Mesnevi Okuması (1815.Beyitten)23.12.2023 konusu hakkında Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli açıklamalarını içeren bu sohbette, derin manevi bilgiler paylaşılmaktadır.
Açılış Duâsı ve Gündem
Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed’i hakkı hak bilip hak yolunda mücâdele eden, bâtılı bâtıl bilip bâtıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Cenâb-ı Hak, son günlerde ve daha öncesinde vatan, millet, Kur’ân ve Sünnet yolunda şehîd olanların yakınlarına sabr-ı cemîl ihsân eylesin. PKK, YPG ve adı ne olursa olsun, askerimize, polisimize, sivilimize karşı düşmanlık besleyenleri kahru perişân eylesin. İsrail, Siyonizm, masonları ve onların destekçilerini kahru perişân eylesin.
Mesnevî 1815. Beyit — Tâcirin Dudusu İçin Feryâdı
Mesnevî-i Şerîf’in bu bölümünde, tâcirin Hindistan’dan döndükten sonra dudusuna yaşananları anlatması ve dudunun kafesinde ölmesi üzerine tâcirin feryâd ü figân etmesi anlatılmaktadır. Tâcir ateşler, dertler, feryatlar içinde birbirini tutmaz sözler söylüyordu; gâh nâz ediyor, gâh niyâz ediyor, gâh hakîkat aşkını, gâh mecâzî sevdâyı dile getiriyordu.
Dudunun ölmesinin üzerine tâcir öyle üzüldü ki ipe sapa gelmez şeyler konuşmaya başladı. Aklı gitti, karma karışık sözler söylüyordu; önce söylediğini sonra yalanlıyordu. Hazret-i Mevlânâ burada aşk sarhoşluğunun hâlini tasvîr etmektedir. Bu hâl, aklın durduğu, kalbin konuştuğu, aşkın hâkim olduğu bir hâldir.[1]
Musîbetler Karşısında Mü’minin Tavrı
Mü’min bir kimse belâ, sıkıntı, keder ve musîbet karşısında ne yapacak? Allah’a duâ edecek, Allah’a yaslanacak, Allah’a yalvarıp yakaracak, o sıkıntının içinden çıkabilmek için ilticâ edecektir. Cenâb-ı Hak, Kehf Sûresi’nde buyurmuştur: “Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır.”[2]
Yine Hazret-i Yûnus aleyhisselâmın duâsı, sıkıntı anlarının en keskin duâlarındandır: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn — Senden başka ilâh yoktur, Seni tenzîh ederim, muhakkak ben zâlimlerden oldum.”[3] Bu duâda hem Allah’ın ilâhlığı haykırılmakta, hem de nefsin zulmü îtirâf edilmektedir.
Nefis Tezkiyesi
Hazret-i Yûsuf aleyhisselâm buyurmuştur: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, dâimâ kötülüğü emreder; ancak Rabbimin rahmet ettiği müstesnâ.”[4] Bir peygamber bile nefsini temize çıkarmıyorsa, hiç kimsenin nefsini temize çıkarmaya hakkı yoktur. O hâlde herkes kendi kusurunu, eksiğini, yanlışını îtirâf etmeli; bunu kendi içinde kabul etmelidir. Bunu dışarıda da söyleyebilirsin; bir şey kaybetmezsin. “Benim de hatam, kusurum vardır” demek, insanı küçültmez; aksine büyütür.
Tembellik ve Çalışmanın Önemi
Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Muhakkak ki onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tam tamam verilecektir.”[5] Bu âyet-i kerîmeler, çalışmanın önemini açıkça ortaya koymaktadır. Biz hem nefis terbiyemizde çalışmakla mükellefiz, hem toplumumuz için çalışmakla mükellefiz, hem de dünyevî olarak çalışmakla mükellefiz.
İslâm dünyâsı daha fazla çalışmak zorundadır: ilimde, teknolojide, dînî bilgilerde, dünyevî ilimlerde daha fazla çalışmak zorundadır. Karşındaki düşman bin tonluk bomba atıyor; senin elinde bin tonluk bomba yok. Neden? Çalışmadığın için, tembellik yaptığın için, üretmediğin için. Sonra hep dış güçleri suçluyoruz; hâlbuki asıl mesele bizim tembelliğimiz, üç kâğıtçılığımız, işimizi yürütmeme alışkanlığımızdır.
Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem, ilk Müslümanlara Kur’ân ve Sünnet’e tâbî olmalarını emrederken, aynı zamanda tembellik yapmamalarını, çalışmalarını, gayret etmelerini de emrediyordu. Sabah namazını kıl, dükkânının kapısını aç; merak etme, bereket girer içeri. Melekler girer içeri. İşini erken saatte aç, gayret göster; Allah çalıştığının karşılığını verecektir. Yeter ki doğru yerde, doğru noktada, doğru işte çalış.[6]
Allah’ın Her An Yaratması ve Kulun Vazifeleri
Cenâb-ı Hak her an bir iş üzerindedir.[7] Duâ edenin duâsını kabul ediyor, zikredenin zikrini karşılıyor, isteyene veriyor, tövbe edenin tövbesini kabul ediyor, hastaya şifâ veriyor, borçlunun edâsını kolaylaştırıyor. Kullarının ihtiyaçlarını görüyor, cin tâifesinin isteklerine cevap veriyor, bütün varlık âlemindeki varlıkların isteklerine cevap veriyor ve bütün mevcûdâtı kudret ism-i şerîfiyle kudret altında tutuyor. Asla bir eksiklik, noksanlık yok.
O hâlde sen neredesin? Allah bütün bunları yaparken sen boştasın, hasta olmadığın hâlde inleyip sızlanıyorsun. Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Bir işi bitirdiğinde hemen başka bir işe koyul.”[8] Bu âyet-i kerîme, insana devamlı çalışmayı, boş durmamayı emretmektedir. Bir işi bitirdiğinde hemen diğer bir işe, hattâ daha büyük bir işe koyul.[9]
Dergâh Hizmeti ve Gayret
Bu yolda gayret etmek, mücâdele etmek esastır. Bir derviş “Ben on yıldan beri dergâha geliyorum, bir hâl görmedim” diyorsa, kendine bakması gerekir: Çalıştın mı? Gayret ettin mi? Mücâdele ettin mi? Hemen kodlar yüklenip hâl gösterilecek değil. Çalışacaksın, gayret edeceksin, nefsinle mücâdele edeceksin. Yolumuzda mücâdele esastır.
Herkes Hazret-i İsmâil aleyhisselâm gibi olamaz. Herkes aynı seviyede değildir. Fıtratın dışına çıkma; hamurunu bil, kendi durumuna göre gayret et. Cenâb-ı Hak, “İnsan için ancak çalıştığı vardır” buyurmuştur. Hem nefis terbiyende çalış, hem dünyevî işinde çalış, hem ümmetin için çalış. Helâlinden yürü, Allah çalıştığının karşılığını verecektir.[10]
Kaynaklar
[1] Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Şerîf, I. Cilt, 1815. Beyit ve devamı; Tâcirin dudusu için feryâd etmesi.
[2] Kehf Sûresi, 18/10.
[3] Enbiyâ Sûresi, 21/87.
[4] Yûsuf Sûresi, 12/53.
[5] Necm Sûresi, 53/39-41.
[6] Bkz. Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Büyû’, 6: “Allâhümme bârik li-ümmetî fî bükûrihâ — Allâh’ım, ümmetimin erken saatlerini bereketli kıl.” Peygamber Efendimiz’in sabah erken çalışmayı teşvîk etmesi hakkında.
[7] Rahmân Sûresi, 55/29: “Göklerde ve yerde bulunan herkes O’ndan ister. O, her an bir iş üzerindedir.”
[8] İnşirâh Sûresi, 94/7.
[9] İnşirâh Sûresi, 94/7-8: “Bir işi bitirdiğinde hemen başka bir işe koyul. Ve ancak Rabbine rağbet et.”
[10] Necm Sûresi, 53/39-41; İmâm Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, “Kitâbü’l-Kesb ve’l-Maâş” bölümü; çalışmanın fazîleti hakkında.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını ziyaret edebilirsiniz.