Sufîlik Yolunda Her Teşbîhin Tenzîhi Vardır
Sufîlik yolunda belirli bir zamana kadar her teşbîhin tenzîhi vardır. Teşbîh — Allâh’ı yaratılmışlara benzeterek anlatmak. Tenzîh — Allâh’ı yaratılmışlardan münezzeh tutmak. Sufî yolunda mürîd bâzen teşbîh ifâdeleri duyar (Allâh’ın eli, yüzü, kürsîsi vb.); ama bunları tenzîh çerçevesinde anlar. «Allâh hiçbir şeye benzemez» (Şûrâ 11) — temel kuraldır.
Teşbîh — Anlatım Kolaylığı
Teşbîh anlatım kolaylığıdır. Kur’ân ve hadîslerde «Allâh’ın eli», «Allâh’ın yüzü», «Allâh’ın kürsîsi» gibi ifâdeler geçer. Bunlar insanın anlayışına uyacak şekilde anlatılır. Yoksa Allâh’ın gerçek mâhiyetini hiç kimse bilemez. Teşbîh ifâdeleri bir tür mecâzdır.
Tenzîh — Asıl Akîde
Tenzîh asıl akîdedir. «Allâh hiçbir şeye benzemez» (Şûrâ 11). Allâh’ın eli insan eli gibi değil; yüzü insan yüzü gibi değil; kürsîsi insan kürsîsi gibi değil. Bunlar Allâh’a hâs, mâhiyeti bilinmeyen sıfâtlar. Mü’min teşbîh ifâdesi duyduğunda «Allâh için, ama yaratılmışlara benzemeden» diye düşünür.
Sufînin Yolu — Tenzîh Çerçevesi
Sufînin yolu tenzîh çerçevesindedir. Sufî zikrederken, ibâdet ederken, sohbet ederken — hep tenzîhe sadıktır. Eğer bir teşbîh ifâdesi söylenirse, bunu tenzîh çerçevesinde anlar. «Allâh’ı görmek» tâbîri duyduğunda fizîkî görme zannetmez; Allâh’ın tecellîsini anlamayı kastettiğini bilir.
Belirli Bir Zamana Kadar — Mertebe
«Belirli bir zamana kadar» — mâneviyâtın mertebelerine işâret eder. Başlangıç mertebesindeki mürîd teşbîh ifâdelerini olduğu gibi anlayabilir. Yüksek mertebelerde ise tenzîh anlayışı oturur. Mürşid mürîdi yıllarca eğitir; ve onun anlayışını saflaştırır. Bu, sabırla yapılan bir terbiyedir.
Müteşâbihât — Kur’ân’da
Kur’ân’da müteşâbihât âyetleri vardır — mânâsı tam açık olmayan, te’vîle muhtaç âyetler. Bu âyetler teşbîh içerir; ama mânâsı tenzîh ile birlikte alınır. «Allâh’ın eli onların ellerinin üstündedir» (Feth 10) — bu, fizîkî bir el değil; gücün, kudretin ifâdesi. Sufî bu ince yorumu öğrenir.
Akîde Eğitimi — Mürşid Vasıtası ile
Akîde eğitimi mürşid vasıtası ile olur. Mürîd kitaplardan tek başına akîde öğrense, yanlış anlayabilir. Mürşid ona doğru çerçeveyi gösterir; teşbîh-tenzîh dengesini öğretir. Bu eğitim olmadan mürîd ya teşbîhe ya da aşırı tenzîhe kaçar. Mürşid dengeyi sağlar.
Niyâz — Doğru Akîde İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni teşbîh-tenzîh dengesine sahip bir sufî eyle. Senin hiçbir şeye benzemediğin akîdesini kalbime yerleştir; ama anlatım kolaylığı için kullanılan ifâdeleri de doğru anlamamı sağla. Mürşidim vasıtasıyla doğru akîdeyi öğrenmemi nasîb et. Müteşâbihât âyetlerini te’vîl yoluyla anlamamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi doğru akîdeli sufîler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Teşbîh, Tenzîh, Akîde. → Tasavvuf Sözlüğü