Batın ilmini sadece velilere konusunda Mustafa Özbağ Efendi’nin değerli sohbetlerinden derlenen bu içerik, batın ilmini sadece velilere hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.
Batın ilmini sadece velilere Hakkında
Batın ilmini sadece velilere ve mürşid konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Batın ilmini sadece velilere ve mürşid hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız. batın ilmine sahip olan ehli tasavvuf yani batın ilmine sahip olan sadece mürşid-i kamiller, veliler. Ben böyle sınırlamak istemiyorum. Bu eee sufilik yolunda gidenlere hakaret olmuş olur. Ben il milletinin bir mürşid-i kamile intisap eden herkesin kendi çalışması karşılığında onun kalbine ilham olarak ilmin verildiğine inananlardanım.
Ben böyle sadece bu hani batın ilmi yani işte şeyhlere ait, velilere ait, mürşid-i kamillere ait yani başkasına ait değil bu noktada duranlardan değilim. Ben bir kimse bir burası ince merkez şurası ince perde şurası bir kimse gerçekten ehliyetli bir mürşid-i kamile intisap ettiyse o kimsede de batın ilmi tecelli eder. kabı kadar, çalıştığı kadar, anladığı kadar, zikrettiği kadar onun üzerine tecelli eder. Ben bunu Derviş kardeşlerinin üzerinde görüyorum.
Yıllardan beri görüyorum. Ben kardeşlerin, arkadaşların üzerinde bunun normalde tecelli ettiğini görüyorum ama hani böyle çalışan, gayret eden, koşuşturan, mücadele eden onların üzerinde isabetlilik oranının yüksek olduğunu görüyor. O yüzden özellikle bu ilmi ben hani eski eee sufi anlayışına, eski tasavvuf anlayışına bakarsanız bunlar sadece mürşid-i kamillere, velilere ait bir ilmi ilahiden kopup gelen bir ilim. Bunu ben böyle sınırlandırmak istemiyorum.
Bunun doğru bir sınır olduğunu da düşünmüyorum. Hatta bunun daha da artacağına ahir zamanda, ahir zamanın karanlığının arttığı müddetçe, karanlığı artıyor. Çünkü sufi yolunda yürüyen bir mürşid-i kamile intisap edenlerin bu kalbi ferasetlerinin daha da fazla açılacağına inanıyorum. Ve gün geçtikçe onların açıldığını da görmekteyim. İşin açıkçası bu şununla alakalı. Siz çok karanlık bir otada küçücük bir ateş böceği girse oraya onun müthiş bir aydınlığını görürsünüz.
O bütün gözler onun üzerine çevrilir. Burada komple biz ışıkları kapatsak burada bir tek bir telefonun lambası yanmış olsa burayı aydınlatır. Bir müddet gözleriniz alışmaz ama o ışık yandığı müddetçe gözler alışır ve o ışık burada burayı aydınlatır ve buradaki herkes birbirisinin suretini görmeye başlar. Karanlık arttıkça küçücük ışıkların kıymeti artar. Bu ışıkların içerisinde bir yerde burada bir ışık yansa onun bir kıymet-i harbiyesi olmaz. Her yer aydınlık çünkü.
Gece karanlığında küçücük bir yıldız yol gösterir sana. Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisinin sarılırsanız beni bulursunuz. Karanlığın içerisinde bir sufi bu hadis-i şerife mazar olmuş kimsedir. Çünkü ona sarılan kimse Hzreti Muhammed Mustafa’yı bulacaktır. Kur’an ve sünnet dairesindeki bir sufi Hzreti Muhammed Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin vekili mesafesindedir. Karanlığın içerisinde onu gören kimse hatırına Allah gelir. Hatırına Allah gelince o kimse Allah yoluna revan olur.
İyi bir sufi. İyi bir sufi. ilminden alan bir kimsedir. Ama bu sufiliğine göredir. O yüzden derviş kardeşler, sufi kardeşler bunu böyle kendilerinden çok uzak görmesinler. Biz buna layık mıyız da diye düşünmesinler. Biz buna layıkmışız. Bu kibirlenmekten değil. Buna hamdetmek için söylüyorum. Cenâb-ı Hak bunu bize layık eylemiş. Bir mürşid-i kamilin elini tutturmuş. Silsilesi sağlam bir mürşid-i kamile bağlanmışız. Ve hamdolsun ki o yolda yürümüşüz Kur’an sünnet dairesinde ve hala da o yolun içindeyiz.
Batın ilmini sadece velilere – Sohbet Notları
O zaman bu konuda böyle fazla tevazu göstermeyeceğim. Hamdolsun biz o yoldayız. O yüzden kendi kendimi de gömmeye niyetim yok. Bu yolda yürüyen bir kimse evet o ilmi ilahiden kabınca, karınca, kaderince bir şey almıştır. Yeter ki o yolda sağlam yürüsün. Ve muhakkak ki o yolda yürüyenlerin gönüllerine keşif açılır. O yolda yürüyenlerin gönüllerinde feraset nuru olur. O yolda yürüyenler muhakkak ki muhakkak ki perdenin arkasından haber alır. Ve o yolda yürüyenler o gizli manalardan nasipleri kadar alırlar.
Bunu sadece velilere ve mürşid-i kamillere bağlamak bu ilmi, bu ilmi vereni daraltmaktan başka bir şey değildir. Bir mürşid-i kamil bir peygamberin hakikatine ulaşamaz. Bu peygamber dediğim kastım Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Bir mürşid-i kamil Hazret-i Muhammedi Mustafa’nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ulaşmış olduğu hakikat sınırına ulaşamayabilir. Ama o kimse de yabana atılacak bir noktada değildir. Yabana atılacak bir noktada değildir.
Öyle olunca o mürşid-i kamilin dervişleri de Evet. bir mürşid-i kamil değillerdir. Ama o ilmi-i ilahiden de değillerdir. Onları ilmi-i ilahiye kapalı görmek de hoş değildir. Hamdolsun bu dergahta Hazreti Peygamber Efendimizi görenler var. Onunla konuşanlar var. Cebrail Aleyhisselam’ı görenler var. Onunla konuşanlar var. Şatahatvari olarak söylemiyorum bunu. Her zikrullah’ta pirileri görenler var. Hazreti Peygamber efendimizi görenler var. Bunları böyle hani hava atmak, şatahat vari.
Hamd etmek için söylüyorum. Rüyası şakır şakır açık olanlar var. Kalbi açık olanlar var. Rüya görmüyor, hal görmüyor. Kalbi ilham alıyor. Rüya görmüyor, hal görmüyor. Kalbi ilham alıyor. 70.000 türlü hal gören var bu dergahta. Ben bazen şataat yapıyorum ya. Gelsin kim şeyhlik yapacaksa burada gelsin yapsın diyorum. Adam iki rüya anlatacak bitecek zaten adamın işi. İki hal anlatacak bitecek. Böyle şeyler oluyor mu? Yaşanıyor mu diyecek. Cevaplayamayacak. Bize bir cevap gelirse sana bildiririz diyecek.
Olur bekleyelim. Hazreti peygamber öyle demedi. Sallallahu aleyhi ve sellem rüya anlatanın rüyası tevil edilecekse tevil etti. Ona söylenirse söylenecekmiş. Yalancı yok çünkü öyle bir hali. Yok öyle bir durumu. Kandırıyorlar etrafındaki insanları aldatıyorlar. Milletin parasını ütüyorlar. Zamanını ütüyorlar. parasını ütüyorlar. Kimisi heva hevesinden konuşuyor zaten. Allah bizi affetsin. O yüzden bu manalar kendi içlerinde de sırdır. Kendi içlerinde. Bunu o kimse üstadıyla paylaşır.
Üstat ona arkadaşlarınla paylaş derse paylaşır. Hani ara sıra bunları sayfada yayınla diyorum. Erkeklere erkek sayfasında, bayanlara da bayan sayfasında. Bu paylaş paylaştırıyorum. Örnek bunu neden paylaştırıyorum? O derviş kardeşler de onlar okusunlar. Bu hakikatler var. Bizde yok diyen olmaz da bir örnek olsun, bir teş bir şevk olsun. Rabbim bizi bunlardan eylesin inşâallah.
Kaynak
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı yukarıdaki YouTube oynatıcısından izlenebilir.
İlgili Sohbetler
Bu konuyla ilgili diğer sohbetler: KADİR GECESİ / SEMA / DUA 27.04.2022, Mesnevi Okuması (2241. Beyitten) 09.08.2025, İzmit Kutlu Doğum Sohbeti – 13 Nisan 2012. Tasavvuf geleneğinde bu konular ele alınmaktadır.