Az Zikreden Gösterişe Düşer, Şatahâta-Şatafata Düşer, Hatâya Düşer — Çok Zikreden Allâh ile Beraber Olur
Az zikreden — gösterişe düşer; şatahâta düşer; şatafata düşer; hatâya düşer. Çünkü kalbi zikr ile cilâlanmamıştır; nûr ile aydınlanmamıştır. Az zikreden kalp — boş kalır; boş kalan kalbi şeytân doldurur. Şatahât — sahih olmayan tasavvufî iddiâlar. Şatafat — gösteriş, riyâ. Hatâ — şer’î ölçüden sapma. Bu üç tehlike az zikredenin başına gelir. Çok zikreden ise — Allâh ile beraber; bu üç tehlikeden korunur. Mü’min zikrini ihmâl etmemelidir.
Zikr — Kalp Cilâsı
Zikr — kalbin cilâsıdır. Hz. Peygamber «Her şeyin cilâsı vardır; kalbin cilâsı da Allâh’ı zikretmektir» buyurmuştur. Demir paslanır; bu pası gidermek için cilâ gerek. Kalp de günah ve gafletle paslanır; bu pası gidermek için zikr gerek. Az zikreden kalp — pas tutar. Pas tutan kalp — hakîkati göremez; gösterişe, hatâya kayar.
Şatahât Nedir?
Şatahât — sûfînin sarhoş hâlinde söylediği, dışarıdan duyulduğunda sapma görünen sözlerdir. «Ene’l-Hakk» (Hallâcı Mansûr), «Subhânî mâ a’zame şânî» (Bâyezîdi Bistâmî) — meşhûr şatahâttan. Sahih sûfîlerde bu — bir hâlin ifâdesi; ama sahih olmayanlar — taklit edip şatahâta düşer. Bu yüzden Hallâc gibi büyükler söylemiş olsa da; modern mü’min böyle sözlerden uzak durmalı. Sahih hâl olmadan taklit — küfre yakın.
Şatafat — Gösteriş
Şatafat — gösteriş, dünyâ süsüne düşkünlük. Az zikreden kalp — Allâh ile beraberliği bilmediğinden; süs ve gösteriş ile doyurmaya çalışır. Pahalı giysi, lüks ev, gösterişli ibâdet — şatafat tezâhürleri. Mü’min sâde yaşamalı; dünyâ süsünü ibâdet vesilesi yapmamalı. «Sâdelik îmândandır» — derin bir hadîs.
Hatâ — Şer’den Sapma
Hatâ — şer’î ölçüden sapma. Az zikreden — şer’î ölçüyü hatırlamaz; nefse uyar; günahlara dalar. Zikrullâh — şer’î hassâsiyeti diri tutar. Zikrullâh ile beraber yaşayan mü’min — günah işlemek için bile bir adım atamaz; çünkü Allâh ile beraberliği hisseder. Az zikreden ise — bu beraberliği kaybeder; günaha kolayca düşer.
Çok Zikr — Bereket
Çok zikr — bereketin kapısıdır. Allâh «Beni çok zikredin ki kurtulasınız» buyurmuştur (Cuma 10). «Çok» — sürekli, yoğun, kalpten. Çok zikreden mü’min — günleri bereketli geçirir; işlerinde başarı bulur; kalbinde huzûr olur; ibâdetinin lezzetini alır. Şatahât, şatafat, hatâ — bu üç tehlikeden korunur.
Sayılı Vird
Mü’min en az şu sayılarda zikr çekmeli: sabahakşam 100 istiğfâr; 100 salavât; 100 «Lâ ilâhe illallâh»; her namaz sonrası 33 Subhânallâh + 33 Elhamdülillâh + 34 Allâhu ekber. Bu — temel. Tasavvuf yolunda — şeyhin verdiği vird eklenir. Sıkı tutarak yıllar boyunca bunlar yapıldığında — kalpten zikr başlar; sonra hâl zikrine yükselir.
Niyâz — Çok Zikr Ehli
Niyâz: «Yâ Rab, beni az zikredenlerden değil; çok zikredenlerden eyle. ‘Beni çok zikredin ki kurtulasınız’ âyetinin müjdesini yaşamamı nasîb et. Şatahâta, şatafata, hatâya düşmekten beni koru. Kalbimi zikr cilâsı ile parlat; pas tutmasına izin verme. Sabahakşam virdlerimi sıkı tutmamı sağla; ihmâlden beni koru. Kalpten ve sürekli zikreden bir mü’min eyle. Allâh ile beraberliği daimî hissedebilen kullarından eyle.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şatahât, Şatafat. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/142; riya ve gösterişle ibadet uyarısı.
- Kur’an-ı Kerim, Furkan 25/43; hevasını ilah edinme uyarısı.
- Kur’an-ı Kerim, Rad 13/28; zikirle kalbin huzuru.
- Buhari, Rikak, riya ve kalp hastalıklarıyla ilgili rivayetler.
- Müslim, Zühd ve Rekak, riya ve niyet rivayetleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, riya, ucub, heva ve zikir bölümleri.
- Kuşeyri, er-Risale, şath, vecd, zikir ve edep bahisleri.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı ve makamlar bahisleri.
- Hucviri, Keşfu’l-Mahcub, tasavvufi terbiye ve mürşidlik bahisleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, zikir ve ahlak bölümleri.
- Sühreverdi, Avarifü’l-Maarif, sohbet, zikir ve dergah adabı bahisleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, zikir, takva ve güzel ahlak bölümleri.