Gazali'den Sorular

Gazali’den Sorular 4

Gazali’den Sorular 4 konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Gazali’den Sorular 4 hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. >> Ecm. Geçen haftadan kaldığımız yerden devam edeceğiz Gazali sohbetlerine inşâallah. Hakan kardeş rahatsızmış mesaj attı. Gelemeyeceğim diye. Rabbim şifa versin inşâallah. >> Bir pasajı geçen hafta okumuştuk. Tekrar inşâallah eee okuyalım. Buradan devam edelim.

Anadolu’daki İslam nasıl yavaş yavaş şekilleniyor? Evet. Cüveyni’nin vefatından sonra Gazali Nizamül Mülk’ün himayesine girer ve ona birkaç proje verilir. İlmini safi fıkhın güçlenmesi için kullan. Hem dinen hem fikren hem de siyaseten büyük bir tehlike olan batiniliğe karşı bir reddiye yaz. Gazali bunun hakkını verir. Bir süre sonra Bağdat’a atanır. En üst ilmi makam olur. Halife kadar ünlenir. Ama bir proje adamıdır.

Devlet bürokrasisi emreder ve yerine getirir. Bordrolu din adamı olmuştur. daha sonra bunun pişmanlığını duyar ve itiraf eder. Okuduğumuz pasaj buydu. İnşallah bu pasaja böyle adım adım yine aynı Mesnevi sohbetlerindeki gibi eee böyle hani orada beyit beyit devam ediyorduk. Burada paragraf paragrafta inşâallah eee devam edeceğiz. Tabii Anadolu’daki İslam’a gelmezden önce yani İslam henüz daha Anadolu’ya gelmeden Türklerin Müslüman olması.

Bu bir süreç ve Türkler normalde eee Müslüman olduktan sonra denilebilinir ki işte ilk böyle devlet olarak İslam’ı kabul edilişi normalde Sultan Tuğrul zamanında denir ama ondan önce Çağrı Bey. Çağrı Bey’den de önce Türkler eee normalde ta eee Emeviler zamanında yavaş yavaş İslam olmaya başlamışlardır.

İslam olmalarına en büyük etken Emevilerin baskısından ve zulmünden eee Orta Asya’ya doğru hicret eden ehlibeyt ve ehlibeyti sevenlerle İslam’ı tanırlar ve tanışırlar. Ve normalde Türklerin İslam olması bu açıdan bakacak olursak hani yakın tarih olarak eee Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerinden sonradır. Ama e bir çıt geriye doğru gidersek yani Türkler İslam’la Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında tanışmışlardır.

daha ileriye gidersek bu sosyal medyada çok tartışıldı. Ben bunu böyle söyledim diye. Bu ben tartışılsın diye konuşmadım. Türkler Nuh’un oğlundan itibaren İslam’dırlar. Çünkü İslam’dır derken Muhammedi İslam noktasında değil. Burada inançları, kültürleri, yaşam tarzları, ibadet şekilleri. Normalde Adem’den itibaren hepsi bütün dinlerde şunu bir sefer bir not alalım bir yere. Bütün dinlerin temelinde İslam vardır.

Sapkın dinlerin temelinde dahi İslam vardır. Sonradan onlar yoldan çıkmıştır. Şimdi bugün Müslümanların yoldan çıktığı gibi. Y bugün Müslümanlara baktığımızda büyük bir kısmına baktığımızda yaşadıkları ayrıdır, inandıkları ayrıdır. Tabii Adem’den itibaren Türkler bu noktada hani Nuh’tan itibaren Müslümandırlar. Bu manada İslamdırlar. Tabii zaman içerisinde değişik değişimlere, kültürlerin etkisinde kalmış filan.

Bu uzun tarihi bir mesele ama resmi olarak işte Çağrı Bey zamanında çağrıdan önce hatta eee devlet bazında İslam olmaya başlarlar. Önceden Türklerde normalde şehir devletleri de vardır. Yani Kaan veya Hakan sonradan sultan ismini alır. İslam’dan önce ka, Hakan’dır, beydir. Yani devlet başkanı odur. İsmi odur, lakabı odur. Normalde eee işte baba ölür, baba hani büyük Kaan, büyük bey ölür. Kaç oğlan var? Üç oğlan var. Ülke üçe bölünür.

Birkaç şehir elinde bir tane şehir olan, birkaç şehir olan böyle beylikler vardır. O normalde çünkü Kağan’ın veyahut da beyin oğulları vardır. Oğlanlar belirli bölgelerde beylik yaparlar. Bu o zaman için şehir devleti bunlar. Bu normalde Avrupa’da da şehir devletleri vardır. Yani sonradan Bizans’ın çatısı altında toplanırlar. Zaman zaman büyük imparatorluklar kurulur.

Ama o büyük imparatorluklar yıkıldıktan sonra da Avrupa’da da Asya’da da küçük şehir devletçikleri ürer. Hep türer. O zaman için Türklerde de mesela böyle küçük şehir devletçikleri var. küçük dedim hani bugün işte eee yi bölge ya Türkiye mesela yedi bölgeye ayrılmasının ayrı tarihi bir eee geldisi vardır onun. Böyle yedi bölge düşünün, yedi beylik düşünün. bunun gibi.

E tabii Türklerin İslam’la tanışması tarih içerisinde böyle devam ederken eee Tuğrul Bey zamanında artık devletin dini İslam’dır. Ama henüz daha o zaman Anadolu’da eee ta Emeviler ve Abbasiler zamanından kalma küçük küçük Müslüman köyler vardır. Mesela işte eee Emeviler zamanında Eyyüp Ensarı Hazretleri İstanbul’un fethi için gelinir. Mesela muhasareyi kaldırmak için Bizanslarla anlaşma yapılır. Bizanslarla anlaşma yapılır.

Sur dışında hala Arap Camii vardır ya İstanbul’da. Ben yerini bilmiyorum ama ismini biliyorum. Mesela Arap Camii ta Emeviler zamanından kalmadır. O zaman için o muhasarayı kaldırmak için anlaşma yaparlar. İşte şu kadar buraya bizim insanımız burada oturacak, yerleşecek. Bir köy gibi düşünün. Hukukları kendine ait olacak. İslam hukuku camileri olacak, tekkeleri olacak, medreseleri olacak. Bu anlaşmayla muhasarayı kaldırırlar.

Tabii o Bizanslılar ne zaman böyle bir kargaşa çıktı? İlk kılıçtan geçirdikleri kimseler bunlardır. Yani o orada konuşlanan Müslümanlardır. Şimdi öyle olunca hani Anadolu’ya Türklerin ve Müslümanların gelişi İslam olarak Müslümanların gelişi Emeviler zamanında ama Türklerin Anadolu’ya gelişi çok eski. ırk olarak baktığımızda bunlar normalde İslam öncesi Türkler Anadolu’ya gelirler. İslam öncesi bu ayrı bir konuşma, ayrı bir tartışma.

Şimdi eee bizim okullarımızda gerçek tarih öğretilmez. Adı Milli Eğitimdir ama o gerçek tarih bizim okullarda öğretilmez. Siz tarihinizi bilirseniz, bilirseniz uyanırsınız. Çünkü ne olduğunuzu, kimliğinizi, kişiliğinizi görürsünüz. Kimliğinizi, kişiliğinizi görürseniz birer böyle eee cihatçı olur çıkarsınız veyahut da savaşkan bir millet olduğunuzu görürsünüz. Yani Türk milleti savaşkan bir millettir. Savaşçıdır. Tarih boyunca hep savaşmıştır.

Hani Avrupalılar barbar diyorlar ya Türklere. Avrupalılar hala da Türklerden korkarlar ve barbar görürler. O yüzden sizi biraz daha böyle ehilleştirecekler. Alırlarsa o zaman alacaklar Avrupa Birliği’ne. Ama siz bu halinizle de iyi değilsiniz. Ehilleşmediniz. Ehilleşmeyi de erkekler kadınlaşması lazım biraz daha. Bakın en büyük proje budur. Türklerin üzerindeki en büyük proje Türk gençlerinin kadınlaşmasıdır. Bu gizli bir projedir.

Böyle jantileşecek, kadınlaşacak, böyle yumuşayacak iyice. var ya bizde fenomenler yumuşak böyle konuşmaları yumuşak bakımları böyle göğsünün kıllarını temizlemiş bütün vücudunun kıllarını piri pak etmiş tavuk gibi yoldurmuş bir adam düşünün dudaklarını patlatmış yanaklarını botoks yaptırmış ne nasıl bir adamsa adam yani bu bakın bu 100 yıldan beri 150 yıldan beri Türklerin üzerinde uygulanan bir projedir. Türk erkekleri kadınlaşması gerekir.

Kadınlaşması gerekir. Neden? Kadınlaşan bir erkek hanımına söz geçirmeyecek. Hanımının namusuna bakmayacak. Kızlarının namusuna bakmayacak. Oğullarının namusuna, ahlakına bakmayacak. Mahallenin namusuna, ahlakına bakmayacak. Oturduğu şehrin namusuna, ahlakına bakmayacak. Yani işgale hazır olacak. savaşacak bir delikanlı olmayacak. Böyle topraktır, avrattır, anadır, attır, silahtır, böyle işte cihattır, memleketi korumaktır.

Bunlardan uzak duracaksınız. Bunlar sert olaylar. Hepsi de siz bu toplum bunun farkında değil. Kimler fenomen? Yumuşaklar. Kimler öz bu toplumun gençleri? Kimlere özeniyor? Fenomenlere özeniyor. Yumuşak bunlar. Yumuşacık. Bunlar böyle ne tarafa çekersen o uyuşturucu partileri, seks partileri, toplu partiler. Tabii sen de Müslümansın sen de yumuşa. Yumuşuyorlar zaten.

Onlar da parayı görünce hani diyor ya ümmetim diyor dünyadan bozulur, kadından bozulur, paradan bozulur, makamdan bozulur. Bozuluyorlar. Ama buradaki temel amaç yumuşak erkekler. Farkında mısınız? Kadınlar artık sert erkek istemiyor. Adı ne? Macho erkek. Kadın istediği yerini açacak adam ona seslenmeyecek. Kız istediğini yerini açacak adam ona seslenmeyecek. Kız eve sevgilisini getirecek. Baba ona seslenmeyecek, anne seslenmeyecek.

Daha böyle feminal mi diyorlar yeni dilde kadınsı erkekler. Y ne yapıyor Avrupa’da mesela işte adam eee kızı sevgilisini eve getiriyor. Babaya babuşko diyecek. Tabii baba babalık yapmayacak. Anne annelik yapmayacak. yumuşayacak herkes. Sebep işgale açık olacaksınız. Her türlü işgale açık olacaksınız ki açıkız. Dini olarak, kültürel olarak biz ahlak, ahlak olarak, adet, gelenek, örf olarak biz işgal edilmiş vaziyetteyiz.

