Mesnevi Şerhi

227. Mesnevi Şerhi (1691. Beyit)

227. Mesnevi Şerhi 1691. Beyit konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, 227. mesnevi şerhi 1691. beyit hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

227. Mesnevi Şerhi 1691. Beyit Hakkında

https://www.youtube.com/watch?v=xylZa

Mesnevi Şerhi (1691. Beyit) konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Mesnevi Şerhi (1691. Beyit) hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Illallah la illallah hak. Muhammed’e. Resulullah. Elhamdülillahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin gündüzünü hayırlı eylesin ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin rabbim cümlemize ve cümlemize ümmeti. Muhammedi hakkı batıl bilenlerden eylesin hakkı.

Hak yolunda mücadele eden batılıp batıl dedim batıla karşıdan kullarından eylesin biraz geciktik. Hakkınızı helal edin. Allah razı olsun helal etmeyenle o birisi de varsa söyleyin bir ona göre dersini verelim çiğnenecekse çiğneyelim hoplatacaktı hoplatalım zıplatacaksa zıplatalım var mı öyle birisi. Ben hakkımı helal etmiyorum diye. Allah razı olsun hepinizden de ben. İzmir bayındırlıyım ne olursa olsun horoz ölse de gözü çöplükte kalırmış bizde var ama güzel sesten çok.

Kaygın olmamış iyi biraz böyle bir. Ne o kurumlara atmak lazım biraz kurumlaşmış ama. ederim performans düşüklüğün çok yok. Allah yardımcın olsun senin de inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah dudunun duduların hareketlerini duyması ve kafeste ölümü ve tacirin de ona ağlaması. Tacir vardı. Hindistan’a ticarete gidiyordu. Çünkü araya. Her zamanki gibi başka bir hikayenin ortasına ayrı şeyler söyledi ne yaptı hatırlamak için söylüyorum. Hindistan’a ticarete gidiyordu.

Hindistan’a ticarete giderken bütün o. Tacir hane halkına. Ne istediklerini sordu neler siparişlerini aldı onların hani eski. Ee şeydir ya gelenektir. Bu bir insan başka bir şehre gidiyorsa hane halkına sorar oradan bir istiyor musunuz oradan hediye getirir bizim zamanımızda. Öyleydi işte biz. Bayındır’da oturuyorduk. İzmir’e gidiliyor. İzmir’e giderken. İzmir’den bir hediye getirirler. Evet dedemle beraber. Mal almaya gidiyoruz işte dedemle beraber. almaya gidince.

İzmir’den muhakkak deden bir şeyler oluyor. Ayrıyetten onu kamyona yüklemiyorsa ona elimizde getiriyoruz fuar zamanı gece saat 12.00’de otobüs kalkıyor. Orada gece 12’de otobüse biniyorsun sabaha karşı geliyorsun bayındıra ama hediye var fuardan hediye alınıyor önceden böyleydi bir şehre gidince işte. Antep’e gitti. Antep’ten ne baklava alınır. Gelinler eve hiç görmüyoruz bizim halıcılardan böyle bir ama olsun. Olsun arada bir kılçık atalım değil mi. Evet şimdi böyle bir hediye alınır gelinlerde şeyde.

Hindistan’a giderken bütün hane halkına sor dedi en son evde bir. Dudu kuşu var bugünkü tabiriyle papağanı var papağanı dedi ki ben. Hindistan’a gidiyorum. Hani senin de bir isteğin var mı papağan da dedi ki. Orada bizim de akrabalarım var. benim orada. Onları uğradığında dedi benim halimi onlara arz et onlara anlat. Tabii şeyde gitti o. Tacir işlerini bitirdi o papağanların bulunduğu. Dudu kuşların bulunduğu bölgeye gitti oradaki. Dudu kuşların da dedi ki ben filanca geliyor.

İşte benim de dedi bir. Dudum var ondan sonra işte kafesini içerisinde biz onu söyle bakıyoruz böyle bakıyoruz şöyle rahat ediyor böyle rahat ediyor. Ondan sonra onun haline ahvalini orada dudulara anlattı dudunun birisi bunu dinleyince patlak öldü aniden çırpındı can verdi öyle gördü. Tacir döndü. Sonra döndükten sonra herkese halini ahvalini hediyelerini anlattı anlattıktan sonra söyledikten sonra sıra geldi duduya dedi ki. Sen benim akrabalarıma uğradın mı uğradım dedi söyleyip söylememekte imtina etti ama sonunda o söylediği dudu’nun.

İçinden bir tanesinin. öldüğünü söyledi. Dudu o dudunun yaptığını işitince titredi düştüğü kaskat oldu hani bir tane. Dudu öldü ya öldüğünü işitince. Tacirin dudusu o. Tacirin dudusu da bunu işitince dinleyince kaskatı oldu. Tabiri caizse düştü yere ve sahibi onun böyle düştüğünü görünce yerinden sıçradı külahını. Yere vurdu onu bu renkte bu hale görerek yerinden fırlayıp yakasına yırttı öylesine üzüldü öylesine üzüldü ki o dudu’nun aniden ölmesine yakasına paçasını yırttı kepini takkesini yerlere attı kendisini dağıttığı feryat figan ağlamaya başladı dedi ki ey güzel ve hoşnameli.

Sana ne oldu. Niçin bu hale geldin vahyazı benim güzel sesli kuşum vahyazı benim gönüldeşim sırdaşım yazı benim güzel. Nameli kuşum. Ruhumun neşesi bahçem çiçeğim. Süleyman’ın böyle kuşu olsaydı hiç başka kuşlara uğraşır mıydı vahyazı ucuz. bulduğun kuştan. Ne çabuk ayrıldım feryat ediyor şimdi ben bu duduyu kendimce pirin bu dudusunu ölen bu böyle. Tacirin önünde ölendi diyor. Kamile bağladım dedim dududan kasıt mürşid-i kâmil. Öyle olunca. Hani bir insanın.

Üstadı vefat ediyor bir insan. Üstadı kaybediyor bir. Mürşidi kâmili kaybediyor ama bir alemin ölmesi alemin ölmesi ateşi. Öyle olunca tabi arkasından kalan. Dervişler feryat. Fidan ederler çünkü onun neşesi onun dildaşı onun dildaşı kimdir. Dildaş olan aynı seviyede aynı yola koşan aynı hedefe koşanlar. Dildaş olurlar birbirlerini anlarlar şimdi. Karı koca aynı hedefe koşuyorlarsa birbirlerini anlarlar birbirlerine tolerans gösterirler iki arkadaş aynı hedefe koşuyorsa birbirini anlar törlerans gösterir ama ikisi de aynı evde yaşıyor biri bir tarafa çekiyor biri bir tarafa çekiyorsa.

Hedef karıştı. Dildaş olmazlar. Dildaş olması için aynı hedefe aynı amaca koşması aynı şeyleri yaşaması aynı şeyleri hissetmesi gerekir aynı şeyleri hissetmezse. Dildaş olmaz karı koca olur anne baba olur. Dildaş olmaz baba oğul. Dildaş olmak özeldir hedefin aynı olacak yolun aynı olacak. Duygun hemen aynı olacak ki. Dildaş olasın işte burada. Tacir diyor ki benim dildaşım benim neşem benim sırrım bunu böyle tarif ediyor burada. Süleyman’ın böyle kuşu olsaydı hiç başka kuşlarla uğraşır mıydı vahyazı ucuz buldum kuştan.

Ne çabuk ayrıldım burada. Aleyhisselam’ın küçümsemek gibi değil onu tehdit etmek olarak anlaşılmasın burada. Pir diyor ki; Eğer. Süleyman’ın yanında da bir mürşid-i kâmil zamanın. Kutlu olmuş olsaydı onun işi daha kolay olurdu burada. Aleyhisselam’ın küçümsemek değildir. Musa aleyhisselam gerisinde. Aleyhisselam’a bıraktı. Allah’a dedi ki bana bir vekil var. Bana bir halife var cenab-ı. Harun’u verdi. Daha doğrusu o. Harun’u istedi. Harun’u isteyince. Musa aleyhisselam turissina giderken yerine vekil olarak.

Harun’u bıraktı onun peygamberliğine leke değildir. Bu onun peygamberliğini küçültmez mesela aynı şekilde. SAV Hazretleri de zannediyorum aklımda kaldığı kadarıyla. Tebük seferine giderken. Ali efendimizi çoluğunu çocuğunu evlerini. Ehli beyti. Efendimiz’e bıraktı. Ali efendimiz savaşa gitmek istiyor cihata gitmek istiyor dedi ki sen dedi. Harun’u mesafesinde ama dedi benden sonra peygamber gelmeyecek ama. Neyse sen de benim için osun dedi bakın. Onun peygamberliğine bir leke değil bu veya peygamberlerinin kendince peygamberlik mesleğini hafife alacak.

Hz pirde diyor ki; işte diyor. Aleyhisselam’ın yanında ümmeti. Muhammed’in bir velisi olsaydı ümmeti. Muhammed’in yalnız buraya. Hayır de ederim bu benim anlayışım ya eksik olabilir ümmeti. Muhammed’in bir velisi bir. Mürşidi olsaydı. Süleyman başka insanlarla uğraşmazdı sebep ümmeti. Muhammed’in velisi. İsrail peygamberlere mesafesindedir hadis var ya tabii bazı hadisleri bunları bu hadisi her ne kadar zayıf olarak nitelendirdiyse de mana itibariyle. Suite öyle der mana itibariyle bu gerçekler.

Gazâlî de böyle der. Gazâlî ihyasını alır. Bunu der ki bu mana itibariyle. Zayıf da olsa hadis sahihtir der benim ümmetimin velileri veya benim ümmetimin. Alemleri buradaki alimden kasıt çift kanattı hem. Batın ilmi kat etmiş kimse beni. İsrail peygamberleri mesafesindedir. bir rivayete. İsrail peygamberlerin üstündedir diyor. Aleyhisselam’a. Aleyhisselam kitap verilmiş bir. Peygamberi değildir. Bunu ayırt ki. Aleyhisselam’ın şeriatı üzerine giderdi. Çünkü kendisine özel kitap verilmiş bir peygamber değildi.

Kendisine özel kitap verilmiş peygamberler ile kitap verilmemiş peygamberler aynı değildir. İsrail peygamberleri ile. İbrahim ve. İsmail üzerinden gelen peygamberlik kolu. Muhammed’in. Mustafa’ya gelir aynı değildir ayet-i kerimede de cenab-ı peygamberleri bazılarından. Üstün kıldık der böyle olunca. Aleyhisselam kitap verilmiş bir peygamber değildir eğer onun yanında. Mustafa’nın manevi tedrisatından geçmiş bir mürşid-i. Yanında olsaydı. Aleyhisselam diğer insanlara insanlar için insanları eğiteceğim diye bu kadar uğraşmazdı bu.

Ben buradan bunu anladım tabi. Aleyhisselam’ın peygamberliğine bir leke değildir. bir mürşid-i kâmil kendisine zakirler atar nakipler. Atar mükafalar atar yetiştiyse halifelik verir halife atar yetiştiyse onu ilan eder bu onun şehrine zayıflık getirmez daha büyütür bakın daha onu büyütür daha onu kuvvetlendirir daha onu daha böyle oturaklı eder mesela. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin medine-i münevvere’de nakipleri vardı il ve ilçelerde bugünkü manada kabilelerde her kabileye bir.

Nakip atar her böyle köye her bir kasabaya bir nakipada nakiplerin başında da bir tane nakil nükaba vardı. Onlar her ay toplanırlar toplandıklarında ne yapıp ettiklerini rapor verirler nakibini. Sallallahu. Sellem’e sunardı filanca kabilede şu işler oldu böyle oldu şu kadar müslüman oldu bu sıkıntı var bir problem var burada açlık var burada tokluk var burada. mal var buradan mal. Normalde hepsini hem siyasi hem ekonomik. Hem böyle içtimaya olarak hepsinden rapor alırdı nasıl ki onun peygamberliğine.

Bu leke getirmediyse bir şeyhin de etrafında böyle ee şeyhin adına iş görenler vardır. Hele ki getirmez bu şeyhi büyütür daha şimdi. Pirde diyor ki; Süleyman’ın yanında. Eğer ümmeti. Muhammed’in velileri gibi bir. Veli olsaydı o başka insanlarla bu kadar uğraşmazdı vahyazı ucuz bulduğum kuştan. Ne çabuk ayrıldım vah yazık bir insan böyle bir mürşid-i kâmil’i ucuz bulursak. Bilmez ona kolay buldu hemen elinin altındaymış gibi onun kıymetini bilmez o bundan biraz bir.

