MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 11/53
504. Beyit Şerhi
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“O İsa’nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı, İsa küpünün hu-
yuyla huylanmamıştı.”
Bu isa küpünü anlattım heralde öyle. Burda mı anlattım başka yerde mi anlattım bilmiyorum ama isa Aleyhisselam ondört onbeş yaşlarına gelince annesi onu Mısır’a götürür. Dedikodu, laf, küf, bir sürü olaylar Mısır’a giderler. Mısır’a gidince onu bir kumaş boyacısının yanında çalışmaya verir. O boyahanenin sahibi, küpleri gösterir, beş altı ana renk var, boyaları da gösterir. Der ki bunları siyah, bunları kırmızı, işte bunları yeşil, bunları mavi boyayacaksın der, gider. Akşam olduğunda elbise sahipleri ile boya sahibi gelir. Bir bakarlar ki isa Aleyhisselam bütün elbiseleri bir küpün içerisine koymuş. Herkes böyle ah, vah, veryansın çek uzansın. isa Aleyhisselam gider küpün başına, müşteriye sorar. Seninki ne renk olacaktı? Siyah. Onun elbisesini çıkarır verir küpten, simsiyah. Seninki ne olacaktı der, mavi. Onun elbisesini çıkarır masmavi, ona verir. Seninki ne olacaktı? Beyaz. Çıkarır, onunkini de beyaz verir aynı küpten. Burası biraz böyle derinlemeye nüfuz edilmesi gereken bir yerdir. Bütün gördüğünüz renklerin anası renksizliktir. Bütün aldığınız kokuların anası kokusuzluktandır. Bütün gördüğünüz varlık, yokluktandır. Var olarak gördüğünüz her şey, yokluktan gelir. Renkli gördüğünüz her şey renksizlikten gelir. Çok gördünüz her şey, birlikten gelir. Bir sürü adem öyle değil mi? Hepsi de Adem’den gelmedir. Hepsi de melek, bir tek melekten gelir ve biz hepsine de ne deriz. Melekler deriz. Bütün var gördüğünüz her şey bu noktada yokluktan gelmektedir. işte diyor ki burada o vezire laf söylüyor. O diyor isa’nın tek renkli oluşundan bir
koku almamıştır. Bütün dinler tektir aslında, isimleri farklıdır. Hz. Allah, kur’anın da ne dedi Celle Celalühü? Bütün dinler islam’dır dedi. Adem’den itibaren yeryüzüne gelen bütün dinler islam’dır ve bütün peygamberler islamı getirmişlerdir yeryüzüne. Sen isevi, Musevi, Yakubi diye ayırırsın. Hepsinin de yeryüzünü geldikleri andan itibaren vazifeleri, islam dinini tebliğ etmek ve yaymaktır. O yüzden yeryüzünde nerede bir inanç var ise onun temelinde islam vardır. Sonradan dejenere olmuş, sonradan bozulmuştur.
Bakın, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmeye başladılar. Bu, dejenere yapmak için bir hamle. islam dünyası bu hamleyi nasıl karşılayacak? islam dünyası bu hamlenin karşısında ne yapacak? Bu bir hamle. Museviler de isa Aleyhisselam’a hamle yaptılar. Onlar gerçek musevi değillerdi. Onlar gerçekten musevi olmuş olsalardı, isa Aleyhisselam’ın peygamberlik nurunu görürlerdi. Onlar işin hakikatinde değillerdi. Din adamları tarih boyunca dinden geçinenler, dinin hakikatini görememişlerdir. Dinden nemalananlar, dinden para kazananlar, dinden çoluğunu çocuğunu geçindirenler, dinden kendini geçindirenler, dinin hakikatini anlamaktan uzak olmuşlardır. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Hahamlar, keşişler, papazlar, bizim bugün için imamlar, müftüler, profesörler, dinden geçindikleri için, dinin hakikatini anlamaktan uzak durmuşlardır. Çünkü maaşını aldığı yerin, kılıcını sallıycak. Parasını aldığı yerin kılıcını sallayacak. Allah’ın kılıcını sallamayacak. Allah’ın kılıcını sallayanlar ancak gerçek dindarlar, müminlerdir. Bir kimse dinden geçiniyor sa o dinden geçindiği için dinin hakikatine ulaşmakta muhakkak güçlük çekecektir. işte tarih boyunca insanlık ne çektiyse, dini istismar eden bu din adamlarından çekmiştir. Bunlar, dini istismar ederekten kendilerine bir makam mevki oluştururlar. Dini istismar ederekten, kendilerine siyasi bir mevki, makam oluştururlar. Dini istismar ederekten kendilerine ticari bir mekan, ticari bir makam, ticari bir mevki oluştururlar. Dinle dindarları ve dini istismar ederekten ne yazık ki ne yazık ki kendilerini düşürmüşlerdir ve insanlık tarihi boyunca ne çektilerse bunlardan çekmişlerdir. Toplumları savaştıran bunlardır. Toplumların birbirlerinin kanını akıtanlar bunlardır. Toplumları birbirlerine öldüttüren bunlardır.
Kaç tane haçlı seferi oldu, başlarında kimler vardı? Papazlar vardı. insanların gayet makul ve masum dini duygularını istismar ederekten savaşlara götürüp insanları katlettiler. Aynı şey bakın islam dünyasında oluyor. ikiyüz yıldan beri kan akıtılıyor islam dünyasında. Gayrimüslimler cesaret edip tek başına gelip müslümanlarla savaşamıyorlar. Müslümanları parakende ettiler, böldüler. Bir sürü siyasi ve hizbe böldüler. Bir sürü itikadi
hizbe bölündüler. Şiası sünnisine, sünnisi şiasına.Yetmedi, sünniler kendi içlerinde bölündüler. Yetmedi, şialar kendi içlerinde bölündüler. Şia, kendi içerisinde on ikiye bölünme. Onikiler kendi içerisinde bir de üçer beşer daha koy, kırka bölünme. Bir gün bir inceledim, kırk tane ayrı hizip var şianın içerisinde. Hepsi de birbirini küfürle itham ediyor. Sünnilerin içerisinde var bir sürü şimdi. itikat olarak da sıkıntılı. Bu tip sıkıntılar var ve bu sıkıntılarla insanlar birbirlerini katlediyorlar. Bakın Ortadoğu’da insanlar din adına birbirlerini katlediyorlar. Yetiştiriyorlar, büyütüyorlar, besliyorlar, ellerine de silah veriyorlar. Kimi vuruyor? Müslümanı vuruyor. Diline sahip çık. Dilinle kimi eleştiriyorsun? Dilinle eleştirdiğin eğer ki La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimse ise diline sahip çık. Kurşunun önünde kim var? Namlunun önünde kim var? Senin namlunun önündeki kimseye bak. Namlının önünde bir müslüman var ise sen gerçekten şeytana uydun, saptın. Namluların önünde müslümanlar var, başka bir şey yok. Namluların önünde Müslümanlar var, bakın bütün islam dünyası ders almamış. Bosna-Hersek’te yapılan katliamın yıldönümü. Ders almamış insan, ders almamış! Üçyüzbinin üzerinde şehit var Bosna’da. Ders almamış islam dünyası, birbirini yiyor Allah muhafaza eylesin.
işte bütün dinler islam. Hepsini yeryüzüne gönderen Allah. Musa Aleyhisselam’ın peygamberliğini peygamber olarak tasdikleyen ve gönderen Allah. isa aleyhisselamı peygamber olarak gönderen Allah. Adem’den Muhammed-i Mustafa’ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar bütün peygamberleri gönderen Allah. Hepsi de islam. Bunun kokusunu al, bunun idrakini yaşa, bunun idrakini yaşa! Diyor ki: ‘işte o isa’nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı.’ Bir de doğru dini aktaranlar bize böyle, öyle söylerler ya, klasik din anlatıyor canım adam, sıkılıyor ondan! Bize doğru din anlatan kimse bize klasik, bayağı, ötelenmiş, böyle yok ya çetrefilli şeyler anlatmıyor bu! Ya bırak ya, klasik dergah adamı işte. Yani bir işe yaramaz! Tek renkli, tek koku. Onun dediği kur’an ve sünnet. Öyle olunca ona tat vermiyor. Bildiği hadisler, bildigi ayetler. Bas tuşa, bak karşıda ayeti kerimeyi okudum, okudum tamam bitti. Bas tuşa, hadis i şerif, tamam işte, ya aynı şeyi söylüyor ya! Bizde hastalık bu. Geçmiş insanlarda da hastalık. Ne anlıyorsunuz siz, oraya gittiniz sema ediyorsunuz, dönüyorsunuz. Başka ne yapıyorsunuz ki! Sen ne yapıyorsun? Hadisleri inkar ediyorsun! Sen ne yapıyorsun? Buhari’ye sapık diyorsun. Sen ne yapıyorsun? Yeni bir din mi getireceksin? Ayet belli, hadis belli. Ne yapacaksın? O klasik din adamı değil. Ne o? Modern din adamı. Klasiğin karşıtı. Ne? Modern. iyi, iyi, sen ne getirdin bize? Aydın lafzını mı değiştireceksin. Ayetin manasını mı değiştireceksin.
Hadisin lafzını mı değiştireceksin. Hadisin manasını mı değiştireceksin. Sen ne getireceksin bize? Yeni bir din mi getireceksin? Yeni bir din getireceksen, a iyi, harika ya, vay sen peygamber oldun demek! insanlarda bir de bu var. O tek koku, tek renk. Kur’an sünnet. Din ne? Kur’an sünnet kardeş. Ya biliyoruz zaten bunu. Bildiğini ben de biliyorum, yaşamıyorsun ama! O Harami işliyorsun. O harama gözünü dikiyorsun. O haramla iç içe yaşıyorsun. O haramdan tat alıyorsun. O haramdan zevk alıyorsun. O haramı istiyorsun. Nefsin terbiye olmuyor. O nefis terbiyesine girmiyorsun. O nefisle mücadele yolunu seçmiyorsun. Haram, çok lezzetli. O yüzden haramın lezzetli olduğu yere gidiyorsun. Öbürküne de helal lezzetli. O da helalin lezzetine koşuyor. Helalın lezzetine koşan demode. Helanın lezzetine koşan klasik. Haramın lezzetine koşan modern. Hatta ultra modern. Hatta uzay fıkıhçısı. Vah vah! Uzay fıkıhçısı!
Biz, bu arada bana da öyle diyorlar, klasik! Ben bu eşcinsellere laf söyleyince klasik ya, klasik tarikat adamı! Ya? Eşcinselleri seveceğiz! Allah’ın lanetlediğini seveceğiz. Allah’ın lanetlediğini hoş göreceğiz. insanlık için en büyük dram olan, insanlık için en büyük hastalık olan, insanlık için en büyük sıkıntı olan, Adem’den itibaren bütün peygamberlerin lanetlediği insanlık için, insanlık için lanetlenmiş bir hastalık olan eşcinselliği hoş göreceğiz! Ben nasıl bir mevleviymişim, eşcinselleri hoş göremiyormuşum! Eyvallah, siz hoş görün. Kişi sevdiği ile beraber, onlarla beraber haşrolun. Evet, ne yazık ki devlet, eğitim sistemi, bunun temeline girmekten uzak. Bizim eğitim sistemi çarpık çurpuk. Bizim adalet sistemi çarpık çurpuk. Çalışmıyor, düzgün değil. Düzeltemiyorlar. iki şeyi düzeltemezseniz, toplumu düzeltemezsin iz. Birisi eğitimdir, birisi adalettir. Siz eğitimi ve adaleti bir toplumda dizayn edip düzeltemez seniz, o toplum düzelmez. Devleti idare edenlerin, devleti yönetenlerin en büyük vazifesi ve görevi, eğitimi ve adaleti düzgün bir şekilde yürütmek ve yönetmektir. Yok bizde. ikiyüz yıldan beri yok, yeni değil. Osmanlı’da da adam gitmiş dan dan dan birisini vurmuş, vermiş on akçe, gitmiş öbür taraftan çıkmış. O yüzden yıkılmış. Şimdi de aynı. Adam götürüyor elli milyar, yüz milyar, ikiyüz milyar bir parayı yediriyor, adam elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Gazetelerde de dinlemeleri çıkıyor. Diyor ki dörtyüz bin dolar harcadım bir gecede, çıktım. Lan bizim cebimizde çakı-bıçağı bulsa biz karakoldan çıkamıyoruz, adam sıkıyor her yere, öbür kapıdan çıkıyor! Adalet batmış. Eğitim yok zaten.
Kıymetli Dostlar bana söyler misiniz bütün Bursa’da, istanbul’da, Tekirdağ’da, izmir’de, Çanakkale’de, ramazan boyunca gezdiğim yerleri söylüyorum size. Her yerde okulların, her yerde okulların kocaman kocaman
reklamları var. Bilmem ne üçüncüsü bizden, bilmem ne ikincisi, bilmem ne birincisi bizden. Bir sürü zaten harfleri ezberleyeceğiz artık ya! KPSS, YGS, YDS, TSS, ne varsa var, şahini doğanı geçti bunlar! Bir sürü harflerden kurulu bir sınav sistemi var. Hepsinde de kocaman kocaman reklamlar. Birinciler, ikinciler, üçüncüler, beşinciler, ellinci, ilk yüzüncü. Herneyse, reklamları okuyorum. Bir tane reklam okumadım, bir tane! Bizim okulumuz en ahlaklıdır. Bizim Okulumuz en terbiyelidir. Biz, bizim okulumuzda en iyi dini eğitimi veriyoruz. Bizim okulumuzda uyuşturucu yok. Bizim okulumuzda yabancı madde kullanımı yok. Bizim okulumuzda fuhuş yok. Bizim okulumuzda şu yok, bizim okulumuzda bu yok, bizim okulumuza çocuğunuzu getirirseniz ahlaklı, evliya gibi bir çocuk alırsınız. Bir tane reklam yok. Bir tane reklam yok böyle! Ben gittim, x bir özel okula, dedim ki sıkıntı yaşıyoruz, böyle bir problemimiz var. Harika, alırız çocuğunuzu. Tamam, ne kadar? Şu kadar para. Tamam. Dini eğitim olarak ne veriyorsunuz dedim. Dindar bunlar. Dindar! Nasıl dindarlar hem. Böyle yaptı hareket, biz dini eğitim vermiyoruz dedi. Durdu, dini eğitim, ailelere ait dedi. Ya dedim, bu çocuğu siz sabah yedide, sekizde alacaksınız, öyle değil mi? Kaçta alıyorsunuz çocukları? E dedi yerine göre işte yedide alıyoruz dedi. Bu çocuğu yedide alacaksınız, kaçta bırakıyorsunuz? Beşte, altıda. 5’te 6’da bırakıyorsunuz dedim bu çocuğu, bu çocuk yaklaşık on saatini sizinle geçiriyor. Bu çocuk eve geldiğinde dedim anne baba zaten, baba dışarıdan geliyor. E anne zaten saçlar dikili, üzeri komple çamaşır suyuna bulanmış vaziyette, temizlik delisi. Temizleyeceğim, yemek yapacağım diye uğraşıyor. Orasında toz kalmış, orayı sileceğim diye uğraşıyor. Anneler iki tane hadis okuyup çocuklarına öğretmekten uzak. Toplum bu! Televizyonda birisi Seda Sayan’ı izliyor, birisi de orda tutturmuş, ne, bilmem x hocayı izliyor. Biriside kim kimle evleniyor, kim kimle boşanıyor onu izliyor. Öbürkü de vay katil bulunmadı bugün, ona bakıyor. O ertesi gün bugün ne giymeliye bakıyor. Bu evler, bu! Kim hadis öğretecek, kim ilim öğretecek çocuklara? Alıyor baba, anne, çocuğunu özel okula götürüyor. O diyor ki biz din öğretmiyor. Kim öğretecek dini? Aile öğretecek. Ya aile yok. Ailede din öğretecek kimse yok. Baba bir tarikata, bir cemaate gidiyorsa, orda bir eğitim alıyorsa, oğlunu oraya götürebiliyorsa hasbelkader, götürecek. O da ne zamana kadar ?Oniki, onüş yaşına kadar. Ondörde geldi mi problem var. Ondört ile yürmidört arası 10 yıl problemli.
Çocuk derse, zikrullah’a gitmek istemiyor. Kız çocuklar da aynı. Ne oldu? Battı. Eğitim battı. Uyuşturucu maddeler, tacizler, tecavüzler, hunharca katiller, hırsızlık, uğursuzluk her türlü şeytani şeyler, toplumun içerisine girmiş,
basmış. iyi, kur’an sünneti anlatan da bize zaten klasik geliyor. Ne lazım? Vardı ya bir ara televizyonlarda dolaşıyorlardı, onlar gibi. Horozdanh kurban olur. Olmadı balıktan da olur. Ya, ayakkabıdan da zekat olur Ever! Yok ayakkabıdan kurban da olur. Sıraya girmişler ya. Bu ney? Modern uzay fıkıhçıları, din adamları. Allah muhafaza eylesin. işte o tek renklilikten sıkılıyor insanlar. Yani ona biz kur’an ve sünneti anlatırken, şaklabanlık mı yapacağız, bilmiyorum. Palyaço kıyafetleri giyip öyle mi oturacağız buraya, öyle mi anlatacağız bilmiyorum. Direkt Kur’an sünnet ya. Ya siz direkt kur’an sünnet anlatıyorsunuz ama. Allah Allah! Ben de yazıyorum. Suçumuz bu olsun. Eksiğimiz bu olsun elhamdülillah. Suçumuz bu olsun. Eksiğimiz bu olsun. Bizim kusurumuz bu olsun. Allah bizi affetsin. Bundan da usanıyorlar. işte diyorlar tek renkli oluşundan bir koku almamıştı. isa küpünün huyuyla huylanmamıştı. isa küpünün huyu neydi? Herkesin kendi rengini bulunmasıydı. Derdi Allah. isa küpüdür. Bir kimse dergaha girer, bir tekkeye girer ve bir veya bir dine girer kendi rengini bulur. Gerçek tasavvuf, sufilerin kendi rengini bulmasıdır. Sufiler kendi renklerini bulurlar ve parlatırlar. Sufiyi tek renk yapmaya çalışanlar, sufiliği, tasavvufu bilmeyenlerdir. Hani vardır ya, tek renk sarık. islam’da yok bu ara, tek renk cübbe islamda yok. Tek renk örtü islamda yok. Tek renk ve stil şalvar, islamda yok. Sahabe rengarenkti, rengarenkti! ibn-i Revaha’nın sarığı pembeydi. Arkadaşları anlatıyor. Diyor çekilirdi savaş meydanında kenara. Bekler, bekler, bekler, bekler, bekler, en kızıştığı zamanı beklerdi diyor. Ondan sonra sarığını alırdı, kafasına bir güzel dolardı, en ucunu da diyor ağzının içine alırdı. Öylesine girerdi ki diyor savaş meydanına, biz kenarlara çekilirdik. ibn-i Revaha geliyor. işte şimdi galibiyet geliyor derdik diyor. Bir girerdi ki diyor düşmanın içerisine, girdiği yer diyor bir anda toz duman olur, dağılırdı. Sarığının rengi neymiş? Pembe. Kızıla çalan, kızıla çalan.
Onlar rengarenkti. Sonradan bize renklerimizi unutturdular. Bizi tek renge, tek kalıba sokmak istediler. islam bu manada, bireysel manada tek kalıba sokulmaz. O yüzden meshep var dört tane, tek kalıba sokulmamış. O yüzden o mezhebin içerisinde dahi fetvalar var. imam Muhammed diyor ki bu böyle de olur. imam Yusuf diyor ki bu böyle de olur. Kastalani diyor ki bu böyle de olur. imam Şafi diyor ki böyle de olur. imam Malik diyor ki böyle de olur ama hepsinin merkezi ne? Kur’an ve sünnet. Merkezi bu. O yüzden rengarenk olmalı. Rengarenk! O rengarenkliliğin tek renkten çıktığını gör ama. O ne? Kur’an sünnet. Hangi renge bürünürseniz bürünün, renginizin özü kur’an ve sünnet olacak. Kur’an ve sünnet. Sünneti Resulullahda temeli var mı? Var. Öptük, başımıza koyduk. Bu mezhebi inkar etmek
değil. Ben hanefiyim, bana bir şey sorarlarsa hanefi fıkıhına göre söylüyorum, genel olarak. Ama içinde yaşanamayacak şeyler var ise Sünnet i Resulullaha bakaraktan diyorum ki böyle de yapabilirsiniz. Sakın bu konuşmamdan mezhepsizliği çıkarmayın. Bu selefi vahhabileri gibi. Böyle bir şey yok. Benim mezhebin var elhamdülillah. Ben akaidde bu noktada maturidiyim. Fiiliyatta bu noktada hanefiyim. Bundan gocunmuyorum. Öyle mezhepsizlerden değilim Elhamdülillah, değilim ama hanefiden işin içinden çıkamıyorsam, malikiye bakıyorum, hambeliye bakıyorum, şafiye bakıyorum. Yine çıkamıyorsam, Sünnet i Resulullah’a bakıyorum. Sünnet i Resulullahda varsa bir hadis o konuda, arkadaşlara uygulama alanı olarak kapı aralıyorum. Hakkında hadis var, bunu yapabilirsiniz diyorum. Evet, isa küpünün huyuyla huylanmak, işte her rengi bu noktada parlatmak. Bu noktada insanların kendi renklerini, kendi anlayışlarını hoş görmek. Bir kimse Pazartesi Perşembe oruç tutuyor, ala. Sünnette var. Bir kimse bir boş bir dolu tutuyor , ala sünnette var. Bir kimse onüç, ondört, onbeşte oruç tutuyor, ala. Sünnet i Resulullahta var. Bir kimse başında, ortasında, sonunda tutuyor, ala. Sünnet i Resulullahda var ama bir kimse tek cumaları oruç tutmak istiyor. Yok kardeş Sünnet i Resulullahda. Sen cuma günleri, tek cuma günü oruç tutamazsın.
Neden? Ya bu benim rengim diyemezsin sen, bu sünneti Resulullahda yok. Bana sorarsan ben derim ki cuma günü tek başına oruç tutmak Sünnet i Resulullaha aykırı. Hz. Peygamber Sallallahü ve sellem hazretleri, cuma günü tek gün oruç tutulmasını nehyetti. Bu benim rengim dersen, sen Sünnet i Resulullah’a karşı çıkmış oluyorsun. Senin bu benim rengim deme hakkın yok. Sünnet i Resulullahta sarık sarmanın sünneti belli. Ya hiç sarkıtmayacak dolayacak, ya normalde bir tane sarkıtacak böyle, ya iki taraftan sarkıtacak, ya da arkadan sarkıtacak. Bunun haricinde bir sarık sarma metodu yok. Beline kadar Sarık sarma metodu yok. Yok Sünnet i Resulullahta. Sen bu benim rengim deyip de sarığı beline kadar uzatamazsın kardeşim, uzatamazsın. Ya benim rengim. Değil, yok kardeşim. Sünnet i Resulullah belli. Sen kocaman bir sarık sararsın. Sarığın kendi içerisindeki bir özelliği, müslümanın kefenliğini kafasında taşıması. Cihad ruhu bu. Sarığın sünnet olduğu yer, cihat meydanıdır. Bedir’de bütün melekler, başlarında sarıkla inmişlerdir savaşmaya. Sarığın sünnetullah olduğu yer, Bedir Savaşı’dır. Sarık sarınız. Namaz kılarken sarınız, evde sarınız, zikrullahta sarınız. Şimdi kılık kıyafet yasası var, dışarlarda saramıyorsunuz. Sarık sarmak sünnet. Evinin içinde sar, namaz kılarken sar, zikrullahta sar. Ya dışarda sarıyorlar, gösteriş yapıyorlar. Kardeşim gösteriş değil o. Adam hulusi kalp ile
Sünnet i Resullahı işliyor. Sen işleyemiyorsun. Sebebi ne olursa olsun, kendince içi ne olursa olsun dil uzatma. Seni ilgilendirmez, bırak. Sarık sarmak sünnet. Cumaları siyah sarardı. Savaşa giderken siyah sarardı. Hüzünlü günlerinde siyah sarardı. Sünnet. Kendi kafandan ama sarık sarma metodu geliştirme. Bu benim rengim diyemezsin. Dinse, Sünnet i Resulullaha uyuyacaksın. Ondan alacaksın. Onun huyuyla huylanacaksın. isanın huyuyla huylanmak, bugünkü dönem için Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’in huyuyla huylanmak. Allah bizi Muhammed i Mustafa(s.a.v.)’e uyanlardan, onun ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin. Burdan devam edeceğiz .
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları