İlim

İslam, bilime karşıymış gibi bir algı oluşturuluyor

İslam, bilime karşıymış gibi bir algı oluşturuluyor konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda İslam, bilime karşıymış gibi bir algı oluşturuluyor hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. Bilimsel açıklamalar, evrenin, yaşamın ve bilincin kökenine dair pek çok mesele artık doğa bilimleriyle açıklanabiliyor. Örneğin evrenin başlangıcının kozmoloji, canlıların evrimini biyoloji, zihnin işçiyesini işte nörobilim açıklıyor.

Bu yüzden bu açıklama borçlu için tanrıya başvurma gereği azılıyor. Bu noktada bir sıkıntı yok ki. dinin İslam’ın bilimlerle alakalı bir sıkıntısı yok. Otursunlar eee varlığı incelesinler. Otursunlar kozmolojiyi incelesinler. Otursunlar eee nörolojiyi, nörobilimi incelesinler. Bunda bir sıkıntı yok. Yani ilim olarak siz daha ne tarafa doğru giderseniz gidin, neyi incelerseniz inceleyin. Bunları ayet-i kerimelerden çıkarmanız mümkün değil. Çıkarmayabilirsiniz de.

Siz kozmolojiyi araştırdınız da dinsiz araştırmayın mı dedi? Veya siz nörroimi araştırdınız da dinsizi araştırmayın mı dedi? Din ilim Çin’de de olsa hikmet daha doğrusu ilim de demiyor. Hikmet Çin’de de olsa gidip alınız. Hikmet Müslümanın yitik malıdır. Nerede bulursa alır. Bunlarda İslam’ın bir e yasaklaması söz konusu değil veya dinin bunda yasaklaması söz konusu değil. Yani siz uzaya gittiniz de Kur’an mı yasakladı size? Hatta Kur’an size düşünmeyi, varlığın üzerinde tefekkür etmeyi, yaratılışın üzerinde tefekkür etmeyi sevk eder.

Ve o tefekkürü de hadis-i şeriflerde der ki, “O tefekkür 80 yıllık nafile ibadetten üstündür.” der. Öyle olunca siz varlığın üzerinde tefekkür edin. Varlığın üzerinde düşünün, analizler edin. Varlığın üzerinde çalışın. Bakın normalde bu noktada dinin yasakladığı bir nokta yok ama şöyle bir şey var. Böyle sığ benim de karşı olduğum sığ dini mezhepler, meşrepler var. Şahsa ait bu. Yani bu tip böyle gelişmelere, bu tip şeylere açık olmayan e evet görüş ve düşünceye sahip olanlar var mı?

Var ama bunlar normalde dinin kendisi değil. Yoksa siz oturun Cenabı Hak ayı nasıl yaratmış, güneşi nasıl yaratmış, evreni nasıl yaratmış, yaratılışın başlangıcına doğru gidebiliyorsanız gidin veyahut da varlığı istediğiniz noktada üzerine tefekkür edin. Nefsini araştırmak istiyorsanız araştırın. Bu noktada dinin herhangi bir yasağı yok ki. Allah bizi affetsin. O yüzden bu noktada dinin açıklama boşluğu da yok. Sonsuz demeyeyim ama her daim büyüyen bir varlık var.

Evren var tabiri caizse. Her daim büyüyen ve her daim yeniden yaratılan ve yaratmanın son bulmadığı bir evren var. Ve siz bunun neresinden tutarsanız tutun yürüyün. Bu noktada normalde sizi durduracak bir şey yok. Ve sizin yürüdüğünüz noktada ilim olarak gördüğünüz nokta bu benim kendi şahsi düşüncem yani parmağınızın üzerindeki bir damla su bile değil. Şu anda varlık üzerinde ister kozmoloji olarak ister nörobilim olarak ister evreni tanıma olarak evren bilimi deyin.

İslam, bilime karşıymış gibi Hakkında

Siz nereye giderseniz gidin şu anda insanlığın elde etmiş olduğu çok büyüttüğü bilgi yemin ediyorum bunu inanaraktan söylüyorum tırnağınızın üzerindeki bir damla su bile değil. Ulaşıldıkları yer. Daha şu anda ilim dediğiniz, bilgi dediğiniz şey insanı çözümleyememiş. Gözünün önündeki insanı çözümleyememiş henüz daha. Bilgi, ilim e insanı çözümleyememiş. Daha daha dağları çözümleyememiş. Daha okyanusu çözümleyememiş. Ya bırakın oralara gitmeye. Daha henüz piramidi çözümleyememiş.

piramitleri bırakın işte bir Göbeklitepe çıktı. Göbeklitepe’yi çözümleyemediler. Hani biz nereden gel? Maymundan geldiydik. 13.000 yıl önceki Göbeklitepe’yi kapattılar. Neden kapattılar? Çünkü bütün felsefeleri çöktü. Bize 100 yıldan 200 yıldan beri dayattıkları, batının dayattığı felsefe Göbeklitepe’de çöktü. Göbeklitepe’de bak işte çıkarıyorlar. Cep telefonu var, bilgisayar var, arabalar var, uçaklar var. Göbeklitepe’de. Senin geldiğin ilim bu noktada değil.

Hani biz taş devri, tunç devri, puş devri oradan geliydik. Hani biz maymundan gel dedik. Bize onu dayattılar ya. Hani nerede? Şu anda dünya üzerinde bilgi yok, ilim yok. Dünya üzerinde algı var. Dünya üzerinde ilim, bilgi üzerinde sömürü var. Uyandırmıyorlar insanları. İnsanları köleleştirme var dünya üzerinde. Sanki çok büyük bir bilgiye, çok bir çok büyük bir ilme sahiplermiş gibi algıyla yönetiyorlar dünyayı. Ve bütün dünya insanlarını hangi dinden olursa olsun sömürüyorlar.

Hangi dinden olursa olsun hepsini katlediyorlar. İlim, bilgi denilen bir şey yok. Daha kendini tanımamış insan. Koca Yunus’un dediği gibi, “İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.” Adam normalde insanı çözümleyememiş. Neden çözümleyemiyor? Çözümlemesi bitmez çünkü insanın. Siz ilk Adem’in yaratılışını çözün. İlk önce Cenabı Hak bütün isimlerini ona hıfzettirdi, öğretti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bütün isimleri öğretti demek.

Ultra insan demek. Her şeyiyle bir tamam insan demek. Hem mana olarak hem manevi olarak hem de zahiri olarak. Biz o insana ulaşamadık ki daha. Bakın o insana ulaşamadık biz daha. Neyi çözümlüyorlar? Sömürmeyi biliyorlar. Silahlanıyorlar. İnsanları savaştırıyorlar. Oradan sömürüyorlar. Başka bir şey değil. Ve dünya insanlığı da milliyetçilikle, dinle, bakın dinle, mezheplerle savaşmayı biliyor sadece. Din bir savaş aracı olmuş. Irkçılık bir savaş aracı olmuş. Meşrepler, mezhepler savaş aracı olmuş.

İslam, bilime karşıymış gibi ve Önemi

Ekonomi savaş aracı olmuş. Siyaset savaş aracı olmuş. Ve bunlarla insanları Bana söyler misiniz? İlkokulda, ortaokulda, lisede aldığınız ilimle bilgi ne? Üniversiteye gittiğinizde üniversitede aldığınız ilimle bilgi ne? Bir meslek sahibi oldunuz. Üniversiteden sonra bir meslek sahibi oldunuz. Aldığınız ilim ne, bilgi ne? Size ne veriyorlarsa o kadar biliyorsunuz, o kadar öğreniyorsunuz. Bir ilahiyat öğrencisi, İmam Maturi’den haberi yok. Bir ilahiyat öğrencisinin fıkıhtan, İmam-ı Azam’dan haberi yok.

Diyanetteki bir müftünün İmam-ı Azam’dan haberi yok. Ama hepimiz de Hanefiyiz. İmam-ı Azam’dan haberimiz yok. İmam-ı Azam’ın fetvalarından da haberimiz yok. Siyasi fetvalarından haberimiz yok. Ekonomik fetvalarından haberimiz yok. Sosyal hayatı ilgilendiren fetvalardan haberimiz yok. Haberimiz olan şu: Abdesti bozan bozmayan, namazı bozan bozmayan, orucu bozan bozmayan, haccı bozan bozmayan, onu da uymuyorlar haçla alakalı. Bunlara da Diyanet kendine göre boyna fetva üretiyor.

Mesela Müzdelife vakfesinde durdurmuyor. Müzdelife vakfesi Hanefi’ye göre vacip. terk ederse bir kurban gerektirir ona. Ama vakti girmeden Müzdelife vakvesi yaptırıyor. Vakti girmeden namaz kılıyor musun? Vacip olan ibadeti nasıl yaptın? Vakti girmeden yaptı. Çobanlar geldi Allah Resulüne dedi ki biz çobanız. Hayvanları eee yırtıcı hayvanlar kapabilir. Biz gece şeytanı taşlayabilir misiniz? Taşlayabilirsiniz dedi. Diyanet 100.000 toı var. Koyun çünkü hepsi de.

Onlara dedi ki, “Gece taşlayacaksınız.” Gece taşladılar. İyi soban mısın? Vaktin var mı? Ey izdiham var. Hac izdihamdır. O zorluğa katlanacaksın ki sevabın çok olsun. Müzdelife vakvesini yapacaksın. Ondan sonra şeytanı taşıyacaksın. Hepsine şeytanı taşlatıyor mu? Hanefi fıkhını da bozuyor. E ben böyle söyleyince Diyanetçiler sevmiyor beni. Böyle söyleyince ilahiyatçılar da sevmiyor. Hoca nasıl seviyorsa işte bir sefer kaptırdı kendini. E şimdi normalde Allah bizi affetsin.

O yüzden yani sanki İslam evrenin çözülmesine karşıymış gibi bir algı oluşturuluyor. Değil kardeşim.


Kaynak

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.