Allâh’ın Velîlerinin Üzerinde Öyle Tecellîyâtlar Olur Ki, O Velî de Hayrette Kalır
Bir kısım sûfî adayları kendilerinde belli mânevî hâllerin olduğunu ifşâ etmek, göstermek isterler. Hattâ ileri doğru giderler. Derler ki: «Bunda benim yapacak bir şeyim yok. Bunu Allâh yaptırdı.» Otomatikman kendisini velî sınıfına, üstâd sınıfına koyar. Çünkü velîlerin, üstâdların öyle hâlleri vardır; düz bir irâdenin dışında tecellî eder o bâzı şeyler. Cüzî irâdenin dışında tecellî edince, o velî, o üstâd ondan sorumlu olmaz.
Hızır’ın Yaptığına Mûsâ da Şaştı
Ben bunu böyle açıklarken, bâzen diyorum: «Hızır’ın yaptığına Mûsâ da şaştı.» Hani bak, Mûsâ’ya dedim ki: «Hatâ sana, Mûsâ.» Asayı ortaya attı; asa kocaman ejderhâ oldu. Ne var diyor — hepsini yaladı yuttu; yine asa hâline geldi. Onun o yaptığına Mûsâ da şaştı. Sebep? Mûsâ hayrette kaldı elindeki. Çünkü yıllardan beri taşıdığı asaydı; bildiğiniz asa, kuru bir odun.
«Atasayı» — Allâh’ı Zikret, Sen Atmadın Ben Attım
Ama o kuru odunu Cenâbı Hak: «Besmele çek, at» dedi. «Allâh’ı zikret, atasayı.» O da Allâh’ı zikretti. Hattâ asayı ortaya attığında ne kadar büyücülerin büyüsü varsa — 40 tâne büyücünün ayrı büyülerini, ayrı oradaki hünerlerinin hepsini yaladı yuttu; kocaman yılan oldu, ejderhâ oldu; hepsini yaladı yuttu; tekrar asa hâline geldi Mûsâ’nın eline. Hızır’ın yaptığını Mûsâ da hayrette karşıladı.
Tasavvufî Açıklama — Cüzî İrâdenin Üstündeki Tecellî
Çünkü Mûsâ o asanın öyle bir işlevi olduğunu, Cenâbı Hakk’ın onun üzerine öyle bir işlev yaratacağından haberi yoktu. Mûsâ aleyhisselâm da ne yaptı? Hayrette kaldı. İşte Allâh’ın velîlerinin üzerinden öyle tecellîyâtlar olur; o velî de hayrette kalır. Ama orada velînin bir cüzî irâdesi yoktur. Hızır aleyhisselâm’ın çocuğu öldürmesi gibi — cüzî yok, emri yerine getiriyor.
Hızır’ın Duvarı Örmesi, Geminin Dibini Delmesi
Veyâ Hızır aleyhisselâm’ın duvarı örmesi gibi; yine Hızır aleyhisselâm’ın cüzî irâdesi yok. Allâh’ın emrini yerine getiriyor. Ve hattâ bindikleri gemiyi batırma… Mütevellî geminin dibini delmesi gibi; yine Cenâbı Hakk’ın emrini yerine getiriyor. Burada Hızır aleyhisselâm’ın kendi cüzî irâdesi yok.
Bedir Savaşı’nda Hz. Peygamber’in Bir Avuç Toprak Atması
Ve hattâ Hz. Muhammed Mustafa Bedir Savaşı’nda — bir ân böyle namâzları kılamamışlar ya savaş esnâsında. Hz. Ömer efendimize soruyor: «Sen öğleyi kıldın mı?» «Yâ Resûlallâh, ikindiyi kıldım» diyor. «İkindiyi kıldım mı diyorsun?» «Kıldım yâ Resûlallâh» diyor. Daha kendisi savaş çok sert geçiyor. Öğle yemeği, ikindi kılınmamış daha. Savaş çok sert; çünkü bu sefer dayanamıyor. Bir avuç toprak alıyor: «Lânet olasıcılar, namâzımızı kıldırmadılar daha» deyince, karşı tarafı bir avuç toprakla alaboraya ediyor.
«Sen Atmadın, Ben Attım» — Enfâl 17
Cenâbı Hak âyeti kerîmede o yüzden diyor: «Sen atmadın, Ben attım» (Enfâl 17). O bir avuç toprağa, «sen atmadın, Ben attım» — Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin o fiiliyâtını kendi üzerine alıyor. Cebriye olmuş oluyor burada. Hz. Muhammed Mustafa’nın kendince bir bu konuda ihtiyârı yok zâten yok da, çünkü âyeti kerîmede ne yaptıysa hevâsından yapmadı; Allâh’ın emrini yerine getirdi diyor.
Dervîş Adayları Velîliğe Özenirler — Tehlikeli
Şimdi bir kısım mes’elenin özüne hâkim olmayan dervîş adayları, sûfî adayları velîliğe özenirler, üstâdlığa özenirler. Bâzı şeyleri yapmaya kalkarlar; kendilerini de üstâd yerine koyarlar. Kendisini üstâd yerine koyup böyle kendince üstâdlık yapmaya kalkar. Bu mes’elenin ehemmiyetine vukûfiyet sağlamadığından kaynaklanıyor; nefsine uyduğundan kaynaklanıyor.
«Velîler Cüzî İrâdenin Üstünde Yapıyorlar, Ben de Yapabilirim» Düşüncesi
Bu mes’elenin bir de bu taraftan bakalım: Velîlerin, evliyâların cüzî irâdelerinin üstünde bir irâde ile yapmış oldukları veyâ üzerlerinden icrâ edilen fiilîyâtı «onlar da biz de yapabiliriz» düşüncesi ile, ne yapıyorlar böyle hareket ediyorlar. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden o kendi nefsine uyduğunu, kendi cüzî irâdesi ile yaptığını aslında farkında; ama onu örtmeye çalışıyor.
Sûfîliğin Vartalarından Biri: Şeyhi Taklît Etme
Tırnak içerisinde bunu söylüyorum: Bu da sûfîliğin vartalarından birisidir; önemli bir vartadır. Bu, böyle şeyhi taklît etme gibi. Şeyhi taklît etme — sen şeyh değilsin. Sen üstâdı taklît etme — sen üstâd değilsin. Senin makâmın mürîdlik; o makâmda kal. Üstâdlık taklîdi yapma. Allâh muhâfaza eylesin; bizi taklîd belâsına düşürmeden, kendi makâmında olgun mürîd olarak kalanlardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Velî, Tecellîyât, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü