Mesnevi Şerhi

Mesnevî-i Şerîf 30-35. Beyitler Şerhi

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 1 • 5/55

30-35. Beyitler Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Herşey sevgilidir. (30. beyit.) Aşıksa bir perde, diri olan sevgilidir. Aşıksa bir ölüm, kimin aşka meyli yok ise kanatsız bir kuşa döner. Eyvahlar olsun ona. Sevgilimin ışığı önde, ardda olmadıkça, nasıl önü ardı akıl edebileyim ben. Aşk, bu sözün söylenmesini ister. Ayna gammaz onlmaz da ne olur. Aynan, biliyor musun neden gammaz değil. Yüzünden toz pas silinmemiş, arınmamış da ondan.”

(Ezan okunmaya başlar: Aziz Allah, Kerim Allah, Celil Allah, Cemal Allah,Settar Allah, Gaffar Allah) Herşey sevgilidir. Hz Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, öyle bir sufi anlayışı, öyle bir tasavvuf anlayışı, öyle bir din anlayışı, öyle bir varlık anlayışı, öyle bir varlığı var eden anlayışın üzerine öyle bir metafor, öyle bir anlayış, öyle bir derinlik, öyle bir genişlik koyuyor ki herşey sevgilidir diyor. Bu vahdet i vücut, henüz daha Muhyiddin i Arabi hazretlerinin dilinden çıkmadan, belki de Allahu alem, vahdet i vücut düşüncesinin üstünde bir felsefe ve düşüncedir. Her şey sevgilidir. Bunun üzerinde çok tefekkür edin. Hakkınızı helal edin, bütün insanların, bütün insanların bu duygu da bu felsefede var olduğuna inanırım, kendimce. Benimki hayalperestlik ve bütün herkesi şöyle bir tefekkür edin. Kendinizce şöyle bir düşünün. Kendinizce şöyle bir algınızı açın ve her şeyi sevgili gördüğünüze bakın ve karşınızdaki insanın da öyle gördüğünü düşünün ve bütün insanların siz de dahil her şeyi sevgili olarak görmeye bakın. Dünya üzerinde yanlışlık ve eksiklik kalmayacaktır.

Kısacık bir tefekkür edin. Evinizi tefekkür edin. Evinizdeki eşinizi çocuklarınızı, eşyalarınızı, gördüğünüzü görmediğinizi, elinizin altında bulunan

bulunmayan her şeyi tefekkür edin. Eşlerinize bakın bakalım. Onlar size sevgili mi? Sevgili değilse, sevgili görün siz onu. Eşinizi sevgili görün, çocuklarınızı sevgili görün. Koltuğunuzu sevgili görün, kitabınızı sevgili görün, içecek suyunuzu sevgili görün, iftarlığınızı sevgili görün, zeytinin çekirdeğini sevgili görün, hurmanın çekirdeğini sevgili görün, atacağınız domatesin kabuğunu sevgili görün, sıkacağınız bulaşık deterjanını sevgili görün, tarayacağınız tarağı, saçınızı tarayacağınız tarağı sevgili görün, saçınızı sevgili görün, saçınızın bir tanesini sevgili görün, tırnağınızı sevgili görün, tırnağınızın bir tek ucunu sevgili görün, basacağınız toprağı sevgili görün, basacağınız taşı sevgili görün. Arabanızı sevgili görün, kontağınızı sevgili görün, oturacak koltuğunuzu sevgili görün, işyerinizi; işyerinizin anahtarlarını, eşyalarını sevgili görün. Dışarı çıkın. Elektrik direğini sevgili görün. Ağaçları, çiçekleri, böcekleri, meyveleri, sebzeleri, yolunuzda gördüğünüz çöp bidonlarını sevgili görün. Çöpü sevgili görün, orada ölmüş bir hayvan leşini sevgili görün. Onun kokusunu da sevgili görün. Ve kainatta sevgili görmediğiniz bir zerre kalmasın. Esvabınızanıza, bakın gömleğinize sevgili görün. Bakın, kravatınıza sevgili görün. Pantolonunuza bakın sevgili görün, iç çamaşırınıza bakın sevgili görün, koltuğunuzun altında temizleyeceğiz kıllarınızı sevgili görün, kullandığınız suyu sevgili görün, dışkınızı sevgili görün, sevgili görün, her şeyi. Her şeyi sevgili görün. Konuşacağınız kelimeyi sevgili görün, sevgilinize konuştuğunuzu düşünün. Tükürürken tükürüğünüzü sevgili görün, tüküreceğiniz yeri de sevgili görün. Tebessüm edeceğinizi sevgili görün, kızacağınızı da sevgili görün, haykıracaksınızı sevgili görün, küseceğinizi sevgili görün, darılacağınızı sevgili görün, size laf söyleyeni sevgili görün. Laf söyleyeceğinizi de sevgili görün. Tefekkürlerinizi genişletin.

işte melekleşmek, işte meleklerin üstüne çıkmak! Melekler otursun, saçını başını yolsun. Hayatınızı şöyle bir algılayın. Sevgili gördüğünüz hiçbir şeyiniz yok. Ne kadar vahşetin içinde yaşıyoruz, ne kadar karanlığın içinde yaşıyoruz, ne kadar kabz halinin içinde yaşıyoruz. Meğer ben ne sevgisizmişim, meğer ben ne aşksız bir insanmışım. Meğer ben taş toprak dahi değilmişim! Onun dahi sevgilisi varmış, meğer ben ne zalim bir insanmışım! Ben ne karanlıkların içerisinde dolaşan bir kimseymişim. Sevgili görememişim gözümün gördüğü her şeyi. Sevgili görememişim, elimin tuttuğu her şeyi. Sevgili görememişim, yüreğimin hissettiği her şeyi. Eğer sevgili görebilmiş olsaydım, sevgilim diyebilmiş olsaydım her şeyi, her şey bana aşık, ben her şeye aşıktım. Ama öyle görememişim. işte Hazreti Mevlana diyor ki her şey sevgilidir. Ne derinlemesine bir söz, ne büyük bir söz, ne kutsi, ne kutsal bir söz! Söz Allah’ın Hz Mevlana’nın gönlüne akıttığı bir kelam. Her şey sevgili, baktığın gördüğün, duyduğun, duymadığın, hissettiğin her

şey sevgili, her şey ve her şey sevgili ise her şey hürmete layıktır. Her şey sevgili ise her şey kıymete layıktır, her şey sevgili ise her şey baş tacı etmeye layık ve her şey sevgili.

Kıymetli dostlar Hz. Mevlana der ya benim dinim aşk dini. Benim kitabım aşk kitabı, benim peygamberim aşk Peygamberi. Aşka bağlar, sevmeye bağlar, her şey. Benim anam da aşk, babam da aşk der. Beni aşk doğurdu der. Kendisinin doğduğu yeri dahi aşk olarak söyler. Annem de, babam da aşk derken, zahiri anne babasını söylemez. Annesinin de babasının da Allah olduğunu söyler. Der ki annem de babam da sensin! Orada anneyi ve babayı görmez ve kendisini aşkın çocuğu olarak dillendirir. Der ki ben aşkın çocuğuyum. Ben aşk dinine mensubum. Bu öylesine yüksek bir sevda, bu öylesine yüksek kutsi bir duygudur ki bütün kâinattaki gözünün gördüğü her şeyi sevgili görür. Bu, kâinattaki gözünün gördüğü her şeyle barışık demektir. Onun savaş halinde olduğu bir tek şey vardır. Allah’ın sevmediği şeylerdir. Savaş halinde olduğu bir tek şey vardır, nefsidir ve şeytandır. Onlarla sevgilisi savaş emrini verdiği için savaşır , onlardan nefret ettiği için değil. Cenab ı Hak, aşkın padişahı olan Allah, onlarla savaşılmasını emrettiği için onlarla savaşır. Yoksa onlardan nefret ettiğinden değil. insan nefret etmediğinden savaşır mı? Emir ile savaşır. işte o da emir ile savaşanlardandır. Emirle nefsiyle, şeytanla savaşır. Emirle ahlaksızlıklarla savaşır. Ahlaksızlar ile değil. Ahlaksızlıklar ile savaşır. Emirle savaşır ve bu savaşmayı kutsi görür bu savaşmayı yüce görür ve bu savaşmayı mutlaka ve mutlaka olması gereken olarak görür. Ama Hazreti Mevlana varlığa komple sevgili gözüyle bakar. Bir şey var ise, o sevgilidir onun için. O yüzden herşey sevgilidir.

Aşıksa bir perdedir ve herşey sevgilidir. Aşığın üzerinde yansır. Aşık bir perdedir. Aşığın üzerinde her şey, simülasyon gibi üzerinde nakş olur. Aşığın üzerinde görülür her şey ve aşık bir perdedir. Varlığın perdesidir. Varlığın derecelerinin perdesidir ve aşığın üzerinde varlığın bütün dereceleri, an ve an görülür. Aşk, aşığın üzerinde tecelli etmektedir. Aşkın tecelli edeceği yer aşıktır. O yüzden aşığın üzerinde varlığın bütün dereceleri an ve an gün ve gün ay ve ay yıl ve yıl, onun üzerinde tecelli etmektedir. O yüzden siz, aşkı seyretmek istiyorsanız aşığa bakacaksınız ve aşkın üzerindeki varlığın derecelerine bakacaksınız. Aşığın üzerindeki tecelliyatı seyrederekten (aşık bir perde çünkü) aşkı anlayacaksınız. Aşkı dinleyeceksiniz, aşkı bileceksiniz. Aşkın hikmetine dalacaksınız. Aşkın deryasına dalacaksınız. Bunun için bir aşık gerek, aşığım perdesinden izlemek gerek.

işte Hazreti Mevlana, herşey sevgilidir ama aşık bir perdedir. Aşkın tecelli edeceği yer perdedir. Ağacı görmek istiyorsan, aşıkta görebilirsin, meyveyi görmek istiyorsan aşıkta görebilirsin, üzümü görmek istiyorsan aşıkta

görebilirsin. Sen arş ı alayı görmek istersen, aşıkta görebilirsin. Lehf i Mahfuz okumak istiyorsan, aşıktan okuyabilirsin. Eğer sen arşı alanın etrafında deveran etmek istiyorsan, aşığın etrafında onu görebilirsin. Aşık, aşkın perdesi gibidir. Aşık ötelerden gelme, ötelerden bu taraflara getirilme, toprağı ayrı, suyu ayrı, kanı ayrı, canı ayrı, ruhu ayrı. Onlar ayrı bir kavim aşıklar. O yüzden herşey sevgilidir ama sen aşığa baktığında, aşkın tecelliyatını göreceksin, varlığın tecelliyatını göreceksin. O zaman bir aşık bul kendine ve o aşığa bak, o aşığı seyret, o aşığın derinliklerinde dolaş.

Uzayın derinliklerini anlamak istiyorsan, aşığın derinliklerinde dolaş. Sen Merih’i, Merkür’ü, Mars’ı izlemek istiyorsan, aşığın derinliklerinde dolaş. Sen Allah’ı tanımak istiyorsan, aşığın derinliklerinde dolaş. O, aşkın perdesi çünkü. O, onun üzerine tecelli ediyor. Hani sinemaya gidersiniz. Sinemada kimlikler vardır, kişilikler vardır, sinemada kötüler vardır, iyiler vardır. Sinemada, replikler vardır, sözler vardır ve sizin gözünüzün önünde canlıymış gibi dolaşır. Heyecanlanırsın, hüzünlenirsiniz, ağlarsınız, titrersiniz, büyük bir kasırgaya tutulursunuz. Aynı duyguları yaşarsınız. Çünkü perdede bir sinema vardır. Perdede karakterler oynamaktadır. Perdenin üzerinde karakterler canlandırılmaktadır. Aslında siz perdeyi izlemektesiniz, perdedeki kimlikleri, perdedeki kişilikleri izlemektesiniz. Gözünüz yanıldı. Perde var önünüzde. Kovboy silahını çekti. Ban, ban, ban…Vurdu! Perdede vurdu, perdede vururken aslında, senin beyninin içinde vurdu. Senin beyninin içinde dolaştı o, senin beyninin içinde var oldu o, aslında sahdeydi. O sahneyi senin beynin canlandırdı. Senin beynin o sahte olan şeyi gerçekmiş gibi gördü. Uyannnn! O nasıl sahte ise bu alemde sahte. Bu alemde işte o perde gibi. Beyninde senin canlandı. Bu sohbet senin beyninde canlandı, bu sohbet senin beyninin içinde dolaştı. Bu sahte, senin için geçici, fani, sahte! Sahte!

Her şey aşığın perdesinde saklı. Aşığı iyi izle, aşığı iyi dinle, aşığı iyi sev, aşığa iyi tutun. Aşık seni gerçeğe götürecek çünkü. Aşığın üzerinde tecelli eden gerçek. Aşığın üzerinde! Ve o aşık, aleme perde. Bunun başka mesnevi şerhlerinde, ayrı bir noktadan görüntüsünü görebilirsiniz belki de. Okumadım ama bunu farklı görebilirsiniz, farklı okuyabilirsiniz. Buradaki aşıksa bir perdedir. Engel noktasında değil. Perde vardır engeldir. iman yetmiş perdedir, yetmiş perde. Siz her “la ilahe illallah” deyişte, bir perdeyi açarsanız, bir perdeyi kaldırırsanız. O perde, gerçeğe ulaşan yolda açılan perdelerdir. Aşıksa, aşkın perdesidir. Aşk ona tecelli eder. “Hiçbir yere sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.” Onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli, söyleyen dili olurum. O aşık, aşkın tecelli ettiği perdedir. O yüzden aşk,

bütün varlığa tecelli eder ve bütün varlığa baktığınızda, varlığın değişik derecelerini görebilirsiniz.

Varlığın en üst varoluş derecesi Hazreti Muhammed i Mustafa (s.a.v) ‘in varlığıdır. Varlık derecelerinin en üstünüdür. Varlık derecelerinin en kıymetlisidir. Varlık derecelerinin en alasıdır. Varlık derecelerini bu noktada aşağı indirdiğinizde, nefsine uyan insan hayvandan daha aşağı mahluktur. Bu noktada varlığın en alt derecesidir. Öyle diyelim, kısa keseyim. Varlık derecesi olarak en üst derece, Muhammed i Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin derecesidir. işte aşığın üzerinde hepsini de izlerseniz. Diyeceksiniz ki Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v) ’in derecesini de mi izleriz.

Evet! O yüzden dedi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Benim varislerim, Ben-i israil peygamberlerinin üstündedir. Benim varislerim, Ben-i israil peygamberlerinin üstündedir. Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız, beni bulursunuz.” Aşık, gökteki yıldızlar gibidir. Aşık, yeryüzünün yıldızıdır. Aşık, mana aleminin yıldızıdır. O yüzden o, gerçeğe ulaşılan yolda engel değil; gerçeğin yansıdığı, gerçeğin tecelli ettiği perdedir. Diri olan sevgilidir, aşıksa bir ölüm. O zaman senin gördüğün aşık , gerçekte bir ölüdür. Senin gördüğün her şey, sevgili dediğin şey gerçekte ölüdür. Diri olan Allah’tır, diri olan aşktır. Aşk bütün ölü şeylerin üzerine tecelli ederekten, kendi tecelliyatını izletir. O hayatta değildir. Ya? Hayatta olan, diri olan Allah’tır. Diri olan Allah’tır! O zaman senin diri gördüğün şey, Allah’ın dirisidir. Diri olarak gördüğün şey Allah onu diriltmiştir. Diri olarak tuttuğun şeyi, Allah diriltmiştir. Sakın gördüklerine aldanma, gördüklerine kanma, o yansımaya yanılma. Rüyada kolunun kırıldığı gibi gör bu alemi, rüyada tabancayla vurulmuş gibi gör bu alemi. Rüyanda sorguya çekilirsin, terlersin terlersin, terlersin ya o rüya gerçektir aslında. Bu alemi o rüya gibi gör. Nasıl uyandığında kolum yerindeymiş diyorsun ya, oysa acısını hissetmiştin, bu dünya aslında o rüya gibidir. O zaman nasıl rüyanda canlı gördüğün şeyler aslında canlı değildi, sana öyle geliyordu. Ama aslında onlar canlıydı. Onlar diriydi, orada konuştular seninle. Hani dün gece rüyanda aksakallı birisi gelmişti, hadi kalk demişti sana. Sen de o aksakallı gerçekten geldi zannedip titreyerekten kalkmıştın ya. O gerçekti aslında. Asıl bu alemdeki her şeye ölü ve bu ölüyü dirilten şey, Allah! Kendini diri zannediyorsun. Filmdeki senaryo, filmdeki kovboy gibi, filmdeki kovboy gibi, filmdeki kovboyu canlı görüyorsun ya, işte bu alemi de sen öyle canlı görüyorsun. Allah bizi muhafaza eylesin.

Aşık ölür. Kimin elinde, kimin elinde? Maşukun elinde. O onu istediği gibi evirip çeviryor, onun üzerinde istediği gibi tecelli ediyor. Ona istediği rolü oynatıyor. Ona istediğini yaptırıyor. Aşıksa, onun istediği rolü oynuyor.

Onun istediği hale bürünüyor, onun istediği gibi oluyor. Aslında aşık, kendisi değil. O rol biçenin rolünü oynuyor. O zaman ölü, ölü! Dükkanda çalışan bir eleman. Rafı burdan kaldır buraya koy. Ordan kaldırdı oraya koydu. Aklı var mı var ama o, onun sözünü yerine getirdi. onun sözünü yerine getirerekden, onun gönlünü kazandı. Memnun oldu o. Benim dediğimi yerine getirdi. Öbürkü aklına vurdu. Bana buraya koymasak olmaz mı? Olur. O da koymadı, aklına vurdu o. Aklına vurdu. Öbürküne kaldır buraya koy, dedi. Kaldırdı koydu, aklına uymadı. Vayy! Ne kadar güzel. Aşık aklına vurmayan, şeytan değil! Şeytan aklına vurdu, dedi ki benim yaradılışım farklı, benim yaradılışım farklı. Ben ona nasıl secde edeyim. Dedi ki sen yeryüzünde fesatlık çıkaracak bir tür mü yaratmak istiyorsun? Aklına uydu şeytan. Şeytan aklına uyuduğu için aşıktıktan payı olmadı. Aklına vuranlar! Aşıklıktan asla payınız olmayacak. Aşıktan payınız olmazsa, eşeklerden bir farkınız olmayacak. Eşeklerden bir farkınız olmazsa, bu dünyadan böyle göçüp gideceksiniz. Akla vurdu çünkü! Şeytan, ebediyen huzurdan kovuldu, aklından dolayı. işte Hazreti Mevlana diyor ki:

“ Kimin aşka meyli yok ise kanatsız kuşa döner.”

Kuş uçar. Aşka meylin yoksa kanatsız kuşsun. O zaman aslında kuş değilsin sen. Kuş dediğimizde, gökyüzünde uçan bir varlıktır, uçan bir hayvandır. Uçabilene kuş denir, her kanatlıya kuş denmez. Tavuk da kanatlıdır,uçmaz. Kel tavuk da kanatlıdır uçmaz. Horoz da kanatlıdır. Uçmaz, biz onu uçuyor görmeyiz. Üç metre, beş metre giderler, tökezler gider o. Kuş uçar, kuş uçar! işte aşıksa, o uçar! Burda temsil vardır. Aşık uçar. E kanadın var, uçamıyorsun! Aşık değilsin. E kanatsızsın, kuşa benziyorsun. Yine kuş değilsin, uçamazsın. Kuşa benziyorsun ,kuş değilsin, kuş gibisin. Kuş değilsin ama insan gibisin. insan değilsin. Ya? Görüntün insan, ya görüntün insan, ahlakın insan değil. Nice görüntüsü kuşa benzeyenler var, uçamıyorlar. Nice kanatlılar var, uçamıyorlar. Nice görüntüsü insan olanlar var. insanlıktan uzak. Kur’an-ı Kerim ondan hayvandan daha aşağı varlık diyor. O zaman her gördüğün iki ayaklı yürüyeni insan zannetme. Her gördüğün kanatlıyı kuş zannetme. Aşıksa uçacak, aşık değilsen kanatsız kuşa benzersin.

“Eyvahlar olsun ona.”

Eyvahlar olsun, binbir kere ona! Eyvahlar olsun sayısız hem! Eyvahlar olsun ki eyvahlar olsun ona! Aşktan nasibi yok. Sevememiş hiç, hiç sevgiye doğru adım atamamış . Bir şeye aşık olamamış. Oturup aşık olduğuna ağlamamı. Oturup aşık olduğunu düşünememiş. Oturup aşık olduğu için burnundan sümüğünü akıtamamış. Aşık olduğu için ağzından tükürüklerine çıkaramamış. Salyasını akıtamamış. Gidip başını dağa taşa vuramamış. Uykusuz geceleri tanımamış. Yağmurlu günlerde aşkının hürmetine yağmurun

arasından gitmeyi hesaplayamamış. Islanmadan gelmek istiyorum sana deyip yağmurun aralığından dolaşaraktan geliyorum deyip, ona doğru yürüyememiş. Aşkını hedefleyememiş. Aşıklığını hedefleyememiş. Gözünden yaş akmamış, burnundan sümük akmamış, ciğeri yaralanmamış, elbisesi yırtılmamış! Onun için ah vah edilmemiş, o gözünden bir damla yaş akmamış onun, aşıklıktan uzak bulunana binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca kez eyvahlar olsun ona! O sevmekten uzak, o her şeye menfaat gözüyle bakmış,, her şeye akıl gözüyle bakmış, her şeye para gözüyle bakmış, her şeye makam gözüyle bakmış, her şeye madde gözüyle bakmış, nasıl faydalanırım diye bakmış. Namazı fayda görmüş, orucu fayda görmüş. Zikri fayda görmüş, cemaati fayda görmüş. Menfaat sistemi oluşturmuş. Kendinde âşıklık payı yok. infak edememiş!

Bugün bir dosta da dedim. islam infak üzerine kurulur dedim, paylaşım üzerine değil. Aşık infak eder, paylaşmaz. islam infak eder paylaşmaz. Paylaşmak bir sana, bir banadır. Paylaşmak iki sana bir banadır, paylaşmak üç sana bir banadır, paylaşmak beş bana, bir sanadır. Paylaşmak adaletlidir, adaletsizdir. Paylaşır, bana da der. islam; âşıklık, intaktır infak! Benim değil der, al kiminse onun olsun! Onun değildir. Bu dünya, aşığın malı değildir. Bu dünyanın içindekiler, aşığın malı değildir. Bu dünyada var olan herşey, sevgilidir, onundur! Aşığın değildir. O yüzden, Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin evinde, ertesi güne yiyecek bir buğday tanesi, bir hurma tanesi kalmaz idi. Aşık idi, aşık olduğundan her şeyi sevgili görürdü ve her şeyi sevgilinin sevgililerine infak ederdi. islam infak dinidir. infak! Televizyonlardaki insanların, islam paylaşım dinidir, dediğine inanmayın, onlar şirk ehlidir, şirk! Onlar şirk üzerinde yürüyorlar. islam paylaşım değildir. islam infak etmektir, verdiğini unutmaktır, verdiğini görmemektir, verdiğini bir daha asla ve asla almamaktır. Çıkmışlar koca koca profesörler, islam paylaşım dinidir diyor. Neyi, kiminle paylaşıyorsun? Senin mi ki? Senin gördüğün anda müşriksin. Asla benim diyemezsin.

Aşık infak eder, vücudunu, nefesini her şeyini! Aşık infak eder sevgiliye O bir tane can infak efer. Ona o binbir tane can verir. ister verir ister vermez ama adetullahıdır verir. Aşık infak eder. Her şeyini sevgiliye vakfeder. Her şeyini sevgiliye harcar. Çünkü herşey sevgilidir. Eğer her şey sevgili ise sevgiliden sevgisini mi kıskanıyorsun? Sevgilinden sevdiğini mi kıskanıyorsun? Madem her şey sevgilin de sevgiline verdiğini, ben verdim olarak mı görüyorsun? Sevgiliden sevgiliye gitti. Sevgiliden geldi, sevgiliye gitti. Sevgiliye geldi, sevgiliye gitti. Sevgili! işte o aşıklıktan nasibi olmayana, eyvahlar olsun ona.

Dostlar sevdiğiniz bir şey olsun. Ama gül olsun, ama çiçek olsun, ama diken olsun, ama ağaç olsun, ama toprak olsun, ama kedi olsun, ama köpek olsun, ama kuzu olsun, sevdiğiniz olsun sevdiğiniz! Siz sevin, siz sevin, sevilmeyi beklemeyin. Sevilmeyi bekleyenler cimri insanlardır. Sevilmeyi bekleyenler, insanlıktan nasibi olmayanlardır. Onlar, sevilmeyi beklerler. Kibirlidir onlar. Onlar yükseklerdedir. Onlar tepelerde dolaşırlar. Onlar sevilmeyi beklerler. Birisi gelsin onun başına okşasın. Birisi gelsin onu sevsin, birisi ona fedakarlıkta bulunsun, birisi ona infakta bulunsun, birisi alsın onu tepelerde gezdirsin. O tembelin tembeli, aymazın aymazı, körün körüdür o. O, körün körüdür o. Onun ciğerinde ciğer yok. Onun yüreğinde damar yok. Onun kalbinde gönül yok. O bekleyecek. Dağlardaki taş dahi sever, dağdaki keçi dahi sever. Uçan sinek dahi sever ama o hayvandan daha aşağı mahluk, bekler ki birisi bana aşık olsun diye.

Heyhat! Seven sevilir ahmak, seven sevilir. Asla sevmeyenler, sevilmez, asla! Ve o kimse şunu der: “Beni hiç kimse sevmiyor ki.” Sen hiç kimseyi sevemedin. O yüzden. Sen beni sevmiyorsun ki. Sen sevmedin de o yüzden sevilmiyorsun. Sen aşık olsaydın, herkes sana aşık olurdu. Sen bir şeye aşık olsaydın, her şey sana aşık olurdu. Her şey, sana aşık olurdu. Sen bir şeye aşık olacaktın. Sen bire aşık olacaktın. Bütün birler sana aşık olacaktı ama sen o aşıklığı yapmadın ki. Sen nefsini sevdin. Sen nefsini sevdiğin müddetçe, sana gelecek aşık bulunmayacak. Senin yolun, gerçek aşıkların yanına uğramayacak. Sen debelenip duracaksın bataklığa saplanmış eşekler gibi. Debelenip duracaksın!

Sen, al yüreğini eline! Hadi bu gece tövbe gecesi, hadi bu gece ramazan gecesi. Hadi bu ay oruç ayı, bu ay kur’an ayı, bu ay aşıklar ayı, bu ay sevgililer ayı, bu ay aşıkların üveyik kuşu gibi aşka doğru uçtuğu bir ay. Hadi sen de şu aşıklar kervanına katıl. Hadi sen de şu sevenler kervanına katıl. Hadi sen şu sevgililer kervanına katıl. Şu nefsini vur taşa. At bir kenara, seviyorum de seviyorum. Yürü, sev! Sev, sev! Bir şeyi sev! iki elinle tut, yüreğinle tut, dişinle tut, azı dişlerinle tut, gözlerinle, ellerinle tut, ayaklarınla tut. Her şeyinle tut. Bir şeyi tut ve sev. Eğer bu tuttuğun şey, kuru bir meşe dalı olacak, vallahi de hurma çıkacak ondan, billahi de hurma çıkacak ondan. Meşe dalından hurma çıkacak mı diye düşünme. Öylesine aşık ol, öylesine sev, öylesine tutun. Vallahi de billahi de bir anda hurma yiyeceksin ondan. Öylesine inan. Ne yaptı Hazreti Muhammed i Mustafa, kuru hurma çöpünü dikiverdi. Diki verdi herkesin gözünün önünde, herkesin gözünün önünde, çöle saplayı verdi hurma dalını. Çöle saplar saplamaz hurmasını veriverdi mübarek. Hemen dallarını eyi verdi, hurma meyvesini dikiverdi,

hemen yediler aldılar. Aşık, hurmayı anında yiyendir anında! Mahşeri bekliyor kardeş.Ahhh! Aşık hergün hurma yiyor.

Gökten sofra iner aşığa her gün, sen mahşeri bekliyorsun. Mahşer uzak! Mahşer uzun! Aşık an be an, gökten sofralar iner ona. Sen aşık ol sofra önünde. Sen seviyorum de, yürü. Yüreğinden kan damlasın isterse ve arkandakiler patinaj çeksin. Annendi, babandı, dedendi, eşindi, sevgilindi, kızındı, karındı, çocuklarındı, oğlundu. Hepsi de patinaj çeksin. Sen yürü sevdana doğru. Üzülme! Eğer sen gerçek sevda ehli isen, sevdanda samimi isen, aşıklığında samimi isen, senin aşıklığına aşık olacak herkes. Karısız da kalmazsın, çocuksuz da kalmazsın. Bin tane kadın gitse, bin bir tane kadın verir sana. Karımı yok sana. Sen bırak sen! Aşık ol sen. Sen aşık ol, aşık ol. Sen aşıklığına doğru yürü. Alem sevgili sana. Yürüyecek! Ama aşıklıktan payı yoksa; eyvahlar, eyvahlar, eyvahlar, eyvahlar olsun sana. Aşıklıktan payı olmayanlar, orucu kasten terk edenler, namazı kasten terk edenler, farzları kasten terk edenler, aşıklıktan payı yok. Kasten haram işleyenler, haramı helal gibi yiyenler, aşığız diye caka satmayın! Aşıktıktan payınız yok. Aşıklıktan payınız yok. Aşık, bir şeye aşık olduysa, her şey ona aşıktır. O yüzden Allah bizi o aşıklıklardan eylesin, aşıklardan eylesin inşaallah!

https://www.youtube.com/watch?v=TWiKlgVJG6w&list= PLpNiKWHUSB_KF_8QYHQPSQIvh9VWfDcyl

Kaynaklar ve Referanslar

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları