devam ediyor o zaman Mahalüm nefes bir iki üç dört O nefes serisinin soruları hakan kardeşa etti Ardından İslam’da siyasetle alakalı Bir soru malzümle seda oldu Onda hakan kardeşler alakalı iğde Şimdi de konu gazaleymiş Enşallah gazaleyyi konuşacağız Gazet sahifat Neydu? 2018.99.000 sahifat İnşallah Bu akşam o yüzden meslemi sohbet yok Gündüz bana mesaj çekmişti biraz gecik çemdi Eklerim dedim İnşallah bir şimdi Gazaley Süpet duymayan hakikati bulamaz İmam gazale Konu hemen belli oldu gazale Bu defa soruyu uzun tutmayı
hemen konuya geçelim Süpet duymayan hakikati bulamaz Önce şüpeden başlamamız lazım Süpet baktığımızda Ekvincok kısım kısımdır da Süpet Ama mikim ise hakikat arayıcısı ise O kimse muhakkak Süpet üzerinde yürümese gerekir Süpet İlmi şüpe İnsanı arayıcısı Süpet Her bulduğun bu gerçektediniz Bu hakikat ediniz Şeyin üzerinde Süpet Onun daha da sına bakarsınız Daha da sına bakarsınız Biz buna ilmi şüpet Süpet Bir kimse örneğin Herhangi bir konuda şüpet düşebilir O şüpesini izale etmek için Arayıştırmaya başlar Kesin okunu da Kalbi
mutmayın olunca Arkadaşlar Kalbi mutmayın olsa Daha iyili Süpe Sahibi Süper ki Bunun bir de Gerçeği başketörlü olabilir Tekrar arayıştırmaya devam eder Bir de şüpe vardır Mesela Değilini termolleji olarak Baktığımızda Allah’ın varlayla alakalı Şu Peydüşer Mesela Ali alakalı şu Peydüşer Bunun alakalı arayıştır bu, hani tırnak içerisinde dini şu pecirek, bu da normalde o kimsenin kendince hakikati bulmaya gerçek bulmaya fayda sağlar. Her şüphe her şüphe, psikolojik bir takıntı değil ise insanı doğruya doğrusun da onun da doğrusun’a götürebilir.
O yüzden şüphecili, şüpheyle yaklaşmamak lazım. Ve şüphecili kötü gözü bakmamak lazım aslında her düşünen insan biraz şüphediyor olması gerekir. O şüphesini izale etmek için bu seferde çalışması gayret etmesi mücadeletmesi okunu da, araştırması gerekir. O yüzden hemen ben böyle tanımla ebirlerim bunu, her şüphe insanı hakikate götürer bir binek gibidir. Eğer şüphesinin bineyin olursa sen onun kölesi olursun o senin yollendirir. Yok şüphe, bu noktada senin bineyin olmazda, sen onun, binek gibuk kullanırsan, seni hakikate götürür. Bizim toplumumuzda genel
olarak insanlar şüphenin kölesidir. Yani şüphe ne yazık ki onun bineyidir. Bu insanı hela kagötürür. Mesela adam oturdu yerden eşinden şüphediyor. O turdu yerden çolundan çocunla şüphediyor. O turdu yerden yanında keçalışanla şüphediyor. Bu o insanın psikoluysini boza. Gazali’den Sorular 1 Hakkında Bu sefer o yan aşim biraz daha. Gel böyle kız. Daha buraya bu kadar da insan gelir. Kapının oza çasın çünkü. Bayağı n’ar geliyor. Gel gel yaklaşpı. Yapma şana. Ya ne şükkümolda bu kan? Kümolda, kümolda, kümolda, kümolda.
Ya ne şana. Bir kalkın hayat, Bismillah. Bayağın nardik. Yanışın böyle şinde. Boşaltın kapının ozunu iyice, yanışın sıkıştırılmak emni. Şimdi herkes bulundu yer de otursun. Kapının ozda çıko olsun herdayım. Cuman, cuman, dolmayın, hamion, farsını kılıp gidecek yol, böyle en dışarıda. Ön taraf boşu o den dışarıda kılacak gidecek. Öyle oğumaya bir zaman. Şimdi ozaman şüphaya bakarken yani şüphey meselesini bakarken, Eğer şüphed nefistense ozaman o senin tepene bindi istediği yeresini götürüyor. Şüphey sen şüphenin askeri oldum. Yok şüphesinin askerince
ozaman seni hakikate götürdü. İki şüphey bakarken iki veçeden bakacağız. Şüphey ozaman normalde bizim askerimizse biz onun tepese nebinelim, biz de hakikate götürsün. Yok şüphey bizim tepeme bize binerse, bu nefsine nefsane oluyor. Bu ilmi olmuyor. Ozaman o bizim nere götürük bir o seoreye gideceğiz. Onun da sonu Allahman fazla elisin helaktır. Evet şüphey duymayan hakikati bulamaz. Yani bunun zaten her ilim ehili, her hakikat arayıcısı, bunun kabul eder. Ancak körce ayiller bunu kabul etmez. Allah bizi iyi eylesin. İmam
gazali nasıl biliriz? Gazali’nin üzerine çok araştırmaya puymuştır. Altında maddeler var da ben böyle direkt gireyim konuya. Gazali’nin üzerine çok araştırmaları yapılmıştır. Bir çok tezder yapılmıştır. Üniversirlerde işte böyle docentik tezi, bitirmet tezi, şu tezi bu tezi, gazali de şu gazali de bu gazali de şu diye çok tezder yapılmıştır. Bir kimse değerlendirirken kendi zamanını göre değerlendirmemiz gerekir. Bir şahsı değerlendirceye, kendi zamanını göre kendi zaman daşlarını göre değerlendirmemiz lazım. Şimdi biz buradan bakınca gazali değerlendirmemiz farklı olur. Mesela işte
Mustafa Özba, yaşadığı öldü Mustafa Özba’nın da Mustafa Özba değerlendirmek lazım. Neler yaşadığı neler gördüğü neler yaptı? Hangi ortamda büyüdü? Hangi ortamda İslam’ı çalışmaları yaptı? O ut zamanda değerlendirmek lazım. Bundan eliyosona Mustafa Özba’a değerlendirmek boş. Kendi zamanında ne oldu? Ne gibi hallerden geçti? Hangi cenderelerden geçti? Bu ne bakmak lazım? Bir de çadaşlarına bakmak lazım. Birileri terilyonları paylaşırken onu yaptı. Birileri işte makamarabalarında dolaşırken onlarda dolaştı. Birileri işte değişik devlet kurumlarına beledeylerle onlara bunlara yamalık yapıp kendisini nasıl bir
hayat kurdu? Bunlara bakmak lazım. Diyin geçim kaynam yaptı. Kendi zaman daşları geçim kaynağı yaparken onu yaptı. Kendi zaman daşları ayet ve adıçları kaydırken oplatırken o ne yaptı? Böyle değerlendirmek lazım. Gazaliyide değerlendireceksek gazaliyenin zamanını bilmemiz lazım. Mesela gazaliyenin zamanda en büyük tartışmalardan verisi Kur’an mahli yok mudur değil midır? En büyük tartışma bu dur gazaliyenin zamanda. Gazaliyenin zamanda ki büyük tartışmalardan verisi o zaman için normalde İslam dünyası yeni kapılarını düştüğü yayı açmıştır. Örnekliyorum. Aristonun Sokratın Eflatunun bütün kitapları
çevirilip İslam dünyasında okutumaya öğretilmeye başlamıştır. Gazaliyenin o zaman Sokratın Eflatunun Aristonun bunu o kadar kendi fersepesine cevap vermenok tasındadır. Gazaliyenin nereden bakcadığı zaman fersepi açıdan mı bakacağız gazaliyenin? Gazaliyenin kelam açısından mı bakacağız? Gazaliyenin hadi saçısından mı bakacağız? Çünkü gazalinin zamanında da Normalde hadi gibi algılanan sözler ortalıkta dolaşmaktadır. Mesela gazalinin zamanda tabiricay ise bir üniversite seviyesinde bir çalışma yoktur. Hemen hemen gazaliyo o zaman için Devlet onu bir üniversite kurulmasını ve başına da geçirilmesini ister. Neye karşı Devlet
ona bir üniversite kurulbunun başına geçecekler de. O zaman gazaliyo baktığımızda o zaman siyasi olarak baktığımızda Devlet’in bir yamalı, mücud devletin. Veycud devleti tartışmamız lazım o zaman. Onun bağlı bulunduğu devleti tartışmamız lazım. Bağlı bulunduğu devlet ne kadar işlem ne kadar değil? İçlamın hangi noktasında duruyor? Fıkı hi kelamı, fıkı ve kelam olarak siyaset olarak nerede duruyor? Bu ne de bakmamız lazım? Ama normalde şimdi halk olarak biz gazaliyo bakarken mesela ana dolu insanı gazalinin en meşhur ihyasına bakar. Ihya
ölümüttüne bakar, ihya ölümüttüne bakaraktan gazaliyo yorumlar. Peki ama gazaliyo bir bir önceki gazaliyo kendisini inkar eder. Nasıl inkar eder? Ama bir camisinin minarellinin içerisinde kendisini kapatır. İki yılda inzivay eder. İki yılda insanı bugüne kadar yazdım müdün kitapları inkar ediyorum. Retdediyorum. Er ihya yöndan sonra yazar. Şimdi o zaman ihya yiyazdı, zaman ki gazaliyle, ihya’dan önce ki gazaliyin arasında fark var. Ama insan insanın normalde doğasını aykır bir şey değil. Haynisi imamazamlar imamazdan der ki son iki yılı olmasaydı,
numanelak olmuştu. O zaman imamazanın önceki hayatıyla son iki yıllık hayatı. Demek ki bir fark var. Değişkenlik gösterir. Değişim gösterir. Kemal’e herime, mukdedirdir. Bunu uygun yaratılmıştır. Bugün için Kemal noktası farklı, 20 yıl sonra Kemal noktası farklıdır o kimsenin. Eğer ki oğutsunnet seni özelline gidiyor. Çünkü günün gününün müsağl olan zarardadır. Hadi şerif mucibince, İnsan Kemal’a ta doğru yol yürürse, o kimse olgunlaştıkça, olgunlaşır. İnsanın fıtırata buna uygun. Bunun için yaratılmıştır ki, o Kemal noktası’nda gürme, olgunlaşma noktası’nda gürme, o
yaradılı şifıtırata bu. O yüzden gazali dediğimizde çok görünüm, bir gazali çıkabı önümüzde. Bu biraz daha ne arabinin kör ve fil metaforuna benzal. Hani getir, bir tane köre, körü, film, bacandan tuttur, film neye benzal, deyince, sütuna benzal der. Hani işte hortumından tutturursan, hortumla benzal der. Onun sonra kullanı tutturursan, kefçe benzal der. Gözünden tutturursan, der ki tefçe benzal. Harabı bunun ormağında Allahı bilmede, körlüp de alakalı bu metaforu koyabı. O zaman, bir kimseye bakarken bizde, Haran gibi kimseye bakıyoruz.
Arkadaşlar, kendimiz, kendi algınımızda onu biz değerlendiriz. Kendi algınızla, kendi bilgimizde, biz onu değerlendiriz. Algınımız ve bilgimiz, okum senin üzerini aslında bizim, tanrımızı olur. İlahımız olur. Allah bizi affesen. İmam gazali nasıl biliriz? Soru işareti, devam etmiş. Soruyu soran kardeş. İslam’da aklın üzerine beton dökern. Özgür düşünceği bitiren, Felsi Fener’de ise düşman olan, nakilciliği hediye eden, birimi yoksa, sünni İslam dünyasının düşüncesinin en büyük bir imarlarını, İslam’a dair tüm kitaplar yok olsa, geriye bir ihya kasa yeterlidir, dedirtecek kadar ahlim
birimi. Hem sinede evet hepsine de hayır. İslam’da aklın üzerine beton dökern. Ya normalde, gazali aslında, akıl peres değil, akıl peres değil, akıl peres değil. Gazali ve abir İslam alimi, bir suvi, bir İslam alimi, akla karşı gelmesi mümkün değildir. Akıl’a karşı olmak insanın fıtratına karşı olmakdır. Akla karşı olmak, dimin üzerine karşı olmakdır. Dinin fıtratına karşı olmakdır. Bu mümkün değildir. Mesela bir kısım suvi filerin, aklı, nakilden, nakilden aşağı tutması, aklı öldürmek değildir. Çünkü inanç söz konusuysa, nakil öndedir,
akıl öndedir. Akıl nakli anlamak için vardır. Akıl nakli yaşamak için vardır. Akıl nakli analiz etmek için vardır. Akıl nakilden, iştahat çıkarmak için vardır. Akılsınız, iştahat değildir. On nakli analizak olan, yani vahiyi analizak olan. Çünkü vahiyi akıl sahiblerinedir. Düşinden, idrak eden, araştıranadır. Vahiyi mesela, düz akıl sahibi vahiyi anlamakta zorluk, anlamakta zorluk çeker. Ve bütün inanç sahiblerinin yüzde doksan dokuzlu, düz akıl sahibidir. Yani taklitçidir. Taktitçiyidir. Taktitçiyidir. Adam den beri inanç sahiblerinin büyük bir çevinu, büyük bir çevinu. Vahiyi,
İyiyim, analiz etmekten uzaktırlar. Ve yiden işten çıkarmaktan uzaktırlar. Vahin gerçek manasını anlamaktan uzaktırlar. Bu ademden itibaren bütün inan sahiblerinin en büyük handicapıdır. Ve o yüzden insanların büyük bir çoğunlu da imanın hakikatını ulaşmamış olurlar. Dikkat edin iman etmemişlerdir demiyorum. İmanın hakikatını ulaşmamışlardır. Çünkü insanlar vahiyi kalbi akıl ve nevcut akıl süzgeciğinden geçirmemişlerdir. Ve Peygamberlerin en büyük savaşları din sahiblerıyladır. Bak din sahibleri. Çünkü din Allah’ındır. Din Allah’ındır ama din insanları kolay yönetmek için zalimlerin bir payan da sahiyle gelir.
Akletme vahiyi vahiyi akıl süzgeciğinde akıl süzgeciğinde algılamayan zaten kalpleri çalışmamış körleşmiş insanların akıllarında çalışmazsa bu sefer vahiyi anlamaktan vahiyi analiz etmekten vahiyi yaşamaktan uzak kalırlar. Bu sefer o insanların önüne dini isismar eden değişik görüntü de insanlar çıkar ve o insanların akıl evine ettini ortadan kaldırır ve o insanlar doğru düşünemez. Doğru akledemez hale gelirler. Şimdi gazaliye baklığımızda gazali aklını üzerine beton dökmez. Gazali mevcut kendi zamanındaki insanların ilerişinde konuşmalar yapar. Kirmizi gibi. Arabi gibi. Bu size şimdi tuhaf
gelebilir siz gazaliye arabiciyetinden bakmasanız mesela arabinin maniviği sirsilesinde baktığınızda arabide gazaliye çok büyük etkisi vardır. Bu bütün arkası tuhaf gelir şimdi bu. Bu soruyu soranında tuhaf geliyor şimdi. Mesela arabinin filsusunda fituatında bilarsa fituatında gazaliye de çok alıntı vardır. O çizgi hani arabik anlılsam gazaliye gazaliye de önce ki indi onu bir silisiledir o. Mesela o böyle bir zincirin halkalara gibidir o zincirin halkalarına baktığınızda siz arabiya gittiniz de arkasında gazaliye gazaliye gittiniz. Darkasında kendi kendilerin biz de kendi
kendilerin biz de selefi görürsünüz. Ama selefin en büyük imamı kimdir imamazamdır. Mevcut devlet sistemi onu şehid etmiştir. Sehide de devlet kendisini İstanbul olarak gösterir. Dikkat edin. Şimdi gazaliye baktığınızda istanda aklımızda ne beton örten döken bir kimsolara görmüyorum. Ama normade bunun böyle göre insanlar var mı istamdın yasında? Bunun biraz kıştık ançlı kollara görüyorum. Gazaliye anlayamamak olarak görüyorum. Mesela evet bütün İslam ulaması hem fikirdir bu konuda, Wahi aklın önünde tutarla. Dikkat edin. Wahi’yi aklın önünde tutarla. Bunu o
kadar hangi İslam alimine suficine giderseniz gidin. Wahi’yi önünde tutacaktır. Yalnız bu Wahi’yi önünde tutmak bir kısmında Çok özürlularım bunu parantesi içerisinde bunu başka türlü kelima bulamıyorum. Bahnaz cevahi önünde tutar. Bahnaz cevahi önünde tutanlara örnek Allah’ın insan gibi el olduğunu düşünenler vardır. Bu Bahnaz cevahi önünde tutmakdır. Bunun gibi bu o yüzden ben normade Wahi her zaman için aklın önündedır. O esna da senin aklın. Wahi anlamakta analiz etmekte onu böyle çözümlemekte onun normalde ne manaya geldiğini anlamakta zorluk
çekebilir. Çünkü Wahi yani Kur’an sizin bildiğiniz noktada değildir hiçbir zaman. Kuranın çünkü bir gönlünden ayetlerin bir gönlünden yüzü vardır. Hadis de sabitdir bu. Bir de görünmeyen Bahatini yüzü vardır. O yüzden bir kimse Kur’an ayetlerinin Bahatini yüzünü göremez ise Bahatini tefsirini bilmiyor ise. O kimse Kur’an ayetlerine bakarken zahirde kalır. Zahirde de kalınca tabirimin tekar hoş görün. Bahnazca kalır orada. Bir Bahnazlık görürsünüz orada. Bunda hemfikirim. Ama Kur’an’ın biz ahire bir Bahatini olduğunu Kur’an ayetlerinin farklı cihetlerinin farklı derinliklerini.
Faktı farklı yüksekliklerini. Bir kelimenin çok farklı mağnalar içeride bir memikim ise bir memikim ise, Kur’an ayetlerine sadece zahirde noktadan bakar bu bazı noktalarda bahnazlık çıkar ortaya. Ve o bahnazlık görün akıl sahibi de işte bunlar da işte böylelar haklılar mı haklılar. Ama ama hiçbir zaman gerçek Kur’an ehli gerçek Kur’an ehli. Aklını üzerine beton dökmez. Bu mümkün değil. Çünkü siz herhangi bir ayetik heri menin bahatini ve çesine baksanız o yine onun üzerinde bu derinleşme dizler artık bu şüpeticilikten
çıkar. Derinleştikçe derinleşme yüksek mekister. O zaman o derinleşmeyi o yükselmeyi o geniştemeyi alılacak olan idrak edecek olan kalbi akıldan sonra mevcut akıldım. Çünkü kalbi akıl almış olduğu bütün bilgi ilhamda dahil buna mevcut akla kıl settirir ve mevcut akla onu talim ettirir. Öyle olunca bir kimse normalde bu aklı reddetmesin mümkün değildir. Hatta o akıl o süzgeçleri toplar o vahin tecelliyâtlarını toplar ilhamın tecelliyâtlarını toplar kodaman bir resim çizer orasimi çizer kendi aklıyla çizer analize de analize tıktan sonra
tekrar bir soru işaret yok o yap acaba mı der. Acaba dedikçe yeni bilgiler geliyor çünkü o kimse bu sufi aklıdır. Bunla kenara ne o tedeyim. Bu sufi aklıdır çünkü bütün hal geçici der halinde içinde derin yuvardır. Sen o halde takılı kalamazsın. Bütün ilhamlar geçecedir ilhamında bir derin yuvardır. Gelen her ilhamı sen alır kabul edersin ama seni o başka bir perdeye götürür. Sen onu başka bir perde de başka bir şekilde tekrar tecelliyâtına rağman olsun. Bu sufi aklıdır.
Bu sufi kalbidir. O zaman sufi kalbir ve sufi aklı her dayim çalışmadadır. Her dayim o işlemekdedir. Her dayim çalışmada işlemek de olduğu için birbirlerini de yani kalbi akım normal aklı beslediği için her dayim çalışırlar her dayim yeni resimler çizerler bozallar. Böyle olunca normalde İstanbul’da yani sufi cebime bu meselesi bakıldığında İstanbul’da aklın üzerine dökülmüş beton ve döküme. Bir kimse olarak göremiyorum gazale. İkennişisi özgür düşünceyi bitiren. Özgür düşünceden annelerine cevmenin şey nedir. Özgür düşünce olarak annelerifa şeye bakmamız
lazım. Özgür düşünce de ne anlamı alayız. Mesela ben özgür düşüncenin sınırlandığı yeri bir tek Allah’ın zatenü tefekir olarak görüyorum. Yani bizim sınırımız Allah’ın zatenü tefekir etmekte kalır. Öbür türlü biz normalde özgür düşünce noktasında kendimece, başka bir sınır tanımam. Ben istediğim gibi düşünce mi çalıştıra bilirim, bilgim daha yeresinde. Ama gazaleye baktığımızda, gazaleye baktığımızda, yani normalde ben oturup iyi, iyi, komga okumuş bir kimse değilim. Yani, iyi, yani içerisinde baktıysem üç-beşme seleye bakmışımdır. Ama, hani, dizek sınırskı sen bir
gazaleye uzmanı olsun değilim. Ama vela ki ben bildiğim kadarıyla gazaleye özgür düşünceye kilit vurduna dair bir ibare rastamadım. Belki de gelecek sayfallaha de onunla alakalı. Böyle bir şey tespite değildi ise, onun da üzerinde analiz edeceğiz. Felsifeye nere deyse düşman olan, ben gazaleye felsep edişman olarak de görmüyorum. Neden görmüyorum? Yani felsepiye düşman olmuş olsa oturup tu tehâfatül pelâsifeyi yazmaz. Felsepecilere cevap olur, gazalinin meşhur tehâfatül pelâsifesim vardır. Türkiye’deki felsifecilerin daha zor anlayacağını zannediyorum onu. Benim diyem felsifeye tehâfatül
pelâsifenin içerisinden çıkması zordır. Felsifecilere cevap verir. Sonra da bir eser daha duygum bu geçenlerde bir kardeş yazmış bana. Felsifecilere cevaba cevap diye bir eser bakmadım ona hiç ama gün o günlerde kanın gazalinin zamanında sonuç olarak eski yünan adıçtok prosesinin felsifeye seni çöpaltmıştır gazal. Belki de gazaliyi belki de dedim buna normalde o zaman için yünan felsifecilerine cevap verirken çok sert usuplar kullandı. Felsife düşman olarak görebildiğini ama düşman olmuş olsa kökten reddederdik cevap yazmazdı cevap yazmış. Aslında bakarsan
o da selefini takip etmiş. Selefi kim kendi sonuçeti bariyle bir kimse bir şey cevap verecekse onu düşman hisiyle yaklaşıp çiğnde ona cevap veremez. Onunla iletişim kurması lazım. Iletişim kurarak tam anlayıp ona öyle cevap vermesi lazım. Nakirciliği hediye eden birimi ona bakacak olursanız bütün dinler naklini üzerine kurludur. Nakli reddetmeniz mümkün değildir. Rad nakli reddederseniz dinin özümüzük kalmaz hepsinde reddetmeniz gerekir. Çünkü bütün dinler naklinden ibaretdir. Yani ilahi kitap olarak nintelerindirdeyimiz kuram injin temrat, zebur ve adiyar peygamberlere gelen
sahi vellerin hepsi de nakirden ibaretdir. Nakirden yani Allah gökyüzünden mikitap indirmemiştirir. Ve afilancama araya bir kitap koydum gidin oradan alın ona tabolun dememiştir. Peygamberlerin kalbinden ve peygamberlerde gelen vahiy nakletmişlerdir inananlara. O yüzden bütün dinlerin özür dürün naklicilik. Siz kurandayı bin nakildir. Bakın kurandayı nakildir. Siz o yüzden söz konusu olan din ise nakli inkar edemezsiniz. Bakın felse felse din enakli inkar edemezsiniz. Ve geriye doğru döndüğümüzde yazının ne zaman bulunduğunu bilmiyoruz. Yani tarihsel olarak çünkü ademalesle yarüzüne indirildiğinde
yazmayı okumayı biliyordu. Ve elinde onların önünde sahife ile indirildi. O yüzden ademalesle okuması yazmış olmayı cahiliyiz. Eşranın hakikaten en vakıptı varlığın hakikaten en vakıptı. Öyle olunca o da nakilden ibar ettir. Bütün dinler nakilden ibar ettir. Nakli inkar etmemiş. Yoksa sünni İstanbul dünyasının düşüncesinin en büyük miyimarları miyimarları mı? Miyimarları mı? Ne ormağırde şimdi İslam dünyasında bu tip hane yüksek kapasiteli insanlar zaman zaman çıkmıştır. Aslında bu açıdan bakarsan bu da adişerete mevcut her yüz yılda bir ne gelir?
Efendim mücdet ettik gelir. Mücdet ettik nedir? Değini anlayışı yeniliyen. Bu İslamın fıtratında doğasında var olan bir şeydir. O yüzden gazam. Bazı dönemden böyle daha yüksek kapasiteli insanlar çıkar. Arınlar çıkar. Üstatlar çıkar. Bunlar dinin yeniden anlaşılması veya yeniden idrak edilmesi ve o da kendi zamanlar ındaki hastalıklara hastalıklara cevap verme. Açısından önemli bir şeydir. Gazale de bu şahsiyetlerden birisidir. O yüzden en büyük müyimarlar ne birisi olarak tanımla biliriz. Ama en büyük müyimarı her çakız kendi zamanında değerli değerli
kendi zamanında sebep çünkü insanların algısı değişir insanların Kemal derecesi değişir insanların bilgi derecesi değişir böyle olunca geçmişteki bir kimsenin bilgisi bugünün insanlara köhneleşmiş de değişmemete kukuk dur bu kuk İslam’da bu kuk değişmez diğer mütheşabil ayetlerde aldığı anlayış hepsi de değişme ye hazırdır aslında da değişmesi gerekir. Mesela işti atların da değişmesi gerekir. Işti atların da yeniden işti atıyor aldır. Bunun altının çizerekten söylüyorum. Ama hani mütheşabil aldınların da değişmesi gerekir ki İslam bu konuda kendisini yeniliyen bildimdir. Neyle
yeniler. İşte yüksek kapısiteli alimlerle sufilerlerle ne yapar. İslami düşünce kendisini yeniler. İslam’a da ayetüm kitaplar yok olsa geriye bir ihya kalsaya yeterli dedirece okuyorum bunu hani böyle bir gazaliciler takımı vardır İslam dünyasında bunlar böyle zaman zaman bunu söylerler hani bütün kitaplar yok olsa ihya nüytün kitap bütün her şeyi yeterli. Böyle ihya sütetüsünde İslam dünyasında çok kitap vardır. O yüzden bunu sadece bilir. Bir bazı bir temalermiş insanlara haksızlık yapılmış olur. O yüzden İslam dünyasında zaman zaman böyle
parlak insanlar çıkmış kalbi parlak aklı parlak fikri parlak zikri parlak bunlar günün hastalıklarına deva sunmuşlar imam gazale öğretesinin İslam toplumlarındaki egemen sınıf ve güçlerin elinde nasıl bir idolojik yönetim aygata haline geldiği ve bir üst yapıp kurumu olarak ideolijinin doğu İstanbul toplumlarında devletin toplumun ve ekonomenin gelişimi üzerinde nasıl bir rol oynamıştır. Şimdi bu sobetin başında dediği demyan, hani gazarli sonuç olarak devletin atadığı bir profesör gibidir. Hani bugün normal demesira devlet bir şey, bir rektör atıyor ya bir
üniversite. Gazali de salçuklu tarafından atanmış bir rektördır. Salçuklu zamanına baktığımızda, salçukluğunun dönemdenen, hani içsel problemleri vardır, hem de düşsel problemleri vardır. Mesela değişik isyanlarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Ve isyanla uğraştı kesimlerin bir kısmı, kendisini dinde otelite görebilir. Mesela kim vardır, esrarı için, İslam devleti kurmaya çalışam kimdi, haşâşıyla, şimdi sadeceçuklu haşâşıyla uğraşır. Sadeceçuklu bu tabrica tabirmoşgır, İslam dünyasının, Hazret-i alafenimizden bir uğraştı bir külik vardır. Hem hağrıcılar, gazali hağrıcılar ile uğraşır. Gazali, haşâşıyla ile uğraşır. Gazali, o gün kü,
İslam dünyasının kendi içerisindeki, İslam akâ edine uymuyan topluklarla da uğraşır. Kurufçular vardır, bir tarafta, batın iciler vardır, bir tarafta. Şihan’ın kendi içerisinde değişik kolları vardır. Fatumacılar vardır bir tarafta. Bir tarafta kendisini satlamış, İslam’ın içindeymiş gibi görünen Yahudik klikler vardır. Bildiğiniz Yahudik klik. Yani bugün kese bataycılar gibi. Böyle Yahudik klikler vardır. Mesela şihan’ın içerisinde şihan’ın içerisinde bakın şihan’ın içerisinde. Yani gerçekten şikayla soradan hani deform olmuş şihajılığı yırmı. Mesela imamıcafara söyleyecek hiçbir sözü mü yoktur. İmamıcafar ile şihajılara
yırm. Çünkü bunlar çok geniş mesela. Tarihi bir mesela. Ben kendim ki ayırm. Yani ben arabiyler arabiciler ayırdım gibi. Hazreti mevlanla, mevlanacılara yırdığım gibi. İmamı azamla, hanefeleri ayırdığım gibi. Bazen derslerde diyor mu ya? Herkes imam ağzamı ben meslepte kim? İmam ağzamı. Değilsin, hanefi deyilsin sen diyorum. Bu şaşırıyor. Sen hanefi sen zulme boyunayemesin. Sen hanefi sen zalimleri boyunayemesin. Sen hanefi sen, sen mümkün deyip. Senin duruşun, bunu okta da olmaz. İmam ağzamı, emevilerin, emevilerin yıkılmasına fettvaparın insanlar. Siz bugün
cuman namazını, emevilerin tarifetliği gibi kılıyorsunuz. Peygamberin, tarifetliği gibi değil. Bakın cumanın kılmış sıralaması, emeviler aydır. Sen hanefi imdedinde önce cumanadan başlayacaksın. Bize kesin ki Peygamber, salıllar ve selamaz edelim. Cumayı kılın, kılın, kılın, kılmasıralaması bu değil. Ya önce namazı kılacaksın, sonra hut be yokacaksın. Sen önce namazı kılıp, sonra da hut be yok mu? Sen emevilerin kıldırdı cumanı kıldırıyorsun bana. Hanefim isin evet, gel önce cumanadan başla. Gel önce cumanadan başla, hanefim isin evet, sen hut beden para dilenemezsin.
Hanefim isin evet, sen namaz kıldırmaktan dolayı maaş alamazsın. Hanefim deyip de çıkmak yok vele bir şey. Şimdi bunun gibi yani gazaliye baktığımızda gazali siyasi çalkanıtılların fikri çalkanıtılların ilmi çalkanıtılların. Akid evi çalkanıtılların bulunduğu bir bölgede ve zamanda yaşamış bir kimse. Şimdi gazaliye baktığımızda gazali de siz şimdi o günün çarçevesindeki kurban sünnet çizgesinin dışında ne var ise, Selçuklu’nun hem içerisinde hem dışarsında bunlar ciri tatmaktadır. Selçuklu hiç olmasa hiç oradan ızca sonu elinde tutabilmek ve bu düş. Şimdi mihakten
nıyor bu dışardaki bu operasyonların içeride ilmin noktada. Kol gezmesin diye medresi yukurar medresinin başını medresinin başını da gazaliye getirir. Ve gazaliye’nin işine karışmazdaki sen burada kuransünnetmeye çağırdelesi var. Akideyi sağlam tut. Maaşıda neredendir Selçuklu’dandır. Bunun da altını çizersin. Akçenerdendir, Selçuklu’dandır. Yani devlet akcesi iletir. Şimdi bunun normalde, hanefide işti adı var mıdır evet. Çünkü devlet pebasının diğinin kormaklamü kellefter. Devlet pebasının aklını korumaklamü kellefter. Devlet pebasının namusunu korumaklamü kellefter. Devlet pebasının canını korumaklamü kellefter. Şimdi bu açıdan baktığımızda devlet
şunu yapıyor. Selçuklu devleti. Diyor ki devanın diğinin korumam lazım. Kime karşı kurufçulara karşı? Batınıncılara karşı. Kime karşı Fatimaçılara karşı? Kime karşı? Kime karşı? Yukarı mı meza patam? Ya bu dilleri vardır. Bu yukarı mı meza patam ya ya hüdileri toplumun içerisinde kendilerini saklarlar. Toplumun içerisinde kendilerini göstermezler. Bu toplumun içerisinde normalde dünyazerinde devlet olarak en fazla ya hüdi, yes aif olan devlet kimdir? Şimdi diyebilirsiniz Rusya. Rusya öyle değil mi? Diyebilirsiniz Türkiye. Diyebilirsiniz neresi? Diyebilirsiniz neresi? Azar Beycan. Diyebilirsiniz
neresi? Mesela Hazar Yahudileri vardır. Hazar Yahudileri. Fıratla dijlenin arasında. Bu hata tuntutun, bu hata tuntutun daha aşağıdan hatta yukarı Türkiye Cumhuriyetlerini içerisinde kazakistana Türkmenistan’a Türkistana kadar gider onlar. Bunlar Hazar Yahudisi der. Bu Hazar Yahudileri hasta kendilerini meydana çıkarmazlar. Bununla profesör velli var ya. Yalçın Küçük ödürdülerim. Yalçın Küçüğün muhteşem araştırmaları var. Doğru dur yanlıştır eksiktır vazadır. Birşini orasına girmiyorum. Yalçın Küçüğün Hazar Yahudileri ile alakalar araştırması vardır. Bunlar da kendilerini kendilerini Türk olarak görürler. Böyle bir alt çizgi
olarak daha öncede size söylemiştim. Mostatın böyle bir çalışması var. Türklerin Yahud olduğuna da. Kapatlık parantesi. Şimdi gazalinin dönemi böyle bir çalkan tılı bir dönem. Hemen içeride hem dışarıda. Hemen şihaşı çalkan tılar var. Hemen askeri çalkan tılar var. Pikri çalkan tılar var. Akide bir çalkan tılar var. Fesifik çalkan tılar var. Bunların içerisinde der gazaliyi. Gazalinin bunlardan etkilenmemesimi mümkün mü? Bümkün değil etkilenmişlerden. Sonuçta bunlara cevap yazarken de. Kendince bunlara inceleyip araştırmak zorunda kalmıştır. Ve o yüzden normalde şimdi
doğu İslam düşüncesinde. Burada toplumlarında devletin toplumun ve ekonomininin gelişim üzerinde. Nasıl bir rol oynamıştır dediğimizde. Evet, gazaliyi insan ve devlet ilişkisinde. Devletin yanında saftutmuş bir kimseder. Bu benim kendi tesbetim. Bu ne eksik yanlış görebilir bir kimse. Çünkü benim en büyük bu konuda çok tethizlik ve durdun bir şey vardır. Sen kimi ekmeğini yiyorsan onun kılıcını sallarsın. Ya ev uzarı gefarge bir kılıcın boyunnundadır. Kılıcın boyunnundadır. Kimsenin ekmeğini yemiyorsan. O zaman tabirimi hoş görün. Bütün… Hazret Osman Efendimiz’den tutundasaha
bir de tabirimi hoş görsün. Kılıcın boyunnundaysa Hazret’e Osmanada gider yaparsın. Kılıcın boyunnundaysa muhabiyede gider yaparsın. Kılıcın boyununda da boyunundaysa yaparsın. Kılıcın boyununda değil de seni birisi gırtlandan tuttuysa o zaman seni gırtlandan tutanın kılıcını sallarsın. Bunu bir kenara koyun. Bir analiz. Gazali sonuçta devletten maaşalan bir alimdir. Gazali yalnız ihya yazdığında devletta olan ilişkisi bittiği zaman yazıştır. Bunda kenara bir not olarak alın. Böyle olunca evet gazali’nin veya gazali’den önceki abbasilerin ve emeviler zamanında da insan devlet ilişkisi’nde bir
kısım alimlerin hatta sahabelerin. Bunlar dokayalım içerisim. Bir kısım sahabelerin devletin yanında saftuttu. Görülmüş bir şeydir. Mesela işte muhabi’nin yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Bakın muhabi’nin yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Yiziden yanında saftuttan sahabeleri görebilirsiniz. Hazreti hüseyin efendimizin ortaya da bırakın sahabeler görebilirsiniz. Canımıza ciltan şeylerdir bunlar. Canımıza ciltan şeylerdir. Ama asabım yıldızlar gibidir. Sözünden dolayı dilimiz uzatamayız. Bir şey de diyemez. Açık açık konuşuyorum. Ama zaman içerisinde zaman içerisinde bütün devlet erkanının ve devletlerin kendilerine meşhurutiyet sağlaması için bazı din
adamlarını dinarınlarını etraflarında tuttukları bir vakadır. Firamının da yanında din adamları vardı. Ne mutluğin yanında da din adamları vardı. Bildiniz din adamları vardı. Yani iyi sağlının peygamberlinde karşı çıkan din adamlarıydı. Bir kısım beni isral peygamberlerin öldürülmesine fethva veren ve öldüren grublarını içerisinde bulunan din adamları vardı. Bunlar mevcut devletlerin yanında saftuttmuş kimselerdir. Yahya aleyhisselamın öldürülmesine fethva veren din adamlarıydı. Bunlar farklı şeyler değildi. Şimdi gazale de o gün için devletin maaşıyla tabiricayese rektörlük yapamdik kimse. O yüzden ama genel
olarak mesela gazale de Türk Türkiye’ninisi. Şimdi burada toplumların kavimlerin karakteristik özellikleri çıkarmay edana. Mesela biz İngilizlerin deyimiyle konuşacağız. Orta asya dediğimiz bu İngilizlerin deyimidir. Onlara göre orta asyadır çünkü onlara göre uzak doldur. İngilizler bunun isimleri koymuşlar. Biz de o isimler üzerinden yürüyoruz. Biz şunu diyemiyoruz. Türkiye’nin milletler. Türkiye toprağılıklar. Türkiye toprakları. Bunu diyemiyoruz biz İngilizler orta asya demiş. Orta asya diyoruz. İngilizler orta dolduruz. Orta dolduruz. İngilizler uzak dolduruz. İngilizlerle göre uzak. Biz de göre yakın. Ama biz
de İngilizliği sahnı İngiliz sömürgeciliğini kabul etmişiz ya. Onların terimlerini kullanıyoruz. Şimdi biz beş bin yıllık değil, yirmi bin yıllık değil. Nohtan itibaren. Nohun oğlundan itibaren. Biz Türk milletine baktığımızda Ocağraf ya da kim kendini Türkiye sediye ocağı Türk Türk. Bakın o Türk Türk. Ocağraf ya da zaten Türkler vardır. Arablar vardır. Yahudiler vardır. Türkler, Arablar ve Yahudiler vardır. Normalde başka bir ırki yoktur orada. Sonra da böyle müşper çalamıştır. Müslürü ırktar çıkarmışları ortaya ver. Neyse, biz o topraklara baktığımızda
o topraklar da kööreti Devlettir birinci derece dolan. Desen ki insan bu devlet mi devletler? Çünkü devlet dolursa toplumda olur her şey de olur. Türkler de ki genel yapı budur. Şimdi o gün kültürtler de ki devlet yapısı insanı zulmetmeyenleri devlet yapısadır. Kadınlara, çocuklara, hayvanlara, ağaca, yeşile, insanların kazançlarından zulmetmeyen bir devlet vardır. Ve o devlet yapısı insanı ön de tutar. Fakat insanın ön de olması için devletin sağlam temeller üzerine kuruması gerekir. Deleneksel Türk düşüncesi budur. Devlet ön dedir.
Ama devlet tapın olacak bir şey değildir. Devlet ilah değildir, tanrı değildir hiçbir zaman. Devlet insanlarını din dayatamaz. Normalde Türkiye’yi devlet sisteminde devlet kendi tavasına din dayatmaz. Hukuk koyar ortaya ra. Aslında Türk demek hukuk demektir. Biraz milliyetçilik tamarım kabardarla. Öyle görebilirsiniz. Bir çanamnı değil, ben milliyetçi bir insanı bulur. Bunun da ben inkar etmem. Ben milletimi severim. Ben en üstün örtürkün örkün örkün diğerinden değilim. Türk demek hukuk demektir. Adalet demektir. Türk demek insanlık demektir. Türk demek zalime, kafak
aldıran, başkaldıran demektir. Türk demek, haksızın değil. Haklı’nın yanında durmaktır. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı bir dinesayet deyirler. Türkler tek tanrılı dinesayetler. Türkler tanohun olundan itibaren nüsümanlarla. Türkler hiçbir zaman çok tanrılı inanışa sahip değildir. Tek tanrılıdır. Türkler olduğundan itibaren nüsümanlarla o yüzden İslam’ı çok rahat kabul ederler. Mesela boşuna kadar pımaklar tırktır. Kalklar pımaklar tırktır. Bulgarlar tırktır. Macarlar tırktır. Onlar hazırın üstünden gidemez. Hazardenizin üzerinden gidemez. Avrupa’ya gider. Altından gelenler anı dolayı. Ama bunlar normalde çok eski tarihlerde görmüşlerdir.
Dünya tarihi Türk medeniyetiyle kurulmuştur. Üstümanle Metur temekli, müstümanle Metur. Anderler ya. Peygamber neden arablara gönderdi? En çirkek millet arablar da o zaman için en cahil varlık onlarlar onlar da. O yüzden Cenabı… Peygamber’e araplara gönder. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kendi kızını diri diri gömen. Araplar diri diri gömer. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadın doğur cezaman çölesi ürlen. Araplar kadınları doğur cezaman çölesi herhalde. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadın ay hali olduğu zaman çadırdan dışarı atılan araplar çadırdan dışarı atar.
Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz kadını pazarda satan. Kendi eşini pazarlayan hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz. Kim pazarlak araplar pazarlan İngilizler pazarlan. Bin seköz yüzlere kadar bin dokuz yüzlere kadar İngilizler kendi eşlerini pazarda satarlardı. Hiçbir Türk kahvmi’nde bunu göremezsiniz. Siz şimdi batıcı da sizlerken sizleri kasletmiyorum. Batıcı batıcı da hep İngilizlerin kuyru oldu insanlar. Kim bu İngilizler kendi eşlerini pazarlak çıkarım kendi eşlerini satanlar kendi eşini satanı insanları İngilizler. Seni beni haydi haydi satar zaten. Hiçbir Türk kahvmi göremezsiniz böyle eşini
pazarda satacak. Mözyda hayatım. Galaya ne geldim? Hakkınızı helal edin. Şimdi o yüzden gazali tıpk bit Türk tırtır. Gazali aynı zamandır da bu kronik, kronik, hastalık olarak değil genetik genen bir devletçidir. Aslında hepinizin damarlandığı devletçeli vardır. Benim de vardır. Devlet bizim bu en semizde boğaza pişirirse daha biz devlet düşmanına yapmayın. Biz bir şey olsa yalanla yaklaşık abak, baldarı çıplak en de yürücak olan biziz gene. Biziz başkasını değil. Bunun örnekleri de görüldü. Ben bu toplulutla mutluyum görürlüğüm. Yani
sonuçta bir kargaşa çıktı. Biz Cumhurbaşkanın sözüne bile bakmadık. Herkes ben önce biz toplandık biz de darbe karşı geldik. O yüzden de darbeleremi arası kaldık. Bunun da altını çizin. Biz meydandaken bazı ak parti milletvekiller gözlerini oluşturur. O uçlara biz meydanda tarkı darkı yenin geliyorlar da. Beklediler darbe ne tarafı evreyecek diye. Beklediler. Neyse o yüzden bizim damarlanımızda devletçilik vardır. Biz devlete ihanet etmeyiz. Bu bizim genetimiz bu bizim. Biz bu nedir? Bu ne de ben savaşman zaten? Bakın bunun
ne de savaşman ben devletçi bir insanımdır. Devletin bozuk çartları vardır. Bozuk yanları vardır. Yönetimsel problemler vardır. Vardır da vardır ama ben yine de devletçi bir insan anandır. Allah bizi affesini. Sen çoklı devletinde siyasal ideolojik ve düzene sağlamaya çalışan. Nizam mülk başta bağda tolmak üzere ülkenin belli başlı bütün kendilerine medreseler kurar. Nizam yemedir eseler adı verilen bu okullar. İstanbul dünyasını devlet elile yapılan altı çizili buranın devlet birçesiyle eğitim veren. Mifredatı devlet tarafından bellilerinin ilk eğitim kurum vardır.
Evet doğru dur. Bu normade nizam yemedir eseleri ilk defa istandın yasında devlet elile kurulan medir eselerdir veya üniversitelerdir. Bunların normalde akçeleri devlettendir. Mühradatları da devlettendir. Evsene de katılıyorum ve normalde. Selçuklu şimdi devlet yönetmek çok üzüllerim küme yönetmek gibi değildir. O gün içinde evleti yöneteler insanların normalde böyle sapkın düşüncelere ve fikirlerere matıp gitmesin sapkınlıklara kendini feda etmesin diye devlet bu çalışmaları yapmıştır. Ben karşı değilim bunlara. Bunlara karşı değilim. Çünkü devlet teba asının dinini ve aklını korumaklamı kele
o yüzden eğitim vermekle mükelle. Ha içerikleri tartışılabilinir. Bu da ayrı bir meselesi. Enişallah önümüzde kafa. Burdan devam edeceğiz. Bir kalem getirdisiniz süreye devam diye yazayım. Sorulara ilave bir şey edecek misin sorular kalacak mı? Bugün ki konuşmalarımın üzerinde bir soru malzimesi yaparsan. Yani tekrar önümüzde kafa o soru malzimelerin üzerinden gidebiliriz. İllahi ki benim analizim doğru da bir derdimiz yok. Ben yeni den hakanı kardeşi teşekkür ediyorum. Baya uzun zaman oldu. Böyle soru hazırlanmıyordu. Hatta ben biraz böyle ona
dedim. Yani bu ara hiç soru gelmiyor. Bu konuda dedim. Hicyanlandırmıyorsun. Hatta dedim ki ümidini kestim omanandı yöldü. Göyre bir sorular hazırlıyorum. Kolduktan başını tavana vuracak diyordu. Henüz daha başımız tavana vurmadı. Ama bir hani hayra vesile oldu. Allah razı olsun kendisinde. Bizim nefes bir iki üç dördü çıkıyor mu yoksa üç temk aldık nefes de. Dördü iş tatlamıyor. İnşallah nefes bir iki üç tabii hakan kardeşin sorularıyla. Vücud buldu. Bir de İslam’da siyaset. O da hakan kardeşin sorularıyla vücud
buldu. E çitaplardı bastırdık. Bir de karar ile meslemi kaldı galiba değil mi? Meslemi de basıldı mı? Basında inşâallah o da bitince başlayacağız. Ya baş yavaş yavaş kardeşlere. Onu da bitmesini bekliyoruz. Allah’tan bir şey gelmezse inşâallah. Cenabı Hak bütün kardeşleri okumayı nasıl verilesin? İnşallah faydalı olur. İnşallah faydalanınlar. Elfatiha mâşâallah oldu. Nezamiye medreseleri sonra önümüzde kaptık konuşan da nezamiye medreseleri başlangıç olarak ama çok yerinde ama ne yazık ki soradan iştebilir mi? Başka şeyler girmiş işini çarsın. Başka şeyler
işini çarsın. Yani bunu önümüzde kaptak giriş yapacağım. Nezamiye medreseleri ile alakalı. Yani başlangıcı çok ben. İyiyimiyette başlangıç. İyiyimiyette. Yolakçıklı lırken iyiyimiyette yolaçıkılmış. Ama ne yazık ki, hani İslam dünyasında ki iyiyimiyette yolaçıkıp sonra yolda bozuma yolda bozuma hastalığı onlara da bulaşmış. Bunu önümüzde kaptaya sakladın. Şimdi orada ki, mizamiye medreselerine girdim. Bunu önümüzde kapta biraz böyle. Anları zetçem ki günümüzde ışık tutsun diye. Anları zetçem. Çünkü yolaçıkarken herkes kuransünnet vatan millet diye yolaçıkıyor. Başlangıcı olarak çok güzel. Hani benim
tabirimle mücayet olarak yolaçıkıyor. Yolda sonra müthai tolıyor sonra itoluyor. Sonra densiz olup çıkıyor. Bu norm İslam dünyasında kuroni kastalık bu. Yani makamı, evki, parayı görünce de iyi şeyler. Mizamiye medreselerinin böyle bir sonra da namobu. Sonra da böyle bir hani yoruyungesinden çıkıp fayda sağlaması gereken şey. Oğulgu fayda sağlaması gereken bir hareketken sonra senin dedin noktaya geliyor. Yani burası açılıma değişime açık bir topluluk olmaktan çıkıyor. O zaman işte İslam dünyasına zarar veriyorlar. İslam düşüncesi temin, İslam fıkıksi istemine
bunlar zarar veriyor. Yani normalde selamın ekim. Normalde yani işte, sen olarak kendilerini geliştirip değiştirip deriline iştirip yükseltmeleri gerekirken bağımaz bir şekilde kalıyorlar. Kalınca da o zaman işte her şey görleşiyor. İşte bu dönormadı devlet anlayışından da çıkıyor. Devlet ayrı başındaki hükümdar ayrı. Devlet ayrı devleti şey yapanlar. Hani idare edenler ayrı. Bu sefer iş, hani devletin kendi içerisindeki doğru çizgisini de aşıyor. Bunu devleti yönetenler yapıyor. Devleti yönetenler. Bu sefer medreseleri kendi şeylerinin altına alıyorlar. Hegemon yollarım. O, şey
alıştan öncesinden var. Şey alıştan başladı yer mi abiye? O abî edem başlayalım. Selamın ekim. Kaynak Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin 13.12.2025 tarihli sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir. İlgili Sohbetler