Mevlid Kandili

Mevlid Kandili Sohbeti


Euzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eftalı zikir faenne hu la ilahe illallah. La ilaheillallah. La ilahe illallah. Hak muhammeden. Resulullah. Cemi enbi mürselin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Selamünaleyküm. Aleykümselam. Allah gecemizi hayırlı eylesin. >> Amin. >> Ayımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırlı eylesin. >> Amin. >> Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammed’i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. >> Amin. >> Hakkı hak bilip hakkı yaşayan ve haykıran, batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. >> Amin. Nerede. Müslümanlara hukuksuz davrananlar var

ise, nerede. Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediliyorsa, topraklarına tecavüz ediliyorsa, Cenâb-ı. Hak bu tecavüzcü zalimlerden rabbim. Müslümanların intikamını aldırsın. Amin. >> Tecavüz edenlerin güçlerini yerle eksan eylesin. >> Amin. >> Haksız ve hukuksuz davranın davrananların güçlerini yerle eylesin. >> Amin. >> Bu siyonist. İsrail devletini yerle eylesin. >> Amin. >> Onların destekçilerini de yerle yeksan eylesin. >> Amin. >> Doğu. Türkistan’a ve tüm. Müslümanlara özgürlük nasip eylesin. >> Amin. Cenâb-ı. Hak cümlemizi bu gecenin sonunda, başında, ortasında affettiği

kullarından eylesin. >> Amin. >> Cümlemizi ve cümle. Ümmti. Muhammed’i emanına aldıklarından eylesin. >> Amin. >> Bu. Mevlüt. Kandilini kutlayan, Mevlüt. Kandilini seven. Hzreti. Muhammed. Mustafa’yı seven her ne kadar ümmeti. Muhammed var ise hepsini de kendi katında misafir eylesin. >> Amin. >> Ecm. Bugün. Mevlüt. Kandili aslında. Nisan ayında baharda doğmuştur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tabiri caizse bahar çiçeği gibidir. Ama veelakin hicri yılı takip etimizden dolayı hicri yıl her yıl 10 gün değişerekten gidiyor. O.

yüzden değişerek gittiği için. Mevlüt. Kandili de böyle değişerekten gidiyor aslında. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir. Nisan yağmurlarının yağdığı zamanda doğmuştu. O yüzden bu gece. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dünyayı teşrif ettiği gece mevlit gecesi denmiş. O yüzden bu geceye. Cenâb-ı. Hak yetiştirdiği için hamdu sena ediyoruz. Kim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğumuna sevinirse onun doğumuna sevinip de onun o sevinciyle herhangi bir yapsa amel noktasında. Cenâb-ı. Hak onun emanını alır.

Cenâb-ı. Hak onun kurtuluşunu alır. Cenâb-ı. Hak onu affı mağfiret eder. Çünkü peygamberin doğduğuna sevinmek peygamberi sevmekle alakalıdır. O yüzden bir kimse bir kimseyi severse onun doğduğuna sevinir. Tabii o doğum günü kutlaması. Avrupa’dakiler gibi. İslam dünyasında pek böyle bir. adet gelişmemiş. Amma ve lakin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kendi sağlığında kendisinin doğduğu gece olan olağanüstü olayları o doğduğu gece anarken sahabelere anlatırdı. Bakmayın bu yeni tip selefilerine hani mevlit kandili yok diye bir treneini tutturuyorlar ya.

Oysa. Hz. Ebubekir efendimiz de halifeliği döneminde. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününde hayır hasenat yapar. İnsanları toplanan sahabelere. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğiyile alakalı, mucizeleriyle alakalı aynı zamanda o doğduğu gece olan olağanüstü halleri anlatırdı. Bu ta. Emevilere gelinceye kadar bu böyle devam etti. Sonra. Emeviler ne yazık ki bu tip geceleri yasaklamaya başladılar. Bunları yok etmeye çalıştılar. Sonra ta. Selahaddin. Eyyübi’nin önceki sultana kadar böyle devam etti. Selahadtin. Eyyüp’ün şimdi ismi aklıma.

gelmedi de o yüzden onun ondan önceki sultan olarak bahsediyorum. Ondan önceki sultan büyük yemekler verdi. Peygamber sallallahu. Aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum günü ile alakalı. Biraz da böyle o güne kadar hani bu böyle çok önemsizleştirildiği için o tekrar bir önem kattı. Tabiri caizse binlerce hayvan kesti. Pilavlar yaptılar, aşureler yaptılar, tatlılar yaptılar. Ve. Hzreti. Muhammed. Mustafa’nın dünyayı şereflendirdiği günü olağanüstü bir şekilde andılar, yad ettiler. Mevlitler okudular, mevlit okudular ve. Kur’an-ı. Kerimler okudular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve

sellem hazretlerinin mucizeleriyle alakalı hadis-i şerifleri okudular ve böylece bu topraklarda yukarı. Mezopotamya’da yine. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin doğum günü belki de tam manasıyla olmasa da yakışır bir vaziyette. Çünkü hiçbir ne yaparsanız yapın. Hzreti. Muhammed. Mustafa’ya. yakıştı denilemez. O her zaman için her şeyin en iyisine ve en üstününe layıktır. Ama böyle kutlanmaya başladı ve bu yukarı. Mezopotamya. Müslümanları biraz böyle tabiri caizse tabirimi hoş görün. Yukarı. Mezopotamya deyince. Türkler gelir akla, Kürtler gelir akla. Bu

toprakların insanları tekrar. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününü kutlamaya başladılar. Tabii bu son dönem. Vahhabiler bundan rahatsız. Çünkü o. Vahhabiler. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin kabrini de yıkacaklardı. Sahabelerin kabirlerini yıktıkları gibi, onların mezar taşlarını yok edip kırdıkları gibi. Hatta bir tane sahabe mezarı bırakmadılar. Bir tane sahabe mezarının taşını bırakmadılar. En son. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabri şerifine geldiydi sıra. Bu. Vahhabiler orayı da yıkacaklardı da bütün. Müslümanlar galayana gelir.

Bizim devletimizi yıkarlar diye korktular. Bundan vazgeçtiler. O yüzden şimdi aynı o. Vahabi zihniyeti kandilleri yok saymaya çalışıyorlar ve kandillere bidat deyip kestirip atıyorlar. Ne bileyim işte kandil kutlayanlara değişik böyle tabiri caizse hakaretvari konuşuyorlar. Rabbim hepsini de hidayeti mümkün ise hidayet eylesin. >> Hidayeti mümkün değilse hepsini de kahrı perişan eylesin. >> Amin. >> O yüzden. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek mevlit kandilini doğum gününü ve diğer kandilleri. Allah izin verirse. Cenâb-ı. Hak sağlık afiyet verdiği

müddetçe biz o günleri kutlamaya devam edeceğiz inşallah. Zaten daha önce söz vermiştiniz. Bu konuda bir daha sizden söz almama gerek yok. İnsan unutursa unutulur. O yüzden unutanlardan olmayalım inşallah. İşte. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir. gizirgahtan sonra devam edeyim. Amma ve lakin bizim malum kandillerimiz, bayramlarımız, bir tarafımız sevinç, bir tarafımız hüzün oluyor. Hüzün olmasının sebebini de anlatmadan, söylemeden geçemeyeceğim. Malum. Gazze’de son 100 yılın değil belki de son 2000 yılın en büyük soykırımı ve

katliamı yapılıyor. Ve ne yazık ki. Müslümanlar sırayla devriliyorlar. Önce. Bosna, sonra. Afganistan, sonra. Irak, Suriye, Lübnan, Libya ve aynı zamanda da. Filistin, aynı zamanda. Doğu. Türkistan ve böylece. Müslümanlar dünyanın neresinde olursa olsun kanları, namusları, şerefleri, haysiyetleri, toprakları ne yazık ki zulmediliyor, işgal ediliyor, kanlar akıtılıyor. Ve ne evleri bırakılıyor, ne barkları, ne çocukları bırakılıyor, ne kadınları. Ve ne yazık ki siyonizmin o tabiri caizse kolları bütün dünya devletlerini ve bütün dünya devletlerinin devlet başkanlarını ve bürokrasisini sarmış vaziyette.

Ve bütün hiçbirisini ayırt etmiyorum. Dünya devletleri bu katliama karşı sessiz. Aynı. Bosna’da sessiz kaldıkları gibi, Afganistan’da sessiz kaldıkları gibi, Doğu. Türkistan’da sessiz kaldıkları gibi, beni. İsrail siyonist. Yahudilerinin de. Yahudilerine de sessizliklerini koruyorlar. Sanki hep beraber bir düğmeden yönetiliyormuş gibi dünya devletleri ve. Birleşmiş. Milletler denilen aldatmaca bir topluluk. Bütün hepsi de gözlerinin yummuşlar ve. Müslümanlar katledilirken. Müslümanların namusları, şerefleri, haysiyetleri ayaklar altına alınırken hepsi de kınamaktan başka bir yapmıyorlar. Hatta ben bazen paylaşırken onları aman çok şiddetli kınamayın

başınıza bir iş gelir diyorum. Evet. Çok şiddetli bir kınama yaparlarsa olur mu olur onların bu. Yahudi. Mossat siyonistlerinin elinde ne belgeler var ise nasıl bir ellerinde karanlık senaryolar, karanlık bilgi ve belgeler var ise dünya devletlerinin başındaki devlet başkanları. büyük bir çoğunluğu ve bürokrasinin büyük bir çoğunluğu. Basın yayın denilen o çok özür dilerim ama şeytani deccalist kurum gözlerini kapatmış. Müslümanların soykırımını büyük bir zevkle izliyor ve dünya bir avuç. İsrailli siyonistin üzerine gidemiyor ve dünyadaki veyahut da. Müslüman

ülkelerin elindeki silahlar kimin. Kimin için o silah endüstrilerine verilen paralar kimin için belli değil? Acaba o. İslam devleti gibi görünen devletler, Müslüman halkların devleti gibi görünen devletler bunca silahlanmayı kendi vatandaşları için mi yaptı? O halkı. Müslüman olan ülkeler kendilerince. İslami bir devlet sistemi isterler, İslami bir düzen kurmak isterlerse o devletler kendi tevalarını kurşundan geçirmek için, onları katletmek için mi silahlandılar? Bu soruyu kendime sormaya başladım. Çünkü elin gavur. Amerikalısından o kadar uçak ol, o kadar silahlan, o.

kadar para ver, petrol dolarları yatır. Ama veelakin sen. İsrail’e bir kurşun dahi bırak, bir laf dahi söyleme. Ve. Müslümanlar orada açlıktan ölürken bakın dünya tarihinde bunlar ender görülen şeyler. Açlıktan ölmek. Bugün. Gazze’de, Filistin’de, Doğu. Türkistan’da. Müslümanlar açlıktan ölürken, bildiğiniz açlıktan ölürken. Birleşmiş. Milletlermiş, demokrasiymiş, insan haklarıymış, yok hukukmuş, yok hukukmuş, yok işte devlet sistemiymiş, yok işte devletin de bir aklı varmış, yok o devletin de böyle bir şeysi varmış. İşte en yüksek dereceden kınayalım. Demek ki o halkı.

Müslüman olan devletlerin silahları kendi tebalarına karşı, düşmana karşı değil. Ve o halkı. Müslüman olanlar bizler ne yazık ki dünyanın herhangi bir yerinde. Müslümanların kanları, namusları, şerefleri, haysiyetleri ayaklar altına alınırken biz ne yazık ki onlara karşı duyarsız. Ne yazık. ki bizim günlük debdebemizin içerisinde, dünya hayatımızın içerisinde çok az bir şekilde zamanımızı alıyor ve. Müslümanlar ne yazık ki yine kendi heva ve heveslerinde oynaşıp dururlar. Yine yarın ne giyeceğiz, yarın ne yiyeceğiz? Yarın nasıl bir arabaya bineceğiz? Yarın nerede

tatil yapacağız? Yarın nerede kahve içeceğiz? Yarın nerede nargile höpürde edeceğiz? En güzel nargile nerede var? En güzel tatil yeri nerede var? Şurada hiç kimse görünmeden bir yat kiralasak da bir yatla dolaşsak kimsenin görünmediği koylarda bir girsek orada bir çipil desek orada da hatta daha da ileri gitsek nasıl olsa kimse yok. Kadın erkek cıbıldak bir şekilde orada sulara girsek ve hüryan bir şekilde girsek ondan sonra yine örtülü bir şekilde yatta dolaşmaya devam ederiz. Ve ne yazık ki.

bu çok acı bunu söylerken. Müslümanlar başlarına gelen felaketlerden, başlarına gelen sıkıntılardan dersini almamakta. Müslümanlar savaşlardan, depremlerden, yangınlardan, ne bileyim işte bereketsizlikten, afiyetsizlikten kendilerine düşen payı almamakta ve. Müslümanlar ne yazık ki ne yazık ki daha da daha da daha da haddi aşaraktan nereye doğru evrildiğini, nereye doğru evrildiğimizi görmemekte. Ve düşünebiliyor musunuz? Türkiye gibi. Anadoluda. Müslümanlığın kendince yaşanma noktasında ileri derecede gören bizim ülkemizde cezaevlerinde yatanların uyuşturucudan, %334’ü hırsızlıktan yatmakta ve bu ülkenin ahlakı o kadar yerlerde sürünmüş ki

normalde ülkede 8 kişi kişiden iki kişisi fuhuşla iştigal etmekte. Oradan para kazanmakta. 8 kişiden iki kişisi bu dünya üzerinde 7 iken bizim ülkemizde 82 bizim ülkemiz sözde. İslamı yaşamaya çalışan. Müslüman halkı. Müslüman olan bir ülke. Ama ne yazık. ki biz elimizden geldiğince hadsiz, hudutsuz fuhşiyata, çıplaklığa, fuhuşa, kumara, içkiye, uyuşturucuya dalmış vaziyetteyiz. Ve ne yazık ki annesi babası çarşaflı, sakallı ama çocukları uyuşturucuya uyuşturucu bataklının içine düşmüş. Annesi babası ehli tarikat. Aman kızı veya oğlu ne yazık ki

haramiyetin içerisinde bulanıyor. Haramiyetin içerisine düşmüş ve anne babalar çaresiz, ortam çaresiz ve utançlarından anne babalar kafalarını nereye sokacaklarını bilmiyorlar. Ve her gün günden güne biz. İslami duyarlılığımızı, imani duyarlılığımızı, milli duyarlılığımızı kaybetmekteyiz ve kaybettiğimizin de farkındayız. Ama ne yazık ki bu konuda yapabileceğimiz herhangi bir elimizden gelmez deyip evlerimizin köşesinde oturuyoruz. Ben yeni. İslam olduğumda bundan 30 38 yıl önce yangın var dedim kendi içimden. Bu yangının söndürülmesi lazım dedim. Ben karınca değilim. Karınca gibi ağzımda su taşıyayım. Ben.

