diğer tekil insanlarından ayrışmaya başlıyor ve o kimsenin
üzerinde toplum dengesi oturmuyor toplum güdüsü de oturmuyor Çünkü toplum insanları güdüyor toplumun insanların üzerinde böyle bir kendince bir tespiti var tecelliyatı var toplumun dini var toplumun dini var toplum bu dini ama el yordamıyla bulmuş ama dedesinden Nenesinden bulmuş bir yerden bulmuş toplum bu dini toplum bu dini bulunca karşısındaki kimseye de bu dini oturtur ve birisi Allah’ı tanıma Allah’ı bilme noktasında hareket etmeye başladığında onun davranışı algısı yürüyüşü toplumun güdüsünün dışına çıkıyor toplumun güdüsünün dışına çıkınca biz o
kimseye farklı bir şekilde bakmaya başlıyoruz biz onu çizgi dışı görüyoruz biz onu uçuk görüyoruz biz onu kaçık görüyoruz biz onu böyle olur mu diyoruz Bu da Cenabı Hakk’ın isimlerinin insan üzerinde tezahürü yani tecelli etmesi o insanın üzerinde toplum açısından dengeli şahsiyet oluşturup oluşturmayacağı belli değil çünü mesela toplumun kendince bir algısı var diyor ki ya bu nereye gidiyorlar bunlar her akşam ne yapıyorsunuz Ne arıyorsunuz orada siz ne arıyorsunuz burada Örneğin bunun gibi Arabi genel olarak her insanın
tek tek bakarsak surete sahip görmese de her birin ilahi isimlerin tamamını yansıtma noktasında belli bir potansiyel taşıdığını kabul eder Her insan bütün ilahi isimleri taşıma potansiyeline sahiptir ama her insan böyle midir Hayır arabiyi tanımlamaya çalışanlar en büyük handikaplar birisi budur Arabic ilerin yaptığı hatalardan birisi budur Türkiye’mizde bir kısım melamilerin yaptığı hatalardan birisi de budur ahlaki eksiklikleri üzerinde açıkça Ayan Beyan sergilenen kimseleri de Allah’ın ilahi sıfatlarının tam olarak Cem edildiği veya üzerinde tecelli ettiği yer olarak görünmesidir
hata budur şu ifade cemiyetin boyutlarından sadece insana mahsus olan emanet ve ilmi göstermesi açısından önemlidir husus sayfa 5 6’da ondan Adem’i yarattıktan sonra Allahu Teala ona emanet ettiği şey hakkında kendisini idrak sahibi kıldı yani Ademi yarattı Ondan sonra Cenabı Hak ona emanet ettiği şeyler hakkında idrak sahibi etti insan deyince idrak sahibi aklımıza geliyor ama birisi bu idraki göstermiyorsa birisinde bu idrak harekete geçmediyse O zaman o kimse ilahi sıfatlarının ceminin tecelli ettiği bir tek şahıs olmaktan çıkıyor
burada ilim imametin şartları Arasında 9 şart olarak sayılmıştır İmamet le Hilafet arasındaki bağlantı da dikkat çekicidir Bu çerçevede Biz emaneti göklere yere ve dağlara teklif ettik ama onlar bunu reddederek yüklenmekten kaçındılar insan ise yüklendi Şüphesiz O çok zalim çok cahildir Asap 7 bu ayetin getirdiği mana insan Hem kendisi hem de alem hakkında şuur sahibi olmayı gerektiren şahsiyettir diyebiliriz insan Hem kendisi ile alakalı hem de gerektiren bir varlık ve şahsiyettir özetle Arabi insanı zat olarak değil ama
sıfat ve fiilleri itibariyle Allah’a benzeyen tek varlık olarak görmektedir ve fiilleri itibariyle Allah’a benzeyen varlık olarak görmektedir Arabi şerh çileri Arabi şerh edenler hikmetin hikmet-i ilahiyenin ve adiye dinin bu noktada şerh ederlerken bunu ilahiyet kavramını tüm ilahi isim ve sıfatları kapsadığını belirterek Adem’in üzerine oturturlar Her insanın üzerinde değil yani hikmet-i ilahi bütün ilahi hikmetler ve bütün kelimelerin üzerinde tecelli ettiği kimse ademiyet makamında oturan insana aittir demişler bunun da zahiri tecelliyatı ilk Adem Aleyhisselam diğer insanları da
bu noktada görmemiz mümkün mü değil Bu durumda ilahın ilah olması da ancak kendisine ibadet edecek varlığın var olmasını gerektirmektedir bu varlık da cemiyet niteliğine sahip olan haz ademdir Sonuç olarak tüm ilahi isimleri toplayan Allah isminin bir tezahürü olarak haz Adem’in aynı zamanda en iyi kulluk etme potansiyeline de sahiptir cemiyet alemdeki tüm niteliklerin insan varlığında toplanmış olduğunu gösteren Temel insani özelliktir ve hak Bu sayede en mükemmel biçimde insanda tecelli etmektedir Şu halde insanın yeryüzünde tasarruf edebilmesinin var
şartı yanında bilgi ve değer boyutlarındaki şartı da insanla Allah arasında ortak bir zeminin varlığını gerektirmektedir ve insanın ilahi surette yaratılması bu zemini sağlamaktadır diyeyim ve bu sohbeti burada bitireyim Çünkü çok monoton geçmeye başladı Ben sıkıldım monotonluktan sıkılmadı sanız devam edeceğim Sıkılmışsın Evet Şu durumda Arabi için insanın ilahi olması ilahi emirleri anlaması ve uygulaması için bir zorunluluktur insan ilahi olacaksa ilahi emirleri ve zorunlulukları da yerine getirmesi gerekir Arabi hakkın alemdeki tecellisiyle Hz Adem’in Cemiyeti arasında da bir
irtibat kurarak kurarak hakkın alemde Tıpkı Adem’i tecellisi gibi onun istediği miktarda gerçekleştiğini belirtmektedir bu konuda İbn arabinin kullandığı kavramlardan birisi de nüsha kavramıdır nüsha Buna göre insan iki suretten oluşan bir nüsa olup Bunlardan birincisi hak İkincisi ise alemdir Hz Adem’in maddi olan Zahir yapısı Alem ve onun Suretler nen manevi olan batını yapısı da hakkın suretidir ve ona ruh üflemesinden ortaya çıkmaktadır füsus sayfa 56 Elf Fatiha melat Amin Hakkınızı helal edin gerçekten sabırla dinlendiriniz ağır bir konuydu
ben yine de saat 2214 35 dakika sizin sorularınızı alabilirim Buyurun ses Efendim E insanın dengeli bir Eee şahsiyet olması kafama takıldı mesela sıfatlarının tecelliyat cemi dediğimizde zıtlıklarla Kim daha zıtlıklar geçmedik ama sevdiği kadar nefret eden de bir varlık insan aşık olduğu kadar Eee ya da güldüğü kadar ağlayan da bir varlık bu zıtlıkların eee dengesini kurmak ve içinde oturtmak mıdır dengeli şahsiyet olmak yoksa farklı bir manada mı Eee anlamamız gerekiyor zıtlıklar geldiğimizde konuşacağız tamam peki çünkü yani
zıtlıkları Muhakkak konuşacağız bir insanın inancı ve inancındaki kuvvet diğer bir insanın doğru veya Tam manasıyla bildiği bir şeyin üzerinde inancıyla etki edip onun doğrusunu değiştirebilir mi inancıyla Evet onu yapabilir Bu Benim inancım bir kimsenin bu noktada inancı Kemale erdiyse o inancının Kemale ermesiyle alakalı etrafında diğer insanların da ETK etki altına alabilir Peki Hakikatte bunu doğru edebilir mi efendim zaten Hakikatte doğru olduğundan mıdır yoksa gerçekten onu doğru eden onun inancı mıdır O normalde bu noktada kimse Bu
mevzuya geleceğiz bu Normalde insan burası çok önemli yani şimdi sohbet anlam açısından bunu normalde aslında sen şimdi biraz önden koştun bununla alakalı üç tecelliyat var insanlar var duay la alakalı bölümde bu duanın üç tecelliyatı var üç tecelliyatı son tecelliyatı o kimsenin duayla o kimsenin üzerindeki bazı şeyleri değiştirmesi peki inanmak duayla ilintili mi E tabii inanmak duayla alakalı o kimse inanıyor inandığı için dua ediyor o duayı fiiliyata Söküyor sokuyor o duayi fiiliyata sokarak daan o kimsenin üzerinde
etkin rol oynuyor mesela Halifeliğin de en önemli özelliklerinden biri budur diyebilir miyiz zaten bu değiştirme kuvvetine ve K bu Mürşidi Kamil özelliği zaten hayvanlarda bu yok mesela değil mi Yok bu Mürşidi Kamil yani Hilafet noktas gelmiş bir insanın hali Teşekkür ederim benim için çok Bunu şimdi Normalde bütün insanların üzerinde bu Kapı açık Ama bunun bütün insanlara atfetmek uygun değil doğru değil Bunu ancak şöyle yapabiliriz yani işte hani bir halife yaratacağım dedi ya bir halife yaratacağım dediğinde
halife noktasındaki bir kimsenin üzerinde bu tecelliyatı görmemiz mümkün insan bund yükümlü müdür insan bundan yükümlü değildir hadis-i şeriflerde ümmetime dua edin diyor o ayrı mesele dua İşte o ü tane ayrı zuhurat var ya bir kimse dua eder bu Tabii duadır Ya Rabbi ümmeti Muhammed’i Affeyle Tamam affetti Siz de mesela diyorsunuz ki yani başkasına dua edin Kendinizden ziyade kardeşiniz eğitimdir değil mi Bu bir eğitimdir Yani insanın kendi nefsini düşünmeyip Etrafındaki insanları düşünmesidir kendinize dua etmeyin başkalarına dua
du edin Aslında bu yetim bir süre sonra insanı insan edecektir değil mi bu Normalde insanı bencillikten kurtaracaktır kendine bir şey istememek insanı bencillikten kurtarır toplum bencil Peki kendine bir şey istediği zaman başkaları üzerindeki inancının Doğruya doğru gidebilmesi veya onu bu hususta doğruya çevirebilmek mi etkiler Ben eşari zihniyetli değilimdir Çünkü ben Matur zihniyet imdir duayla mücadeleyle dünyanın değiş zaman bütün Alem inancın üzerinde döner Evet öyledir soyuttur yani Öyle öyle hiç onda şüphem yok Teşekkür ediyorum ben de
Yani aslında buna inanmak istediğimden inandım Evet o benim inancımdan aynı zamanda ben o İnançla inandığım için İnanıyorum Evet ben bir kimsenin bu noktada duayla duanın mücadelesiyle bütün alemdeki dönen çarkı değiştireceğine İnanır içimizdeki inancın bunu içimizdeki inancı bu yönde delillendirme inanca ihtiyacımız var Evet benim ihtiyacım var teşekkür ediyorum Hep hepimizin var Ben Ona inanırım ben o yüzden Normalde benim bir delile ihtiyacım var Evet ben Ona inanırım bu noktada inancım bu noktada onsuzdur kendimce duanın ve mücadelenin duanın
ve mücadelenin o kimseyi Galip getireceğine inanırım ben Galip gelirim galip gelmiş komutan gibi Giderim Bu büyüklenme değil Allah’ın lütfu İstanbul’u fethetmiş atın üstünde girmiş insan nefis ilişkisi Normalde nefsin bir tarafı var kötülükleri emreden kötülükleri isteyen nefis biz onunla mücadele etmekle emrolunduk nefsi yok etmekle değil buradaki algı farklı Kimisi nefsi yok edeceğine inanıyor Biz sufiler nefsi Yok edeceğimize inanmayız nefis Yok olmaz zaten Bizim içimizdeki yemek yeme isteğimiz bize lazım Biz yemek yeme isteğimizi kırmak için için zorlamayı
biz az yeriz az yeriz helal yeriz yemeyiz değil mesela Eee Doğu terbiye sisteminde uzak doğu terbiye sisteminde yememenin üzerine kuruludur bu Batı terbiye sisteminde ise yemenin üzerine kuruludur ye ne canın istiyorsa ama bu noktada İslam’ın ve İslam’ın içerisinde mesela İslam’da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri az yeyin az Uyun Az konuşun der sufiler bu noktada kendilerince bunu ölçü alırlar kendilerine biz yeriz helal yeriz Tok değil aç kalkmayı isteriz sofradan ölçü budur O yüzden az yemekle
yemeği komple terk etmek yoktur hadis-i Şerif çok manidardır ölçü açısından Hani üç tane sahabe kendi kendisine söz verdi birisi hiç iftar etmeyeceğim dedi birisi hiç uyumayacağım dedi birisi de hiç cima etmeyeceğim dedi Cebrail Aleyhisselam geldi bunu bildirdi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine dedi ki Allah’tan en fazla korkanınız Benim Sizlere ne oluyor ki yerim uyurum cima ederim o zaman buradaki nefsi terbiye etme metodu bizim için birinci derecede Haramı terk etmektir bu nefis terbiyesi için bize
yol olarak yeter kitaplardaki gibi 40 yıl pekmez istemiş canı Vay 40 yıl pekmez yememiş işte nefsini terbiye etmiş bu bizim için değil bu İslami bir öğreti de değil Canın pekmez istediyse git bir parmak çal ye ama haram yeme haram içme haram konuşma haram içleme birisine zarar verme terbiye bu bizim kardeşlerimize tavsiye ettiğimiz terbiye bu yoksa Ne o işte oturduğunda 10 tane ne diyorlar O pidenin yeni adına Yok yok yok Pizza oturduğunda 34 tane pizza götürecek canım
pekmez istemiş de yememiş kaç yıldan beri birisi öyle dedi bana bir de yerken de sofrada Pizza yiyor Hocam dedi bana Ben dedi kaç yıldan beri dedi pekmez canım istiyor yemiyorum dedim Hangi kitapta okudun işte filanca kitapta okudum çok güzel dedim bu önündekiler ne böyle baktı az ye az uyu Az konuş dedim Sen pekmezden de ye haram yeme bunun içerisindeki dedim bu Salamın cunun ne etinden olduğunu biliyor musun dedim kaldı işte dedim sufilik ne eti olduğunu bilmiyorsa
yemez dedim ne yazıyor dışarıda dedim kimin adı var dışarıda bilmem ne marka ne yiyorsun burada ben hayatta girmem O alışveriş merkezlerine yani 10 parmağım var ya 10 sefer girmemiş imdir daha ya çalışmak bir şey değil Çalış o noktada bir şey değil orada para harcama orada çalış orada para harcama orada çalış Çay mı içeceksin git dışarıda otur bir tane çay ocağını orada çay iç orada çalış karnını mı doyuracak git orada Mahalle arasında bir lokantada bir kebapçıda bir
dürümcüde yemeğini ye oradan Yeme bak orada yeme Sufi heva ve Hevesin tanrılaştırılması mikrofon orada hocam Önce geldiğiniz için aydınlatıcı bilgileriniz için çok çok teşekkürler biz size teşekkür ederiz Siz geldiğiniz için Hocam şimdi emaneti dağlara verdim kabul etmedi diğer mahlukatlar kabul etmedi sadece insan kabul etti denilmekte Kur’an’da bunun kabul edilmeyeceğini zaten Allah biliyordu Bundaki Hikmet nedir Sizce Normalde dağ Çünkü ben bunda mesela para yoksa ben 10 milyon bundan isteyemem Çünkü züt olduğunu biliyorum Cenabı Allah da onların
Kabul etmeyeceğini biliyordu bile bile onlara teklif götürdü teklif etti Bundaki Hikmet ne olabilir hepsinin de aklı var Onlar Kıyamet olduğunda Mahşer toplandığında her birinin kendine ait kendine münhasır ruhları ve akılları olduğunda şunu diyebilirler ya rabbi Bu emaneti bize verseydin Biz Bu emaneti en iyi şekilde yerine getirenlerden olurduk dememeli için Cenabı Hak bütün varlık alemine teklif etti ama kabul etmeyeceklerini de biliyordu bu Allah’ın bilgisinin sonu yoktur Allah her şeyi bilir bu ayrı mesele Tamam teşekkürler Ama şehadet
lazım Evet Teşekkürler teşekkür ederim hepinize de Hakkınızı helal edin geceniz hayır olsun Selamünaleyküm.
Kaynak: Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin Muhyiddîn-i Arabî’de İnsan ve İnsan-ı Kâmil (1) video kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video →