Efendi ile alakalı bir anlatayım. Şimdi birisi daha doğrusu tanıyorum kim olduğunda zakirlerden birisi. Allah rahmet eylesin. Efendim demiş size. Herkes çok rahat ulaşıyor böyle olunca demiş. Kıymet bileyim biraz demiş kendisini kendinizi geri çekseniz herkes sizinle rahat konuşamazsa görüşemezse hani böyle izin almak zor olsa böyle herkesle. Çocukla çocuk oluyoruz falan. Herkes geliyor görüşüyor konuşuyor. Hani biraz kıymetlenmiyorsunuz o manada. Hani biraz böyle işte başka şeylerden örnek veriyor işte filanca fişmanca kimse görüşemiyor konuşamıyor insanlar görüşüp konuşamayınca da ona karşı bir böyle bir oluyor.

Hani daha fazla hürmet ediyorlar gibi söylemiş. Efendi dedi bana. Efendi dedi onu filanca dedi böyle söyledi bana. Sen ne düşünüyorsun dedi bana. Allah rahmet eylesin böyle bir olduğunda. Efendi hep bana analiz ettirdi. Hani sen ne düşünüyorsun. Sen ne düşünüyorsun deyince ben böyle kaldım. şimdi dedim. Karar sizin ama hani siz bilirsiniz dedim ama benim için dedim bu çok uygun değil dedim. Neden dedi. Efendim rahat konuşabilir miyim dedim rahat konuş rahat konuş dedi şimdi bir üstadın yanında rahat konuşmak için izin alınır.

Bizim aldığımız terbiye buydu. Efendim rahat konuşabilir miyim konuşması. Efendim dedi efendim sizin yaptığınız tam sünneti uygun dedi. Peygamber sallallahu vesselam. Hazretlerine dedim kafire de geliyordu ya. Ben de öyle söyledim. Dedim ki bu senin söylediğin sünneti. Seneye de yok sen bana ne söylüyorsun demiş ona bu senin söylediğin sünneti nedir diyor ki sen bana ne söylüyorsun demiş şimdi işte bir. Mürşidi peygamberin izinden gider ve ümmeti. Muhammed’in bir velisi peygamberin izinden gider şimdi böyle olunca.

insanlar onu ucuz görür bilmez o sünnet seneye işliyor diye. Dervişler ile görüşmemek. Aslında sünnet seneye aykırıdır dervişlerin arasında ayrımcılık yapmak. Dervişler ile görüşmemek dervişlerin yanına çıkmamak onlarla birebir sohbet etmemek onların haliyle hallenmemek onların rüyalarını hallerini dinlememek onları yormamak yorumlamamak onların sorularına cevap vermemek veyahutta. Tabiri caizse. Derviş eline attığında üstadına ulaşabilmeli görüşebilmeli onunla derdini ona aktarabilmeli bu sünneti seneye.

Ama şimdi sünneti seni. Birisi iş derken karşıdaki. Cahil insan avam insan da onun ucuzlaştırıyor işte. Efendim rüyamda işte bir kuş daldan kalktı başka bir dala kondu. Sence manası nedir. Ya yapma işte ucuzlaştırma bunu rüyanı dinliyorsak işte söylüyorum ya. Efendimizi gördüysen geçmiş peygamberleri gördüysen sahabedir gördüysen pirefendileri gördüysen geçmişe efendileri gördüysen üstadını gördüysen bu rüyanı anlat. mübarek insan kuş o daldan o dala uçmuş.

Bırak bunu anlatacağım diye uğraşma veyahut da önemli bir mesele git anlat. Ama öbür türlü de işte böyle kıymetsizleniyor işte bu zat da diyor ki bu. Vay yazık ucuz bulduğum kuştan. Ne çabuk ayrıldım. Çünkü ucuz buldu ya ucuz bulunca da ne oldu ona. Kıymet vermedi. Onu anlamadı onu değersizleştirdi bakın onu değersizleştirdi kendisi değersizleştirdi sebep çünkü yakın. Ya arkadaş gibi dost gibi. Ebubekir efendimiz. Peygamber sav. Hazretlerinin başında ama nefes alıp verirken daha iyi dikkatli alıp veriyor öyle dangozluk yapmıyor haddi aşmıyor.

227. Mesnevi Şerhi 1691. Beyit – Sohbet Notları

O hiç edebe riayet ediyor yakın ama edebe riayet ediyor. Ey dil sen bana çok ziyan veriyorsun söyleyen sen olduktan sonra ben sana ne diyeyim dil. dudu’nun halini anlattı karşıda. Dudu öldü oradaki. Hindistan’daki. Dudu onun öldüğünde geldi kendi dudusuna söyledi yine öldü. Tüccar diline bahane buluyor çünkü insan ne çekiyorsa dilinden çekiyor. Diyor ki ey dil sen bana çok selam veriyorsun söyleyen sen olduktan sonra ben sana ne diyeyim. Kaf ayet 18 insan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyici hazır bir melek bulunmasın yine hadis-i.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri buyuruyor. Tirmizi de ve. İbni macede geçiyor uzun bir hadis ondan sonunda şunu diyor. Efendimiz diliyle tuttu ve. İşte budur dedi. Neden dedi ki sahabe ey. Allah’ın resulü hakkında zararını göreceğimden en çok endişe ettiği nedir dedim. O da dilini insanın zarar edeceği en önemli organı neymiş dili dil bir. et parçası dili kıymetlendiren çıkan söz veya kıymetsizleştiren yine çıkan söz ağzından çıkan söz ya senin kıymetlendirir ya seni kıymetsizleştirir o zaman ağzından çıkan söze dikkat et.

Çünkü o dil insana zarar verir aynı dil insana fayda verir insanın kendisine yine. Pir devam ediyor. Sen hem ateşsin hem. Harman ne vakte kadar. Harmana ateşe vereceksin normalde değil. Hem toplayıcı harman hem de o harmanı ateşe vereceği yakıcı yanıcı. O zaman sen hem dilinle ibadet ediyorsun. Zikrullah yapıyorsun. Hayır söylüyorsun insanlara. Davet ediyorsun. Allah’ın hoşnut olduğu söz ve ameller işliyorsun ama öyle bir an geliyor öyle bir gaflette bulunuyorsun.

Sen cenab-ı gerektiren bir sözü ağzından çıkarıveriyorsun ağzından onu çıkarıverince artık o kazandığın her ağzından çıkan bir günaha. keba ile yandı yıktı gitti ne güzel zikrullahını çektin sabahleyin dersini yaptın çektin 5000 Tevhid la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah harika gittin iş yerine birisine bir küfür ettim bir hakaret ettin sabahki 5.000 tevhidin sevabı yürüdü gitti annene babana bir. İsyan ettim bir kavga ettin onlarla.

Tevhid gitti ve hatta kalktın bir kadını taciz ettin sözlü taciz ettin. Gözde taciz ettin elle taciz etti nefsine uydun nefsine uydun gitti bir söz söyledin hakaret ettin. Gıybet ettin dedikodu ettin iftira ettin söz dilin afatları bunlar topladığın harmanı kendin ateşe verdin dille topladın oturduğun zikrettin ne dedi hadis-i şerifte dilin. Zikrullah ile ıslak olsun sahabeden bir kimse geldi dedi ki. Resulallah ben yaşlandım eskisi. gibi dedi ibadet edemiyorum bana bir söyle hafif olsun ve beni kurtarsın ona dedi ki dilinizi kırla ile ıslak olsun dilin.

Zikrullah ile ıslak olsun. Senin dilin. Zikrullah ile ıslakken. Zikrullah yaparken kalktın iftira ettin. Gıybet ettin dedikodu ettin kaybettin harmanı ateşe verdi olur olmaz bilir bilmez bir söyledi haramını ateşe verdin. Allah muhafaza eylesin. Hani bir böyle hadisi. Kutsi var çok dehşet var kul diyor cehenneme gidecektir bir adım kalır. Bir adım kalır söylediği bir söz yüzünden oradan cennete gider diyor bir adım kalır cehenneme bir adımı gelir kalır diyor cennete girecek.

Bir adım kaldı. Bu bir adım söylediği bir söz yüzünden diyor oradan cehenneme gider. Allah dilimizi muhafaza eylesin. Can ne dersen onu yapmakla beraber gizlice. yine senin elinden feryat etmektedir. Sen hem bitmez tükenmez bir hazinesin hem dermanı olmayan bir dersin neymiş. Can ne derse onu yapmakla beraber gizlice senin elinden feryat etmektedir. Hani bir hadis-i. Şerif var ya hani insan diyor sabahleyince. Bütün organları bütün organları dile başvurur adeta ona yalvarırlar söylerler.

Derler ki bizim hakkımızı korumakta. Allah’tan kork organlar dile yalvarıyorlar bizim hakkımızı korumaktan. Ondan sonra. Allah’tan kork. Biz senin söyleyeceklerinden ceza görürüz biz sana bağlıyız. Eğer sen doğru söylersen biz bundan mükafat alırız bütün organlar. Eğer sen yanlış bir söylersen. Eksik bir söylersen sen yanlış bir şeyler terennüm edersen vizyonlar. Allah’tan ceza alırız o yüzden yolumuzu eğritecek olan da bu değil yolumuzu düzeltecek olan da bu değil ona yalvarıyorlar.

Allah alem bu hadis-i. Şerifi şerh ediyor diyor ki; Can ne dersen onu yapmakla beraber. Hani sen diyorsun ki döveceğim canlı yürüyor dövüyor onu. Örneğin işte küfür ediyor hakaret ediyor. Gıybet ediyor dedikodu diyor. Allah muhafaza eylesin demek değil bu kadar böyle ortada bir tarafı sıkıntı bir taraf rahmet. Rabbim dilimizi korusun inşallah. Hem kuşlara çalınan ıslık yapılan hilesin hem. Yalnızlık ve. Ayrılık zamanında da insanın enisisisin hem tuzak kurarsın kuşlara kuşları helak edersin insanları zarara sokarsın ıslık çalarsın insanları kötülüğe doğru götürürsün insanların kötülükle baş başa bırakırsın insanları kötülüğe de davet edersin kötülüğe davet edersin.

Ne dil davet eder ahir zamanda. Öyle insanlar çıkacak belagatları çok kuvvetli olacak sizinle beraber. Namaz kılacaklar sizin. Dilinizden konuşacaklar ama insanları cehenneme. götürecekler o dil belâgatlı. İnsanların en kötüsü insanlar kendisini beğensin diye belâgatlı konuşanlardır dikkat edin. İnsanların en kötüsü insanlar kendisini sevsin kendisini beğensin diye belâgatlı konuşanlar süslü konuşanlar süslü kelimeler konuşanlar ne. Enteresan değil mi bizden belagattıysa alkışlarız onu ne güzel konuştu adam ya eğer insanlara kendisini sevdirmek için insanlara hoş geleyim diye konuşuyorsa bay gitti.

Ama yok hakkı ve hakikati konuşuyorsa eyvallah. Ama insan nefsi hakkı ve hakikati konuşanı sevmez belagattı konuşanın sever birisi hakkı ve hakikati konuşuyorsan nefsi ağır gelir bu onu beğenmek istemez ama birisi süsler kelimeleri cümleleri belâgatlı konuşur. Hatta insanlar kendisine. Kıymet versin diye ağlar gibi yapar. Bir de onun da hala onunla da alakalı hadis-i bir ağlıyormuş gibi yapmak ayrı bir insan yalnız. kaldı ağlayamıyor günahlarına ağlıyormuş gibi yap diyor ama yalnızken toplum içinde değil.

İnsanlar senin ne kadar. Takva olduğunu görsün diye ağlıyormuş gibi yapıyorsan insanlar aldatıyorsun münafıklık alameti insanlar beni beğensin beni seçsin. Benden yana olsun diye süslü cümleler kullanıyorsan aldatıyorsun insanlara münafıklık alameti aldatan bizden değildir dedi. Allah resulü. Sallallahu dil burada değil. Yalnızlık zamanında en iyisisin arkadaşısın. Yalnız kaldım dil. Senin arkadaşın nasıl arkadaşın. Olur değil o dil zikrederse. Senin arkadaşın olur zikrederse eğer o dil zikretmezse.

Senin arkadaşın olmaz yalnızken sufiler bir nebze yalnızlığı severler. Sufi gün içerisinde gün içerisinde biraz yalnız kalmalı böyle hayatın. O debbesinden hayatın. O vahşetinden biraz kendini kenara çekmeli ayıklamalı mesela. Müslüman için 5 vakit namaz farzdır 5 vakit namaz. Müslüman’ı kendisiyle. baş başa bırakır cemaatle kılsan dahi başbaşasındır kendinle ve. Allah ile yüzleşmedir namaz. Allah ile cemalleşmedir namaz. Allah ile sohbettir namaz. Allah ile irtibat kurmaktır namaz ve namaz insanın kendi iç dünyasında kendisine dönmesidir sufiler günlük ders çekerler vird çekerler.

Aslında o sufiler o verdi yalnızken çekmeye gayret ederler. Hatta eski nakşibendiler kafalarından aşağı örtü örtüp derslerini öyle çekerler. Zikrullah erbabı. Biz celvette. Halvet yaşarız kalabalıkta. Halvet yaşarız insanın biraz böyle halvete ihtiyacı vardır. Halvet esnasında senin zikrullah’ın senin dostun arkadaşın olur ve o. Zikrullah sende dil ile başlar bakın dil ile başlar dilin zikrullah’la ıslak olsun dil bu noktada devreye girer. Senin o dilin. Normalde arkadaşın dostun gibi olur.

Vaktinde kalktın namazı kıldın namazı. kıldıktan sonra oturdun herkes yatıyor herkes uyuyor. Genelde öyle oluyor ya uyandırmaya kalkıyorsunuz hane halkının pek uyanmak istemiyorlar öyle herkesin o kadar çok işi var ki o kadar çok işi var ki bir tek. Sabah namazına kalkmaya böyle güç yetiremiyorlar ne işler yapıyorlar ne işler yapıyorlar bulaşıkçı çamaşırdı okumaktı üniversitede sınavlara hazırlamaktı sınavdı. Allah’ım yarabbi bitmiyor o işleri. Sabah namazına gelince pert bu yeni değil.

SAV Hazretleri namaza çağırırdı. Fatıma annemizin. Kapısına vururdu kapıyı çalmak sünnet hanenizin içinde namaza kalkmayan varsa kapısına vurur sünnet. Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Ali efendimizin kapısına vururdu 6 ay boyunca 6 ay boyunca her sabah. Ali efendimizin kapısını vurdu. Fatıma annemizin kapısını vurdu. sizi temizlemek istiyor diye ayeti kerime okudu onlara. Bizim de evlerimiz bizim beytimiz evimiz hanedeki insanlar da bizim evlatlarımız.

Biz kıyamıyoruz sabah namazının kalkarım evlatlar kıymetli ya. Sabah namazından eşler. Sabah namazından kıymetli eşleri de kaldıramıyoruz dil bir hayır istemiyor sabahleyin. Sabah namazına kalktım herkes yatıyor ya uyuyor ya. Sen zikrullah’la baş başa kaldın dilin. Ne oldu senin arkadaşın oldu. Enes’in arkadaşın oldu dil. Zikrullah yaptığı müddetçe. Senin arkadaşın hem de var ya. En değerli arkadaşım en kıymetli arkadaşın. Çünkü hadis-i şerifte. Allah resulü.

Sallallahu vesselam. Hazretleri dedi ki. Allah’ı zikretmeden çok konuşmayın dedi. Allah’ı çok konuşmayın. Allah’ı zikredin dedi. Şeref devam ediyor tabii. Zikri dışındaki sözler kalbi katılaştırır dedi dikkat edin. Zikri dışında. Ki sözler kalbi katıklılaştırır katı kalpli olanların ise. Allah’tan en uzak olduğu. Allah’tan en uzak olduğu kimselerdir o zaman kalbin katılaşmasın. Allah’a çokça zikret. Allah’ı zikretmezsen kalbin katılaşacak. Kalbin katılaşırsa ne olacak.

Allah’tan uzaklaşacaksın o zaman. Allah’ı zikre başladığında. Senin arkadaşın ne oldu değil dil yalnızsın seher vakti veya gece veya gündüz hiç önemli değil. Allah’ı zikrettiğinde. Ne oldu dilin. Senin arkadaşın oldu. Ey aman bilmez bana hiç. Aman vermiyorsun sen yayını beni öldürmek için kurmuşsun diyor ki sen. Aman vermiyorsun. Ne dil bana sen diyor yayını kurmuşsun oku da koymuşsun önüne o dile diyor beni diyor öldürmek için uğraşıyorsun. Allah resulü de diyor ki aleyhine olacak sözlerden dilini tut evinde kalmayı yerine kendi günahın için.

Pişmanlık duyarak gözyaşıdır o. zaman dil ne yapmış yayını kurmuş bizi öldürmek için o zaman biz bizi aleyhinde. Konuşacak olan dilimizi ne yapacağız tutacağız bizim manevi olarak öldürecek olan ne yapacağız biz o manevi ölüme götürecek olan dilimizi tutacağız. Allah bizi dilini tutanlardan eylesin ıslak olanlardan eylesin. Rabbim inşallah o dil ıslaklığıyla son nefese kadar yaşayanlardan eylesin son nefesimizde de buyurun. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne.

Muhammeden abduh resuluhu diyerekten çene kapamayı nasip eylesin ecmain inşallah 1705 beyitten. Önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta. Eğer olursa izin alabilirsek bir aksilik çıkmazsa aşure etkinliğimiz olacak bu aşure etkinliğimizde. Allah’tan bir gelmezse bir sıkıntı olmazsa aşure olacak ama olmadı biz yine ne yapacağız programımıza devam edeceğiz inşallah büyük bir ihtimalle önümüzdeki haftaya. aşırı olur inşallah programımızdı burada bahçede aşuremizi yaparız.

Hakkınızı helal edin bizden yana da helal olsun el. Amin abi bir soru vardı burada özür dilerim canlı yayını kapattım. Ama burası açık değil mi 7 Ağustos. Pazartesi günü saat 14.00’da 2’de bayanlara sohbet ve. Seman program olacaktır tüm bayan. Kardeşler davetlidir her ayın ilk. Pazartesi burada bayanlara. Sadece bayanlara yönelik. Sema ve sohbet programı oluyor bu. Normalde daha önce tekkede de vardı burada da devam ediyoruz. O yüzden her ayın ilk. Pazartesi günü bu pazartesi de böyle bir bayanlara yönelik.

Sadece bayanlara ait bir etkinlik var. Bütün bayan. Kardeşler davetlidir inşallah. Bu ne bu eyya mı. Buhur sıcaklarında böyle gelip yine sohbeti kaçırmamak dinlemek için geldiğinizden dolayı. Ayrıca size. ayrıca teşekkür ederim bu böyle insanların muhabbetleri sevgilileri bağlılıkları arkadaşlıkları dostlukları zor zamanlarda belli olur bir insan zorlaya düşünce anneyi babayı kardeşe evladı dostu o zaman tanır böyle bir hava şartları zorlandığında imtihandır benim hep ben bunları dikkat ederim kar yağdı bugün kar yağdı derse gidemeyiz.

Bugün yağmur yağdı derse gidemeyiz. Hava çok soğuk derse gidemeyiz. Bir de çocukları hasta ederiz hava çok sıcak derse gidemeyiz. Çocuklar da hasta ederiz. İnsanların bu şeyleridir hep böyle kaçtıkları yerdir soğukta sıcakta. Ayazda karda buzda ne zaman olursa olsun 7/24 bir insan dersinin takip ediyorsa disiplini derviştir. Allah hepinizden de razı olsun. Selâmün aleyküm zor zamanda gelenler sütün kaymağı gibidir vefat etmezden önce dergahta çavuşlara demiş ki.

Evladım benim demiş. Cenazemi sabah namazında. Peki efendim demişler vefat etmiş sabah namazında. Tabii kılmışlar namazını gömmüşler tabi dervişlerin arasında bu böyle bir muhabbet geçmiş demişler ki. Neden böyle sabah namazında hemen namazını kıldırttırdı. Hani herkes cenazesine gelirdi falan oradan bir. Arif mevzu bir. Derviş demiş ki. Arkadaşlar sabah namazına dergaha gelenler sütün kaymağı gibidir demiş o yüzden demiş sözün kaymağı gibi olanlara namazını kıldırdı şimdi zor zamanlarda derse gelenler zor zamanlarda mücadele edip o zorlaya katlananlar sütün kaymağı gibidir o günler sütte.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: TEKİRDAĞ Kutlu Doğum Programı – 7 Nisan 2013, Mesnevi Okuması (2234. Beyitten) 26.07.2025, KONYA Yunak Kutlu Doğum Programı – 5 Nisan 2013. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.

İlgili Sohbetler