Dervişlik, Sufilik

Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün körler helak olurdu

Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Her ne kadar körler sopa ile yol görmüşlerdir. Ama yine gözlükler sayesinde dünyada gözlükler ve padişahlar olmasaydı bütün körler ölürlerdi. Evet. Körün elinde bir değnek var. O körün elindeki değneği yapan gören birisi var. Körün elinde bir asa var. O asayı yapan, gören bir kimse kör kendi kendine o asayı yapması mümkün değil. Veya gören bir kimse asayı yaptı, onu eline verdi. Gören bir kimse o değneği işte kırılmasın hem hafif olsun diye gitti ormandan işte güzel bir değnek buldu ona yaptı. Hatta tehlikelilerden korunması için belki de ona biraz daha sert ağaçtan yaptı. Hatta biraz daha tehlikelerden korunması için değneğin ucuna sivri metal koydu. Dedi ki bu daha da kendisini korur, muhafaza eder, kendisini savunur. Dedi. Bunu kim yaptı?

Bunu gören bir kimse yaptı. Şimdi aklını, mantığını ilahlaştıranın önüne delilleri de yine dini olarak kim koydu? Gören birisi koydu. Kör değil. O fıkıhçılar gören insanlar. Sen kalktın şimdi, taharetlenmesini bilmiyorsun. Mezhepler lazım değil de atıyor kenara. İmam-ı. Azam’ı, İmam-ı. Şafii’i, İmam-ı. Malik’i, İmam-ı. Hanbeli’yi attı kenara. 10 sayfa kitap okudu ilahiyatta 20 sayfa kitap okudu. Arkadaş bütün mezheplere karşı çıkıyor. Hani çok biliyor ya o. Veyahut da gitti orada internetten iki araştırma yaptı. Mezhepleri, tarikatları, hadis-i şerifleri reddetti. Çıktı. Birden o ne oldu? O kimse kendini bir zannetti veyahut da iki kitap okudu. Kendini zamanın göreni gördü. Ya senin okuduğun kitaplar bir başka görenin. Sen kendi gördüğünü söylesene. Yok hayır. Hem taklit etti. Taklit ettiği noktalarda kendini padişah zannetti.

Ya sen bir başkasının kitabından okuyup da neden padişahlık ilan ediyorsun? Senin padişahlık ilan etmen için senin bir şeyler yapman lazım. Sen. İmam-ı. Azam’la kendini eş derdi tutuyorsun. Ya hadi bakalım bir. İmam-ı. Azam ol. Kolay mı? 4 yaşında hafızdı. Sen nereden hangi küstahlıktan öğrendin bunu? İmam-ı. Azam’la eş değerdeyim diyorsun veyahut da iki hal gördü. Geylan. Hazretlerinden yukarılarda dolaşıyor arkadaş. Dervişlerde de var bu hal veya 3 be kişi etrafında toplanıyor. Bir bakıyorsun adam zamanın gavusu olmuş çıkmış. Tabii 5 10 tane derviş iki şak ediyor onu. Bir bakıyorsun ki oho şeyhi de geçmiş. Ben şeyh oğsam diyemeye başlamış. Ya hoş geldin ya. Senin eline o değneği veren bir gören. Bir gören seni zakir etti. Bir gören seni çavuş.

Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … Hakkında

etti. Bir gören seni nakip etti. Bir gören sana vazife verdi. Sen nereden kendinde o süsü buldun şimdi hemen? Ne oldu? İlk hançerini ona görevi tevdiye edene uzattı. O görene uzattı. Allah muhafaza eylesin. >> Amin. >> Ve o hani kendince kendini bir zannedenler bir zannettirecek ilmi de görenlerden aldı. Zahirse zahir ulemanın piri olan fıkıhsa fıkıhçılardan, kelamsa kelamcılardan, akaitçilerden, kendi kendine öğrenmedin ya. O görenlerin kitaplarını okudun. E şimdi o zaman sen kalkıp da onların sayesinde onları aldığın halde neden sen kendi kendine bir süs veriyorsun? Yok. Eğer o körlerin eline değnekleri veren, görenler olmasaydı bütün körler helak olurdu ve dışarı çıkamazlardı. İçeride dursalar ne olacak? Aç kalırlardı. İçeride kalsa ne olacak? Aç kalacaktı. Yemek pişirebilecek mi? Hayır. Oysa.

evin içerisinde bulgur da var, yağ da var, su da var, tuz da var, her var. Görmüyor gözü. Gözü görmeyince ne kadar bulgura, ne kadar yağ koydu, ne kadar su koydu, ne kadar salça koydu, biliyor mu, görüyor mu? Görmüyor. Aç kalırdı. Ben annemden biliyorum. Şeker hastasından dolayı uzun müddet, 10 yıldan fazla gözleri hiç görmedi. Üç sefer ameliyat ettirdim ben. Görmüyor kadının gözü. Kaşığıyı eline veriyorsun, tabağı da eline veriyorsun. Ondan sonra üstüne başına döküyor kadın. Ağzına götürecek ama kaşığı ters mi tuttu, yüz mü tuttu bilmiyor. Tabakta ne kadar ne kaldı, ne kalmadı görmüyor. Bu sefer yanına muhakkak bir yardımcı koyduk. O gidioryor onu. O içiriyor. O tuvalete götürüyor. O taharetlendiriyor. Görmüyor. Bildiniz görmüyor. Görmesi sıfır. Hatta bir.

son ameliyatta dedi. Bir ışık. Bir ışık göreyim dedi. Ya bir ışık göreyim. Kurban keseceğim dedi ya. Bir insan bir ışık süzmesini gördü diye sevinir mi? Ben ameliyat ettirdim onu. Dedim, “Tamam anne, inşallah” dedim. Hani. Cenâb-ı. Hak dedim göstersin sana. Ya bir diyemiyorsun. Gözlerin açılmayacak diyemiyorsun. Şeker hastaları kendinize dikkat edin. Başta ben. Evet. Göz, böbrek gidiyor. Bak orada oturuyor. Kaç tane parmak gitti? İki tane parmak gitti şekerden. Böyle bir rahatsızlık. Kanser normalde en uzunu yaşatır insanı. 2 yıl 2 bu5 yıl. Bizim. Acıok’tta 2 yıl yaşamadı bile. Şeker hastası kanser. Bildiniz tedavisi yok. Kanser. Ben kanser diyorum şeker hastalığına. Yok. O ne oluyor bu? Bir müddetç sonra işte kimisinin gözüne vuruyor, kiminin ayağına vuruyor, kiminin böbreklerine vuruyor.

Kadın bir ışık görebilmek için ya ışık göreyim yeter. Mustafa dedi bana. Ameliyat oldu. Açtılar ameliyat şeylerini. Ege. Üniversitesi’nde bir de profesörler yaptı ameliyatı. Açtılar. Ondan sonra ışık gördü. Ne sevindi kadın ne sevindi. Işık gördüm diye. Dedim beni görüyor musun? Bir karaltı gibi görüyorum dedi. Karaltı. Karaltı gibi görüyorum dedi. Ne böyle sevindi karaltı gibi görüyorum deyince şimdi işte görmeyen bir kimse için görmek bu kadar önemli ama görmeyen bir kimsenin yanına muhakkak gören lazım ve muhakkak onun eline bir değnek lazım. Eğer değnek olmazsa o yine yol yürüyemez. Sufiler için de, sufiler için de gören üstat lazım. Eğer gören üstat yok ise o da yol yürüyemez. Bir de hani manevi körlük var ya bu işin zahiri köründen anlatıyoruz.

Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … Sohbeti

Bir de işin manevi körlüğü var. E manevi körse bir kimse ona gören bir üstat lazım. E bu dünyada kör ise ötede de kör olarak halk olacak. Rabbisini tanımayacak. Çünkü. İsrahiyet 72 bu dünyada manen kör olan ahirette de kördür. Hatta daha da. Hatta daha da sapıktır. E bu dünyada körsün. Sen normalde yaşamış olduğun dinin maneviyatından uzaksın. E hiç olmazsa bir görenin yanına git. Ona boyun bük. Ona diz çök. De ki ya ben bir görene tabiyim de. Nefsine uyma. E sen kör bir şekilde kendine yol aramaya çalışıyorsun ve yol bulamazsın. Hatta daha da sapık olur çıkarsın. Kör olanlar bakın ayet-i kerimede hatta daha da sapıktır diyor. Kör olanlar sapkınlıklarını artırırlar. Kör olan bir kimse her an için.

sapkınlığa düşme ihtimali çok büyüktür. O yüzden. Bediüzzaman. Said. Nurs hazretleri der ki hani adi samimi bir ehli tarikat bugünkü diyor mütefennin bir alimden daha fazla imanını korur. Sebep çünkü o üstadı üstadın üstadı üstadın üstadı onlara tabidir. O bir görene tab. E şimdi görene tabi değilse o zaman o kimse nasıl bu dünyada dinini tam bir şekilde yaşayabilecek? Doğruyu eğriyi ayırt edebilecek. İyiyi kötüyü. Bu çok zor bir. E o zaman öyle olunca normalde bu tip kör insanlar manevi de kör olduklarından dolayı varlık alemine bakıp varlık aleminde. Cenabı. Hakk’ın sıfatsal tecelliyatlarını görüp gözlerini açma noktasında da değiller. Onlar çünkü kör. O sıfatsal tecelliyatı da görmüyor. E manevi olarak da elinde bir delil yok. Öyle olunca sapıttıkça sapıtıyorlar. Allah.

muhafaza eylesin. >> Amin. >> Ve bakıyorsunuz gerçekten tam ahir zaman içler acısı bir durum. İnsanlar bilen kimselere de ihtiyaç duymuyorlar.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Körlerin eline değnekleri veren görenler olmasaydı bütün … sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.