Genel

Dört Kapı Kırk Makam – Hakikat Kapısı: İnsanları Bir Görmek

MESNEVÎ-İ ŞERÎF 1434. BEYT ŞERHİ • DÖRT KAPI KIRK MAKAM

Hakikat Kapısı — İnsanları Bir Görmek


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Bölüm 12/17

HAKIKAT KAPISI (INSANLARI BIR GÖRMEK – KIMSEYI INCITMEMEK) Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Eftali zikir falemenne hu Lailaheillallah Lailaheillallah Lailaheillallah Hak Muhammeden Resulullah Cemiil Enbiyayı Velmurselin Velhamdülillahi Rabbilâlemin Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü, hayırlı eylesin. Rabb’im cümlemizi ve bütün Ümmet-i Muhammedi Hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin.

Hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden gayret eden batılı batıl bilip batıla karşı cihat eden kullarından eylesin. Rabbim bizleri ve cümle Ümmet-i Muhammedi Kur’an ve sünneti seniyyeye sımsıkı yapışıp yaşama ve yaşatma mücadelesi verenlerden eylesin. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Dördüncü kapı, hakikat kapısının beşinci makamı. Bu, bazı eserlerde bazı yerlerde tüm insanları bir görmek ama Ahmet Yesevi’de kimseyi incitmemek olarak geçer. Yani normalde Ahmet Yesevi’nin ‘Dört Kapı Kırk Makam’ı isimlendirilirken Anadolu’daki Bektaşi tarikatı öğretisinde bazı farklılıklar var, isim farklılıkları.

O yüzden bir yerlerden okursunuz ya burda böyle geçiyor şurda şöyle geçiyor diye aklınıza gelebilir. O yüzden bugün öyle kendi kendime düşündüm, dedim böyle düşünebilirler hani nerden aldılar bu dört kapı kırk makamın isimlerini diye, böyle yaklaşık bazı maddelerde değişiklik var. Bazen yer değişikliği var veyahut da maddelerde değişiklik var ama mana itibari ile çok aralarında bir fark yok. Tüm insanları bir görmek yani insan insandır, birinci derecede Allah’ın kuludur. Cenab-ı Hak kâinatı sevmiş olduğu bu varlığın, bu varlığın yüzü suyu hürmetine kâinatı yaratmıştır.

O yüzden insanın hepsi de insan olarak değerlidir, makbuldür. Bir sefer insan olarak bu makbuldür. Bu din, dil, ırk, renk hiçbir şey ayırmaksızın bütün insanlar insan değerinde makbuldür. Ehl-i sufi bu meseleye özellikle üzerinde itina ile durur. Ehl-i sufi de ırkçılık kesinlikle yoktur. Müslümanlar zaten ırkçı olmaları mümkün değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretlerinin bu manada hadisi şerifi mevcuttur: ‘Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur’ diye.

Sufiler buna daha ehemmiyetle bakarlar. Gerçek bir sufi dergâhında, tekkesinde ırkçılık yoktur veyahut da bir rengi üstün görmek, diğer rengi aşağılamak veyahut da bir kavmi üstün görmek diğer kavmi aşağılamak, bu bir sufi dergâhında hiç olmaması gereken bir şeydir. Hatta konuşmalara dikkat edilmeli. Orda başka bir kavimden insan olabilir. O başka bir kavimden bir kimseyi incitmektense kırmaktansa Allah muhafaza eylesin o kelimeleri, o davranışları hiç kullanmamalı ama bunu bir terbiye haline getirmeli.

Terbiye haline getirerekten vay işte burda Kürt kardeşler var, şimdi Kürtler hakkında konuşmayayım, vay burda Arap kardeşler var, şimdi Araplar hakkında konuşmayayım, vay burda işte Çerkezler var, onlar hakkında konuşmayayım, yok burda Boşnaklar var, Pomaklar var, şunlar var bunlar var, bunlarla alakalı bir şey konuşmayayım hani olumsuz bir şey konuşmayayım yani orda duruma göre hareket etmek değil bu. Bunu bir ahlak haline getirip ırkçılık yapmamak, bunu bir ahlak haline getirip ahlak haline getirip hiçbir kavmi aşağılayıcı bir şekilde konuşmamak.

Allah muhafaza eylesin. Hucurat, ayet 13: ‘Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirlerinizle tanışasınız diye sizi kabilelere ve milletlere ayırdık. Allah katında en değerliniz en muttaki olanınız(yani takva sahibi olanınız) Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.’ O zaman Cenab-ı Hak bütün insanları bir erkek ve bir dişiden yarattı. Yani Âdem’den ve Havva’dan geldik. Bizim bu konuda farklı bir duruşumuz yok. Hatta hani meşhur ya, Hz.

Peygamber sallallahü vessellem hazretleri Mekke’nin fetih günü, Mekke’nin fetih gününde konuşuyor: ‘Ey insanlar! Allah sizden cahiliye kibrini ve atalarla övünmeyi kaldırmıştır. İnsanlar iki sınıftır. Allah katında değerli, takva sahibi iyi kişiler ve Allah katında değersiz, günahkâr kötü kişiler. Bütün insanlar Âdem’in çocuklarıdır. Âdem’i de Allah topraktan yaratmıştır.’ Tırmizi’de geçiyor hadisi şerif. O zaman normalde demek ki Araplarda bir cahiliye kültürü vardı.

Onlar kendi soy saplarıyla övünürler, soy saplarıyla bağıra bağıra soylarını saplarını anlatırlardı. Hani bir ayeti kerime var, hacla alakalı ayeti kerimelerde: ‘Siz hac farizasını yerine getirdikten sonra geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şedit bir şekilde Allah’ı zikredin’ diye. Çünkü Araplarda böyle bir adet vardı. Araplarda Hac yapanlar Beytullah’a gelirler, Beytullah’a geldikten sonra Beytullah’ta kendi kavimlerini veyahut da kendi kabilelerini ve kendi kabilelerinin iyiliklerini kahramanlıklarını yüksek sesle haykıraraktan insanlara ilan ederlerdi.

Cenab-ı Hak Arapları bundan men etti yani dedi ki siz artık geçmişte atalarınızı andığınız gibi anmayın atalarınızı. Ya? Anacaksanız Allah’ı anın. Böyle cehri, yüksek bir sesle Allah’ı zikredin. Yüksek bir sesle Allah’ı anın’ dedi ve lebbeyk Allahumme lebbeyk diye o normalde hacdaki zikirler o yüzden yüksek seste, cehri olarak yapıldı ve Müslümanlar hac yaparlarken iman etmemiş olan müşrikler de kendi atalarını anaraktan ses veriyorlardı ve Cenab-ı Hak onu bundan men etti. Yine veda haccında Hz.

Peygamber sallallahü vessellem hazretleri: ‘Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız.’ Bakın burda Hazreti Peygamber sallallahü vessellem hazretleri veda haccında bazı sözlerinde Müslümanlara, müminlere seslenmiş. Bazı sözlerinde bütün insanlığa seslenmiştir. Bütün insanlığa seslendiği sözlerden birisi: ‘Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Âdem de topraktan yaratılmıştır.’ Burda Hz. Peygamber sallallahü vessellem hazretleri: ‘Ey insanlar!

Rabbiniz birdir’ deyince, bütün insanları Allah’a davet ediyor. Hatta biz burdan şimdi Muhyittin İbni Arabî’nin ‘Füsus’undan, ‘Fütuhat’ından girip çıkalım şimdi, ordan böyle bir dalya yapalım. Hani Arabî’nin meşhur bir felsefesi vardır. Hani der ya; neye ibadet ederlerse etsinler, ibadet ettikler şey kendilerince Tanrı bilinci olduğundan, Allah bilinci olduğundan yine Allah’a ibadet etmişlerdir, der. Bu aslında biraz yüksek bir seviyedir. Yani o kimse Buda’ya niçin ibadet ediyor, tapınıyor?

Buda’yı Allah biliyor, dikkat edin buradaki anlayışa, Buda’yı Allah gördü o kimse veyahut da Konfüçyüs’ü Allah gördü veyahut da İsa(a.s.)’ı Allah’ın oğlu gördü, Allah’la alakalı ve onu öyle görerekten kendisini Allah’a yaklaştırıcı bir unsur olarak görüyor veyahut da Müşrikler lat uzza menata tapınıyorlardı, onlara tapınırken Allah bizi sevsin diye onları vesile ediyorlardı ve onlara tapınırken Allah bize daha yakın olsun, Allah bize daha fazla merhamet etsin, muhabbet etsin diye ibadet ediyorlardı ve yeryüzünde ibadet edenler tapınanlar neye tapınırlarsa tapınsınlar, bir Rab anlayışı olduğundan tapınırlar ve Cenab-ı Peygamber sallallahü vessellem hazretleri de diyor ki: ‘Rabbiniz birdir’.

Yani siz ata da tapsanız puta da tapsanız tapınışınızın amacı Rabbedir. Bakın burda tapınış Rabbedir. Yani orda bir heykel var, aslında heykele tapınmıyor o kimse. Heykeli Rab gördü. Heykeli Rab gördüğü için Rab adına ona tapındı. Burdan hareket eder Muhyiddin İbni Arabî. Hz. Peygamber sallallahü vessellem hazretleri de ‘Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Rabbiniz bir babanız da bir. Hepimiz Âdem’in çocuklarıyız.’ O zaman Âdem de topraktan yaratılmış. Arabın Arab olmayana, Arab olmayanın Araba, kızıl tenlinin beyaz tenliye beyaz tenlinin kızıl tenliye takva dışında hiçbir üstünlüğü yoktur.

Yani bu İslam’ın dünya üzerinde insanların arasına koyduğu en büyük eşitliklerden birisi. Yaradılış itibariyle hepimiz insanız. Yaratılış itibariyle hiçbirimizin birbirimizden üstünlüğü yok. Yaratılış itibariyle! Sufiler bu manada insanları ayırt etmezler. Bu ayırt etmeme hem ayetle hem sünnetle sabittir ama tarih boyunca ırkçı zihniyetler, sufileri milliyetsizlikle, kavimsizlikle suçlamışlar, anlamamışlar burayı. Burayı anlamamışlar ve üstünlüğü Allah takvaya bağlamış. Renge, ırka, boya, soya sopa değil taklaya bağlamış.

Takvaca üstün olan Allah katında üstün biz kim takvaya ermiş bunun bizde takvametresi yok. Biz dışardan sadece o insanın iyi bir Müslüman olduğuna hükmederiz. Allah katında ne kadar değeri vardır, ne kadar değeri vardır bu bizim elimizde olan bir şey değildir. Biz bunu bu bir öğreti olarak kafanızın bir kenarında dursun. Rüyanızda bir kimseyi iyi veya kötü görebilirsiniz. Buna susacaksınız, konuşmayacaksınız. Bugün kötü gördüğünüz o akşam tövbe eder, ağlar, o akşam iyi olur.

Bugün iyi gördüğünüz, ertesi gün nefsine uyar, ayağı kayar, kötü olur. Senin gördüğün rüya veya hal o esnada geçerli olur ve bunları kötü gördüğünüzde birisini veya bir şeyi kendi nefsinize atfedeceksiniz, kendi nefsinize. Ben bir hata yaptım ki işte Erdoğan’ı ben kötü gördüm, bir hata yaptım, ben bir yanlışlık yaptım, bir eksiklik yaptım ki ben Erdoğan kardeşi rüyamda kötü bir şekilde gördüm. Hükmetme kendi nefsine hükmet. Gördüğün rüyayı kendi kendine tevil etme. Birini kötü gördüysen kendi nefsine vur veyahut da bir kardeşinizin bir arkadaşınızın içerde dışarda orda burda bir hatasını kusurunu gördüğünüzde onu görmemezliğe gelin, tolerans gösterin, toleranslı davranın, örtün.

Onu deşelemeyin ve deyin ki bu benim nefsime lazımmış. Benim nefsimde böyle hastalıklar var demek ki deyin. İşte Allah indinde insanlar eşdeğerdeler yaratılış olarak ama o kimse iman etti, salih ameller işledi, takvaya ulaştı Allah katında üstün. Üstün olan o. Değerli olan o. O yüzden Allah muhafaza eylesin, bu manada biz insanları genel olarak bir görmeye, eşit görmeye çalışırız ve değişik hadisi şerifler vardır. Bir insanın makamı için bir insanın mevkisi için parası pulu için herhangi bir üzerinde bulunan bir şeyden dolayı ona özellik sağlanması, insanın dininin yarısını götürür der.

Allah muhafaza eylesin. O yüzden Allah indinde herkes eşittir. Allah indinde herkes insandır. Hepsinin de babası Âdem’dir. Herkes Âdem’in çocukları gibidir çocuklarıdır. O yüzden kimsenin, kimseden bir üstünlüğü ve alçaklığı söz konusu değildir. Tekrar ediyorum, üstünlüğü veya alçaklığı söz konusu değildir. Allah katında insan noktasında eş değere sahiptir herkes. Bazen sufilerin dilinde bunu görüyorum ben, işte biz o kapının köpeği olamayız veyahut da ben onun köpeği olayım, ben onun kıtmiri olayım veyahut da biz kimiz ki biz aşşalığın tekiyiz filan…Değil canım kardeşim!

Biz insanız. Allah bizi insan olarak yarattı. Allah bizi insan olarak yarattı. Değer verdi, kıymet verdi, insan olarak yarattı. Ben değerliğim, ben insanım. Allah beni halife olarak yarattı. Ben köpek değilim, ben it değilim, ben hayvan değilim, ben insanım. Bakın ben insanım. Benim herhangi bir kimseden değersizliğim yok yaradılış olarak. Herhangi bir kimsenin üstünde de yaradılış olarak bir üstünlüğüm de yok. Varsa takvaca üstünlük vardır kimdeyse, onu da Allah bilir. Biz Müslüman olarak gördüğümüzü Müslüman değerlendirmesinde yapar Müslümanca hareket ederiz.

Müslüman odur ki diğer insanlar onun dilinden emindirler. Mümin odur ki diğer insanlar onun elinden emindirler. O zaman ben insanları insan olarak görürüm. Elimden dilimden hiç kimsenin zarar görmemesi için mücadele ederim. Doğru olan budur ama takvaca kim üstünse Allah katında o kıymetlidir. O zaman takvaya ulaşmak nedir? İman edip Allah’ın farzlarını yerine getirmek haramlardan uzak durmak Allah’ı sevmek. Takva benim bildiğim bu. Sen iman et, farzları yerine getir, haramlardan uzak dur, Allah’ı çok zikret ve Allah’ı sev, muhakkak ki takva ehlisin.

Bakın, bu zamanda hele bu zamanda insanların dinden hızla uzaklaştığı bir zamanda ve haramların serbest olduğu, herkesin rahat bir şekilde haramı yaşadığı bir zamanda, genç-yaşlı önemli değil artık, bir kimse iman edip namazını kılıp farzları yerine getirip haramlardan uzak duruyorsa günün evliyası o. Bu kim olursa olsun genç yaşlı, önceden gençlere söylerdim bunu, yirmi beş yıl önce. Şimdi genç-yaşlı herkese söylüyorum. Sebebi şu; artık harama girmenin yaşı kalmadı çünkü. Haram işlemenin yaşı yok.

On yaşından doksan yaşına kadar haram işlemenin yaşı yok. O yüzden bugün için on yaş da doksan yaş da, önceden insanlar elli yaşına geldikten sonra böyle hayattan düşer, ne bileyim işte aktiflikten düşer, hani olgunlaşırmış. Şimdi insanlar elli yaşında genç, zıpkın gibi kadını erkeği. O yüzden yaş sınırı yok. Haramdan uzak durmak zor. Bugün gerçekten genci yaşlısı, erkeği kadını haramdan uzak durmak kadar zor bir şey yok. Önceden belki de bu kadar değildi ama şimdi gerçekten daha bu iş sıkıntılı bir noktada.

Çünkü haramlar otomatikman her şeyiyle serbest. Allah muhafaza eylesin. İşte biz insanları ayırt etmeden insanı insan olarak bir görmeye gayret edeceğiz ve bir göreceğiz. Bunun başka bir alternatifi yok. Allah muhafaza eylesin. Sakın zanna yer vermeyin, zan, yani suizan. Kendi kendine oturup Erdoğan bunu böyle yapıyor mudur acaba ya? Zan! Ya Lütfü usta acaba böyle böyle mi yaptı ya? Zan! Hani o şahsın üzerinde kötü düşünme. O şahsın üzerinde onun istemediği, sevmediği bir şey düşünme ve bunun biraz daha ilerisi iftiraya götürüyor, gıybete götürüyor, dedikoduya götürüyor.

Bakın bunun biraz daha ilerisi! Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. ‘Ey Allah’ın kulları! Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun.’ Bakın bu hadisi şerif, toplumun kendi içerisindeki sosyal ve insani hastalıklarını anlatıyor bize. Bir; suizana düşme, bir başkasının üzerinde zan besleme. Eee? Ondan sonra? Tecessüs etme, haber koklama, araştırma yani, insanı burgalama, insanları soruşturma.

Nereye gittin, ne yaptın, ne ettin, öyle mi yaptın, böyle mi yaptın…Sana ne? Araştırma, rekabet etme. Vay ya! Görüyor musun bak, Erdoğan şu işi yaptı. Ondan sonra bak gördün mü, şöyle para kazandı, ben de aynı işi yapayım, ben de para kazanayım. Bursa’da bu tekstilcilerde meşhur. Birisi bir iş yapıyor, bir kumaş yakalıyor veyahut da bir model yakalıyor, bir şey yakalıyor, hemen onu yapacak o da. Rekabet edecek. O kaça satıyor, örneğin yirmi liraya. O yapacak, hemen on sekiz liraya satacak.

Ya bırak! O kendine bir yol bulmuş. Sende bir yol bul, Allah’a yalvar yakar, bir iş yap. Yok, rekabet edecek! Allah muhafaza eylesin. Bu her alanda var yalnız. Bu her alanda var. Sadece ticarette değil, bu dini cemaatlerin içerisinde de var. Birisi kendisine bir yol tutturmuş, ne yapıyor? İşte Kur’an-ı Kerim öğretiyorlar. Orda üç beş kişi toplanıyor, hemen o da rekabet edecek ona. Ya bırak! Sen de fıkıh öğret öbür tarafta, sen de hadis öğret. Neden rekabet ediyorsun? Neden böyle bir şeye kalkışıyorsun?

Yok rekabet edeceğiz illaki. Yani bizde böyle bir hastalık var, kendimiz değiliz. Bakın kendimiz değiliz. Bu ticarette, bu aile hayatında, bu her yerde var bu. Bir kimseye Allah, Cenab-ı Hak nasib ediyor, bir ev alıyor, o da alacak aynı evi. Ya bırak, rekabet etme. Sen kendi haline göre yaşa. Birisi bir araba alıyor, Allah mübarek etsin de. Haset etme, dua et ona. Allah yolunda hizmette kullanırsın de. Yok! O almış, o da alacak. Allah muhafaza eylesin. Haset arkasından geliyor.

Koşturuyor haset. Bunlar sosyal facialar. İnsanların kardeşliklerini bozan şeyler. Haset ediyor. Hani onda var, bende de ondan fazla olması lazım. Ya bırak! Cenab-ı Hak ona öyle bahşetmiş. Cenab-ı Hak ona ikram etmiş, ihsan etmiş, yürü, koş sen de, Allah yardımcın olsun. Ne yapmaya haset ediyorsun! Ne yapmaya illa rekabete giriyorsun! Bırak! Berber Ahmet’te iyi, rahvan at var diye bende de olacak diye bir kaide yok. Her pazar binip de adam paylaşıyor, ne yapayım şimdi, berber Ahmet rahvan ata biniyor diye ben de gidip rahvan at mı alayım, yarışayım mı?

Yok öyle bir şey. Seviyor, çiftliği var, müsait her şeyi, pazar günleri ne güzel, ondan sonra yanında Hacı Erkan’ın eniştesi de var. İsmail seni görmüyorum oralarda? O İsmail’i götürmezsen o ayaklarının altları kırılır bak, evet, ona göre. Ha onlar daha yeni biniyorlar haa. Bu da çok manalı bir şey oldu, evet. Şimdi yani insanlar hemen haset ediyor. Hemen rekabete giriyor. Allah resulü uyarıyor, 1400 yıl öncesinden uyarıyor insanlara diyor ki kardeşliğinizi bozucu şeylerden uzak durun ve birbirlerinize buğuz etmeyin.

Buğuz etme canım kardeşim, buğuz etme! Senin önce derviş kardeşin, sufi kardeşin, sonra Müslüman kardeşin, sonra insan, bakın sonra insan. Yapma, buğuz etme! Allah muhafaza eylesin. Kin tutma, içinden hırslanma. Barış, barış, İslam barışmaktır. Barış. Kendi iç dünyanda kendin önce kendi üzerindeki bu yanlışlıkları at. Barış, alkışla insanları, dua et, dua et. Ne yapmaya buğuz ediyorsun? Ne yapmaya haset ediyorsun? Ne yapmaya bir başkasının işine, aşına, eşine dergâhına karışıyorsun, elini uzatıyorsun içine!

E sonra öf elim yandı. E yanacak! Elin yanması ile kalmaz, kolun yanar, kolunda kalmaz kafan yanar, vücudun yanar. Yanar! Sebep? Çünkü haset ediyorsun. Sebep? Çünkü sen rekabet etmeye çalışıyorsun. Sebep? Çünkü sen bir başkasının normalde tutturmuş olduğu yolu bozmaya çalışıyorsun. Hasetçinin tekisin, buğuzcunun tekisin, suizancının tekisin, sen mümin kardeşinden uzaksın. Ne şeyhi, ne dervişi, ne sufisi! Sen önce Müslümanlıktan, müminlikten uzaksın. Allah muhafaza eylesin. Birbirinize sırt çevirmeyin.

Bakın Bunlar sosyal facia şu anda. İnsanlar iki kardeş birbirine sırtını dönmüş. İki kardeş anne baba çocuk sırtlarını dönmüşler, akrabalar sırtlarını dönmüşler, bir topluluk bir derviş kardeşler toplanmışlar sufiler, birbirlerine sırtlarını dönmüşler. Bu geçici dünyada neyini paylaşamadım? Toplandın aynı halkada Allah’ı zikrediyorsun. Rabbim bir, Peygamberin bir, zikrin bir, şeyhin bir, yolun bir, yordamın bir. Neyine sırtını döndün? Neyini paylaşamadın. Müminler kardeştir! Edebiyatta kalmasın.

Kardeş ol ama kardeş olma yolu bakın suizandan uzak duracak, tecessüs etmeyecek, haber koklamayacak, rekabet etmeyecek, hasetleşmeyecek, buğuz etmeyecek, sırt çevirmeyecek. O zaman kardeş olacak. Bunlar üzerinde olursa kardeş olur mu? Olmaz. O zaman bunları üzerinden atacak. Sufisin canım kardeşim. Sen hiç kimseye düşmanlık besleyemezsin. Sen Müslümanlara, müminlere düşmanlık besleyemezsin. Sen derviş kardeşlerine düşmanlık besleyemezsin, buğuz edemezsin, suizan yapamazsın, hasetleşemezsin, yapamazsın bunu.

Sen içinde derviş kardeşlerine, sufi kardeşlerine karşı sen asla kin tutamazsın. Kardeşliğini tesis edeceksin. Ben bunun yürüyüşünü sevmiyorum, ben bunun sesini sevmiyorum, ben bunun şuyunu sevmiyorum! Allah da seni sevmez. Allah’ı zikredenleri seveceksin canım kardeşim. Allah’ı zikredenleri seveceksin. Hatası var, kusuru var, yanlışlığı var, eksikliği var…Bana ne, sana ne? Bana ne, sana ne? Bizi ilgilendirmez. Sen bin sefer la ilahe illallah la ilahe illallah la ilahe illallah dersin, içinde kin, nefret, buğuz, suizan varsa dilde kalır o, dilde kalır!

O kalbe tecelli etmez. At içinden bunları. Kalbini tenvir et, kalbini temizle. Bir bak böyle, oturttur kalbini, karşısına gönlünü koy. De ki kime buğuz besliyorsun? Kim, buğuz ettiklerin kim? Evet, ciddi ciddi söylüyorum bunu. Bu hesaplaşmayı yapmalısınız. Sufiler bu hesaplaşmayı yapmalı. Otur, kime suizan besledim de, kalbini al içinden çıkar karşına koy, bu hesabı yap. Bu hesabı yap ve kalbinde hiç kimseye suizanı görmemecesine yürü. Kalbini suizandan temizle. Hiçbir sufiye, hiçbir mümine suizan besleme.

Eşine, çocuklarına, arkadaşlarına, kardeşine, annene, babana, bacına, etrafına suizan besleme. Sufisin sen, seyri süluk yapacaksın. Allah’a yakın olacaksın. Allah’a dost olacaksın. Arş-ı alanın gölgesinde gölgeleneceksin. Hiç bir gölgenin bulunmadığı mahşerde Allah’ın gölgesinde gölgeleneceksen bu dediklerimi yapacaksın. Bunlar benim dediğim değil, bunlar Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in tespitleri. Ben aktarıyorum sadece. Zanna yer verme. Bilsen dahi bilme, görsen dahi görme.

Zanna yer verme. Haber araştırma. Sorgulama, sorma hiç kimseye. Erdoğan’ı çözeceğim diye uğraşma. Uğraşma! Bir işin varsa git Erdoğan’la işini gör, traktör lazımsa git, adam traktör satıyor, git otur, traktörü bana satar mısın satmaz mısın de işini gör. Sorgulama, soruşturma. Allah muhafaza eylesin. Rekabet etme. Kalbini koy oraya, kalbinde birisine karşı rekabet varsa sök at onu, bakın sök at, rekabet etme. Derviş kardeşinle de rekabet etme. O çavuş olmuş, Allah razı olsun ya, mübarek olsun.

O zakir olmuş, Allah mübarek etsin ya, tebrik ederiz canım kardeşim. Allah yolunu açık etsin. O nakib olmuş, mükemmel Allah razı olsun canım kardeşim ya. Sen Allah yolunda koştur rekabet etme dua et. Dua et ya, ona dua et, dua. Haset etme, kıskanma, ona dua et. Bunlar kalbin hastalıkları. Sen birisine haset çıktı, hemen başla dua etmeye. Vay ya Demirtaşlı İsmail’e bak ya! İşte onla rekabet edecek, onla uğraşacak, uğraşma. Ben Bursa’ya yeni geldiğinde İsmail Benim yanımdaydı, uğraşma. Rekabet ederekten bir yere gelemezsin, yapma.

Bak yapma. Sebep? Yok canım kardeşim ya, rekabet etmene gerek yok. Bu alan herkese yeter. Bu yol herkese yeter, fazla bile gelir. Sana fazla gelir. Allah muhafaza eylesin. Haset etme buğuz etme. Bunları temizle içinden. Bunları içinden temizle! Vay ya şunun eve bak ya. Benim de öyle olması lazım ya. Bırak ya, bırak! Sana ne Cenab-ı Hak bahşettiyse onu lütuf bil, ikram bil, başına tac et. Allah bizi affetsin. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona ihanet etmez, ona ihanet etmez.

Sufi birbirine ihanet etmez. İhanet etme, ihanet büyük hastalıktır. İnsanın ne kardeşini bırakır ne evlatlığını ne anne babalığını bırakır. İhanet ağır bir vakadır. İhanet ağır bir vakadır. O yüzden kardeşlerinize ihanet etmeyin. Onlara sırtınızı dönmeyin. Allah muhafaza eylesin. Ona zulmetmez. Sufi kardeşine zulmetme. Müslümanlara zulmetme. İnsanlara zulmetme. Allah muhafaza eylesin. Yapma, bu senin yolunu engeller. Bu senin bütün her şeyini engeller. Allah sana merhamet etmez. Allah sana rahmet etmez.

Allah sana yardım etmez. Sonra kendi kendine dersin ki ben neden böyle oluyorum. Kendine bak. Bu sıraladığım hastalıklardan senin üzerinde bulunmasın. Sıraladığım hastalıklar senin üzerinde bulunursa Cenab-ı Hak sana merhamet etmez. Allah sana yardım etmez. İnsan yokuş yukarı çıkarken Allah ona yardım ederken sen düz yolda giderken ayağını taş alır senin. Kimseyi suçlama, kendine bak, kimseyi suçlama kendine bak! Herkes kendi nefsine baksın. Herkes! Bu konuda kimsenin kimseye söyleyecek bir söz yok.

Herkes otursun kendine baksın. Allah muhafaza eylesin. Onu mahrum bırakmaz. Onu tahkir etmez. Mahrum bırakma. Birisine yardım edeceksin o sende var, mahrum etme. Var olanı paylaş ama fikir ama akıl ama tecrübe ama para ama çevre onu paylaş, mahrum etme. Birisi naçar kalmış, elini uzat, dilini uzat, dua et, yardımcı ol, yanında dur. Yanında dur, seni hissetsin. Seni hissetsin; kardeşliğini hissetsin, dervişliğini hissetsin, sufiliğini hissetsin. Desin ki ya kardeşim var benim, arkadaşım var benim, dostum var benim, eşim var benim, çocuğum var benim.

Hissetsin, hissetsin. Erkekler, evde eşleriniz sizi hissetsin. Babalar, çocuklarınız sizi hissetsin. Çocuklar, anne babalarınız sizi hissetsin. Siz onların yanında durun. Mahrum bırakmayın hiç kimseyi ve hiçbir şeyden. Gücünüz nispetince mahrum etmeyin, bakın mahrum etmeyin. Kapınızı kapatmayın. Gönül kapınızı kapatmayın. Yapmayın. Ben şunla görüşmem, ben bunla görüşmem, ben şuna şöyle yaparım, ben buna böyle yaparım…Geç! O beni incitti! İncinme. O beni kırdı! Kırılma. De ki o bilmiyordu, de ki o hatasını görmedi.

Git nasihat et. Git bir daha söyle, git bir daha söyle. Mahrum etme onu ve tahkir etme onu. Ne yapmaya tahkir ediyorsun? Erdoğan sen böyle böyle yaptıydın ama biliyor musun? Ne yapmaya tahkir ediyorsun canım kardeşim, sen onun Rabbi misin? Tahkir etme. Onun hatasını yüzüne vurma. Onun kusurunu yüzüne vurma. Onun yanlışlığını yüzüne vurma. Onun eksikliğini yüzüne vurma. Tahkir etme onu. Hz. Muhammedi Mustafa(s.a.v.) zina eden cariyeyi dahi tahkir ettirmedi. İçki içen sahabeyi dahi tahkir ettirmedi.

Tahkir etme, sen hiç kimseyi tahkir etme, ört. Rabbim affetsin. Dua et ona. Dua et. Bugün, bu zamanda hele Müslümanların sahibi yok, müminlerin sahibi yok. Hem Ümmeti Muhammed olarak sahibimiz yok hem fert olarak sahibimiz yok hem de topluluklar olarak sahibimiz yok. Biz birbirimize destek çıkacağız. Düşünebiliyor musunuz, dünya üzerinde bütün yeni silahlar ve bombalar Müslümanların üzerinde deneniyor. Müslümanların sahibi yok. Irak’a, Suriye’ye, Afganistan’a tonlarca bombalar atıldı, Müslümanların sahibi yok.

Bir sabah uyandık Libya bombalandı. Müslümanların sahibi yok, sahipsiz. Daha dün Afganistan’da kırk tane yine İngilizler Müslümanları katlettiler. Hep yanlışlıkla Müslümanlar ölüyor. Ege Denizi’nde gemilerimiz batırıldı, NATO tatbikatında batırıldı bir de! Yanlışlıkla batırıldı hesapta. Müslümanlara oluyor, olan Müslümanlara oluyor. Müslümanlar birlik ve beraberliğini kaybetmişler. Bugün sıraladım, bir baktım böyle dedim İslam dünyası nerde Müslüman’ım diyen varsa orada zulüm var, kan akıtılıyor.

Doğu Türkistan, Çin’den itibaren gelin Rusya’daki Müslümanlar, gelin Irak, Suriye, aşağı doğru inin, Yemen, Mısır, Afrika ülkelerindeki Müslümanlar, Avrupa’daki Müslümanlar, hiçbir yerde rahat yok Müslüman’a. Bu böyleyken bir de Müslümanlar birbirleriyle didişiyorlar. Müslümanlar bir de birbirleriyle didişiyor. Yetmiyor aynı dergâhın içerisindeki dervişler birbirleriyle didişiyor, aileler birbirleriyle didişiyor, kendi evladı ile anne baba didişiyor, iki eş birbiriyle didişiyor, tahkir ediyor herkes birbirini.

‘Sen daha önce böyle yaptıydın ama’, bana en fazla söylenen söz bu. ‘Sen gençken böyle yapıyordun ama’, sende mi yapacaksın ben gençken yaptım, hata yaptım, işledim diye? Tahkir! ‘Sen ama daha önce de böyle yaptıydın’, tahkir! Yapma, incitme, Allah muhafaza eylesin. Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslüman’ın malı kanı ve ırzı diğer Müslüman’a haramdır. Müslüman’ın malı, kanı, ırzı kutsal. Yok bunlar şu tarikattandı, o yüzden bunların eşlerini cariye etmek lazım.

Yok bunlar şucuydu, yok bunlar bucuydu, şimdi Ortadoğu’da bu var. Bu Müslümanların içerisine atılmış bir el bombası. Bu selefi vahabi düşüncesindeki olanların İslam dünyasının içine atmış olduğu el bombası. Eğer o kimse selefi vahabi değilse hemen onu küfür noktasına koydu, onun malına, ırzına hemen el koyacak. Hanımını kızını cariye edecek, malını da ganimet yapacak. Böyle bir ahlaksızlığa doğru yol gidiyoruz ve bu selefi vahabiler ülkenin içerisinde artık ülkemizin içindeler.

Bu selefi vahabi tehlikesi büyüyor. Bütün dünya üzerinde büyüyor. Bunun arkasında CIA var, mossad var. Bunun arkasında Em16 var asıl. Vahabiliği kuran İngilizlerdir. Bunları açık açık da konuşamıyor hiç kimse. Korkuyor, çekiniyor. İslam dünyasının içerisinde kardeşliği yok ediyor bunlar. Müslümanları birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Bu topraklarda iç savaşın iç savaşın tohumlarını atıyorlar. Bu topraklarda iç savaşın, din üzerine, mezhep üzerine iç savaşın tohumları atılıyor.

Devlet yetkilileri, siyasiler, bürokratlar, asıl bununla ilgilenmesi lazım. Yanlış yerlerde top koşturuyorlar. Bu selefi vahabiler diyanete girdiler. Bu selefi vahabiler ilahiyata girdiler. Bu selefi vahabiler her tarafa girdiler, önlerine gelene küfür fetvası veriyorlar. İslam kardeşliğini yok ediyorlar. Ülkemizdeki en büyük tehlikelerden birisi bu, kardeşliğimizi yok ediyorlar. Kardeşliğimizin içine dinamit koyuyorlar ve bu selefi vahabiler fütursuz, önlerine geleni tehdit ediyorlar.

Bu gücü kimden alıyorlar? Hangi siyasilerden alıyorlar? Hangi bürokratlardan alıyorlar? Hangi gizli servislerden bu cesareti alıp da ehlisünneti, ehlisünneti tehdit ediyorlar. Evet, PKK’nın tehditleri biterken kendilerini selefi vahhabi diyenlerin tehditleri başladı ülkede ve Müslümanlar ve müminler farkında değiller ve ehlisünnet ne yazık ki uykuda. Yarin öbür gün bu memleketin başına bela olacak olan guruplardan birisi bunlar. Bunlar İngiliz beslemesi. Bunlar mossad beslemesi bunlar cıa soytarısı.

Bir canım var benim, başka bir şeyim yok. Korkum da yok Allah’tan başka. Lailaheillallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseye sen kafir damgasını vuruyorsan, kafir damgasını vuruyorsan, be ahlaksız, be sütü bozuk o Müslüman’ın sen ırzına mı göz diktin, malına mı göz diktin? Neyine göz diktin onun da sen ona kâfir damgası vurdun? Sen onun eşini mi cariye edeceksin, onun kızını mı cariye edeceksin? Onun malına çökecek misin de sen ona kâfir damgası vurdun. Tehlike büyük. Her Kur’an sünnet diyen topluluğu kâfir damgası vuruyor.

Tehlike büyük. Siz zikrullah halakasında durduğunuz halde size kâfir diyorsa bir kimse, bakın kâfirin darül harpte, kâfirin darül harpte malı, canı, ırzı, emniyette değildir. Tekrar bunun altını çiziyorum. Darül harpte kâfirin malı, canı, ırzı emniyette değildir. Yani harbi onun malına, canına, ırzına zarar verebilir. Onların kısa donla dolaştığı yerde biz Fetavayi Hindiye okuyorduk. Onun arkasından ne geldiğini biliyorum ben. Ülkede kaos çıkarmak istiyorlar bunlar. Bu ne demek biliyor musunuz?

Aynı Suriye’deki gibi aynı Irak’taki gibi, bunlar kâfir karılarına el koy, bunlar kâfir, bunların kızlarına el koy. Bunlar kâfir, bunların malına el koy. Bunlar kâfir, bunların evlerine, malına, mülküne kon. Bu sadece kâfir demekle kalmaz. Çünkü arkasındaki kocaman bir hukuk var ama insanlar hukuk bilmiyor şimdi, fıkıh bilmiyor, kahrolsun şeriat, kahrolsun şeriat! Millet İslam’ın hukukunu bıraktı, okumadı ki! Okunmasını da istemiyorlar zaten. Okunmasını da istemiyorlar. Diyanette İslam hukuku yok, ilahiyatta İslam hukuku yok, dergâhlarda yok, tarikatlarda yok, cemaatler de yok.

Hiç bir yerde İslam hukuku yok. Namaz, abdest, oruç, tamam bitti. Para toplayacakları zaman zekât, para toplayacakları zaman kurban, para toplanacakları zaman sadaka ama islam hukukuna gelince yok. Yok! Ver parayı boyna. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bakın tekrar söylüyorum, bunu, her Müslüman’ın malı, kanı ve ırzı Müslümanlara haramdır. Siz ona kâfir deyip onun malına el koyamazsınız. Ona kâfir deyip onun eşini cariye edemezsin sen. Ahlaksız adam, ahlaksız! Arkasında koskocaman büyük bir oyun yatıyor bunun.

Allah muhafaza eylesin. Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz. Allah senin suretine ve kalıbına bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Allah’ın baktığı senin kalbin ve amelindir. Burdaki kalp niyetin senin. Burdaki kalpten kasıt niyet. Allah senin niyetine bakar. Allah senin bir de ameline bakar. Allah senin kalıbına bakmaz. Allah senin rengine bakmaz. Rabbim muhafaza eylesin ve eliyle işaret etti, göğsüne takva şuradadır dedi. Göğüs boşluğuna işaret etti. Takva şuradadır dedi.

O zaman herkesin takvası kendi içinde. Rabb’im cümlemizi takvalı eylesin. Sakın ha birbirinizin satışı üzerine satış yapmayın. Allah’ın kulları dikkat edin. Allah’ın kulları kardeş olun. ‘Bir Müslüman’ın kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz.! Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi. Kütübü Sittede’de var bu hadis. Ordan da bakabilirsiniz. O yüzden üç günden fazla küs durmayacaksınız. Üç günü bıraktım, sufi kardeşler hiç kimseye küsmeyecekler. Eş, çocuk, arkadaş, herkes dâhil buna.

Sufi, hiç kimseye küsmeyecek. Kendine de küsmeyecek. Küsmek yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu kardeşliği tesis edeceğiz ve insanları bir göreceğiz ama biz de ne yapacağız? Bu düsturlarla kendimizi edep ve terbiyemizi muhafaza edeceğiz, koruyacağız. Şu normalde hani biz kayıtsız şartsız ondan sonra insan sevgisiyle böyle zirveye çıkmışız. Her insanı severiz. Böyle bir şey yok canım kardeşim. Böyle bir şey yok. Biz insanı insan olarak görürüz ama biz müminleri severiz. Biz sufi kardeşlerimizi severiz.

Biz Allah’ı severiz, Resulünü severiz, üstadımızı severiz, müminleri severiz biz. Evet, ben münafığı sevmek zorunda değilim. Ben insan olarak değer veririm. Cafer’i sevmek zorunda değilim. Allah muhafaza eylesin. Rabbim korusun inşallah. Bir de neydi Yesevi’deki bu beşinci şey, kimseyi incitmemek. Zaten bunu da ne yapmış olduk? İşlemiş olduk aynı zamanda. Arkadaşlar, kardeşler hiç kimseyi incitmeyecekler ve bu akşam da hakikat kapısının beşinci makamını sohbet etmiş olduk? Haklarınızı helal edin.

Bizden yana da helal olsun inşallah. El-Fatiha maassalavat. Amin, ecmain. https://youtu.be/BAfYgo330-U

Kaynaklar ve Referanslar

  • Ayet-i Kerime: Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirlerinizle tanışasınız diye sizi kabilelere ve milletlere …
  • Ayet-i Kerime: Siz hac farizasını yerine getirdikten sonra geçmişte atalarınızı andığınızdan daha şedit bir şekilde Allah
  • Hadis-i Şerif: Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahın beyaza üstünlüğü yoktur

Dört Kapı Kırk Makam — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
Yazıya Çeviren: Leyla Tuba Toptaş • ISBN: 978-625-92739-3-8 • Tasavvuf Vakfı Yayınları