Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 447-448. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 5/53

447-448. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Vezir gibi yol vuruculuğu sermaye edinme, halkı namazdan alıkoyma.”

Malum, vezir insanları dinden imandan etmeye çalışıyordu. Konuşurken onlara, din anlatıyordu ama söylemiş olduğu şeylerle, onları dinin kendi yörüngesinin dışına çıkarıyordu. Zaman içerisinde, dini kendi nefsine uyduran insanlar hep çıkmıştır. Adem’den itibaren insanoğlu Allah’ın ilahi hükümlerini kendi nefsine göre devşirmek, değiştirmek nefsine uyanlar için en önemli iş olmuş. Bununla iştigal etmişler, bu Adem’in ilk oğlundan itibaren süregelmiş ve zaman içerisinde bu ibrahimilerde de Musevilerde de isevillerde de devam etmiş ve şimdi de ne yazık ki bugünkü yaşanan müslümanların islam dininde de bu var. islam dininin içinde de bugün dindarız diyenler, insanları dinin olmazsa olmaz kaidelerinden uzaklaştırmak için, her türlü fırıldaklığı yapıyorlar, sünneti resulullah’ı reddetmek gibi imamlarını iştihadlarını reddetmek gibi, ibadetleri reddetmek gibi. ibadetin özü bu değil deyip, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin görülmüş olan ibadetlerinin şeklini, şemalini, anlamını, değiştirmeye çalıştıkları gibi.

işte o vezir de gerçekte yahudi olan ama görüntüsü isevi olan o vezir de yol kesiyordu. Yol kesenler hep olacaktır. Eğer siz kur’an ve sünnete sımsıkı yapışacağız derseniz, bir yol kesici vezir sizi bekler. Siz bir veliye giderseniz, yol kesici bir vezir sizi bekler. Bugün insanların büyük bir çoğunluğu, dini tam anlamıyla yaşayamadıklarından, yaşamadıklarından dolayı tam anlamıyla yaşamaya çalışanların yaptıkları bu davranışları ve ihlaslarını ve samimiyetlerini bozmak için ellerinden gelen bütün çabayı sarf ediyorlar. Cenab ı Hakk’ın farz kıldıklarını yapamayanlar ve yapmak istemeyenler, o

farzlara karşı savaş açıyorlar. Çünkü kendi yaşadıkları gibi bir din oluşturmaya çalışıyorlar. Nefislerine uyuyorlar. Bir kimse, bir ibadeti yapamayabilir. Bir kimse, bir fazileti yerine getiremeyebilir ama getirenlerin yolunu kesiyorsa, getirenleri engelliyorsa, işte burda sıkıntı var. Burda problem var. Onlar o zaman yol kesici oluyor. Bir kimse yol kesicilik yaparsa, münafıklardandır. Allah’ın zikrini yasaklayan, Allah’ın farz ibadetlerinin değiştirmeye kalkanlar, yasaklayanlar, Allah’ın kur’an ve sünnetinde beyan ettiklerinin dışına çıkmaya çalışanlar ve çıkanlar ve çıkarmaya çalışanlar, Allah’ın yeryüzüne indirmiş olduğu dinden değillerdir.

Bir kimse dini hükümleri bilmese, dini hükümleri bilmediği için öyle yaşasa mazur kabul edilir ama bir kimse dinin hükümlerini bildiği halde, dinin kaidelerini bildiği halde, din ona tebliğ edildiği halde, o bu yol vuruculuğa devam ediyorsa, o zaman o kimsenin dini ve dindarlığı ve imanı sorgulanır. Bilmeyene, söyleyecek bir sözümüz yok ama siz televizyonlara çıkar, medyaya çıkar, kur’an ve sünnetle sabit olan bir ibadeti reddederseniz, kur’an ve sünnetle sabit olan bir farzı inkar ederseniz, kur’an ve sünnetle sabit olan, sabit olan herhangi bir haramı helallaştırmaya çalışırsanız, siz o zaman dinin olmazsa olmazları ile oynuyorsunuz. Dinin ana kaidelerini bozmaya çalışıyorsunuz. Kimisi şimdi işte şarap harammış, viski haram değilmiş. Kur’an-ı Kerim’de şarap geçiyormuş, o yüzden şarabın içilmesi harammış. Bir böyle diyen var, bir de şarap cennet içkisiymiş, nasıl haram olurmuş, bir de böyle diyen var. Artık bunlar iyice işi azıttırdılar. iyice işi tozutturdular tabiri caizse. Müslümanlar ne yazık ki denizin üzerindeki köpük misali, bir ağırlıkları yok. Müslümanlar çalışkan değil. Müslümanlar cesaretli değil. Müslümanlar disiplinli değil. Müslüman imanı kemal noktasına ulaşmış değil. Müslüman imanını ve dinini korumak için, mücadele etmekten uzak. Müslüman kendini korumaktan aciz, kendini korumak için mücadele etmekten uzak. Müslümanlarda cihat şuurunu kaldırdılar. Müslümanlar da Allah için yaşama şuurunu kaldırdılar. Müslümanlar da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisini, muhabbetini onun sünnete olan, onun sünnetine bağlılığı kaldırdılar.

