Biz Emâneti Göklere, Yere ve Dağlara Teklif Ettik — İnsân Yüklendi (Ahzâb 72)
«İnnâ aradne’lemânete ale’ssemâvâti velardı velcibâli feebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehe’linsân; innehû kâne zalûmen cehûlâ» — Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular; insân onu yüklendi. Şüphesiz insân çok zalim ve çok cahildir (Ahzâb 72). Bu âyet — insânın kâinâttaki konumunu açıklar. «Emânet» — yaratılışın en büyük yüküdür: irâde, akıl, sorumluluk, ahlâkî seçim. Göklere, dağlara teklif edildi — kaçındılar; çünkü ağırlığı korkutucu. İnsân yüklendi — büyük bir cesâret. Ama âyet bitiminde — «çok zalim ve cahil» dedi. Yâni — yüklendi ama gereğini yapamadı. Modern müslüman bu emâneti bilmelidir.
Emânet Nedir?
«Emânet» kelimesi — Arapça «güvenilir, korunması istenilen şey.» Bu âyette emânet — özel bir anlamda kullanılıyor. Klasik müfessirler farklı yorumlar verdi: 1) İbâdet ve şer’î sorumluluk. 2) Hür irâde — özgür seçim yapabilme. 3) Akıl — düşünme yeteneği. 4) Allâh’ı bilebilme — ma’rifetullâh. 5) Halîfelik — yeryüzünde Allâh’ın temsîlciliği. 6) Ölümlü hayatta sınanma. Bütün bu yorumlar — emânetin yüksek konumuna işâret eder. İnsân — bu emâneti taşıyan tek varlık.
Göklerin ve Dağların Reddi
Gökler, yer, dağlar — emâneti yüklenmekten kaçındı. Niçin? Çünkü çok ağır. Sorumluluk, hesap, ölüm sonrası yargı — bunlar zor. Cansız varlıklar — bu yükten korktu; yüklenmek istemedi. Hayvanlar — şuûrsuz; yüklenemez. Melekler — sürekli ibâdet ediyor; sınavda değiller. Sâdece insân — bu yükü kabul etti. Bu, insânın özel konumudur: kâinâttaki en cesur seçim.
İnsânın Cesâreti
İnsânın emâneti kabulü — büyük bir cesâret. Belki de kibri — diğer yaratıkların kaçındığı yükü kabul edip kendine yontmak. Ama bu cesâret — büyük bir potansiyel demek. İnsân — irâdesiyle Allâh’a yaklaşır; iyilik kazanır; cennete varır. Veya — irâdesiyle Allâh’tan uzaklaşır; günah kazanır; cehenneme varır. Her ikisi de — emânetin yükü. İnsân bu yükle ya yücelir ya alçalır.
«Zalûm ve Cehûl»
Âyetin bitimi — «innehû kâne zalûmen cehûlâ» — şüphesiz insân çok zalim ve çok cahildir. Bu, sert bir karakterizasyon. İnsân emâneti yüklendi ama — onun ağırlığını tam bilmedi (cahil); ve hakkını veremedi (zalim). Çoğu insân — emâneti taşırken ihmal ediyor; sorumluluğunu bilmiyor. Az kişi — emâneti hakkıyla taşıyor. Bu az kişi — peygamberler, sâlihler, sahih mü’minler. Diğerleri — emânete ihânet etmiş demektir.
Modern İnsân ve Emânet
Modern insân — emâneti unutmuş. Materyalist felsefe — insânı sıradan bir hayvan saydı; emâneti reddetti. Sekülerizm — insânın hesap vereceğini inkâr etti. Hedonizm — sâdece zevk için yaşa dedi. Bu felsefeler — emânet bilincini söndürdü. Sonuç: hayatın anlamı kaybedildi; depresyon yaygınlaştı; ahlâk göreceli oldu; sömürü, savaş, çevre kirliliği arttı. Çünkü emânet unutulduğunda — insân, kendi yüklendiği yükün gereğini bilmiyor.
Emâneti Hakkıyla Taşıma
Emâneti hakkıyla nasıl taşırız? 1) Allâh’ı bilmek — ma’rifetullâh. 2) İbâdet — Allâh’a kulluk. 3) Sahih ahlâk — Sünnete uyum. 4) Adâlet — başkalarına hakkını verme. 5) Halîfelik — yeryüzünde sahih yönetim. 6) Çevreyi koruma — Allâh’ın yarattığına saygı. 7) Aileyi yetiştirme — sonraki nesillere mîrâs. 8) Hizmet — diğer mü’minlere. Bu görevler — emânetin gereklerini yerine getirme yolu.
Hesap Günü
Emâneti taşıyan — bir gün hesap verecek. «Liyücziye’llezîne nefâkû mine’lmü’minîne ve’lmüsrikîne» — Allâh, münâfık ve müşrikleri cezâlandırsın, mü’minleri ödüllendirsin diye (Ahzâb 73 — devâm âyetidir). Emâneti hakkıyla taşıyan mü’min — cennetle ödüllendirilir. Emânete ihânet eden — cezâlandırılır. Bu, basit bir hesap. Mü’min — bu hesabı her gün hatırlamalı; emânetinin sorumluluğunu bilmelidir.
Niyâz — Emânet Sorumluluğu
Niyâz: «Yâ Rab, Ahzâb 72’de haber verdiğin emâneti — göklerin, yerin, dağların kabul etmekten kaçındığı yükü — insân olarak yüklendim. Bu yükün ağırlığını bilen, sorumluluğunu kavrayan bir kul eyle. Âyetteki ‘zalûm ve cehûl’ uyarısından — emânet sahibi olduğu hâlde ihmâl edenlerden — beni koru. Modern materyalist, sekülerist, hedonist felsefelerin emânet bilincini söndürmesinden uzak tut. Emâneti hakkıyla taşıma yollarını — Sen’i bilme, ibâdet, sahih ahlâk, adâlet, halîfelik, çevre koruma, aile yetiştirme, hizmet — uygulayan bir mü’min olarak yetiştir. Klasik müfessirlerin emânet yorumları — şer’î sorumluluk, hür irâde, akıl, ma’rifetullâh, halîfelik, sınanma — hepsini ciddiye alan bir kul eyle. Hesap gününde — emânet sahibi olarak ödüllendirilen, ihânet eden olarak cezâlandırılmayan bir mü’min eyle. İnsân olmanın cesâretini — kibirsiz, sorumluluk şuuruyla — yaşayan bir derviş olarak yetiştir.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Emânet, Ahzâb 72, Halîfelik. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.