Aynı Dosya, Farklı Karar — Hukuk Üzerine Bir Tanıklık ve Adâletin Sırrı
Aynı dosya, farklı karar — hukuk üzerine bir tanıklık. Bu, modern dünyânın çelişkisidir: aynı vakıa, aynı belge, aynı tanık — ama hâkime göre, mahkemeye göre, ülkeye göre farklı kararlar. Bu — adâletin değil; insânî yorumun gücünü gösterir. Hukuk sistemleri insân yapımı; insânın yorumu da farklı. Bu yüzden mutlak adâlet — sâdece Allâh’ın katındadır. Dünyevî hukuk — yaklaşımdır; mükemmel değil. Mü’min — bunu bilerek davranır: hukuka saygı, ama adâletin asıl sahibi Allâh olduğunu unutmaz. «Ve enzelnâ ileyke’lkitâbe bi’lhakkı litahkume beyne’nnâs» — Sana hak ile kitab indirdik ki insânlar arasında hükmedesin (Nisâ 105). Asıl ölçü — Kitabın hükmüdür.
Dünyevî Hukuk Sınırlıdır
Dünyevî hukuk — insân tarafından yapılır; insân tarafından uygulanır. İnsân her ikisinde de hata yapabilir. Bir hâkim — kötü kalpli olabilir; rüşvet alabilir; ön yargılı olabilir; bilgi eksiği olabilir. Aynı dosyaya farklı hâkimler farklı karar verir. Bu, hukukun «mutlak adâlet» olmadığını gösterir. Hukuk — yaklaşık bir ölçü; mükemmel değil. Bu yüzden — dünyevî kararlara fazla bel bağlamamalı. Asıl mahkeme — ahretin mahkemesidir; orada gerçek hüküm verilir.
Allâh’ın Adâleti — Mutlaktır
Allâh’ın adâleti — mutlaktır; eksiksizdir; tarafsızdır. «Lâ yezlimu rabbüke ehadâ» — Rabbin kimseye zulmetmez (Kehf 49). Allâh her bir kulun ne yaptığını biliyor; niyetini biliyor; hak ettiği karşılığı verir. Dünyâda haksız muâmele gören mü’min — ahrette tam karşılığını bulur. Dünyâda kazanan zâlim — ahrette tam cezâsını bulur. Bu — büyük bir teselli: dünyâda göremediğin adâlet, mutlaka ahrette tezâhür eder. Mü’min bu inanç ile rahatlar.
Hâkim Olmak — Ağır Sorumluluk
Hadîs: «Hâkimler üç çeşittir: ikisi cehennemde, biri cennettedir. Hakkı bilen ve hakla hükmeden — cennette; hakkı bilmeyen ve cehâletle hükmeden — cehennemde; hakkı bilen ama hakka aykırı hükmeden — cehennemde» (Ebû Dâvûd, Tirmizî). Yâni — hâkimlik büyük bir mesûliyettir. Hâkim her karar ile — kendisinin ahretini de belirler. Bir haksız karar — cehenneme götürebilir. Bu yüzden mü’min hâkim — ölçülü, dikkatli, takvâ ile karar vermeli.
Adâlet ve Şahitlik
«Yâ eyyühe’llezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şühedâ’e bi’lkıst velâ yecrimenneküm şene’ânü kavmin alâ ellâ ta’dilû — i’dilû huve akrabu li’ttakvâ» — Ey îmân edenler! Allâh için adâleti ayakta tutan, adâletle şâhidlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sizi adâletten uzaklaştırmasın. Adâletli olun; bu, takvâya daha yakındır (Mâide 8). Bu âyet — düşmana karşı bile adâleti emrediyor. Sevdiğin için lehte, sevmediğin için aleyhte şâhidlik etme — adâlet için şâhidlik et.
Şehâdetin Ağırlığı
Yalan şâhidlik — büyük günahlardandır. Hadîs: «Büyük günâhları size haber vereyim mi? Allâh’a şirk koşmak, anababaya itaatsizlik, yalan şâhidlik» (Buhârî). Yalan şâhidlik — masûm kişiyi mağdûr eder; adâleti yıkar. Bu yüzden — şâhidlik ağır bir sorumluluktur. Eğer şâhitsen — sâdece bildiğini söyle; yalan eklemeden, hak gizlemeden. Şâhidin ahretteki cezâsı — yalan söylediyse — çok ağırdır.
Mağdûrun Tesellisi
Dünyâda haksızlığa uğramış mü’min — ümitsiz olmamalı. Bilmelidir ki: 1) Allâh her şeyi biliyor. 2) Ahrette tam adâlet verilecek. 3) Mağdûriyetin de bir ecri var — sabredersen, sevap kazanırsın. 4) Zâlim — er ya da geç hesap verecek. Bu inançla mağdûr mü’min — kalbini huzûra tutar. İntikam peşinde koşmaz; Allâh’a havâle eder. «Hasbünallâh ve ni’me’lvekîl» — Allâh bize yeter; O ne güzel vekîldir (Âli İmrân 173).
Hukukun Sınırı Dîne Açılır
Modern dünyâda hukuk — laik bir alan; dîn ile bağı zayıflatılmış. Ama tarihte hukukun temeli — dînî vahyidi. Yahûdîlikte Tevrât hukuku, Hristiyanlıkta Kilise hukuku, İslâm’da fıkıh. Sahih hukuk — vahye dayanmalı. Dîni dışlayan hukuk — sürekli kriz içinde. Çünkü insânın iyikötü ölçüsü — kendi yapımı; sürekli değişen. Vahyi dayanan hukuk — sâbit ölçülere sahip. Modern krizlerin sebebi — bu vahyi dışlamaktır.
Niyâz — Adâletin Sahibi
Niyâz: «Yâ Rab, dünyevî hukukun sınırlarını bilen; mutlak adâletin sâdece Sen’de olduğunu bilen bir mü’min eyle. Aynı dosyada farklı kararlar verilebileceğini bilen; bu yüzden dünyevî kararlara fazla bel bağlamayan bir kul eyle. Mâide 8’in emri ile — Allâh için adâleti ayakta tutan; düşmana bile âdil bir şâhid eyle. Yalan şâhidlikten beni koru — büyük günahlardan olduğunu hatırla. Eğer haksızlığa uğradıysam — Hasbünallâh diyerek Sana havâle etmeyi nasîb et. Eğer karar verme konumundaysam — hâkim hadîsindeki cennetlik üçüncüyü olmak için takvâ ver. Dünyevî hukuk sahasında — vahyi dayanan ölçüler benimseyen bir mü’min olarak yaşat. Ahretteki tam adâleti unutmayan bir kalp ver.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Adâlet, Şehâdet, Hukuk. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.