Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
zikrullah ·

Salih amellerin, ibadetlerin hepsi de zikir şemsiyesinin altındadır

Zikir ister lisan ile yap, ister kalp ile yap, ister akıl ile yap. Hani tefekkür etmekle alakalı. Normalde is namaz kılarak yap, ister oruç tutarak yap, ister cihat ederek yap, ister hacca giderek yap...

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi hazretleri bütün sålih amellerin (lisan zikri, kalp zikri, akıltefekkür zikri, namaz, oruç, cihad, hac, umre, hayır hasenet) zikir şemsiyesinin altında olduğunu, zikrullåhın bu kubbenin en zirvesinde olup bütün diğer ibadetleri ihâta ettiğini, başka hiçbir ibadetin altında olmadığını beyån etmektedir. Ankebût sûresi 45. âyetteki “Velezikru’llåhi ekber”“Allah’ın zikri en büyüktür” — ifadesinin sarih hükmünü, İmâm Gazzålî’nin İhyâ-yı Ulûmi’d-Dîn’de zikrullåhın faziletini namaz, oruç ve Kur’an okumaktan üstün gördüğünü; zikrin en büyük iş olduğunu fakat bunun namazı veya orucu terk etmek manasına gelmediğini, bilakis en faziletli ibadetin nasıl tatbik edildiğini gösteren bir tertip kuralı olduğunu tafsîl ile beyån etmektedir.


Zikrin Üç Vechi: Lisan, Kalp, Akıl

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri sohbete zikrin üç mertebesini sıralayarak başlar: “Zikir ister lisan ile yap, ister kalp ile yap, ister akıl ile yap. Hani tefekkür etmekle alakalı.” Bu üçlü tasavvuf nazariyesinde tanınan ana zikir vechileridir:

  • Lisan ile zikr (zikri lisånî): Dilin Allah’ın isimlerini, kelimei tevhîdi, salavâtı, duåları telaffuz etmesi. Cehrî yapılır, başkalarına da nuru yansır.
  • Kalp ile zikr (zikri kalbî): İsmin dilden çekilip kalpte dönmesi. Hafî zikre özgü olan bu mertebe Hâcegân tarîkatının asıl usûlüdür.
  • Akıl ile zikr (zikri fikrî / tefekkür): Aklın Allåh’ın yarattıklarını, sıfatlarını, isimlerini, âhireti düşünmesi. Hz. Peygamber sallallåhu aleyhi vesellem efendimiz: “Bir saat tefekkür altmış sene ibadetten hayırlıdır.”

Bu üç vech birbirini tamamlar. Tek başına lisan zikri yapay olabilir; tek başına kalp zikri ihmål edilebilir; tek başına tefekkür soyut kalır. Üçünün birlikte tatbiki ile zikrullåh tam manasıyla meydana gelir.


Bütün Salih Amellerin Üst Kubbesi: Zikir Şemsiyesi

Efendi hazretleri bütün diğer ibadetleri sıralar ve hepsinin zikir şemsiyesinin altında olduğunu beyån eder: “Normalde ister namaz kılarak yap, ister oruç tutarak yap, ister cihat ederek yap, ister hacca giderek yap, ister ömreye yaparaktan yap, hepsi de bunların zikir şemsiyesinin altındadır.”

Tasavvufi bir teşbîh ile Efendi hazretleri bu meseleyi resmeder: “Allah’ı zikrin bir böyle bir şemsiye gibi, kubbe gibi düşünün. O kubbenin altında namaz vardır, oruç vardır, Kur’anı Kerim’i okumak vardır, hacca gitmek vardır, cihat etmek vardır, hayır hasenet etmek vardır. İyi amellerin, salih amellerin hepsini de o zikir şemsiyesinin altında gör. Onun üstünde, en zirvesinde Allah’ı zikir vardır.”

Bu kubbenin manası çok önemlidir: zikrullåh yapılan diğer ibadetlerin rûhudur, can damarıdır:

  • Namaz: İftitåh tekbiriyle başlar (Allâhu Ekber — zikr); kıyamda Fâtihâ ile zikrullâh; rüku’da Sübhâne Rabbiye’l-Azîm; secdede Sübhâne Rabbiye’l-A’lâ; selâm tahiyyåtla bağlanır. Baştan sona zikir.
  • Oruç: İftar duåsı, sahur duåsı, terâvih, mukabele — hepsi zikr ile beslenir.
  • Hac: Telbiye “Lebbeyk Allâhumme lebbeyk”, tavåf esnâsında zikrullâh, sa’y, vakfede duå.
  • Cihad: “Allâhu Ekber” ile başlar; gazi “Lâ ilâhe illallâh” ile şehîd olur.
  • İnfåk: İhlås niyyeti zikrullåhın bir vechidir; “Bismillâh” ile verilen nimet bereketle döner.
  • Kur’an okumak: Kur’an zaten Zikr olarak isimlendirilmiştir (Hicr 9: “Bu Zikri Biz indirdik, Biz koruyacağız”).

Demek ki tüm bu salih ameller zikrullåhsız tatbik edilemez; bilakis hepsi zikrullåhın bir nev tezahürüdür. Zikrullåh hepsinin rûhu, hepsinin sırrı, hepsinin maksadıdır.


Zikrullåh Hiç Bir İbadetin Altında Değildir

Efendi hazretleri tersini de açıkça vurgular: “Zikrullåh bu yapılan ibadetlerin herhangi birisinin altında değildir. Bunun altını tekrar çizeyim.” Yani bazılarının zannettiği gibi “namaz daha üstün, zikrullâh ondan sonra gelir” şeklinde bir hierarchy yoktur. Zikrullåh bunların hepsinin üstündedir; bu, sadece öneçıkma değildir, ihâ-tâ-yı kapsayıcı bir üstünlüktür.

Bunun delili Ankebût sûresi 45. âyetin son cümlesidir: “Velezikru’llåhi ekber”“Allah’ın zikri en büyüktür.” Âyetin tam metni: “Sana vahyedileni Kitåb’tan oku ve namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ın zikri en büyüktür. Allah ne yaptığınızı bilir.”

Âyetin akışına dikkat: namazdan bahseder, namazın hayasızlıktan kötülükten alıkoyduğunu söyler, sonra velezikru’llåhi ekber diyerek zikrullåhı namazdan da büyük gösterir. Bu, müfessirler arasında iki şekilde yorumlanmıştır:

  • Birinci yorum: Namazın hayasızlıktan alıkoyma vasfından daha büyük bir vasıf vardır — o da Allah’ın kulunu zikretmesidir. Yani: namaz seni kötülükten alıkoyar; ama Allah’ın seni zikretmesi (Bakara 152) bundan da büyüktür.
  • İkinci yorum: Zikrullåh amelî bir mefhum olarak namazdan da, oruçtan da, bütün ibadetlerden de yüksektir. Bu, Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin tercih ettiği yorumdur.

Her iki yorum da zikrullåhın en büyük iş olduğunu te’yîd eder.


İmâm Gazzålî’nin Tesbîti: Zikri Daimî En Faziletli Amel

Efendi hazretleri İmâm Gazzålî’ye atıf yapar: “Gazzålî Allah’ı zikretmenin faziletini namaz kılmaktan da, oruç tutmaktan da, Kur’an okumaktan da üstün görür.”

Bu, İmâm Gazzålî’nin İhyâ-yı Ulûmi’d-Dîn eserinin Kitåbu’l-Ezkår ve’d-Daavåt båbında detaylı olarak işlediği bir mes’eledir. Gazzålî hazretleri zikrullåhın faziletini gösteren hadîsleri sıralar:

  • “Size amellerinizin en hayırlısını, en temizini, derecelerinizi en yükseğe çıkaranını, sizin için alıni altın infakından, düşmanla karşılaşıp boyunlar vurmaktan daha hayırlısını haber vereyim mi?” Sahåbe: “Evet, yå Resulallåh.” Buyurdular: “Allah’ı çokça zikretmektir.” (Tirmizî, Deavåt 6)
  • “Müferridler öne geçti.” Sahåbe: “Müferridler kim?” Buyurdular: “Allah’ı çok çok zikreden erkek ve kadınlar.” (Müslim, Zikr 4)
  • “Allah’ı zikreden ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir.” (Buhârî, Deavåt 66)

Gazzålî hazretleri zikrin diğer ibadetlerden üstün olmasının manasını da açar. Diğer ibadetler vakitlere ve mekånlara bağlıdır; zikrullåh ise her vakit, her mekånda yapılabilir. Diğer ibadetler azanın hareketleriyle yapılır; zikrullåh kalp ile de yapılabilir, hareketle hareketsizlik birlikte gerçekleştirilebilir. Diğer ibadetler kişinin enerjisini tüketir; zikrullåh enerji verir. Bu sebepten zikri daimî en faziletli amel olarak görülmüştür.


Mühim Tashîh: Bu, Diğer İbadetleri Terk Etmek Demek Değildir

Efendi hazretleri zikrin faziletinin diğer ibadetlerin terkine yorumlanmamasını önemle vurgular: “Bu namaz kılmayacaksın demek değildir. Ama zikrin fazileti namazın faziletinden daha yüksektir. Zikrin fazileti orucun faziletinden daha yüksektir. Zikrin fazileti haccın da, ömrenin de faziletinden daha yüksektir. O yüzden buradaki maksat amaç en faziletli ibadeti yapmak. Bu namazı terk etmek, orucu terk etmek değil. Allah muhafaza eylesin.”

Bu önemli bir tashîhtir. Çünkü bazı ehli tasavvuf, zikri ekberin namazdan üstün olduğunu duyduktan sonra namazı ihmål etme yoluna gitmiştir. Buna karşı bütün müfessirler ve sûfî-i hakîkîler şu çizgiyi çekmiştir: farzlar farzdır. Namaz farz, oruç farz, hac farz, zekat farz; bunlar terk edilemez. Zikrullåh bunları tamamlar, onların rûhudur, ama yerlerine geçmez.

Hz. Pîr Mevlâna’nın bu mes’ele hakkındaki beyånı: “Namaz cisimdir, zikr rûhudur. Rûhsuz cisim ölüdür, cisimsiz rûh da hayalidir. İkisi birlikte olmadıkça din tamam olmaz.” İmâm Sirhindî de Mektûbåt’ında bu çizgiyi vurgular: “Tarî-kat’ın aslı şerîata bağlılıktır; şerîatı zayıflatan tarî-kat sapıklıktır.”


Maksadı Anlamak: En Faziletli İbadeti Tatbik Etmek

Efendi hazretleri sohbeti son bir tesbît ile bağlar: “Buradaki maksatamaç en faziletli ibadeti yapmak.” Yani:

  • Namazı kıl — zikrullåh ile kıl. Kuru bir hareketi çene değil, kalbinde Hak isminin huzûruyla kıl. Böylece namazın da fazileti zikrullåhın faziletine ortak olur.
  • Orucu tut — sahurda zikrullåh, iftarda zikrullåh, terâvihde zikrullåh. Sadece aç-lîk değil, kalp orucu da olsun.
  • Hacca git — tavåfda zikrullåh, vakfede zikrullåh, telbiyede zikrullåh. Bedeni hareketler değil, kalp yönelişi maksattır.
  • Cihâda çık — “Allâhu Ekber” ile başla, “Lâ ilâhe illallâh” ile bitir. Şehîd olarak zikri ekberi haykır.
  • İnfåk et — “Bismillâh” ile ver, “Allah’ım kabûl eyle” duåsıyla çekil. İhlas zikrullåhın bir vechidir.
  • Kur’an oku — tåbirle, tedebb-ürle, kalbi açarak. “Bu Kur’an zikri Hakîm’dir” (Yâsîn 2).

Bu tatbiki ile mü’min hem farzları kazanır, hem zikrullåhı kazanır, hem de ikisinin ortak nuruyla manen ilerler. Zikrullåh şemsiyesinin altında tum amellerinin nuru yü-z mum gibi katlanır.


Bibliyografya

  • Kur’ânı Kerîm: Ankebût 29/45 — “Velezikru’llåhi ekber” — Allah’ın zikri en büyüktür
  • Kur’ânı Kerîm: Ahzâb 33/41-42 — “Allah’ı çokça zikredin”
  • Kur’ânı Kerîm: Bakara 2/152 — “Beni zikredin, Ben de sizi zikredeyim”
  • Kur’ânı Kerîm: Ra’d 13/28 — “Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle mutmain olur”
  • Kur’ânı Kerîm: Âli İmrân 3/191 — Ayaktaotururkenyanüstü zikreden ülü’lelbâb
  • Kur’ânı Kerîm: Hicr 15/9 — “Bu Zikri biz indirdik, biz koruyacağız” (Kur’an=Zikr)
  • Kur’ânı Kerîm: Yâsîn 36/2 — Kur’an zikri Hakîm olarak isimlendirme
  • Kur’ânı Kerîm: A’râf 7/205 — Sabahakşam Rabbi yalvararak zikretme emri
  • Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Deavåt 6 — “Amellerin en hayırlısı, derecelerin en yükseği, alıni altın infakından daha üstün: Allah’ı çokça zikretmek”
  • Hadîsi Şerîf: Müslim, Zikr 4 — “Müferridler öne geçti: Allah’ı çok çok zikreden erkek ve kadınlar”
  • Hadîsi Şerîf: Buhârî, Deavåt 66; Müslim, Zikr 79 — “Zikreden ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir”
  • Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Tefsîr 47 — “Bir saat tefekkür, altmış sene ibadetten hayırlıdır”
  • Hadîsi Şerîf: Müslim, Zikr 38 — Halakai zikriyye etrafında meleksekînerahmet ihâtası
  • Hadîsi Kudsî: Buhârî, Tevhîd 15 — “Kulum Beni zikrederse Ben de onu zikrederim”
  • Hadîsi Şerîf: Müslim, Tahâret 1 — “Namaz mü’minin nûrudur”
  • Hz. Mevlânâ Celåleddîni Rûmî: Mesnevî-i Şerîf“Namaz cisim, zikir rûhudur”; ibadetin rûhu zikrullåhdır
  • Hz. Yûnus Emre: Dîvån“İlimi gel ilim olmaz / İlim kendin bilmek olur” — ibadetin rûhu zikr ile
  • Şeyh Necmüddîni Kübrâ: Fevåtihu’l-Cemâl — Zikrin lisånkalprûh mertebeleri
  • Şeyh Şihåbüddîn Sühreverdî: Avårifu’l-Maårif — Zikrin diğer ibadetlerle nispeti
  • Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî: Fütûhâtı Mekkiyye — İbadetin sırrı zikri kalbîdir
  • İmam Gazzålî: İhyåu Ulûmi’d-Dîn — Kitåbu’l-Ezkår ve’d-Daavåt (zikrin namazoruç-Kur’an okumadan üstünlüğü)
  • İmâmı Rabbånî Ahmed Sirhindî: Mektûbåt“Tarîkatın aslı şerîata bağlılıktır”
  • Tefsîr: Fahreddin Råzî, Mefâtîhu’l-Gayb — Ankebût 45 tefsîri (zikrnamaz nispeti)
  • Tefsîr: İsmâîl Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyån — Velezikru’llåhi ekber tasavvufî yorumu

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet bir zikrullåhın diğer ibadetler arasındaki üst kubbe konumu sohbetidir. Mustafa Özbağ Efendi hazretleri zikrin lisånkalpakıl üçlüsünü sıralayarak başlamış; bütün sålih amellerin (namaz, oruç, cihad, hac, umre, hayır hasenet, Kur’an okumak) zikir şemsiyesinin altında olduğunu, zikrullåhın bunlardan hiçbirinin altında olmadığını şemsiyekubbe teşbîhi ile ortaya koymuş; Ankebût 45’teki velezikru’llåhi ekber âyetinin sarih hükmünü ve İmâm Gazzålî’nin bu konudaki tesbîtini müstenid kılmış; ancak zikrin diğer ibadetleri terk etmek manasına gelmediğini, bilakis maksadın en faziletli ibadeti tatbik etmek olduğunu, namazı zikrullåhla kılmak, orucu zikrullåhla tutmak, haccı zikrullåhla yapmak gerektiğini vurgulamıştır. Sohbet baştan sona zikrullåh ile diğer ibadetlerin nasıl bir hierarchy oluşturduğu, ama rûhcisim ayrılamazlığını kaybetmediği ders niteliğinde bir tertib beyånıdır.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı | Video: YouTube’da izle | Seri: Zikrullah Sohbet Serisi