insanım. Cenâb-ı. Hak beni insan olarak yaratmış. Bu bunun gayretini, bunun savaşını, bunun mücadelesini vermeliyim diye. Cenabı. Hakk’ın lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla öyle düşündüydüm ve yıllar yılları arattı. Yıllar yıllara arattı. Ne yazık ki ateş, o ateş hepimizin evini, hepimizin sokaklarını, hepimizin caddelerini, şehirlerini ve ülkesini ateş çepe çevre çevreledi. Artık bunu çok özür dilerim. Kendimi methetmek için söylemeyeceğim. 86 80 87 yılıydı. Orman. İşletme. Müdürlüğünün işçilerinin sendika toplantısı vardı. Anavatanını bakanlar o toplantının seçim vardı. Toplantının en önünde sıralarındaydı. Meşhur

önceden. MHP’li olan, sonra anavatana geçen bir bakanlık yapan bir kimse var. Kimse vardı ülkücüler adına. Bir bakanıydı o. Sonra. Maliye. Bakanı, işçilerden sorumlu bakan. O >> Yaşar. Okuyan değil başka bir tane daha vardı. On neyse 4 be tane. bakan vardı. Herkes ekonomiden konuşuyordu. Ben salona çıktım konuşma için. İllaki bana dediler ki ısrar ettiler. Benim desteklediğim sendikanın e başkan adayı dedi ki bir konuşma yap dedi. Benim ne konuşacağımı bilmiyorlar tabii. Cenâb-ı. Hak lütfetti, ikram etti. Ben çıktım

konuşma salonuna. Yaklaşık 4500 5.000 kişi var. Hiç unutmuyorum. Bakanların yüzüne söyledim. Dedim ki bir gün sizin dedim torunlarınız dede ben eşcinsel oldum. Dede ben uyuşturucu kullanıyorum diyecek dedim. O eski. MHP’li olan böyle bıyığının altından kıs kız güldü. >> Namık. Kemal de değil. Namık. Kemal olsaydı boğazını sıkardım. Yaşar. Okuyan olsaydı da aynısını yapardım. Temelli geydirirdim. O da ikisi değil. İkisini biliyor başka birisi. Dedim gülme. Ben gülücek bir söylemiyorum. Neden sırıtıyorsun sen?” dedim. Sustu. Tabii oradakilerin hepsi de.

benim eski ülkücü olduğumu biliyor. Benim desteklediğim sendikada o da ülkücü bir çocuk. Genç. Adanalı. Yıllar sonra bakın 39 yıl geçti ve ne yazık ki bunlar adım adım ülkede yaşanıyor ve anneler var şimdi siz bunları bilmezsiniz. Oğlunun dönmezden önce fotoğrafıyla oğlunun döndükten sonraki fotoğrafını atıyor bana. Diyor ki, “Hocam, bana bir söyle.” Diyor ki, “Bana bir anlat. Bana bir de.” Oğlumun diyor daha önce 15 16 yaşındaki fotoğrafı bu. Şimdi oğlum 20 yaşında. Şimdiki fotoğrafı bu. Ve bunun fetvasını

istiyor benden. Bir anne telefonda hem ağlıyor, hem nasıl ağlıyor, hem de diyor ki, “Bir insan kendi evladını öldürebilir mi?” Ben şehir dolaşıyorum utancımdan. Duydum diyor. Siz bu konuda içtihat edebilecek bir kimseymişsiniz. Ben oğlumu öldürebilir miyim diyor. Duyuldu ya. Mevlid Kandili Sohbeti. Hakkında her yerde bende kayıtlı olmayan telefonlara cevap vermediğimi hususisi mesaj yazdı bana. Dedi ki, “Benim telefonumu açın lütfen. Benim adım şu, sanım şu filan yerden arıyorum diye.” Kıymetli dostlar, evet bugün mevlit kandilini kutlayacağız ama benim

gönlüm hiç iyi değil. Ben hiç iyi değilim. Bunu açık böyle bir sizlerle dertleşme olarak görün. Gerçekten ben iyi değilim. Ve bana soru olarak yazılanlardan sizlere bahsetsem dersiniz ki nasıl ayakta duruyorsun? Bu dünyayı nasıl yaşıyorsun dersiniz. Ve bu toprakların insanlarını ne yazık ki bu hale getirdiler. Düşünebiliyor musunuz? Bu topraklarda bir kimse eşcinsel olması için bedava. Devlet bunun bütün ilaçlarını ve bütün ameliyat masraflarını karşılıyor. Sonra siyasetçi denilen şaklabanlar, düzenbazlar, yalancılar, çok yüzlüler, dünyanın kirini üzerine alan ve mahşeri

düşünmeyen, esen rüzgara göre. dönen, ne yazık ki omurgası olmayan omurgasızlar bizim önümüze çıkıp eşcinsellikle savaştıklarını söylüyorlar. Ve o omurgasızlık bütün her yere sirayet ediyor. Ve gencecik kızlarımız, bu kızlarımız bizim. Bunlar bunlara nefretle baktığımı zannetmeyin. Bu gencecik kızlarımız bizim bu toprakların çocukları. Neymiş? Göğüslerini açma özgürlükleri varmış. Göğüslerini açıp. İstanbul’da yürüyüş yapıyor. İstedikleri gibi kıyafet giyme özgürlükleri varmış. Üzerlerinde kıyafet yok. Sokaklarda öyle dolaşıyorlar. Onların annelerine üzülüyorum. Onların babalarına üzülüyorum. Onların dedelerine, ninelerine üzülüyorum. O çocuklara da üzülüyorum. O

çocuklara birisi bir anlatmamış. Onlara bir söylememişler. Onları birisine birini birilerinin kulaklarına birileri bir şeyler anlatmamış. Anlatanlar da çarpık çırpuk anlatmışlar. Ve sokaklarda üryan dolaşan kadınlar, üryan dolaşan erkekler var. Ne yazık ki bunlara erkekler de katıldılar. Erkeğin ayağında kısacık bir tane don, üstünde. bol bir tane gömlek. Onun da göbek deliğine kadar açmış. Onun da babası oğlum oldu diye iki tane kurban kesmiş. Göğsünde bir tane kıl tüy kadınlar gibi yoldurmuş. Sanki gece gerdeğe girecek. Bugün. Mevlüt. Kandili. Ben

kendi kendime sohbeti hazırlarken senin yüzüne nasıl bakacağız ya. Resulallah dedim. Biz onun yüzüne nasıl bakacağız? Ben kendi nefsim için söylüyorum. Biz emaneti yerine getirmedik diye düşünüyorum. Üzerimize düşen vazif vazifeyi ben kendi nefsim için söylüyorum. Yapmadığımızı düşünüyorum. Nefsimize uyup gecemizi gündümüze katıp biz o peygamberin yolunu ihya etme noktasında ben kendi nefsim için söylüyorum. Gerekli olan çalışmayı yapmadığımı düşünüyorum. Oysa. Enbiya ayet 107’de ve aynı zamanda da. Ali. İmran 164’te. Cenâb-ı. Hak bize başka bir söylüyor. Euzü billahi mineşşeytanirracim.

Bismillahirrahmanirrahim. Mennallahu aleline be. fim iz fim resul min enfühim min enfüsihim yetlü aleyhim ayetihi ayatihi ve yüzekkii veim kit hikme ve minbl. Bismillahirrahmanirrahim. Ve ma erseln illa rahmetellil alemin. Sadakallahül azim. Son okunan ayet-i kerime. Enbiya ayet 107. Biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik. Ondan önce okunan ayet-i kerime. Ali. İmran 164. Andolsun ki. Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Çünkü içlerinden onlara. Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Biz seni alemlere

rahmet olarak gönderdik. Hz. Muhammed. Mustafa kendisinden önce gelen peygamberlere nazaran en üstün seviyede, en faziletli derecede yaratılmış ve bütün alemlere rahmet olarak yeryüzüne fiziki olarak gönderilmiştir. Ama ondan öncesinde. Cenâb-ı. Hak varlığın tamamında ilk yarattığı kendi ruhundan ve nurundan. Hzreet. Muhammed. Mustafa’nın ruhaniyetini. ve nuraniyetini yaratmış ve o ruhaniyetten ve nuraniyetten bütün varlık alemini yaratmış. Bütün varlık. Hz. Muhammed. Mustafa’nın ruhaniyetinden ve nuraniyetinden yaratılmış ve alemlere rahmet olarak yaratılmış. Eğer o alemlere rahmet olmasaydı cennet olmaz. Leh-i mahfuz levhi-i

mahfuz olmaz. Kürsi olmazdı. Ve dünya ve melekler ve cinni taifesi bütün varlığa rahmet olarak yaratılmış. Hz. Muhammed. Mustafa sadece. Müslümanlara, müminlere değil, sadece dünyaya değil, bütün alemlere rahmet olarak yaratılmıştır. O yüzden. Muhammed. Mustafa’nın hem cismaniyeti hem ruhaniyeti hem de maneviyatı bütün alemlere rahmettir. Kim? Muhammed. Mustafa’yı severse, onun peygamberliğine iman ederse. Allah’a iman etmiştir ve onu severse gerçek hakikatte. Allah’ı sevmiş olur. Çünkü. Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bütün varlığa rahmettir, berekettir, lütuftur, ikramdır. Ben sohbeti

böyle hazırlarken kafirler aklıma. geldi. Kafirler aklıma gelince kalbime gelen şu oldu. Hzret. Muhammed. Mustafa kendisine iman etmeyen, kendisinin peygamberliğini kabul etmeyen kafirlere bile rahmet peygamberidir. Delilim şudur. Önceden. Lut’un kavmi eşcinsel ilişkilerden dolayı helak edilmişti. Helaka uğramışlardı. Ve dünyada şu anda eşcinsellik o kadar pompalanıyor ve hükümetler ve devletler ve sivil kuruluşlar denilen ne idü belirsiz kuruluşlar eşcinselliği ne yazık ki ayyuka çıkarıyorlar ve eşcinselliği alkışlamak, onu kabul etmek, insan hakkı, demokrasi. Ne bileyim işte hukukçu, evrensel ahlakçı kesiliyorlar

başımıza. Ve. Adem’den itibaren. Allah’ın meleklerin lanetlediği, peygamberin, peygamberlerin lanetlediği fiilatı işleyenler ve işletenler aslında. Lut’un kavmi gibi helak olması gerekirken. Cenâb-ı. Hak. Muhammed. Mustafa’nın yüzü su hürmetine, alemlere rahmet olarak gönderilmiş olmasından dolayı onlar böyle bir helak yaşamıyorlar. Ve geçmiş ümmetler yapmış olduğu. yanlışlıkları, yapmış oldukları haramlardan dolayı ama bireysel, ama kavimsel ama bölgesel helaklar yaşarlarken şu anda gayrimüslim unsurlar, kafirler böyle bir helakiyet yaşamıyorlar. Bu. Hz. Muhammed. Mustafa’nın alemlere rahmet olarak gönderilmesinin sebebi o. Alemlere rahmet. O yüzden

kafirlere de rahmet. Yoksa o kafirler. Nuh’un dua ettiği gibi hani öyle dua etmiş ya son kafir de helak oluncaya kadar sen bütün kafirleri helak eyle demiş. Cenâb-ı. Hak da onun duasını kabul etmiş ve büyük tufan olmuş ve kafirler helak olmuşlar. Şu anda kafirler helak olmuyorsa. Evet. Muhammed. Mustafa’nın alemlere rahmet olarak gönderilmesindendir. Ve dünya hiçbir zaman belki de bu kadar çirkinleşmedi. Hiçbir zaman bu kadar çirkefleşmedi. Hiçbir zaman bu kadar aşağılıkçasına bir hayat sergilemediler. Sergilenmedi. Ama şu anda

dünya ne yazık ki. bütün çirkefliğini ve çirkinliğini, bütün bataklığını bizim önümüze serdiği halde. Cenâb-ı. Hak bizi helak etmiyorsa. Cenâb-ı. Hak burada. Gazze’de, Türkiye’de herhangi bir yerde. Müslümanlara haksız hukuksuz davranılırken o haksız davranan zalimleri helak etmiyorsa. Muhammed. Mustafa’nın alemlere rahmet olarak gönderilmesindendir. Çocuğunu kendi eliyle pazarlayan satan, kendi kız çocuğunu kendi eliyle pazarlayan, satan, erkeklere peşkeş çeken bir anne baba helaka uğramıyorsa kendi hanımını, çocuklarının annesini silahla tehdit edip, öldürmekle tehdit edip onun tenini her gece hoyratça zalimlerin elinin

altına bıraktığı halde. O eğer ki helaka uğramıyorsa ve içkiler ve kumarlar ve uyuşturucular, sular seller gibi akıtılıp bu toprakları zehirliyorsa ve o zehirleyenler karakolların bir kapısından girip öbür kapısından çıkıyorlarsa o zalimler, o hainler, o namussuzlar, o alçaklar gerekli olan cezayı görmüyorlar. Ve. bu toplumun içerisinde, bu milletin içerisinde, bu milletin şehirlerinin arasında bizden daha başları dik dolaşıyorlarsa küstahça. Evet. Hz. Muhammed. Mustafa’nın şefaatindendir. Sözlerimi bayanlar bağışlasınlar. Ülkede genç kızlar kızlıklarını 1213 yaşında henüz daha ortaokula giderken bakireliklerini kaybediyorlarsa

ve bunu önemsizleştiriyorlarsa ve bu önemsizleştirmenin sonucunda insanlar ne yaşadığının ın farkında olmadan, savrulup nereye gideceği belli olmadan yaşıyorlarsa onların anneleri, babaları, onların kendileri helak olmuyorsa. Muhammed. Mustafa’nın alemlere rahmet oluşundandır. Ve ülkenin % cezaevlerinde yatan %33’ü uyuşturucudan yatıyorsa ve 2011 UNESCO açıklaması 2007’den 2003’ten 2011’e kadar sadece uyuşturucudan tedavi almak isteyenler %18 800 arttıysa o uyuşturucuyu satanlar, getirenler, pazarlayanlar helak olmuyorsa, onu destekleyenler helak olmuyorsa evet alemlere rahmet olan peygamberdendir. Sallallahu aleyhi ve sellem. O yüzden onun alemlere rahmet

oluşu sadece müminlere ait. değildir. Cinni taifesine de, meleklere de, diğer varlıklara da rahmet peygamberidir. Andolsun ki. Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Çünkü içlerinden onlara. Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermiştir. Cenâb-ı. Hak müminlere özel bir lütufta bulunmuş, inananlara özel bir ikramda bulunmuş. O Hz. Muhammed. Mustafa’ya göndermiş ve o. Hz. Muhammed. Mustafa’ya iman edenler, onun peygamberliğini kabul edenler cennetle müjdelenmiş ve büyük manevi lütuflara ve ikramlara mahzar olmuşlar. Ve o peygamber

ki. Cenabı. Hakk’ın ayetlerini ümmetine şerh etmiş, onu tefsir etmiş. Dikkat edin başlangıçta ayetlerini okuyan der. O ayetleri okuyan demek varlığın tamamıyla alakalıdır. Ve. Hz. Muhammed. Mustafa hala daha ayetleri okuyup anlamak isteyenlere manen o ayetleri hala daha tefsir etmekte, hala daha ayetlerin içsel. manasını anlatmakta. Hala da o dünya veyahut da bütün alemlerde var olan hakikati o müminlerin gönüllerini akıtmakta ve. Allah’ın ayetlerinin yanında. Allah’ın kitabullah’ını anlatmakta ve kitabullah’ın anlaşılmayan, Kitabullah’ta derinleşmek isteyen. Müslümanlara ve müminlere manevi olarak kanatlarını

indirmekte ve onlara anlayacağı dilden anlatmaya devam etmektedir. Ve. Hzreti. Muhammed. Mustafa kitapla beraber hikmetle gönderilmiş ulazim peygamberdir. Ve o kitabın yanında insanları hikmet de öğretmekte. Hikmet ki bu fakirin düşüncesine ve inanışına göre bütün hadis-i şerifler ve sünnet-i seniye ve. Cenab-ı. Peygamber bütün sünnet-i seniyesiyle diptiri, sünnet-i seniyesiyle ayakta. Her ne kadar şom ağızlılar, kafir ağızlılar, şeytan ağızlılar, deccaliyet ağızlılar onun nurunu söndürmek için uğraşsa da o. Cenabı. Hakk’ın hususisi koruması ve muhafazasıyla ne kitabın nurunu, ne. Peygamber. Muhammed.

Mustafa’nın nurunu, ne de. Cenabı. Hakk’ın nurunu söndüremeyeceklerdir. Ve. Hz. Muhammed. Mustafa bu manada ölü değildir. Sağdır, diridir. Ve. Muhammed-i. Mustafa ümmetinin başındadır. Kimin başı sarılacaksa başını sarmakta. Kimin kolu kırıldıysa kolunu tamir etmekte. Kimin gönlü kırıldıysa onun gönlünü tamir etmektedir. Ve o öyle bir gönül peygamberidir ki kırık gönüllerin, mahsun gönüllerin peygamberidir. Ve o müminler ki peygamberde çok güzel örnekler görüp onun sünnet-i seniyesini yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerin önünde ardındadır tabiri caizse o. Muhammed. Mustafa eteğini beline bağlamış.

İbrişimi beline bağlamış gayret kuşağını beline bağlamış. Nerede ümmeti. Muhammed’in bir zorluğu varsa, nerede ümmeti. Muhammed’in bir sıkıntısı varsa, can hıraş ne gece ne gündüz görüp canh hıraş manevi olarak ne yapılması gerekiyorsa yapmakta. Ve zannetmeyin ki. Muhammed. Mustafa öldü. Ve zannetmeyin ki. Muhammed. Mustafa’nın görevi bitti. Muhammed. Mustafa’nın ne görevi bitti ne de o öldü. O hala da ve hala da peygamberlik vazifesini bir tamam yerine getirmekte. Ama ümmeti. Muhammed ne yazık ki benim gibi kör gözlülerin elinde kalmış

körebe oynamakta ve. Muhammed. Mustafa’nın sağlığından, diriliğinden habersiz bir şekilde onun getirmiş olduğu hikmeti sünnet-i seniyeye savaş açmaktalar ve ona tabi olmaktan uzaktalar. Çünkü deccaliyet abileri, deccaliyet ilahları, deccaliyet sultanları, deccaliyet siyasetçileri, devlet başkanları ve bürokratları. Hz. Muhammedi. Mustafa’yı susturmak, onun sünnet seniyesinin ihya edilmesini yasaklamak ve onun peşinden gitmeyi engellemek için şeytanla beraber olup var güçleriyle savaşı devam etmekteler ve. Müslümanların karşısında deccaliyet, şeytaniyet ve ruhunu, kalbini deccaliyete ve şeytaniyete satan siyasetçiler, bürokratlar, devlet başkanları. Bunların hepsi de. Müslümanların

düşmanı. Hepsi de. Müslümanları. ezmek için. Müslümanların kanlarını, namuslarını, şereflerini, haysiyetlerini ayaklar altına almak için bin bir türlü şeytanilik, şeytanilik düşünüp bin bir türlü tuzaklar kurup, bin bir türlü alev, daraverey ile. Müslümanları ezmeye, Müslümanlara haksız, hukuksuz davranmaya, Müslümanları aldatmaya devam etmekteler. Ve. Hazre. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kitabullah’la ödüllendirilmiş, Kitabullah’ın yanında hikmet de verildiğini söylemiş olduğu halde üniversitelerim bir kısım üniversitelerimizdeki bir kısım hocalar, Diyanetin içerisindeki bir kısım müftüler veyahut da oradaki bürokratlar. Hzreti. Muhammed. Mustafa’nın sünnet-i

seniyesine topyekün savaş açmış. Ve bu savaş açanlar ne yazık ki ahir zaman alimi hükmünde olup hak ve hakikati haykırmayan, doğruyu anlatmayan ve insanları sapkınlığa, insanları sapıklığa sevk eden kimseler ve. Müslümanlar namaz kılanlar için günde 40 sefer bizi doğru yoluna ilet. Bizi o. peygamberlerin yolunda, o hakikatin yolunda dua ilet diye dua ederlerken ne yazık ki. Müslümanlar namazda kendi lisanlarıyla yapmış oldukları duayı unutup zalimlerin peşine takılmaktalar. Ne yazık ki. Müslümanlar dini değiştirmeye çalışan, reforme etmeye çalışan, dinin haram

ayetlerini, cihat ayetlerini, hukuk ayetlerini ortadan kaldırmayı düşünen zalim devlet başkanları ve bürokratların arkasından gitmekte tabiri caizse katiline aşık olan ahmak aşıklar gibi onlar alkışlamakta, onların her dediklerini desteklemekte. Ve ne yazık ki onları alkışlayıp onları desteklerken imanlarının gittiğinin farkında değil. Ve ne yazık ki. Müslümanlar 3 günlük dünya için üç günlük dünya için ne yazık ki ruhlarını bedenlerini satmakta bu üç günlük dünya için heva ve heveslerini ilah edinmekte. Hz. Muhammed. Mustafa’nın yoluna. Cenabı. Hakk’ın. Kitabullah’ına sırtını çevirmekte. Bu

üç günlük dünyada padişah. olsan ne yazar, çöpçü olsan ne yazar, hizmetçi olsan ne yazar? Sen geldin, geldin gibi gideceksin. Arkana tatlı bir huzur, tatlı bir nefes bırakmaktansa deccaliyetin nefesi olmayı tercih etmiş. 3 kuruş için, 5 kuruş için ne yazık ki kendisini peşkeşç etmiş, satmış siyasetçilerin, bürokratların, sahte alimlerin, sahte şeyhlerin, sahte makam sahiplerinin peşine düşmüş. Onlarla beraber kendisini de helak etmekte. Ve. Müslümanlar ne yazık ki sokağın heva ve hevesini kendisine ilah etmiş, internetin heva ve hevesini kendisine

ilah etmiş, kibrini kendisine ilah etmiş, nefsini kendisine ilah etmiş. Hz. Muhammed. Mustafa’nın ahlakını unutmuş. Onun yolunu unutmuş. Kur’an’ın ahlakını ve yolunu unutmuş. Heva ve hevesinin peşine düşmüş. Heva ve hevesini ilahlaştırmış. Ve ne yazık ki. Cenâb-ı. Hak. Maide suresinde siz. Hristiyanları ve. Yahudileri. kendinize dost etmeyiniz demesine rağmen. Müslümanlar ama açıktan ama gizliden ama bilerek ama bilmeyerek. Hristiyan ve. Yahudileri kendine dost etmiş. Kendilerine. Hristiyan ve. Yahudileri kendilerine kurtarıcı olarak görmüş ve ne yazık ki o kafirlerin, o münafıkların,

o mürtetlerin, o fasıkların, o rüşvetçilerin, o içkicilerin, o eşcinselcilerin, o kumarcıların, o deccaliyetin emrine girmiş o bürokratlar, o siyasetçiler, o alimler, o şeyhler ne yazık ki kendilerini satmışlar. Allah’ın kitabına. Ve. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine sırtlarını çevirmişler. Ölüm var. Bir gün hepimiz onunla yüzleşeceğiz. Ve mahşer kurulduğunda ve bütün herkesin hesabı kitabı görülürken ve. Muhammed. Mustafa orada makamında otururken onun nasıl yüzüne bakacağını hiç düşünmeden. Topy’ün ne yazık ki. Müslümanlar rahatlarına, heva ve heveslerine düşmüşler. Kibirlerine

ve nefislerine düşmüşler. Ne. yazık ki. Muhammed. Mustafa’nın yolunu unutmuşlar. Ve bizden olan o resule ayet-i kerime öyle diyor. Çünkü sizden olan bir peygamber gönderdim diyor. O peygamber bizden, benden, senden, ondan, hepimizden bizden. Biz o bizden olan peygamberin biz sünnetine sırtımızı çevirdik. Evet bugün. Mevlüt. Kandili. Bugün. Muhammed. Mustafa’yla yüzleşme günü. Evet. Bugün dünya hayatına bizim hayatımıza gönderildiği gün ve bütün varlığa merhamet misali timsali rahmet peygamberi. Ama biz ne yazık ki onun yolundan, onun aydınlığından, onun nurundan, onun

şerefinden, onun. Allah katında kıymetinden, onu manadaki kıymetinden ne kadar faydalanıp, ne kadar anladığımız. O da ayrı bir tartışma. Oysa. Cenâb-ı. Hak. Nisa suresi ayet 80’de özür dilerim hakkınızı helal edin. Peygambere itaat eden. Allah’a itaat etmiş olur dedi. İsa 80. Oysa ona itaat. Mevlid Kandili Sohbeti. Sohbeti eden. Allah’a itaat etmiş olurdu. Bize. Kur’an yeter diyenlere bir cevap. Peygambere itaat nasıl olur acaba ki? Kur’an bize. Hz. Muhammed. Mustafa’ya itaat etmemizi emrediyor. Hz. Muhammed. Mustafa da ibadetleri benden gördüğünüz

gibi yapın diyerekten ibadetleri nasıl yapmamız gerektiğini söylüyor. Biz ne yazık ki ibadetlerimizi de sünnet-i seniye yaşantımızı da ben kendi nefsime bu sohbetin tamamı da ne yazık ki biz dost doğru yerine getiremedik. Bu sohbetim buradaki topluluktan beridir. Hem kendi nefsimedir hem de günün devlet başkanlarına, bürokratlarına, siyasetçilerine, alimlerine, şeyhlerinedir. Bu sohbetim bu toplantıya katılanlardan beridir, uzaktır. Ama yine de siz bir hisse alın bundan. Siz de kendinizi bir çeki düzen verin. Kendinize bir bakın isterim. Bakara ayet 120. Kendi

dinlerine uymadıkça. Yahudi ve. Hristiyanlar senden asla razı. olmayacaklardır. De ki: “Hidayet ancak. Allah’ın hidayetidir. Yemin olsun ki sana ilim geldikten sonra şayet onların arzularına uyarsan. Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. Hepinizden özür diliyorum. Çok kendimi sıkı tutmaya gayret ettim. Zaman sohbeti yazmayı da bıraktım olmadı. Demek ki. Müslümanlar, Müslümanların başlarındaki siyasetçiler, bürokratlar, Müslümanların başlarındaki ahir zaman alimleri, ahir zaman şeyhleri, ahir zaman hocaları, cemaatleri, tarikatları. Cenâb-ı. Hak peygamberini uyarırken. Ken siz onların dinine uymadıkça,

onların dinini kabul etmedikçe, asla onlar senden razı olmaz diye uyarırken ne yazık ki. Müslümanların başındaki alimler, şeyhler, siyasetçiler, bürokratlar. Hristiyanlardan ve. Yahudilerden medet ummakta. Onlara dostluk gösterilerinde bulunmakta, onları kardeş edinmekte. Ne yazık ki dik duruşlarını kaybedip, omurgalarını kendince. Yahudi ve. Hristiyan odaklarına kendilerini ve arkalarındaki toplulukları. peşkeş çekmekte. Ve ne yazık ki. Müslümanlar nereye niçin gittiklerinin farkında değiller. Kimi niçin desteklediklerinin farkında değiller. Kime niçin biat edip o cemaate veya o tarikata intisap ettiklerinin farkında değiller. Siyonist. İsrail.

Bu ülkede birçok dergah kurduk ve başlarına birer tane de şeyh koyduk, alim de koyduk. Derken hiç kimse başındaki şeyhi veyahut başındaki alim denilen kimseyi veyahut da desteklediği partinin liderini veyahut da yönetimini sorgulamamakta. Kimle dost, kimle düşman bakmamakta. Kimin kılıcını sallıyor. Müslümanlar? Farkında değiller. Kimin peşinden koştuklarının farkında değiller. Ve kendilerince. Allah’a, resulüne hizmet ediyoruz derken ne yazık ki deccaliyete hizmet etmekteler ve ne yazık ki deccaliyete hizmet edenlerin peşinde koşmaktalar. Ve halkı. Müslüman olan, bir kısmı. Müslüman olan

ama konuşurken %99’u. Müslüman diye bize yalan söylenilen. ama asla %99’u. Müslüman olmayan bu ülkede insanlar nereye koştuklarını, kimi desteklediklerini, kimin peşinden gittiklerini sorgulamamakta. Bir bakıyorsunuz ki bir moszat bozuntusu bir şeh, bir bakıyorsunuz ki siaye yosması bir alim. Bir bakıyorsunuz ki heva ve hevesini ilah edinmiş, ne tarafa gideceğini bilmeyen şeyhler bozuntuları. Ve bir bakıyorsunuz ki ümmeti. Muhammed paramparça parçalanmış ve ümmet-i. Muhammed’e hizmet ettiğini söyleyen insanlar ümmeti. Muhammed’i cehenneme çağırmakta, kendi sapkınlıklarına davet etmekte, kendi sapkınlıklarını sanki hidayetmiş

gibi insanların önüne koymakta ve bu toprakların insanları 200 yıldan beri din cahili olduğundan sorgulamaktan uzak, dinini öğrenmekten uzak, gerçeği hakikati öğrenmekten uzak ve gerçeği ve hakikati öğrense elinden kitabı atacak kadar heva ve hevesini ilah edinmiş bir vaziyette yaşamakta. Ve adetlerimiz ve geleneklerimiz ve göreneklerimiz hukukumuzla beraber. hızla değişip ne yazık ki. Hristiyan ve. Yahudi geleneklerini içimizde sanki bizim kültürümüzmüş gibi uygulanmakta. Barlarda, pavyonlarda, meyhanelerde, sokaklarda, caddelerde, randevu evlerinde ne yazık ki biz. Hristiyanlardan daha adi bir şekilde hayat

sürenlere seyretmekteyiz ve onları alkışlamaktayız. Ve. Anadolu’nun en ücra köşesinde fuhuşla alakalı bir mesele söylediğimde herhangi bir yaşlı bir kadın bu insan nereye gidecek demekte ve ne yazık ki başındaki örtüsüyle o nine haliyle ne dediğinin farkında değil. Oysa. Cenâb-ı. Hak. Kitabullah’ında. Hristiyanları ve. Yahudileri dost etmeyin derken biz. Hristiyanların bilhassa neyi var neyi yok hepsini de almışız içimize. Ve enteresan bir. Avrupa. Müslüman olmaya çalışırken, Hristiyan dünya. Müslüman olmaya çalışırken biz de ama saklı, ama gizli ama bilerek ama

bilmeyerek ama örtülü ama örtüsüz biz. Hristiyanlara adım. uymaktayız. Adım. Her şeyimizde, her şeyimizde ölümümüze kadar, doğumuzdan ölümümüze kadar. Hadi çocuğunuz doğduğunda süsleyip bir doğum günü yapmayın göreyim ben sizi. Hadi bir doğum günü partisi yapmayın. Göreyim ben sizi. Hadi bekarlığa vadi veda partisi yapmayın. Göreyim ben sizi. Hadi düğününüzü eski geleneğinize, göreneğinize göre yapın. Göreyim ben sizi. Hadi nişanınızı, hadi evlilik görüşmelerinizi, hadi evlilik görüşmelerinden sonra davranış biçimlerinizi hadi neye göre yaptığınıza bir bakın bakalım. Birisi gelse sizin kızınızı

istese, isteyen erkekte öncelikleriniz ne olacak? Bir bakın bakalım. Hadi bir erkek evleneceği zaman kızda arayacağı öncelikli özellikler ne olacak? Bir bakın bakalım. Hadi nişanlınızla nasıl bir düğün hayal ettiniz? Bir bakın bakalım nasıl bir düğününüz olmalı. Bir bakın bakalım. Değil mi? Erkek çocuklarımız biraz flört hayatı yaşamalı. Erkektir değil mi? E kız çocuklarımız şimdi hiç mi tanımadan evlensinler? Biraz flört hayatı yaşamalı değil mi? Tanımadıkları kimseyle nasıl evlenecek? Hangi evlenecek olan erkek çocuğun kaç tane sevgilisi oldu acaba? Hangi

evlenecek olan kızın kaç tane sevgilisi oldu acaba? Var mı inancımızda, kültürümüzde, örf ve adetimizde? Hadi bakın bakalım. Ne kadar. İslam’a uyduk evimizde. İslam ne kadar var? Eşlerimiz kadınlarımız erkeklere ne kadar tabiler. Kur’an ve sünnet dairesinde ne kadar kocalarına itaat ediyorlar. Erkekler kadınlarına. Kur’an ve sünnet dairesinde davranıyorlar mı? Ne kadar davranıyorlar? Bakın bakalım. Uyuk. Evet ya. Resulallah. Biz ne yazık ki nefsimize uyduk. Kendimizi. Müslüman olarak gördük. Ama hayat standartlarımızı, dünya görüşümüzü. Hristiyanlara benzettik. Biz de şatafatlı evler

istiyoruz. Biz de çok harika, süslü evler ve. mescitler istiyoruz. Bizde kocaman mescitler olmalı. Kocaman medreseler olmalı ve kocaman o mescitlerde ve o medreselerde ama talebe olmamalı olsa da onlar da hani bir milli görüş yazarı vardı. Müslüman değil, Süslüman diye bir. Şevket ey gibi tabir geliştirmişti. Evet. Bizler. Süslüman. Müslümanlar olduk. Süslüman. Süsümüz çok güzel. Bak ne güzel cübbe filan ne kadar süslü. Tabii süsümüz güzel, dışımız çok süslü. Evlerimiz çok süslü. Camilerimiz çok süslü. Aynı ahir zaman olarak.

Hzreti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin tarif ettiği gibi ahir zamanda camiler süslü olacak ama içinde cemaat olmayacak. Süslü cemaat de süslü içinde gerçek müminler az olacak. Bir hadis-i şerif okumuştum yeni. Müslüman olduğumda. Beytullah’ı hayvanlar tavaf ettiği zaman kıyameti bekleyin diyordu. Ben ilk o hadis-i şerifi. okuduğumda 38 yıl önce kendi kendime tüylerim diken oldu. Dedim ki. Beytullah’ı hayvanlar nasıl tavaf eder? Hayvanın aklı yok. Hayvan gidip. Beytullah’ı tavaf eder mi? Zahiren bakıyorum o zaman hadis-i şeriflere. Eyvah

ki dervişlimin birkaç ayından sonra insanmış gibi görünenlerin hayvan suretinde dolaştığını gördüm. Gözlerime inanamadım. Günlerce gözlerimi avuşturdum. Dedim ki sen hayallur. Mustafa. Özba böyle bir olmaz. Sen kendini bir zannediyorsun deyip tövbeler ediyorum. Zikrullah’ımı arttırıyorum. Kendi kendime yapmadığım bir kalmıyor. Ve ben sokağa çıktığımda sokakta yürürken bazı insanların suretlerinin farklı hayvanlara benzediğini, benzeştiğini görüyorum. Ve ne yazık ki bunların bir kısmı cami cemaatinden, bir kısmı bir cemaat ehli, bir kısmı bazı tarikat ehlilerinden. Ve onları öyle gördükçe daha da üzülüyorum.

Sonra kafama dank etti. Benim. Beytullah’ı hayvanlar tavaf. ettiğinde kıyameti bekleyiniz hadis-i şerifi. Dedim ki bu insanlar şimdi insan suretinde ama öyle fiiliyatlar işliyorlar, öyle haramlar işliyorlar ve o fiiliyatlardan ve o haramlardan tövbe etmiyorlar. Geri dönmüyorlar ve suretleri değişik hayvan suretine bürünmüş. Kimisi köpek suretinde, kimisi maymun suretinde, kimisi çok özür dilerim ayı suretinde, kimisi eşek suretinde. Bunları gördüğümde daha yeni derviştim. Bunları gördüğümde kendimce dedim ki bu hayat nasıl yaşanacak bundan sonra? Dedim bu hallerle sen sokağa çıkamayacaksın.

İnsanların yüzüne bakamayacaksın. O kimse benimle konuşurken bakıyorum sureti değişiyor. Ben mi böyle görüyorum yoksa normalde gerçekte hakikatte bunlar mı böyle? Şeyh efendinin yolunu gözlemeye başladım. Dedim gelse de ben bunu ona anlatsam. Ve bir gece rüyamda gördüm. Dedi ki yarın sabahle geliyorum. Uyumadım gittim belediye otobüsüne bindim. İzmir garajında bekliyorum. İki gözüm iki çeşme. Çünkü. İzmir garında yüzüne bakabileceğim hiç kimseyi göremedim. Dedim bu ne imtihandır? Bu nasıl bir dünyadır? Bir kişinin yüzüne bakamıyorum. Kafamı kaldırıp bakamıyorum. Çünkü başka

bir surette görüyorum. Nevşehir otobüsü perona indi. En önde floresan lambası gibi ay gibi parlayan üstadım. Baktım bana tebessüm ediyor. Dedim ki bu da mı hal yoksa gelmedi de ben geldi olarak mı görüyorum? Yüzümü zor kaldırdım. Baktım inmiş arabadan. Benim. Mustaf. Efendi, benim evladım. Normal geldim dedi bana. Normal geldim deyince anladım. Bu bir hal değil. Dedim efendim özür dilerim. Hakkınızı helal edin dedim. Ben çabuk davranamadım dedim. Ben birden dedim sizi otobüsün kafasında karşılayamadım. Kafamı kaldıramadım efendim dedim.

Mustafa. Efendi ne yazık ki böyle oğlum dünya. dedi. Dedi ya dedi. Allah. Resulü dünya bir cifedir. Evet dünya bir cifedir evladım dedi. Ben biraz kendime gelip otobüsün gittim bagajından onun küçük bir valizi vardı çantası vardı. Onu aldım. Dedim benim ağzıma mı tüküreceksin? Yüzüme mi tüküreceksin? Ben sokakta yürüyemiyorum dedim. Artık. İzmir garajı gördü görmedi umrumda değil. Aç ağzını dedi bana. Ben ağzımı açtım. Yuvasında annesini bekleyen kuşlar gibi ağzıma yaptı bir tükürdü. Göğüsüme vurdu. Hadi dedi. Bu perdeyi

de geçtin dedi bana. Evet. İnsanlar ne yazık ki o benim üstadımın da kıymetini bilmedi. Ben de dahilim buna. Ve. Müslüman gördüklerimiz, bizden gördüklerimiz ne yazık ki bizden değil. Ve biz her gün. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadis-i şerifinde buyurduğu gibi sizler karış karışın arşın. sizden öncekilerin yolunuzleyeceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir kertenkele deliğine girecek olsalar siz de onları takip edeceksiniz.” buyurmuştu. Ve biz ne yazık ki. Muhammed. Mustafa’yı takip edeceğimize biz. Hristiyanları takip ettik. Biz. Yahudileri

takip ettik. Biz. Celaleddin. Afgane gibi masonların fetvalarını, Abduh gibi masonların dini görüşlerini takip ettik ve o. Abduh’un, o. Afgan’nin içimize attığı hain tohumların peşine düştük. Biz ne yazık ki. Allah dostlarının düşmanı, Allah’ın düşmanlarının dostu olduk. Hristiyanların ağzına baktık. Biz siyonistlerin ağzına baktık ve kendimiz olmaktan çıktık. Ne bürokrasimiz, ne siyasetimiz, ne hocalarımız, ne hacılarımız, ne imamlarımız, ne alimlerimiz kendisi olmadılar ve bize dinin gerçeğini, dinin hakikatini anlatmadılar. Sohbetlerine gittiğimiz hocalar kendi heva ve heveslerini anlattılar. Zikirlerine katıldığımız şeyhler

bizim cebimize göz dikti. Siyasetçiler bizim oyumuza göz. dikti. Bürokratlar bizden alacakları rüşvete gözlerini dikti ve ne yazık ki biz de işimiz görülsün, yolumuz asan olsun deyip. Hristiyanlaşmış olan siyasetçilerin ve bürokratların. Hristiyanlaşmış olan alim müsvettelerinin. Hristiyanlaşmış olan şeyh müsvettelerinin peşine takıldık. Biz arkadaşlarımızı dahi seçmedik. Biz arkadaşlarımıza. Kur’an ve sünnet noktasında dahi bir şeyler anlatamadık. Arkadaşsız kalırız diye korktuk. Dostsuz kalırız diye korktuk. Eşsiz kalırız diye korktuk. Çocuksuz kalırız diye korktuk. Anne babasız kalırız diye korktuk. Hiç kimsemiz kalmaz

yanımızda diye korktuk. Biz. Kur’an ve sünnet-i seniyeyi hatta kendi nefsimize bile tebliğ edemedik. Ey nefis, otur benim karşıma. Şunları nasıl böyle düşünürsün? Sen bunları nasıl akledersin? Sen nasıl. Kur’an ve sünnete uymazsın? Sen nasıl peygambere itaat etmek varken sen kimlere itaat etmekteksin? Fikri noktada dahi biz nefsimize. bir diyemedik. Çünkü olur mu? Olur nefsimiz de bize kırılır incinir. Nefsimiz bize kırılır incilirse biz ne yaparız? O kırılır, incilirse şeytan da incinir, kırınır bizden. Şeytan bizden incinir, kırılırsa biz ne

yaparız? Farkında olmadık. Deccaliyetin ve şeytaniyetin peşine düştük. Oysa. Allah. Resulü diyordu ki, “Bizden başkasına benzemeye çalışan bizden değildir.” diyordu. Bakın çalışan benzeyen değil. Bizden başkasına benzemeye çalışan bizden değil diyordu. Ama biz her şeyimizde. Hristiyanlara benzemeyi kendimizce entelektüel bir duruş, kendimizce ilerici bir duruş, kendimizce. Avrupa’yı bir duruş olarak gördük. Ve o. Hristiyanlara benzemeyi biz önemli bir gördük. Yiyeceklerimiz, içeceklerimiz, evdeki eşyalarımız, kıyafetlerimiz, fikri düşüncemiz. Fikri. Hristiyanlara benzedik. Evet. Bugün. Mevlü. Kandili size başka bir şeyler anlatmayı arzu ederdim

ama dökülen bunlar oldu ve kim bir kavme. benzerse onlardan olur. Hadis-i şerifini unuttuk. Neredeyse bir ara millet meclisinde tartışıldı bu. Çünkü camilerimizi kiliselere benzetmek istedik. Sıralar koyalım. Sıralarda konuşulsun istedik. Evet. Çünkü gökten indiği zannedilen kitaba uymak ilericiliğe aykırıydı. Son söz. Senin varlığın alemler rahmetle yaratıldı. Ya. Resulallah senin nurunla tüm alem bereketlendi, aydınlandı. Ya. Resulallah senin hidayetinle kafirler mümin, şeytan zelil oldu ya. Resulallah. Gel biz garip sufileriz. Nurunla bizleri nurlandır ya. Resulallah. Senin isminle gönüller şifa bulur,

dertler derman olur. Ya. Resulallah, senin salatu selamınla taşlar dile gelir, ağaç sar, secde eder. Ya. Resulallah, senin sünnetinle yol bulan dünya ve ahirette aziz olur. Ya. Resulallah gel biz yetim sufileriz. Elimizden tut yolumuza ışık tut. Ya. Resulallah, senin sevginle kalpler dirilir. Gözyaşları inci mercan olur. Ya. Resulallah, senin aşkınla dağlar erir. Denizler coşar, gökler rahmetini yağar ya. Resulallah. Senin şefaatinle benim gibi günahkarlar bağışlanır, ümmet sevinir. Ya. Resulallah gel mahcup, günahkar sufileriz. Rahmetinle bizi kucakla ya. Resulallah. Senin

adının anıldığı yerde melekler kanat çırpar. Ya. Resulallah, senin nurun parladıkça şeytanlar zincire vurulur. Ya. Resulallah, senin ümmetin olmakla şereh bulduk. Hamdolsun ya. Resulallah. >> Gel biz fakir sufileriz. Aşkınla bizi dirilt ya. Resulallah. Mustafa uzatma sözü kısa kes. Dünyaya aldanma. Hakka çevir yönünü. Kirlerinden arın. Temiz tut dilini gönlünü. Resulullah’a bende ol. Tut. Kur’an ve sünnet yolunu. Geceniz hayır olsun. Selamünaleyküm. Aleykümselam. İlgili Sohbetler Halkı Müslüman olan ülkemizde hadsiz hudutsuz çıplaklığa, fuhşa, kumara, içkiye, uyuşturucuya dalmış Biz Hristiyanlara benzemeyi

önemli gördük çünkü gökten indiği zannedilen kitap ilericiliğe aykırıydı Biz Hristiyanlara benzemeyi önemli gördük çünkü gökten indiği zannedilen kitap ilericiliğe aykırıydı Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Mevlid Kandili Sohbeti. konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Mevlid Kandili Sohbeti. sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=6FS6uzD67Po