Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'mîne maddî-manevî ilim verildiyse Allâh için konuşmak, insânlara nasîhat etmenin ilmin zekâtı olduğunu tafsîl eder. Cenâbı Hak Münâfikûn Sûresi 9. âyetinde «Ey îmân edenler, mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allâh'ı zikretmekten alıkoymasın» buyurmuştur. Malını alırken de satarken de Kur'ân ve Sünnet'e uy. Sen o malı alıp satarken Kur'ân ve Sünnet'e uymazsan, o mal seni zikrullâhtan alıkoymuş olur. Çocuğuna Kur'ân ve Sünnet dâiresinde ta'lîm ver. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Allâh'ı, vermiş olduğu nî'metlerden dolayı sevin». Bir âlimin ilmini karşılıksız ortaya koyması da zikirdir; bu da bir nev'î infâktır. Sen profesör olmuşsun, mâdem ilim sâhibisin, parayıpulu düşünme; ümmeti Muhammed'e fayda olacak kitaplarını fî sebîlillâh dağıt. Sen şeyh olmuşsun, mürşid olmuşsun; o zamân ilmini ortaya saç. Mâdem sana maddî-manevî bir ilim verildi; o ilmi kasma, saklama, örtme. Allâh için konuş, Allâh için sohbet et, Allâh için insânlara nasîhat et — ilmin zekâtı budur. Eğer ilmi para için, makâmmevkî için, «desinler» diye yaptıysan, Allâh onun hesâbını harf harf soracaktır.
Mal ve Evlâd Sizi Zikrullâhtan Alıkoymasın
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak Münâfikûn Sûresi'nde buyurmuştur: «Ey îmân edenler, mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allâh'ı zikretmekten alıkoymasın. Bunu yapanlar var ya, işte onlar hüsrâna uğrayanlardır» (Münâfikûn 63/9). Malını alırken de satarken de Kur'ân ve Sünnet'e uy. Sen o malı alıp satarken Kur'ân ve Sünnet'e uymazsan, o mal seni zikrullâhtan alıkoymuş olur. Çocuğuna Kur'ân ve Sünnet dâiresinde ta'lîm ver, çocuğunu Kur'ân ve Sünnet dâiresinde terbiye etmeye çalış. Yapmadıysan zikrullâhtan uzak düştün; ağır bir imtihâna ma'rûz kalacaksın.
Nî'metlerden Dolayı Allâh'ı Sevmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Allâh'ı, vermiş olduğu nî'metlerden dolayı sevin» (Tirmizî, Menâkıb 31). Hiç olmazsa sana verdiği nî'metlerden dolayı Allâh'ı zikret; bu en aşağı mertebedir. Allâh sana evlât vermiş, eş vermiş, iş vermiş, ev vermiş, nefes vermiş — sen Allâh'ı zikretmekten geri durma. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şükrederseniz elbette size nî'metimi arttırırım» (İbrâhîm 14/7) buyurmuştur.
İlmin Zekâtı: Bilgiyi Fî Sebîlillâh Dağıtmak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: bir âlimin ilmini karşılıksız ortaya koyması da zikirdir; bu da bir nev'î infâktır. Sen profesör olmuşsun; mâdem bir ilim sâhibisin, parayıpulu düşünme. Ümmeti Muhammed'e fayda olacak, ışık olacak kitaplarını hiç olmazsa fî sebîlillâh dağıt; ilmini ortaya ser. Sen şeyh olmuşsun, mürşid olmuşsun; o zamân ilmini ortaya saç. Cenâbı Hak sana maddî-manevî bir ilim vermiş; insânlar sana bir soru soruyorsa, cevâbla. Manevî bir ilmin varsa insânların önüne ser. Bilmiyorsan «Bilmiyorum» de — bu ayıp değil, günâh değil. Mâdem sana maddî-manevî bir ilim verildi; o ilmi kasma, saklama, örtme. Allâh için konuş, Allâh için sohbet et, Allâh için insânlara nasîhat et. İlmin zekâtı budur.
İlmi Saklamanın Akıbeti: Ateşten Gem
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Kendisine bir ilim sorulup da onu gizleyen kimseye kıyâmet günü ateşten bir gem vurulur» (Ebû Dâvûd, İlim 9; Tirmizî, İlim 3). Eğer ilmi para için, maaş için, makâm için, mevkî için, «Desinler» diye yaptıysan — Allâh onun hesâbını harf harf soracaktır.
Âhir Zamanda Kur'ân ve Sünnet'e Sımsıkı Yapışmak
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: bu zamânda Kur'ân ve Sünneti Seniyyeye sımsıkı yapışıp onu yaşama ve yaşatma mücâdelesi zordur. Günler geçtikçe daha da zorlaşacak; gerçek îmân edenler daha da azalacak — çoğalacak diye düşünmeyin. Bunlar âhir zamân alâmetleridir. Dîni istismâr edenler, dîn üzerinden siyâset yapanlar, tarîkâtıcemâati kendi hevâ ve hevesleri için kullananlar artacak. Kur'ân ve Sünnet'ten dışarı çıkanlar artacak. Ama gerçek îmân edenler için bunlar bir korku ve ümitsizlik vesîlesi olmayacak. Göğsünüzü gere gere vazîfelerinizi yapmış bir şekilde Allâh'a teslîm olup yürüyüp gidin. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı bağlanmaya, ve ilminin zekâtını vermeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Münâfikûn 63/9-10; Bakara 2/152; İbrâhîm 14/7; Âli İmrân 3/187 (ilmi gizlemenin yasağı); Tevbe 9/103.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-İlim 9, İlmi gizleme hadîsi.
- Süneni Tirmizî, Menâkıb 31, Nî'metler hadîsi; İlim 3.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, ilim bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Münâfikûn 9 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Zekât Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet mal ve evlâdın zikrullâhtan alıkoymamasını, nî'metlerden dolayı Allâh'ı sevmeyi, ilmin zekâtını fî sebîlillâh dağıtmayı, ilmi saklamanın akıbetini, ve âhir zamanda Kur'ân-Sünnet'e sımsıkı yapışmayı tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Zekât Sohbetleri