>> Amin. O yüzden mridin yanılması mazur görülür veya toplumun yanılması mazur görülür. Halkın aldanması, aldatılması, halkın aldanması mazur görülür. Hani derler ya o kimse ateşe düşmüş. Ona derler ki buradan kurtulacaksın. Kendince başka bir alternatif göremez. şaşkınlaşır, sarhoşlaşır, batar o hani gelir böyle ordalıkta dolaşan faizciler vardır. Onların bir de ayakçıları vardır. Seninle arkadaşmış gibi davranır. Sen dertleşirsin ya sorma işte şu kadar çekler var gelecek ama şu anda çok sıkıntılıyım.
Der ki ya sıkıntı yapma. Benim tanıdığım bir arkadaşım var. Ben sana kefil olayım. Ben sana yardımcı olayım. Onlar sana para verirler. çeklerini kırıverirler. Seni faize alıştırır. Sen kurtuluş ümidiyle o faizceye yapışırsın. Yapıştığın anda battığının işaretidir. Perişan eder seni. Şimdi insanın bu noktada yanılması Kur’an sünneti bilmiyor. Çünkü işin hakikatini bilmiyor. Yanılması mazur görülür. Hazreti Pir çok güzel bir örnek vermiş. O hak ararken sahte bir şeyhe düştü.
Kıbleyi karanlıkta yanlış bulsa Hakkında
O hak bir şeyh arıyordu, hak bir siyasetçi arıyordu, hak bir alim arıyordu. Ama o samimiyetle arıyor ya. O samimiyetle ararken işin sahtesine düştü. Ehliyetsiz olana düştü. Hazreti Pir, “Çok hoşuma gitti bu benzetmesi diyor. Karanlıkta kalan bir kimse kendi kalbince bir yöne yöneldi. Onun namazı tamam mı?” “Tamam. İşte diyor bir müitnada bilemedi, tanıyamadı ve o kimse bir yere döndü ve oraya intisap etti. E mürit belki de elinden geleni tam anlamıyla yapmadı.
Çok araştırmadı, çok bakmadı. Ama normalde o kimsenin niyeti salih, niyeti salih olunca o kimse de eee bir yere döndü, namazını kıldı. Namazı namaz mı? Sahabeler kendilerince böyle bir şey yaşamışlardı. Gece karanlığında herkes kendince bir kıble tayin etti. Herkes kendince bir kıble tayin edince namazını o kıbleye doğru eda etti. Ea ettikleri yönü bellilik koydular tabiri caizse. Sabah oldu. Sabah olunca kimisinin kıblesi doğru, kimisinin kıblesi doğru değil.
Allah Resulüne sallallahu aleyhi ve sellem’e bu meseleyi aktardılar. Dediler ki ya Resulallah böyle böyle biz gece karanlığında yatsı namazı kılmak için bir türlü bir tespit edemedik kıbleyi. Tespit edemeyince karanlıkta hepimiz farklı farklı yönlere yöneldik. Namazımızı eda ettik. Sonra sabah olduğunda baktık ki bir kısmımızın kıble niyetiyle döndüğü yer kıble değilmiş. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir an durakladı. Vahiy geldi. Bakara 115.
Kıbleyi karanlıkta yanlış bulsa ve Önemi
Doğu da Allah’ındır, batıda. Nereye dönerseniz dönün Allah’ın veçi oradadır. Ayet-i kerimede veç olarak geçiyor. Ben onu zat olarak görüyorum. Nereye dönerseniz dönün Allah’ın veci oradadır. Bu ayeti kerime o geldi. O zaman kıble karanlıkta kalan bir kimse için yanlış dahi olsa Allah için niyet ettiğinden dolayı onun namazı namaz.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.