Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mürşid-i Kamil ·

Dervişlerinden maddi menfaat sağlayan asla mürşid-i kamil değildir

sufilikte zühd şeyhlik istememektir makam istememektir mevki istememektir sufilikte zühd asla ve asla dervişlerden geçinmemektir onlardan kendi nefsine kendi özel hayatına bir şey istememektir Evet ic...


Dervîşlerinden Maddî Menfaat Sağlayan — Asla Mürşid-i Kâmil Değildir

Dervîşlerinden maddî menfaat sağlayan kişi asla mürşid-i kâmil değildir. Bu, çok önemli bir ölçüdür. Çünkü mürşid-i kâmil sâdece Allâh için iş yapar; karşılık beklemez. Dervîşlerinden para alan, hediye toplayan, mal biriktiren — mürşid-i kâmil sıfatından düşmüş demektir. Bu, modern dönemde çok yaygın bir sahtekârlıktır. Mü’min dikkatli olmalı; mürşid seçerken bu ölçüye bakmalıdır.

Hz. Peygamber’in Örneği — Hiç Almadı

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hiç kimseden tebliğ için para almadı. «Peygamberlerin görevi tebliğdir; karşılık beklemezler.» Kur’ân’da peygamberler defalarca «Sizden bir ücret istemem; benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir» (Şuarâ 109) derler. Bu, peygamberin temel sıfatıdır. Onun vârisi olan mürşid-i kâmil de aynı yolda olmalıdır.

Sahtekâr Tarîkatlar — Para İçin Açılan

Modern dönemde sahtekâr tarîkatlar açılıyor. Sözde mürşid kendisini «kâmil» ilan ediyor; dervîşlerinden aylık ödemeler topluyor; hediye kabûl ediyor; mal biriktiriyor. Bu tarîkatlar mâneviyât yerine para makinesidir. Mü’min bunlardan uzak durmalı. Eğer bir tarîkat para almayı normal görüyorsa, hatalıdır.

Helâl Hediye — Sınırlı Kabûl

Bâzen dervîşler mürşidine hediye götürür. Bu, tasavvufî gelenekte vardır; ama sınırlıdır. Sembolik bir tatlı, çiçek, basit bir kitap olabilir. Para veyâ değerli mal hediyesi mürşidi yıpratır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hediye kabûl ederdi; ama karşılık verirdi. Mürşid-i kâmil de bu sünneti tâkîb etmelidir.

Mâlî Bağımsızlık — Mürşidin Şartı

Mâlî bağımsızlık mürşid-i kâmilin bir şartıdır. Mürşid kendi geçimini başka bir yoldan sağlamalıdır. Mesleği olabilir; ticâreti olabilir; emekli maaşı olabilir. Dervîşlerinden geçinen mürşid mâlî olarak onlara bağımlı olur; ve bağımsızlığını kaybeder. Hak sözü söyleyemez; çünkü kâzanç kaybetmekten korkar. Bu yüzden mâlî bağımsızlık şarttır.

Dergâhın Masrafları — Ortak Karşılanır

Dergâhın masrafları (elektrik, su, bakım) ortak karşılanabilir. Mürîdler gönüllü katkı yapabilirler. Bu meşrûdur; çünkü kişisel değil; kurumsal bir gider. Ama mürşid bunlardan kendi pay almaz; sâdece dergâhın işlemesi için kullanır. Şeffaf hesap tutulmalı. Bu, modern dönem için önemli bir prensiptir.

İslâm Tarihinde Örnekler — Kanaatkâr Sûfîler

İslâm tarihinde büyük sûfîler hep kanaatkârdı. Hz. Bistâmî, Hz. Cüneyd-i Bağdâdî, İmâm-ı Rabbânî, Hâlid-i Bağdâdî — hepsi sâde yaşadı; mal biriktirmedi. Mevlânâ kendi geçimini öğretmenlikle sağlardı. Hacı Bayrâm-ı Velî çiftçilikle. Bu kanaatkâr hayât, mâneviyâtın temel taşıdır. Modern «mürşidler» bu örneği izlemelidir.

Niyâz — Sahte Mürşidlerden Korunmak

Niyâz: «Yâ Rab, beni dervîşlerinden maddî menfaat sağlayan sahte mürşidlerden koru. Mâlî olarak bağımsız, kanaatkâr, sünnete bağlı bir mürşid nasîb et. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in örneği üzere para almayan bir mürşid bulmamı sağla. Sahte tarîkatlardan beni uzaklaştır.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi gerçek mürşid-i kâmile kavuşan mürîdler eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid-i Kâmil, Kanaat, Sahtekâr. → Tasavvuf Sözlüğü