içerden dışarıdan habire daha saldırıyorlar ve herkes önüne gelen din üzerinde ahkam kesmeye çalışıyor. Yol kesicilik yapıyor. Bir iktisat profesörü dahi, din üzerinde o kimse ahkam kesiyor. Bir ne bileyim iktisat profesörü, sufilik üzerine ahkam kesiyor. Siz ona gidip de iktisat üzerine ahkam kesmeğe çalışırsanız, sizi durduruyor, sen iktisatçı mısın diyor. Yol kesicilik yapıyor herkes. islamı koruyacak, islamı anlatacak, islami şuuru bu noktada koştutturacak insan çok az kaldı. insanlar televizyona çıkabilme, televizyonda görülebilme adına, dinin hükümlerinden vazgeçiyorlar . Televizyonda

ben cihattan bahsederim deyince televizyon programına sizi çıkarmıyorlar. Ben direkt kur’an ve sünneti anlatırım, kur’an ve sünnetin hükmü ile alakalı bana bir soru geldiğinde ben buna cevap veririm deyince, sizi televizyon programına çıkarmıyorlar. O yüzden televizyon programlarına çıkan insanların büyük bir çoğunluğu, televizyon yapımcıları tarafından ellerine ne konuşacakları, nereye kadar konuşacakları sınırlandırılmış insanlar. Bunlar televizyonlardan yol kesicilik yapıyorlar. Bunlar dışarıdan, medya tarafından, dışarıdan dış destekli tezgahtarlar tarafından, milletin önüne konuluyor. Bunlar kimisi şeyh, kimisi mehti, kimisi mürşid i kamil, kimisi büyük din alimi, kimisi profesör, kimisi ilahiyatta çok önde, kimisi diyanette çok önde ama bunlar insanların dinlerinde yol kesicilik yapıyorlar.

Dertleri para. Dertleri televizyonda meşhur olmak. Horozdan da kurban olur diyebilecek kadar aşağılanmış insanlar bunlar. Zekat vermekle mükellef değilsin, ben ayakkabıda veririm diyen kimseler bundan. Alay ediyorlar, yol kesiyorlar. Sufi diye çıkarılan insanlar ne yazık ki sufilikten uzaklar. Başörtüsü farzını kabul etmeyen sufi, şeyh insanlar var. Bindörtyüz yıl boyunca, kadından evliya olur, kadından veli olur, kadından mürşid i kamil olmaz ama mürşid i kamil diye bize kadınları otutturuyorlar karşımıza. Din bu! Git başka bir din ara o zaman kendine ama dini ifsad etme, dini ifsad etme. Namaz farz, herkese farz. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyene namaz farz. Devamlı namazdayız biz. Yani beş vakit namazı kılmayacak arkadaş, o sufilikte önde gitti. Devamlı namazda. Biz yirmiüç yıl bu meslekteyiz, sahabe olduk bitti bizim işimiz. Bundan sonra biz her şeyden feragat ettik. Bizden namaz sorulmuyor. Oruç sorulmuyor. Din sorulmayacak ondan. Neden? Yirmiüç yıl melami mesleğinde devam etmiş o. Bunlar yol kesici. Kim kur’an ve sünnetten bir adım saparsa, sapkınlıklardadır. Sapkındır o. Yolu delalete uğramıştır bir adım saparsa. Yapamayabilirsin, sapma! Sapanların peşinden gitmeyin. Yol kesici hepsi de. Dinlemesinler! Sen doğruyu söyle. Biz doğruyu söylemekle mükellefiz.

insanlara hoş gelmek için sohbet ediyorlar. insanların hoşuna gitsin diye konuşuyorlar. iyi kardeş. Kimseyi kıracak üzecek değiliz. Kimseye de hakaret edecek değiliz ama kur’an ve sünnetin doğrusunu söylemekten neden geri duralım, neden geri duralım? Faizcilerin canı sıkılacak diye faizin haram olduğunu söylemezsen, fuhuşçuların ve fahişelerin canı sıkılacak diye fuhuşun haram olduğunu söylemezsen, meyhanecilerin canı sıkılacak, içki içenlerin canı sıkılacak diye içkinin haram olduğunu söylemezsen, uyuşturucuyla uğraşanların canı sıkılacak diye uyuşturucu üretmenin, satmanın, içmenin, günah ı kebair olduğunu söylemezsen, kardeş ne söyleyeceğiz ya! Bunların hepsi de yol kesici. Yol kesici! insanlardan din adına para

toplamayın. Dinden geçinmek haram dediğimizde canı sıkılıyor herkesin. Kardeş, dinden geçinme. Din alıp, din satma. Din alıp, din satma. Git tarlada çalış. Git fabrikada çalış. Git atölyede çalış. Git işçilik yap. Git ticaret yap. Git memurluk yap. Git amirlik yap. Bir yerde çalış. Din alıp din satma. Şeyh efendi villada duruyor. Ne iş yapıyor şeyh efendi dedim, ne iş yapıyor? Hiç bir iş yok. Ticaret mi yapmış, yok. Ziraat mi yapmış, yok. Din alıyor, din satıyor. Dervişler tarlada çalışıyor. Buğday zamanı, arpa zamanı, buğday toplayıp arpa topluyorlar. Ne? dervişlik bu! Böyle dervişlik yok. Yol kesici bunlar. Beşyüz tane, bin tane derviş yatır, mescit gibi caminin altına. Sabahleyin kalktım herkes tarlaya. Ne bu sufilik? Yok böyle sufilik.

Bunları görsün bu insanlar artık. Manisa’da üzüm kestiriyor şeyh efendi dervişlere, bağları var. Ne büyük mübarek adam! Ne muhterem adam! Zamanın kutbu’l azamı, harika! Bağ zamanı gelince bütün dervişler bağa. Ne yapacak? Üzüm kesecek. Kimin? Şeyh efendinin. Ücretiniz var mı dedim? Böyle baktı, yok kardeş, yok. Bunlar yol kesici. Bunlar yol kesici. Bir şeyhin işyerinde çalışıyorsa insanlar, maaşlarını alacaklar. Bir şeyh kendine özel bir iş yaptırıyorsa onun ücretini verecek. Adam daha geçen gün yeni, adam gitmiş şeyhine sormuş. Efendim demiş, böyle böyle bu kadar param var. Ne iş yapabilirim? Sen getir parayı bana demiş. Almış parayı şeyhi adamın elinden parayı. Adam bana gelmiş. Acizliğe bak! Ben okuyacakmışım da o şeyh onun parasını verecekmiş. Dedim bu para sen embesilsin demek ki dedim para sen, bu para nerden geldi sana? Oğlum neden verdin? Nasıl verdin? Adam vermiş. parayı, gelmiş de bana ben okuyacak mışım da şeyh ona parayı verecekmiş! Git kendin iste dedim. Ben istesem şimdi aramız bozulacak diyor. iyi, bozulsun dedim. Zaten bozulmuş dedim. Sen geldin ya bana, zaten bozulmuş dedim ya, daha ne bozulacak! internetten sohbetleri indirmiş bakmış, ondan sonra benim bir sohbetim denk gelmiş. Ben istersem dahi vermeyin diye. Bu nasıl bir şey oluyor dedi. Ne yapayım dedim yani, böylesine böyle dedim. Tencere yuvarlanıp, kapağını buluyor dedim. Yok böyle bir şey!

Bir şeyh, dervişlerinden geçinmez . Yol kesicidir. Yol kesicidir. Bir şeyhin geçim yeri dervişleri değildir. Bir hoca efendinin geçim yeri, talebeleri değildir. Değildir! Din alıp, din satmak yok. Bir kimseden alıp din satıyorsa, yol kesici, yol kesici. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayet i kerime. Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri diyor ki benim ücretimi Allah verir. Geçmiş peygamberlerin dilinden, kur’an-ı kerim bize naklediyor. Peygamberler diyor ki bizim ücretimizi Allah verir. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem diyor ki beni doyurup, yedirip, içiren Allah’tır. Beni doyurup yediren, içiren Allah’tır. Bir hoca efendi eğer hazreti peygamber sallallahü

ve sellem hazretlerinin makamında oturuyorsa, onu yedirip içirecek olan Allah’tır. Onun geçimini sağlayacak olan Allah’tır. O dinden geçiniyorsa, o Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin halifesi ve alimi değildir. Bir mürşid i kamilin geçimi dervişlerden değildir. Eğer dervişlerinin eline bakıyorsa, o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin varisi değildir. Onu da yedirecek, içerecek olan Allah’tır. Ona dervişler yedirip içiremez. O kadar! O şey’enlillah demez dervişlere. Yol kesici bunların hepsi de. iki kelime ezberleyip şeyhlik yapanlar, yol kesici. Yol kesici!

Bir mürşid-i kamile gidenin yolunu kesen, yol kesici mahşerde hesabını veremez. iki ayaklı şeytanın işini yapıyorlar. iki ayaklı şeytanın işini yapıyorlar. Şeytanın mesleği ile mesleklenmişler. Kim birisinin zikrullahına mani oluyorsa, şeytanın işi ile iştigal ediyor. Kim birisinin namazına mani oluyorsa, kim birisini namazdan soğutuyorsa, kim birisini zikirden soğutuyorsa, kim birisini cemaatten, cemiyetten soğutuyorsa, kim birisini kur’an ve sünnet yolundan alıkoyuyorsa, şeytanın işini yapıyor . Yol kesici, veremez hesabını. Hesabını veremez. Veremez! Buraya sohbet dinlemeye gelen bir kimseyi, birisi yaptıklarıyla pusturuyorsa, onun burdan gitmesine sebep oluyorsa, yol kesici. Yol kesici! Bugün duydum, buraya gelen bayanlar için dışarıda laf söylüyorlarmış, sizin örtünüz neden yok diye. Size ne? Senin gıybetini birisi gelse, sana söylese, her gün bu tekkenin bahçesinde gelip habire gıybet ediyorsunuz dese ne diyeceksin? insanların işledikleri günahlar, başörtüsüzlük gibi meydana çıksaydı, kim meydana çıkabilirdi ? Onun başında örtüsü yok. Günah işlediğini görüyoruz. Herkesin işlediği günah öyle görünseydi! Brisi sarhoş oluyor, sallana sallana gidiyor, biz onu kerih görüyoruz. Vay! Hatta diyoruz mendebur adam, ne içmiş. iyi, o içti sarhoş oldu, sallandı, anladın. Ya senin gıybetinden de sallansaydın ne olacaktı? Ya iftirandan herkes sallansaydı ne olacaktı? Gıybet etmek, yüz zinadan daha ağır suçu. iftirayı sen düşün! Sallansaydı ne olacaktı. Herhalde bütün dünya sallanırdı.

Yol kesmeyin. Yol keserseniz firavundan daha şedid günahınız. Yol keserseniz nemruttan daha şedid günahınız. Yol kesmeyin. Yol kesici, birisi kur’an ve sünnet üzerinde soru işareti belirtiyorsa, yol kesici adam. Ölçü konuş. Adam bir yere gitmiş. Derviş olmuş. Kime bağlandın? Bana öyle diyorlardı. Kime bağlandın? Nevşehirli Abdullah Gürbüz Efendi’ye. Hııı! Hani alaya alıyor. Allah, bir iki böyle baktım. Ah! Alay konusu gibi. Bizde böyle yeni dervişiz ya böyle, dervişlik yapacağız böyle işte. Gene birisi böyle sordu. Kime bağlısın dedi. Nevşehirli Abdullah Efendi’ye. Heee yaptı. Ne oldu lan dedim ben. Durdu bu şimdi. Ne öyle alayvari konuştun dedim, ne alay vari davrandın! Kaldı şimdi. Bu hakkı nerden buldun dedim alay vari davranma

