Mürşid-i Kamil

Bir mürşid-i kamilin bir kutbun kalbine ilm-i ilahiden gelen ilmi melekler dahi

Bir mürşid konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Bir mürşid hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.


Peygamber. Mezarlıktan dönünce. Sıddık’ın yanına giderek konuşup görüşmeye başladı hani böyle. Hz. Bir hikayeye başlıyor hikayenin başında bir kısmı hikayeyi anlatıyor sonra ortada bize derinlemesine hikmetler bahş ediyor anlayana böyle öyle bir hikmetler ki işin. İçinden çıkılması zor olan kalbi hikmetler anlatıyor sonra dönüyor tekrar hikayeye şimdi hikayeye döndü hani. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri bir sahabe vefat etti sahabe vefat edince ne yaptıydım yanına giderek konuşup görüşmeye başladı. Sıddık’ın gözü. Hz. Ayşe annemizin gözü peygamberin yüzü ileş ince önüne gelip elini onun üstüne sarığına yüzüne saçına yakasına göğsüne kollarına sürdü bakıyor böyle elini kafasına sürüyor takkesini sarığına üzerine cübbesine filan elleriyle onları sürüyor göğsüne sürüyor elini böyle bir arıyormuş gibi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretleri böyle acele.

ne arıyorsun dedi hani üzerinde bir arıyor bütün sarını elledi elbiselerini elledi elini kolunu elledi her tarafını elledi hani böyle bir şehevi. Bir değil bir arıyormuş gibi onun üstünü başını yokladı böyle. Hz. Ayşe annemiz dedi ki bugün hava bulutluydu yağmur yağdı elbisen yağmurun eserini arıyorum gariptir ki üstünü yağmurdan ıslanmamış görmekteyim bugün yağmur yağdı. Siz cenazeye gittiğinizde hava yağmurluydu. Ama ben baktım üstünü başını ıslanmamış hiç yağmur seni ıslatmaması başına ne örtmüşsün başörtün neydi diye sordu hazre. Ayşe senin ridan başıma örtmüştü dedi senin ridan cübbesini örtmüştü dedi. Peygamber dedi ki ey yeni. Yakası tertemiz. Hatun. Allah onun için temiz gözüne gayp yağmurunu gösterdi haz. Ayşe annemiz peygamber ale ve sellem. Hazretlerinin. Hırkasını başına örttü. Hırkasını onun başına örttü.

Bir mürşid Hakkında

diye. Cenâb-ı. Hak ona gayp perdesini açtı hazr. Muhammedi. Mustafa’nın. Hırkasını başına örttü başına örttüğü için. Hz. Ayşe annemizin perdesi açıldı sen şimdi istediğin kadar inkar et bunu. Allah. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Hazretlerinin hırkasının yüzü su hürmetine hazre. Ayşe annemizin gayp perdesini kaldırdı kalbinden perdeleri kaldırdı. Allah dilediği kimsenin kalbinden gayp perdelerini kaldırır ona gayp aleminden. İnciler sunar ona gayp aleminden tecelliyat indirir ona gayp alimine hepsine değil dilediği kadar. Allah’ın dilediği kadar ona münhasır eyler bu muhakkak ki kişinin iman etmesi namazlarını farzlarını yerine getirmesi nafileleri yerine getirmesi haramlardan uzak durması ve. Normalde işte. Allah’ı zikretmesi. Allah’ı sevmesi. Bunların hepsi de birer sebep vesile. Ama bu. Cenabı. Hakk’ın onun kalbinden perdeyi kaldırması onun. Basiret gözünü açması. Onun.

kalbi aklını çalıştırması bu artık böyle. Allah’ın lütfu ikramı ihsanıdır ve o kimse o kimse o. Basiret nuruyla görmeye başlar. Hani şimdi tekrar. Şura. Suresi ayet 51’e geleceğim. Hani. Allah bir insanla doğrudan konuşmaz ancak bir vahiy yoluyla veya perde arkasından ya da bir. Elçi gönderip dilediğini vahyetmesi suretiyle konuşur bu ayet. Cenabı. Hakk’ın bazı kullarına ilahi hikmetleri vahiyle bildirdiğine işaret. Sen de ki kendi kendine sadece peygamberlere vahyetti. Otur oturduğun yere. Allah. Meryem’e de vahyetti. Allah. Musa’nın annesine de vahyetti. Allah sana da vahyetti nefsine kötülüğü de iyiliği vahyetti o yüzden. Ha. Cenabı. Hakk’ın kendisine seçtiği. Kullar vardır kendisine seçmiş kendisine seçti kulların herhangi bir şeyine bakmaksızın vahyeder. Sen. Allah’la mı uğraşacaksın senin imanın. İslamın yaşantın sebeptir. Cenâb-ı. Hak.

seni diye çeki verir kendine bu. Allah’ındır buna. Söyleyecek laf yok. Allah dilediğini kendine seçer. Sen istediğin kadar debelen bunu mu seçecek diye seçmiş. O yüzden. Cenâb-ı. Hak burası çok önemli kalbi temiz olanları kendine seçer kalbi ihlaslı olanları kendine seçer kalbi şeksiz. Şüphesiz. Allah’tan yana olanları kendine seçer dünyanın heva hevesine nefsinin heva hevesine şeytanın vesvesesine kalanları seçmez. Allah bizi affetsin. Amin. O yüzden burada. Hz. Pir çok önemli bir noktaya değiniyor. Hz. Ayşe annemizin üzerinden diyor ki o peygamberin. Ridas örttü. Ridas örtünce onun. Kalp gözü açıldı. Ridas yetti. Ridas bir zarı bir. Ridas onun kalp gözünün açılmasına sebep oldu o. Yağmur sizin bu bulutun danan değildir. Başka bir buluttan başka bir göktedir. Demek ki o. Yağmur bu.

Bir mürşid Sohbeti

dünyanın yağmuru değil o. Bulut bu dünyanın bulutu değil o zaman bu gökten de değil o şimdi bir alemi gayp var bir de alemi şehadet var. Öyle değil mi o zaman biz bu alemi görüyoruz bu alemden sayıyoruz sadece her şeyi öyle değil biz bir de hani gayba da iman ettik ya bir de iman ettiğimiz gayp var burada geçen. Yağmur mecazi olarak geçiyor bu. Allah’ın rahmeti bereketi lütfu ikramı hikmeti ilahi ilmi mi ilahi ilmi. Bulut ve gök. Bu ilahi ilmin kaynağını gösteriyor bize hani bir. Yağmur ilahi bir ilim rahmet. Bereket nereden geldi gökten ve buluttan. O zaman o. Gök ve. Bulut buranın. Gök ve bulutu değil o zaman alemi gayin ilmi ilahinin göğü ve bulutu. O zaman.

o ilim ilmi ilahiden koptu geldi ilmi ilahiden bakın dikkat edin levh-i mahfuzdan demiyorum ilmi ilahiden koptu geldi cenab-ı hakın. Kendi zat-ı uluhiyeti koptu geldi. Onun gönlüne. Cenâb-ı. Hak akıttı onu bu kayda girmeyen bir şeydir. Cenâb-ı. Hak varlık aleminde olacak olan bütün her şeyi kitaba yazdı ana kitaba. Eyvallah yaprak şu zaman şurada düşecek şu zaman şu olacak şu zaman bu olacak. Eyvallah yazıldı oraya bu peygamberlerin hususi olarak kalplerine gelen. Kur’an ayetinin dışında vahiyler büyük mürşid-i kamillerin gönüllerine gelen ilhamlar ilmi ilahiden gelir. Onun çıkış yeri orasıdır onun yeri o yüzden melekler dahi o ilme. Şaşkın kalırlar bilmiyorlar. Çünkü bir. O ana kitaba yazıldı ya o yazılıp da oradan çıktıktan sonra onu bir melek görebilir onu bir ruhaniyet.

görebilir daha henüz tecelli etmedi levhi. Mahfuz hani ana kitap olarak dillendirilen ya kitapların anası levh-i mahfuzdan bir çıktı çıktığı anda onu bir ruhaniyet görebilir bir ruhaniyet onu dinleyebilir. Evet bu artık sır olmaktan çıkmıştır. Aslında bu gayp olmaktan da çıkmıştır sebep tecelli etti çünkü alemi misale doğru yürüyor o onu büyük. Pir. Efendiler onu büyük veliler zamanın kutupları onu görebilirler oradan konuşmak onlara yasaktır. Ama bakın görünmez demiyorum onu görebilirler ama ilmi ilahiden kopup gelen bunları not alın bir kenara ilmi ilahiden kopup. Geldiyse bir mürşid-i kamilin bir kutbun kalbine onu melekler bilemez. Onu kimse bilemez sır budur sır gerçek sır hakiki sır budur hakiki sır o. Çünkü ilmi ilahiden kopmuş gelmiştir ister hitap olsun ilmi ilahiden kopmuştur isterse.

Bir an böyle hani yıldırım çarpması gibi bir resim olsun ilmi ilahidir bir bilgi olsun böyle şimşek çakar gibi ilmi ilahidir onun kitapta orada burada arama onun tefsirini de arama onun tefsiri de gelir onu cahillik edip oradan buradan bir arama. İşte buradaki. Yağmur bu ilmi ilahiden gelen hikmettir buradaki. Gök bildiğin. Gök değildir buradaki. Bulut bildiğin. Bulut değildir. Bu al misalin. Hatta daha ileri. Bu alemi misal. Çünkü şeyin altındadır levh-i mahfuzun altındadır bu levh-i üstündedir bu levh-i mahfuzun bu. Allah beni affetsin. Arş halal la arada çok. İncecik bir perde vardır bu oraya ulaşan zatlarla alakalıdır geri kalan lafu gaf.

İlgili Sohbetler

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir mürşid konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Bir mürşid sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.