Batın İlmi

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Şimdi kalbime geleni söyleyeyim. Hz. Ayşe annemiz gıybet etmişti. Gıybet ettiğinde. Allah. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona dedi ki, “Sen ölü kardeşinin etini yemek ister misin? Tükür ya. Ayşe.” dedi. “Tükür ya. Ayşe” deyince. Hz. Ayşe annemiz tükürdü. Bir pançak çürümüş kanlı bir et çıktı ağzından. Bakın gıybet manevi bir hastalıktır. Birisine bir tokat vurursun bu fiilidir. Gıybet manevi bir hastalıktır. Bunun zahire tecelliyatı bir pançak kokmuş, kanlanmış etdi. Bakın bir pançak etdi. Demek ki gıybetin manası kokmuş insan eti yemek. Bunu sen görmedin. Sen bunu görmediğin için gıybete devam ettin. Eğer sen bunu görmüş olsaydın, senin ağzından çıksaydı bu ve sen bunu tükürmüş olsaydın ve o kokuyu hissetmiş olsaydın sen gıybetten tiksinecektin. Ama gıybetin manasını bilmediğinden dolayı.

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin Hakkında

sen gıybetin haramlılığını zahir olarak kabul ettin. Zahirde kaldı. Veyahut da namaz sizi kötülüklerden alıkor. Eğer sen kötülüğe devam ediyorsan namazın manasına ulaşmadın. Senin kalbinden birilerine kötülük geçiyorsa namazın manası sende oturmadı. Sende yerleşmedi. Sebep sen çünkü hala daha kötülük düşünüp kötülük yapansın. O zaman namazın manası sende oturmadı, yerleşmedi veyahut da oruç tuttun ama orucu senin yememek, içmemek, cinsel ilişkiye girmemek olarak kaldı. Ya sen yalan da söyledin, yemin de ettin, küfür de ettin, hakaret de ettin, herkese her şeyi yaptın. Oruç mana olarak sende tecelli etmedi. Mana olarak sende tecelli etmiş olsaydı orucun senden şikayetçi olduğunu görecektin. Veyahut da sen tevhidin manasına ermedin. Eğer tevhidin manasına ermiş olsaydın, tevhidin senden şikayetçi olduğunu görecektin. Nasıl? Evet. Tevhit senden şikayet.

ettiğini duyacaktın, görecektin. Diyecekti ki, “Ey. Allah’ım, beni okuyan bu kulum var ya, evet sahih bir kalple okumadı. Beni okuyan bu kul sahih bir dille söylemedi. Beni okuyan bu kul bununla insanları aldattı. Bununla etrafı kandırdı. Bununla mal alırken yalan söyledi. Bununla mal satarken yalan söyledi. Bununla kardeşini kandırdı, eşini kandırdı, çocuğunu kandırdı, etrafını kandırdı. “Beni söyleyen bu kuldan ben şikayetçiyim ya. Rabbi” deyişini sen duymadın. O yüzden tevhidin manasına varmadın daha henüz. Tevhidin manasına varmış olsaydın senin affın için tevhidin nasıl mücadele ettiğine şahit olduğun gibi senin cezalandırılman için de. Allah’a şikayetçi olduğunu duyar görürdün. Bunu duyup görmediysen her ikisini de o zaman tevhidin manasını bilmiyorsun. Daha tevhidi mana olarak yaşamadın. Ne zaman ki tevhidin senin için. Cenab-ı. Hakk’ın.

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin Sohbeti

huzurunda senin affın, mağfiretin, lütfun, ikramın için dua ettiğini, yalvardığını duydun, işte o zaman tevhidin manası sende tam olarak tecelli etti. Ve artık senin üstadın tevhide devam et. La ilahe illallah’a devam et dediğinde ben zaten onu söylüyorum ki efendim demek küstahlığında bulunmazsın. O zaman o küstahlığı atarsın. Dersin ki bana ne büyük bir zikir vermiş. Dersin ki ne kıymetli bir zikir vermiş. Dersin ki ne muhteşem bir zikir vermiş. Ben nasıl bunu kalbimden geçirdim? Nasıl içinden geçirdim? Ben zaten tevhide devamlı çekiyorum efendim. Ha biz bilmiyorduk senin tevhit çektiğini ya. Sen biliyordun.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Haramları terk etmedikçe ibadetlerin hakikatine eremezsin sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.