Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 435-439. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 2 • 3/53

435-439. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Evimi temizleyin buyruğu, temizliği bildirir. Bedenin tılsımı topraktan ama ışık definesidir beden. Sen bedeni olmayana düzen düzer hased edersen, o hased yüzünden gönlüne karartılar çöker.”

Temizleyin dediği kalp. Evimi temizleyin dediği, insanın gönlü. ‘Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.’ Allah temizdir. Temiz olan yeri sever. Hani ayet-i kerimede diyor ya Allah temizlenenleri sever. Bir zahiri temizlik: Müslümanların evleri temiz olacak, bedenleri temiz olacak, elbiseleri temiz olacak, zahiri temizlik. Sokakları temiz olacak, apartmanları temiz olacak, kapılarının önleri temiz olacak, sokakları, caddeleri, şehirleri, temiz olacak, tarlası bahçesi, takkesi temiz olacak. Bu zahiri. Çöpü, çöp kutusuna atacak. Çöp kutusunun yanına koymayacak, temiz olacak. Bahçede bir şey yedi atmayacak, çöp kutusu var, gidecek çöp kutusuna atacak. Arabada bir şey yedi, atmayacak gidecek çöp kutusuna koyacak. Allah temizlenenleri sever. Bedenlerini temizleyecekler. Kasık ve koltuk altlarını, yazları günaşırı en azından, kışları üç günde bir, temiz tutacaklar, temizlenecekler. Ağır iş yapanlar, günlük böyle işte tozlu topraklı iş yapanlar, her gün duş alacaklar ama böyle işte hadi biraz daha temiz işlerle uğraşanlar, gün aşırı alsınlar. Sufiler her gün duş alacak. Ekşi ekşi kokmayacak. Terli olmayacak, tuzlu olmayacak. Kadınlar kızartma yapıp, kızartma kokusu ile yatağa girmeyecek. Çamaşır suyu kullanıp da yatağa girmeyecek, çamaşır suyu kokmayacak. Herkes temiz olacak. Mümin temiz olacak, mis gibi kopacak. Sahte kokularla değil, müminin kendi üzerine, kendine has kokusu olacak. Güzel kokacak. Güzel kokması için manevi olarak ağzı temiz olacak, burnu temiz

olacak. Bakın manevi. Kulağı temiz olacak. Eli ayağı temiz olacak, kalbi temiz olacak. Sevgiliyle sohbet edecek olan kimsenin ağzı temiz olacak. Ağzın leş kopmayacak, ağzın kan kokmayacak. Ağzın mümin kardeşinin etinden kokmayacak. Ne diyor? Tiksindiniz değil mi? Ölü kardeşinizin etini yemek ister misiniz? Ölü kardeşinin etini yemişsin, ağzın ölü kardeşinin eti kokuyor. Nerde gelecek sana, senin merhaba deyişine merhaba diyecek. Kalbim çıfıt parçası, kendime söyleyeyim, çıfıt dükkanı olmuş. Nerde gelip de tecelli edecek. Cumhurbaşkanı geliyor diye bütün geçecek olduğu yerleri tertemiz ediyorlar. Bayraklarla donatıyorlar, süslüyorlar. Çocukları koyuyorlar o yollara, çiçekler attırıyorlar. Hak mı? Evet.

Hey derviş! Bu gece senin, alemlerin sahibi Malikü’l Mülk olan Allah, kalbine tecelli edecekse, temiz olması gerekmiyor mu? Esselamu Aleyke Ya Resulallah dediğinde karşında görmek istersin. Öyle değil mi? Ne kadar temizsin, baktın mı hiç? Kendi nefsime söylüyorum. Hz. Allah, evimi temizleyeyim dedi. Gönül onun, kalp onun. Orayı sen temiz tutmakla vazife lisin. Sen oranın amelesi gibi, işçisi gibi, sen oranın hizmetçisi gibi her daim kalbi cilala, kalbi temizle. Günahı kebair düşünme. Tevhid kalbin cilasıdır demiş Hz. Peygamber hadis i kutside. Tevhidsiz durma. Kalbi bu tekkeye benzetirim ya, zikrullah yoksa içinde, şeytan girer. Hadis i şerif: ‘Bir gönülde zikrullah çıktığında, oraya şeytan girer.’ Gönlünüzde zikrullah gitti, şeytan geldi oturdu, attı bacak bacak üstüne, tesbih sallıyor. Başladı emretmeye, kalpte ne varsa orayı hepsini de emri altına aldı. Şehvete dedi, ayağa kalk, düş yola, şu kadına bak. Kine dedi ki kalk ayağa, ne duruyorsun orda dedi. Şuna kinlen, sana şunu yapmadı mı? Öfkeye dedi kalk ayağa. Şu kinlendiğine bir de öfkelen, hiddetlen. Öbürküne dediki kalk ayağa. Ne duruyorsun. sen. Sen nesin? Ben hasretim, kıskançlığım. Konu o ya. Dedi kalk ayağa. Bunda var, nasıl olur? Olmasın! Sende olsun bir tek. Gönül haset evidir diyor daha önceki beyitte. Şeytan girdi mi gönül haset evi! Onda olmayacak sende olacak. Gönül haset evi! Ebu Cehil diyor ki ben peygamber olmalıydım o neden oldu ki! Gönül haset evi. Ben belediye başkanı olmalıydım, bu neden oldu ki!

Gönül haset evi! Ben cumhurbaşkanı olmalıydım, bu neden oldu ki. Gönül haset evi! Ben müdür olmalıydım, bu neden oldu ki. Gönül haset evi! Ben şeyh olmalıydım, bu neden oldu ki. Gönül haset evi! Şeytan oraya girdi mi hepsini de ayağa kaldırdı. Hepsini de! Bütün hepsini de içtimaya dizdi, hepsini de saldı. Hadisi şerif: ‘Şeytan otağını denize kurar. Her sabah müritlerini karaya doğru gönderir.’ O yüzden denizlerin yanındaki yerler, tehlikeli yerlerdir. Müritlerinin ilk uğradığı yer denizlerin kenarındadır çünkü. Kadının içine der, aman ya kimse yok burda bikiniyle giriver, kim görecek

zaten. Hacıdır ama hanımefendi. Kaç sefer de Mekke’ye, tekkeye gitmiştir. Kimse görmez ya, bikiniyle girivereyim der. Bir araba cıııırt gelir, aaa bir bakarlarki bikiniyle orda o. E olan oldu, gören gördü artık ne yapalım şimdi. Allah affetsin der. Şeytan da der zaten, akşama bir tövbe edersin, affolursun. Akşam olunca hele bir kadeh iç ya burda denizin kenarında şimdi bir kadeh iç de gece yarısından sonra tövbe edersin der. Şeytan bu, zahiri ya, bunun bir de batinisi var. Deniz, derya senin gönlün. Hadis i Şerif zahir, bunu batına çevirelim. Ya? Deniz, derya senin gönlün. Şeytan oraya oturursa, kara da vücut. Gönül çünkü manevi. Vücut zahiri. Oturdumu oraya, müritlerini gönderir; kol, kanat, göz, kulak, dil,el, ayak, vücut… bütün hepsini de ayağa kaldırır. Ne yapar? Şeytanileştirir seni. Seni şeytanileştirir. Nerde bu? Gönlünde. Şimdi biz, ben az önce anlatıyorum, böyle tebessüm ediyorlar, deniz kenarındakiler bunlar. Hani bize dokunmaz. Değil! O işin zahiri. Ben zahirine bakmıyorum. Zahirine bakmıyorum, burdakine bakıyorum. Kalbinde varsa, oturduysa, bütün azaların ayakta. Allah muhafaza eylesin. işte burdan kurtuluşun yolunu, Hz. Mevlana anlatıyor. Burdan kurtuluşun yolunu:

“Allah erlerinin ayakları altına döşen, toprak ol.”

Sakın ha bir veliye karşı kibirlenme, bir evliyaya karşı kibirlenme, ona karşı hasetlenme. O nerden biliyor deme. Onun altına ne ol? Halı ol, toprak ol, hizmet et. Allah için. Ona değil, Allah’a hizmet et. Velilerin kendilerine hizmet beklemezler. Hiç, hiç, hiç! Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri kendine hizmet ettirmedi. Hz Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri kendi işini kendisi görürdü. Allah yolunda hizmet etmek demek, veliye hizmet etmek demek, veliye hizmet etmek demek, onun çantasını taşımak demek değil, lazım değil. Onun dediği düsturlar dairesinde, Allah’a hizmet etmek demektir. işte Gelibolu’da program var. Gelibolu’da program var arkadaşlar, gelebilenler gelecek, hizmet bu. Sakarya’da dün program vardı, üniversitede, gençlere yönelik. Hizmet o. Destek ol, yürü, koştur. Gençlik elden gidiyor. Hizmet bu. Kimseden ekmek istemem, su istemem, yemek istemem, benzin istemem, araba istemem, para istemem, pul istemem, çantamı taşıma istemem, yatak istemem, yorgan istemem, ev istemem, bark istemem, hiçbir şey istemem. Hiçbir şey de vermeyin, istersem de vermeyin. istersem vermeyin. Hakkım helal değil. Verene hakkım helal değil. Birisinden bir şey istersem, verirse hakkım helal değil. Evet, vermeyin. istersem vermeyin ama Allah’ı sevin, o yolda koşun. Bir cd satarsam size, almayın. Bir kitap satmaya kalkarsam, almayın. Bir gazete satmaya kalkarsam, almayın. Almayın sakın ha! Sakın bir yerden ya işte Mustafa Hoca para istemiş filan, vermeyin, almayın. Öyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin ama Allah yolu, işte burda Hz. Mevlana, onun ayaklarının altına döşen dediği,

kur’an ve sünnet dairesinde hizmet et. Ona toprak ol dediğinde, ona bilgiçlik taslama, tevazu ehli ol. Ona ben biliyorum deme. Kendi bilginle sen, şeytan seni tanrılaştırmasın. Tanrılaştırmasın! Kendi kendini, sen kendini dev aynasında görme. O da insanmış, ben de insanım deme. Hazreti peygambere öyle dediler ya sallallahu aleyhi ve sellem e. Deme!

“Bizim gibi sen de hasedin başına toprak saç.”

Kendisini örnek gösteriyor. Kendisi çünkü Şemsettin i Tebrizi’ye bağlanmazdan önce, bir şeyhdi. Babasının postuna oturmuş, babasının köşküne oturmuş, babasının kürsüsüne oturmuş bir şeyhti. Bildiğiniz şeyh. Ben bazen diyorum, rüyamda Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri bana birisini işaret etse, ben gider ona intisap ederim diyorum, öbür taraftan birisi mail yazıyor, sen şeyh değil misin? Kardeş değilim ben! Biz hep müridiz. Bitmeyecek bizim müritliğimiz. Bu yolda bitmeyecek, bitmesin. Hazreti Mevlana diyor ki sen de hasedin başına toprak saç, bizim gibi ol. Yani ben de diyor gittim bak bir sürü. Babası şeyhti, babasından vefat ettikten sonra babasının şeyhinin bir halifesi geldi, o da şeyhti. Ondan sonra ona intisap etti. O da vefat etti. Sonra oturdu kürsüye. Herkes ona tâbi oldu. O haldeyken Şemseddin-i Tebrizî’ye bağlandı. Bu kolay bir şey değil. Bugün Türkiye’de bir şeyhin gidip bir başka bir şeyhe intisap etmesi zor düşünülecek bir şey. Düşünebiliyor musunuz bunu? Birisi gidecek, rüyasında birini görecek, ona gidip intisab edecek, çok zor bir şey. Allah muhafaza eylesin ama diyor ki hasedin başına toprak saç. Sen de bizim yoldan yürü. Dostlar! Hz Mevlana, Mevlana iken, gidip Şemseddin i Tebrizî’ye intisab ediyorsa, varın geri kalanını siz düşünün. Hasedin başına toprak saçmak için, bu lazım. Allah bizi affetsin. Haklarınızı helal edin. Misafirler de haklarını helal etsinler. Vaktinizi fazla aldık.

El- Fatiha maassalavat.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 2 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-5-2 • Tasavvuf Vakfı Yayınları