Deccâl’in ve Şeytânın Fitnesinden Muhâfazanın Yolu
Mehdî aleyhisselâm ile ilgili ayrıntılı risâleler mevcuttur. Bunları bilen kimse, o zamânki Süfyân’ın zulmünü bileceği için kendini muhâfaza edebilir; ve Mehdî aleyhisselâm’ı herkesten önce bulabilir. Peki Deccâl’in fitnesine boyun eğmemek için ne yapmalıyız?
Dört Temel Sütun: Kur’ân, Sünnet, İctihâd ve Velîye İntisâb
Deccâl’in fitnesine boyun eğmemek için Kur’ân’a, Sünneti Seniyye’ye ve imâmların ictihâdlarına sımsıkı yapışmamız lâzımdır. Aynı zamânda metafizik olarak mânevî bir üstâda bağlı olmamız gerekmektedir. Dînî binâmızı dört ana sütun üzerine oturtmalıyız:
Birinci Sütun: Kur’ânı Kerîm
Dînî binânın ilk sütunu Kur’ânı Kerîm’dir. Allâh’ın kelâmı; harfi, kelimesi, âyeti, sûresi muhakkak ve muhkemdir. Kur’ân’a sımsıkı bağlanmak, ondan ayrılmamak — bu, mü’minin temel sorumluluğudur. Kur’ân’ı okumak, anlamaya çalışmak, hayâta tatbîk etmek; her gün belli bir miktâr Kur’ân okumayı sünnet olarak benimsemek — bunlar dînî binânın temelini sağlamlaştırır.
İkinci Sütun: Sünneti Seniyye
İkinci sütun Sünneti Seniyye’dir. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in söyledikleri, yaptıkları, takrîr ettikleri — hepsi sünnettir; ve mü’min için tatbîk edilmesi gereken örneklerdir. Sünnete tâbi olmadan Kur’ân’ı anlamak mümkün değildir; çünkü Kur’ân’ın canlı tatbîki Sünnet’tir. Sünneti yaşayan kimse, peygamberin himâyesine girmiştir; şeytân ona yaklaşamaz.
Üçüncü Sütun: İmâmların İctihâdları
Üçüncü sütun, imâmların ictihâdlarıdır. İmâmı A’zâm Ebû Hanîfe, İmâmı Mâlik, İmâmı Şâfî, İmâmı Ahmed bin Hanbel — bu dört büyük imâmın ictihâdları, mü’min için yol göstericidir. Çünkü Kur’ân ve Sünnet’i her detayda anlamak ve uygulamak için bu büyük imâmların açıklamalarına ihtiyâç vardır. Sûfîler, bu dört mezhebden birine tâbi olur, ve fıkhî mes’elelerini ona göre düzenler.
Dördüncü Sütun: Bir Velîye İntisâb — Sûfî Yola Girmek
Dördüncü sütun, bir velîye intisâb etmek, yâ’nî bir sûfî yola girmektir. Bu, dînî binânın mânevî tarafını sağlamlaştırır. Velînin gözetiminde sûfî, kendi nefsi ile mücâdele eder; kalbî hastalıklardan tedâvî olur; rûhânî feyz alır. Bu mânevî bağlılık olmadan, sâdece zâhirî ibâdetlerle Deccâl’in fitnesinden korunmak çok zordur; çünkü Deccâl’in fitnesi de mânevî bir fitnedir.
Dört Sütunun Bütününde Yaşamak — Deccâl ve Şeytândan Muhâfaza
Bu dört ana sütun üzerine dînî binâmızı oturtursak, Deccâl’in fitnesinden ve şeytânın fitnesinden kendimizi muhâfaza edebiliriz. Tek bir sütun zayıfsa, bina yıkılır; dört sütun da güçlüyse, bina sağlam durur. Sûfî bu dengeyi gözetir; ne sâdece Kur’ân’la yetinir (sünneti ihmâl eder); ne sâdece sünnetle yetinir (ictihâdları ihmâl eder); ne sâdece ictihâdla yetinir (velîye bağlanmayı reddeder). Hepsini birlikte tutar; ve böylece kendisini hem zâhirî hem bâtınî fitnelerden korur. Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Deccâl, Fitne, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü