Bir Yanlışlık Görüyorsak Düzeltmemiz Bize Farz
Bir yanlışlık görüyorsak düzeltmemiz bize farzdır. Bu, «emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker» (iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak) prensibinin tezahürüdür. Mü’min sosyal sorumluluk taşır; sâdece kendi mâneviyâtı ile yetinmez; toplumda da iyiliği yayar, kötülüğü engellemeye çalışır. Bu vazîfeyi ihmâl eden mü’min sorumlu.
Emr-i Bi’l-Ma’rûf — İyiliği Emretmek
«Emr-i bi’l-ma’rûf» — iyiliği emretmek demektir. Mü’min başkasına iyi davranışları, sünneti, ahlâkı öğretmek için çalışır. Bu, ümmet bütünlüğü için önemli. Hz. Peygamber «Sizden biriniz bir kötülük görürse, eli ile düzeltsin; eli yetmiyorsa dili ile; o da olmuyorsa kalbi ile» buyurmuştur. Yâ’nî her mü’minin bir vazîfesi var.
Nehy-i Ani’l-Münker — Kötülükten Alıkoymak
«Nehy-i ani’l-münker» — kötülükten alıkoymak. Yanlışı gören mü’min onu engellemeye çalışır. Bu, hâkim olmaktan değil; sevgiden gelmeli. Karşı tarafı küçümseyerek değil; onun hayrını isteyerek. Bu yaklaşımla yapılan müdâhale etkili olur.
Hz. Peygamber’in Üç Mertebe Tâlimâtı
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem üç mertebe tâlimâtı verdi: 1) Eli ile (otoritesi varsa) — fiilî müdâhale. 2) Dili ile — sözlü uyarı. 3) Kalbi ile (üçü de yoksa) — içten kınama. Bu üç seviye herkesin gücüne göre uygulanır. Üçüncüsü en zayıf imân alâmeti; ama hiç olmaması — îmân yokluğunun işâreti.
Hikmet ile Müdâhale
Müdâhale hikmet ile olmalı. Kaba davranış, hakaret, sertlik — karşı tarafı uzaklaştırır. Mü’min sevgi ile yaklaşmalı; doğruyu nezaketle göstermeli. «Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğüt ile çağır» (Nahl 125). Bu Kur’ânî prensip.
Sorumluluk Sınırı — Kendine Zarar Vermeyecek
Müdâhale sorumluluğu kendine zarar vermeyecek şekilde olmalı. Eğer eli ile düzeltmek tehlikeli ise — diline geç. Dili de tehlikeli ise — kalbe geç. Hayâtını riske atmak farz değil; gücünce yapmak farz. Bu denge önemli. Yine de mümkün olduğunca aktif olmak gerek.
Modern Mü’min — Sessizlik Tehlikesi
Modern mü’min sessizlik tehlikesindedir. Yanlışları görüp susmak — kolay; uyarmak — zor. Ama susmak vazîfeyi ihmâl etmek. Mü’min en azından dili veya kalbi ile müdâhale etmeli. Tamâmen kayıtsız kalmak — îmân alâmeti değil. Bu, modern müslümanın dikkat etmesi gereken bir nokta.
Niyâz — Aktif Bir Mü’min
Niyâz: «Yâ Rab, beni yanlışı gördüğünde düzeltmeye çalışan bir mü’min eyle. Sessizlikten beni koru; hikmetle müdâhale etmemi nasîb et. Hz. Peygamber’in üç mertebe tâlimâtını uygulamamı sağla. Emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker vazîfesini yerine getiren bir kul yap.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi sorumlu mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Emr-i Bi’l-Ma’rûf, Nehy-i Ani’l-Münker, Sorumluluk. → Tasavvuf Sözlüğü