Allah kullarının rızkını kendi üzerine vacip konusu, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinde ele alınan önemli bir tasavvuf meselesidir.
Mümin suresi ayet 13. Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren odur. Allah’a yönelenden başkası zikretmez. Evet. Yine köken olarak bir zikir geçen ama onu mealcilerin farklı bir şekilde meallendirdiği veya tefsircilerin farklı bir şekilde tefsir ettiği ayetlerden birisi. Tabii ayetin başlangıcında size ayetlerini gösteren yani Cenabı Hak o zaman ayetleri insanlara gösteriyor ve normalde delillendiriyor. Allah kendi varlığı ile alakalı bütün insanlara delillerini apaçık sunuyor. O yüzden eski tefsirciler, selef alimleri, seleften sonrakiler bunların hepsi de Allah’ın varlığıyla alakalı herhangi bir konuya girmemişler. Çünkü hani bir kimse Allah’ın varlığıyla alakalı inkar ediyorsa, bu konuda varlığını kabul etmiyorsa onların akıllı olmadıklarına hükmetmişler. Yani o kimsede az bir şey akıl olmuş olsa, az bir şey idrak olmuş olsa Allah’ın varlığı ile alakalı şüpheye düşmez.
Allah’ın varlığını kabul eder. Bu hükme varmışlar. Ve Cenabı Hak da bütün insanlara, sadece inananlara değil, bütün insanlara ayetlerini gösteriyor. Ayetlerini açıklıyor. Ve yine Fusulet ayet 53’te bunu böyle ilk eee dervişliğimin başlangıcında melami meşrepli olan Bayındır’daki melamiler bu ayet-i kerimeyi çok söylerler, konuşurlardı. Ehli sufi bu ayet-i kerimenin üzerinde çok konuşur. Fusulet ayet 53. Kur’an’ın hak olduğu onlar için apaçık ortaya çıkıncaya kadar biz onlara delillerimizi hem dış alemde hem de kendi iç alemlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi? Şimdi Cenabı Hak o zaman hem dış alem dediğimiz varlık aleminde hem de bizim kendi iç alemimizde Cenâb-ı Hak kendi ayetlerini gösteriyor. Yani hem zahirde hem batında Cenâb-ı Hak kendi ayetlerini, delillerini insanlara gösteriyor. Dışarıdaki delili anladık.
Gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, elimizin tuttuğu, dilimizin tattığı, burnumuzun kokladığı varlıkla alakalı bu. Ama hani eski dilde enfüste ve afakta Cenâb-ı Hak kendisini gösteriyor enfüste ve afatta. Biz onlara delillerimizi hem dış alemde hem de iç alemde onlara göstereceğiz. Yani hem içimizde hem de dışımızda. Bir de burada normalde insanları ayırt etmiyor. Mümindi, münafıktı, kafirdi, mürtetti, Hristiyandı, Yahudiydi. Ayırt etmiyor insanlara diyor. Ve Cenabı Hak hem iç alemde, enfüste ve afakta kendi varlığının delillerini insanlara gösteriyor. Böyle olunca bir kimsenin Allah’ın varlığını inkar etmesi mümkün değil. O zaman hem dış alemde hem de iç alemde Cenâb-ı Hak kendi varlığıyla alakalı delilleri sunuyor. İkinci ayeti kerime gökten rızık indiren odur. Yani normalde gökten yağmur yağdıran, kar yağdıran, dolu yağdıran, güneşle ısıtan, güneşten hani belli bir eee enerjinin gelmesi, toprağın böyle bitkileri bitirmesi.
Eski tefsirciler bunu böyle tefsir etmişler. Ve yine eee Nahl suresi 65’te gökten su indirip onunla öldükten sonra yeryüzünde hayat veren Allah’tır. Şüphesiz ki bunda işiten bir millet için büyük ibret vardır. O zaman normalde bütün eee Zariye suresinde de rızıklar semadadır der. O zaman zahir olarak bize rızkı indiren de Allah. Ama bir de işin batini tarafı var. Rızık sadece zahir değil. Çünkü yani bir kimsenin hidayete ulaşması da rızıktır. Bir kimsenin Allah’a yaklaşması da manevi rızıktır. O yüzden senin kalbine gelen ilham da manevi rızıktır. Senin kalbine gelen hikmet manevi rızıktır. Sana hidayetin inmesi manevi rızıktır. Senin normalde seher vakti Allah’ı zikrederken, tevhit çekerken senin kalbine inan veyahut da zikrullah yaparken senin gözünün önüne serilen manevi haller veyahut halaka-i zikrullah’ta yaşadığı manevi haller de manevi rızıktır.
Bunların hepsini normalde biz evet manevi hal, rüya filan bunlarla tarif ederiz ama bunların hepsi de nedir? manevi rızıktır ve bu Cenabı Hak’tan sana gelir. Hadis-i şerifte de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, “Kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir.” der. İmam-ı Hanbel’den bu hadis-i şerif. Yani kim bildiğiyle amel ederse Allah ona bilmediğini öğretir. Bu da manevi rızıktır. Yani sen Allah’a yaslanır, Allah’a dayanır, onunla olan irtibatını kuvvetlendirirsen sen normalde bildiklerinle de amel edersen Allah bilmediğini sana öğretir. Allah senin gözünün önüne bilmediğini getirir. Allah senin kulağına bilmediğini üfler. kulağına üfler senin. O yüzden sen bildiklerinle amel edersen bilmediklerini Cenabı Hak sana öğretecek. Ayet-i kerimede kim Allah’tan hakkıyla korkarsa Allah ona bilmediklerini öğretir der. O zaman o kimse Allah’tan hakkıyla korkmak haramlara düşmemektir.
O zaman ne yapacak? Cenabı Hak ona bilmediklerini öğretecek. Hud suresi. Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. Ve yeryüzünde gördüğünüz maddi manevi canlıların hepsinin de rızkı Allah’a aittir. Bu noktada Cenabı Hak rızkı kendi üzerine vacip kılmıştır. Hem manevi rızkı vacip kılmıştır. Hem de maddi rızkı kendi üzerine Cenabı Hak vacip kılmıştır. O zaman manevi rızık olarak kim bana bir adım yaklaşırsa Allah ona 10 adım yaklaşır. Kim 10 adım yaklaşırsa Allah ona 100 adım yaklaşır. Kim ona 100 adım yaklaşırsa 100 adım yaklaşırsa Allah ona koşarak gelir. O zaman bu bir maddi manevi rızıkla alakalıdır. Bir kimsenin Allah’a yaklaşması onun maddi manevi rızkına kefildir. E şimdi normalde Allah’ım muhafaza eylesin bir kimse Allah’ın zikrini terk ederse Allah diyor ona bir geçim darlığı verir.
O zaman bir kimse zikretmezse, zikirden uzak durursa maddi manevi ona Cenabı Hak bir geçim darlığı verir. Onu rızıkla alakalı demiyor. Bakın geçim darlığı verir. O zaman o kimse Allah’tan uzaklaştıkça da bir geçim darlığı verecek. Allah’a yönelenden başkası da Allah’ı burada Allah’a yönelmesidir. O yüzden normalde Cenâb-ı Hak varlığıyla birliğiyle alakalı delillerini gösterdi. Cenâb-ı Hak hem içsel alemde hem dışsal alemde ayet-i kerimeleri ve kendi bilinmekini insanların önüne attı ve aynı zamanda da insanların bütün rızıkla alakalı şüphelerini, rızıkla alakalı endişelerini Cenâb-ı Hak kendi üzerine aldı. Şimdi bir ayetlerini maddi manevi size açıkladı ve delillendirdi kendisinin var olduğunu. İki, insanların en fazla burada şüpheye düştüğü, ayağının kaydığı yer rızıkla alakalı. Ve Cenâb-ı Hak dedi ki, “Bana ait rızkınız.” Rızkınız da bana ait.
Ayetin 3. maddesine Allah’a yönelenlerden başka bir kimse Allah’ı zikretmez. O zaman normalde burada kula düşecek olan şey Allah’ı zikretmesi, Allah’ı tanıması, Allah’ı bilmesi, bu yolda yürümesi o kimsenin. Çünkü normalde Cenabı Hak kendi üzerinde ayetlerini sergiledi içsel ve dışsal ve rızkı kendi üzerine aldı. Senin yapacak olduğun şey Allah’ı zikretmek. Yeah.
İlgili Sohbetler
- İZMİT Kutlu Doğum Sohbeti – 26 Nisan 2013
- Gelibolu Mevlevihanesi Kutlu Doğum Sema – 20 Nisan 2014
- İZMİT Kutlu Doğum Sema – 26 Nisan 2013
Daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi
Allah kullarının rızkını kendi üzerine vacip hakkında bu değerli sohbeti dinlemenizi tavsiye ederiz.