Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 763-765. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 6/46

763-765. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Cüzlerin yüzü külle doğrudur. Bülbüllerin aşkı güledir.”

Cüzlerin yüzü küle doğru. Bir şeyin bir küçük parçası, büyük parçaya doğru gider. Bir damla su nereye okyanusa gideceğim diye uğraşır. Cüzlerin yüzü küle doğru koşar. Hani derler ya aza sormuşlar nereye gidiyorsun, çoğun yanına demiş. Bu da onun gibi, tüm cüzlerin yüzü ne yapar, küle doğru, büyüye doğrudur.

‘Öksüzün rengini dışından, insanın rengini sarı, kırmızı…her neyse

Her şeyin rengini dışardan anlarız. islam, insanları rengi ile hiç kıyaslamamış. insanın rengine bakmamış. ‘Allah sizin suretlerinize değil siretinize, içinize bakar’ ayeti kerime mucibince, islam insanların içine bakmış. Renklerine göre ayrıştırmamış. O sarıydı, o beyazdı, o esmerdi, o siyahtı, o kızıldı, o kumraldı bakmamış. Renk renk sınıflandırmamış insanları. Ya? içine göre sınıflandırmış ‘Sizin en üstününüz takvaca üstün olanınızdır. Takvaca üstün olanı da Cenabı Hak, kendine saklamış. Kimin takvaca üstün olduğunu Allah biliyor. Bunu faş etmemiş, faş ettiği şeyler var. Biz Allahu alem diyoruz ki o ölçüler neticesinde bu kimse mümindir, bunun gibi, ama eğer diyor sen insanların haricinde bir şeyin rengine bakacaksan, dışından tanırsın ama insanları da içinden tanırsın. içinden bakacaksın. içine bakman için de senin kendine göre ilm ü ledününün olması lazım. Feraset ilminin olması lazım yani, yoksa, ilmi ledün yoksa ilmü ledünle alakan yoksa, o zaman senin onu bilmen, onunla alakalı bir fikir sahibi olman, mümkün değil. Birisinin üzerinde sen fikir sahibi olacağım diyorsan, o zaman onun

kendisinden sudur eden fiiliyata bakman lazım. Kelama bakman lazım. Yine sen onun iç alemini bilemezsin.

Hani savaşta bir kimse Müslüman olduğu halde öldürdü ya sahabeler. Bunu Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine naklettiler, dediler ki la ilahe illallah dediği halde filanca filancıyı öldürdü. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri o sahabeyi çağırdı. ‘Kalbini mi yardım baktın, kalbini mi yardım baktın, kalbini mi yardın baktın.’ dedi Müslüman niyet okumaz. Bizi ilgilendirmez o. Biz o kimsenin dışına sudur eden sözüne bakarız. Biz onun fiiliyatına bakarız. illaki her şey sözle alakalı değildir. Kaşını çattı, söz söylemedi. Kaş çatmak da bir sözdür. Tebessüm etti. Tebessüm etmek de bir sözdür yani onu kabul etti çünkü, tebessüm ettiyse onu kabul etti. Hani vardı ya valilik olarak Yemen’e gönderiyordu. Ne ile amel edeceksin? Kur’an’la Ya Resulallah. Bulamazsan? Senin sünnetinle Ya Resulallah. Bulamazsan? Kıyas ederim Ya Resulallah deyince, Hz. Peygamber Efendimizin hoşuna gitti, okşadı onu. Bak biz ordan onun, onu kıyas etmesini desteklediğini okuyoruz. Bu ne oldu? Fiiliyatla kelam oldu, söz oldu. Senin tebessüm etmen sözdür. Senin yüzünü asman sözdür. Senin dudak bükmen sözdür. Böyle hani tepeden bakmam, sözdür. Yüzünü buruşturman, sözdür. Bakın, bunların hepsi de sözdür. Sen bakışınla bir kimseyi aşağılayabilirsin, bu sözdür. Bakın sözdür. Bakışınla bir kimseyi yüceltebilirsin, bu sözdür. insan hani ‘hümeze, lümeze’ meselesi var ya, mimiklerinle yapmış olduğun günahı kebairler de var. O yüzden mimikler, mimikler de sözdür. E şimdi biz o zaman bir kimsenin rengini nerden bileceğiz, içinin rengini? Dilinden gelenlerden bileceğiz. Biz, bizim kalp ilmimiz yok, öyle herkesin gönlünden, kalbinden geçeni bilelim yok. Tahmin olabilir insanın, tahmin eder ya bunu düşünebiliyor, bunu düşünüyordur belki de diyebilir ama bu zandan ibaret olur. Bu da yani kesin bir bilgi olmaz ama öbür türlü fiiliyatına bakarız. Biz onun sözlerine bakarız. Onun, fiiliyatı ve sözleri bize ne olmuş olur? Delil olmuş olur. Neden iman dil ile ikrar kalp ile tasdik?

Dil ile ikrar bize ait. Halka ait, hukuka ait. O kimse dil ile ikrar etmezse, biz onu müslümandan saymayız. Hukuk önünde de müslümandan sayılmaz. O yüzden dil ile ikrar lazımdır. Kalp ile tasdik Allah’la kulunun arasındadır, bizi ilgilendirmez. Bir kimse La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediyse, biz onu Müslüman olarak görürüz. Bizi hiç ilgilendirmez ama bizim yanımızda Kur’an ve sünnetle sabit olan, ayetle sabit olan bir şeyi reddetti, inkar etti. Biz o esnada deriz ki bu halinle sen kafirsin demeyiz. Bir kimse haram ya içki haram değil kardeşim, nerden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri dedi, içkinin haramiyetini reddetti. içkinin haramiyetini o esnada reddeden kimseye deriz ki kardeş bir kimse içkinin haramiyetini

reddederse küfre düşer. Bakın, sen kafirsin demeyiz yine ama sen kafirsin demeyiz. incitmeyiz onu. Ama sen kafirsin demek ayrı kardeş bunu yapan kimse küfre düşer demek, bak küfre düşer, bu nasihat, sen kafirsin hüküm. Sufi hükmetmez böyle. Birisinin küfrüne hükmetmez. Din nasihattır. Biz deriz ki Kurhan’la, sünnetle sabit olan bir haramı, haram kabul etmeyen kimse küfre düşer. Bunu söyleriz. Bu nasihattir. Bu bilgidir, ilimdir bu. Bunda söylenecek bir şey yok ama birisinin yüzüne sen kafirsin demeyiz. Mesela bir kimse meşhur herhangi bir sünneti reddetse, böyle sünnet olmaz, bunun sünnet olduğunu kabul etmiyorum dese.

Mesela sakal, Adem’den itibaren Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem hazretlerine gelinceye kadar bütün peygamberler sakallıydı. Sakal bırakmak sadece Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in sünneti değildir. isa aleyhisselam’ın da Musa aleyhisselam da Yakup’un da Yusuf’un da Yunus’un da ismail’in de ishak’ın da bütün peygamberlerin sünnetidir sakal bırakmak. Bir kabze bırakmak, Hz. Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in sünnetidir, bir kabze bırakmak yani bir o kimse bir kabze nedir, dört parmaktır. Böyle dört parmak sakalını bırakacak, burdan ucunu kesecek. Bak, tam dört parmak, bu bir kabze sakal bırakmak, Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin genelde bıraktığı sakal şeklidir. Bazen bu bir kabzeden kısa olmuştur, bazen bir kabzeden uzun olmuştur, bakın bir kabzeden uzun olmuştur. Bu ulema hadislere bakarakdan kendilerince ölçü çıkarmışlar bunu. Bir kimse bakın ya bir kabze bırakma, bir kabze değil daha kısadır. Eyvallah kardeşim! Sen daha kısasını bırak. Öbürkü de biraz daha uzun bırakıyorsa sen biraz daha uzun bırak. Ben seninle tartışacak değilim ama bir kimse sakal sünneti yoktur derse o zaman o kimse sakal sünnetini tamamiyetle reddettiği için küfre düşer.

Evlenmek ayetle sabittir. Bir kimse evlenmeyi reddederse, yok kardeş ne alakası var, ayetmiş, hadismiş, evlenmek şartmış…O kimse küfre düşer. Mesela bir bayanın ben evlenmeyeceğim, bir erkeğin ben evlenmeyeceğim deme hakkı yoktur. Neden? Hakkında ayet var. Hakkında hadis var, hakkında imamların içtihadı var. O kimsenin bir özrü varsa, bir sıkıntısı varsa, evliliğe bu noktada olmayan bir problemi varsa, ailesi onu çözecek. Yoksa kendisi çözecek. Evliliğe ne yapacak, hazır hale getirecek kendisini. ibadettir evlilik. Evlenmek Müslüman için ibadettir. Anne babanın, çocuğunun üzerinde vazifesidir. Anne baba evlenmek isteyen çocuğunu hızla evlendirmek zorundadır. Hızla! Geçen her zamandan anne baba sorumludur. Anne baba sorumludur geçen zamandan. Çocuk evlenme çağına geldi mi geldi. Anne baba çocuğuna söyleyecek. Kız erkek hiç önemli değil. Seni evlendirebilirim, seni istediğin zaman evlendiririm, seni istediğin kimseyle

evlendirmeye çalışırım, oğlan kız hiç önemli değil. Biz de bunlar kalktı. Ya bir erkek, bir baba, kız çocuğuna böyle bir şeyi söyleyemiyor, sünnet veya bir anne kız çocuğuna bunu söyleyemiyor, yavrum bak evliliğe hazırsın, istediğin zaman kimle istersen seni baban evlendirecek, bitti. Ben bu akşam evleneceğim. Bu akşam evlendireceğim ben seni. Bu kadar. Ya işte isteme yapalım, nişan yapalım. Eyvallah! Nasıl canın isterse öyle yapalım, hiç sıkıntı yok. Mesela bir kimse otomatikman evliliğe kendini kapatsa, herhangi bir mazereti olmamış olsa, sünnet-i seniyyeyi reddetti, bütün peygamberlerin sünneti.

isa(a.s.) alakalı tartışma var, evlenip evlenmediği ile alakalı. Hristiyan tarihçiler de bunu tartışıyorlar şu anda, bir türlü tartışma son bulmadı. Bizim için belli, tartışma yok. isa (a.s.)evlenmedi, tekrar yeryüzüne indirilecek, tekrar evlenecek, çoluğu çocuğu olacak, ölecek. Peygamber olarak gelmeyecek ama. Allah’ın veli bir kulu olarak gelecek. O da evlenecek. O da evlenme sünnetini yerine getirecek. Bunun gibi. Bir kimse sünneti inkar ederse, yani sünneti inkar etmek ne? Meşhu bir sünnet. Sarık,sünnet. Mütevatir. Neden? Bedir’de bütün ashap takmış. Bedir’de bütün sahabe sarıklı. Bedir’den sonra bütün sahabeler sarıklı. Bedir’den sonra Hz. Muhammed i Mustafa sallallahu ve sellem hazretleri de sarıklı. Bedire kadar sarık yok. Şu anda Arapların taktığı böyle örtü var ya, evet, Bedir’e kadar öyle. Bedir’den sonra sarıklı. Mütevatir mi? Evet. Bir kimse sarıkla alay etse, sarığı inkar etse, sarığı küçük düşürse, sarık sarmayı küçümsesese, sarık saranı küçümsese, küfre düşer. Bir kimse sakalı küçümsese, sünneti seniyye, sünneti seniyye olarak bir kimse sakal bıraksa, o sakal bırakanı küçümsese sakalından dolayı, onun sakalına laf söylese, onun sakalını aşağılasa, o kimse küfre düşer. Tecdidi iman, tecdidi nikah var. Bakın bunu böyle söyleyebilirsiniz ama birisine sen kafir oldun diyemezsin. Şimdi insanları içinden arayacağız. Takva sahibini bulacağız. içinden bakacağız. O kimsenin fiiliyatına bakacağız, içi dışına çıkacak çünkü, bir kimsenin, dil onun tüccarıdır. Fiiliyatı o kimsenin kalbinin tüccarıdır. Onu ne yapacağız o zaman? Fiiliyat olarak içinin rengini fiiliyatından göreceğiz.

“İyi renkler, temizlik küpünden hasıl olur. Çirkinlerin rengi ise kirli

kara sudan meydana gelir.”

Yani renkler temizlik küpünden, iyilikler sizin Rabbinizdendir. Bir kimse yani iyi renkler ne? Ondan sudur eder, ondan akseden iyilikler. Senden iyilik sudur ediyorsa, iyi insansın. Senden kötülük sudur ediyorsa, kötü insansın. Ağzında küfürle ben iyiyim deme. Ağzında kaba sözlerle, kaba davranışlarla ben iyiyim deme. Eşine zulmederekten iyi olunmaz. Ay ben dergaha girdim, bak işte ikimizde dergahtayız, gördün mü Efendi ne dedi.

Eee? Kadın eşine zulmediyor. Hadi bana bir şey de diyeceksen, zulmediyor. Biz insanlara iyiliği anlatıyoruz burda. Biz bütün kardeşlere iyi davranmayı anlatıyoruz. Bay, bayan, eşler, birbirlerine iyi davranacaklar. Anne baba çocuklarına iyi davranacak, iyiliği öğretecek. Herkes iyilik yolunda koşacak. Sufilik, iyilik yolunda koşmaktır. iyilik yolunda bir kimse koşarsa sufiliği kemale erer. E birinci derecede iyilik, senin birinci derecedeki halakanadır. Kadınsan, önce iyiliği kocana yap. Ellere iyi olup da kocana kötü olma. Ellere yumuşak, müşfik, adama sert. Adamın kafasında tencere kıracak neredeyse. E, erkekler ellere iyi, evde hatuna sert, acımasız. Öyle değil. Birinci iyilik dairesi, insanın eşi, çocukları, annesi, babası. Sen onlara karşı iyi ol. Senden iyilik sudur etsin. Senin ağzından iyilik sudur etsin. Birisinin zulmünü, kötülüğünü, önlemek de iyiliktir. Eşin kötülük yapıyor. Sen evin reisisin. Onu önlemekle mükellefsin. Önle. De ki hanım yapma, sakin ol, firene bas. Sıkıntılı davranışlarda bulunma. Çocukları ezip geçme böyle. iki tarafını böyle ateşe verme. E, hanım da kocasına nasihat edecek, tavsiyede bulunacak, diyecek ki dur, sakin ol. Birbirlerine iyilikte yardımlaşarak insanlar, birbirleriyle iyilikte buluşacaklar. Birbirleriyle iyilikte destek çıkacaklar, kötülükte değil. E çirkinin rengi ise kirli karasudan meydana gelir. Çirkinin rengi dediği, kötü. Onun da rengi nerden? Karasu’dan geliyor. Lağım suyu gibi. Onun da rengi ondan almış. Kötülükten renklenmiş. Tövbe edecek, geri dönecek. Allah muhafaza eylesin. Bakara ayet 112: ‘Öyle değil, kim iyilik yaparak kendini Allah’a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.’ O zaman kimler üzülmeyecekmiş? iyilik yapanlar ve Allah’a kendisini teslim edenler. Allah’a teslim eder, iyilik yaparsa, onlara bu dünyada korku ve hüzün yok. Onlara ötede de korku ve hüzün yok.

O zaman sen iyi ol, iyilik yapmaya gayret et ve kendini Allah’a teslim et. Allah’tan başka ilahlar edinme. Allah’tan kork, Allah’tan utan, Allah’ı sev, Allah’a yaslan, Allah’a dayan, ona dua et, ondan iste, onu zikret. Onu zikret. Böyle şeyhim şeyhim şeyhim şeyhim…Böyle zikir mi var. Allah’ı zikredeceksin. Otur! En güzel isimler Allah’ın, ayetle sabit. Bize mübarek böyle dedi, böyle söylemeniz de Allah’ı zikir gibidir. Ne alakası var! Biz Muhammed Muhammed Muhammed diye mi sallallahu aleyhi ve sellem in adını söyleyerek mi zikrediyoruz. Böyle sufilik yok. Sapık bunlar. Bunlar hususi dışarda yetiştirilip islam dünyasının içerisine gönderilmiş olan sapkınlar. Neymiş de cezbe geçiriyormuş, gavs gavs gavs gavs gavs! Ne oldu? E bu cezbeleniyor. Oğlum böyle yok! Allah diyeceğine gavs diyor. Yok bunlar! Kur’an sünnete dayalı bir tasavvufi hayatta, Kur’an sünnete dayalı bir tasavvufi felsefede bu tip şeylere yer yok. Bir kimse Allah’ı zikreder. ister Allah de, ister

Rahman. Bütün güzel isimler Allah’ındır. Hadisi şerif, doksandokuz isim tesbit etmişler. Allah’ın ismi doksandokuz tane de değil. O bunlar ana isimler, öyle söyleyelim. Otur Allah’ı zikret. Otur. La ilahe illallah de. Otur Allah de. Eee? Nerden çıktı şeyhim şeyhim şeyhim şeyhim! Sapık! Bunlar sufiliğin yüz karası. Bunlar sufi falan değil.Neymiş, gavs gavs gavs gavs! Nerden çıktı kardeşim böyle zikir. Böyle zikir yok! E cezbeymiş! Böyle cezbe de yok. Şeytani bu, şeytani!Hımm yapıyor. Bu ne? Cezbeymiş! Ya şeytani bu! Nerden çıkardın bunu? Birisi de televizyonda ders istiyorum efendim, dersim kabul olundu mu? Gönderdiler bana, videodan izledim, duruyorböyle, ımmm ımm… Kabul edilmişin. Aaa! Bu nasıl bir sufilik?

Rüya haktır, salih rüya haktır, mübeşşerattandır. Hal görmek, zikrullahta hal görmek, ayrı bir perdede, ayrı bir alem görmek, haktır, haktır. Zikrullah esnasında ayrı bir perdede, ayrı alemler görmek haktır. Bu da rüyanın içindedir. Rüyanın içindedir bunlar, bunlar haktır. Rüya, ayetle sabittir, haktır. Salih rüya ayetle sabittir, haktır. Hadisi şeriflerle sabittir, haktır. Peygamberliğin kırkaltı cüzünden bir cüzdür diye hadisi şerif var, haktır. Kim salih rüyayı inkar ederse küfre düşer. Söyleyecek laf yok. Bir kimse zikrullah yaparken de rüya görür mü? El-cevap görür. Biz ona yakaza hali deriz tasavvufi literatürde, ama rüyadır o, haktır. Sen otur gecenin karanlığında bir köşede, başla tevhide. Başla Allh’ı zikrullaha. Sıyrıl bu dünyadan, geç. Neyin varsa at. Allah’la baş başa kal. O esnada kalbine gelen haktır. O esnada dizinin dibine oturan haktır. O esnada karşına gelip, seninle beraber zikrullah yapan maneviyat, Abdulkadir Geylani, Ahmed Er Rufai, üstadın, her kim geldiyse, vallahi billahi haktır. Bunda söyleyecek laf yok. Asıl cezbe odur zaten. Asıl cezbe odur. Sen zikrullah halakasında yanındaki sarığını yandan mı sarmış, örtüsünü ortadan mı bağlamış, bakma. Sen Allah’ı zikret orda. Kim Allah’ı zikrederse, Allah da onu zikreder, haktır. Sen her la ilahe illallah deyişinde, seni zikreden bir Rab var. Seni zikreden bir Allah var. Bunu düşündüğünde sen lailahe illallahı bitiremezsin zaten, haktır. Bakın haktır. Sen Allah esmasını söyle söyleye bildiğin kadar. Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah Allah …sabaha kadar Allah’ı zikret, haktır. Ne şeytan bulaşır, ne cinniler bulaşır, hiç kimse sana ulaşamaz, haktır. Ama sen gider kargacık burgacık işlerle uğraşırsan, kafir cinnilerin elinde oyuncak olursun. Şeytanın elinde oyuncak olursun. Olursun! Sen erkeksen zikrullah yapan gelir bir tane siyah saçlı, mavi gözlü, farklı bir tenli. Bakarsın sen, vay! Benim maneviyatım açıldı zannedersin, geç! Cinni taifesi bulaştı sana. Neden? Şeyhin yok senin. Varsa da kamil değil. Kamil değil. Ya sen kargacık burgacık şeyhinin söylediği zikrullahı yapmadın, farklı yerlere kaydın ya da senin şeyhin kamil değil. Ne sana söyledi şeyhin? Tevhid çek dedi

sayısız. Sana başka bir şey mi çek dedi? Ha şeyhim benim halimi anlamadı. Ben bin tane Hay, bir başkasına esmayı verirken duydu ya, sen yüz tane yedigün Hay Hay Hay Allah çek. Ya anlamadı ya, yedi gün verdi, ben yüzden fazlasını yaparım. Hay Hay Hay Allah, Hay Hay Hay Allah…Efendim bir şeyler oluyor bana. Oğlum ne oluyor sana? Senin halin belli, durumun belli, hiçbir şey olmaz sana. Sen ne çektin onu söyle bana. Estekti, köstekti…Oğlum ne çektin? E ben böyle yaptım. Ben sana yedi günlük vermedim mi o dersi. Yedi günlük verdin efendim. Ne yapmağa çektin. işte!

Yürü git! istemiyorum seni dergahta. Efendim yapma! Oğlum neden yapmayayım? istemiyorum seni dergahta, git. Sen kendi nefsinin şeyhi olmuşsun. Kendi kendine ders tarif etmişsin. Kendi kendine ders çekeceksen sen, ne işin var bir şeyhin sofrasında. Yürü git nereye gidiyorsan git. Bir kimse bir kapıya bağlandı mı orda kalır. Ben çekemeyeceğim herhalde dersimi iade edebilir miyim? Et, yürü git. Allah yolunu açık etsin. E ben bir geri dönmek istiyorum. Nereye dönüyorsun ya? Yaz boz tahtası mı burası? Nereye geri dönüyorsun? E ben gelmek istiyorum bir daha. Nereye geliyorsun sen ya! Boyacı küpü mü burası. Gideceksin, geleceksin, gideceksin, geleceksin! Süleyman Demirel misin sen yedi sefer gideceksin, sekiz sefer geleceksin! Böyle bir şey yok. O zaman sen iyi ol, dosdoğru ol, dimdik dur. Sımsıkı dur. Çirkinlik, sufilerin dışında haramlara bulaşmaktır. Sufiler için çirkinlik istikametini saptırmaktır. Sufiler için çirkinlik, nefsin heva ve hevesine uymaktır. Sufiler için çirkinlik, kendi nefsini, kendi başına şeyh ilan etmektir. Kendi heva ve hevesini kendine şeyh ilan etmektir. Bu çirkinliktir. Çirkinlik, senin şeyhin belli mi belli, şeyhinin haricindeki kimseleri şeyh görmendir. Çirkinlik budur. Çirkinliktir o. Adam şeyhinin sözünü dinlemiyor, filanca abi böyle dedi. Oğlum şeyhinin sözü mü filanca abinin sözü mü? O zaman filanca abiyi şeyh yapalım biz. Gelsin oturursun başımızda şeyhlik yapsın. Filanca abla böyle dedi. Kızım, abla mı buranın şeyhi? Çirkinliktir bunlar! Sufilerin çirkinlikleri. Allah muhafaza eylesin. O yüzden biz iyilik yapıp Allah’a teslim olacağız. Teslimiyet neye?Allah’a. Bir şeyhe olan teslimiyet, Allah içindir. Bir şeyhe olan muhabbet, sevgi, Allah içindir. Allah için! Heva heves için değildir. Bir kimse şeyhine Allah için teslim olur, Allah için. Kur’an sünnet dairesinde bize bir şey söylediğimiz müddetçe başımıza tac ederiz. Bizim ona olan muhabbetimiz Allah içindir. Biz şeyhimizi Allah için severiz, heva heves için değil. Heva heves için değil! Sen şeyhi seversin.Şeyh, sevilen noktadadır. Seven noktada değildir.O, ona aittir.

Sen bir dergaha derviş oldun mu? Oldun. Sen onu sevmekle mükellefsin. O seni seviyor muş, sevmiyormuş, senin yüzüne bakıyormuş, bakmıyormuş, seni dinliyormuş, dinlemiyormuş, sen bunun için sevmiyorsun onu. Ya bir

kez yüzüme bakmadı. iyi, bin yıl senin yüzüne bakmaz, sen hep yüzüne bakacaksın onun. Seni bir kez dinlemedi, sen bin yıl dinleyeceksin onu. Sufilik bu. E dinlersen ben dinlerim, seversen ben seni severim. Ya ben sevdikten sonra herkes sever beni. Ben birini seversem, deli divane olur zaten. Senin sevgine ihtiyacım kalmaz ki! Seveceksem seni ne seveyim, ne özelliğin var? Ne özelliğin var, seni neden seveyim? Ben seveceksem, eyvallah, sevdiğime değmeli! Değmeli, ciğerimi yaktığıma değmeli. Yüreğimi kan akıttırdığıma değmeli. Gözümden kanlı yaş da değil, kurumalı gözüm. Kanlı yaş ne, kurumalı, deymeli. Sevmek öyle bir şeydir. Ciğerini yarmalı, Himalaya’ya asmalı o kimse. Himalayalarda, kim himalayalara çıkarsa, orda bir aşığın ciğerinin kokusunu aldım demeli. insan öyle sevmeli ve kim Himalayalara çıktığında, burdan bir aşık geçmiş, onun kokusunu aldım demeli. Sevmek öyle bir şeydir. Sevmek öyle bir şeyler! insan deymeli. Ben öyle seveceksem, şeyhimi severim. Ben öyle seveceksem, Hz. Muhammed i Mustafa’yı severim sallallahu aleyhi ve sellem ‘i. Ben öyle seveceksem, onun üstünde Allah’ı severim. Bana lazım olan sevgi o, bana lazım olan o. O zaman o kimse öylesine Allah’a teslim olmalı, Allah’a teslim olan bir kimse haram işler mi? Allah’a teslim olan bir kimseden çirkinlik sudur eder mi? Allah’a teslim olan bir kimseden gaflet sudur eder mi? Allah’a teslim olan bir kimsenin ağzında küfür, hakaret olur mu? Allah’a teslim olan bir kimse, isyankar olur mu? insanlara kötülük yapar mı? insanları rahatsız eder mi? Allah’a teslim olan bir kimsenin etrafında kime zarar verebilir? Allah’a teslim olmuş. Onun yemesi Allah’tandır, içmesi Allah’tandır, yürümesi Allah’tandır, bakması Allah’tandır, dokunması Allah’tandır, onun yöneldiği yer, Allah’tandır. Otursa Allah’tandır, kalksa Allah’tandır, uyusa Allah’tandır, namazı Allah’tandır, orucu Allah’tandır, zikrullahı Allah’tandır. Onun hayatı Allah’tandır. Onun herşeyi Allah’ladır. Her şeyi.

Onun varlıkla işi kalmaz, sen onu insan gibi görürsün. Sureten insandır. Allah’ın öyle kulları vardır ki görüldüklerinde Allah hatıra gelir. O öyle olmuştur. Ona baktığında Allah hatıra gelecek. Onun her şeyi Allah’tan olmuş. O Allah’la hemhal oluyor. Onun zikriyle hemhal oluyor. Allah’ın öyle kulları vardır ki yağmur yağsın dese Allah kabul eder Yağmur yağdırır oraya. Onların sözü onun katında öyle geçerli hale gelmiştir. O zaman Allah’a teslim ol. Teslim olursan bu hal ile hallenirsin. E, bu haram? Teslim olan haram işler mi? E, bu eksik? Teslim olan eksik işler mi? işlemez. Bu nasıl teslimiyet? Allah muhafaza eylesin, ondan çirkinlik çıkar mı? Allah’a teslim olandan çirkinlik çıkar mı? Yok, hayır. Çıkıyorsa derhal tövbe edecek. Allah muhafaza eylesin. ‘Ey Peygamber! Allah’ın güzel bir sözü, kökü sabit, dalları göğe doğru yükselen güzel bir ağaca benzediğini görmez misin?’

ibrahim 24. Güzel bir sözü Allah, dalları göğe yükselen bir ağaca benzetiyor. Neden? Güzel sözler onadır. Güzel sözler ondadır. iyilikler ondandır. Hiçbir zaman o ağaç kurumaz. Hiçbir zaman o meyvesiz kalmaz. iyilikler ve güzellikler ğöğe yükselen bir ağaca benzetiyor Cenabı Hak. iyilikleri ve güzellikleri. Sen iyiliklerin ve güzelliklerin peşinde ol. Sufilik budur. O, iyiliklerin ve güzelliklerin peşindedir. O çirkinliklerin peşinde değildir. Etraf çitkin kaynıyormuş. Bizene kardeş! Biz gönlümüzden bir cennet bahçesi açarız kendimize. Biz orda yaşarız. Etrafımızı da o cennet bahçesine döndürmeye çalışırız. Kendimize değildir sadece. Kendimize değildir. Biz bataklığın içine düşsek, biz bataklıkta iyilik yapmaya çalışırız. Deriz ki burası muhakkak kurumalı, burası muhakkak gül bahçesi olmalı. Sufilik budur. Gücümüz yetmeyecek, biz burayla mücadele etme noktasında değiliz, kaçarız. Bu benim işim değildir. Kaçmak benim işim değildir.

Ben bataklığın içine de düşsem, orda gül bahçesi oluşturmaya çalışırım. Dedim ki benim vazifem bu. ‘Ben insanları ve cinnileri bana ibadet etsin, bana itaat etsin diye yarattım.’ Ayeti kerime bu. O zaman ben ona ibadet ve itaati, bataklığın içerisinde de uygulamaya çalışırım. Bataklıkmış, bataklık olsun, ben orda namazımı kılarım. Ben orda haramlardan uzak dururum. Ben orda kendimi korumaya çalışırım. Ben orda insanları sufi edeceğim diye uğraşırım. Benim işim o derim. Kaçmak yok. Neden? O iyilikleri ve güzellikleri etrafımıza anlatacağız. Etrafımıza yaşatacağız. O gönül dünyamızda açılmış olan cennet bahçesinin etrafımıza kokusunu vereceğiz. Sen o cennet bahçesini gördün mü gönül dünyanda? Gördün. Oranın kokusunu aldın mı? Aldın. Bütün kardeşlerin, etrafın, herkes, o cennet kokusunu alması için mücadele edeceksin. Kendine değil bu hayat. Aaa otur evde zikrullahını yap, cennet bahçesini de gör, huriler de gelsin, gılmanlar da gelsin, oy sofralar da gelsin, vur patlasın, çal oynasın. Harika! Açtın gözünü, eee? Dünyadasın gene. Sen orayı, buraya taşı. Sufilik budur.

Bir kişinin daha elinden tut. Bir kişiye daha Allah dedittir. Bir kişiyi daha Allah’la tanıştır. Bir kişiyi. Bir kişiyi daha Allah’la buluştur. Bir kişiye daha Allah’ın kokusunu koklat. Cari hesabın devam etsin. Yolun devam etsin. Bir insanın sulbü, oğluyla, kızıyla devam etmez. Bir insanın sulbü, sufilikte açmış olduğu kapı ile devam eder. Sen on kişinin ders almasına, yirmi kişinin ders almasına, elli kişinin ders almasına, yüz kişinin ders almasına vesile olmaya çalış. Onlar dersi çektikçe, onlar hangi dergaha giderlerse gitsinler, hangi şeyhe giderse gitsin, sana cari hesap yazılıyor hep. E otuz senedir ders veriyoruz biz, hamdolsun. E, şimdi şeyh efendinin zamanında o kadar koşuşturduk, koşturduk, ders verdik millete, hamdolsun şeyh efendi ile beraber. Onlar şimdi Mustafa Özbağ’ı beğense ne olacak, beğenmese ne

olacak! Sevse ne olacak sevmese ne olacak! isterse benden nefret etsin, her gün bana bela okusun, o dersi çekiyor mu? Çekiyor. Mustafa Özbağ’a yazılıyor. isterse gitsin bilmem hangi şeyhe bağlansın, mübarek olsun! Ben o şeyhten ders aldım, mübarek olsun. Sen o şeyhin dersini çekerken dahi Mustafa Özbağ’a yazılıyor. Hiç sevmediğin adama yazılıyor. Sen sevmediğin adama bile hizmet ediyorsun. Nefret ettiğin adama bile hizmet ediyorsun. Ya, ne yapacaksın? Ya bana olan kininden dolayı her şeyi, dersi mersi bırakacaksın, gideceksin gavurlaşacaksın. Onu da yapamazsın.

Büyüklenmek gibi olacak ama Mustafa Özbağ bir çizik atmış sana. Senin eşkıyan olmuş. Sevenin de dilinde, sövenin de dilinde. Söven de sevdiğinden konuşuyor. Seviyor ama ulaşamıyor ya ondan nefret ediyor. Bir dokunsa, bitecek. Ya ben ona dokunsam, ihya olacak o. Yok! Nefret ederken dahi ne yapıyor? Yazılıyor. Bakın yazılıyor. Şimdi ismail, Demirtaş’ın bütün hepsine ders verse, hepsinden nasibimi alacağım ben. ismail de alacak. Allah eksiltmez. Allah eksiltmez! Erdoğan bütün Tekirdağ’a ders verse, hepsinden de alacağım nasibimi. Allah eksiltmez, eksilmez! iyilikten kim bir kapı ararlarsa kaç kişi geçerse, ondan hepsinden sevabını alır. Hadisle sabit.Ya ben ne oturayım evde. Ben bir kişiye daha Allah dedittirmenin yoluna ararım. Dünya geçecek gidecek, gözümü yumacağım gideceğim, yaş olmuş ellisekiz, ben bir sefer daha Allah demenin yolundayım, bir sefer daha Allah dedirtmenin yolundayım. E çoluk çocuk görmüyorum! Ben cennete iman ettim. Ben cennete iman ettim. Ben iyi ameller işleyenlerin cennete gireceğine de iman ettim. Ben Allah’a iman edip Allah’ı zikredenlerin cennetlik olacağına iman ettim. Ben çocuklarımı sevmiyor değilim. Her biri burnumda tütüyor, gözümde tütüyor benim. Ben kardeşlerimi, arkadaşlarımı sevmiyor değilim. Her biri gözümde tütüyor, içimde tütüyor benim. Öteye saklıyorum bütün sevdalarımı. Ebedi! Düşünebiliyor musunuz, ebedi, ebedi ebedi! Ebediyeti düşündüğünüzde dünyanın hükmü kalmıyor o zaman. Ebediyeti düşündüğünüzde o zaman dünya zamanı küçücük bir zaman olarak kalıyor. Küçücük zaman olarak da kalmıyor. Ebedi, düşünebiliyor musunuz, ebedi! Ebedi! Bunu düşündüğünüzde dünya ve içindekilerin hepsi de bir noktadan ibaret oluyor.

O zaman Allah’a teslim olup iyilik yapmaya devam. Allah’ı zikretmek en büyük iş ise ayetle sabit. O zaman Allah’ı zikretmek en büyük iş ise o en büyük işe davet etmek, en büyük iştir. O kimseyi nereye davet ettin? Allah’ı zikre. Nereye? En büyük işe davet ettin, dikkat edin. En büyük işe. Oturduk şimdi ‘la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ en büyük işi yaptık şimdi. En büyük işi yaptık. En büyük iş! Kim üç sefer la ilahe illallah dese bir rivayette yetmişbin günahı affolur diyor.

Şimdi üç sefer la ilahe illallah dedik. Farkında değilsiniz. Hususi üç sefer söylettim. Söyleyenlerin yetmiş bin günahı affoldu. Hadisle sabit. Al en büyük iş size. Kim söylediyse yetmişerbin burdaki cemaatin günahının affına sebep oldum ben. Alın sebep size. Bu kapıdan geçti hepsi de. Ben şimdi biraz böyle şimdi şatahat yapacağım. Kalır mı bende bir şey şimdi? Düşünebiliyor musunuz, en büyük iş. Neden diyorum ey arkadaşlar, bizim dergahımızda olanlar, bizim cemaaatimizde olanlar, hepiniz de evlerinizde zikir bahçeleri kurun. Açın zikrullah yaptırın orda. Yaptırın. Sebep? Kardeş, ya zikrullah’a vesile olacaksın ya. ‘Allah’ın öyle kulları vardır ki onlar zikrullahın anahtarıdır.’ Anahtar ol. Ben neden engelleyeyim seni? Daha ben açıyorum kapını, yaptır zikrullah. Gidin Ebu Zeri Gifari gibi yapın, girin bir köye komple derviş yapın getirin. Girin bir ile, ilçeye, gidin Allah’ı zikrettirin, derviş yapın, koşun. Kapınız aralansın. Kapınız aralansın. Ben şeyh efendinin zamanında tek başıma zikrullaha gittiğimi hatırlamıyorum. Şeyhim gelirdi benim Tire’ye, Bayındır’da hiç derviş yoktu. Ben herkesi toplar götürürdüm. Bir gün çektim bıçağı, bıçak zoruyla götürdüm, yürüyün lan dedim hepiniz, herkes güldür güldür, güldür, kahve boşaldı. Dedim meyhaneye götürürken geliyordunuz ya dedim. Bir de yolda onlara zikrullah, ilahi…Araba sallanıyormuş yolda giderken. Diyorlarmış amma kafaları yüksek ha adamların. Öyle olun. iyiliğe doğru kapı aralayın. Allah muhafaza eylesin. Hadisi şerif: ‘Kırk iyilik vardır. Bazı rivayetlerde farklı rivayetler var. Hani yetmiş bin perde vardır ya, işte onun en aşağısı bir yoldan taşı atmak gibisinden. Bir hadis-i şerifte de kırk iyilik vardır. En üstünü sağmal keçi bağışlamaktır. Bakın en üstünü ne? Bir kimsenin rızkını sağlayacak. Böyle sağmal sütü olan bir keçi var, ona bağışlıyorsun. Allah bizi öyle iyi olanlardan eylesin inşallah. Selamünaleyküm. Geceniz hayır olsun. Allah hepinizden de razı olsun. El Fatiha messelevat.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları