Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

545. Dergâh Sohbeti – Zikrullahın Adabı, İlahi Okuma Usulü ve Lâ İlâhe İllallah’ın Fazileti

Zikrullahsız meclisten dağılmanın kıyametteki pişmanlığı, ilahi okuma adabı, dergâhta sema-bendir-ney disiplini, hadis kitabı tavsiyeleri (Edebü'l-Müfred, Riyâzü's-Sâlihîn, Kudûrî), kendi kafasından vird oluşturmanın tehlikesi, zâkire itaat ve "Lâ ilâhe illallah" demenin fazileti.


1. Bölüm

Selamun aleyküm. Allâh gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Hayırınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. En son mecliste zikretmemenin sıkıntılarını okumuştuk. O yüzden onunla alakalı hatırlatma bağından bir tane hadîs okuyup bugün lâ ilâhe illâllah demenin faziletiyle alakalı derse geçeceğiz inşâAllah. Son dersten bir hatırlatma bağında bir hadîs okuyup geçelim inşâAllah. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin herhangi bir topluluk bir mecliste toplanır. Allâh’ı zikretmeden dağılırlarsa bu meclis kıyamet gününde kendileri için bir pişmanlık olur. Bu yurduunu rivayet etmişti. Abdullah bin Mugaffel radıyallâhu anh hazretleri. Demek ki bir mecliste toplanıldığında muhakkak ki orada Allâh zikredecek.

Eğer orada Allâh zikredilmezse o mecliste toplananların hepsi de orada zikrullah yapılmadığı için orada Allâh zikredilmediği için kıyamet gününde mahşerde bunun pişmanlığını duyacaklar. Hatta başka bir adı şerfte Allâh muhafaza eylesin. bu biraz ağır, merkebe benzediyor. O yüzden toplandığınızda, bir araya geldiğinizde, arkadaşlarınızla beraber evde bir kısap böyle üç beş arkadaş toplandığınız yemek yiyorsun, sohbet ediyorsun. Orada hemen varsa Zakir yoksa Çavuş o da yoksa oranın en eski ders alan kimsesi kısada olsa bir zikrullah yaptırıp yapıp Allâh’ın izniyle öyle dağılacaklar. Zikrullahsız dağılmak, zikrullahsız orada toplanıp orayı terk etmek yok. bununla alakalı arkadaşlar titiz davranacaklar.

Toplanın, orada bir darbi, cehri yaptıracağız diye uğraşmayın. Bir de böyle bir takıntı var. toplanmışsınız, üç dört kişi orada, üç dört kişi toplanınca böyle orada illaki darbi zikrullah yapacak. Böyle orada bir cihazı koparılacak diye bir kaydı yok. etrafın hassasiyetine dikkat etmek etraflı olan ilişkilere dikkat etmek onun sonra oradaki o kimsenin ev sahibinin durumunu konumunu ona göre bir kimse göz ardı etmeden bir iş yapmayacak. Ve bu bayanlarda da var erkeklerde de var. üç dört kişi orada illaki gudu vuracaklar, illaki orada sesleri çıkınca kadar ilahi okuyacaklar. Ya da beş altı kişiler, beş altı kişinin üç tanesi, dört tanesi ilahi okuyacağım diye uğraşıyor. Böyle değil. İlahi, ilahi, ilahinin zikrullahda söylenme adabı.

Bir, zikrullahda hatta vurulan esmaya uygun ritim. İki, ilahiler özlü sözlerdir. Aşıkların sözleri özlü sözlerdir. Orada ilahi anlaşılabilmeli dinleyenler tarafından. Zikrullahın başından sonuna kadar ilahi okunmaz. Ard ardına, ard ardına, ard ardına, kıtalar ardı ardına öyle ilahi okunmaz. Buradaki ilahiciler de bunu dinlesinler. Bizim dergamızda birinci derecede Yûnus ilahiler okunur. Biz birinci derecede Yûnus ilahiler okuruz. Birinci derecede. Yûnus’tan mümkün olduğunca Yûnus ilahiler. Mümkün olduğunca var. Bizde böyle dandını böyle ilahi de olmaz. İlahiler. Yûnus’tan zikrullahın adabına göre, zikrullah coşkulu gidiyor. O coşkulu giden zikrullaha ağır bir ilahi söylenmez. Zikrullahın zikrullahın coşkusunun üzerine su serpmek gibi.


2. Bölüm

Ateşin üstüne su atmak gibi. Ateşin üstüne su atılmaz. Kim ateşin üstüne su atarsa o yanar. Ateşin üstüne su atan yanar. Başı yanar o. O yüzden ben aklıma ne geldiyse o ilahi okuyacağım öyle bir şey yok. Ya ben şimdi bir naat okuyacağım öyle bir şey yok. Adamın başı yanar. O yüzden ilahicilerin başındaki kimse en problemlik yerdir. Bir kötü nazar bir ters nazar adamın dervişliğinden eder. Çünkü burada zikrullah yapanın gafleti belli olmaz. İlahi okuyanın gafleti belli olur. Ben ilahi okuyan kimsenin zikrullah yapmadığını ilahide görürüm. İlahiden görürüm. Derim ki zikrullah yapmış olsaydı bu zikrullahın temposuna bu ilahinin gitmeyeceğini bilirdi. Bunlar zikrullah yapmıyor derim içimden. Bizde ilahici ses sanatçısı değil sahne sanatçısı da değil.

Bizim asıl işimiz Allâh’ı zikretmek. Neymiş? Bendirmiş, ilahiymiş semaymış. Bizim ana hatımız değil. Tekrar altını çiziyorum. Neymiş? Bendirmiş, ilahiymiş, semaymış bizim hedefimiz değil. Ana hatımız değil. Bizim ana hatımız Allâh’ı zikretmek. Bizim ana hatımız Kur’ân ve Sünnet’e tabi olup Allâh’ı zikretmek, Allâh’ı sevmek. Herkes semazın olacak diye bir kaide yok. Herkes ilahici olacak diye bir kaide yok. Herkes bendirci olacak diye bir kaide yok. İlahi zikrullahın adabının erkanın içinde mi? Evet. Sema zikrullahın adaf ve erkanın içinde mi? Evet. Bendir vurmak zikrullahın adaf ve erkanın içinde mi? Evet. Ney üflemek zikrullahın adaf ve erkanın içinde mi? Evet. Dikkat edilsin yanına. Zikrullah başladığı sonuna kadar ilahicilere hiç durmuyor.

Böyle bir şey yok. İlahi dinlenebilmeli. Neden ilahi başladığında ben hafiye geçerim? İlahi dinlesinler. Oradaki özlü sözleri. Kur’ân’ın tefsiri hükmünde olan, hadîs-i şeriflerin tefsiri hükmünde olan o sözü işitsin. Sem’a denir eski dilde ilahi okumaya da. Demektir manası. O yüzden ilahi okuyanlar da zikrullahı takip edecekler. Zikrullahı bakacaklar ona uygun tempo belirleyecekler. Semaya bakacak semaya uygun tempo belirleyecek. Sema almış hızını gitmiş semayı yaptıran şey efendi semanın altını ateşi sürmüş, yakmış ateşi, körüklemiş. Semazenler fırıl fırıl gidiyor. Oradan alır bir ilahi. Yapma kardeş. Onu okuduyduk. Sen onu değiştiremiyorsan orada durma. Orada durma. Sen saplantı halinde biz yedi tane ilahi hazırladık yedi tane ilahi bunun haricinde bir şey okumayacağız bir şey yapmayacağız diyorsan orada durma.

Yok. Hiç söyleme o zaman. Es geç. Biz ilahisiz de sema ederiz. Biz ilahisiz de zikrullah yaparız. Biz neyzensiz de biz sema da ederiz zikrullah da yaparız. Bizde bir tane neyzen vardı. Kulakları çınlasın. Dalı baktık ileri geri yapıyor. Sites değiştiriyor. Cevher dedi göndereceğim. Bana sormana gerek yok dedim. Durma. Ben kendi nazımı çekemiyorum diyorum. O zannettik ki biz oğulsuz yapabileceğiz. Biz hiç haftalarca ney olmadan sema ettik biz yukarıda tek yada. Sıkıntı yok bizim için. Bir kimse neyin ihtiyacın var derse onun kölesi ol. Allâh’tan başka hiç kimseye köleliğe razı değiliz. Bir Allâh’a köle olur. Bir İslam’ın kölesiyiz. Dinimizin kölesiyiz. Kur’ân ve sünnetin kölesiyiz. Ne Ahmet’in, ne Mehmet’in, ne şeyhin, ne üstadın.


3. Bölüm

Hiç kimsenin kölesi değiliz. Hiç kimsenin. Hiç kimsenin kölesi değiliz. Hiç kimsenin marabası değiliz. Biz Allâh’ın kuluyuz. Yapacaksa kulluk ona kulluk yaparız. Ona kulluğumuz ona bizim. Biz bir iz süreceksek o izimiz bizim Muhammed Mustafa’nın izi. sallallâhu aleyhi ve sellem’in. Bizim yolumuz Muhammed Mustafa’nın yolu. sallallâhu aleyhi ve sellem’in. Hiç kimsenin değil. Muhammed Mustafa’nın bir yolu yok. Ahmet’in, Mehmet’in bir yolu yok. Hiç kimsenin yok. Yol Muhammed Mustafa’nın yolu. sallallâhu aleyhi ve sellem’in. Biz onun izini takip edeceğiz. Biz onun ayak izlerini takip edeceğiz. Biz onun sünnetine takip olacağız. O bizi Allâh’a ulaştıracak, eriştirecek. O yol başka bir şey değil. O yüzden ilahide de ne yapılacak?

Adabı uygun olacak ilahimin. Esmalara uygun olacak. E beş kişiyiz evde zikrullah yapıyoruz. Üçü ilahi söylüyor. Olmadı. On kişiyiz beşi ilahi söylüyor. Olmadı. Evlerdeki zikrullah olacaksa hem de zikir talimi olacak. Beşi birden ilahi söyleyecek. Zikrullahı bu herkes zikrullahdan yan çizecek. Bunların hepsinde yaşadık zamanında. Yeni kurulan yerlerde, yeni olan yerlerde böyle şey çok olur. Bayanlarda çok olur. Zikrullah’a nefsi yetmez, nefesi yetmez. Nefsi ve nefesi yetmez. Haydi ilahi atar kendini. Yok öyle şey. Beş kişisin. İlahi okunmasa dolu. Yapın beş dakika on dakika zikrullahınızı bırakın. Saatlerce gelmiş ev toplantısı, evde bir sohbet olmuş çay içilmiş, yemek ilmiş. Bir saat zikrullah.

Yok kardeş ya. Yapma. Sazı elini aldıysan yok. En eski derviş o ya cahirdatıyor. Zakirlik iştahının kabartıyor o kimse kendi kendine. Gizli zakirlik yapıyor. Bak ben nasıl uzun yaptırıyorum, ben ne güzel yaptırıyorum. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Gizli şeyhlik bak ben ne güzel yaptırıyorum. O bilmez. Şeyh Efendi senin haliyle ilgilenmemiş. Bunlar tecrübe duyduğum şeyleri söylüyorum size. Bunu Zakir’in birisi dervişe söylüyorum. Onu diyor ki Efendi babanın diyor müşkülatı fazla telaşı çok, zamanı yok seninle fazla ilgilenmemiş. Derviş de heva ve hevesten tatlım emeği bulur. Hemen yönünü ona döndürür. Bilmez ki ikisi de batar sonra. İkisi de batar sonra. Bir baktım o arkadaş onun peşinde dolaşıyor.

Zakir’in peşinden. Bana da böyle temanla edince elimi omuzuna koydum. Dedim senin şeyhin kim? Abdullah efendiydi. Onun etrafında böyle dolaşıyor musun dedim. Hiç görmedim dedim. Hayır dedim. Şeyhin etrafında dolaşmıyorsun da dedim. Zakir’in bu dedim filan caminin etrafında. Ne dolaşıyorsun sen böyle? Bıkkaldı. Dedim kendini yakmakla kalmazsın onu da yakarsın. Hem de yaktı. Tabii tatlı gelir bir kimsenin etrafında birilerinin dönmesi. Böyle kuzular olur ya aklı yerinde değildir. Anası diye başka koyunların etrafında döner. Emcem diye. Onu kendi annesi zanneder. Koyunun safı da onu emzirir. Sonra kendine gelince başlar ona tekme atmaya. Hem kendi anasından olur hem uykundan olur. Koyunun safıyla kuzunun şaşkınıdır o.


4. Bölüm

Allâh muhafaza eylesin. O yüzden gizli zakirlik yapmaya da kalkmasın kimse. Söylediler herkes zikrullah yaptırabilir dediler. E örnek atıyorum. Eksiyerin dersi ne gün? Salı gün. Arkadaş evine ders koymuş. Ne dersi? Bizim evde de ders var. Bunun orada ders yok mu? Ev var. E burada ders ne? E biz de burada toplanıyoruz. Haa. Böyle bir şey yok. Allâh muhafaza eylesin. Evet. Ders yapacağız. Ders yapacağız. Toplanmışız ama öyle zakirlik çavuşluk heva ve hevesiyle değil. Allâh muhafaza eylesin. Cümlemizi korusun inşâAllah. Lâ ilâhe illâllah sözünün anlamı ve fazileti. Bu okuduğumuz dersleri kameraya doğru göstereyim. Hadislerle İslam tergif ve terhib. Birkaç arkadaş sordu. O yüzden söyleyin. Bu zannediyorum altı cilt miydi?

Yedi cilt miydi? Neydi? Öyle olması lazım. Bu da bir şeyin Kütüb-i Sidd’e muhtasarı gibi. Bu da böyle Kütüb-i Sidd’de altı tane hadîs kitabının toplamı ya Rudani’de on dört tane hadîs kitabı var. Burada da böyle Kütüb-i Sidd’de Rudani böyle derlenmiş, toplanmış. Ondan sonra konularına göre ama güzel bir şey. Hadîs kitabı tavsiye ederim herkese. Yalnız bunun derliyecisi şafi fıkhındandır. Hanefiler okurlarken dikkat edecekler. Böyle şafi fıkhına uygun hadisler de var içinde çünkü. O yüzden yeni hadîs okuyacak olanlar Riyâ-i Sâlih’in okusunlar üç cilt. Diyanetin bastırdığı, ben böyle yıllardan deri elemin altında herkese de tavsiye ederim. Yeni hadîs okuyacak olanlar tekrar söylüyorum. Hiç o güne kadar hadislerimi okumamışlar.

Fıkır ilmi yok. İlmahal bilgisi yok. O Riyâ-i Sâlih’in okuyacak. Neden? Riyâ-i Sâlih’indeki hadisler hanefî fıkhına uygun olan hadisler. Onun kafasında ikilemi oluşmaz. Onun kafasına herhangi bir karışıklık uymuşmaz. Yeni hadîs okuyacak olanlar. İlk hadîs kitabı Muharrem’in Edeb-ül Müfredi. Önce ahlakımız düzgün olacak. Edebimiz düzgün olacak. Günah kebalilerden uzak olacağız. Tekrar söylüyorum. Yeni yolun başında hadîs okuyacak olanlar veyahut o güne kadar hadîs okumayanlar. Birinci okuyacak olduğunuz hadîs kitabı Edeb-ül Müfredi. Edeb ahlak hadisleri. Muhakkak herkesin evinin evinde bulunacak. Herkesin elinin altında olacak ahlak hadisleri. İkinci okunacak olan hadîs kitabı Riyâ-ı Salîn. Üç cilt.

Muhakkak hadîs okuyacak olanlar veyahut evinde bir hadîs kitabı olsun diyenler Riyâ-ı Salîn’i evlerine alacaklar. Eşlerine, çoluğuna, çocuğuna etrafına okusun diye muhakkak evlerinize Riyâ-ı Salîn alın. Evleriniz kitapsız olmasın. Siz de okumayan derviş olmayın. Okumayan sûfî olmayın. Muhakkak ki okuyun. Muhakkak. Muhakkak evinizde tek ciltlik kuduri olabilir. İslam ilmihali. Fıkıh olarak. Ömer Nasuh bilmenin İslam ilmali olabilir. Kuduri tek ciltlik İslam ilmali olabilir. Eğer biraz daha geniş istiyorum diyorsanız, dört ciltlik el hidaye. Dört ciltlik. Dört ciltlik el hidaye okuyabilirsiniz. Oradan buradan kitap edinmeyin. Ne idiği belirsiz, kimin yazdı, kimin derdi, kimin toparladı belli olmayan kitapları okumayın.


5. Bölüm

Ondan sonra adam kalkıyor, daişi haklı görüyor. Ondan sonra adam kalkıyor Muhammeden Resûlullâh diyen kimseyi küfürle hitap ediyor, onu haklı görüyor. Kökünün nerede olduğu belli değil. Hangi neye hizmet ettiği belli değil. İngiliz soytarısına mı hizmet ediyor? Amerikan soytarısına mı hizmet ediyor? İsrail soytarısına mı? Rusya soytarısına mı? Hangi emperyalist güce hizmet ettiği belli olmayan kimin yazdığı, kimin derdi, kimin toparladığı belli olmayan eserleri okuyorlar insanlar. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. O yüzden biz kardeşler Kur’ân ve sünnetten şaşmayacağız. Hanefiysek okuyacak olduğumuz kitap ne dört ciltlik el hidaye. Hanefiysek okuyacağımız kudri. Şafiysek yine bir şafi ilmali var şimdi ismi aklıma gelmeyecek.

Gidelim onu okuyalım. Hadi şerif okuyun. Meal okuyun, tefsir okuyun. Tefsir okuyacaksanız alın taberinin tefsirini okuyun. İlk tefsirlerden. Elmalıyı açın okuyun. Sıkıntı yok. Allâh’ım bizleri iyi eylesin. Âmîn. Ebu Hüreyre radallahu an hazretleri der ki, ya Resulallah kıyamet gününde senin şefaatinle insanların en mutlusu kimdir diye sordum. Resûlullâh salallahu aleyhi ve sellem hazretleri ey Ebu Hüreyre senin hadise olan düşkünlüğünü gördüğünden dolayı bu hadisi senden önce hiçbir kimsenin sormayacağını zannetmiştim. Kıyamet gününde benim şefaatimle insanların en mutlusu kalbinden iştenlikle lâ ilâhe illâllah. Allâh’tan başka ilah yoktur diyenlerdir. Demek ki Peygamber salallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatine nail olacak ve o şefaetten en mutlu olacak olan kimseler iştenlikle lâ ilâhe illâllah diyenler.

Zikrullahın başlangıcı lâ ilâhe illâllah’tır. O yüzden kardeşler günlük virtlerini çektikten sonra sayısız dert çekilirse veyahut da ders çekmek istiyorlarsa tevhid hatmini niyet edip lâ ilâhe illâllah’a devam edebilirler. Kendi kafanızda virt oluşturmayın. Kendi kendinize virt oluşturup o virti çekmeye çalışmayın. Kendi kendine virt oluşturan, kendi kendine virt çeken bir kimseden yol sorumlu değildir. Yarın öbür gün yok şöyle oldu, yok böyle oldu, hiç kimsenin bu noktada, hiç kimsenin sorumluluğu üzerimizde olmaz. Hiçbir sûfî, hiçbir ders alan kimse, bir üstada intisap ettiyse o üstad ne dersi verdiyse onu çeker. Onun dışında bir ders çekmez. Onun dışında kendi kendine bir virt edilmez. Onun dışında hiçbir çavuş, hiçbir zakir, hiçbir nakip, hiçbir baba ders vermez, değiştirmez.

Ancak bir üstad ona sen ders değiştirebilirsin, sen esma verebilirsin derse o zaman o kimse ders değiştirir, esma verebilir. O yüzden derviş kardeşler de buna dikkat edecekler. Kendi kafalarından kendi heva ve heveslerinden virt edilmeyecekler. Sen bir derse tabi olduysan, bir üstada tabi olduysan sana ne ders verdiyse onu çekeceksin. Dersi çekemiyor musun? Diyeceksin ki ben dersimi çekemiyorum. Lütfen benim dersimi alın. Bitti. Biz insan toplamaya çıkmadık. Adam avlamaya da çıkmadık. Tekrar söylüyorum bunu. Bir kimse intisap etti, ders aldı. Ders çekmiyor. Kardeş sen bir söz verdin. Vacip hükmünde senin ders almaz. Ders aldıktan sonra dersi çekmez, vacip hükmünde. Kendini bu sorumluluğun altında ezme.


6. Bölüm

Biz çok kalabalık olmakla iki tarafa hava atacak böyle bir derdimiz yok biz. Çok kalabalık olacağız da biz de aidat toplamıyoruz, para toplamıyoruz, pul toplamıyoruz, himmet toplamıyoruz, bir şey toplamıyoruz. Burası çok kalabalık olacakmış. Bizim şanımız şöhretimize atmaz. Ya çok az olacakmış. Bizim şanımız şöhretimiz eksilmez. Allâh’ın yanında neyse koyuz. Bizim derdimiz o. Insanlar alkışlasın insanlar şakşaklasın böyle bir derdimiz yok biz. Öyle bir şey olmuş olsak herkese göre bir din anlatırız. Anlattığımız din Kur’ân sünnet. Herkese göre değil. Bizim Allâh’tan başka hiç kimseden korkumuz, çekintimiz, sıkıntımız yok. Ben hep bunu tekrar ediyorum. Geriye miras olarak Kur’ân ve sünnete sımsıkı yapışmış imamların iştahadında duran ilk sufilerin yolunu miras bırakacağız bırakacaksak.

Biz size televizyon kanalı, radyo kanalı, Haç Ömre şirketi, marketler zinciri, turizm şirket zinciri, araba kiralama zinciri böyle şeyler bırakmayacağız. Yok sıralı ne dergahın dükkanlarımış, tekkenin dükkanlarımış, hizmetin dükkanlarıymış, evleriymiş böyle şeyler bırakmayacağız size. Böyle bir şeyimiz yok. Bu dergahın müntesipleri miras olarak Kur’ân ve sünnete bağlı imamların iştahadı dairesinde ilk sufilerin yolunda giden bir yol bırakacağız miras olarak. Başka bir derdimiz yok. Başka hiç derdimiz yok. O yüzden hiç kimsenin hevasını, hevesini, şeytanın dürtüklemesini kaldıracak noktada değiliz. Yok bu giderse ne yaparız? Yok bu gitmezse ne yaparız? Hiç böyle benim, hele benim hiç böyle bir derdim olmadı bugüne kadar.

Kimse kendi kendine havalanmasın, kanatlanmasın. Kanatlandıysa uçar zaten Allâh yolunu açık etsin. Kanatlanmadıysa kediye köpeğe yem olur. Kanatlandıysa demişizdir ki ya görememişiz kanatlanmış adam, kör gözlüyüz. O yüzden düzgün yol bırakacağız. Evet hiç kimse o yüzden kendi kafasından virt edilmesin. Dert almışız. Ben bunu da çekiyordum önceden. Çek kardeş o zaman ne amma ders aldın sen? Bize ne işin var ya? Bak işine. Ne dersi çekiyorsan çek hayatına devam et. Yoluna devam et sen. Sana zorla gel ders alan var mı? Al diyen var mı? Yok. Sonra sonra derviş ııı Çavuş kardeşler, Zakir kardeşler. İllaki birisine ders vereceğiz diye uğraşmayın. Rüyasında görsün, halinde görsün, gelsin gitsin, kalbi ısınsın, rüyasında görsün, alsın dersini.

Biz ders vermeyeceğiz diye bir derdimiz yok bize. Ama yol geçen ana gibi. Vardan dersi alıyor, iki gün sana çekmiyor. Allâh yolunu açık etsin. Ne geliyor ne gidiyor. Ne gereği var ya bırak. Adam dersini çekmeyecek, dergahı gelip gitmeyecek. Ne işi var bize? Dersin dersini geri iade etsin, baksın işine. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Meseleyi toparlayın. Demek ki kıyamet gününde en mutlu insan, diye. Dersini çektin, tevhidine devam et. Her dem. Bir rüya gördün, bir hal gördün. Esma verildi. Kaç tane? Yedi gün yüz tane şunu çekeceksin. Yedi gün yüz tane onu çek, bırak. Bitti bu kadar. Ben yedi gün yüz tane bunu çektim, şimdi ne çekeceğim? Ya sana yedi günlük yüz tane ders verilmiş. Tamam. Yedi gün çektin mi?


7. Bölüm

Çektin. Tamam bitti. Arkasını arama. Dervişlik adabı bu değil. Sana yedi gün bundan çek dediler mi dediler. Veyahut da şundan sayısız çek dediler mi yedi gün dediler. Ne dedilerse günü belli, saati belli, dakikası belli veya belli değil. Onu devam edeceksin. Bitti. Ardından sorulmaz. Ardından sorulmaz. Yol bu. Edeb bu. Rüya gördüm illaki rüyalı tevil ettireceğim. Ettir, yavaş ol, sakin ol. Sakin ol. Ben filancıyı ettirebilir miyim? Ya böyle bir şey yok. Senin başında bir zakir var, bu var. Senin zakirinde. Dinlemeye varsa yetkisi, dinle. Dinlemeye yetkisi yoksa, kimin dinlemeye, tevil etmeye yetkisi varsa onu anlatacaksın. Telefon açıyor herhangi bir kimse. Ben rüyamı filancaya anlatabilir miyim?

Allâh Allâh. Kardeşim, onun rüya dinlemeye, onun rüya dinlemeye. Öyle bir yetkisi yok. Sen neden onu anlatacağım diyorsun? O benim hoşuma gidiyor. E git senin şeyhin olsun o zaman. Böyle bir mantık var mı ya? Allâh muhafaza eylesin. Herkes edebe, agama, biayet edecek. Hiç kimse başındaki zakiri ezmeyecek. Eskeşmeyecek. Başındaki sorumluyu ezmeyecek. Eskeşmeyecek. Adam zakirden yol bulamıyor, beni arıyor. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Efendim böyle böyle yapacaktık da. Allâh. E başınızda zakir yok mu sizin? Var. Başınızda sorumlu yok mu sizin? Var. Var. Bunlar neden istişare etmediniz? Onunla istişare et. Ondan meselen hallet. Aa yok. Arkadaşlar zakir tanımayanı hiç tanımam. Başındaki vazifeliyi tanımayanı hiç tanımam.

Başındaki vazifeliye edebin dışında davranan kimseyi hiç tanımam. Yol bu değil. Ben onları çok yaşadım. Ben onları çok yaşadığım için zakir kardeşlerime bunu yaşatmam. Göz göre göre yaşatmam bunu. Göz göre göre yaşatmam. Bütün semazenler hepsi de Ali’yi dinleyecek. Tekkedeki bütün çalışanlar semazeni, mıtırbanı, içerideki ilahiçeleri hepsi de Adnan’ı dinleyecek. Dinlemezse ben onu tanımam. Kim olursa olsun. Semazen başladı. Herkes Ali’yi dinleyecek. Semazenler hepsi de Ali’yi dinleyecek. Hepsi de Adnan’ı dinleyecek. İlahiciler, hepsinin başında sorumlusu var, hepsinin de sorumlu olan Adnan. Dinleyecek herkes. Öyle yandan kenardan, oradan, buradan bir şeyler yapmaya çalışmasın hiç kimse. Türkiye’de neredeyse madem varsa hepsi de Ali’yi dinleyecek.

Nerede varsa. Ya biz dinlemeyiz. Allâh yoluna çıkasın. Çıkar elbiseni git. Herkes İstanbul’da İstanbul’un zakiri var. Herkes onu dinleyecek. Herkes dinleyecek. Başıboşluk yok. Kimse kafasından bir şey yapmayacak. Çanakkale’nin zakiri belli. Herkes dinleyecek. Hiç kimse başıboşluk yapmayacak. Başlarında zakir olanlar, zakirlerine tabi olacaklar. Sohbeti dinleyenler var şimdi, başlarında zakir olmayanlar var. Onların da başlarında bir zakir tayin edildiğinde onlar da dinleyecekler. Dergahla alakalı. Geri kalan dergaha ilgilendirmez. Bizi ilgilendirmez. Adamın işiymiş, aşıymış, eşim. Bizi ilgilendirmez. Allâh yoluna çıkasın. O yüzden herkes edebini, adabını, erkanını riayet edecek. Ya semazelerin başında bir de grup başları var.

Öyle değil mi Adnan hocam? Adam grup başını dinlemeyecek. Öyle bir şey yok. Dinleyeceksin kardeş. Dinleyeceksin. Riayet edeceksin. Riayet edeceksin. Dervişlik mi yapacaksın? Evet. Riayet edeceksin kardeşim. Riayet edeceksin. Dervişliğin yolu bu, adabı bu, erkanı bu. Sen heva hevesine nefsine uyarak da dervişlik yapacağım diye uğraşma. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn. Tevhidi. Boş kaldın da bütün kardeşler ders çekmek istediğinde ne yapabilirler? Çekebilirler. Günlük beş bine kadar tevhid çekebilirler. Tekrar söylüyorum. Biyetlerini çektikten sonra adam birini çekebilir. Ardından da ne yapar? Tevhidine devam eder. Allâh muhafaza eylesin. Yine Hz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki kim Allâh’tan başka hiçbir ilah olmadığını ancak tek olarak onun olduğuna, eşi olmadığına, Muhammed’in onun kulu ve peygamberi olduğuna, İsa’nın Allâh’ın kulu, Peygamberi Meryem’e bıraktığı kelimesi ve kendi tarafından gelen bir ruh olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna inanırsa Allâh onu yapmakta olduğu amele göre cennete koyar.

Bir rivayette de cennetin sekiz kapısından dilediğinden cennete girdiririz ilavesi vardır. Demek ki kim? Lâ ilâhe illâllah Muhammedun Resûlullâh der ise abduhu ve resuluhu. Bunun karşılığı o. Lâ ilâhe illâllah Muhammedun Resûlullâh abduhu. Abduhu ve resuluhu der ise ve aynı zamanda İsa’yı Allâh’ın kulu ve peygamberi. İsa oğul değil, Allâh’ın kulu ve peygamberi. Meryem annemizi de bakir ve temiz, aynı zamanda da Cenâb-ı Hak’ın kelimesini taşıdı İsa aleyhisselâm. Onu da öyle inanacağız. Ve ardından da cehennemin hak olduğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna inanırsa o iyi ameller de işlerse Cenâb-ı Hak onu ne yapar? Cennetine koyar. Burada dikkat edildi. Unsur ne? Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Allâh’ın kulu ve peygamberi.

İsa aleyhisselâm Allâh’ın kulu ve peygamberi. Cennet ve cehennemde hak. Allâh bizi o hak üzerine yürütenlerden eylesin. Kim Allâh’tan başka hiçbir ilahın olmadığını ve Muhammed’in Allâh’ın peygamberi olduğuna şehadet ederse Allâh ona cehennemi haram kılarsa. Demek ki kim? Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu giderse Cenâb-ı Hak ona cehennemi haram kılarsa. Demek ki biz o lâ ilâhe illâllah Muhammeden resûlullâh demeyi fazlalaştıracağız inşâAllah. Cenâb-ı Hak cümlemizi onlardan eylesin. Cenâb-ı Hak iman üzerine köçenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak her daim dili zikrullah ile ıslak olanlardan eylesin. Cenâb-ı Hak her daim gönlünde Allâh sevgisi Muhammed sallallâhu ve sellem hazretlerinin muhabbeti olan gönüllerden eylesin inşâAllah. illallah lâ ilâhe illâllah amin


Kaynakça

Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetinden derlenmiştir.

Kaynak video: YouTube

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı