İhtiyar eteğini dedikodudan. Ona ait bizim ağzımızda ancak yarım bir söz kaldı. Dedikodu nedir? Hikmete yabancı olan şeylerdir. Dedikodu nedir? Senin yaşamadığın şeyleri anlatmandır. Dedikodu nedir? Bir lafı alıp öbür tarafa götürmendir. Başkasından lafı alıp başkasına götürürsün. Dedikodudur. Hakikat dedikoduya aykırıdır. Siz bir başkasının yaşadığını veya söylediğini bir başkasına hikmet olarak aktaramazsınız. Eğer hikmet ehliyseniz o zaman kalbinize gelen hakikati anlatırsınız. Yok kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın, dinleyici olun. Sufi iyi bir dinleyicidir. Dinler sadece dinler. Ya mürşitsindir anlatırsın ya da müritsindir dinlersin. Mürşitler bir tarafı mürittir bir tarafı mürşittir. Mürşitler neye mürittir? Allah’a celle celalühuna. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e onun bir tarafı mürittir. Onun bir tarafı mürşittir. Kime? Ihvanına, kardeşlerine mürşittir. Kardeş olmayana da mürşit.
Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın din… Hakkında
değildir. Sebep çünkü ihvanına gönülden gönüle bir bağ vardır. Gerçek manada ona tabi olan gönlünü ona açan onun gönül dünyasından nimetlenir, feyizlenir. Aradığını ve istediğini ondan alır. Ama gerçek bir mürit değil ise, yüzeysel bir mürit ise sadece zahiri sohbetlerden alır alacağına. Ama o kimsenin gönül penceresi açıldıysa ve gönül dünyası onun sohbeti almaya hazır ise o mürit o mürşidin gönlünden alacağını alır. Yok. Gönlü harekete geçmediyse, kımıldamadıysa o zaman mürit sadece zahir sohbetlerden alacağını alır. Yanlış mı? Değil ama eksik. Müride lazım olan gönül penceresini açıp gönül dünyasını sohbete hazır hale getirme, tecelliyata hazır hale getirme, esma-i sıfatının cilve-i rabbanesine açık bir hale getirmektir. Dervişin işi budur. Öyle olunca derviş dedikodudan kurtulur. Bir başkasının rüyasını anlatmaktan kurtulur. Kendi rüyasını.
Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın din… Sohbeti
anlatır. Bir başkasının halini anlatmaktan kurtulur. Kendi halini anlatır. Bir başkasının kalbine gelen o feyuzatı anlatmaktan kurtulur. Kendi kalbine gelen feyzatla zevk edinir. Kendi kalbine gelen feyzatı anlatır. Eğer normalde bir derviş kardeşinin feyzatını anlatıyorsa o yine dedikodu yapıyor. Ve bu meseleler bir de iddia halinde de değildir. O kimse artık kalbine gelen varidata göre konuşur. Ama kalbe gelen varidat da o hayal ürünü olmaması, heva ve hevesten gelmemesi gerekir. O gerçekten ilahi bir perdeden ilahi bir ses ile gelmesi gerekir. O zaman onun kalbi varidata açık. O zaman onun kalbi nurlanmış. O zaman onun kalbi feraset nuruyla nurlanmış. O zaman onun kalbinde zikri lisani harekete geçmiş. O zaman onun kalbi ilmi-i ilahiden ilim almaya başlamıştır. Eğer bu hale gelmediyse.
derviş sussun. Sadece dinlesin tabi olsun. Yok. O kimse bu hale geldiyse ona da susmak yasaktır. Çünkü ilmi ket ediyor. Ilmi donduruyor. İlmi saklıyor. Kalbine gelen ilmi insanlara aktarmıyor. O ilmi kendi malı gibi görüyor. Kendisi gibi görüyor. O da onu tepes takla düşürür. Bu da doğru değildir.
İlgili Sohbetler
- Sufi her konuda temiz ve disiplinlidir, saç sakal karışık hırpani bir sufilik yo
- Sufilik yolunda belirli bir zamana kadar her teşbihin tenzihe ihtiyacı vardır
- Yol Kur’an ve sünnet Kur’an,sünnetin dışında dilimden bir nasihat çıkarsa getir
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın din… konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Kalbinize gelen hakikat yok ise siz söyleyici olmayın din… sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.