Kur’ân’ı Okur Ama Ona Uymazsan, Peygamberleri Velîleri Görüp Onlara Uymayanlardan Olursun
Olacak ki Peygamber’i Ebû Cehîl de gördü; Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini Hutbe’de gördü; Şeybe de gördü; Bedir kuyularına doldurulan müşriklerin hepsi de gördü. Görmek yetmedi, ama onlar peygamberin peygamberliğine îmân etmediler, kabûl etmediler.
Ebû Cehîl de Peygamber’i Gördü, Kurbânlar Kesti
Ebû Cehîl de gördü Peygamber’i; kurbânlar kesti onun adına. Ama yetmedi, olmadı. Sâdece görmek hidâyet için yetmez; îmân etmek gerek. İçten kabûl etmeden, dışarıdan görmenin faydası olmaz. Sûfî bu hakîkati bilir; sâdece görmekle yetinmez, içten teslîm olmaya çalışır.
Kur’ân’ı Harika Okumak Yetmez — Amel Etmek Gerek
Kur’ân’ı okudun, harika okudun; tecvîdi ile okudun, muhteşem okudun. Ama sen evli bârklı kadınsın — ne işin var elin adamıyla? Senin Kur’ân’ın evli bârklı bir kadının ve adamın zinâdan ayırmadı onu; zinâya devâm etti. Ne anladım ben? Harika Kur’ân okuyorsun, eyvallâh. Ama amel? Akâid? Îmân? Öbürkü normâlde senin kadar iyi Kur’ânı Kerîm okumuyor, ama îmânı muhteşem — Uhud sıra dağları gibi îmân var; Uhud Sıra Dağları gibi îmânı var.
Peygamberleri-Velîleri Görüp Uymayanlar
O Hazreti Kur’ân’a uymazsan, peygamberlerivelîleri görmüşsün ama îmân etmemişsin, inanmamışsın — ona benziyor diyor. E sen ne olacaksın? Gittin? Ben öyle kimseler tanıyorum, bütün şeyhleri tanıyor; ama hiçbirisinden bir türlü ders alamamış. «Nasîb olmadı, kısmet değilmiş» evet diyorum, «nasîb değilmiş.» Ben şimdi kinâyesine söylüyorum: «Nasîb değilmiş, kısmet değilmiş» diye. Gerçeğihakîkati: Bu sen bir mürşidi kâmilden ders almayı kolay bir şey mi zannettin?
Mürşidi Kâmilden Ders Almak — Yol Geçen Hanından Geçmek mi Sandın?
Sen bir mürşidi kâmilden ders almayı yol geçen hanından geçmek mi zannettin? Tabîi nasîb olacak sana. Derse aldın orada durmak da önemli; orada durmak da çok önemli. Neden uymak lâzım, çünkü tâbi olmak lâzım; dediğini yerine getirmek lâzım. E dediğini yerine getirmedin, sen ne oldu? Sen gördün ama dediğini yerine getirmedin. Allâh muhâfaza eylesin.
Sûfînin Görevi: Görmek ve Uymak
Sûfînin görevi sâdece görmek değil; aynı zamânda görüleni hayâta tatbîk etmektir. Mürşidin sözünü işitirsin; ama uygulamadıysan, işittiğin boş kalır. Kur’ân’ı okursun; ama yaşamadıysan, okuduğun boş kalır. İlim ile amel birleştiğinde, bereket gelir. Bu yüzden sûfîlik bir teorik mes’ele değil; pratik bir hayât yoludur. Hayâta tatbîk eden sûfî, ilerler; sâdece bilgi tüketen sûfî, ilerlemez. Allâh muhâfaza eylesin; bizi ilim ile amel birleştirenlerden eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Amel, Kur’ân, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü