Pazar, 9 Ağustos 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Genel ·

Tesbîh Namazı: Kılınışı ve Fazîletleri

İslam ibadet hayatında günahların bağışlanmasına vesile kılınan ve Efendimiz (s.a.v.) tarafından özel olarak tavsiye edilen en faziletli nafile ibadetlerden biri Tesbîh Namazı’dır.…


İslam ibadet hayatında günahların bağışlanmasına vesile kılınan ve Efendimiz (s.a.v.) tarafından özel olarak tavsiye edilen en faziletli nafile ibadetlerden biri Tesbîh Namazı’dır. Her rekâtında 75, toplamda ise 300 defa özel tesbih zikrinin okunduğu bu 4 rekâtlık namaz; geçmiş ve gelecek günahlara kefaret kılınmıştır. İster her gün, ister yılda veya ömürde bir defa eda edilsin, Tesbîh Namazı kul ile Rabbi arasındaki samimiyeti pekiştiren büyük bir imkândır.

Tesbîh Namazı Nedir?

Tesbîh namazının ömürde en az bir defa kılınması güzel görülmüştür. Bu namaz her rekâtında yetmiş beş defa:

«سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلٰهَ إِلاَّ اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ»

“Bütün tenzihler Allâh’a aittir. Bütün hamdler Allâh’a mahsustur. Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Allâh her şeyden büyüktür.”

denilerek kılınan dört rekâtlı bir namazdır.

Tesbîh Namazının Adım Adım Kılınışı

1. Rekât:

  • Niyet edilip namaza başlandıktan sonra Sübhâneke okunur ve ardından 15 kere yukarıdaki tesbîh okunur.
  • Sonra Eûzü-Besmele, Fâtiha ve bir sûre (veya bir miktar âyet-i kerîme) okunur.
  • Sûre bittikten sonra rukûa gitmeden önce 10 kere yine aynı tesbîh tekrarlanır.
  • Rukûa varılır; üç kere «سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ» (Ulu olan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim) denildikten sonra 10 defa aynı tesbîh okunur.
  • «سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ، رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ» denilerek rukûdan kalkılır (doğrulunur) ve ayakta 10 defa aynı tesbîh okunur.
  • Secdeye varılır; üç defa «سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلٰى» (Yüce olan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim) denildikten sonra 10 kere daha aynı tesbîh okunur.
  • Tekbîr alınarak secdeden kalkılır; iki secde arasındaki oturuşta (celse) yine 10 kere aynı tesbîh okunur.
  • Tekbîr alınarak ikinci secdeye varılır; üç defa «سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلٰى» denildikten sonra yine 10 kere aynı tesbîh okunur.

Böylece sadece birinci rekâttaki tesbîhlerin toplamı 75 etmiş olur.

2. Rekât:

  • İkinci rekâta kalkılır; ilk rekâtta olduğu gibi kıyamda evvelâ 15 kere bu tesbîh okunur.
  • Ardından Fâtiha ve sûre okunup yine birinci rekâttaki sıra takip edilerek ikinci oturuşa (teşehhüde) varılır.
  • Oturuşta Ettehiyyâtü, Allahümme Salli ve Allahümme Bârik duaları okunur.

Böylece ilk iki rekâttaki zâit tesbîhlerin toplamı 150’ye ulaşır.

3. ve 4. Rekâtlar:

  • Selâm vermeden (veya selâmı müteakip) ayağa kalkılır.
  • Üçüncü ve dördüncü rekâtlar da geride anlatıldığı üzere, birinci ve ikinci rekâtlar gibi kılınır. Böylece her rekâtta 75 tesbîh okunmuş olur ki, bunların dördünün toplamı 300 eder.

Hadîs-i Şerîflerde Tesbîh Namazının Fazîleti

Rasûlüllâh (s.a.v.), bu namazı talim etmiş olduğu Abdullâh ibni Amr (r.anhümâ)’ya şöyle buyurmuştur:

عَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ لِي رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَلَا أَحْبُوكَ أَلَا أُعْطِيكَ أَلَا أُجِيزُكَ، أَرْبَعُ رَكَعَاتٍ مَنْ صَلَّاهُنَّ غُفِرَ لَهُ كُلُّ ذَنْبٍ قَدِيمٍ أَوْ حَدِيثٍ، صَغِيرٍ أَوْ كَبِيرٍ، خَطَإٍ أَوْ عَمْدٍ»

“Sana bir hediye vereyim mi? Sana (istifade edeceğin bir şey) vereyim mi? Sana bir bahşiş vereyim mi? (İşte o) dört rekâtlık bir namazdır ki (-İhlâs Sûresi okuyarak dahi olsa-) kim onları kılarsa; eski yahut yeni, küçük ya da büyük, hatâ ile yahut kasıtlı, gizli ya da âşikâr işlenmiş bütün günahları onun için bağışlanır.” [1]

Ebû Dâvûd ve Tirmizî gibi Kütüb-i Sitte kaynaklarında Abbâs (r.a.)’dan gelen nakle göre Rasûlüllâh‘ın (s.a.v.) bu namazı amcası Abbâs (r.a.)’a hediye ettiği ve şöyle buyurduğu da sahîh olarak rivayet olunmuştur:

«إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تُصَلِّيَهَا فِى كُلِّ يَوْمٍ مَرَّةً فَافْعَلْ، فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِى كُلِّ جُمُعَةٍ مَرَّةً، فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ شَهْرٍ مَرَّةً، فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ سَنَةٍ مَرَّةً، فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي عُمُرِكَ مَرَّةً»

“Bu namazı her gün bir kere kılmaya gücün yetiyorsa bunu yap. Bunu yapamazsan her cuma bir kere kıl; bunu da yapamazsan her ayda bir kere kıl; onu da yapamayacaksan senede bir kere kıl. Böyle de yapamazsan (hiç olmazsa) ömründe bir kere bu namazı kıl.” [2]

Kılınış Usûlüne Dair Önemli Bir Not (Mezhep Farklılığı)

Bu namazın diğer sahîh kaynaklarda geçen rivayetlerinde, kıraatten önce tesbîh bulunmayıp yetmiş beş sayısı istirahat celsesinde okunacak 10 tesbîhle tamamlanmaktadır. Bu uygulama Şâfiî Mezhebi‘ne muvafıktır. Hanefî Mezhebi‘nde ise istirahat celsesi bulunmadığından dolayı, biz bu namazın tarifini İmâm Beyhakî‘nin (r.h.) «Şu‘abü’l-Îmân» isimli eserinde Abdullâh ibni Amr‘dan (r.anhümâ) tahric ettiği rivayeti esas alarak verdik. [3]

Tesbîh Namazından Sonra Okunacak Özel Dua

Taberânî‘nin (r.h.) rivayetine göre Rasûlullâh (s.a.v.) amcası Abbâs‘a (r.a.):

«فَإِذَا فَرَغْتَ قُلْتَ بَعْدَ التَّشَهُّدِ وَقَبْلَ التَّسْلِيمِ.»

“Namazı bitirdiğin zaman teşehhüdden (Tehiyyât’ı okuduktan) sonra, selâm vermeden önce şunları söylersin:”

buyurarak şu duayı okumasını kendisine tenbihlemiştir:

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ تَوْفِيقَ أَهَلِ الْهُدٰى وَأَعَمَالَ أَهْلِ الْيَقِينِ وَمُنَاصَحَةَ أَهْلِ التَّوْبَةِ وَعَزْمَ أَهْلِ الصَّبْرِ وَجِدَّ أَهْلِ الْخَشْيَةِ وَطَلَبَ أَهْلِ الرَّغْبَةِ وَتَعَبُّدَ أَهْلِ الْوَرَعِ وَعِرْفَانَ أَهْلِ الْعِلْمِ حَتّٰى أَخَافَكَ، اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مَخَافَةً تَحْجُزُنِي عَنْ مَعَاصِيكَ حَتّٰى أَمَعْمَلَ بِطَاعَتِكَ عَمَلاً أَسْتَحِقُّ بِهِ رِضَاكَ وَ حَتّٰى أُنَاصِحَكَ بِالتَّوْبَةِ خَوْفًا مِنْكَ وَحَتّٰى أُخْلِصَ لَكَ النَّصِيحَةَ حُبًّا لَكَ وَحَتّٰى أَتَوَكَّلَ عَلَيْكَ فِي الْأُمُورِ حُسْنَ ظَنٍّ بِكَ سُبْحَانَ خَالِقِ النُّورِ.

Anlamı:

“Ey Allâh! Ben Senden hidayet ehline nasip ettiğin muvaffakıyeti (rızana uygun amelleri başarmayı), yakîn erbabının (şüphesiz inanç sahiplerinin sâlih) amellerini, (samîmî) tövbekârların ihlasını, sabırlı zatların azmini, (Sana karşı) haşyet (derin saygı) sahiplerinin ciddiyetini, rağbet erbabının (sadece Senin rızana hevesli olanların) niyazını, takva ehlinin ciddî mânâda ibadet gayretlerini ve ilim sahiplerinin irfanını (Seni tanımalarını bana da nasip etmeni) dilerim; ta ki bu sayede Senden hakkıyla korkabileyim.

Ey Allâh! Ben Senden beni Sana karşı isyanlardan engelleyebilecek kadar güçlü bir havf ve haşyet (korkuya nailiyet) isterim ki, bu sayede Senin rızanı hak edebileceğim şekilde sâlih bir amel işleyebileyim, Senden hakkıyla korkarak Sana karşı nasûh tövbesinde bulunabileyim, Sana karşı sevgimden dolayı Senin için samimiyetimi (şüphe ve gösterişten) arındırabileyim ve Sana karşı beslediğim hüsn-i zan sayesinde tüm işlerimde Sana hakkıyla tevekkül edebileyim. Nuru yaratan Zât’ı tesbîh ve tenzîh ederim.” [4]

Küçük Bir Hatırlatma:

Bu duayı namaz içinde ezberden okumak zor gelebilir. Bu yüzden duayı ezberleyemeyenlerin selâmdan sonra kitaba veya ekrana bakarak okumalarında da bir sakınca yoktur; aynı icabete mazhar olmaları inşâallâh umulur. Esas olan, ihlâs ve samimiyetle dua edebilmektir.


KAYNAKÇA/DİPNOTLAR

[1] Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân, No: 604, 2/125; Ebû Dâvûd, Tetavvu, 14, No: 1297, 1/414; Tirmizî, Vitr, 19; İbn Mâce, İkâme, 190.

[2] Ebû Dâvûd, Tetavvu, 14, No: 1297, 1/414.

[3] Yukarıda ifade edilen mezhep farklılığının temelini oluşturan “istirahat celsesi” kavramını ve tesbîh sayılarındaki değişimi şöyle izah edebiliriz:

İstirahat Celsesi (Celse-i İstirahat) Nedir?
Namazda birinci rekâttan ikinci rekâta veya üçüncü rekâttan dördüncü rekâta kalkarken; ikinci secdeden hemen sonra doğrudan ayağa kalkmayıp, birkaç saniyelik çok kısa bir oturma pozisyonu alıp ardından ayağa kalkmaya “istirahat celsesi” denir.

Şâfiî ve Hanefî Mezhepleri Arasındaki Fark
● Hanefî Mezhebinde: İkinci secdeden sonra hiç oturulmaz; doğruca ayağa (kıyama) kalkılır. Bu yüzden Hanefî usulünde namazın içinde “istirahat celsesi” diye ayrı bir duraklama yeri yoktur.
Şâfiî Mezhebinde: İkinci secdeden sonra kısa bir an oturup (istirahat celsesi yapıp) öyle ayağa kalkmak sünnettir.

Tesbîh Namazındaki Sayı Hesabına Etkisi
Tesbîh namazında amaç, her rekâtta 75 defa tesbih duasını okuyarak 4 rekâtta toplam 300 sayısına ulaşmaktır. Mezheplerin kılınışındaki fark, bu 75 tesbihin nerelerde dağıtıldığıyla ilgilidir:

Şâfiî Rivayetine Göre:
Sübhâneke’den sonra ayakta 15 tesbih okunmaz; kıraat (Fâtiha+Sûre) bittikten sonra rükûya gitmeden ayakta 15 tesbih okunur.
Namazın diğer rükünlerinde (rükû, rükûdan doğrulma, 1. secde, iki secde arası oturuş, 2. secde) 10’ar defa okunur.
En son, 2. secdeden kalkınca Şâfiîlerde istirahat celsesi (oturuşu) olduğu için, ayağa kalkmadan önce bu oturuşta da 10 defa tesbih okunur. Böylece 1. ve 3. rekâtlarda toplam sayı yine 75‘e tamamlanır.

Hanefî Usulüne Göre (Metindeki Uygulama):
Hanefîlerde “istirahat celsesi” bulunmadığı için tesbihlerin 10 tanesini en son oturmaya bırakmak namazın akışına uymaz.
Bu yüzden 15 tesbihlik kısım en başa, yani Sübhâneke’den hemen sonraya (kıraat öncesine) alınır.
Böylece secdeden sonra celseye gerek kalmadan, doğrudan ayağa kalkılır ve 75 sayısı tamamlanmış olur.

Özetle: Şâfiîler secdeden sonra kısa bir oturuş yaptıkları için 75 tesbihin son 10 tanesini bu oturuşta okurlar. Hanefîlerde bu oturuş olmadığı için, o 10 tesbih namazın başına (kıyamın ilk anına) eklenmiştir.

[4] Taberânî, el-Mu‘cemu’l-Evsat, No: 2318, 3/14; Heysemî, Mecma‘u’z-Zevâid, No: 3679, 2/569; Süyûtî, Câmi‘u’l-Ehâdîs, No: 26207, 23/353.