1. Bölüm
Selamun aleyküm. Aleyküm selâm. Allâh gecenizi hayırlı eylesin. Ağabey. Ayınızı, yılınızı, ömrünüze hayırlı eylesin. Ağabey. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti Muhammed’i, hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Ağabey. Hakkı hak bilip hakça yaşayan, batılı batıl bilip batıla karşı cihâd eden kullarından eylesin. Ağabey. Rabbim nerede ümmet-i Muhammed’in kanına, canına, malına, mülküne, nâusuna, şerefine, haysiyetine kast ediliyorsa, nerede hakkına, hukukuna kast ediliyorsa, Rabbim hepsinin de intikamını ayrı ayrı alsın. Ağabey. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed’i özgürlüğüne kavuşanlardan eylesin. Ağabey. Filistin, Gazze, Milhassa, Doğu Türkistan, Irak, Suriye, dünyanın herhangi bir yerinde zalimlerin kanı akıtılırken o zalimleri kahrı perişan eylesin.
Ağabey. Destekçilerini de kahrı perişan eylesin. Ağabey. Destekçilerini de yerle yeksan eylesin. Ağabey. Ejmeyin. Malum zikirle alakalı âyet-i kerimelerden her hafta gücümüz nispetince sohbet etmeye çalışıyoruz. İnşâAllah o haftada 37. nasihat. Cin suresi âyet 17. Eudu billahi min ash-shaytanirracim. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Linaftinahum fih. Vemey yurid’an dhikri rabbihi yasluk. An dhikri rabbihi yasluk. Adaban sadada. An dhikri rabbihi yasluk. Adaban sadada. Sadaqallahul razim. Âmîn. Cin suresi âyet 17. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır. Kim zikrulattan yüz çevirirse, yüz çevirmek nedir? Zikri terk etmek, zikir halakalarını terk etmek. Allâh’ın Kur’ân ve sünneti seneyesini terk etmek.
Ona yüzünü dönmek. Ondan geri durmak. Bir konuda Allâh ve Resulün hükmü var ise, o hükümden geri durmak. Ona sırtını dönmek. Ama zikir malum birinci derecede bizi ilgilendiren konu, Allâh’ı zikretmek, Allâh’ı anmak. Her daim ama vakitli ama vakitsiz zikirleri daim olmak. Vakitsiz zikirler ne? Her daim senin dilinin zikirle ıslak olması. Bunun bir vakti yok. Vakitli zikirler var, namazla alakalı. Sabah namazı, öğlen namazı, ikindi namazı, akşam ve yatsı namazı gibi. Bunlar vakitli zikirler. Aynı zamanda namazlarının sonrasından, Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin zikri, 33 tane Subhanallah, 33 tane Elhamdillah, 33 tane Allahu Ekber, 100. sünnetinde La ilahe illallahu vatuhu l-aşerikela Le hülmü köle hu’l-hamdu ve hu’ala külle şeyin kadir demek gibi.
Bunlar ne? Bunlar vakitli zikirler. Ramazan geldiğinde 30 gün oruç tutmak, farz, vakitli zikirler. Pazartesi perşembe oruç tutmak, sünnet, vakitli zikirler. Nisap miktarı kadar mala malik olduysan, o mal da bir yıl, sen uhtende durduysa, bir yılın sonunda o malın zekatını vermek, vakitli zikirler. Parası var ise, mali durumu yerindeyse veya yol bulabildiyse, ömründe hiç olmazsa bir sefer hacca gitmek, vakitli zikir. Bunlar aynı zamanda da İslam’ın şartları malum. Ama bunlar vakitli zikir. Kur’ân-ı Kerim okumak, Kur’ân-ı Kerim kendine vir dedinmek. Bunlar vakitsiz zikir. Ama eğer kadın kısmı muayyen zamanlarında bunu yapamıyorlar. Öbür türlü onlar da bu Kur’ân-ı Kerim okuma zikrini de her daim yapmaya çalışacaklar.
2. Bölüm
Veya dinini öğrenmek. Bu normalde vakitsiz zikir. O zaman normalde bir kimse Allâh’ın zikrini terk etmek demek, sufilere ilgilendiren konu bir üstada, bir mürşid-i kâmile intisap etmiş. Ama sonradan heva ve hevesine ilah edilmiş. Dersi bırakmış, üstadı bırakmış, zikri bırakmış. O kimse zikrullah’tan yüz çevirmiş. Veya hatta bir kimse namaz kılmaya başlamış, namazı terk etmiş. Bu sefer namazı terk etti. O kimse de ne yaptı? O da normalde zikrullah’tan yüz çevirdi. Veya hatta hiç namaz kılmıyor. Zikrullah’tan yüz çeviriyor. Hiç oruç tutmuyor. Zikrullah’tan yüz çeviriyor. Veya hatta Kur’ân-ı Kerim’in herhangi bir ayetiyle dalga geçiyor. Zikrullah’tan yüz çeviriyor. Veya Kur’ân’ın bir kısmını bunlar kabul edilemez, işlenemez deyip reddediyor.
Zikrullah’tan yüz çeviriyor. O zaman normalde bu zikrullah’tan yüz çevirmenin karşılığı ne? Artan bir azaba düçar olması. Artan. Artan ne demek? Onun azabı gün geçtikçe daha da artıyor. Gün geçtikçe artıyor. eksilmiyor. bir azap vardır, yüzdür. Sen ikisini çekersin, doksan sekiz kalır. Öyle değil. Arttırıyor. Bu aslında önemli bir tehdit. Normalde bir kimse bir günah işledi, günahın karşılığını ellidir yüzdür. Neyse, önemsizleştirmek için söylemiyorum onu. Ama onun karşılığını o kimse ne yapar? eza cefa neyse çeker, biter. Zikrullah’tan yüz çevirirse, Allâh’ın zikrinden yüz çevirirse, artan bir azaba düçar oluyor. Buradaki tehdit çok büyük Müslümanlar için. bunu böyle hafife almak mümkün değil.
Zaten Cenâb-ı Hak hafife alınmasın diye, kendisini zikretmeyi, hafife alınmasın diye. Yok yok, artan bir azaba düçar olur. Eksilen değil, artıyor. bir kimse hayır-hasenat işler, Cenâb-ı Hak birine 700 verir, birine sayısız verir. Keyfiyeti vardır Cenâb-ı Hak’ın burada. bir hayır-hasenat da keyfiyet söz konusudur. Sen bir sefer oturur Allâh dersin, Rabbim senin bütün günahlarını hayra çevirir. Hayra çevirir. Keyfiyetle alakalı. Burada kemmiyet yok, sayısallık yok burada. Burada keyfiyet var. Sen normalde birisi aç doyurursun, o normalde bir iyiliğin karşılığı 700’dur, 10’dur, 1’dir, 100’dur. Ama Cenâb-ı Hak’ın keyfiyetini unutmayalım. Burada Cenâb-ı Hak’ın keyfiyeti vardır. Sen bir kişiyi doyurursun, milyon insanı doyurmuş gibi Cenâb-ı Hak sana hayır-hasenat yazdırır.
Burada keyfiyet var. Ama burada şimdi bu Âyet-i Kerime’de keyfiyet yok. Bu Âyet-i Kerime’de diyor ki, artan bir azaba düçar olur. bu azap durmaz. Artıyor bir de, üzerine ilave ediyor, üzerine katlıyor. O devam ediyor, o artan bir azaba düçar oluyor. Şimdi baktığınız zaman, Zikrullah’tan haberi yok o kimsenin, artan bir azaba düçar oldu. Şimdi Zikrullah’tan haberi var, tiyansın dedi. Yok şeyh bana yan baktı, yok Zakir bana öte git dedi, yok beni ön alakadan ikinci alakaya aldılar, yok beşinci alakaya aldılar, yok benim elimi sıkmadın, yok benim selamımı almadın, yok geçerken benim yüzüme bakmadı. Ee ben gidiyorum, selamun aleyküm. Aleyküm selâm. Gitti. Zikrullah’tan yüz çevirdi. Heva hevesini ilah edindi.
3. Bölüm
Artan bir azaba düçar olacak. Rabb’i muhafaza eylesin. O yüzden o Zikrullah’a, Zikrullah’tan yüzünü çevirdi, orada kalmadı. Yüz çevirdiği için Cenâb-ı Hak onun üzerinden rahmetini, bereketini, lütfunu, ikramını, ihsanını aldı. Çünkü Ankabüt âyet 45, Allâh’a zikir en büyük iştir. Sen en büyük işe sırtını döndün. En büyük işe sırtını dönüyorsan, Cenâb-ı Hak bu dünyadan başladı senin sıkıntın. Çünkü normalde gittikçe artan bir azap var. Taha Suresi âyet 124’te de Cenâb-ı Hak bunu pekiştiriyor. Kim benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir hayat vardır. o zaman dar bir hayat vardır. Bu dünya ile alakalı. Bir de ahirette ne yapıyor? Azabı arttırıyor. Bu dünyadaki sıkıntı ne? Dar bir hayat.
O zenginliğe fakirliğe bakmıyor o. O senin makamına, mevkisine bakmıyor. Dar bir hayat deyince, sen her daim gönlün darsın senin. Her daim sıkıntıdasın sen. Dünyevi bir sıkıntının içindesin. İnsanların içerisinde elli arabada yapıyon, oynuyon, hopluyon, zıplıyon. Ama yine mutmain olamıyosun. Yine senin ruhun sükun bulmuyor. Senin kalbin genişlemiyor. Çünkü sana dar bir hayat veriyor. Senin malın mülkün var, senin tadın yok ama. Senin param pulun var, senin tadın yok ama. Senin dünyalık bir şeylerin var, ama tadın yok senin. Öbür kuru ekmeği bölüyor, onun tadı var. O çünkü Allâh’ı zikrediyor. O normalde ot çöp yiyor, sen et yicem diye uğraşıyorsun, ama o ot çöp yiyerekten mutlu. Sen et yiyerekten mutlu değilsin.
Çünkü neden? Senin çeviren zikirden uzak, zikirden uzak olanlar, Allâh’ın zikrine sırtını dönenler, yüz çevirenler, onlar Allâh’ın lanetine uğrarlar. Onlara melekler lanet eder. Onlar melekler lanet ederse, bakın onların üzerine, onların üzerinde büyük günahı kebailer tecelli eder. Mesela gençtir, annesine babasına isyan eder. Annesine babasıyla arası kötüdür. Bir kimsenin annesiyle babasıyla arası kötüyse, melekler ona zaten lanet eder. Onun şudur onun durumu, o zikrullahdan yüz çevirmiş. O zikrullahdan yüz çevirdiğinden, onun etrafıyla olan ilişkileri bozulmuş. Bir kimse zikrullahdan yüz çevirsin, bu sadece zikirle alakalı değil, genel olarak. Onun bütün ikili ilişkileri bozulur. Ancak zikrullahdan yüz çevirmiş kimselerle, ilişkileri düzgün olur onun.
Bir kimsenin Allâh dostuyla dost olması için, o kimsenin zikrullaha yüz çevirmemesi lazım. O Allâh dostlarıyla beraber olması lazım ki, Allâh dostlarıyla dost olsun, Allâh’la da dost olmuş olsun. Yok o zikrullahla arası bozulduysa, Allâh dostlarıyla arası bozulduysa, onun herkesle arası bozuktur. O ancak heva hevesine ilah edinenlerle dost olabilir. Mesela kibirliler, kibirlilerle dost olur, birbirlerine kibirli gelmezler çünkü. Allâh’a uzak olanlar, Allâh’a uzak olanlarla dost olurlar. Onun sabahtan akşama kadar konuşacağı şey başka. Mesela bir kimse alışveriş hastası, bildiğin hasta, psikolojik rahatsız, gittiği yerden bir şey almak istiyor, o ancak öyle bir kimseyle dostluk kurar, arkadaşlık kura.
4. Bölüm
Bir kimse benimle arkadaşlık kıramaz, ben marka budalası değilim, marka salağı hiç değilim. O diyecek ki gel filanca yerden gömlek alalım, ne gereği var şurada 300 liraya gömlek var diyeceğim. O diyecek ki gel şuradan takım elbise alalım, ne kadar 500 bin lira, 700 bin lira veya 1 milyon lira, örneğin 10 milyon lira, 20 milyon, 30 milyon, 30 milyon, 2 milyona almayanı dövüyorlar takım elbise. Bu sefer benimle alışverişe gider mi gitmez o. Sebep, bakacak adam marka budalası değil. Yemek yiyecekse o diyecek ki filanca restorana gidelim, ben diyeceğim şurada peynir ekmek yiyelim. Kişi ancak kendisine yakın olan kimseyle dost olur. Karakteri, kimliği, kişiliği, hayata bakış açısı, duruşu, davranışı, tarzı birbirine yakın olanlar birbirlerine dost olur.
E şimdi zikrullah’a giden haftanın 3-4 gecesi zikrullah’a giden ancak 3-4 gece zikrullah’a gidenle dost olur. Öbür türlü onun işi var, o bu akşam filanca kafede bilmem kim gitar tıngırdatacakmış, hem gitar eşliğinde kahve içecek orada veya kış şimdi, gitar eşliğinde Mehtap’a bakarak sıcak şarap yudumlayacak arkadaş, yanında sıcak çikolatayla, tabii. Ha bizimde arkadaş muhafazakar ya, o içmiyor ama oraya takılmayı seviyor. E kimle gidecek oraya? Meşhur tekerleme var ya, Hacı Hacı Mekke’de deli deli dakikada bulurmuş. Putanın gibi birbirini bulur herkes. Kendi hemcinsini bulur. Hemcinslikten burada erkek kadın değil, ahlak, karakter, duruş. Bir kimse vardır kendi kendine markayla bir şey olduğunu zanneder.
Marka bu dalası. İçine bak tın tın. Dışi marka. Vardı birisi, İstanbul’da kimse üzerine alınmasın, yürürken dolar yürüyor adam. Ama ne diyeceğim, bu yürürken dolar yürüyor dedim, öyle baba dedi. Birkaç cümlecik konuştuk. İçimden dedim ki, dışı dolar içi boş. İçi saman. Ama o da onunla beraber yürüyecek, onun da arkadaşları olacak. Onlar da ayrı bir alem. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden normalde, hadîs-i şerifte beyhakide geçiyor. Allâh kendisini zikretmeyen bir kula gazap eder. âyet-i kerimede arttıran bir azap vardı ya, hadîs-i şerifte de beyhakide geçiyor. Şuabül iman, birinci diz sayfa 390. Hadîs-i şerifte Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem, Allâh kendisini zikretmeyen bir kula gazap eder.
Çünkü zikretmiyorsa o çok hata yapıyordur. Zikretmiyorsa o günaha meyillidir. Zikretmiyorsa o gevşekliğe meyillidir. Zikretmiyorsa o hayatı başıboş yaşıyor o. Ve ne yapıyor? O kula Cenâb-ı Hak gazap ediyor. Allâh muhafaza eylesin. Yine başka bir hadîs-i şerifte, kalpler Allâh’ı almadıkları zaman kararır. Demek ki kalpler Allâh’ı zikretmediği zaman kararıyor. Bu da Deylemi’den. Cilt 1, sayfa 167. Elimden geldiğince kaynakları da yazıyorum ki buraya. ben rahatsız değilim. Böyle sıkı takipçilerim var. Meyil atıyorlar sonra o hadîs neredendi diye. Bir daha dinleyeyim. Onların kaynaklarını orada genelde söylüyorum diyorum. Evet, demek ki ne yapıyormuş kalpler? Allâh’ı almadığı zaman kararıyormuş.
5. Bölüm
Âyet-i kerime ne? Kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur. O da ne âyet-i kerime? Rahat suresi âyet 28. Hadîs-i şerifte Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kalpler Allâh’ı almadıkları zaman, zikretmedikleri zaman kararır diyor. Âyet-i kerimede de Rahat suresinde kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur. O zaman öyle olunca o kimse daim olarak Allâh’ı zikretcek. Vakitli vakitsiz başka bir âyet-i kerimede gece gündüz Allâh’ı zikredin diyor ya. Gece gündüz deyince gece ve gündüz hem geceyi hem gündüzün içine alıyor. Vakitli vakitsiz vakitli zikirler ayrı vakitsiz zikirler ayrı. Sen daim olarak Allâh’ı zikretme üzerinde duracaksın. Çünkü senin kalbin Allâh’ı zikretmeye yönelik yaratılmış.
Senin kalbinin huzura kavuşması, kurtuluşa kavuşması, rahatlaması, derinleşmesi, genişlemesi, yükselmesi ve Cenâb-ı Hak’ın oraya tecelli etmesi ama sıfatsal ama zati ayırmıyorum ben bunu. Kalbe olan tecelliyi zati veya sıfati olarak ayırmıyorum. Ama zati ama sıfati kalbe tecelli edecekse Cenâb-ı Hak edecekse o zaman o kalpte Allâh sevgisi ve Allâh zikri olacak. Eğer kalpte Allâh zikri yok ise Cenâb-ı Hak oraya tecelli etmez. Sebep? Çünkü Hadîs-i Şerif’te Allâh Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki eğer kalpte zikrullah yok ise şeytan oraya oturdu. Çünkü Hadîs-i Şerif’in metninde şöyle diyor şeytan kalbin kapısında durur. İçeride zikrullah olduğu müddetçe içeri giremez. Ne zaman zikrullahdan kesildi anında şeytan oraya giriyor.
Bakın kalpte ya zikrullah var ya şeytan var ortası yok. Kalpte şeytan varsa Allâh oraya tecelli etmez. Bu husisi tecelli. Bakın bu husisi tecelli. Yoksa Cenâb-ı Hak sıfatlarıyla bütün varlığa tecelli eder. Ama bir mümin kulun kalbine tecelli etmesi husisidir. O zaman senin kalbinde zikrullah var. Oturmuşsun lâ ilâhe illâllah diyorsun. Senin kalbin sen lâ ilâhe illâllah dediğin müddetçe Cenâb-ı Hak’ın nazarına, Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatına hazır. Sen şimdi o esnada bir hal görürsün hal olarak nitelendirirsin değil. Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatıdır o. Sen onu isterekten, arzu ederekten göremezsin çünkü. Ama yakaza değil. Orada bir hal gördün, orada bir rüya gördün zikrullah yaparken. O tecelliyat Cenâb-ı Hak’ındır.
O normalde gerçek manedinde müjdedir diyor ya adı şerifte mübeşirattandır diyor. Salih, ahir zamandaki salih kulların gördüğü salih rüyalar mübeşirattandır müjdedir. Biz müjde olunca ertesi gün kolayı görmek olarak algılıyoruz değil. Orada Cenâb-ı Hak’ın bir sıfatsal tecelliyatına mazhar olmak, orada bir ilme mazhar olmak, senin orada gönlüne bir hitap gelmesi Bu muhteşem bir şeydir, bu Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatıdır bu. O tecelliyata rağmen olmak istiyorsan otur Allâh’ı zikret. Zikredersen o tecelliyat olacak, zikretmezsen o tecelliyat olmayacak. Az zikredersen de olmayacak. Çokça zikredeceksin. O zaman Cenâb-ı Hak oraya sıfatsal olarak tecelli edecek. O zaman sende manevi haller açılacak. O zaman sende manevi bir ayrı bir dünya açılacak.
6. Bölüm
O zaman sende manevi alemlerin kapısı, penceresi açılacak. O zaman açılacak. Ama sen yeter ki Allâh’ı daim olarak zikretmeye çalış. Ve her an hatırlama noktasında dur. Her an zikir noktasındadır. Ve böylece sen o Cenâb-ı Hak’ın tecelliyatına mazhar ol. Bu senin Allâh’a yakınlığının göstergesi. Bu senin Allâh’la olan ilişkinin sağlam zemin üzerinde yürüdüğüne bir işaret, bir delil. Delil senin kendinde oluşacak. Birisi senin rüyasında görmüş. Selamun aleyküm, aleyküm selâm. İyisin ya, seni rüyamda gördüm. Sen kendin gördün mü kendini? Ona bak sen. Aldanma. Bunları da yaşadık biz. Ona diyor ki, seni rüyamda gördüm, iyisin. Eee akşama gelirken ya bahçeden bir şeyler topla gel sen. İstismar ediyor yolu.
Allâh muhafaza eylesin. Bir başkasının iyisin demesine kanma. Sen Allâh’a kulluğa devam et. Sen zikrullaha devam et. Şeytanın üflemesi o. O şeytanın üflemesi. Sen her daim Allâh’ı zikretmeye devam et. Rabbim bizi onlardan eylesin. Tirmizi de davat. 90. hadîs-i şerif. Cennette Allâh’ı zikredenler için öyle yüksek dereceler vardır ki, hiç kimse onların derecesine ulaşamaz. Demek ki Allâh’ı zikredenlerin cennette de çok yüksek dereceleri olacak. Ve onlara hiç kimse ulaşamayacak. Ulaşamayacak. Nasıl zikirden yüz çevirenler için artan azap var ise, Allâh’ı zikredenler için de artan dereceler var. Artan. Artan lütuflar var, ikramlar var, istanlar var. Sen yeter ki Allâh’ı zikretmeye devam et. Unutanlardan olma.
Vefasız olanlardan olma. Yolundan, sözünden geri dönenlerden olma. Yoluna, sözüne leke getirenlerden olma. Yolunu istismar edenlerden olma. Seni yoldan çıkaracak her türlü hal ve hareketten uzak dur. Yolun adaf ve erkanına uy. Sen yolun adaf ve erkanına uymazsan bir bakarsın ki kendin dışardasın. Derviş kardeşlerine merhametli ol. Derviş kardeşlerinin arasında dedikodu yapma. Gıybet etme. Çavuşlarınıza, zakirlerinize karşı edebinizi muhafaza edin. Onları edebinizi koruyun. Eski, zakirdir, çavuştur, nakiptir bunlara karşı edebe mukayyir hareket etme. De ki bunlar bizden daha eski. Bunlar daha fazla çile çektiler, daha fazla yoruldular. Bunlara karşı edebe, mukayyir hareketler etmeyin de. Edebini koru.
O yüzden yol, edep yoludur. Senin böyle ufak tefek edepsizliklerini, göz yumduklarını zannetme. Otururlar hesabı kitabı yaparlar. Hesabı kitabı da senin önüne koyarlar bir gün. Sen zannedersin ki beni gören yok, duyan yok. Yok, gören de olur, duyan da olur. Yazan da olur. Ondan sonra da hesabı toptan gören olur. Hesabı toptan gören olur. Sen sohbetlerden alman gerekeni al. Bu bana, bu laf bana idi deme, bana değildi deme. Yok. Ya bana söylemedi, yok öyle şey. Sana söylüyor. Al üzerine. Al üzerine, sana söylüyor. Hepinize söylüyorum, herkese söylüyorum. Bu dergâh heva ve hevesinle at koşturulacak yer değil. Ağzına gelene söylenilecek yer değil. Derebeylik yapılacak bir yer değil. Senin kafanı uçurlar, bir de kolumuzu yordun diye ayriyetten diyet isterler senden.
7. Bölüm
Öyle kendi kendine de ahkam kesme. Otur, zikrullahını yap. Şunu unutmayın hiçbir zaman. Ben hep derim, bu dergâh herkesin fi sebilillah geldiği bir yer. Hiç kimse akraba olduğu için burada değil, kavmiyetçilik yok bizde. Kendi kavminden diye de değil. Biz Allâh ve Resul’u sevdik, birbirlerimizi sevdik. Toplandığımız zaman Allâh’ı zikredenlerdeniz. Biz para, pul, makam, mevki dilencisi değiliz. O yüzden böyle bir yerde herkes edebini, adabını, erkanını dikkat edecek. Burada öyle senin paran vardı, pulun vardı, çok hizmet ettin, çok az hizmet ettin. Dinlemezler canım kardeşim. Bakmışsın, Geylân Hazretleri orta yere kurmuş. Sehpayı uçurduğunu görürsün. Herkes zikriyle, fikriyle, şükriyle, hizmetiyle yoluna devam edecek.
Rabbim bizi onlardan eylesin. Cenâb-ı Hak zikrine sırtını çevirenlerden eylemesin. Hakkı hak bilip hakçayı yaşayan, batılı batıl bilip batıla karşı cihâd edenlerden eylesin. Ejmeyin. Kadın eşinden ayrılmayı düşünüyor. Birkaç soru var da onlara bakıvereyim. O arada zina yapıyor. Şimdi tekrar evliliklerine devam edecekler. Nikah duruyor mu, ne yapılmalı? Bununla alakalı Diyanet’e fetva soracaksınız. Diyanet çünkü o kadın 118 kişiyle de zina etse diyor ki o birinci adamla nikahı duruyor. Birinci adamla nikahı durduğu için nikahına bir şey olmaz. Evliliğine devam ediliyor. Bunu bizatihi böyle ses kaydı da aldı arkadaşlar, kardeşler. Diyanet’e bu fetvayı sordurtturdum ben. Ben kendim de sormuştum.
Bana da böyle fetva verirler ama bende ses kaydı falan yoktu. Dedim bu şartlarda nasıl hükmediyorsunuz dedim. Dedi ki o normalde hata yapmış, yina etmiş. Allâh günahlarını affetsin, tövbe etsin. Resmi nikahı sordu. Resmi nikahı duruyor mu dedi, duruyor dedim ben. Resmi nikahı durduğu için resmi nikahı sordu. Bana sordu oydu. Ben şimdi sadece benim direkt telefondan görüştüm. Oradan görüştüğüm şeyi aktarıyorum. Resmi nikahı durduğu için dedi o ilk nikahlandığı ondan sonra adamla dedi tekrar şey yapabilir. Ne o? Evliliğini devam ettirebilir dedi. Hamile kaldıysa dedim. İddet durumunu olacak dedim. Biz bu kadar fetva verebiliyoruz dedi. Ondan sonra emniyete çağırıyorlar beni ifadeye gel bakalım diye.
Şimdi bir kadın evliye nikahı var. Gitti başka bir adamla zina etti. İyi. Hamile kaldı. Normal evliliğine devam ediyor. Çocuk oldu. Kadın gitti birkaç tane erkekle de cinsel ilişkiye girdi. Bunları iştahat etmek çok zor. Öyle kadın normalde nasıl olsa günahı kebayırmış dedi. İşleyemem mi? İşlersin. İç geçiyor her gün. Günahı kebar işliyor mu? İşliyor. O da işleyebilir. Kadın gitti bir adamla cinsel ilişki girdi. Sonra başkasıyla girdi. Kocası var. Yok boşanmak kastıyla ayrı mesele. Çünkü bir nikahlı kocası var. Hem resmi hem de dini öyle diyelim. İyi. Hamile kaldı. Çocuk kimin? Diyanet buna cevap vermedi. Sonra ben bayan kardeşleri dedim. Açın arayın sorun bakın dedim. Onunla olsana üç dört tane bayan arkadaş.
8. Bölüm
Telefonu da böyle dinlemeye almışlar. Ben ses kaydını dinledim. aynı şeyi onlara da söylemişler. Demişler ki böyle böyle onun resmi nikahı kimle duruyorsa onunla nikahı devam ediyor. Şimdi böyle olunca kadın eşinden ayrılmayı düşünüp düşünmemesi önemli değil. Gitti bir adamla zina etti. Ondan sonra o adamı beğenmedi. İkinci ile zina etti. Sonra beğenmedi üçüncü ile gitti. Beğenmedi dördüncü ile. Beğenmedi beşinci ile. Sonra döndü ilk eşine. Dedik ya en iyi senmişsin. Döndü. Eski eşine. Daha doğrusu ilk eşine. Eskiyi demiyoruz artık ona. İlk eşi. Diyanete göre bir sıkıntı yok. Öyle devam edebilir. Diyanete göre dedim. Diyanetin verdiği fetvaya göre. Hatta sonradan bir ara ben bunu internetten baktım.
Bazı böyle kendilerince fetva kurulu adı altında fetva kurulları kurmuşlar. Bu fetva kurulu dediğimiz internette doğrudur, yanlıştır ne bileyim işte. İnternet ortamına çok güven, ben güvenmiyorum. Ama orada duruyor o bir vakfın veyahut da bir cemaatin fetva kurulu olarak görünüyor. Onlarda görüyorlardır herhalde orada onu. onlar da aynı fetvayı vermişler. Bir kimsenin nikahı duruyorsa onlar nikahını devam edebilir diye hüküm koymuşlar. Ben de hükme diyorum ki böyle bir hüküm koymuşsunuz. Peki kadın hamile kaldı bu arada. Kimden hamile kaldı? Sebebi şu, miras hukuku giriyor devreye. Babası belli olacak ki miras hukuku girsin. Yoksa çocuk birinci X’ten değil ama onunla hem dini hem resmi nikahı var.
İkinci X mi, üçüncü X mi, dördüncü X mi? Matematik X bilinmeyende değil mi? Nerede bizim matematikçiler herkaldırsın ya. X bilinmeyen değil mi hocam? Birinci X mi, ikinci X mi? Kadın biliyor ama hangi X’ten olduğunu da bilmiyor kadın. Çünkü kadınların bir yumurtlama günü var, on gün. En az bir hafta yumurta sağlam. Ay halinden sonra temizlendikten sonra bir hafta çok böyle hamile kalmaz. İkinci hafta hamile kalma haftasıdır. Üçüncü yedi gün o zaman da çok hamile kalmaz. Yumurtanın iş çevsilliği bir haftadır. Çünkü normalde temizlik de yirmi gündür zaten. Kadınlar da yirmi bir gün, yirmi gün, yirmi bir gündür. Öyle olunca o bir hafta yedi günlük süre zarfında veyahut da bazı erkek siperleri vardır. kadının rahminde üç dört gün yaşayabilir.
İnatçıdır, dirençidir, onun bağışıklık sistemi kuvvetlidir. Ölmez. Normalde kimi erkeğin siper mi, yolda ölür daha. Yumurtaya ulaşamaz bile. Yolda hepsi de vefat eder. Bu bağışıklık sistemiyle, yediğiyle, içtiğiyle alakalı erkeğin. E ne olacak şimdi çocukluktan itibaren erkek çocuklarını abur cubur yediriyorlar, içiriyorlar. Çocukların farkında değil ne yaptıklarını. Kızları da kadınları da, kadınları da erkeklere de, kız çocuğuna da, erkek çocuğuna da. normalde kısır bir gençlik geliyor şimdi. Çocuğu olmuyor. Yedikleriyle alakalı, içtikleriyle alakalı. Konuyu kapattık. Şimdi o yedi günlük süreçte hamile kalma süreci. Bazı kadınlarda on gün, bazı kadınlarda on iki gün. Onlar da cinsine göre, bağışıklık sistemine göre değişiyor.
9. Bölüm
Peki o arada üç tane erkekle cinsel ilişkiye girdi, hamile kaldı. Çocuğun babası kim? Evet. Cemil bir tane Sabancı’da çok bilen bir ilahiyatçı vardı. Yüksek doktor olup fıkıhçıyım diyordu. O yüksek şey yapıyordu. Ne lisans mı diyorsunuz ona? Yüksek lisans yapıyor fıkıh konusunda. Fıkıh konusunda böyle sivri sivri konuşuyor arkadan. Ben de hep sabırla cevap veriyorum. Sonra benim soyunup giyindiğim yere geldi. Hoca çok konuşma dedim. Bir şey soracağım sana bana cevabını getir dedim bir dakika ya. O arada da ben bunu harıl harıl bu konuya çalışıyorum. Elimde bir vaka var. Fetva bekliyorlar bende. Bir kadın evli böyle. Ondan sonra üç dört tane erkek dolaşmış. Dönmüş tekrar birinciye dönecek. Ondan sonra benden fetva istiyorlar.
Dedim Diyanete sorun Diyanet olur dedi kadın. Dedim ben bir bakayım. Ben ne varsa elimde İbn-i Abidin’den, Serahsi’den, El-Hiday’den, Dürer Gürer’den, Fetva-i Hindiyye’den Allâh affetsin böbürlenmek için söylemiyorum. Bunların hepsini de yaydım böyle yere. Harıl harıl kim ne demiş ona bakıyorum. Ceziri dahil buna dört mezhep. Bir fetva bulamadım ben. Yok. Çünkü İslam toplumu gayri İslami bir hukuk altında yaşamamış hiç. Son 150 yıl hariç. Mesela Hanefilerde enteresan şeyler vardır. Hanefiler olmamış. Olabilir diye fetva verdiği konular vardır. İmam-ı Azam öyle dehşet bir insandır. Hiç olmamış ama olabilir böyle bir şey olduğunda da şunun fetvası şudur dediği fetvaları vardır. Bulamadım bunun fetvasını.
O arkadaşa dedim ki bana bunun fetvasını getir. İbn-i Abidin’e bakma El-Hidayah’a bakma Serahçı’ya bakma dedim Mepsud’una. Dürer Gürer’e bakma El-Hidayah’a bakma. Ben büyük Hanefi yanımdaydın sen Hanefi kitapların hepsine dedim sıraladım bunlara bakma bunun fetvasını getir. Bir dakika geldi ben bunun fetvasını bulamadım dedi. Bu toplumda yaşıyoruz dedim. Diyanet bunun fetvasını veriyor. İşin kolayını bulmuş. Böyle kurullar var sizin çok takva gördünüz siz derken böyle bunlar böyle çok takvalar böyle çok takva takılıyorlar bunlar böyle şeyhlere karşı tasavvufa karşı bunlar çarşı her şeye karşı böyle kurullar var birkaç tane. Onların da fetvalarına baktım. Onlar da diyorlar ki nikahı kimdeyse ilk nikahı ve resmi nikahı onunla nikahı devam eder diyor.
O fetvayı verene diyeceksin ki çok basit senin hanımın beş tane adam dolaşsa bir de hamile kalsa ne yaparsın? Fetvayı veriyorsun ya günahı çok masumane günahı kebari işlemiştir tövbesin Allâh affetsin hamile kaldı ne yapacağız? Çocuk kime ait? Şimdi o çocuk benimle nikahlı olduğu için bana mı ait olacak? Benim mirasıma mı girecek babası belli olmayan çocuk? Basitleştiriyorlar işin içinden çıkamıyorlar basitleştiriyorlar o zaman bütün herkesin hanımı çıksın meydana dolaşsın dört beş tane adam dönsün nasıl olsa nikahı var birisiyle onunla devam etsin. Bu sefer o adam bana sordu hocam ne diyorsun dedi siz ne diyorsunuz dedi dedim İslam hukuku olsaydı kadın da itiraf etseydi ben filancayla zina ettim diye kadın evli olduğu için dedim hükmü ölüm müydü? evet ölünün nikahı durur mu dedim hayır dedi yok dedi o zaman da adam dedim öldürmesin ama ayrılsın boşansın manen ölü çünkü o Allâh bizi affetsin bunlar zor sorulardır ama toplumda bu çok toplumda çok kadının beş çocuğu olmuş bende vaka çok böyle gitmiş on beş yirmi gün başka bir yerde yaşamış adam bana telefon açıyor selam aleyküm aleyküm selâm Mustafa Hoca ile mi görüşüyorum estağfirullâh kardeşim benim eşim bir cahillik yaptı evet kardeşim gitti benden ayrıldı evet başka bir erkekle yaşadı evet ama ben geri dönmesini istiyorum benim beş tane çocuğum var çocuklarımın annesi ben geri dönmesini istiyorum diye anet fetva veriyor canım kardeşim siz ne diyorsunuz dedi ben bu konuda bir şey diyemem canım kardeşim sana dedim öyle ya şimdi kimdir neyin nesidir ondan sonra ben sana bir şey diyemem canım kardeşim sen dedim bu noktada karnın alacaksa dedim yiğiden kabul ediyorsa dedim al dedim problem değil bu telefonu da kapatmıyor şimdi dedim sana bir karpuz hikayesi anlatayım mı dedim ben buyurun dedi iki arkadaş dedim yola çıkmışlar yanlarında da bir tane karpuzu almışlar dedim yolda susamışlar bir ağacın dibinde karpuzu kesmişler bir güzel yemişler dedim üstüne dedim işemişler karpuz kabukların üstüne bir de gülüşmüşler dedim birbirlerine bizden sonra gelen bizim sildiğimizi yiyecek gibisinden dedim sonra gitmişler menzillerine ulaşamamışlar tekrar geri dönmüşler ama susamışlar dedim çok bu seyince birbirlerine bakmışlar etmişler birisi dayanamamış dedim demiş ki dedim ben bu kabuğun şurasını işemediydim öbürküne demiş ki ben burasını işemediydim oradan bir çentik atmış yemiş öbürkü cesaret bulmuş o demiş ki ben de işemedim burasını orasını işemedim burasını işemedim ikisi de karpuz kabuklarını komple yemişler dedim sen bir şey anladın mı bundan dedim durdu telefonda onlar kendi işediklerini yediler dedim şimdi sen dedim başkasının işediğini yiyeceksin yarın öbür gün bir daha cana sıkıldı bir daha gitti ne yapacaksın dedim bir sefer kabul etmişsin ikinciyi de kabul edeceksin dedim bir daha gidecek üçüncüyi de kabul edeceksin bu yol açılıyor dedim ha senin beş tane çocuğun varmış dedim çok üzüldüm telefonda sen dedim bu karpuz kabuğunu yiyeceğim afiyet olsun sana selamun aleyküm kapattım anladınız değil mi evet yıllardır evli çift üç sene kadar ayrı yaşasalar nikah tazelemek gerekir mi gerekmez isterse beş yıl ayrı kalsınlar dini nikahları duruyor ise erkekte boşama hakkını kullanmadı ise kadında boşama hakkını veya boşanma hakkını kullanmadı ise on yılda görüşmeseler nikahları durur ancak ölüm olursa ölüm nikahı düşürür ya da hiç haber alınmadı hanefide kırk yıldır bu hiç haber alınmazsa şafilerde beş yıldır Osman uleması şafilerin hükmüne uymuş sonradan değiştirmişler beş yıl ölü veya derilinden haber alınmazsa öldüğüne hükmediyor hukuk burayı şimdi sadece boş olarak düşünmeyin adamın mirasını da paylaştırıyor şimdi evlilik hukukunda miras var biz şimdi sadece evliliğe nikah noktasından bakıyoruz ama arkasında hukuk şey var miras hukuku var bir erkeğin öldüğüne hükmedince mirasını paylaştırman lazım şimdi mesela hastanelerde beyin ölümü gerçekleşti diyorlar ya değil mi diyorlar mı hadi gidin bakalım mahkemeye müracaat edin beyin ölümü gerçekleştirmiş raporuyla gidin mahkemeye deyin ki kim ölüyorsa onun mirasını paylaşmak istiyoruz deyin bakalım paylaştıracak mı sizden şunu isteyecek bize ölüm kağıdını getirin diyecek ölüm kağıdı yok nasıl sen onun öldüğüne hükmediyorsun o zaman beyin ölümüne hükmediyoruz diyor dini hukuk olarak geçerli değil Diyanet fetva veriyor şimdi şeylerde hutbelerde bunu söylüyor organ bağışını desteklemek için hocanın birisi okuyor bizde camideyiz cuma kılıyoruz üçüncü cuma gitmedik zaten bizim sorucu arkadaşla Hakanla gidiyoruz cumaya ilk bir cuma o cuma hoca onu okuyor organ bağışıyla alakalı dayanamadım arkadan bağırdım öldüğüne kim hükmediyor dedim Hoca gözlüklerin üzerinden böyle baktı tanıdı Mustafa başıma iş almayın dedi sevgili cemaat biz dedi Diyanet’in bize göndermiş olduğunu okuyoruz burada dedi tamam iyi güzel bitti cuma Hakan benim yanımdan dürtüyor Hacı yapma bizi kovacaklar buradan diyor ikinci cumaya aynı camiye gittik bizim o zaman dükkanın arkasındaki cami tadilatta dedim bugün kovulmazsak hiç kovulmayız Hakan dedim sen bu kadar tehlikeli olduğunu bilmiyordum ben senin dedi valla sende cumaya da gidilmez dedi dedim ne diyeyim şimdi Hakan göz göre göre dedim onu dinleyince canım sıkılıyor dedi gittik o haftaki konu ne Bursa Gaz Diyanet’e yazı yazmış bacalarınızı temizletin Lodos geliyor okudu daha bitirirken ben bağıracağım Bursa Gaz’ın şubesimisiniz siz diye gözlük gene tak indirdi sevgili cemaat diyeceksiniz ki dedi Bursa Gaz’da bizim ne alakamız var ama bize bunu gönderdiler bu hafta dedi ben ellerimi açtım söyleyecek laf yok sana ellerimi açtım dedim yok böyle bir şey dedim ya gerçekten bunlar Bursa Gaz’ın şubesi olmuş dedim tabi sesimi yükselttim gene gene baktı oradan bana böyle gözlüklerin üstünden biz cumaya kıldık çıktık Hakan dedi ki ben seninle bir daha cumaya gelmeyeceğim dedi dedim Hakan en iyisi biz tanınmayan yere gidelim dedim bilinmeyen yere gidelim yukarı gittik üç kuzuların orada en yukarıda ilk cami var yukarıda orada da buldu bizi bir şey o dağın tepeyi açtık ama olmadık Allâh bizi affetsin inşâAllah Diyanet’in enteresan fetva sadece Diyanet’in değil Diyanet’i suçluyormuş gibi olmayalım şimdi Diyanet’in kurulları da var Türkiye’de böyle hep bir ağız olmuşlar bunlar selefiler de var içinde böyle selefi Vehhâbî geçinenler var ya çok katı böyle onlar da bunun içinde çok basit bu fetvayı veren kurula diyeceksin ki eşleriniz onartana adam dolaşsa ne yaparsınız önce fetvayı kendinize verin Allâh bizi affetsin o yüzden beş yıl haber alınmazsa ama şimdi kimlikler var ölüm olunca kimlikten düşülüyor o zaman haber ben benim haberim yoktu yok kardeş bak git orada kimlikte sağ oldu yazıyor mu yazıyor nikahın duruyor bir defa boş ol demek nikaha zarar verir mi tazelemek gerekir mi hiçbir şeye zarar vermez tazelemek tövbe etmek rüce etmek bu bak soru geldi ağır kanser hastası olan ve bitkisel hayata girmiş bir hastanın doktorlar fişinin çekilmesini söylüyor ne yapmak doğru olur bu fetvayı hiç kimse veremez bu fetvayı hiç kimse veremez devlet de veremez bu fetvayı devlet sosyal devlet İslâm devleti tebaasını yaşatmakla mükelleftir makineye bağlı yaşıyor mu yaşıyor devlet onu yaşatmakla mükelleftir yaşıyor orada ama makineye bağlı ama neye bağlı olursa olsun sen gücün yetiyorsa annen baban kimse eşin sen onu iyileştirmenin yolunu aracaksın ümidini kesmeyeceksin ümidi kesmek şeytandan çünkü sen mücadele ne edeceksin sen bununla mükellefsin bir doktor hastane neye gücün yetiyorsa sen gücünün yettiğinden sorumlusun ama doktorlar dediler ki ya bunun fişini çekelim sen devlet olarak bunu üstüne alıyorsan çekiyorsan fişi çek kardeşim ama ben yakını olarak fişini çekin diyemem ben bunun fetvasını da veremem Allâh bizi affetsin babam Şafi mezhebine mensup yıllar önce askere gittiğinde Ramazan ayı orucunu tutmamış şimdi tutmadığı orucun kefaretini vermesi yeterli mi yoksa kefaretiyle beraber orucun kazasını tutmalı mı gücü yetiyorsa kazasını tutsun gücü yetmiyorsa kefaretini versin yeter İslam’da bir suçtan iki ceza yoktur bir suçtan iki ceza yoktur Türkiye Cumhuriyeti devletindedir o bir suçtan iki ceza İslam’da bir suçtan iki ceza olmaz bir kimse orucunu tutamadı hastalığından tutamadı iyileştiğinde tutar ay halinde tutamadı ay hali bitince tutar hastalandı iyileşmiyor örnek şeker hastası örnek tansiyon hastası bunlar iyileşmez kronik rahatsızlık o kimsenin iyileşmiyor örnek şekeri düzenle dizayn ediyor bir baskı altında tutuyor ama o kimse oruç tutamayacak kefareti ödeyecek fakir fukara da taşıyacak değil ya kimisi de cimri ya tutamayacaksın ver kefaret geç fazlasından ver hem bir de yok ölümüne oruç tutacağım bir de ona takva süs veriyor senin için takva kefaret ödemek kardeşim sen çünkü cebimden para çıkacak diye korkuyorsun bir de gitmiş buğdaydan hesaplamış sen ne yiyorsun dedim buğday mı yiyorsun ne yiyorsun sen dedim ya Mustafa hocam sen de çok sersin yok ben sert değilim ne yiyorsun dedim ben senin halinin vaktini 3 aşağı 5 yukarı tahmin ediyorum dedim sen ne yapıyorsun akşamları bulgur çarpsın mı yiyorsun sen dedim buğday ezmesi mi yiyorsun dedim sabahları o zaman için dedim senin günlük en az 200 lira yiyorsun sen günlük dedim e yiyomdur dedi dedim üzerine 100 lira daha koy %50 daha koy 300 lira senin kefaretin 300 liradan ver fakir fukaraya dedim ben oruç tutsam dedi hayır dedim sen şimdi cimrilik yapıyon dedim para gitmesin diye oruç tutacak sağlığını bozacak adam dedim yok ver kefareti madem bana sordun dedim yandı paran gitti dedim insan sevdiğinden imtihan olur Allâh bizi affetsin o yüzden bu şafi kardeşin de babası kefareti verecek biraz cebinden parası gitti Allâh bizi affetsin amin Allâh bizi affetsin Ali Muhammed Âmîn Ejmen Destûr
Kaynakça
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Sünnet, Şeyh, Sabır, Çile, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı