Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir konusunda Mustafa Özbağ Efendi sohbeti. Bu yazıda Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir hakkında tasavvuf perspektifinden önemli bilgiler ve değerlendirmeler bulacaksınız.
Allah aklına geldiyse o. Allah’tan geldi sana. Kendi kendine nefsine uyma. Kendi kendine bir fasulye gibi nimetten sayma. Sakın haı zikrediyorsan. Allah’a hamdet. Biz zikrullah halakasına oturduysan. Allah’a hamdet. O yüzden derim sakın ha zikrullah halakasına gelen bir kimseye ters bakma, yan bakma. Sakın ona herhangi bir söyleme. Onu üzme. Onu kırma. O oradan giderse vallahi de. Allah senden hesap sorar. Sebep ona çünkü orayı oturtturan. Allah’tı. Sen ne yaptın? Onu oradan gönderdin. Nefsine uydun. Kibirlilik yaptın. Kendini bir zannettin. Veyahut da nereye gidiyorsun sen? E işte biz dergaha gidiyoruz. Kime gidiyorsunuz? İşte. Mustafa. Efendinin oraya. Ona mı ders ondan mı ders aldınız? Aman bırakın gitti. Adam bıraktı gitti. Ne yaptın? Adamı şeytanın ağzına bıraktın. Ne yaptın? Şeytana gitti adam.
Bana da aynı şeyi yaptılar. Nereden ders aldın? Abdullah. Efendi’den. Ha ondan mı aldın ya? Tüh ha. Tüh. Adama kafa vuramadım diye ciğerim yandı. Sonra bıraktı gitti. Adam ne yaptı? Nereye gitti? Ha bir veliyi bıraktın da zamanın kutbunu mu buldun? Sen zamanın kutbunu bıraktın gittin. Nereye gideceksin sen? Sen güneşi terk etmişsin. Nereye gideceksin? Ama o yol kesici şeytanlaşmış insanlar insanların yollarını keserler. Oysa verici olan. Allah’tır. Mürşit. Allah’tır. Allah. Cenâb-ı. Hak ilmini aktarır. Gerçek mürşit odur. Mürşit denilince. Allah akla gelir. Allah hakla gelir. Gerçek manada mürşit odur. Gerçek manada veli. Allah’tır. Cenab-ı. Hakk’ın bu veli ismi şerifi kullarının üzerinde tecelli eder. Mürşit ismi sıfatı kullarının üzerinde tecelli eder. Sen onun arkasındaki gücü gör. Sen bir kimse çok.
Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir Hakkında
akıllı. Onun arkasındaki asıl akıl sahibini gör. O kimse var ya keramet sahibi. Asıl onun arkasındaki. Allah’ı gör. Gücü gör. O yüzden ona hesapsız ilim veren, ona fıkıh ilmi, tefsir ilmi, hadis ilmi hesapsız. Ona ayetlerin özü hesapsız. Ayetlerin sırrı, ilmini veren. Allah. Bu da manevi rızık. E Cenâb-ı. Hak ayet-i kerimede. Allah dilediğine hesapsız rızık verir der. Şimdi hangi ayet? Hatırımda değil. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Dilediğine bakın dikkat edin. Dilediğine. Sen oturursun. Abdullah. Efendi. Ümmi dersin. Sordun da bir yerden sana bilmiyor mu dedi. 18 yıl beraber dolaştık. 18 yıl. Birisi sordu da ona bilmiyor mu dedi. Ümmü hem bir de öyle derdi. Ümm iyi. Ne sordun da cevabını almadın? Onlarda manevi ilim var. Onlarda ilmiledin var.
Sen beğenmedin. Abdullah. Efendiyi. Cenâb-ı. Hak dilediğine hesapsız rızık verir. Öyle de dedi. Allah rahmet eylesin. Ali abi. Mustafa. Efendi ben kendime bekliyordum şehli dedi ama dedi. Abdullah. Efendi’ye verdi. Cenâb-ı. Hak dedi ona verdi dedi. O da rüyasında görüyor. Bak kendine şeyhlik bekliyor. Bana çok açık konuşurdu. Ben kendime bekliyordum dedi ama rüyamda dedi dediler ki dedi. Hz. Mevlânâ’ya git. Ben oraya gittim dedi. Hz. Mevlânâ bana dedi ki dedi yarın açıklanacak görevi. Git ilk dervişi sen ol dedi bana. Ben dedi hiç kimseye paylaşmadım bunları dedi. Gittim dedi. Nevşehir’e dedi. O gün açıkladı. Ben de dedim ki dedi, ben böyle manevi rüya gördüm. Böyle manevi bir işaret aldım. Müsaade ederseniz ben sizin ilk dervişiniz olmak istiyorum dedim. Dedi.
İlk derviş oluyor. Efendim. E şimdi. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Sen rızkı sen zannedersin ki yediğini içtin değil. O hesapsız rızık manevidir. Sen yediğin ne yiyeceksin ki? Sana hesapsız ekmek verse olacak. Günlük yiyeceğin bir ekmek. Sana hesapsız et verse ne olacak ki? Günlük yiyeceksin 2 kilo et. Sana hesapsız rızık verse ne olacak ki? Günlük yiyeceksin 1 kilo yağ, 2 kilo et, bir tane ekmek. Bu değil ayet-i kerimenin aslı. Ayet-ti kerimenin özü şu: Hesapsız rızık verir dilediğine. Bu rızık manevidir. Dilediğini peygamber yapar. Ümmüden peygamber yapar. Bütün insanlığa rahmet yapar. Onu ümmüden peygamber yapar. Ben seni insanlara ve cinilere peygamber olarak gönderdim.” der. Ümmüden yapar onu. Felsefeciden değil, matematikçiden değil, mühendisten değil, çok zenginden değil, çok zenginden.
Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir Sohbeti
değil, validen değil, devlet başkanından değil. Enteresan bir şeydir. Devlet başkanından. Kimyacı, fizikçi, astronomici değildir. Felsefeci değildir. Dinler tarihçisi değildir. Ya ümmidir. Ümmü. Cenâb-ı. Hak ona peygamberlik verir. Bir de kitap verir. Bir de hikmet verir. Bir de ona mucizeler verir. Ve hiçbir peygamberin ulaşamadığı yere ulaşır. İki yay mesafesi kadar. Allah’a yaklaşır. Akıl almaz, kalp almaz, ruh almaz, hiçbir almaz. Burayı almadığı için. Cebrail o diyor. Ahmak değildi. Cebrail değildi o. Sen ahmaklık yapma. O peygamberdi ve. Allah onu kendisine yaklaştırdı. Çünkü o dilediğine hesapsız rızık verir. Peygamberine de hesapsız verdi. Hala da veriyor. Hala da veriyor. Hala da veriyor. Hala daha o iki yay mesafesinde duruyor. Bir veçesi iki yay mesafesinde. Orada zaten oradaydı. Zaten orada olduğunu kendisi.
de biliyordu ve orayı yaşadı. Tekrar vücut olarak yaşadı. Oradaydı ve hala daha bir veçesi orada. Öbür veçesi de insanlığa ve ümmete yönelik. Allah dilediğine sayısız sonsuz rızık verir. Dilediğine. Sen çalışırsın, çabalarsın o sana ait. Sen koşturursun o sana ait. Koşturman dahi onun lütfudur. Çalışman dahi onun lütfudur. Senin yürümen dahi onun lütfudur. Senin. Allah yolunda koşman dahi onun lütfudur. Senin. Allah hatırına gelmen onun lütfudur. İnsanlara. Allah’ı tebliğ etmen onun lütfudur. İnsanlara. Allah’ı anlatman onun lütfudur. Allah yolunda bir nefes harcamak onun lütfudur. Allah dilediğine hesapsız rızık verir. Sen nankörlerden olma ama sana düşen de nankör olmak değil. Sana düşen de vefasız olmak değil. Sana düşen de hain olmak değil. Cenâb-ı. Hak sana bütün kapılarını açmışken, Cenâb-ı. Hak.
sana bütün yollarını açmışken sen nefsine uyup şeytana uyup şeytanlaşmış iki ayaklara uyup sen hainlerden, vefasızlardan olma. Sen rahmete, berekete, lütfa sırtını döndün. Sen kendin yaptın kendi kendine. Allah muhafaza eylesin.
İlgili Sohbetler
- Dünya üzerinde ne tecelli ederse etsin her tecelliyatın bir batını vardır
- Dünya üzerinde ne tecelli ederse etsin her tecelliyatın bir batını vardır
- Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için Tasavvuf – Vikipedi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir konulu bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha fazla Allah dilediğine rızkı hesapsız verendir, bu rızık manevidir sohbeti için sitemizi takip edebilirsiniz.