Resûli Ekrem efendimiz Buhârî ve Müslim'in rivâyet ettikleri sahîh bir hadîsi şerîfte «İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır; sonra bunları takîp edenler, sonra da bunları takîp edenlerdir» (Buhârî, Fedâilü's-Sahâbe; Müslim, Fedâilü's-Sahâbe) buyurmuştur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette manevî mîrâsın silsile yoluyla yürüdüğünü, Resûli Ekrem efendimizden Hz. Ebû Bekîr, Ömer, Osmân, Alî, Hasan, Hüseyin ve Ehli Beyt yoluyla devâm eden bu nûrlu silsileye tâbî olmanın zarûretini, mü'minlerin azlığını, ve günümüzde ümmetin hâlini Filistîn, Sûriye, Afganistân, Bosna, Kırım, Doğu Türkistân örnekleriyle tafsîl etmektedir. Bu manevî silsile kıyâmete kadar eksilmeyen bir nûr deryâsıdır; ve mü'mîn bu silsileye girmeyi en büyük nimet bilmelidir.
Hayrı Asırların Hadîsi ve Manevî Silsile
Mustafa Özbağ Efendi sohbete Buhârî ve Müslim'de yer alan o meşhûr hadîsi şerîf ile başlar: «İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır, sonra bunları takîp edenler, sonra da bunları takîp edenlerdir.» Bu hadîsi şerîf yalnız sahâbe, tâbiîn ve etbâ'ı tâbiîn neslini medh etmekle kalmaz, aynı zamanda bu üç neslin manevî mîrâsının silsile yoluyla devâm ettiğine işâret eder. Mustafa Özbağ Efendi şöyle der: «Cenâbı Peygamber bu manevî mîrâsın silsile yoluyla yürüdüğüne işâret ediyor; ve bu yolu söylüyor — dikkat edin, bu devâm eder gider.» Hz. Muhammedi Mustafâ'dan Hz. Ebû Bekîr, Ömer, Osmân, Alî, Hasan, Hüseyin ve Ehli Beyt yoluyla bu silsile devâm eder. Bu silsile bir ırmak gibi akar; içine giren temizlenir, dışında kalan ise nûrdan mahrûm kalır.
Silsileyi İnkâr Edenin Hâli
Mustafa Özbağ Efendi bu yola tâbi olmanın bir zarûret olduğunu söyleyerek der ki: «Bu yolun devâmına tâbî olmak zorundasın. Kabûl etmeyebilirsin; senin kabûl etmemen yolu inkıtâ'a uğratmaz. Senin laf söylemen güneş ışığını vermemezlik etmez. Sen gözünü kapatmakla güneşi yok hükmünde göremezsin; ancak sen körler olursun. Sen güneşe sırtını dönerek güneşe de bir zarar veremezsin. Sen bu silsilei meşâyihi kabûl etmezsen onlara bir zarar gelmez.» Bu teşbîh çok manîdârdır: silsilei meşâyih güneş gibidir, kıyâmete kadar nûrunu saçar; mü'mîn ister kabûl etsin, ister inkâr etsin — silsile yoluna devâm eder. İnkâr eden yalnız kendi gözünü kapatır; nûrdan kendisi mahrûm kalır.
Mü'minlerin Azlığı ve Ümmetin Hâli
Mustafa Özbağ Efendi âyeti kerîmedeki mü'minlerin azlığı tabîrini günümüz şartlarıyla tafsîl eder: «Çok azınız îmân eder. Bakın Müslümanlar sanki çok; öyle değil mi baktığımız zaman? Kocaman bir bölge var: Afrika, Asya, Avrupa. Ve kocaman o bölgede Müslümanlar var; ama bir Filistîn meselesi, bir Afganistân meselesi, bir Sûriye meselesi, bir Irâk meselesi, yakın târihte bir Bosna meselesi, bir Kırım meselesi.» Mustafa Özbağ Efendi Kırım'ın bir İslâm İmparatorluğu'nun parçası olduğunu hatırlatır; Türkiye Cumhûriyetlerini, Asya'daki Türkî cumhûriyetlerini Hindistân'a kadar, Çin'in bir kısmını ve özellikle Doğu Türkistân'ı işâret ederek «inim inim iniyor» tabîrini kullanır. Bu coğrafyaların bütünü mü'minlerin yurtlarıdır; lâkin mü'minler hem azdırlar hem de el bağlanmış vaziyettedirler.
Mehdî Ordusu Teklîfi ve Deccâlî Mâni
Mustafa Özbağ Efendi yıllardan beri tekrârladığı bir teklîfini sohbette ifâde eder: «Ben yıllardan beri derim — bizim hangi hükûmet olursa olsun seslenirim, derim ki: Gelin bir Mehdî ordusu kurun. Gönüllülük esâsına bağlansın. Gönüllülük esâsına göre insanlar oraya gitsinler asker olsunlar; ve gönüllülük esâsına göre oraya para yardımında bulunsunlar; silâhlansın onlar.» Lâkin bu teklîfin önünde büyük bir mâni vardır: «Ama bu deccâl sistem, ama bu kâfir sistem, bu dünyâyı ele almış olan siyonist sistem ne yazık ki buna müsâade etmiyor; bunu yapmaya da kalkan hiç kimse yok.» Cenâbı Hak Tevbe sûresinde «Hafîf ve ağır olarak savaşa çıkın; mallarınızla, canlarınızla Allâh yolunda cihâd edin» (Tevbe 9/41) buyurmuştur. Bu emir gönüllülük ile, manevî silsileye dayalı bir mücâhede ile yerine getirilebilir; lâkin günümüzde bu emir uygulanamaz hâle getirilmiştir.
Mürşidi Kâmillerin Eksilmediği Hadîsi
Mustafa Özbağ Efendi Resûli Ekrem efendimizin müjdesini şöyle nakleder: «Cenâbı Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bu hadîsi şerîfle âhir zamânda ümmetine şerîatın zâhirini, hakîkatin bâtınını açıklayacak velîlerin, âlimlerin dâimâ bulunacağını, ve bu zevâtın sözleriyle, fiilleriyle insanları şerîatın âdâbına ve erkânına sevk edeceklerini bildirmiştir.» Bu velîler ümmetin Peygamberinin vârisleridir; tevhîdi hakîkatlerin erbâbıdırlar; ilhâma mazhar, doğru ferâsete ve güzel âdâba sâhiptirler; ve kıyâmete kadar Peygamberin yollarına tâbi olacak olan bu kâmillerden başka hiç kimseye bu makâm verilmemiştir. Bu zevât asla CIA, MI6, Mossad gibi deccâlî istihbârâtların organize ettiği sahte dergâh ve tekkelerden çıkmaz; bilakis silsilesi sağlam, maneviyâtı kuvvetli, kalbi ferâset ilmine sâhip, ve kalbi ilhâm alan velîlerdir.
Mürşid Bulamayanın Sorgusu
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mîne ciddî bir sorgu sunar: «Sen bulamadıysan, sen böyle bir yola girmediysen, kendini sorgula. Senin bir mürşidin yok ise kendini sorgula. Sen nasıl bir hatâ yaptın, sen nasıl bir yanlış yaptın ki senin yolun bir mürşidi kâmilin kapısına varmamış? Senin yolun bir velînin kapısından geçmemiş?» Bu sorgu mü'mîn için son derece mühimdir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Allâh'tan korkun ve sâdıklarla berâber olun» (Tevbe 9/119) buyurmuştur. Sâdıklar manevî silsilenin temsîlcileridirler; mü'mîn onları aramadıkça, kapılarına varmadıkça, manevî mîrâstan nasîbini alamaz. Bu nasîbi almamak ise kişinin kendi küstâhlığının, kendi yanlışının netîcesidir. Mustafa Özbağ Efendiin nasîhati nettir: yolu bul, kapıyı çal, mürşidi kâmile teslîm ol; bu yolda yürüdükçe peygamberlerle, sıddıklarla, şehîdlerle, sâlihlerle berâber olursun.
- Kur'ânı Kerîm: Tevbe 9/41, 119; Nisâ 4/69; Fâtır 35/32; Bakara 2/249; Hac 22/40.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Fedâili's-Sahâbe, hayrı asırlar hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Fedâili's-Sahâbe.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Menâkıb.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Sünne.
- İmâm Şâfiî, er-Risâle, silsile bahsi.
- İmâm Süyûtî, Tedrîbü'r-Râvî.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, suhbet bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle, suhbet ve mürşid bahsi.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, mürşid bahsi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Mevlid Kandili Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet hayrı asırların hadîsini, manevî mîrâsın silsile yoluyla yürüdüğünü, mü'minlerin azlığını ve ümmetin hâlini, Mehdî ordusu teklîfi ile deccâlî sistemin mâniini, mürşidi kâmillerin kıyâmete kadar eksilmediği müjdesini, ve mürşid bulamayanın kendi sorgusunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Mevlid Kandili Sohbetleri