Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Aşıklık kokusunu aldıysan sana ne elbise biçtiyse gönül razılığıyla giyersin 22

Senin burnun aşıklık kokusu almadıysa burnuna bak kimseye kabad bulunma. Sen aşıklık kokusunu almadıysan bahanen çok olur aşıklık kokusunu aldıysan hiçbir bahanen kalmaz oturursun ve sana ne elbise pi...


Âşıklık Kokusunu Aldıysan — Sana Ne Elbise Biçtiyse Gönül Râzılığıyla Giyersin

Âşıklığın kokusu bir kimsenin burnuna ulaşmışsa, artık hiçbir bahânesi kalmaz; oturur ve sana ne elbise biçildiyse gönül râzılığıyla giyer. Rengine îtirâz etmez; modeline îtirâz etmez. Tıpkı çok sevilen birinden gelen hediyeye îtirâz edilmediği gibi, Allâh’tan gelen takdîre de îtirâz edilmez. Âşıklığın alâmeti, kaderine îtirâzsızlıktır.

Âşıklığın Kokusunu Almak — Bir Lutuf

Âşıklığın kokusunu almak Allâh’tan bir lutuftur. Herkesin burnuna bu koku ulaşmaz. Bâzıları yıllarca dîni yaşar, ama âşıklığın kokusunu hiç koklamaz; sıradan bir mü’min olarak kalır. Bâzıları ise gence kadar gelmeden bu kokuyu alır. Bu, Allâh’ın bir seçimidir; nefsî çabaya bağlı değildir. Ama nefsî çaba bu kokuyu almaya hazırlık yapar. Zikir, sohbet, hizmet — hepsi bu hazırlığın araçlarıdır.

Elbiseden Kasıt — Kader

«Sana ne elbise biçildi» derken kasıt kadere. Allâh her kuluna bir kader biçmiştir; bu kader bir elbisedir. Sen onu giyer yaşarsın. Bu elbise zengin olabilir, fakîr olabilir; sıhhatli olabilir, hasta olabilir; ünlü olabilir, anonim olabilir. Bütün bunlar Allâh’ın takdîridir. Âşık olan, bu elbiseye îtirâz etmez. Çünkü Allâh’ın seçtiği elbise, kendi seçeceğinden daha hayırlıdır.

Gönül Râzılığı — Aşkın Pratik Tezâhürü

Gönül râzılığı, aşkın pratik tezâhürüdür. Sevdiğin birinden gelen her şey hoştur; sevmediğin birinden gelen her şey nâhoştur. Allâh’ı seven, O’ndan gelen her şeye râzıdır. Bu rızâ, dilden değil gönülden olmalı. Dilde rızâ söyleyen, gönülden hâlâ îtirâz ediyor olabilir. Gönülden rızâ ise, gerçek bir teslimiyet hâlidir. Bu hâle ulaşan kişi gerçek âşıktır.

Rıza-i İlâhî — Velînin Hedefi

Velînin hedefi rızâ-i ilâhîdir; yâ’nî Allâh’ın rızâsını kazanmak. Bu rızâya ulaşmanın yolu, kulun da Allâh’ın takdîrine râzı olmasıdır. Karşılıklı bir rızâdır bu: Allâh kuldan râzı; kul Allâh’tan râzı. Tevbe Sûresi 100. âyette buyurulmuştur: «Allâh onlardan râzı oldu, onlar da Allâh’tan râzı oldular.» Bu karşılıklı rızâ, mü’minin hedeflediği en yüksek mertebedir. Sıradan mü’min Cennet’i hedefler; âşık ise Allâh’ın rızâsını hedefler.

Kaderin Renk ve Modeli — Allâh’a Âit

Kaderin rengi ve modeli Allâh’a âittir. Renk — sıhhat, mal, makâm gibi dış unsurlar. Model — hayât biçimi, karşılaştığın insânlar, geçirdiğin tecrübeler. Bütün bunları Allâh seçer. Âşık olan, bunlara îtirâz etmez. «Allâh böyle seçtiyse, en hayırlı olan budur» der. Bu, aşkın hikmetidir. Aşksız insân kaderine sürekli şikâyet eder; âşık olan ise her durumdan râzıdır.

Hakîkat — Rızânın Temeli

Rızânın temeli hakîkat bilgisidir. Kim Allâh’ın hikmetini gerçek mânâda bilirse, O’nun her takdîrine râzı olur. Çünkü hikmet sâhibi bilir ki Allâh kullarına en hayırlı olanı verir. Bilmediği için râzı olmayan, hakîkat bilgisinden mahrûmdur. Tasavvuf yolu, mürîdi bu hakîkat bilgisine götürür; ve böylece gönül râzılığını sağlar. Allâh muhâfaza eylesin; bizi her hâlimizde râzı olan âşıklardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Rızâ, Hakîkat, Kader. → Tasavvuf Sözlüğü