Her türlü haramın serbest olduğu bu konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Her türlü haramın serbest olduğu bu hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. cenneti küçümsüyormuş gibi algılanmasın. Cennetlik olmak kolaydır. Yani İslam’da en kolay şey cennetlik olmaktır. Hele bu zamanda cennet o kadar çok kolaydır ki bu zamanda. Bu zamanda bir kimse haramlardan kendini uzak tutsun, namazını kılsın, farzları yerine getirsin.
Ehli cennettir o. Bakın ehli cennettir. Her şeyin bozulduğu, her şeyin böyle tarumar olduğu, bütün deccaliyetin ve şeytaniyetin her yerde kol gezdiği bir zamanda bir kimse iman edip iman edip imanında sabit kalıp farzlarını yerine getiriyorsa evliyadır evliyadır o kimse. Çünkü haram işlemek o kadar kolay ki elinin altında bütün haramlar. Ben bazen gençler kız erkek ayrıştırmadan hani zikrullah’a gelmiş, derse gelmiş. Ayaklarının altını öpmek lazım. Sebep ya gençler için o kadar her şey basit ki.
Her şey basit. Hele bugünün gençleri ceplerinde para var. Rahatları yerinde, keyifleri yerinde. Anne babalar hizmetkar onlara. Yani o çocukların bir şey yapması için bir mücadele etmesine de gerek yok. Benim gençde bizim arkadaşlar vardı. Bir kız tavlamak için, onunla merhaba demek için ne badirelerden geçerlerdi. Yani işin içerisinde dövülmek var, işin içerisinde kurşun yemek var, işin içerisinde madar olmak var. Her şey var. Yani bütün onları göze alacak.
Bir kız da bakışacak zaten. Bakıştı mı? O onun oldu, o onun oldu. Ben kız bana bakmadı diye kahran, sabaha kadar içen arkadaşım vardı benim. Oğlum bakmadıysa bakmadı. Neden kahrettin? Kahrediyor adam bakmadı diye sabaha kadar içti. Ben gülüyorum. Sen beni anlamazsın birader. Diyor oğlum anlamayacak bir şey yok bunda diyorum ya. Bakmadıysa bakmadı diyorum. Ya bizim gençliğimiz ayrı bir gençlikmiş ya. Gerçekten bakmak, bakışmak büyük aşktı. Adam mermi yemeği göze alıp bir merhaba diyecek ya.
Her türlü haramın serbest olduğu bu Hakkında
Düşünsene kızın amca çocukları var, teyze çocukları var, koca sülale. Onun içerisinden sen bir kız sana merhaba edecek, sen ona merhaba diyeceksin. Büyük cihat ya. Ama gerçekten kıymetli. Şimdi nerede öyle bir şey? Tabii bana da o zaman için tuhaf geliyordu. Ben arkadaşlara bakıyordum. Tuhaf tuhaf bakıyordum. Ya neden tuhaf bakıyor ya? Ben size anlamakta güçlük çekiyorum. Hani gerek yok bu kadar kendinizi stresek atmanıza diyordum ben. Sonra getir aa bir şişe daha getir bir tane daha birader kasayı getir buraya filan.
E ne oldu kız ona bakmamış. Allah bizi affetsin. Şimdi bu gençler gerçekten evliya. Bundan 40 yıl öncesine gittiğinde her şey zor. Şimdi her şey kolay. Şimdi her şey kolay. Her şey kolay olmasına rağmen o genç kendini muhafaza ediyorsa evliyadan avam insanlar işin hakikatini görmez. Dervişin de avamı vardır. O gencecik çocuk oraya derse gelmiş. Onu bir şeyler böyle hani taciz edecek, tahkir edecek. Ona böyle laf söyleyeceğim diye uğraşır. Ya bırak sen kendi çocuğuna laf söyleyemiyorsun.
Gelmiş oraya derse. Dervişin de zahirde kalanları vardır. İşin hakikatini görmez. Kendi çocuğunu terbiye edemeyen gelmiş genceci çocuğu terbiye edeceğim diye uğraşır. Evdeki oğlunu terbiye edemez. Evdeki kızını terbiye edemez. Gelir buradakınları terbiye edeceğim diye uğraşır. Ya sen evdekini terbiye et. Bırak burayı sen. İşin zahir tarafı o. Allah muhafaza eylesin. O yüzden zahir ulema, zahir insanlar, zahir dervişler meselenin hakikatini görmekten uzaktırlar.
Her türlü haramın serbest olduğu bu ve Önemi
Ve zaten onlar hakikati göremediklerinden dolayı da körleşirler. O körlüklerini de ilim olarak görürler. O karanlığı da aydınlık olarak görür. İşin en acı tarafı da bu. Karanlığın içindedir. Aydınlık görmemişiz iş. Çünkü yaşamış olduğu o karanlığı aydınlık olarak görür. yaşamış olduğu o karanlığı hakikat olarak görür ki ona bir laf söylemek, onu oradan almak mümkün değildir. Çünkü o kendi karanını kendi hakikati olarak görüyor. Aslında meseleye başka bir cihetten bakarsan doğru görüyor.
Nasıl doğru görüyor? Karanlık aydınlığa karşı doğru olabilir mi? O şahsın kendisine kendisinin doğrusu bakın onun kendisinin doğrusu o kendi doğrusunu yaşıyor ki evet onun doğrusu o karanlık onun doğrusu o onun önüne siz projektör koysanız gözleri kamaşır yok burası aydınlık değil der orayı görmek istemez o yani Ebu Cehil’i Utbesi Gördü mü? Onlar kendi karanlıklarını hakikat olarak görüyorlardı. Buradan Arabi’ye geçiş yapayım. Hani Arabi için Arabi öyle der.
İnsanlar kendi hakikatlerine koşarlar.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Daha fazla bilgi için Tasavvuf sayfasını inceleyebilirsiniz.