hakkını? Bu durdu. Tövbe et. Estağfurullah el azim. Kelime-i şahadet getir. ‘Eşhedü enla ilahe illallah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Abduhu ve Resulu’ bir daha kimsenin şeyhiyle alay etme dedim. Bu kaldı. Ben ayrıldı bu, Allah Allah dedim, dervişlik bu demek ki dedim ben. Dervişliğim bu benim benim. Benim sevdiğimle alay edersen, ben alay ettirmem. Benim sevdiğimi sen küçümsersen, ben sana küçümsetmem. Böyle benim dervişliğim. Oturdu, yerleşti bu sonra bende. Aaa ne kadar harika. Abim bile geldi nereye bağlı, ne işte ondan mı oldun…Dedim hacı abi, abi! Bir daha bu konuda dedim bir şey söylersen, kardeşliğimiz kalmaz dedim, bitti. O gündür bugündür yirmisekiz yıldır bu mevzu konuşulmuyor. Konuşulmuyor. Bu kadarmış.

Haa, bu yol kesici, yol kesici! Ciğeri beş para etmez insanlar, şeyhler adına konuşuyor. Susuyor herkes. Ciğeri beş para etmez insan, Sünnet i Resulullah adına konuşuyor, kötülüyor, susuyor herkes. Allah’ın yasakladığı bir şeyle alay ediyor, susuyor herkes. Neden? Denizin üzerindeki köpük gibi, savcının karşısına gitmekten korkuyor, hakimin karşısına gitmekten korkuyor. Dinin senin, senin dinin! Senin yolun, senin dinin, senin yolun, daha kıymetli neyin var! Daha kıymetli neyin var? Hadis i şerif ‘anneleriniz, babalarınız, eşleriniz, çocuklarınız, mallarınızdan, canlarınızdan daha sevgili ben olmadıkça, imanınız kemale ermez.’ Senin anandan, babandan, karından, çocuğundan, malından, canından, daha sevgili olacak Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem. imanın kemale ermez. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine bir şey demiyor. ince bir oyun var. Ne? Sünnet i Resulullah’a saldırıyor: Hadislerin hepsi de sahih mi. Kaç tane hadis kitabı okudun? Ses yok. Evinde var mı bir hadis kitabı? Ses yok. Sen kimsin hadislerin üzerinde böyle konuşacak! Biz ona ya hadisler sahihti de işte anla… Yok ya! Kardeş ne iş yapıyorsun sen?

Birisine ne iş yapıyorsun sen dedim. Doktorum dedi. Yatır ameliyat edeceğim seni dedim, yat. Sen doktor musun dedi. Sen alim misin, hadis alimi misin sen? Sen hadis alimiysen, hadislerin üzerinde konuş, yaz bir risale, biz bir okuyalım. Sana da birisi risaleyle cevap versin. Dedim sen nesin? Doktorum dedi. Doktorluğunu bil dedim. Yoksa seni yatırır ameliyat ederim şimdi dedim. Nasıl yani dedi. Dalağını alayım senin dedim. Bana hocam demeye başladı. Baktı ben böyle sertim, benim dedim geçmiş zamanımdan ben dedim öyle dalak ameliyatı yaparım dedim ben. Nasıl yani dedi? Yararım bir ince dedim, alırım ordan dedim. Ben öyle demek istemedim dedi. Ben öyle dedim dedim. Siz hoca mısınız dedi. Değilim dedim. Nesiniz dedi. Müslümanım ben dedim. Ben müslümanım. Ben o peygambere iman ettim. Ben o peygamberin hadislerini de kabul ettim. Benim imanımın gereği bu. Sen benim iman ettiğim peygamberin hadislerini küçümsemeye kalkıyorsun

benim yanımda. Yol kesici! Biz de susuyoruz. Ne o, ondan sonra ne oldum ben. işte dedi böyle fundamelist müslümanlar var dedi. Fundamelis müslümanlardan dolayı dedi din sevilmiyor dedi. Hayır dedim. Siz dedim insanların fundamalistliğe itiyorsunuz. insanların inançlarını alaya alıyorsunuz.

