Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
İlim ·

Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik onlar yüklenmekten kaçındılar

Eğer bu ebedi nefha Yere göğe nazil olsa Yer ehliyle Gök ehlinin ödleri su kesilirdi Yani bu nevha dedi bu hal bu feyiz bu emanet Yere göğe nazil olsa Yer ehliyle Gök ehlinin ödleri su kesilirdi y...


Biz Emâneti Göklere, Yere ve Dağlara Teklif Ettik — İnsân Yüklendi (Ahzâb 72)

«İnnâ aradne’lemânete ale’ssemâvâti velardı velcibâli feebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehe’linsân; innehû kâne zalûmen cehûlâ» — Biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik; onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular; insân onu yüklendi. Şüphesiz insân çok zalim ve çok cahildir (Ahzâb 72). Bu âyet — insânın kâinâttaki konumunu açıklar. «Emânet» — yaratılışın en büyük yüküdür: irâde, akıl, sorumluluk, ahlâkî seçim. Göklere, dağlara teklif edildi — kaçındılar; çünkü ağırlığı korkutucu. İnsân yüklendi — büyük bir cesâret. Ama âyet bitiminde — «çok zalim ve cahil» dedi. Yâni — yüklendi ama gereğini yapamadı. Modern müslüman bu emâneti bilmelidir.

Emânet Nedir?

«Emânet» kelimesi — Arapça «güvenilir, korunması istenilen şey.» Bu âyette emânet — özel bir anlamda kullanılıyor. Klasik müfessirler farklı yorumlar verdi: 1) İbâdet ve şer’î sorumluluk. 2) Hür irâde — özgür seçim yapabilme. 3) Akıl — düşünme yeteneği. 4) Allâh’ı bilebilme — ma’rifetullâh. 5) Halîfelik — yeryüzünde Allâh’ın temsîlciliği. 6) Ölümlü hayatta sınanma. Bütün bu yorumlar — emânetin yüksek konumuna işâret eder. İnsân — bu emâneti taşıyan tek varlık.

Göklerin ve Dağların Reddi

Gökler, yer, dağlar — emâneti yüklenmekten kaçındı. Niçin? Çünkü çok ağır. Sorumluluk, hesap, ölüm sonrası yargı — bunlar zor. Cansız varlıklar — bu yükten korktu; yüklenmek istemedi. Hayvanlar — şuûrsuz; yüklenemez. Melekler — sürekli ibâdet ediyor; sınavda değiller. Sâdece insân — bu yükü kabul etti. Bu, insânın özel konumudur: kâinâttaki en cesur seçim.

İnsânın Cesâreti

İnsânın emâneti kabulü — büyük bir cesâret. Belki de kibri — diğer yaratıkların kaçındığı yükü kabul edip kendine yontmak. Ama bu cesâret — büyük bir potansiyel demek. İnsân — irâdesiyle Allâh’a yaklaşır; iyilik kazanır; cennete varır. Veya — irâdesiyle Allâh’tan uzaklaşır; günah kazanır; cehenneme varır. Her ikisi de — emânetin yükü. İnsân bu yükle ya yücelir ya alçalır.

«Zalûm ve Cehûl»

Âyetin bitimi — «innehû kâne zalûmen cehûlâ» — şüphesiz insân çok zalim ve çok cahildir. Bu, sert bir karakterizasyon. İnsân emâneti yüklendi ama — onun ağırlığını tam bilmedi (cahil); ve hakkını veremedi (zalim). Çoğu insân — emâneti taşırken ihmal ediyor; sorumluluğunu bilmiyor. Az kişi — emâneti hakkıyla taşıyor. Bu az kişi — peygamberler, sâlihler, sahih mü’minler. Diğerleri — emânete ihânet etmiş demektir.

Modern İnsân ve Emânet

Modern insân — emâneti unutmuş. Materyalist felsefe — insânı sıradan bir hayvan saydı; emâneti reddetti. Sekülerizm — insânın hesap vereceğini inkâr etti. Hedonizm — sâdece zevk için yaşa dedi. Bu felsefeler — emânet bilincini söndürdü. Sonuç: hayatın anlamı kaybedildi; depresyon yaygınlaştı; ahlâk göreceli oldu; sömürü, savaş, çevre kirliliği arttı. Çünkü emânet unutulduğunda — insân, kendi yüklendiği yükün gereğini bilmiyor.

Emâneti Hakkıyla Taşıma

Emâneti hakkıyla nasıl taşırız? 1) Allâh’ı bilmek — ma’rifetullâh. 2) İbâdet — Allâh’a kulluk. 3) Sahih ahlâk — Sünnete uyum. 4) Adâlet — başkalarına hakkını verme. 5) Halîfelik — yeryüzünde sahih yönetim. 6) Çevreyi koruma — Allâh’ın yarattığına saygı. 7) Aileyi yetiştirme — sonraki nesillere mîrâs. 8) Hizmet — diğer mü’minlere. Bu görevler — emânetin gereklerini yerine getirme yolu.

Hesap Günü

Emâneti taşıyan — bir gün hesap verecek. «Liyücziye’llezîne nefâkû mine’lmü’minîne ve’lmüsrikîne» — Allâh, münâfık ve müşrikleri cezâlandırsın, mü’minleri ödüllendirsin diye (Ahzâb 73 — devâm âyetidir). Emâneti hakkıyla taşıyan mü’min — cennetle ödüllendirilir. Emânete ihânet eden — cezâlandırılır. Bu, basit bir hesap. Mü’min — bu hesabı her gün hatırlamalı; emânetinin sorumluluğunu bilmelidir.

Niyâz — Emânet Sorumluluğu

Niyâz: «Yâ Rab, Ahzâb 72’de haber verdiğin emâneti — göklerin, yerin, dağların kabul etmekten kaçındığı yükü — insân olarak yüklendim. Bu yükün ağırlığını bilen, sorumluluğunu kavrayan bir kul eyle. Âyetteki ‘zalûm ve cehûl’ uyarısından — emânet sahibi olduğu hâlde ihmâl edenlerden — beni koru. Modern materyalist, sekülerist, hedonist felsefelerin emânet bilincini söndürmesinden uzak tut. Emâneti hakkıyla taşıma yollarını — Sen’i bilme, ibâdet, sahih ahlâk, adâlet, halîfelik, çevre koruma, aile yetiştirme, hizmet — uygulayan bir mü’min olarak yetiştir. Klasik müfessirlerin emânet yorumları — şer’î sorumluluk, hür irâde, akıl, ma’rifetullâh, halîfelik, sınanma — hepsini ciddiye alan bir kul eyle. Hesap gününde — emânet sahibi olarak ödüllendirilen, ihânet eden olarak cezâlandırılmayan bir mü’min eyle. İnsân olmanın cesâretini — kibirsiz, sorumluluk şuuruyla — yaşayan bir derviş olarak yetiştir.» Allâh muhâfaza eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Emânet, Ahzâb 72, Halîfelik. → Tasavvuf Sözlüğü

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
  • İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
  • Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
  • Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
  • Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
  • İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
  • Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.