Ama hala daha siz erkeksi takılıyorsunuz. Y bunların da yontulması lazım. Şimdi yontulacak ki işgal edileceksiniz. Öbür türlü işgal edilemezsiniz. Siz böyle işte dişinizi tırnağınıza takar böyle elinizde adamı boğmaya kalkarsınız. Bunlardan vazgeçmeniz lazım. Ya namus bundan vazgeçeceğiniz yani. Ne bu gericilik bu? Ne işte yıllardır ben 65 yaşındayım.

Televizyonlar yeni moda olduğunda televizyonlarda çıkan konuşmacılar hala daha kızlık zarını mı konuşuyorsunuz? Yani geri kaldınız. Buna bakın. Bütün her şeyi siz buraya bağlarsınız. Ya düşünebiliyor musunuz? Evli bir kadın beş tane erkek dolaşsa nikahında bir sıkıntı yok. Resmi nikahı duruyorsa bir problem yok. Normal fetvası da var Diyanetten. Yani ne yapacaksın sen? Bunu yutacaksın. Öyle erkeklik edip namustur, şudur, budur.

Yani düşünmeyeceksin. En güzel şarkımız ne? Namus belası. Namus neymiş? Belaymış. Düştüm mapus damlarına. Namus belasına kardeş. Şimdi bunlar yavaş yavaş olan şeyler. Birisi sizin ülkenizi işgal etmeye kalkarsa ritmik olarak cevap verirsiniz. Hani bir kurbağa metaforu var ya diyor ki kurbağayı kaynayan kazanın içine atarsanız hızla sıçrar oradan çıkar diyor. Ama kurbayı diyor soğuk bir kazanın içine koy. Kazanı başlayın ısıtmaya diyor.

Bir müddet sonra diyor kurbağa orada haşlanır diyor. Yani ölür. Ritmik hareket vermez. Şimdi sizi gavurlar sizden daha iyi sizi analiz eder. O yüzden kadınlaşması lazım erkeklerin biraz daha biraz daha haramların içine, biraz daha rahat içerisine, biraz daha lüksün içine girmesi lazım ki işgale de açık olasınız. Din olarak da bozulmanız lazım. Ahlak olarak da bozulmanız lazım. Hakan gelmişsin. Hoş geldin. Görmedim ya.

Normalde bu mesela örnekliyorum bu konuya girmeyecektim ama bakın bir ABD elini kolunu sallaya sallaya gidiyor bir yeri işgal ediyor. Ben yıllardır diyorum ya yarın öbür gün seni işgal etmeyeceğin ne malum? Evet. Şimdi mevzuyu toparlayalım. Türkler savaşçı bir millet. Ve Tuğrul Şah zamanında ne yapıyor? İşte İslam’ı devlet dini olarak kabul ediyorlar.

Ve o zaman için Selçuklular İran’da, Irak’ta, bugün coğrafi olarak isimlendirdiğimiz Azerbaycan’da, Doğu Anadolu’da hakimiyeti altına alıyorlar. Bu Tuğrul döneminde oluyor. Yani artık devletin sınırları genişiyor. Irak’ta Şii hakimiyetini baltalıyor. Sultan Tuğrul Abbas-ı halifeliğini kendi kontrolleri altına alıyor.

varis bırakmadan ölüyor ama Selçuklu bu bölgede hakimiyetini kuruyor ve Sultan Tuğrul varis bırakmadan ölünce Büyük Selçuklu tahtına kardeşi Çağrı Bey’in oğlu Alpars’tan geçiyor. Aslında Alpars’tan geçerken yani eee Çağrı Bey’i devirerekten geçiriyor. Bunun da altını bir çizelim. Alpaslan’ı tanımamız için babası Çağrı Bey’i deviriyor. Tahta oturuyor. Alpaslan öyle bir kimse. Ve oğlu Alpaslan geçiyor.

Sultan Alpaslan döneminde de Selçuklular büyümeyi sürdürüyorlar. Gürcistan oluyor Alpaslan ve Kuzey Suriye’yi hakimiyeti altına alıyor ve Doğu Anadolu’daki Selçuklu hakimiyetini sağlamlaştırıyor. Doğu Anadolu dedim. Selçuklu’nun batısı yani Bizanslı komşu.

Yukarıda Gürcistan dediğinizde o zaman için Gürcistan normalde yukarı Hazar Türklerinden onları da hakimiyet altına alıyor ama Gürcistan yukarı Hazardan gelen Türkler onlar yalnız Hristiyan Müslüman değildi. Onlar gün için Gürcüler sonradan İslam’la tanışıyorlar. Alpaslan’dan sonra Suriye’nin güneyine emirlerini gönderdiği gibi bizzat kendisi de Halep’i kuşatarak alıyor Alpaslan.

Ve Alpars’tan Mısır’ı hedef seçtiği halde Halep’ten hareket edeceği zaman Bizans imparatoru 4. Ramanos’un Anadolu’daki harekatını haber alıyor ve hızla geri dönüyor. 1071 Ağustos’unda Malaziget ovası yapılan savaşı Sultan Alpaslan malum kazanıyor ve Türkler böylece Anadolu’da bir İslam devletinin temelleri atılıyor. 1071’den sonra bakın 1071’den önce eee hem Emeviler zamanında, Abbasiler zamanında Anadolu’ya gelen bir kısım hani Müslümanlar var.

Amma veelakin bunların bir ağırlıkları yok, bir yaptırımlıkları yok, hiçbir şeyleri yok. Ve böylece bir Türk İslam medeniyeti başlıyor. Bunu böyle özellikle başına da Türk koyuyorum. Çünkü Türklerin kendince dini anlayışları ve algılamaları ve yaşamaları hani sohbetlerde ayırırım ya aşağı Mezopotamya, yukarı Mezopotamya diye. Yukarı Mezopotamya noktasında din algıları ve anlayışları biraz daha Türklerin farklı. Ahmet Yesevi’nin etkisi var bunda.

Ve Ahmet Yesevi enteresandır aşağı Mezopotamya sufiliğini öğrenmiş ama yukarı Mezopotamya sufiliği yaşamıştır ve yaşatmıştır. Mesela Yesevi elinde curası, elinde curasıyla köy köy dolaşıp bütün Türkleri İslam bayrağı altında Mesela Türklerde savaşın haricinde edebiyatları da kuvvet eder. Hani mesela şimdi böyle bir tarihi film filan çekiyorlar ya işte onlar da cura çalıp böyle eee şiirler okuyorlar, ilahiler okuyorlar filan.

Türkler biraz daha eee barış zamanında şiirseldirler. Ve mesela o Selçuklular son dönemine denk gelir ya Yunus mesela divanı vardır. Hazreti Pir’in Mevlânâ’nın divanı vardır. Hacı Bektaşi Veli’nin divanı vardır. Örneğin ve Anadolu’da mesela o eee Anadolu’ya has İslam’ı harmanlayan bu manada Hazreti Mevlânâ Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli burada bu toprakları sonradan Hacı Bayramı da koyabiliriz.

Bu bu toprakları aşağı Mezopotamya İslamı değil, yukarı Mezopotamya İslamıyla yoğurur. Bu normalde eee Anadolu’da artık bu Anadolu’ya doğru gelirken Türkler yanlarında kendi kültürlerini, kendi inanç sistemlerini de getirirler. Tabii İslam coğrafyası bu arada daha geniş bir nüfusa dağılmıştır. Çok yönlü kültür vardır. Mesela aşağıda Kuzey Afrika’da Fatimi Devleti vardır. Fatimi Devleti farklı bir devlet yapılanmasıdır. Şiadır.

Ondan sonra Memnull vardır. Ayrı bir devlet yapılanmasıdır. Yani normalde aslında baktığımızda eee o zaman için Selçuklu’ya baktığımızda doğuda Bizans var. Normalde aşağı doğru indiğimizde Kuzey Afrika’da Fatimi Devleti var ki Mısır’a kadar gelir. Mısır’a kadar işgal eder. Enteresandır Fatimiler. E bir battinilik var işin içerisinde. Hariciler var.

Ondan sonra bir sürü bu noktada eee Selçuklu’nun içinde etkileyen ve dışarıdan etkileyen unsurlar var. Ama Anadolu’ya İslam yerleşirken battinilikten, haricilikten, Fatimilikten, İsmaliye’den eski Yunan felsefesinden uzaktırlar hepsiden. Enteresan bir şey. Bir de Türklerde eee çok böyle eee ince ince eee hani medreselere kapanıp ilim öğrenelim böyle bir dertleri yok. Çok savaşıyorlar çünkü devamlı.

Yani o Selçuklu’dan önceki Türk beyliklerine bakarsanız savaşmadıkları bir yaz yok. Hep savaşmışlar. Hep savaş halindeler. Kışın kışlıklarına çekiliyorlar. Atlarını besliyorlar. Kılıçlarını biliyorlar. Kalkanlarını tamir ediyorlar. Yaz gelince cihada çıkıyorlar. Çünkü geçimleri ganimet. Türklerde çok sanat yok. Türklerde çok ticaret yok. Türklerde çok ziraat da yok. Türkler savaşaraktan geçimlerini sağlıyorlar. Ganimet.

İslam’da da rızkın en hayırlısı birinci derecede ganimettir. İkincisi ticarettir. Ve Selçuklu konuşlanmış şehir devletinden artık böyle geniş coğrafyaya hükmeden bir devlet olunca olunca çok hukukluluk, çok dillilik, çok hukukluluk, çok dillilik var. Selçuklu’da. Şimdi Selçuklu buradan buraya geçerken Emevilerin ve Abbasilerin yanlışlıklarını da görüyorlar.

Şimdi bu yanlışlıkları da normalde net olarak dillendirelim ki Selçukluyla Emevilerin veya Abbasilerin arasındaki fark da görülsün. Yani normalde Emeviler mesela halifeliği direkt saltanata çeviriyorlar. Zaten yapmış oldukları en büyük yanlışlıklardan, handikaplardan birisi bu. Normalde en büyük bu benim kendimce fikrim bu. En büyük en büyük en büyük hainliklerinden birisi. Bunu hainlik olarak nitelendiriyorum. dini siyasallaştırıyorlar.

Şimdi sohbeti dinleyenler, Emevici olanlar çok kızacaklar bana. Emeviler dini siyasallaştırıyorlar. Yani şunu çok açıklıkla, rahatlıkla söyleyebilirim. Eee Hazret-i Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve Haz Hasan’dan sonra din Emeviler zamanında komple siyasallaşıyor. Böyle olunca e dini, bunun da altını çizin, dini siyasetin emrine veriyorlar. Şimdi Selçukluyla arasındaki hani o Anadolu İslamıyla ben öyle nitelendireyim onu.

Emevilerin uygulamış olduğu eee devlet, din ve siyaset üçgeninde farklılıklar. Yani Emeviler İslam dünyasına en büyük hançeri buradan vuruyorlar. Yani siyaset nasıl bir din istiyorsa, siyaset bakın nasıl bir din istiyorsa, Emeviler siyasetin istediği gibi dini organize ediyorlar. Hani bazen diyorum ya hani böyle kısa bir şey örnek veriyorum. Diyorum ki hala daha biz Emevilerin cumasını kılıyoruz. Bakın dikkat edin buna.

Hazreti Peygamberin cuması nasıldı? Önce namaz sonra hutbeydi. Hazret-i Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hazreti Hasan efendimize kadar cumalar böyle kılındı. Önce namaz, sonra hutbe. Bayram namazları gibi. Bayram namazını nasıl kılıyorsunuz? Önce namaz sonra hutbe ya aynı şey. Bakın bayram namazıyla cuma namazının kılınış şekli aynıdır. Bayram namazında imam önce namazı kıldırır, ondan sonra hutbeye çıkar.

Hutbeden sonra gelir tekrar minbere oturur, dua ettirir biter. Bayram namazı bu kadardır. Cuma da aynıdır. Cuma önce namazı kıldırır imam. Hazreti Peygamber 4 be halife de böyle kılmıştır. Önce cuma kılınır ardından hutbe okunur. Emeviler bunu değiştirirler derler ki önce hutbe okunacak. Sebebi şudur.

Çünkü hutbede ehlibeyti kötüleyen Hazret-i Hüseyin efendimizin hata yaptığını hatta Hazret-i Hüseyin efendimizin küfür üzerine billik yaptığı için küfür üzerine öldüğünün fetvasını verirler. şeylerde, hutbelerde tabii Hazreti Ali efendimizi ve Hazreti Hasan ile Hüseyin’i seven ehlibeyt sevgisi taşıyanlar bu hutbeyi dinlemek istemezler. Çıkarlar, camiyi boşaltırlar. Bu sefer Emeviler hutbe ile namazın yerini değiştirir.

Şimdi Diyanet de aynı namaza devam ettiriyor. Osmanlı da aynı şekilde devam ettirdi. Dikkat edin Selçuklular da aynı şekilde devam ettirdi. Yani o Emevi’nin o uygulamasını kendilerine aldılar. Ve normalde mesela Emevilerde en büyük eksikliklerden birisi İslam’ın adaletini yok ettiler. Adalet mekanizması herkesi eşit düzeyde yaşatılmadı. Yani sen Arapsan sana olan adalet ayrı. mevali issen yani Arap değil isen ona uygulanan hukuk adalet ahırı.

Emevilerde bu çünkü ırkçılık başladı. Araplar birinci derecede Müslüman ve birinci derecede ırk. Arap olmayanlar mevali. Onlar birinci derecede bir Müslüman değil. Birinci derecede ırk da değil. Aynı şimdi Suut’taki gibi, diğer Arap ülkelerindeki gibi bakın oradan günümüze geliyorsunuz. Şimdi günümüze geldiğinizde de Suutta iyi Müslümanlar, dini bilenler Suudlardır, Araplardır. Diğerleri kim olursan ol dini bilmezsiniz siz. En iyi onlar bilir.

Ve normalde Emeviler bu noktada ırka dayalı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o kadar yasaklamasına rağmen Kur’an’ın ırka dayalı kavmiyetçiliği yasaklamasına rağmen bunlar ne yaptılar? işte kendince eee ırkçılığa devam ettiler. Bunlar şimdi bu Emevilerin bu halleri, bu tutumları daha birçok bu konuda şey var. Ben ana başlık olarak dört başlıkta bunları topladım.

Daha birçok bunları incelersek mesela işte e Kur’an’ın yorumlanması, tefsir edilmesi, hadislerin yorumlanması, tefsir edilmesi fıkıhın bu noktada eee fıkıh edilirken değişik yani Kur’an ve sünnetin ölçü değil yani sultanın ölçüsüne göre fıkhın değişmesi gibi bunlar var. Ve Selçuklular Abbasilerde de bu devam etti. Selçuklular bunların içerisinde salt Kur’an sünnet dairesinde bir din yaşama gayreti var.

Çünkü Matinilik bir taraftan, Haşailer bir taraftan, İsmaili bir taraftan, ondan sonra aşağıda Fatimiler bir taraftan. Bunlar böyle Selçuklu’nun etrafını çevreleyen şeyler, ülkeler ve anlayışlar ve Bizans bir tarafta Selçuklular bunların içerisinde ve Selçuklular bu noktada kendilerince kendi din yorumlarını ve devlet yorumlarını ayakta tutuyorlar.

Ama Selçuklu devleti şehir devletlerinden toplanmış bir devlet olduğundan devlet hiyerarşi tam olarak oturmuş değil. Dini hiyerarşi de tam olarak oturmuş değil. Siyasi hiyerarşi de tam olarak oturmuş değil. devam ediyoruz. Cüveyni’nin vefatından sonra Gazali Nizamül Mülk’ün himayesine girer ve ona birkaç proje verilir. İlmini safi fıkhın güçlenmesi için kullan.

Hem dinen hem fikren hem de siyaseten büyük bir tehlike olan batiniliğe karşı bir reddiye Cüveyni kimdir? Cüveyni bir Eşari kelamcısıdır. Gazali kimdir? O da Eşaridir. Cüveyni kimdir? Bir Şafii fakihidir. Gazali kimdir? Gazali de Şafii fakihir. Şimdi bazen arkadaşlara ihya okuyacak olanlara diyorum ki ihyayı dikkatli okuyun. Gazali Şafiir ve Eşaridir kendisi. O yüzden ihyayı dikkatli okuyun diyorum ben.

Yani senin fıkhın, Hanefi fıkhın ve eee akide olarak Maturide akaidin sağlam değilse Gazali’yi dikkatli oku. Bakın Gazali’yi dikkatli okuyun. İhyayı okuyacağınız zaman. Şimdi eee zamanında Selçuklu’nun içinde Selçuklu’nun içerisinde Şii Müntezili görüşleri savunan Eşariliğin de güçlenmesini istemeyen Büyük Selçuklu’nun veziri vardır. Hamidül Mülk el Kunduri. Bu Kunduri bu Selçuklu’nun şeyidir. Vezir azamıdır. Yani bugünün başbakanıdır.

Cüveyni’ye düşmandır. Çünkü Cüveyni sünnidir, Eşaridir. eee ve kendisi Şafiir. Ama kundur bunlar tarihi notlar. Kunduri kendince şi mütezili görüşe sahiptir. Böyle olunca eee kundurile cüveyni asla bir noktada değillerdir. Hatta cüveyni sürgüne bile gönderilir. Bu kunduri tarafından. Ama ne zaman eee Tuğrul Bey vefat eder? Eee ve normalde Tuğrul Bey vefat ettikten sonra Alpaslan devletin başına geçer.

Gazali’den Sorular Hakkında

Alpaslan’ın ilk yaptığı icraat Kunduri’yi vezirlikten almaktır. Kunduri vezirlikten alır Nizamül Mülkü başvezir yapar. Nizam-ı Müple Alpaslan’ın yolunun birleştiği yerdir burası. ve tehlike meydandadır. Bu tehlikeyi Alpaslan kendi beyliği zamanında zaten bu tehlikeleri tespit edip bu tehlikelerle savaşan bir kimsedir. O yüzden Çağrı Beyi devirip kendisi tahta oturur ve Nizamül Mülkü baş veziri yaparak tehlikeleri de ona söyler.

Bu sefer Nizamül Mülk yakından tanıdığı Cüveyni Nizamiye medreselerinin başına baş alim veyahut bugün ne diyorsunuz? Üniversitenin en yüksek kurumuna rektör olarak Cüvenniye atar. Ama tabii normalde Cüveyni Niz Nizamiye Medresi müderrislerine getirir. Tayin edilir. Ama normalde işte Cüveyn’nin ölümü ile Sünni kelamın bu noktada o gün için en yüksek entelektüel diyeceğimiz bir kimse vefat etmiştir. Bu boşluktur. Devlet açısından da boşluktur.

Gazali bunun en büyük adayıdır. Çünkü ekol olarak Cüveyn’in ekolündedir. Nizamül mülkün ekolündedir. Cüveyni ne? Nizam-ı mülkü başa koyalım. Devlet çünkü başta. Nizamül Mülk, Cüveyni ve Gazali üçü aynı paralelde insanlardır. Ve Gazali normalde eee Nizamiye medreselerinin başına geçer. Ama Gazali henüz daha o zaman yeni başa geçtiğinde bir eee sistem kuramcısı değildir henüz.

Tipik bir ondan sonra eee Eşari Şafii alimidir ama çok yetkindir ilim olarak. hani kelamdır, fıkıhtır, hadistir, tefsirdir. Arapçaya hakimdir, kimyaya, matematiğe hakimdir. Bildiğiniz dolu dolu bir ilim ehlidir müthiş zekalı bir kimsedir. Çok pratik zekalıdır Gazali. Yani kendi çağdaşlarından daha üstün bir zekaya sahiptir. Daha üstün bir ilme sahiptir. Ama sistem adamı değildir. Bu eleştiriye açıktır konuştuklarım. Ama sistem adamı değildir.

Onu sistem adamı eden, onu sisteme enjekte eden, sisteme oturtturan, yerleştiren, adapte eden nizamül mülktür. Hem dinen hem fikren hem de siyaseten büyük bir tehlike olan batiniliğe karşı bir reddiye yaz. Evet. Nizamül Mülk devlet adına proje üreten tam bir devletçi insandır. Öyle bir devletçi insandır ki Alpaslan tam bir cihatçı bir kağundır, sultandır. Nizamül Mülk de tam bir devlet organizasyoncu bir insandır. Alpaslan fetheder.

Nizamül mülk fethettiği yerleri imar eder. Yeniden ihya eder. Şimdi siz bir yeri kılıçla alırsınız ama orayı akılla yönetmeniz gerekir. İrfanla, kültürle yönetmeniz gerekir. Kılıç da almak yetmez. Çünkü nizamı mülk bunun farkındadır. Alpastan’ın fethettiği yerleri imar eder, çarşılar kurar, sanatkarları destekler. Örnekliyorum işte alimleri destekler. Ve her fethedilen yere bir Nizamiye Medreseleri kurulur.

Camiler kurulur, çeşmeler yapılır, hanlar yapılır. Fakir, fukara, halka, akçeler dağıtılır. Orada tarım elverişli hale getirilir. Hayvancılık elverişli hale getirilir. Ticaret elverişli hale getirilir. Ve Selçuklu bu manada yani Müslüman veya gayrimüslim unsurlar tarafından sevilen bir devlettir.

eee Selçuklu Sultan’ın vefat ettiğinde herkes üzülür ve normalde Nizamül Mülk bu noktada hem de aynı zamanda Nizamül Mülk dini olarak da dini olarak da bizim eee Batıniliktir, İsmaliyed’ir, Fatimidir işte eee Caferi olmayan Şia Caferi olmayan altını özellikçe çiziyorum bakın herkesin in yanıldığı bir yer var. Caferilik ayrıdır, Şia ayrıdır. İmam-ı Cafer bizim de imamımızdır. İmam-ı Azam’ın da hocasıdır.

Bugünkü Şia ile Caferiliği veya İmam-ı Cafer’i karıştırmayın. Özellikle altını çiziyorum. İmam Cafer ehlibeyttir. Onun inancı Kur’an ve sünnettir. Kendisi sufidir. Aynı zamanda aynı zamanda sufidir. O yüzden bugünkü Şia ile Caferiliği ayırın. Ben özellikle hani Caferileri ve İmam-ı Cafer’i ayırırım. Cenabı Hak benim dilimi ona laf söylemekten sakındırsın. >> Sizleri de sakındırsın. >> Ehlibeyttir. O yüzden bizim dilimiz ona uzanmaz.

Allah muhafaza eylesin. >> Şimdi e normalde eee Nizam-ı Mülkle beraber Alpaslan Anadolu’da Anadolu’da Türk İslam sentezini oturtturmaya başlar. Bu şimdi böyle bir kısım işte Emevi Arapçı canlarını sıkar. Bu Türk İslam sentezi deyince hani ne oluyoruz filan derler. Benim analizim bu. Buna karşı çıkanlar karşı çıkabilirler ama karşı çıkarlarken benim önüme belge koyacaklar. Belgesiz konuşmayacaklar.

Ve normalde işte o zaman için Selçuklu Devleti hem askeri yapılanması hem normalde siyasi yapılanma istikrarı hem normalde çok her alanda savaşların kazanılması, isyanların bastırılması normalde o zaman Orta Çağ’da denilebilinir ki bölgenin en güçlü devleti haline gelir. ve Nizam-ı Mülk. Selçuklu’yı yıkmak, liderleri ortadan kaldırmak amacıyla ülkede terör esteren burayı da kızacaklar şimdi.

Ülkede terör estiren Hasan Sabbah ve avanesinde yok eder. E tabii normalde o dönemin eee en büyük devletin içerisindeki tabiri caizse tehlikelerden birisi battiniliktir. Eee İsmailtir, haşhaşiliktir. Bunlar hani ülke sınırların içerisinde eee şeydir, tehlikedir. Nasıl şimdi bizim içimize selefi Vahabi bir tehlikedir içimize koydular. Bakın geçen gün daha tane de polis şehit oldu. Yok işitti, yok daişti, yok harf kalmadı.

Bunlar normalde nasıl bizde şimdi gitti 3 tane polisimizi öldürdü, şehit etti. 7 tane polisimiz hani yaralandı. Bunlar silahlanmışlar. E tabii bu fakir de yıllardan beri söylüyor. Bu bunlar cen’in kurduğu örgüt. Bunlar diyorum ben si’nin kurduğu örgüt. O zaman için bu battiniler de bu haşaşiler de bu ismailik de aynı. Bunlar devletin içerisinde ur gibi yapılanmışlar, oturmuşlar. Hatta böyle bunları destekleyen vezirler bile var.

Şimdi bunlar bir mesela örnekliyorum. Bu şimdi IŞİtir, Daiş’ttir. Bir yerlerden destek almasalar böyle örgütlenebilirler mi? Böyle silahlanabilirler mi? Demek ki bunlar devletin belirli kanallarında yuvalanmışlar ki bu memlekette at koşturuyorlar. Yani PKK devletin veya birilerinin desteği olmadan böyle güçlenebilir miydi? Biz daha liseye gidiyorduk o zaman. Lisedeyken Kurdar-ı Azadiydi bunların ismi. Bunlar genelde dev genç olurdu.

Kürdar Azal olurdu. Dev solcu olurdu. Sonra tikkocu oldu. Bunlar bunlar böyle eee tikkocuların da içinde vardı. Şimdi Hakan’ın canı sıkılacak bu tespitlerim ama bunlar sızdılar. mesela e sol örgütlerin içerisine sızdılar. Evet. Mesela eee bu eee selefi vahabi takımı da yani bizdenmiş gibi görünür değil mi? Bütün Müslümanları tekfir ederler. Bakın, bir Müslümanı tekfir ediyorsa kendisini Müslüman diyen bir kimse, o tehlikelidir. Ona dikkat edin.

Onun kökü dışarıdadır. Şimdi o zaman içinde normalde eee Selçuklu’nun içerideki bu noktadaki düşmanı İsmailik, Haşhaşilik, ondan sonra battinilik. Bunlara karşı da fikri savunma yapması gerekir devletin. O zamanki devlet anlayışı. E böyle olunca eee Gazali’ye bu konuda büyük görev düşer. Bu büyük görev nedir? Bunlara karşı fikri felsefi cevaplar verilmesi lazım. dini, fikri, felsefi cevaplar verilmesi lazım.

Gazali bu parantez içerisinde paragrafa deim. Gazali bunun hakkını verir. Bir süre sonra Bağdat’a atanır. En üst ilmi makam olur. Halife kadar ünlenir. Evet. Gazali’ye verilen bu proje sünni fıkhın güçlendirilmesi, sünni akaidin güçlendirilmesi, sünni siyasetin güçlendirilmesi, sünni bir devletin güçlendirilmesidir.

Çünkü fıkhi fıkhı fıkıhı ahlaki bir seviyede ve o fıkhi ve ahlaki seviyeyi siyaset merkezinde de bürokratik olarak da bilinmesi ve yaşanması gerekir. Bakın, İslam fıkhı düz bir fıkıh olsa, ahlak olmamış olsa bir işe yaramaz. Fıkıh ahlakla birleşmesi gerekir. Ahlakla birleşince siyasetin de siyasetin de bu fıkıh ve bu ahlakla kendini dizayn etmesi gerekir. Siyaset kendini böyle dizayn edince bürokrasi de kendini böyle dizayn eder.

Yani siz bir devletin ve milletin kokuşmuşluktan kurtulabilmesi için fıkıh, ahlak, siyaset, bürokrasi bu dört unsurun, dört unsurun ortak noktada buluşması gerekir. Yani siyaset dediğimiz devletin başındaki bugün işin siz cumhurbaşkanı dersiniz o zaman için sultan. Sultan hem fıkı tabi olacak hem ahlaklı olacak. Ahlakı önde tutacak. Eğer sultanda fıkıh ve ahlak yok ise, sultanda fıkıh ve ahlak yok ise o zaman hani siyasette yok.

O zaman eee bürokraside de bozulma oluyor. O zaman bürokraside de adalet yok, fıkıh yok, ahlak yok. Bürokraside. Bürokrasi dediğin ne? Selçuklu sultanı. Ondan sonra vezirler. Ondan sonra valiler. Ondan sonra askeri komutanlar, kadılar. Yani mahkemelerde hükmeden kimseler. İşte Selçuklu daha doğrusu Gazali aslında burada çok büyük bir görev ifa eder. Nasıl çok büyük bir görev ifa eder? siyaseti çevreler yani devleti çevreler.

Devlete sınır koyar ve normalde öyle bir hal hale getirir ki Gazali mesela Gazali Abbasiler gibi sultanı kutsallaştırmak yoktur. Gazali’de Emeviler gibi sultanı kutsallaştırmak yoktur. Gazali Gazali’de Fatimiler gibi devlet başkanını aynı zamanda Allah’ın halifesi olarak görmek yoktur. Gazali’de Şia gibi normalde oradaki ayetullah’ı Allah’ın halifesi olarak görmek yoktur. Siyaset mekanizması olarak.

Gazali’nin aslında bu noktada getirmiş olduğu ölçü o günkü coğrafyada ve o günkü devletler düzeninde muhteşem bir şeydir. Ve normalde Gazali hem halkla devleti, siyaseti, bürokrasiyi, alimleri hepsini bir çepe çevre çevreleyecek bir sistem kurar. Bu sistemi kurarken de onun eee yazdığı ihya bu konuda muhteşem bir eser haline gelir. Bakın o zaman için diyeceksiniz ki sen ihyayı okudun mu? Hayır. Ama ihya o zaman için vazifesini yerine getirir.

Vazifeyi yapar. Yani ihya ve normalde eee bu fıkıh dediğim şey hukuktur. Ha aynı zamanda yani normalde Gazali bu noktada eee komple bu yaşam tarzı, yaşam ahlakı, devletin hukuku ve siyaseti çevrelenmiş olur. Yani en büyük vazifelerinden birisi battiniliğe reddiye yazmasıdır. Yani batinilikte ne vardır? gizli bir iman vardır. Temel felsefik olarak gizli bilgi vardır battinilikte.

Ve battiniler o zaman için eee devlet dışı bir sadakat örneği gösterirler. Yani devlete değildir sadakatları. Bağlı bulundukları sultana değildir sadakatları. kendilerince bir gizli bir imamları vardır. Böylece hukukları da gizlidir, tefsirleri de gizlidir. Her şeyleri gizlidir. Bu Selçuklu devleti için bir tehdittir. Büyük bir tehdittir aynı zamanda. Çünkü bunlar o zaman için işte değişik böyle suikastler düzenliyorlar.

devlete, devlet adamlarına karşı, vezirlere karşı, alimlere karşı. Yani bir yerin valisi var suikast düzenleniyor. Bir yerde alim bir kimse var onun suikast düzenleniyor. Batinililer öyle eee durduğu yerde durmuyorlar. Yani içeride bir PKK gibi düşünün, bir IŞİD gibi düşünün. battiniliği. Bugün nasıl devlet için iki büyük tehlikeyse battinilik de o zaman için devlet için tehlike. Ama şunu tespit ettim kendimce. Gazali batiniliği tekfir etmemiş.

Çok dedim ya çok üstünze kaldı. batinin meşruiyetini zedelemiş ilmiyle o ilmiyle meşrutiyetini zedeleyince zaten halkın ona karşı olan tevazusu, halkın ona karşı olan saygısı ve devletin ona bakış açısı daha da pekişmiş. Gazali bunu yaparken tasavvufu o güne kadar çünkü bu eee Emevi Abbasi damarı şimdiki olduğu gibi tasavvufa karşılar düşmanlar.

Şimdi Suudiler nasıl tasavvufa düşman ya ve oradan yetişen eee kendilerini alim görenler de tasavvufu siz farklı bir dine sahipsiniz tekfir ediyorlar. Ya Gazali’nin yaptığı en önemli işlerden birisi tasavvufu sistemin içine alır. Bakın tasavvufu sistemin içine alır. Şu an Anadolu’da eee ehli tasavvuf var ise hala fikri planda Gazali’ye eee bağlıdır. Bu Gazali çünkü o gün için tasavvufun normlarını koyar, ölçüsünü koyar.

Kur’an ve sünnet çizgisine getirir. Kur’an ve sünnet çizgisine getirir. Ve Anadolu İslamının temeli böyle atılır. Anadolu İslamı dediğimiz İslam’ın hani çünkü eee Hakan Kardeş’in terimidir Anadolu İslamı olarak. eee veya Türklerin İslamı olarak o bu terimi çok kullanır, sever. Bir de ben de onun kullandığı terimden devam ediyorum. Anadolu İslam’ı halkın halkın kabul ettiği tasavvuf, sufilik artı sünni fıkıh artı devlet meşruiyeti üzerine kurulur.

Selçuklu’da, Gazali’de yani bu böyle eee Selçuklu’nun içerisinde Gazali ile beraber meşrulaşır. Yani bir ehli sufi meşrudur. Selçuklu’da, Abbasi’de veya Emevilerde meşru değildir. Şimdi meşru olmadığı gibi. Ama Anadolu İslam anlayışında bir sufi mekanizma meşrudur. Bu Gazaliyle eee kendine yer bulmuştur, yol bulmuştur. Şimdi bakmayın sonradan Anadolu sufiliğini bırakan bir kısım ehli tarikat. Bakın burası çok keskin bir çizgidir.

Şimdi Anadolu’da iki sufi yolu, iki tarikat yolu vardır. Birincisi Ahmet Yesevi’den gelen kanaldır. Bu Ahmet Yesevi’den gelen kanal Hazreti Mevlânâ işte Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayramı Veli, Yunus Emre. Bu kanal budur. Bakın bu kanal budur. Bir kanal da vardır. Aşağı Mezopotamya’dan gelir. Bugün o kanal şöyle nitelendirebilinir. Yine taşlanacağım ben ama Nakşibendilerin Halidi koludur. Bakın Nakşibendilik bir türki kanaldır.

Yani Ahmet Yesevi’den gelen kanaldır o. Ama sonradan bu kanal yanına Halidiliği alır ve asıl Halidi kanal şu anda baskındır. Nakşibendiliğin üzerinde. Bu kanal yani bu Halidi kanal aşağı Mezopotamya İslamını dayatır insanlara. Şimdi yine tartışma büyüyecek Türkiye’de. Büyüsün bu kanal cumhuriyetten önce bir kısım şeyhleri ve alimleri İngilizlerle dirsek temasındadır. Ve bu benim kendimce analizim. Bu dirsek teması hala da devam eder.

Bakın hala da devam eder. sufi ve İslam anlayışında tekfircilik yoktur. O la ilahe illallah muhammeden resulullah dediği müddetçe ne günahı isterse işlesin, içki de içse, kumarda oynasa, fuhuş da yapsa, ne bileyim ne anasının gözünü yaparsa yapsın o inkar etmediği müddetçe müslümandır. Bizim kardeşimizdir. Ahmet Yesevi’den gelen kanaldır. Şarap da içer, içki de içer, esrar da içer, içer. Ama onun yanına git Allah’a, peygambere bir laf söyle.

Seni carart tak yırtar. Anlı göbenden kurşunu çakk kak yersin. Onun yanında sen Allah’a, peygambere laf söyleyemezsin. Ama o aşağı Mezopotamya’dan gelenler süklüm püklüm sümüklün tekleridir. Bu Osmanlı’nın son döneminde İngilizlerle anlaşan dergahlar vardır bunların içerisinde. Ben hala daha devam ettiğine inanırım. Kalbi inancım bu benim. Bunlara gerekirse medyadan ve bunların davranış biçimlerinden size bunları delillendirebilirim.

Delillendirebilirim. Bunların ağa babaları İngiliz kraliyetidir. Şimdi Anadolu İslamı dediğinde, Anadolu İslamı dediğimizde bu Selçuklulardan Osmanlılara geçerken de bu devam eder. Bu Selçuklularda Gazali’yi konuşuyoruz o zaman için. Normalde Anadolu İslamında Gazali Anadolu’da yaşamamış olmasına rağmen etkisi büyüktür. Nereden etkisi büyüktür? Sufi kanaldan dolayı. etkisi büyüktür. Ama hangi sufi kanal? Yukarı Mezopotamya sufi kanalı.

Çünkü cehri zikir yapar. Gazali cehri zikre karşı bir eee şeyi yoktur. Duruş defansı yoktur. Ve normalde eee Anadolu İslami ve Sufiliği dediğimiz dergahlarda, medreselerde ihya okunur. İhyadan ölçüler getirirler. Sufilik adına da, dervişlik adına da. Ve çünkü Anadolu tasavvufu hani yorumlamaya kalkarsak sünnidir %99’u daha kavrayıcı, daha toleranslı, daha kapsayıcıdır. Daha merhametlidir. Keskin değildir. çok keskin değildir.

Toplumun içerisinde yer bulur. İnsanların içerisinde yer bulur. Ayrıştırmaz. Ötekileştirmez. Ayrıştırmaz. Ötekileştirmez. Şucu bucu demez. Yani alkol kullanan da onun kardeşidir. Namazı kılmıyorsa da bir kimse onun kardeşidir. Namaz dinin farzlarından birisidir ama o namaz kılmıyor diye onun küfrüne feta vermez. O yüzden mesela Gazali Şafii olmasına rağmen Anadolu İslamı Hanefidir. Bakın Anadolu İslam’ı nasıl kendine yol ayırıyor.

Çünkü Şafii fıkhı serttir, keskindir. Bayanlar haklarını helal etsinler. Beni herkes tanımıştır tanıyacağı kadar. Bir kadın başörtüsü kullanmazsa Şafi’ye göre küfür ehlidir. Keskindir bu. Türklerin kabul edeceği bir şey değildir Mesela bir kimse içki içiyorsa Şafii grı küfürdür. İmam-ı Azam Maturidi çizgisi onu küfürle itham etmez. haram işlemişler. Tövbe et seni affeder der. Gerçeği de budur zaten. Bakın gerçeği de budur.

Senden baştan özür dileyeyim. Bizim kardeşlerimiz Hakan’ı kabullenir. Başından itibaren herkes de sever Hakan’ı. Hakan kardeşimiz tipik bir solcudur. Solculuktan vazgeçmedin daha değil mi? Asla. Evet. Hatta ilk zamanlar bana söylediklerini biliyorum ben. Hacıım bak geleceğim orada soru soracağım bana bir şey yapmazlar deme. Orada şakasına da söylese öyle söylüyor. Diyorum yok ya gel biz alışkınız diyorum ben. Sen merak etme.

İstediğin absürt soruları sor diyorum ama daha hala da başım tavana değmedi. Bana sözü var. Öyle sorular hazırlayacağım sana.” dedi. “Dikkat et başın tavana vuracak.” dedi. Bekliyorum o soruları. Şimdi o yüzden Anadolu İslam’ı, bakın biz bunları kaybettik. Biz bunları kaybettik. Çok acı şey Biz şimdi bir tarikat farklı, bir tarikat farklı. Tarikatlar bile birbirlerini ötekileştiriyor. Cemaatler birbirlerini ötekileştiriyor.

Ama Anadolu’da İslam kurulurken mesela bir Mevlevi bir Bektaşi’yi ötekileştirmiyor. Bir Bektaşi bir hani Kadiriyi, Rufai’yi Bir Bayrami’yi ötekileştirmiyor. Anadolu sufiliği İslamı dediğimizde bu var. Mesela bunu bana Şeyh Efendi anlatmıştı. Allah rahmet eylesin. >> Çorumi’den önce, Çorumlu’dan önce Hacı Ali Haydar Efendi zamanında Çorumda mübarek gecelerde bütün dergahlar bir yerde toplanır.

En yaşlısı Zikrullah’ı yaptırır, sohbeti yaptırır, duayı yaptırır. Dağılırlarmış Çorum’la en yaşlısı. Yani o şu tarikat üstün, bu tarikat üstün değil. Yaşa hürmet edip en yaşlısı ne yaparmış? Zikrullah’ı idare eder. Orada zikrullah yapılır. Dualar yapılır. İşte gülbanklar okunur. Herkes o mübarek geceyi böyle ihya edermiş. Düşünebiliyor musunuz siz şimdi bunu? Böyle düşünemiyorsunuz. Öyle değil mi? Düşünemiyoruz. Bakın nereye gelmişiz.

Yani şu kapıyı açık tutmamızı dahi böyle nasıl yapar? Nasıl kapı açık olur? Bunda başka bir şey var. 38 yıldır benim kapı açık katır. Benim kapı dedim. Benim sohbet ettiğim, zikir yaptığım yerler benim kapı değil de 38 yıldır ders yaptığımız, zikir yaptığımız yerlerin kapısı açıktır. Emniyeti gelir, polisi getir gelir, MIT gelir, ne bileyim gizli servisi gelir. Kim geliyorsa gelsin işte burada kapı açık herkese. 38 yıldır açıktır.

Gerçek sufilik de budur. Sebep bir sufinin beyin gerisinde başka bir matematik yoktur. Gerçek manada sufinin beyin gerisinde başka bir matematik yoktur. Yani matematiği Kur’an, sünnet, vatan millet derim ya ben. Matematiğimiz Kur’an, sünnet, vatan millettir. Kimsenin parası, pulu, malı, mülkü bizi ilgilendirmez. Kimsenin siyaseti osu busu bizi ilgilendirmez. Kapı açık dileyen gelir. Örnekliyorum.

Son seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanı olan neydi adı? Mustafa Bozbey gelmedi mi sohbete? Geldi. Biz reddiye yaptık mı? Yapmadık. Bana geldiler dediler ki Boz Bey gelmiş. Buyursun gelsin dedim. Bizim kapı açık herkese dedim. Ondan sonra Bursa siyaseti ayağa kalktı. İşte Mustafa Boz de geldi. Sen de geleydin kardeşim. Sana gelmediğin mi vardı? Yüzün varsa gel sen de. Gelecek yüz varsa kimde gelsin. Onun kendince veremeyeceğim hesap yok.

Ben giderim diyorsa buyur kapı açık kardeş. Her cumartesi buradayız ama gelecek 100 lazım insana. O yüzden bu Anadolu sufiliğidir. Anadolu İslamıdır bu. Sen dergan kapısını kapatamazsın. fakiri de gelir, zengini de gelir, ne bileyim alimi de gelir, zalimi de gelir, cahili de gelir, açı da gelir, toku da gelir, devlet memuru da gelir, devlet görevlisi de gelir. Herkes gelir. Bu Anadolu İslam felsefesidir. Anadolu İslam inancıdır.

Anadolu sufilidir bu. Sen kimseyi ötekileştiremezsin. Daha ileri Hristiyanı da gelir, Yahudisi de gelir. Gelir, ateisti de gelir, dinsizi de gelir, dinlisi de gelir. Hepsi de gelir. Hepsi de gelir. Hepsi de soracak olduğu bir soru varsa sorur. Sohbeti dinler, Zikrullah’ı dinler. İsterse dinlemez. Semayı izler, isterse izlemez. yürür gider bakar işine. Burada bir kimse gerçek manada ben sufiyim diyorsa herkese hizmet eder.

Herkese toleranslı davranır. Herkesi ağırlar, gönderir. Bizim vazifemiz budur. Bu Anadolu İslamıdır. Bununla Balkanları gitmişler, Balkanları fethetmişler. Balkanlarda herkes İslam olmuş. Daha Fatih gitmezden önce üstatlar gitmiş, veliler gitmiş. Siz Sarı Saltuk henüz daha Fatih yokken gider ta eee şeyden Manisa’dan yürür gider. Neydi Ayvaz Dede? Bunlar çünkü o yukarı Mezopotamya yani Horasani erler dediğimiz kimseler. Bunlar toleranslı.

Hani Harun Reşit çıkar ya hutbeye elhamdülillahi rabbil alemin der. Beyhlüldane bağırır oradan. Elhamdülillahi rabbil müminin. Harun Reşid’in kardeşidir. Bakar bir şey demez ona. Tekrar hutbeye başlar. Elhamdülillahi rabbil alemin. Yine bağırır. Elhamdülillahi rabbil müminin. Der sonra der ki kardeşim ne var? Söyle. der ki, “Eğer Allah alemlerin rabbi ise kıtlık vardır.

Sen neden Müslümanlara bir teneke buğday, gayrimüslimlere yarım teneke buğday dağıtırsın der” der. Bakın Behlüdane sufi bir insandır. Derviştir. Derviş budur. Sen bu bizim partiden ona yardım edelim. Bu filanca partiden ona yardım etmeyelim diyemezsin. Sen bu filanca partiden bunu bizim partiden işe alalım. Bu bizim partiden değil. İşe almayalım diyemezsin. Bu bizim partinin elemanı şurada hani şunun işini halledelim. Bu bizim partiden değil.

Bunu salla ya. Ya bu adam zaten ileri geri bizim hakkımızda konuşuyor. Atın içeri. O yüzden Anadolu İslamı coşkuludur. Anadolu İslamı tevazuludur. Anadolu İslamı aşkidir. Aşki aşıktır. Allah’a aşıktır. Peygambere aşıktır. Üstadına aşıktır. Eşine aşıktır. Çocuklarına aşıktır. sevgilisine aşıktır. Bakar sevgilisinin gözlerine. Der ki, “Senin gözlerinde kayboluyorum.” demez. “Senin gözlerin bende kaybolsun diye.” Aşıktır.

Anadolu sufisi taşı da sever, otu da sever. Anadolu sufisi böceği de sever, atı da sever, kılıcı da sever. Anadolu sufisi Allah için, vatan için, millet için, namusu için ölür. Hiçbir şey düşünmez. Anadolu sufisi dediğinde o şeyh gazi unvanını almak için cihada çıkar. Bir şeyhin rütbesi gazi unvanını almaktır. Dervişleriyle beraber çıkar. hem de cihada vatan savunmasına dervişleriyle beraber gider.

Ben bu dergahımla kıvanç duyarırım, gurur duyarım. Benim içinde bulunduğum bu dergah Kuvay-i Milliye katılıp vatan savunmasına bir fiil katılmış dergahtır. Biz İngiliz bosması değiliz. Biz cı yosması da değiliz. Biz moz mossat bozması da değiliz. Biz bu vatan için, bu vatan için tekrar söylüyorum bu vatan için dergah olarak cihada çıkmış, Kuvay-i Milli’ye katılmış bir dergahız. Hem parasıyla hem dervişleriyle.

Gazali’den Sorular ve Önemi

parasıyla nasıl Nijerya’ya bir halife gönderir. Nijerya’daki halife bir teneke altın gönderir dergaha. der ki dergahtaki fakire fukaraya harcanılsın diye. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi’nin babası o dergahtaki iki altınla evlenir ve o bir teneke altın dergahın kapısında durur. Yıllarca hiç kimse oradan bir şey atmaz. Hacı Haydar Efendi Çorumlu Hacı Mustafa Efendiye emreder. Emrediyorum. Oradan 3 tane altın al evlender.

Ve o bir teneke altın Kuvay-i Milliye verilir. Vatan savunmasına. Vatan savunmasına verilir. Benim bağlı bulunduğum dergah İngiliz yosması değil. Benim bağlı bulunduğum dergah siyah bozması değil. Mossat yosması da değil. Benim bağlı bulunduğum dergah dışarıdan sebateistlerin, masonların, İngiliz kraliyet ailesinin yöneteceği bir dergah da değil.

Onların algılarıyla, onların bizlerin üzerine, bizim üzerimize yüklenmeleriyle yoldan dönecek olan da bir dergah değiliz biz. Vatan için can verilecekse veririz. Veririz. Gözümüzü kırpmayız hiç. Kim vatana gözünü dikerse gözünü oymayız. Kafasını götürürüz onun. Devlette istemediğimiz şeyler olabilir. Devlet yöneticileri istemediğimiz şeyleri yapar. Devlet bizim devletimizdir. Evet. Devlet düşmanı olmadık. Hiç olmayız daha.

Vatan düşmanı da değiliz. Vatan düşmanı da olmadık. Askerimize, polisimize silah doğrultmay doğrultan bizden değildir. Devletimize silah doğrultmayız. Bizden değildir. Benim her iki dedem vatan savunmasında yürümüş insan. Anne dedem Efe benim. Yunan’ı kovan kovalayanlardan. Baba dedem Yunanistan’da Yunanlıların zulmü altında inim inim inlemiş. Sırtında yaraları olan o yaralarla ölen insan. Cenabı Hak’a hamdediyorum.

Ben arayıp da bulmadım bu derga. Cenâb-ı Hak benim önüme getirdi ve ben dervişliğimin başında bunu öğrenince tüylerim diken diken oldu. Dedim ki, “Ya Rabbi ya beni nasıl bir dergaha müntesip eylemişsin? Bu benim için çok önemli. Evet. Anadolu irfanı dediğimiz, Anadolu İslamı dediğimiz, Anadolu sufiliği dediğimiz budur. Ahlakı güzel olacak. fıkıhı, hukuku düzgün olacak. Adaletsiz olmayacak. Dervişlerin parasına, malına, mülküne gözünü dikmeyecek.

İstemeyecek, dilencilik yapmayacak. Sufi dilenmez çünkü. Müslüman dilenmez. Müslüman andırmaz bile. Ne diyor ayeti kerimede? Onlar fukara oldukları halde kendilerini fukara göstermezler. Evet. İşte Anadolu İslamı dediğimiz bu. Şimdi bu tabii Selçuklular Anadolu’ya gelirken yukarı Mezopotamya sufiliği ile geliyorlar. Gazaliun eee tekniğini koyuyor ortaya ama medreselerde okutuluyor. Fakat normalde enteresan bir şeydir bu.

Bakın bunun üzerinde ayrıyeten bir araştırma yapmak lazımdır. Anadolu sufileri genel anlamda Şafi değiller. Yani Güneydoğuda ve doğuda çok az bir şekilde Şafiler vardır. Genelde Hanefidir. Şimdi mevzuyu buradan toparlıyoruz. Yine şeye geliyoruz. Ne? Paragrafa geliyoruz. Bordrolu din adamı olmuştur. Daha sonra Şimdi proje adamı mıydı? Evet. Sen hayır diyeceğimi bekledin ama. Proje adamı mıdır? Evet. Gazali proje adamı mıdır? Evet.

Bunun bir kısım böyle hani çok özür dilerim kendisini gazalci görenler karşı çıkacaklar da o umurumda değil ama bu benim evetim amalı değil. Sıradan bir anlam yok bunda. Ya bir kısmı proje adamıdır. Yani bu nedir? Az önce Emevilerin düştüğü çukuru söyledim ya. Din siyasetin emrine girer. dünya üzerindeki İslami veya gayriami devletlere baktığınızda hepsinde din siyasetçilerin emrindedir. Yani din devletlerin emrindedir. Dayatılmış bir din yaşar.

Hristiyanı, Yahudisi, Müslümanı. 4.000in üzerinde dünya üzerinde din var, inanç sistemi var. Şimdi Gazali Nizamül Mülkün himayesinde Nizamiye Medreselerinin baş müderrisi olur. Devletin ideolojik krizlerine çözüm üretir. Bakın bu şu anda bütün devletlerin bence muhtaç olduğu bir şey. devletlerin ve tebanın ideolojik krizlerine cevap vermek. Yani bir kapitalist sistem var. Kapitalist sistemin karşısında ideolojik olarak cevap vereceksiniz.

Bir faiz sisteminiz var. Faiz sisteminin karşısında ideolojik bir cevap vereceksiniz. Bir hukuk sistemi var. Bozuk, çarpık, yanlış. Keyfi. Buna ideolojik cevap vermelisiniz. Gazali bunu yapar. Şimdi bunu böyle düşündüğünüzde Gazali muhteşem bir iş yapmış oluyor. Ama Gazali proje adamıdır ama saray alimi değildir. Yani nasıl saray alimi değildir? Yani devletin akıl danışmanıdır. Devlet ona akıl danışır ama ama o devlet için düşünür.

Bakın devlet için düşünür. O devletin emrinde değildir. Buranın altını defalarca çizerim. devletin alimi değil, devletin emrinde değil, devlet için düşünen bir kimse. Yani Gazali’nin bütün kitaplarını araştırsanız hani Allah beni affetsin ben de ana akım kitapları e şey olarak eee ne o bilgisayarda yüklenmiş vaziyette. Hani 67 tane ihya dahil buna. Kütüphanemde var benim ama hani ihya var. İşte bir 34 tane daha böyle küçük risaleleri var.

O eee felsefetül o kitabı var. Yani normalde eee şey olarak hani böyle bilgisayar ortamında olmayan 67 tane kitabı var ihya dahil buna. Ama hemen hemen bütün kitapları benim bilgisayarımda, kütüphanemde var. Büyük Türkçeye çevrilmiş bütün kitapları. Mesela Gazali’de şunu tespit edemezsiniz. Ben edemedim. O yüzden buraya not olarak aldım. Sultan. Gazali’de sultan masum değildir.

Gazali’de devlet başkanı kutsal devlet de mutlak değildir, kutsal Enteresan bir şeydir. Mesela Gazali hiçbir zaman, hiçbir eserinde ve davranış biçiminde eee halifeyi de masum kılmaz. Yani halife dediğim ne? İslam dininin en üst otoritesi. Öyle değil mi? Halifelik o İslam’da. Neden Gazali? Gazali bunların o gün için tarihi anlamda eksikliklerini ve yanlışlıklarını görmüştür.

Çünkü Gazali’yi değil de İbn Rüşt’ü getirmiş olsaydık, evet Gazali’nin burada keskin durduğu noktalardan birisidir. Eee, felsefik olarak defanslıdır Gazali. Gazali’nin bu noktada hani geçen derste dediydim ya hani Gazali’de hani eee çok geniş bir çerçevede felsefik bir açılımı Ama o günkü düzlem içerisinde Gazali mi İbn Rüşt mü? Gazali. Çünkü düzenin kurulması gerekir. Devlet, millet kaynaşmasının olması gerekir.

O yüzden mesela Gazali eee bildiğiniz halife. Halife masum olarak görmez. Oysa Emevilerde, Abbasilerde, Fatimilerde, Batinilerde, Şiaada halife masumdur. Şimdi siz halifeyi masum ettiğinizde ne gelir önünüze biliyor musunuz? Papa da masumdur. halifeyi masum kılarsanız halife herhangi bir İslam’ın hukuksal meselesini ortadan kaldırabilir yetkisi vardır. Masumdur. Papa da aynıdır. Yalnız o yüzden Gazali Kur’an sünnet çizgisinde durur.

Akait noktasında da Kur’an sünnet çizgisinde durur. İbadet noktasında da Kur’an sünnet çizgisinde durur. Sultanı ve devleti de Kur’an ve sünnet çizgisine getirir. Devlet meşru olacaksa Kur’an ve sünnet hukukuna uymak zorunda. Adaletli olmak zorunda. Devletin meşruiyeti adaletten geçer Gazali’ye göre. Ve Gazali sultanın meşruiyeti de Kur’an, sünnetten ve adaletten geçer.

O yüzden hani eee bunları böyle net bir çizgi şeklinde koyunca ben onu saray alimi olarak görmüyorum. Ben onu bodro mahkum olarak da görmüyorum veya değişik menfezlerin elemanı olarak da görmüyorum. Allah beni affetsin. Şimdi Bodrolu din adamı dediğimizde teknik olarak evet maaş alıyordu. Bunu reddetmiyoruz. Devlette görevli miydi? Evet. Bugünkü Diyanet İşleri Başkanı gibi. buradaki meseleye biz ben bu fakir maaş bağlamında mı bakacağız?

bağımlılık derecesine veya bağımlılık noktasına mı bakacağız? Ben maaş bağımlılığı olarak görmüyorum ama devletin ve devleti yönetenlerin yanlışlıklarına evet diyecek bir şahsiyet değil bu. Eee, mesela eee, devleti meşrulaştırmak için dini Eyüp Bükseydi devlet adamlarını veyahut da devlet bürokrasisini meşrulaştırmak için dini, dini hükümleri, hukuku eee, eyip bükseydi o O zaman derdim ki devletin ve siyasetin emrinde bir maaş bodrosu.

Maaşını kaybetmemek için gelene ağam gidene paşam demiş. Ama öyle değil. eee dini ve dindarları korumak için devlete bir sınır çizdiyse dinin o günkü devletin hukukunu aslında eee Selçuklula tam bir dini hukuk yoktur. Devletin değişik çünkü tebaları vardır. Değişik hukuklar vardır.

Ama bütün teba devlet önünde hukuksal olarak eşit düzeyde davranılıyorsa ve bu noktada devletin hukuksal sistemi önünde devletin tebası hakkını alabiliyorsa o zaman biz ona normalde yani devletin elemanı gözüyle bakamıyorum ben ona. Buu. Çünkü ihyaya baktığımızda mesela ihyada örnekliyorum bunu. Eee zulmeden sultanlara karşı çok ağır ithamlar Mesela ihyada gerçekten bir şeyh olmadığı halde şeyhlik yapanlara karşı çok böyle ağır sözler vardır.

Hani bugünkü dille söylenecek olursa din tüccarlarını Gazali gömer. Dini kendisine sütre edip arkasından her türlü namussuzluğu yapan bürokratları, siyasetçileri, sultanları gömer Gazali. Böyle bakınca şimdi ben buradan bakınca Gazali hani devletin elemanıymış gibi gelmiyor bana. E tabii eee bu böyle hani bordol mahkumlarının yapabileceği bir şeyler değil mi da bordo mahkumu olan bir alim hani devletin istediği fetvayı verir.

Hani ne diyorlar şimdi bordro mahkumu alimler diyorlar ki TOKİn’nin faizi faiz değildir. Örnek bunlar. Bodro mahkumu. Bodro mahkumları ne diyorlar mesela? Enflasyon miktarı kadar faiz caizdir diyorlar. Bunlar bodro mahkumu. Bodro mahkumu ne diyor? Bir kadın resmi olarak kim kimle evliyse evli 10 tane adama da dolaşsa nikahı durur diyorlar. Hani nikahı resmi nikahı kimle? X kimseyle kadın her gece başka bir adamla dolaşabilir mi? Dolaşabilir.

Nikahı duruyor mu? Duruyor diyor. Bodrum mahkumu. E şimdi öyle olunca hani Gazali’de Bodro mahkumlarına eee yakışmayacak cesaretli sözler ve davranışlar var. Devam ediyoruz. Evet. Eee emredileni yerine mi getirdi? Batinilere karşı evet emredileni yerine getirdi. Reddiye yazdı. Ama yazdığı reddiyeyi az bir şey bir böyle bakan kimse yani o battiniliğe karşı reddiyeyi incelemenizi isterim. incelediğinizde mesela böyle sloganik değildir hiç ilmidir.

Batiniliğin meşruiyet sandalyesini altından çeker. Bu fakirin tespiti. Yani ben battiniliği böyle incelemiş bir kimse değilim. Soru gelince Gazali ne demiş battinilikle alakalı? O zaman baktım. Yani kendimce tespitim o. Dedim ki oturdukları sandalyeyi, koltuğu altından çekmiş. Dedim yani reddetmiyor seni ama oturduğun koltuğu çekiyor, devriliyorsun. Müthiş zeka. O yüzden mesela Gazali battiniciler tekfir bile etmemiş. Enteresan bir şey.

Tekfirciliği yoktur Gazali’nin. Ama ama devletin emrinde olmuş olsa tekfir ederdi. Ha belirli şimdi devletin emrinde olanlar var. Ne var? Selefi, Vahabi var. Herkesi tekfir ediyor mu? ediyor. Türkiye’de meşhur bir tarikat var. Müritleri tekfir ediyor mu? Ediyor. Türkiye’de partiler kuruldu. Kendilerine oy atılmazsa tekfir edilen. Bakın bunlar aynı menfezden beslenen insanlar. Aynı menfezden yani alimleri var. Yani tarikatları var siyasetleri var.

Şimdi alimler aynı çizgide değilseniz tekfir ediyorlar. Sizi tekfire yönlendiriyorlar. Şeyhleri var onlar da tekfir ediyorlar. Siyasetçileri var onlar da tekfir ediyorlar. Bakın bir tekfir kültürü oluştu ülkede. Ve bu tekfirciler aynı merkezden beslenen kimselerdi. Ama Gazali’nin battinilere karşı, İsmaili’ye karşı veyahut da Fatimilere karşı tekfir yok. Enteresan bir şey değil mi? Hatta Gazali felsefecileri bile tekfir etmiyor.

Gazali’nin yöntemi muhteşem. Oturduğu sandalyeye çekiyor. Yani felsefecilere cevap olarak Türkçeleştirilen tehafülü, tehafülde felsefecilerin oturduğu doktrini çok ürütüyor. Sandalyeyi çekiyor altlarından. Batinileri de aynı şekilde yapmış. İsmailiye’ye de aynı şekilde yapmış. Daha ilerisi o günkü Şiaaya de aynı şekilde yapmış. Bu böyle eee o yüzden Gazali’yi çok taşlarlar zaten. Mesela Gazali’yi taşlayan belli ekoller vardır.

Mesela Şia taşlar Gazali. Modernist düşünce Gazali taşlar. Hani İbn Rüst mı, Gazali mi dedi ya. Evet. Bunun tartışması vardır mesela. Taşlar Gazali. Oysa Gazali kendi zamanında, kendi zamanında gerçekten ve gerçekten muhteşem iş yapmıştır. Bugün eleştirebiliriz. Ve eee Selçuklu yani Alpaslan. Alpaslan’dan öncesi amcası Tuğrul. Bakın bunlar tarihi gerçekler. Bunlar tarihi gerçekler.

Eğer Tuğrul’un e cihat ve savaşma aşkı, cesareti, dirayeti Tuğrul’un Alpaslanın, Alpaslan’ın eee İslam’ı savunma, vatanı savunma, devleti savunma ve devleti kuvvetlendirme ve bununla alakalı Nizamiye Medreseleri ve Gazali olmamış olsaydı siz bugün olmazdınız. Çok ciddi söylüyorum bunu.

O günkü düzlemde eğer ki bu Türkler, bu çılgın Türkler, bu çılgın Türkler bu ölümü gözünü kırpmadan ölümle oyun oynayan tabiri caizle ölümle dalga geçen o Türkler olmamış olsa hadi bunu ırkçılık olarak söyleyin. Hiç umurumda değil. O Türkler olmamış olsaydı şu anda İslam dünyası Bizans’ın önünde köleydi. Yazın bunu kenara. Köleydi bütün İslam dünyası. Köleydi. Bütün İslam dünyası. Bizans her şeylerini Haçlı seferleriyle yok ederdi.

Şimdi her şeyimizi yok ettiği gibi. Evet. Bu tarihi bir tespit. Bunu ırkçılık olarak da görmeyin. Bak tekrar söylüyorum. Tuğrul Han. Hanlar Hanı Tuğrul Han. ve yeğeni Alpaslan ve Nizamül Mülk ve Gazali. Bu eğer bu hani devlet, millet ve ulema kaynaşması olmamış olsaydı evet Haçlı seferlerinin önünde yok olmuştuk. Haşrı seferlerine girmeyeyim. girersem şimdi siz herkese düşman olursunuz. Haşrı seferlerine yardım eden şiadır.

Günün Şiasıdır o gün için Haçlı seferlerine yardım eden Batinilerdir. Haçlı seferlerine içeriden yardım eden İsmaliye’dir. Haçlı seferlerine yardım eden Fatimilerdir. Haçlı seferlerine yardım eden Abbasi kalıntılarıdır. Haçlı seferlerine yardım eden Emevi kalıntılarıdır. Haşlı seferlerine yardım eden orada ne kadar unsur var ise Selçuklu’nun içinde ve dışında hepsi de Haçlı seferlerinin çok affedersiniz yalakasıdır, bozmasıdır. Evet.

Tarihi gerçektir bu. Alın bunu istediğiniz yerde paylaşın. Umurunda değil. Umrunda değil. Bakın o günkü bu mekanizma, o günkü mekanizma İslam dünyasını ayakta tutmuştur. Gazali’nin felsefesi eksiktir. Gazali’nin bu noktada eee mezhebi olarak katıdır, durur. Evet. Bugün baktığımızda öyledir. Gazali mezhep çizgisini, Eşari, Şafii çizgisini veya Sünni çizgisini çok keskin bir şekilde koyar. Lazımdır o gün için. Siz oyuna oynaya zamanınız yoktur.

Çünkü düşman sarmıştır etrafınızı. Siz düşman etrafınızı sarmıştır. Siz devleti ve milleti ayakta tutmakla mükellefsiniz. Bugün düşman ülkenin etrafını içeriden ve dışarıdan sarmıştır. Bugün de aynıdır. Bugün de içeriden selefisi, Vahabisi, içeriden satılmış İngiliz ajanları, dışarıdan NATO şemşeyesi altında Amerika’nın yapılanması ülke-i işgale hazırdır. Ekonomik olarak ülke işgale hazırdır. Siyasi olarak ülke işgali hazırdır.

Kültür olarak zaten işgal edilmişiz. Dini olarak işgale hazırdır. Siz cihat ayetlerini unutacaksınız. Ülke savunmasını unutacaksınız. Ekonomiyi unutacaksınız. Faizi unutacaksınız. Fuhuşu unutacaksınız. Uyuşturucuyla, içkiyle, içkiyle, uyuşturucuyla, çıpraklıkla beyniniz donacak sizin. Ülkede uyuşturucu yaşı 10a 10’a inmiştir. Huhuş yaşı 13’e inmiştir. Evet. İnsanlar geçim derdindedir. Evet. İşgale hazırdır. O gün içinde Selçuklu işgale hazırdır.

İçeride karışıklıklar vardır. O yüzden Roman Diojen komutasında Bizans gelir. 1071 aşılmış olsaydı bugün siz Gazali sipariş adam değildir. O günün zirve, o günün zirve aklıdır. O günün ben insanlar o gün vazifelerini yaparlar. Nasıl bir vazife yaptığı sonradan meydana çıkar. Eleştirirler. sonrakinler evet eleştiriler. Haklarıdır herkesin buna bir şey demem. O yüzden pişmanlığı ve itirafı Gazali’nin devlete hizmet etmiş olmaklığından değildir.

Nefsindendir. Ben onu sufiliğe bağlıyorum. Hani Hazreti Pir der ya dün dünde kaldı Cancazım. Bugün yeni şeyler söylemek Sufiler öyle derler. Düğününe pişman olurlar. Der ki, “Daha fazla sevseydim, daha fazla yaşasaydım, daha fazla derinleşseydim.” Bu hani bir de Gazali’nin ben ona inanıyorum. niyeti çok saftır. Safidir. Ama o niyetinin safiliği ve saflığını sonradan gelenler bulanıklaştırır. Hani bir Hazreti Mevlânâ vardır.

Bir de eee Mevlanacılar vardır ya hani bir Arabi vardır bir de Arabiciler vardır ya bunun gibi. Bir İmam-ı Azam vardır bir de İmam-ı Azamcılar vardır. Ne? Hanefim. Neren Hanefi senin İmam-ı Azam evinin Emevinin yıkılması için mücadele etti. Neren Hanefi senin? Bu onun gibidir. O yüzden bu manada yani Gazali mesela son iki yılını Bağdat’ı bırakır. Gazali Şam’a geçer. İstifa eder devletten deder der ki yeter yaptığım vazife. Şam’a geçer.

Şam’a Emevi Camisi’e iki yıl kapatır kendini. caminin minaresine kapatır. Bunu ben Gazali’nin pişmanlığı olarak Yani bu artık eee der ki ben yolum yakın artık ben kendi nefis matematiğini düzeltmem lazım der. O yüzden benim için hani Gazali’nin Bağdat’ı terk etmesi, vazifeden kaçması değil. Benim için bir isyan da değil o. E yani her sufide var olan bir içsel hesaplaşma vardır.

Bunu büyük sufiler genel olarak kendi o içsel hesaplaşmalarından dolayı inzivaya çekilmek, halvet etmek isterler. der ki bu kadar harere gürere bu kadar hani böyle koşuşturma mücadele. Ondan sonra der ki biraz böyle bir iç hesaplaşma yapalım. Bir geriye çekilelim. Bunu itikaf gibi görün. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Ramazan’ın son 10 gününde itikaf ederdi. Hiç kimseyle konuşmazdı.

Devamlı hani Cenabı Hak’la haşır neşir olurdu. Oysa hep öyleydi ama yine böyle bir kendini e böyle bir e tabiri caizse inzivaya çekerdi. E bu da eee Gazali’ye yakışan bir şeydir. Aynı şeyleri büyük pirmıştır hep. Hani bu sufi öğretisinin içerisinde vardır bu hani halvet etmek bir böyle kenara çekilmek. Şimdi bunu normalde eee kardeşler, arkadaşlar bunu biraz belki de farklı algılayabilirler.

Hani ben de bazen derim ya hani böyle bir çekileyim istiyorum kenara. Bu böyle o duyguyu yenemiyorsun. Sonra düşünüyorsun onca kardeş var, arkadaş var, şu var, bu var. Hadi bir daha kendince bir rüya, bir hal bir şey oluyor. Tekrar hani diyorsun koş, yürü, devam et. Eee, bu böyle bir şey. Gazali’de benim gördüğüm böyle bir hani iç hesaplaşma diyelim veyahut da biraz böyle halvet etme, biraz kendinle başa kalmak olarak.

Ben onu öyle nitelendiriyorum. Öyle eee şey değil. Normalde eee şimdi bu paragraftan ve paragraftan bakaraktan genel olarak Gazali’ye baktığımızda devlet dışında bir İslam tasavvur etmez. Şimdi eee Hakan’ın eleştirel noktasına değineyim. Yani Gazali devletle İslam’ı içe koyar. Devlet dışı bir İslam tasavvuru yoktur Gazali’de. Şimdi İbn Rüşdi söyledi ya mesela Gazali’de bugünkü anlamda radikal bir özgürlükçülük yoktur.

Bunları Hakan memnun olsun diye söylemiyorum. Yani tespitlerim. E Gazali daha sistem içi bir insandır. Eee sistem içi insan derken onun şu yönünü de eee es geçemem. sistem içinde kalaraktan sistemi ahlaki kurallarla donatmak ister ve donatır. Sistemin dışında kalmaz. Kendisini sistemin dışına koymaz. Ama sistem ahlaki ve hukuki olmalı. Gazali sistemi ahlaki ve huk hukuki noktaya çekmeye çalışır, sınırlandırır. Saat 11 olmuş. Hakkınızı helal edin.

>> Helal olsun. >> Son söz bu noktada bu gecenin son sözü. Vaktinizi aldım. Hakkınızı helal edin. >> Buradan da bölmek istememişim demek ki. Yürümüş gitmişim. Gazali benim son yazdığım paragraftan okuyacağım. Her inanan gibi, her insan gibi masum bir alim veya derviş değildir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dışında masumiyet karinesine sahip olan hiç kimse yoktur.

Çünkü İslam inancında hiçbir şeyh, hiçbir alim, hiçbir devlet başkanı masumiyet karinesine sahip Herkesin hatası, yanlışı, eksiği, noksanı, günahı olur. Hadis-i şerifte hiçbir kimse yoktur ki bir günah onun perçeminden tutmamış olsun. O yüzden Gazali masumiyet karinesinin içinde değildir. O da her mümin gibi bir tarafı insandır. Sonuçta körü körüne iktidarın memuru da O devlet de temas etmiş. Bu temastan ben yara aldığına da inanıyorum.

Bu temastan yara almıştır. Çünkü devletle temas eden her şeyh, her alim, her şey, her alim yara alır. O yüzden sufiler devletle temas etmemek için aşırı özen gösterirler. yara almamak için bu yarayı yara almış ama bu yarayı ilimle, ahlakla tedavi etmenin yolunu aramış ve o yolda yürümüş. Son kelamım bu. Hakkınızı helal edin. Elfatihama salavat. Önümüzdeki hafta kıyamet kopacak. Amin. Önümüzdeki hafta kıyamet nasıl kopacak?

Nizamül Mülk siyasi iktidarın kaynağını ilahi bir güce Allah’a ve dine yani İslam’a dayandırır. Maknevveli ise dünyevi ve seküler gerekçelere işaret eder. Allah’ın yönetime yetkisini her çağda halk arasından seçtiği belli kişilere verdiğini ifade eden Nizam-i Mülk, dolayısıyla sultana itaat etmenin bir anlamda Allah’a boyun eğmek anlamına geldiğini ifade ederek siyasal iktidara güçlü bir teolojik temel sunar.

Mahkevelli ise kitab-ı hükümdarda buna karşı çıkar ve iktidarın kaynağını toplumsal dinamiklerde arar. Konuyu dağıtmayalım. Nizam-ı Mülk, Nizamiye Medreselerinin müfredatını battinilik, İsmali ve Şiilik karşıtı bir anlayışla oluşturur. Gazali’nin battiniliği ve şiiliği İslam dışı ilan ettiği battiniliğin iç yüzü adlı eseri ünlüdür. Evet, buradan devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta çetin bir sohbet bekliyor bizi. Allah izin verir de inşâallah.

sağlık afiyet verirse devam edeceğiz buradan inşâallah. Haklarınızı helal edin. Helalin. >> Tabii huzurlarınızda böyle bir konuyu bizim önümüze getiren Hakan Kardeş’e de teşekkür ediyorum. Beni böyle bir eee araştırmacı yapıyor. Ben yeniden böyle işte kitaplara yeniden böyle bir araştırmalara danıyorum. Ondan sonra kepenkler kapalı bende. İletişim yok. Ben bunları araştıracağım.

Hamdolsun buraya getireceğim diye beni de güzel bir uğraşın içerisine sevk ediyor. Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. >> Arkadaşlardan özür diliyorum. Bütün derviş kardeşlerden. Onların böyle özel meseleleriyle ilgilenecek zamanım kalmıyor. O yüzden bu konuda da kardeşler inşâallah haklarını helal etsinler. >> Etmeyen varsa da söylesin. Helallaşmasını biliriz. Yani o kadar da elimize armut toplamıyor.

Yani bunu da tehdit olarak algılıyorsanız algılayabilirsiniz. Sıkıntı değil. Bizim damarlarımızda akan kan belli. Biz normal değiliz. Hiç olmadık zaten. Olmayın da zaten. Evet. Normal olmayın. Biraz deli olun. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar delilerdir. Vatanı savunacak olanlar delilerdir. Dini, imanı, İslam’ı savunacak olan delillerdir. Hımbıl, sümüklü insanlardan hiçbir zaman bir fayda kalmaz. O yüzden ülkeyi ne bekliyor belli değil.

Bak elin adamı elini kolunu sallaya sallaya gitti işgal etti. Ben hep yıllardır söylüyorum ya yarın buraya olmayacağını malum diyorum. Güvenmeyin hiç kimseye ve hiçbir devlete. Bizim çevremiz sarılmış vaziyette. Ülke olarak uyanık olacağız, bir olacağız. Dikkat edeceğiz. İçeriden ve dışarıdan her türlü her şey olabilir. O yüzden muhakkak ve muhakkak dikkat edeceğiz. Dikkatli olacağız inşâallah.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf hakkında kaynaklara göz atabilirsiniz.