Dedim doktor, internetten öğrendin değil mi bunları dedim ben. Sustu. Evinde bir hadis kitabı var mı? Yok. Evinde kur’an-ı kerim var mı dedim ben. Yok. Evinde bir fıkır kitabı var mı? Yok. Müslüman mısın sen? Müslümanım dedi. Be mübarek insan dedim. Be mübarek insan! Müslümanın evinde dedim inandığı kitabı olmaz mı!Müslümanın evinde inandığı peygamberin sünnetleri olmaz mı, hadisleri olmaz mı! Müslümanım diyorsun, bir fıkıh kitabı, bir ilmihal kitabı olmaz mı evinde? Olmaz ama senden fazla din ahkamı keser. Senden fazla keser. Yol kesici! Nerede olursa olsun, kur’an ve sünnetin dışında bir kimse bir şey konuşuyorsa, bunu tavsiye ediyorsa, var olan bir şeyi bozmaya çalışıyorsa yol kesici! Hem de küfür ehli. Dinde var olan bir şeyi tebdil etmek, değiştirmek küfürdür. Var olanı yok saymak, küfürdür. Olmayanı varsaymak, o da küfürdür. Yol kesici hepsi de. Yol kesici! Bunu ister fıkıhi anlamda olsun, ister sufilik anlamında olsun, hangi anlamda olursa olsun dinde yol kesicilik yapmayacak kimse. Allah bizi affetsin.

“O kafir vezir, din öğütçüsü kesilmişti. Düzenle badem helvasına sa-

rımsak katmıştı.”

işte bu yol kesiciler, din öğütçüsü kesilirler, size dini tebliğ ediyormuş gibi konuşurlar. Size dinden anlatırlar, gerçekten. Sizi Allah’la aldatırlar. Ne döngeldi o Harun hoca? Ömer Döngeloğlu mu? Dönsün bu habire bakalım. Bayındır’da orda duydum, kutlu doğumda getirmişler oraya, orda bir arkadaşa sordum, kim söylediyse, kaç para verdiler dedim buraya gelmesi için? Yarım saatlik konuşma için yedi milyar lira almış. Yarım saat konuştu mu Harun hoca orda? Yoktur bile değil mi? Yedi milyar lira almış. Onu duyduğumdan beri televizyonda onu görünce tak, kanal değiştiriyorum. Aklıma yedi milyarı geliyor. Yedi milyar! O gece iki konuşma yapmış, bir yerde daha varmış konuşma. Yakın bir yerde, şey söyledi bana, ne o, bizim Halil söyledi. Bir yerde daha varmış o gün bir konuşma daha yapmış. Yedi de ordan alsa, yedi yedi ondört lira. Ağla yavrum sen. Dön Allah dön. Dön Allah dön! Yol kesici bunlar. Yol kesici. Bunlara müstehakız. Ne güzel diyor Hz. Mevlana: ‘Bunlar din öğütçüsü kesilmişti.’ Bunlar din öğütçüsü kesiyorlar ve diyor ki ‘badem helvasına sarımsak katmıştı.’ Bunlar güzelim tatlıya sarımsak koyuyorlar. Din, helva gibidir. insana tat verir. Kur’an ve sünnet helva gibidir. insana acı vermez. insana tat verir ama bunlar o tadın

içerisine zehir bulaştırırlar. Para için, makam için, mevki için, o tadın içerisine zehir bulaştırırlar.

Bana şeyh desinler, mürşid i kamil desinler, büyük veli desinler, büyük alim desinler, asrın müceddidi desinler, bir Allah rahmet eylesin, 28 Şubat’tan önce şeyhler toplantısı vardı. Biz böyle işte her şeyh yanında halifesini götürüyordu. Allah rahmet eylesin, Abdullah Efendi de beni götürüyordu yanında ya üç dört şeyden sonra, şeyh efendi iki toplantıya katıldı, sonra beni göndermeye başladı. Ben yoldan tiksineceğim onları gördükçe. Şeyh efendiye dedim, efendim hakkınızı helal edin, emrederseniz giderim, devam ederim. Müsaade ederseniz ben gitmeyeyim efendim dedim. Ne oldu Mustafa Efendi dedi. Efendim dedim ben yapamayacağım dedim. Bir tane şeyh var, adı şimdi ilk önce ne, işte örnekliyorum şimdi. Ne olsun? Bir isim söyleyin, söyle bir isim. (Mehmet) Mehmet deme be! Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin ismi. (Süleyman) Atak olsun, Süleyman da peygamber ismi. Ha böyle bir isim olsun işte böyle. O da helikopterin ismi. Türkiye yaptı ya değil mi? O da kıymetli şimdi benim için o. (Cenk olsun) Efendim, Cenk olsun, tamam. Şimdi birinci ay toplantıda adı Cenk Efendi. ikinci ay toplantıya gittik. Bu bir ay içerisinde ona makam vermişler. işte o bilmem ne Cenk efendi oldu. Bir ay sonra bilmem ne Cenk efendi oldu. Bir ay sonra işte el hac, el hafız, el fisani bilmem ne, bilmem ne, bilmem ne Cenk Efendi! Dördüncü ayda artık ne konulacak bilmiyoruz. Kulakları çınlasın, sağmış da Ankara’da Baran Efendi var, nakşibendi şeyhi. O da bu işin sekreteryalığını yapıyor o zaman için. işte şurda toplanılacak, burada toplanılacak. Kulakları çınlasın, sağmış da. Böyle biraz da nüktedan bir kimse beni de çok seviyor, aramızda çok iyi böyle.

Ben dedim, efendim dedim, bu zat dedim bir isim daha, en son müceddit lakabını da koymuşlar. Yani aynı zamanda müceddid de oldu adam. Yani dört ay sonra ya adam tamam, yani beşinci ay bir tek şey kaldı, beşinci ay nebi olacak artık. Oraya gidiyor iş. Dedim ki Baran efendiye, efendim dedim, bir şey söyleseniz de bu dedim beşinci ay nebiyim demese dedim. Gülümsedi bu şimdi. Ya Mustafa Efendi, sorma dedi ya, durduramıyoruz adamı dedi. Adamı durduramıyoruz dedi. Her ay dedi bir lakap geliyor dedi. Bir de hani işte yazıyorlar ya, diyormuş ki dervişleri söylüyor, ona şu da verildi, şunu da yazın. Evet! Neyse, bunlar böyle gidiyorlar ya bir de yani Allah affetsin. Küçümsemek için söylemiyorum yani beş on tane dervişleri var etrafında ama o dervişleri göreceniz böyle yani böyle samuray gibi her biri. Yani öyle şeyi yok hiç. Bursa’da ağırlıyoruz, bunlar Bursa’ya geldiler, tabii Bursa’ya geldiler, akşamına da ders var burda. O zaman bir derste cemaatı bir gördüler bunlar, baktılar ki yani kendilerinde cemaat falan yok. Bir dahaki

ders Eskişehir’de toplantı. Eskişehir’e gittim ben. Tabii orda hemen birisi yanaştı. Mustafa efendi dedi, icazetiniz bizde dedi. Böyle baktım, Maşallah Sübhanallah dedim ben. Böyle baktı, nasıl yani dedi. Bize söylemediler efendim dedim. icazetimizin sizde, benim icatzetimin sizde olduğunu. Söyleyecekler dedi. Daha önce dedim ödemişe birisi geldi dedim. Böyle bir hadise olduydu dedim. Söyleyen olmadı dedim ben ondan sonra. Yok yok söyleyecekler dedi. Sonra gittik şeyh efendiye söyledi bir de! Başımı yakacak benim. Şeyh efendi dedi seni istiyor Mustafa’nın dedi. Estağfurullah Efendim dedim ben. Biz dedim bir şey olmaya gelmedik bu yola dedim. O da aynı!Bunlar yol kesici, yol kesici. Yedir, içir, yatır, uyut, altlarına özel arabayı ver, bir tane de şoför ver, hizmet edecek adamlar da ver!

Gemide denk geldim istanbul’a giderken. Arada anlatıyorum bir. istanbul’a gidiyorum ben genelde hadi dedim abdest alayım. istanbul’da vakit kalmıyor çünkü, direkt sohbet yerine gidiyorum Cuma günleri. Dedim abdest alayım da dedim ben hazırlanayım. Paçaları sıvadım. Benim altımda şalvar, üzerimde bir tişört. Ben çıktım tın tın tın yukarı, geminin üst katına, abdest alacağım. Bir ne göreyim. Televizyonlarda ahkam kesen şeyh efendi. Oturmuş masaya tek başına böyle, yiyecekler önünde, habire yiyor. Ondan sonra korumalar gran tuvalet, takım elbiseli, mafya babası gibi herkes böyle duruyor. Etrafına böyle bir hilal yapmışlar, halaka yapmışlar, kulaklıklar korumaların kulağında. Şeyh Efendi oturmuş yiyor boyna. Kaldım ben. Allah Allah dedim ya. Görmesem dedim, söyleseler inanmayacağım dedim. Korumalar! Ben neyse böyle baktım. Birisi benim böyle hani biraz, hani trene bakar gibi bakmışım demek ki, birisi böyle durdu, dedi ya hocam bu var mı islamda dedi bana. Ben hoca değilim dedim Ritmik! Bu ne dedi. Dedim abdest alacağım ben. Beni rahat bırak. Abdest alacağım ben. Onu diye bildim, girdim içeri. Abdest aldım çıktım, öyle gene duruyor daha. Adamlarda siyah gözlükler böyle korumalarda. Allah’ım yarabbim dedim. Ümmet ne hale geldi! Yol kesici, yol kesici! indim aşağı, arabanın arkasına oturdum, kendi kendime düşündüm, düşündüm, düşündüm! Yok, çıkamadım işin içinden. Daha önce de çıkamamıştır zaten yirmisekiz şubat döneminde de. Şeyh efendiden müsaade istemiştim. Çıkamadım çünkü! Hiç unutmuyorum dağa çıkardık biz bunları, şimdi o zaman için dağda hizmet edecek olan arkadaşları ben seçtim. Sen sen sen sen sen sen sen sen sen… Yirmisekiz şubatın hemen böyle yeni yeni kaynamaya başladığı zamanlar. Dedim sizler. O arkadaşlardan bir tanesi, yanına birisini daha almış. Allah’ım diyorum, bu çocuğu kim davet etti şimdi kendi içimden boyna. Neyse o arkadaş da sen kalk, o yine bir Ankara’dan bir şeyh vardı. O Ankara’dan şeyh, abdest alırken baktım bizim o çocuk, onun ayağını yıkıyor. Böyle içim içime sığmadı.

Yaklaştım biraz, ne diyor. Böyle elini de onun omuzuna koymuş, ona yaslanıyor. O da onunla ayağını yıkıyor, abdest alırken su döküyor. Diyeceksin ki diyor mahşerde diyor ben, ismini söylüyor, filanca efendinin ayağını yıkadım. Çocuk da yıkıyor. Genç bizim dervişlerden. Yıkadı. Tabii ayrıldılar, seni kim çağırdı buraya dedim. Filanca abi dedi. Çağır gel bakayım onu da dedim ben. Çağırdı geldi onu da.

Ben sana ne dedim dedim. Abi şeyh efendi dedi bu arkadaşı seviyordu da ben o yüzden getirdiydim. Sana ne dedim. Öyle durdu. Al yalakayı da defolun gidin burdan dedim. Gidiş o gidiş. Şimdi muhalefet ediyorlar bana. O günden sonra muhalefet ediyorlar bana. Böyle baktı. Ben asla yalaka bir adam istemiyorum etrafımda dedim. Al bunu götür. Adamın dediği, bu yol kesici bunlar! Bir şeyhin ayağını yıkamak değildir hizmet etmek. Şeyhin çorabını giydirmek değildir hizmet etmek. Bırak ayağını yıkasın kendisi. Bırak çorabını giyer o. Giyemiyorsa, çıkmasın evden, otursun evinde. Yatacak yer arayan şeyh efendi, çıkmasın evinden. Yemek yiyecek yer arayan şeyh efendi, çıkmasın evinden. Otursu evinde. Yol kesici bunlar! Cebinde parası yoksa şeyh efendinin, otursun evinde, çıkmışsın. Ona dilencilik yapmak, emredilmedi. Eğer ona bir vazife verildiyse, Allah onunla. Kula ihtiyacı yok. Eğer o, Allah yolundaysa, Allah onunla. Kullarına ihtiyaç yok, yok! Allah onunlaysa, kullarına şey’enlillah deme noktası yok. Yol kesici hepsi de. Yol kesici. Allah bizi affetsin. işte onlar badem helvasına sarımsak katanlar. Mahşerde iki yakalrı bir araya gelmeyecek. Allah bizi affetsin inşallah. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz.

El Fatiha maassalavat

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları