zikrullah

Dünün ve bugünün müşrik kafalı, peygamber ve zikir düşmanlarının dili ve tavrı aynıdır

Dünün ve bugünün müşrik kafalı, peygamber konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.


Cenâb-ı Hak bu ayet-i kerimede habibine ithafen diyor ki resulüm sen yine de zikret çünkü rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kahinsin ne de bir delisin. Tabii burada ayet-i kerimenin aslında özünde zikir olarak geçiyor. Genel olarak eee tefsirciler bunu eee hani nasihat et, tebliğ et noktasında almışlar bu ayet-i kerimei. Ama ayet-i kerime bu noktada direkt sen yine de zikret. Allah’ı zikret. Çünkü sen ne kahinsin ne de mecnunsun. Ayet-i kerime bu. Bu da Cenabı Hakk’ın sana nimetidir diyor. O yüzden peygamberler genel olarak hepsi de Allah’ı zikriyle memur olmuşlar ve Allah’ı zikretmeyi de insanlara öğretmişler. Ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için de sen Allah’ı zikret. Sen kahin de değilsin. Sen normalde eee mecnun da değilsin noktasında Cenâb-ı Hak ona böyle söylüyor.

Ve peygamberlerin hepsinin de bütün fiil ve hareketleri, bütün davranışları, bütün düşünceleri dahi birer zikirdir. Cenabı Hakk’ın lütfudur, ikramıdır. Allah’ı zikredenler de bu noktada Allah’ın lütu, ikramıyla, ihsanıyla zikrederler. Ve zikredenler de kahin değildir. Mecnun değildir. Yani deli değildir. Normalde çünkü hani dünkü müşrikler de, bugünkü müşrikler de dünün müşrikleriyle bugünün müşriklerinin arasında bir fark yok. Müşrik müşriktir. Çünkü Adem’den itibaren müşriklerin hemen hemen genel yapıları, münafıkların genel yapıları, kafirlerin genel yapıları, fiiliyatları, düşünceleri birbirlerine benzerler. Müminlerin de benzer. Çünkü Adem’den itibaren bütün dinler İslam’dır. Onun karşısında olanların da hepsi de kafirdir, münafıktır, mürtettir. Adını ne derseniz deyin. O yüzden nasıl dünün müşrikleri o kör akıllarıyla ve kafirleri o normalde nasıl kör akıllarıyla zikrin derinliğini hissedemedilerse, zikrin derinliğini anlamadılarsa anlamadılar.

Çünkü zikrin kıymetini de anlamadılar. Öyle olunca hani Hazreti hazretlerinin üzerinde mecnun hani deli hükmünü koydular. E şimdi de Allah’ı zikredenlerin üzerinde müşriklerin, kafirlerin, münafıkların, mürtetlerin, Allah düşmanlarının zikredenlerinin üzerinde de eee koydukları hüküm bu. Yani siz delisiniz. Hatta eee ne derler? Bir gün delireceksiniz. 38 yıldan beri benim delirmemi bekleyenler var. Ben hani dervişlikle tanışınca hani bir gün delireceksin sen bir gün kafa gidecek senin deyip de 38 yıldır beklediler. Çünkü normalde o zikrin kıymetini bilmediklerinden, derinini ölçemediklerinden dolayı normalde hem peygamberlerin üzerinde hem de Allah’ı zikredenlerin üzerinde eee konuşulan şeylerin hepsi de birbirine yakındır. İşte bu bir kahin, işte bu bir deli, bu bir büyücü, bu bir sihirci, bu bir şarlatan, bu münafık. Allah’ı zikredenler için dinde bunun yeri yok.

Siz kafirsiniz. Hazreti Peygamber böyle bir şey yapmadı. Sanki peygamber zikretmemiş hiç. onca zikir ayetleri, onca zikir hadisleri sanki yokmuş gibi. O yüzden kendilerince bugünün de dünün de müşrik kafalıları, dünün de bugün de zikir düşmanları, dünün de bugün de peygamber düşmanlarının söylediği sözler eee davranış biçimleri üç aşağı 5 yukarı hepsi de aynı. Oysa hani deli diyor ya, Mecnun diyor ya, Hazreti Peygamber de sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadis-i şerifte Allah’ı öyle zikredin ki insanlar size mecnun deli desinler diyor. Sen Allah’ı öyle zikret. Ve yine başka bir hadis-i şerifte münafıklar size gösteriş için yapıyorsunuz deyinceye kadar Allah’ı çok zikredin. Yani münafıklar ne diyeceklermiş? Gösteriş yapıyorsunuz siz. Siz gösteriş yapıyorsunuz. Münafık zikreden kimseye sen gösteriş yapıyorsun diyor. Veyahut da normalde eee insanların geneli ne diyor?

Geneli de size deli desinler diyor. Siz öyle Allah’ı zikredin ki size deli desinler. Yine başka bir hadis-i şerifte münafıklar size mürayi deyinceye kadar Allah’ı çokça zikrediniz. Bu Beyhai, Heysemi, Suiti bunların naklettiği, Tirmizi’nin naklettiği hadisler bunlar. Ve oysa Allah’ı zikredenlerin, peygamberler dahil buna Allah’ı zikredenlerin her hali Allah’ın bir lütufu, ikramı, ihsanıdır. O normalde zikredenlerin her hali ve yaptıkları zikir Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır. Başka bir şey değildir. Ve insanın o zikrullah’taki hali, tavrı, tarzı Cenâb-ı Hak’ın lütfu ikramıdır. Hatta senin Zikrullah’a oturman, zikrullah’a gelmen Allah’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır.

İlgili Sohbetler

Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi

Dünün ve bugünün müşrik kafalı, peygamber hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.