1. Bölüm
içinizden mücahede edenler, sabır gösterenler belli oluncaya kadar elbette sizi imtihan ederiz. Bu musibetler, bu sıkıntılar, bu belalar, bu zalimlikler, bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar, bunlara karşı mücadele edenler belli olsun diye kim bunlarla mücadele ediyorsa bunlar normalde belli olması için bunlar var. E sen o mücahede noktasında mısın? Hangi noktadasın? Allâh bizi sabredenlerden eylesin. >> O yüzden musibetlere karşı sabır, bir hastalık vermiş. İsyan etme. İbadetlere karşı sabır. Farzları yerine getir. Nafilelerle Allâh’a yaklaş. Ardından ne? O zaman günah işlememekte sabır. Senin günah önüne gelecek. Günah önüne gelecek. Sen o günaha karşı sabredeceksin. Sen neysin? Siyasetçisin değil mi?
Birisi gelecek diyecek ki ya şu parayı aldı benim şu işimi halledi. Ver rüşvet. Sen rüşvet almayacaksın. Sabredeceksin. Sen bir yerde memursun, bürokratsın, neysen paketi hazırlamış, getirmiş sana. Aman şu işimi hallediver diye. Sen o rüşveti almayacaksın. sabredeceksin. E sen böyle bir partinin bir yerindesin. Bir makam sahibisin. Milletvekilisin. il başkanısın, ilçe başkanısın. Bir şeysin. Bir bayan gelmiş iş istiyor. Bayan gelmiş iş istiyor. Ne yapsın? O iş için de kırıtıyor sana. Tabiri caizse halk diliyle yavuşuyor sana. Sen onun normalde işini görmek için önce onun işini bitirmeyeceksin. Diyeceksin ki ben Allâh’tan korkarım. Yapmam. vardı ya geçmiş ümmetlerden üç kişi böyle bir mağarada kaldılar.
Bir taş yuvarlandı geldi mağaranın önüne. Üçüncüsü neydi? Dedi ki şöyle dua etti. Ya Rabbi kıtlık olmuştu. Benim bir akrabımın kızı vardı. Benim gönlüm ondaydı. Ben onu çok elde etmek için uğraştım. O kıtlık zamanında geldi. Benden bir teneke buğday istedi. Ben de derim ki, dedim ki, “Eğer sen bana evet dersen, benim nefsimi köreltirsen ben sana bir teneke buğday veririm.” O da kabul etti. Tam ben onun işini bitireceğim zaman benden yüzünü çevirdi. Dedim ki ona sen neden yüzünü benden çevirdin? O da dedi ki Allâh’tan korkarım. Allâh’tan utanırım. O zaman dedi. Ben kalktım üstünden. Kalk geyin dedim. Dedi. Kalk. Ben ona dedi bir teneke değil iki teneke buğday verdim. Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan bu kaya bizim gözümüzün önünden, bizim önümüzden çekilsin dedim diyor.
Kaya gacır açıldı diyor. Bir tanesi neydi? Anne babaydı. Dedi ki ben her gün anneme babama süt götürürdüm. Bir akşam götürdüm ikisi duymuş kalmış. İkisi duyup kalınca ben sabah oldu güneş doğdu elimde süt. Ben onların uyanmasını bekledim. Onlar uyandılar. Baktılar ki ben başlarında elimde süt bekliyorum. Onlar çok memnun kaldılar. Ya Rabbi sen bundan memnun olduysan, razı olduysan bu önümüzden kaya çekilsin dedi. Kaya biraz daha gacırdı. Üçüncüsü kimdi? Dedi ki, “Ben yanıma bir tane çoban almıştım. Geldi dedi. Bir gün benim yanımda çalıştı gitti. Ben onun bir günlük YÖMY’siyle bir tane koyun aldım. O koyun doğurdu, doğurdu. Çoğaldılar. Yıllar sonra bu adam çıktı geldi. Dedi ki, “Ben hacca gidiyorum.
Benim senden bir günlük yövmiyem vardı. O bir günlük yövmiyemi almaya geldim. O kimsenin elinden tuttum. O vadiye götürdüm. Dedim ki dedi. Dedim ki bu vadide olan bütün hayvanlar senindir. Senin bir günlük yömenden bir tane koyun oldum. Onlar büyüdü de çoğaldı da bu develer, bu atlar, bu koyunlar, bu keçiler, bu sığırlar hepsi de senin. Dedim ona verdim. Ya Rabbi razı olduysan bu müşkilatımızı hal eyle dedi. Kaya komple açıldı. Tabii ben bunu tersinden söyledim. Şimdi birincisi o çoban. İkincisi anne babaya hürmet hizmet eden. Şimdi annesine babasına küfrediyor millet. Ne hizmeti? Annesini babasını dinlemiyor şimdi. Ne hizmeti? Annesini babasına neredeyse dövecek şimdi. Dövecek. Annesini babasını dövecek neredeyse insanlar. hizmeti hürmeti bıraktık.
Dövecek dövenler de var. Dövenler de var. Annesini döven erkekler ve kadınlar var. Babasını döven erkek ve kadınlar var. Tokatlayan onları, böyle laf söyleyen, onları kere gören, iktiren, kalktıran, “Ölmedin, gebermedin, senden kurtulamadık.” diyen asla ne dünyada ne de mahşerde iki yakaları bir araya gelmez. Annesine babasına Kur’ân ve sünnet dairesinde dost doğru davranmayan bir çocuğun dünyada da ahirette de iki yakası bir araya gelmez. Çünkü âyet-i kerimede öh bile demeyiniz diyor. Bu kadar. Allâh bizi affetsin.
Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar
- Tasavvufî Istılâh: âyet, sünnet, farz kavramları ve bu kavramların kalbî-zâhirî tecellîyâtı.
- Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi
- Hadîs-i Şerîfler: Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvûd, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed bin Hanbel’den iktibâslar.
Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve günahlara karşı sabırlı olmak başlıklı sohbetinin tam transkriptinin Karabaş Tekkesi düzeltme ve telîf standartlarına göre hazırlanmış uzun-format hâlidir. Sohbette geçen âyet, hadîs, pîr menkıbeleri ve tasavvufî ıstılâhlar yukarıda zikredilmiş olup, sohbetin esas metni paragraflar boyunca tafsîlâtlı sûrette serpiştirilerek aktarılmıştır.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Farzları yerine getirmede sabır göstermek ve günahlara karşı sabırlı olmak | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri Serisi
Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi
İlgili Sözlük Terimleri: Sünnet, Silsile, Sabır, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı