Allâh Bütün Îmân Edenlerin Velîsidir — Siz Sâlihlerle Beraber Olun
A’râf Sûresi 196. âyette buyurulur: «Muhakkak ki benim dostum, kitâbı indirmiş olan Allâh’tır; ve O sâlihleri dost edinir.» Burada mühim bir işâret vardır: Allâh sâlihleri kendine dost ediyor. Allâh bütün îmân edenlerin velîsidir; Bakara Sûresi 257’de buyurulmuştur: «Allâh, îmân edenlerin velîsidir.» Sen siz sâlihlerle berâber olun ki Allâh’ın dostluğuna nâil olasınız.
Allâh’ın Velîliği — Kuşatıcı Bir Dostluk
Allâh’ın velîliği, kuşatıcı bir dostluktur. Sıradan dostluklar geçici; Allâh’ın dostluğu kalıcıdır. Sıradan dostlar fâideli olduğunda dost; Allâh hep dost. Sıradan dostlar bâzen yardım eder; Allâh hep yardım eder. Bu yüzden Allâh’ı dost edinen, hiçbir şeyden korkmaz. Çünkü kâinâtın Sâhibi onun dostudur.
Sâlihlerin Dostluğu — Allâh’a Yakın Dostluk
Allâh, sâlihleri ayrıca dost edinir. Sâlihler kim? Allâh’a îmân eden, sâlih amel işleyen, takvâ üzere yaşayan kullardır. Allâh bu kulları «sâlihler» olarak tanır; ve özel bir dostlukla onları kuşatır. Sıradan mü’min Allâh’ın velîsidir; sâlih mü’min ise daha hâs bir velîdir. Velâyet derecelidir: Avâm velâyeti, havâs velâyeti, ehass-ı havâs velâyeti.
«Sâlihlerle Beraber Olun» — Tevbe Sûresi 119
Tevbe Sûresi 119. âyette buyurulmuştur: «Ey îmân edenler, Allâh’tan korkun ve sâdıklarla berâber olun.» Sâdıklar kim? Sözünde ve özünde doğru olan kullar. Onlar aynı zamânda sâlihlerdir. Bu emir gösteriyor ki, mü’min yalnız başına yetmez; sâlihlerin sohbetine devâm etmesi gerek. Çünkü sohbet bulaşıcıdır: Sâlihlerle oturan, sâlih olur; fâsıklarla oturan, fâsık olur.
Tarîkat — Sâlihlerle Beraber Olmanın Sistematik Şekli
Tarîkat, sâlihlerle berâber olmanın sistematik şeklidir. Bir mürşide bağlanırsın; o mürşid sâlihtir; ve onun etrafındaki mürîdler de sâlih olmaya çalışırlar. Bu topluluk içinde sen de sâlih olursun. Eğer tarîkat olmasaydı, modern insân sâlihlerle berâber olmanın yolunu bulmakta zorlanırdı. Çünkü dünyâ fâsıklarla dolu. Tarîkat, sâlihlerin korunduğu bir kale gibidir.
Velâyetin Şubeleri — Avâm, Havâs, Ehass
Velâyet üç tabakaya ayrılır: Avâm velâyeti — sıradan mü’minlerin velâyeti. Onlar Allâh’a îmân ederler; ama derinleşmemişlerdir. Havâs velâyeti — sâlih, takvâ ehli mü’minlerin velâyeti. Onlar amellerinde dikkatli, kalplerinde temizdir. Ehass-ı havâs velâyeti — peygamber vârislerinin velâyeti. Onlar dünyâda nâdir; ve dünyânın mânevî dengesini korurlar. Her mü’min en az avâm velâyetinde; sâlih olan havâsa yükselir; Allâh’ın seçtiği ise ehass-ı havâsa ulaşır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi bu velâyet zincirinde en yüksek mertebeye nâil eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Velâyet, Sâlih, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü