281. Mesnevi Şerhi 2012. Beyitten konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 281. mesnevi şerhi 2012. beyitten hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
281. Mesnevi Şerhi 2012. Beyitten Hakkında
Mesnevi Şerhi (2012. Beyitten) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (2012. Beyitten) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. EFT zikir ilah ilahe illallah hak muhammeden. Resulullah cemi. Enbiya vel mürselin velhamdülillahi rabbil alemin. Selâmün aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin amin ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cüm ümmeti. Muhammed’i.
Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eylesin amin. Hakkı hak bil hakça yaşayan batılı batıl bilip batıla karşı mücadele edenlerden eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Muhammed’i. Kur’an ve sünnet-i. Seniye sımsık yapışanlar eylesin amin nerede. Müslümanlara bir zulüm varsa zulmedenlerden. Hak intikamımızı alsın. Müslümanların kanını ırzını namusunu yerle. İhsan edenlerden. Hak hepsinin de intikamını alsın. Amin ecmain. E bugün biraz tehirli oldu sonradan tanışıp sonra çok samimi olduğumuz.
Erhan haar abimiz ziyaretimize gelmiş. Allah razı olsun. Kısa bir beraberlikten sonra devam eden. bir dostluk bir beraberlik oldu. Hak hamd olsun. Hak birbirimizi sevdirdi birbirimize karşı muhabbet besti kanlarımız uyuştu damarlarımız uyuştu kan damar uyuşunca böyle bir dostluk meydana geldi. Allah razı olsun. Biz böyle e hamdolsun. Hakk’a birbirimizden memnun hep böyle olduk. İnşallah bu dünyalık değil ahirette de beraber eylesin inşallah. Kendisinden bir zarar görmedik herhalde.
B anen görmemiştir böyle bir dostluk. Peyda oldu. İnşallah o dostluğumuz. Daim olur inşallah amin yolculuklarım oldu beraber böyle dostumuz. Kardeşliğimiz abi. Kardeşliğimiz oldu o benden büyük tabii de yaş olarak ama biz böyle abi kardeş böyle bir hususi bir dostluk oluştu hamdolsun o dostluğumuz da devam ediyor. İnşallah bizim dostluklarımız mezara kadar değil mezardan sonra unutanlardan. değiliz bizim dostluklarımız ebedi. Rabbim ebedi olanlardan eylesin amin unutan vefasızlık yapan gaflete düşüp de hainlik yapanlardan eylemesin.
Çünkü o unutan vefasızlık yapan hainlik yapanlar mahşerde salihlerle beraber olmazlar velev ki namaz da kılsa hainse vefasızsa velev ki oruç da tutsa hainse vefasızsa onların bayrakları ayrıdır. Mahşer yerinde onlar vefasızlar ve. Hainler ayrılırlar vefasızlar ve hainlerin ayrı bir toplanma merkezi vardır mahşerde orada toplanırlar. O yüzden vefasızlık yapmayın hiç kimseye insanlık vefadan geçer insanlık vefasız olmamaktan geçer hain olmamaktan geçer nankör olmamaktan geçer bir kimse namaz da kılsa nankörse hainse vefasızsa o kimseden hayır gelmez kimse oruç da tutsa ama o kimse vefasızsa hainse nankörse ondan hayır gelmez o yüzden insanlık namazla oruçla ölçülmez.
İnsanlık erdemlili insanlık faktörleri farklı. bir şeydir bu böyle hata şurada. İnsanlar bunları namazla oruçla ölçüyorlar bu doğru ölçü değildir hadis-i şerifte. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri ümmetimin namazı orucu sizi aldatmasın der. Siz onların muamelesine bakın bir insanın namazı abdesti orucu ehli tarikat olması bir dergaha bağlanması bir şeyhe intisap etmesi o ölçü değildir ölçü onun muamelesi muamele vefasızlık mı etti hainlik mi etti arkadaşını sattı mı kardeşini sattı mı eşine mi vefasızlık yaptı.
Çocuğuna mı vefasızlık yaptı eş eşe mi vefasızlık etti eş eşe mi hainlik yaptı çünkü insanı insan eden erdemlilik bunlardır bir kimse hafız olabilir. Kur’an’ı yutmuş olabilir vefasızdır. Onan yol gidilmez bir kimsenin anını. Secdeden kalkmıyordu haindir onunla yol gidilmez bir kimse arkanı döndüğünde bir dolap çeviriyordu isterse. her gece senle. Zikrullah yapsın onunla yol gidilmez. Çünkü hayat yolu enge inişli çıkışlıdır arızalıdır dikenlidir sıkıntılarla doludur.
Yolu o hayatı yaşarken insan etrafındakileri ancak o zaman tanımlar başına bir sıkıntı geldiğinde bir dert geldiğinde bir problem geldiğinde bir taraftan boğazın sıkıldığında bir taraftan burnunu elini kolunu kaptırdığın da senin gerçek dostun arkadaşın eşin çocuğun meydana çıkar öbür türlü meydana çıkmaz para var pul var huzur var lay lylon var. Gayet güzel olmayınca ne olacak başına bir sıkıntı gelince ne olacak başına bir dert gelince ne olacak başına bir.
Gam bir keder gelince ne olacak kim kalacak yanında bu önemlidir insanın ayağı sürçer dili sürçer eli kolu sürçer insan bu sürçer bir şeye güç yetiremez olabilir bir şeyde hesabı. tutmaz olabilir o esnada etrafındakiler yapıyor. Seni seviyorum diyenler ne yapıyor bu önemlidir bakın. Önemli olan budur o yüzden. Ben böyle yüzüne karşı met etmek istemem ama öyle bir insanların dar olarak gördüğü ama dar olmayan insanların sıkıntılı gördüğü ama sıkıntılı olmayan bir zaman perspektifinde tanıştık hamdolsun öyle dostumuz arkadaşımız kardeşimiz devam etti.
İnşallah devam eder gider. Allah’ın izniyle zahmet etmiş. Allah razı olsun ziyaretimize gelmiş huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum kendisine böyle ben ondan büyüküm filan diye düşünmemiş. Küçüğüm ben onun kardeşiyim. Allah razı olsun inşallah evet. Konu başlığı. Biraz buradan girelim. Allah ondan razı olsun sallallah. Bugün yağmur yağdı. Sen mezarlığa gittiğin halde niçin elbisen ıslak değil diye sorması bir gün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri sahabeden bir kimse vefat eder vefat edince o gün yağmurlu bir gündür.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri kabristana gider. Peygamber efendimizin en önemli özelliklerinden birisi şu hastayı ziyaret eder birisi vefat ederse kabristan kadar gider. Onu defnedilir başında duasını okur döner. O vefat eden kişinin. Ailesini de ziyaret eder yine böyle bir defin işlemi var o gün. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellam. Hazretleri defin işlem için gidiyor yağmur yağıyor ama ıslanmıyor bu da peygamberlik mucizelerinden bir mucize.
Mustafa bir gün dostlarından birinin cenazesiyle ve dostlarla mezarlığa gitti. E tabii bunu böyle okur geçerdim ama biraz mezarlık ve defin adabıyla alakalı birkaç tane de hadis koyma zarureti gördüm. Çünkü bu benim. geldiğim ilçede böyle değildi. Bursa’ya geldiğimde gördüm bunu mesela birisi vefat ediyor. Annesi babası kardeşi. Neyse ondan sonra vefat ettiği zaman mezarlıklarda cantık ve ayran dağıtılıyor bu böyle benim çocukluğumda yoktu benim gençliğimde yeni.
Derviş olduğumda da. Bayındır’da yoktu. Bursa’da gördüm. Bu sünnet-i. Seniye olmayan bir o yüzden biraz hani ölüm ve mezarlık da alakalı bir iki hadis-i. Şerif inşallah kim cenazeyi takip eder ve üç kere taşırsa ölen kardeşine karşı olan borcunu. Ödemiş olur hani bizde bu çok güzel bir sünnet seneye işleniyor. Hani cenazeyi taşımak için herkes sıraya giriyor. Kim diyor üç sefer onu sıraya girdi onu taşırsa. Hani o ölen kimseye karşı borcunu kardeşlik borcunu ifa etmiş olur cenazeyi ne ses ne de ateşle takip.
etmeyin muvatta ve. Davut cenaze. E bu manada hani böyle şimdi yeni çıktı ya bir. Düttürü ötürü de şehitlerin cenazesini filan öyle götürüyorlar. Bu da yok bu da. B böyle bir ses çıkarma boru çalma borazan çalma davul dümbek çalma filan alkışlarla ıslıklarla bu yok cenazeyi definde tekbir var. Tevhit var tekbir ve tevhit var öbür türlü. Hani ateş yakmak. Ateş perestler adeti onlar da. Cenaze için bu hani meşaleler var ya onlar da cenazeyi meşaleler meşale yaraktan götürüyorlar.
Ateş perestler adeti yine cenazede çabuk olun. Salih biri ise kendisine iyilik yapmış olursunuz böyle biri değilse belayı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz cenazeyi bekletmemek normalde işte. Ama şu anda da mecbur insanların. yakınları en yakınları dışarıda. Öyle olunca işte. Son görevlerini onlar da yapsın diye işte. Almanya’dan gelecek olan var başka ilden başka bir ilçeden gelecek olanlar var hani bu böyle sünnet. Seniye de yavaş ortadan kaldırılıyor gibi ama mecbur kalınıyor.
İnsan işte oğlu var kızı var işte. Son vazifesini yerine getirsinler diye bekletiliyor sizden beri bir cenazenin geçtiğini görür cenaze ile birlikte yürümesi bile cenazeyi geride bırakıncaya veya cenaze kendisini geride bırakıncaya veya cenaze onu geride bırakmadan yere konunca kadar oturmasın. Hani cenazeye biz bu noktada ne yaparız hürmet ederiz cenaze gelmezden önce ayağa kalkacaksın senin önünden geçti gitti o zaman oturabilirsin veya cenazeyi takip edeceksin tanıdığın değil işin var müsait değilsin ama cenaze geçinceye kadar ne yapacaksın bekleyeceksin.
Peygamber sallallahu. aleyhi ve sellem. Hazretleri bazen cenazenin önünde yürüdüğü görülmüş. Ama genelde cenazenin önüne geçmemiş cenazenin arkasından takip etmişler genel olarak ama bu konuda her iki tarafta. Her iki şekilde de hadis-i. Şerif var ama biz yine saygı gösteririz cenazeyi önden. Hani önümüzden de geçse. Pardon biz cenazenin önüne geçmemeye gayret ederiz ve tekrar söylüyorum. Hani bir ölen kimsenin evinde cenazeye gelenlere bir şeyler ikram etmek bu da var sünnette ama ölünün evinde yemek pişmez.
Bu da sünnette var. Oraya eve yemek göndermek de sünnet veya yiyecek göndermek. Çünkü orada taziyeye gelenler var taziyeye gelenlerden dolayı ev halkı yemek pişir oraya yemek göndermek de sünnet. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri öyle yapmış. Ama tekrar bunun altını çizerek söylüyorum mezarlıklarda. bir yenilip içilmesi caiz değildir bunu son örnek. E Allah razı olsun hacı. Cafer’e dedim. Cafer evin önünde dedim ne yapacaksanız yapın. Ondan sonra dedim hani şeyde.
Ne o mezarlıkta dedim bir dağıtmayın. Çünkü sünnet-i. Seniye yok. Rabbim bizi sünnet-i. Seniye uyanlardan eylesin amin onun mezarına. Toprak doldurdu tohumunu yer altında diriltti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri o sahabeyi mezarına yerleştirdi ve onun duasını etti yine. Davud hadisi şerif kardeşiniz için. Allah’tan mağfiret talep edin. Onun için karşılaşacağı sorgulamada. Metanet dileyin. Zira şimdi ona hesap sorulacak buyurdu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem.
Hazretleri. Normalde ölünün defni tamamlandıktan sonra bunu sahabeye söylerdi hani böyle ona. Hayır duada bulunun ona dua edin diye yine. Bakın bu hadis-i. Şerif koydum. Şimdi kabir azabını reddeden böyle ilahiyat profesörleri var bu e hadis de sabit hadisi inkar ediyorlar. Allah muhafaza eylesin. Resulullah. Sallallahu. Kabir azabından sordu aleyhissalatu vesselam. Evet kabir azabı haktır onlar kabirde azap çekerler onların azabını hayvanlar işitir buyurdu.
Ayşe der ki bundan sonra. Sallallahu aleyh ve sellem hazretleri namaz kılıp da namazında. Kabir azabından istiaze et mediğini sakınmadan şartlarda bu kabre indirildikten sonra ona dua etmek. Onun için tövbe etmek ona. Normalde hakkında. Hayır dilemek sünnetin içerisinde fakat. Pir burada başka bir söylüyor tohumunu yer altında diriltti sahabe vefat etti. Onu tohum olarak görüyor. Mevlânâ diyor ki tohumunu yer altında diriltti. Şimdi bir tohum ekersiniz toprakta dirilir.
ne olur yeşerir ağaç haline gelir bitki haline gelir. Oysa ektiğiniz tohumdur işte burada da. Mevlânâ ölümü bir son olarak görmüyor ölümü başka bir başlangıç olarak görüyor. Ve yeni bir başlangıcın habercisi. Ölümü öyle görüyor zaten ehli tasavvuf ölümü son olarak görmez ölüm bir son değildir ölüm yeni bir hayatın başlangıcıdır yeni bir. Hayatın başlangıcı ölen bedendir. Çünkü ruh ölü değildir ruh ölümü tatması başka bir şeydir ölmesi başka bir şeydir. Her nefis ölümü tadıcıdır sudan aldın büyüdü içtin suyu tattın bitki çayı var içtin tattın çay var içtin tattın ölüm tatmak içindir ölümü tadarsın.
Ama bu senin yok olduğun anlamına gelmez. Bu senin yok olmadığını gösterir. Bu dünyada herkes ölümü tadar ve beden bu manada çürür gider. bedenle bir işimiz yok ama o yeni bir başlangıçtır. O yüzden toprakla. Hani kabri toprakla doldurulması bedenin ölümüdür bedenin ölümü ve bedenin bu manada çürümesi beden toprakta yok olurken ölürken asıl tohum dikilmiş olur o tohumun dikilmesi ise ruhun bedenden ayrılıp ayrı bir perdeye geçmesi ve ayrı bir perdede ayrı bir varoluşun tecelliyâtı dır ruh.
Beden kafesinden. Kurtulmuş ayrı bir perdede ayrı bir perdede hayatı devam etmektedir. Ama bu kabir hayatında ya cehenneme bakarak tan. Cehennem acısı çeker ya da. Cennet bakarak tan cennetin tadını. Yaşar ya da cemalullahı seyrederek cemalullahı seyrederken cemalullah taki fenalığı. Pir devam ediyor bu ağaçlar. Toprak altındaki insanlara benzerler ellerini topraktan çıkarıp halka doğru yüz türlü işaretlerde bulunurlar duyana söz söylerler yeşil. dilleriyle uzun elleriyle toprağın içindeki sırları anlatır.
Bu gördüğünüz ağaçlar bu yeşillikler bu bitkiler toprağa ekilen tohumların yeryüzünde neş. Neva bulması meyve vermesi sebze vermesi nasıl. Tohum toprağa dikildikten sonra ağaç haline gelip meyve veriyorsa ve bütün bu ağaçlar bu bitkiler bize bir anlatmakta onu da 44 ayet-i. Kerime bize naklediyor yi. Gök yer ve onlarda bulunan varlıklar. Allah’ı tesbih ve tenzih ederler aslında hiçbir yoktur ki hamd ile. Allah’ı tesbih etmesin. Ne var ki siz onların tespih etmesini anlamazsınız.
281. Mesnevi Şerhi 2012. Beyitten – Sohbet Notları
Şüphesiz ki. Allah çok yumuşak davranan ve çok affeden affedendir nasıl hazre pir dedi ki bu ağaçlar. Toprak altındaki insanlara benzerler ellerini topraktan çıkarıp halka doğru yüz türlü işaretlerde bulunurlar sen o ağacı dinlesen lisan-ı. Kalp ile ağaç sana 100. tane doğru söyleyecek. Çünkü senin gözünün gördüğü görmediği canlı veya cansız. Gördüğün bütün her. Allah’ı tespih etmekte tenzih etmekte hamd etmekte. Eğer onu duyacak bir kulağın var ise o ağaç da o bitki de o meyve de sana çok dersler verecek.
E senin ağaca. Normalde bitkiye ihtiyacın yok ama sen bir kabrin başına da gitsen. O da sana çok ders verecek ağaç konuşur da kabirdeki konuşmaz mı meyve konuşur da kabirdeki konuşmaz mı meyvenin hamdini dinlersen kabirdeki de dinlersin ağacın sana konuştuğunu söylerse konuştuğunu. Sen dinlersen kabrin içindekini de. Hazretlerinin başına gittiğinde. Onun da ne söylediğini dinlersin e. Yunus’tan söylemek kolay. Var mıdır çiçek dedi derviş baba annem babam topraktır.
İyi sen neden. Yunus olmadın da sormadın sarı çiçeğe sen neden bir. Yunus olmadın sormadın güle. Sen neden bir. Yunus olmadın ağaca neden sormadın kuşa neden sormadın böceğe neden sormadın mükatep. Zikrullah ediyor. Güneş de cehri. Zikrullah ediyor ay da cehri. Zikrullah ediyor. Rüzgar da cehri. Zikrullah ediyor sıcaklık soğukluk cehri. Zikrullah ediyor. Kainattaki gözünüzün gördüğü görmediği her cehri. Zikrullah ediyor hepsininde. Zikrullah frekansı var. Sen birbirine hiç denk gelmedin mi hiçbirisinin de.
Zikrullah frekansına denk gelmedin mi. Selvi hu esmasını mı çekiyor dinledin mi ha çıktın yeşillikler güzel çamlıklar güzel. Uludağ güzel harika dinledin mi o. Kuşcağız öterken hangi esmayı çekiyor hu esmasını mı çekiyor yoksa şükür esması mı çekiyor. Hamdi nasıl dile getirmiş hangi. Esma ile hamd. Veya senin kedi olarak gördüğün köpek olarak gördüğün. Çok affedersiniz merkep olarak gördün at olarak gördün inek koyun keçi hangi hayvan görürsen gör hangi esmayı zikrediyor hangi esmay la.
Allah’a hamd ediyor. O zaman biz kainatın ayet-i kerimede. Allah’ı zikrediyor ola yer ve gök arasındaki bütün her ona hamd ediyorsa o zaman bize çok söyleniyor duyan kulak için ama kalpler örtülmüş bizim hicap perdesi olmuş yalandan dolandan gıybetten dedikodudan haram yiyip içmekten ağzımıza sahip olamamaktan dedikodudan gıybetten eşlerin birbirine olan davranışlarından anne baba çocuk davranışlarından bizi ilgilendiren bütün hadiselerden. Biz hata yapmışız.
Kalbimiz bizim hicap perdesiyle perdelenmiş eyy dahi hamdini zikrini tesbihini teşbihi duyamaz hale gelmişiz. Bu konuda da bir çabamız yok bitti. Bu konuda da bir herhangi. bir çabamız yok namazı kılalım orucu tutalım meselemiz bitti o noktada kalıyoruz. O noktada kalınca. Biz derinlemesine nüfuz etmiyoruz yoksa biz derinlemesine nüfuz etmiş olsak. Çünkü sahabe öyleydi haz. Ömer efendimiz gitti kabrin başına ya falanca. Allah’ın vaadini şimdi duydun mu dedi gördün mü kabirden ses geldi ya ey.
Emirel müminin gördüm dedi duydum bakın haz. Ömer sahabenin içerisinde en akılcı olan kabirdeki le konuşuyor biz konuştuk mu babamızı gömdük babamızla konuştuk mu annemizi gömdük annemizle konuştuk mu çocuğumuzu gömdük çok seviyoruz ya konuştuk mu eşimizi gömdük konuştuk mu ey eşim. Allah sana baba. Allah sana nasıl muamelede bulundu nasılsın diye. Bildik mi bunları bize öğretmediler sahabe de insandı. Mustafa’nın terbiyesinde büyüdü. İyi sonradan gelenler.
Silsile devam ediyor kabirdeki kimselerle görüş enler konuşanlar var. Bunları böyle söylüyorum ya evet sosyal medyadan atıyorlar boyuna bilmiyor cahil insanlar bunu da uçuk bir muhabbet olarak görüyorlar millet efendiyle bir kabrin başına gitmeye çekinirdi hele yanında duracaksın. Tiril tirir titrersin hemen yandan vurur böyle. Ne gördün ha. Hemen hiç biri hiç umuyordu biri. Kabrin başında. Ona o kaldı hiçbir göremedim. Efendim dedi yaptığı meslekle alakalı.
Şimdi mesleğini söylesem kim olduğunu anlayacak bazı arkadaşlar o yüzden söylemiyorum şunu da mı görmedin dedi mesleğiyle alakalı renkten renge girdi ya dedi. D Eva evinize uyuyorsunuz nefsinize dedi şetat eder gibi döndü. Efendi ne dedi bak. Ne gördün demiyor ne dedi. Ben de bunu bunu. Efendim döndü ona duydun mu dedi duydun mu dedi. Ona kaldı sonra ne zaman denk gelsem efendiden 3 be adım geride onun kapsam alanının dışına çıkıyor genelde millet kapsam alanın dışına çıkardı.
Efendi sorardı. Demek ki bu dervişlikte bu var öyle havalanmaya bakmıyor bu iş birisi soruyor. Ne gördün demiyor ne dedi diyor bak. Ne gördün ayrı ne dedi ayrı senin gördüğünü biliyor ne dedi sana diyor. Demek ki o kabirdekiler. Siz onlara ölü demeyiniz. Şehitler peygamberler salihler. Siz onlara ölü demeyiniz. Sultan’a ölü diyemezsin. Hazretlerine ölü. Diyemezsin. Evet ziyaret etmek muhakkak güzel bir hareket sandukanın altından haber ver bana sandukanın altından haber ver bana asıl önemli olan o işte her.
Allah’ı hamd ediyor. Allah’ı zikrediyor sen onu duyuyor musun o frekansa giriyor musun o frekanstan bir ses alıyor musun bu neyle mümkün bu haramlardan uzak duracaksın farzları yerine getireceksin. Allah’ı çokça zikredin ve o. Tabii ağaçların köklerini insanlara benzetiyor müthiş bir teşbih var burada benzetme var ve ağacın kökü toprağın içerisinde meyveleri dışında. Orada iki hayat var bir görünen hayat var. Meyve ve meyve ve yaprakları dalları bir de görünmeyen var kökü görünmeyen senin kökün.
O görünmüyor senin meyvan bileceğiz senin meyvan senin kökünü bileceğiz meyven acıysa. Sen acısın kardeş kökün acı senin meyven tatlıysa hoşsa yenilebilir senin kökün sağlam harika tohumun da sağlam. Ya evet tohumun sağlamsa senin meyven da sağlam. Sen yenilebilir sofraya konulabilir. Sen bir misafire. sunulabilir. Ama yok meyven acı o zaman köküne. Dikkat et kendine dikkat et meyven nasıl acı dilinden çıkan acı. Gözünden çıkan acı elinden çıkan acı ayağından çıkan acı tat vermiyorsun lezzet vermiyorsun.
Bu neden kaynaklanıyor bu senin kökünden kaynaklanıyor senin terbiye edilmediğinden aşılanmadan gösteriyor. Allah muhafaza eylesin. Kazlar gibi başlarını su içine çekmişler karga gibiyken. Tav haline gelmişler karga çirkinliği temsil ediyor burada kötü ahlakı temsil ediyor tavus ise güzelliği temsil eder ya hep ama tavusun da derdi vardır nedir tavusun ayaklarıdır derdi tavus ayaklarına bakar ayakları bakınca kibrini. Her güzelin ayak ları vardır kibirlenme.
Hak sana bir takmıştır ayağına bak kibrini yen öyle güzelim diye hava atma. Bak tavus da çok güzel ama ayakları çıplak öyle kendi. Havalanma senden daha yakışıklısı var. Tabii benim oğlum. Allah kaldır elini. Heran hacar kim acaba bu yakışıklı diyor. Allah güzel görünmeyen bir şeyi güzelleştirir tövbeyle zikirle güzelleşebilir karga ahlakından tavus olabilirsin bu yol kapalı değil. Yaslanır ona dayanırsan ummadığın yerden sana güzellikler nasip eder insan değişen ve dönüşen bir varlıktır insan değişen ve dönüşen bir varlıktır vahşilik kemalata geçebilir mi.
Evet çünkü. Hak onu o değişmeyi ve dönüşmeyi göze alırsa. Allah onu değiştirir ve dönüştürür kötüye gitmek istersen kötüye dönüşürsün iyiye gitmek istersen iyiye dönüşürsün iyilik kapısı da açıktır. Herkese kötülük kapısı da açıktır. Sen ne tarafa meylersen. Hak senin o tarafına doğru yolunu açar. Bunu isteyen. sensin yalnız. Bunu isteyen sensin başın. Sen bir kötülük yaptığında şunu deme. Allah’ı suçlama. Hak takdir etmiş ben bu kötülüğü yaptım ha. Senin hiçbir suçun yok.
Sen tertemizsimge tavus haline getirir kışın onlara ölüm vermişse de. Bahar yüzünden yine diriltip yaprak landır. Hakkınızı helal edin. Hayli uzun e söylemişim ama neyse bitiri vereyim artık bunu da bir dahaki haftaya 2020’den başlayalım. Rum suresi ayet 50 Allah’ın rahmetinin izlerine bir bak ölümden sonra yeryüzüne nasıl hayat veriyor. Şüphesiz o ölüleri de böyle diriltecektir o her şeye kadirdir burada hani. Pir dedi ya. Allah onları kış vakti hapsetmiş de.
Baharda o karga lı tavus haline getirir kışın onlara ölüm vermişse de. Bahar yüzünden yine diriltip. yaprak landır. Hak bir kışı yaşatır sana kışı yaşattıysa sabret mücadele et. Bahar yakındır. Gecenin en karanlık noktası aydınlığın. Başlangıç noktasıdır. Normalde nasıl. Hak sonbahar geldiğinde bütün bitkiler ağaçlar yapraklarını dökerler her yok olur gider ama. Hak yağmurla onları bereketlendirir yeniden diriltir. O yüzden yeryüzünü. Nasıl yeniden diriltiyorsun seni de yeniden diriltir.
Sen haramlarla kendini öldürürsün tövbe suyuyla yeniden dirilirsin. Zikrullah ile. Kemale erersin nasıl. Bahar yağmurlarıyla. Arzı yemyeşil ediyorsa birçok bitki börtü böcek ne bileyim işte. Kuşlar hayvanlarla cıvıl hale getiriyorsa seni de aynı hale getirir ümidini kesme kış. Çünkü ölümdür durgunluktan yeniden doğuştur yeniden. Ümit etmektir yeniden o durgunluktan canlılığa yeniden ölümden hayata geçmektir işte. Sen normalde karga gibi çirkindir. sıradan bir insandır ama normalde.
Allah’a yöneldim tövbe ettin zikrettin doğru insan oldun. Hak seni tavus gibi yaptı seni sevdi seni sevince de cebrail’e dedi ki ey. Ben falancayı sevdim. Gök halkına. Et onlar da. Sevsin sen de sev. Gök halkına. Allah filanca sevdi. Siz de sevin melekler. Mümin kulların kalbine ilham etti. Allah filancıyız indin üzerinde sevilecek bir yoktu ama sen. Allah’a yöneldim. Allah’a teslim oldun. Hak senin günahlarını affetti seni süsledi seni sevimli hale getirdi seni yeniden yeşertti senin üzerine yeniden iyilikleri güzellikleri neşv.
Neva eyledi iyilikler rabbinizden kötülüklerde nefsinizden. Öyle olunca. Sen normalde manevi bir güzelliğe manevi bir alana geçtin sen. Bahar bahçesi gibi oldun. Gül bahçesi. gibi oldun gül dalında gül oldun. Bülbüller dalında şakaya başladı. Sen önceden karga gibiydin necisin leşlerin peşinde giderdin. Amma ve lakin tövbe ettin geri döndün. Gül bahçesinde gül dalı gibi eyledi ve sen. Bülbülün peşinden koşarken. Bülbül geldi senin dalına kondu sana şakıma başladı en güzel nameler senin için söyledi ve en güzel nameleri.
Hatta bir an gaflete düştün. Bülbül diye aradın ama sonradan uyandın ki o. Bülbül ötelerden. Gelme sen kendini gül dalında gül bahçesinde gördün nerede acaba dedin baktın oysa sen yakaza koltuğunda oturuyorsun ha dedin ki ya bu gül bahçesi ötelerden bir gül bahçesiydi bu gül dalı ötelerden bir gül dalıyım bu gül dalında konan. Bülbül ötelerden mii ve. Hak seni ne yaptı temizledi yeniden diriltti yeniden. Bahar bahçesi haline getirdi yeniden senin göğsüne.
Bahar kokularını saçtı ve sen bir kokladın ki o koku. Yemen’den gelmekte. Çünkü hadis-i şerifte buyurdu ya. Resul sallallahu aleyhi ve sellem. Rahman’ın kokusu dedi. Yemen bölgesinden gelmekte. Demek ki o. Rahman’ın kokusu. Vaktinde seni böyle yalazı gitti. Ege bölgesinde. Amak derler sıcak vurur insana. Yalaz vurdu derler sıcak vurur veyahut da. Bayındır’da. Normalde kışın. Hoyraz vurur çok. Hoyraz vurunca. Poyraz yalazlanmak cisim olarak sıcak veya soğuk seni yalazlar etkiler seni sıcağı görmezsiniz hissedersiniz soğuğu hissedersiniz senin vücudunda.
O bir etki bırakır işte. Allah’ı seversen zikredersen tövbe edersen sen. Hakk’ın yolunda yürürsen. Bahar bahçelerine döndürür dalına güller. kondurur güller şakaya başlar şakaya başlayınca şakıması cık cık diye ötmesi değil. Allah’ı zikretmeye başlarlar birisi hu der birisi. Sen ikisinin arasında hu. Hay gider gelirsin birisi oradan üçüncüsü gelir üzerine bir de. Allah esması koyar sen hu. Der nereden dediğini de bilemezsin. Bir bakarsın ki an geçmiş ne. Gül kalmış ne gül bahçesi ne.
Bülbül kalmış ne de şak kalmış gene nefsinle baş başa kalmışsın ararsın yine beklersin yine o bahçe kurulur yine o gül dalına konar mı diye hey hat kaçırmışsın. Artık öbür ana gözünü dikersin çünkü hiçbir eskisi gibi değildir o hep yeniden yaratır her şeyi o eskiyi kullanmaz eskiyi kullanan insanlardır. cümlemizi böyle kendisini yenileyen. Allah’ı zikreden ve. Hakk’ın o sonsuz nimetlerine hamd eden kullarından eylesin. Amin haklarınızı helal edin helal.
Ed bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. Fatiha salavat.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: İCAZETNAME TÖRENİ TEK PARÇA (BURSA) 16 EYLÜL 2021 , KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mesnevi Okuması (2241. Beyitten) 09.08.2025. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.