Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 263-269. Beyitler Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 263-269. Beyitler Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

“Onun bu kıyası halkı güldürdü.”

Hani dudu dedi ya kuş, ne diye sen de kellere katıldın, senin de mi kafana vurdular? Hani bakkal dudunun kafasına vurmuştu da gül yağını döktü diye bu sefer dudunun da neydi, tüyleri dökülmüştü, kel kalmıştı. Baktı ki bir cevlakiye dervişi, dudu dile geldi. Dedi ki sende mi gül şişesinin döktün, sende mi gül yağını döktün, o yüzden mi kel kaldın dedi cevlakiyeyi görünce.

“Onun bu kıyası halkı güldürdü; o hırka erini de kendi gibi sanmıştı çünkü. (Asıl vurucu beyit burada.) Temiz kişilerin işlerini kendinle kıyaslama. Temiz insanların işlerini kendinle kıyaslama.”

Hızır Aleyhisselam’ı kendinle kıyaslama. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem hazretlerini kendinle kıyaslama. Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri ile kendini kıyaslama. Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, ehlibeyt ile kendini kıyaslama. Aşere-i Mübeşşere ile kendini kıyaslama. Ben de Abdülkadir Geylaniyim deme. Ben de Ahmed er-Rifâî’yim deme. Ben de Hazret-i Mevlânâ’yım deme. Hazret-i Mevlânâ bende tecelli etti deme. Kendini temiz ve iyi insanlarla kıyaslama. Kendini hor hakir gör. Kendini eksik noksan gör. Kendini bu noktada onlarla beraber aynı kefeye koyma. Kendini onlarla yarıştırma.

“(Yazılışta arslan anlamına gelen ‘şîr’le süt anlamına gelen ‘şîr’birbi-

rine benzer ama bir değil.”

Demek ki her beyaz gördüğün şey süt değildir. Her şerbet rengindeki, şerbet değildir kıyaslama. Asla ve asla kendini velilerle bir tutma. Kendini peygamberlerle bir tutma. Ne olacak ya ben de etrafıma beş tane adam toplar,

ben de şeyhlik yaparım diye düşünme. Ben de iki hal anlatırım, iki rüya anlatırım, bunların başına geçerim. Biraz da cebellezi ‘Minel Beşer’ ederim deme. Öyle çıkıp da kendi kendine ahkam kesme, kendi kendine yol kuruculardan olma. Allah muhafaza eylesin.

“Bütün dünya bu yüzden yol azıttı. Allah abdâlini az kişiler anladı.”

insanlar bu yüzden yol azıttılar. Ebu Cehil dedi ki asıl bana peygamberlik gelmesi lazımdı. Bu yetime mi peygamberlik gelecek dedi. Öbürkünler dediler ki peygamberler bizim soyumuzdan olması lazım. Nasıl bu soydan gelir. Biz yahudiyiz, peygamber soyu biziz. Yahudilerin haricinde hiç bir peygamber gelmez dediler. Herkes yol azıttı. Herkes kendisi gibi gördü onu. Herkes baktı bu da uyuyor dedi. Öyle demediler mi müşrikler? Ya bunun nesi peygamber dediler. Allah dediler bir melek gönderseydi. Allah aciz mi ki dedi. Cenab ı Hak da dedi ki melek gönderseydin onlar derlerdi ki bu zaten melek. insanlar azıttıklarından dolayı hikmeti göremediler. Kör oldular. Nefisleri büyüttü onları. Karşısındaki kimseyi kendisi gibi gördü. Karşısındaki kimseyi kendisi gibi tilki zannetti. Kendisi gibi ejderha, kurt zannetti. Kendisi gibi üç kağıtçı, beş kağıtçı zannetti. Hani firavunun etrafında büyücüler vardı. O büyücüler de Musa’yı büyücü zannetti. Firavun etrafında büyücüleri topladığında, Musa’yı da büyücü zannetti. Ne yaptı Ebu Cehil? Vallahi dedi senin büyücü olduğuna şimdi daha fazla inandım, kuyudan çıkınca. Demek ki işte insanlar etrafındaki insanları hikmet gözüyle değil de avam gözüyle, kirli gözlükle gördüğünden Allah dostlarını az tanıdılar. O yüzden Allah dostları az tanınır. Herkes onların peşine düşmez. Herkes onları tanımaz. O yüzden Cenab ı Hak ayet-i kerimede dedi ki çok azınız iman etti ve çok azınız aşık oldu. Çok azınız böyle gerçek kemal noktasında imana erdi. Allah bizi muhafaza eylesin.

“Peygamberlerle beraberlik davasına kalkıştılar. Erenleri kendileri

işte bu yol azıtıcılar, bu nefsine düşenler, bu nefsinin heva ve hevesinde duranlar, peygamberlerle kendilerini aynı zannettiler. Öyle demediler mi, kimisi ne dedi? Hz. Peygamber o günkü çöl noktasında en akıllısı insanın. Şimdi de biz en akıllıyız. Deistler vardır. Deistler kendilerini zamanın peygamberi görürler. Derler ki biz de peygamberiz. Deisttir o. Var böyle insanlar. Kadınlar var, erkekler var. Kendilerini Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri ile eşdeğer tutuyorlar. Var böyle insanlar. Kendilerini kur’an ve sünnet dairesindeki bir mürşid i kamille eşdeğerde tutuyorlar. Adam diyor ki o peygambere vahiy gelmiş. Benim şeyhime neden gelmesin diyor. Kardeşim son peygamber Muhammed i Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem hazretleri. Hadis-i şerifte buyurmuş ki benden sonra ne bir peygamber

ne bir nebi ne bir resul gelecek. Öbür taraftan adam diyor ki ya benim şeyhim de resul diyor. Ona da vahiy geldi diyor. Birisi dedi ki bana Hz, Mevlânâ’nın dedi mesnevîsini dedi ilhamla yazdığını söylüyorsun. Evet dedim. ilham hak. Peki dedi benim şeyhime dedi ilhamın üstü vahiy gelemez mi? Gelemez dedim. Vahyi Hz. Peygamber’e Hz. Cebrail Aleyhisselam getirir. Vahiy, Cebrail aleyhisselamın vasıtasıyla gelir. ilham ise kalbe doğan bilgidir. ilham, vasıtasız Allah tarafından kalbe gelir. Onun delili, hücceti o kimsenin kendisidir ama vahiy Cebrail aleyhisselamla gelir. Peygamberlere Cebrail aleyhisselamla vahiy gelir. Sen kendini peygamber gibi görme. Ne kadar büyük veli olursan ol, velilikte en uç noktaya çık. Zamanın kutbul azamı ol, yine ben Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerinin atının burnunun ucundaki, terinin ucundaki tozunun tozunun tozunun tozu olamazsın. Sen Hz. Peygamber ile kendini kıyaslama, sallallahü aleyhi ve sellemle. Hayır. insanlar yol azıtırlar, peygamberle kendini bir görürler. Bunlar Allah muhafaza eylesin vartadır. Sufiliğin vartalarıdır.

Sufilerin bir kısmı kendilerini peygamber zannetmişler, vartaya düşmüşler. Sufilik, Hz. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerinin izinde yürümektir. Bir kısım insanlar da kendilerini velilerle eşdeğerde tutmuşlar. Bunlar da umum insanın vartası. Velilerin vartası neymiş? Kendilerini peygamberlerle kıyaslamaları. Bir veli kendisini peygamberle kıyaslı yoksa çok büyük hata yapmış, normal bir şekilde veliler yapamaz bunu. O velilik nurundan mahrum. O mahrum. O yüzden gaflete düşüyor, hataya düşüyor, yanlışa düşüyor, eksiye düşüyor. insanların hatası ne? Kendilerini velilerle bir tutmaları. Sen Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nden bir tutma kendini. Sen zamanın velileriyle bir tutma kendini. Kendi kendine öyle soyunmaya kalkma, düşer parçalanıverirsin. Kedilere yem olursun. Kedilere yem olursun, Allah muhafaza eylesin’

“ İşte dediler biz de insanız, onlar da insan. Biz de uykuya muhtacız,

yemeye muhtacız onlarda.”

insanlar ne yapar, kendilerince avamca böyle akıl yürütürler. Şeytan da böyle akıl yürüttü Adem’e karşı. Ne dedi? Ben ateşten ve nurdan yaratılmayım, o ise topraktan yaratılma dedi. Ben ondan üstünüm dedi. Nasıl ben ona secde ederim. Üstünlük davası güttü. Üstünlük davası güden herkes helak olur. Dervişi, şeyhi, velisi, çavuşu, nükebbası… Hiyerarşik olarak adını ne derseniz değin. Kim üstünlük davası güderse, o helak olur. Tevazu! Alçak gönüllü olma, kendini hiç görme, kendini günahkar görme, acziyet içerisinde olma, mahviyet içerisinde olmadır yolumuz. Sakın ha! Sufilik, acziyet ve mahviyettir. Asla ve asla şatahat ve şatafat yapmak, asla! O yüzden bir kimse de ne yapacak? Kendisini velilerle eşdeğerde tutmayacak.

“Körlüklerinden arada sonsuz bir fark olduğunu bilemediler.”

O insanın mana gözü olmadığından, o kimsenin akıl gözü olmadığından, o kimse aradaki farkı da göremedi. Oysa aralarında ulu dağlar kadar fark vardı.

“ İki çeşit arı da bir çiçeğim di fakat bundan zehir peydahlandı, öbü-

Hepsi de arı ama kimisi bal üretiyor, kimisi de üretilen balları yiyor, bal üretmiyor. Sağıcı arı vardır. Sağıcı arı ne yapar, üretilen balları yer. Yani birisi bal üretmiştir bal üreten arıları öldüren o zehirli arılardır. Eşek arısı deriz biz onlara. Kocamandır onlar, kahverengi olur. Onlar o bal üreten arıları yemeye çalışır. Onları boğar. O eşek arısı normalde gidip kovandan balı yemek ister. O kovandan balı yemek istediğinde, üç beş tane bal arısı, kovanın önünde nöbetçiler vardır, boğuverir eşek arısını. Kendi canlarını feda ederler. Kendi canlarını feda ederler, eşek arısını boğarlar. Asla kovandan içeri katmazlar. Eşek arısını kovandan içeri

katma. O çünkü bal düşmanıdır. O çünkü bal arısı düşmanıdır. Dostu düşmanı tanı. Hangisi bal üretiyor, hangisi bal yiyor bil. Bal yiyen ile bal üreteni aynı görme. O senin cehaletini gösterir o zaman. Eşek arısıyla bal arısını aynı fazilette görme. ikisi de arı ama birbirlerinden faziletleri farklı. Bazı insanlar var öbür insanlardan farklı, fazilet noktasında. Allah kimini kimisinden üstün yarattı, fazilet olarak. Kimi peygamberleri, kimi peygamberlerden üstün yaptı, fazilet olarak. Hepsi de peygamber mesleğinde ama bazı peygamberler var ki onlara kitap verildi, fazilet olarak diğer peygamberlerden faziletli. Her veli hepsi de veli, bazı veliler var ki öbür velilerden faziletlidir. Sen o fazileti görebiliyorsan, o fazileti tanı. Fazileti göremiyorsan, sakın ha sus, edepli ol. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab ı Hak cümlemizi korusun, muhafaza etsin inşaallah. Bir dahaki hafta ikiyüzyetmişten devam edeceğiz inşallah. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun.

El Fatihamaas salavat.

https://www.youtube.com/watch?v=l_mTPCfRYwI&list= PLpNiKWHUSB_KF_8QYHQPSQIvh9VWfDcyl&index=43

Kaynaklar ve Referanslar

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 1 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-4-5 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Sünnet, Şeyh, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı