Allah’ı zikretmeyen heva hevesine uyuyor, yavaş konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.
Zikrullah noktasında devamlı ayet-i kerimelerde hep teşvik vardır. Hep teşvik vardır. Hep Cenâb-ı Hak birçok ayet-i kerimede zikirden bahseder. Zikir dairesi diyorum ya geniştir. Orucu da namazı da abdesti de hayır eee işlemeyi, hakkı eee tebliğ etmeyi, sabretmeyi bütün ibadetlerin hepsini de içine alır zeker. Ama bunların içerisinde en faziletli olan, en büyük olan oturup da bir kimsenin işte la ilahe illallah demesi, Allah demesi, Allah’ın 99 isimlerinden herhangi bir ismiyle Allah’ı çokça zikretmesi. Bunun en faziletli noktası bu. O yüzden o kimse eğer normalde böyle Allah’ı zikretmezse o zaman o kimsenin üzerinde bir noksanlık, bir hata, onun üzerinde bir yanlışlık olmuş oluyor. Ve bir kimse tırnak içerisinde Allah’ı zikretmezse o heva ve hevesine uyuyor. ve hevesine uyunca onda hatalar zincirlemesi, yanlışlıklar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse günahlar zincirlemesi, Allah’ı zikretmezse yavaş Kur’an ve sünnetten uzaklaşması söz konusu oluyor.
Şimdi insan belki de bunu ilk atapta fark etmiyor ama yıllar içerisinde baktığınız zaman o kimsenin üzerindeki nur kayboluyor. Allah’ı zikretmenin insan üzerindeki tecelliyatı vardır. O tecelliyat nedir? O kimse mesela olduğundan genç görünür, olduğundan yakışıklı görünür, olduğundan güzel görünür. Olduğundan iyi görünür. Cenâb-ı Hak ona öyle bir manevi elbise giydirir. O manevi elbiseyle o çok farklı bir noktada durur. Olduğundan fazla görünür. Ama sırf Allah’ı Allah olduğu için zikrederse, sırf zikrullah cemaatına Allah rızası için gelir. Orada cemaatin içerisinde Allah için durursa hiçbir menfaat gözetmeksizin, hiçbir art düşüncesi olmaksızın, hiçbir hesabı kitabı olmaksızın o kimse Allah’ı zikrederse, o kimse o zikrullah cemaatında durursa ve o kimse bir mürşid-i kamile intisaplı ise o kimsenin çizgisi düzelir ve o çizgide yürür.
Maddi manevi Cenabı Hak onun üzerinde bir nur, maddi manevi onun üzerine bir elbise giydirir. O çünkü normalde öyle bir hale gelir ki her mümin onu sever. Müminler onu sever. O da müminleri sever. Onun üzerine Cenâb-ı Hak öyle bir elbise giydirir. Bu manevi bir elbisedir. Bu üzerine manevi bir normalde tecelliyattır. Hani kul Allah’ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevince Cebrail’i nida eder. Ey Cebrail nida et gökna. Ben filancayı sevdim. Onlar da sevsin. Cebrail Aleyhisselam gök halkına nida eder. Ey gök halkı. Allah filancayı sevdi. Siz de sevin. Melekler burada gök halkından meleklere geçti. Çünkü gök halkı deyince içinde cinni taifesi var. İçinde melekler var. içinde normalde farklı varlıklar var. Bu dini taifesinin haricinde, meleklerin haricinde farklı taifeler var.
Mesela yecüc mecüc var. Örnekliyorum bunu. Mesela başka varlıklar var. böyle isimlendirilmemiş, manen görülen, manen görülen ama velakin zahiri olarak tecelli etmeyen, değişik gezegenlerde, değişik perdelerde yaşayan varlıklar var. Oradan eee melekler Cebrail Aleyhisselam’ın nid gök halkına, bütün hepsine melekler mümin kulların kalbine ilham eder. Biz onu çevirirken ilham eder diyoruz da oradaki hadis-i şerifin metninde vahyeder diyor. Mümin kulların kalbine vahyeder. Allah filancayı sevdi. Siz de sevin der. Ve Allah’ı zikredeni sadece zikredenler sever. Çünkü Allah’ı zikreden fi sebilillah Allah’ı Allah için zikrettiğinden onu ancak zikredenler sever. Onu ancak müminler sever. Onu ancak piriler, evliyalar, veliler, peygamberler sever. Onu ancak melekler sever. Onu ancak cinni taifesinin zikredenleri vardır. Cinni taifesinin zikredenleri sever. O yüzden o kimse Allah’ı zikrederse Allah da onu zikreder.
Allah’ın onu zikretmesi demek bunu bizim gücümüzün yetmez. Aklımız yetmez. Kalbimiz yetmez. Hani müfessirler demişler ki Allah’ın onu affetmesidir. Allah’ın ona işte rahmet etmesidir. Katından onu sevmesidir gibi birçok şeyler söylemişler. Başka bir ayet-i kerimede Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin salatu selam getirilmesi ile alakalı Allah ve melekler Resulullah’a salat ederler. Siz de salat edin deyince evet biz de salat edin. Biz ne yaparız? Biz ona salavat-ı şerifi okuruz. Siz de salat edin deyince aslında salat sadece o ona salavat-ı şerife getirmek değildir. Hazreti Peygambere salat etmek. onu salat etmek, onun hadis-i şeriflerini, onun sünnet-i seniyesini canlı tutmak, onun sünnet-i seniyesini yaşama ve yaşatma mücadelesi vermek, aynı zamanda da Allah salli ala seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellim demek.
Bu salavat-ı şerife de var. Eyvallah. Ama salat kelimesi çok geniş bir daire. E şimdi bu veçeden baktığımızda Allah ve melekler ona salat ederler. O zaman Allah’ın salat etmesini nereye koyacağız? Bizim salat etmemiz ne? İşte Hazreti Muhammed Mustafa’yı sevmemiz. Onun eee sünnet seniyesini ayakta tutmaya çalışmamız. Onun hadis-i şeriflerini ayakta tutmaya çalışmamız. Kur’an’ı bizim onun hadisleriyle anlamaya çalışmamız, İslam’ı Kur’an sünnetesinde yaşamaya çalışmamız bizim için salat bu. Peki onun normalde görünmeyen tarafı var. Görünmeyen tarafı ne? Allah peygamberine nasıl salat eder? Allah’ın salatı nedir? Şimdi gideceksin birisinin önüne bunu koyacaksın. Diyeceksin ki, “Evet, ey iman edenler, Allah ve melekleri peygamberine salat eder. Eyvallah. Sizler de salat edin. Eyvallah. Peki Allah’ın salat etmesi nedir? Allah peygamberini nasıl salat eder? Öyle ya açıklanmayan yerler bunlar.
Allah’ın kulunu nasıl salat etmesi? Yani bizim salat etmemiz nedir? İşte hani geçen haftadan da vardı salat kelimesi. Geçen haftadan da salat kelimesini açıklarken dedik ki bu sadece namaz manasında değil. Bu mana geniş. Çünkü geçen haftaki ders Mekki bir ayetti. Mekki bir ayette Mekke’de daha namaz farz değil. O zaman orada salat etmek farklı bir veçeye giriyor. Meseleyi toparlayayım ben. Bizim için söz konusu olan ne? Allah’ı zikir. O zaman biz Allah’ı zikrettiğimizde Allah da bizi zikredecek. Allah’ın bizi zikretmesinin ne manaya geldiğini anlamamız mümkün değil. Ona bir mana versek geçici. Ben diyeceğim ki hayır eksik oldu. Sen bir daha bir şey söyleyeceksin. Ben diyeceğim ki eksik oldu. Hani diyeceksin ki bana affetmesi eksik diyeceğim. Yani sen Allah’ın kulunu zikretmesini affetmek olarak koyarsan bu sadece bir veçeye bağlamış olursun.
Allah’ın bir fiiliyatı bir veçeye bağlanmaz. O zaman çok geniş bir daire.
İlgili Sohbetler
- İZMİR Bayındır Kutlu Doğum – Efeler Şehit oluyor. – 28 Nisan 2013
- İzmir / Bayındır Kutlu Doğum Programı – 29 Nisan 2012
- İZMİT Kutlu Doğum Sohbeti – 26 Nisan 2013
Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi
Allah’ı zikretmeyen heva hevesine uyuyor, yavaş hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.