İlim

Dergah olarak öğretimiz, dört kapı kırk makamın üzerine kuruludur

Dergah olarak öğretimiz konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir. Bu sohbette Dergah olarak öğretimiz hakkında derinlemesine bilgiler paylaşılmaktadır.


ırkçılık gibi algılanmasın. Bu Orta Asya’dan itibaren Orta Asya kelimesi de hoş değil de ama şimdi herkes öyle tanıdığından öyle diyoruz. Öyle bildiğinden. Bunları İngilizler bizim içimize soktu. Orta Asya, Ort Doğu. Neye göre Orta Asya? Neye göre Ort Doğu? Bizim normalde Orta Asya diye nitelendirdiği yer bizim anavatanımız. Yani Türklerin komple vatanı. Tacikistan, Türkmenistan, komple Kazakistan, Azerbaycan. 1071’e kadar Anadolu yok. 1071’den sonra Anadolu da girdi işin içine. Bizim anavatanımız, her tarafımız. Yukarı Mezopotamya diye nitelendirdiğimiz bu yerlerde sufilik Hoca Ahmet Yesevi’nin kanalından, öğretisinden gelir. Bizim tarikat öğretimiz, sufilik öğretimiz Hoca Ahmet Yesevi’ye dayanar. Hoca Ahmet Yesevi’den itibaren o hora sanayerleri dediğimiz o zatlar bize sufiliği tarikatı getirmişler. Aslında tarikat lafzı da yoktur önce. Sadece sufilik vardır. Ve hoca Ahmet Yesevi’nin öz dört kapı 40 makamı vardır.

Ben Mesneviyi D kapı 40 makamın şerhi olarak görürüm. Bu Hoca Ahmet Yesevi bunu dört kapı 40 makam olarak nitelendirmiş. Hacı Bektaş Veli’de de aynı öğreti vardır. Horasan erlerinin hepsinde aynı öğreti vardır. Ve hepsi de bu öğretiyi gittikleri yerlere de götürmüşler, yaymışlar. O yüzden burada sırası gelince beyittenen ben de bu dört kapı 40 makamı biraz anlatmak istedim. Bizim dergah olarak öğretimiz de bunun üzerine kuruludur. Bizim öğretimiz başka bir şeyin üzerine kurulu değildir. Çünkü Hacı Bekir Baba Mahmut-i Hiday Hazretlerinin dergahında yetişme. Ondan sonra Mısır tantaya gidip oradan icazet alıp gelip Osmanlı’dan icazetini tahsikletip gidip yine Çorum’a yerleşmiştir. O yüzden bu öğreti bizde eee kadim bir öğretidir. Nereden? ta Hoca Ahmet Yesevi’den. Sonradan gelen Hacı Ali Haydar Efendi de Ahiskalıdır kendisi.

Adı da Ahiskalı Hacı Ali Hayder Efendidir. O da Ahiska’dan mürşid-i kamil olarak gelir. Manen derganın eee tabiri caizse postuna oturur. Hacı Bekir Baba’nın o zaman için etrafından bir kimse yetişmez. Hacı Bekir Baba da vasiyet eder. Sabredin, bekleyin. Derg sahibi gelecek. Sonra vefat ettikten sonra bir müddet sonra Hacı Ali Haydar Efendi Ahiska’dan gelir Çorum’a yerleşir. Onun da öğretisi yine eee dört kapı 40 makamdır. Aynı şekilde ondan sonra Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin de öğretisi dört kapı 40 makam üzerinedir. Ve Şeyh Efendid’en de Allah rahmet eylesin. Bizim aldığımız teknik olarak Şeyh Efendi Hazretleri dört kapı 40 makam demezdi ama onu anlatırdı bize. Bize anlattığı oydu. O yüzden ben de kardeşlere, arkadaşlara gücümün yetince, nefesim verdiğince, dilimin döndüğünce ben de dört kapı 40 makamı anlatmaya çalışıyorum.

Bunlar sufilikte temel öğretiler. Bu sufilikte temel öğreti derken bu öğretiydi dışarıdan alınmış değil. Kur’an ve sünnetin süzgecinden geçirilmiş. Kur’an ve sünnetin süzgecinden geçirerekten bir sufinin nasıl olması gerekir? Bir dervişin nasıl olması gerekir? Bu öğretidir. Herkes bu öğreti, uyar, tabi olursa hem kendi nefsini kurtarmış olur hem de bunu öğrettiği insanları inşâallah kurtuluşuna vesile olur.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Dergah olarak öğretimiz konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin bu değerli sohbetini dinlemenizi tavsiye ederiz.