Haya, ihsan mertebesine ulaşmaktır ve kalp konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.
>> O yüzden biz haya ehli olma, utanma ehli olma yolunda olacağız ve bu eee utanmayı da üzerimizde ne yapacağız? Tesis edeceğiz. Allah affetsin bizi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki sahabelere, “Allah’tan hakkıyla haya edin.” Sahabeler dediler ki: “Biz Allah’a haya ediyoruz. Allah’tan utanıyoruz. Elhamdülillah.” Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki, “Söylemek istediğim bu sizin anladığınız haya değil.” dedi. Allah’tan hakkıyla haya etmek başı ve onun taşıdıklarını, batını ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çörümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının ziynetini terk etmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse Allah’tan hakkıyla haya etmiş olur. O zaman ne yapacakmışız? Asıl haya neymiş? Az önceki sohbette anlattığım gibi hani ihsan mertebesine ulaşmak.
Bu ne? Bütün azalarını günahlardan uzak tutmak. Yetmedi. İçini de batini diyor çünkü batini ve onun ihtiva ettiklerini. Batini ve onun da ihtiva ettiklerini batınını yani kalbin yani düşünce yani havatır aklından geçenler. Bunları da günahlardan sıyırmak, temizlemek, haya etmek, günahı düşlememek, günahı tasavvur etmemek, günahı planlamamak. Bu insanın iç temizliği. Günahı kalbinden geçirmemek, günahı aklından geçirmemek. Havatır, kötü havatır. Bunlardan uzak tutmak. İç dünyanı günahlardan uzak tutmak iç dünyanı şirkten uzak tutmak. İç dünyanı her türlü kötü ahlaktan uzak tutmak. kinmiş, nefretmiş, gıybet duygusu, dedikodu duygusu. İçeride daha bunlar iç batınını yani iç dizaynını düzgün tutmak, temiz tutmak. Bakın o zaman o kimse hayanın tadını alacak. İçin çıfıt çarşısı olmayacak. İçin çıfıt çarşısı olursa dış da on olacak. Hani hadis-i şerifte buyurdu ya, “Bir organ vardır.
O temiz olursa bütün vücut temiz olur. O da kalptir.” dedi. O zaman kalbi temiz tutma. Kalbi bu manada günahlardan arındırma. Kalbini günahtan arındırmazsan elin günaha gider. Kalbini günahtan arındırmazsan gözün günaha girer. Kalbini günahtan arındırmazsan elin, ayağın, uzuvların, uzuvların günaha gider. O zaman günahı kesmenin, günah yolunu kapatmanın yeri kalptir. E kalpte bu günah nasıl oluşur? Şeytan oturursa içine, şeytan oturursa günah düşünmeye başlarsın. Şeytan oturursa kalbine senin bütün vücudunu ihata eder şeytan. E şeytanı neyle kovacağız kalbimizden? Zikrullah ile. Yine hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu. Eğer kalpte zikrullah yok ise kalbe şeytan oturur. Eğer zikrullah oraya oturursa o zaman diyor kalbin dışına çıkar. kalbi eve benzetiyor. O zaman bir kimsenin kalbinde zikrullah var ise şeytanı kovdu kalbinden.
Yok kalbinde zikrullah yok ise o şeytanı kovamadı. O zaman onun kalbinden kötülükler geçecek mi? Evet. O zaman kalbinden günah kabler geçecek mi? Evet. Bu kalbinden içinden geçenleri daha önce sorumluydu Müslümanlar. Sonradan bir ayet-i kerime geldi. Allah sizin kalbinizden geçenleri dedi hani hesaba çekmez. Bakın o ilk ayet-i kerime duruyor orada. Bu kim için? Bu sufiler için. Bazen hani bunu ehli ilim öyle der. Hani Kur’an’daki nasuh mesuh meselesi yani bir ayet-i kerimeyi başka bir ayet-i kerimenin hükmünü ortadan kaldırması gibi. Bunu sufiler çok kabullenmek istemezler. Derler ki Allah’ın ayetlerini hiçbir ayetini hiçbir ayet ortadan kaldırmaz. Tecelliyatını da ortadan kaldırmaz. Ya o ayet-i kerime beli bir sınıf kendisine bu ayet-i kerime bana diyebilir. İşte sufiler de Allah sizin kalbinizden geçenlerden hesaba çeker ayet-i kerimesini kendilerine atfederler.
Derler ki avam insan bu ayet-i kerimeden sorumlu değil. Avam insan Evet. Bu ayet-i kerime var. Kalbinden geçenlerden sorumlu değil ama sufiler için sorumlu. Sebep senin kalbinden kötülük geçerse ben şimdi işin başka tarafına bakacağım. Senin halin kapanır. Kalbinden kötülük geçerse senin rüyalarının dengesi bozulur. Senin kalbinden kötülük geçerse senin ibadetlerinin dengesi bozulur. Senin kalbinde devamlı kötülük duruyorsa sen zikrullah halakasına gelirken dahi zorlanırsın. Senin kalbinde kötülük duruyorsa sen dersini çekmekte zorlanırsın. Çünkü kalbinde devamlı kötülük çalışıyor. Kalbinde günah kebar çalışıyor. Kalbinde zikrullah çalışması lazımdı. Kalbinde muhabbetullah olması lazımdı. Kalbinde devamlı Allah’la alışveriş olması lazımdı. Ve Allah celle celalüu senin kalbine de vakıf. Allah senin kalbine vukufiyeti yok zannetme. O zaman sen kalbi olarak her daim Allah beni hiç olmazsa görüyor, duyuyor.
Benim kalbime de vakıf olarak düşün. Öyle düşünerekten yaşa ki senin kalbin tertemiz olsun, ihya olsun ve zikrullah ile hemhal olsun. Eve zikrullah ile hemhal olursa o kalp haya sahibi oldu. Zikrullah ile hemhal olmazsa o kalp haya sahibi olmaz. O kimse sabır ehli olmaz. Bakın o kimse sabır ehli de olmaz. Bir yerde lastiği patlar onun.
İlgili Sohbetler
- GÜRSU Kutlu Doğum Programı İçe Müftüsü Konuşması – 19 Nisan 2013
- Gelibolu Mevlevihanesi Kutlu Doğum Sohbeti – 15 Nisan 2012
- Gürsu Kutlu Doğum Protokol Konuşmaları – 11 Nisan 2014
Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi
Haya, ihsan mertebesine ulaşmaktır ve kalp hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.