İslâm’da Def Çalmak, Şiir, İlâhî Okumak Harâm Değildir — Sahih Sünnet Bu Sanat Şekillerini İçerir
İslâm’da def çalmak, şiir söylemek, ilâhî okumak harâm değildir. Bunlar — bazı kesimlerin iddiâ ettiği gibi yasak değil; aksine sahih sünnet bunları içerir. Hz. Peygamber döneminde def çalınmış; sahâbe arasında şâirler olmuş; ilâhî tarzı zikrler okunmuştur. Şartı: içerik haramı teşvik etmesin; ahlâkı bozmasın; ibâdetlerin yerini almasın. Bu şartlar altında — sanat İslâm’da mubâhtır. Mü’min sanata düşmanlık etmemeli; sahih çerçevede istifâde etmeli.
Def Çalmak — Sünnet
Hz. Peygamber Medîne’ye hicret ettiğinde, kızlar def çalarak «Talâa’lbedru aleynâ» ilâhîsini okudular. Hz. Peygamber memnun oldu; engel olmadı. Düğünlerde de def çalınmasına müsâade etti: «Düğünde defi ile ilân edin» buyurdu. Bayramlarda kızların def çalıp şarkı söyledikleri rivâyet edilir; Hz. Peygamber bunu yasaklamadı. Demek ki — def çalmak temelde mubâhtır.
Şiir — Hassân ibn Sâbit Örneği
Şiir — sahâbe arasında yaygın idi. Hassân ibn Sâbit, Hz. Peygamber’in şâiri idi; Hz. Peygamber «Mescidde minber kur; Hassân İslâm’ı şiirlerle savunsun» buyurdu. Ona «Rûhu’l-Kudüs senin ile beraber olsun» diye duâ etti. Demek ki — İslâm şiire değer veriyor; hatta savunma vasıtası kılıyor. Kabe b. Züheyr’in Hz. Peygamber’i medheden «Bürde» kasîdesi meşhûrdur.
İlâhî — Tasavvufî Gelenek
İlâhî — tasavvufî zikr çeşididir. Yûnus Emre, Niyâzî Mısrî, Erzurumlu İbrâhim Hakkı — bu büyük zâtlar ilâhîler bestelemişlerdir. İlâhî dînî muhtevâlı bir tür şiir, manen genelde kâfiyeli ve müzikal. Cuma günü mevlid, Ramazan’da terâvih sonrası, dergâhlarda sohbet sonrası — ilâhîler okunur. Bu — Müslüman halkın dînî hayatını süsleyen, eğiten bir vâsıta. Yasaklayanlar — sünnete ters hareket ediyor.
Yasak Olanlar
Tabiî, her şarkı, her şiir, her enstrüman yasaktır değildir; ama bazı çerçevelerde yasaktır. 1) İçerik harâmı teşvik etmesin — zinayı, içkiyi, kötü ahlâkı övmesin. 2) Sözler şer’î ölçüye uysun. 3) İbâdetlerin yerini almasın — şarkı namazın yerine geçmez. 4) Tahrîk edici fitne unsuru olmasın. Bu sınırlar dışında — sanat haramdır. İçinde — mubâh hatta sünnet.
Çalgı Aletleri Meselesi
Çalgı aletleri konusunda âlimler ihtilâf etmiştir. Selefî/Hanbelî bazıları «bütün çalgılar harâm» der. Diğer mezhepler — bilhassa Mâlikî, Hanefî bir kısmı — def, ney, kanun gibi aletleri mubâh sayar. Cumhûr (çoğunluk) görüş: def kesinlikle mubâh; diğer aletlerde içerik ve niyete göre değişir. Tasavvuf gelenekleri — bu mubâhlığı geniş kullanmıştır. Mü’min bu ihtilâfı bilerek, mensubu olduğu mezhebin görüşüne uymalı.
Modern İlâhî ve Sanat
Modern dönemde ilâhî sanatı geliştirildi: kayıt, dağıtım, yayın çok kolay. Mü’min sanatçılar — kaliteli ilâhîler, helâl muhtevâlı şiirler üretmeli. Genç kuşağı — fâsık şarkılardan çekmek için — sahih ilâhî ile cezbetmeli. Bu — modern bir vâzîfedir. Sanatı yasaklamak değil; sahih sanatı geliştirmek mü’minin yolu.
Niyâz — Sahih Sanat
Niyâz: «Yâ Rab, sanat anlayışımı doğrult. Sahih sünnet çerçevesinde def, şiir, ilâhî sevmemi nasîb et. Yasaklayıcı aşırılığa düşmeyeyim; ama harâma da kapılmayayım. Sanat ile ibâdeti karıştırmayayım. Hassân ibn Sâbit gibi — sanatı Allâh’ın hizmetinde kullanan bir mü’min eyle. Yûnus Emre, Niyâzî Mısrî gibi büyüklerin ilâhîlerini sevmemi nasîb et. Sanatı şer’in çerçevesinde yaşamamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İlâhî, Şiir, Def. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Şems 91/7-10; nefsi arındıran ve kirletenin sonucu.
- Kur’an-ı Kerim, Furkan 25/43; hevasını ilah edinme uyarısı.
- Kur’an-ı Kerim, Casiye 45/23; hevasını ilah edinen kimse uyarısı.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, nefsin terbiyesi, riya ve heva bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, mücahede, riyazet ve istikamet bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, nefis terbiyesi ve riyazet bahisleri.