Uyan Ey Ümmeti Muhammed — Siz Mûsâ’nın Ümmeti Değilsiniz; En Yüksek Mertebeye Vâris Kılınmış Bir Ümmetsiniz
Uyan ey ümmeti Muhammed! Siz Mûsâ’nın ümmeti değilsiniz; siz «en hayırlı ümmet» (Âli İmrân 110) kılınmışsınız. Mûsâ ümmetinde yapılmayan büyük hatalar size de ihsân olarak bağışlanmış. Hz. Peygamber’in şefâati size ek bir lütuf. Cennet kapıları size daha geniş açılmış. Buna rağmen — ümmet uyuyor. Ümmet pasif. Ümmet kendi büyüklüğünü unutmuş. Mü’min bu büyüklüğü hatırlamalı; ona uygun yaşamalıdır.
«En Hayırlı Ümmet» — Âli İmrân 110
«Küntüm hayre ümmetin uhricet linnâs» — Siz, insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz (Âli İmrân 110). Niçin en hayırlı? Çünkü iyiliği emrediyor, kötülükten alıkoyuyor, Allâh’a îmân ediyor. Bu üç özellik — bu ümmeti yüksek mertebede tutar. Önceki ümmetler de hayırlıydı; ama Hz. Muhammed ümmeti, Hz. Peygamber’in mertebesi sayesinde — en yüksek mertebede.
Mûsâ Ümmeti İle Karşılaştırma
Mûsâ ümmeti bazı hataları yaptı: altın buzağıya tapma, Allâh’a açıkça itirâz, peygamberi rahatsız etme. Bu hatalar büyük cezâlara yol açtı. Aynı hatalar Hz. Muhammed ümmetinde de olsa — Allâh’ın affı ile silinir. Çünkü bu ümmete özel rahmet vardır. Hz. Peygamber «Önceki ümmetlere indirilen 50 vakit namaz size 5’e indirildi» demiştir. Bu — büyük bir kolaylıktır.
Şefâat — Özel Lütuf
Hz. Peygamber’in şefâati — ümmete özel bir lütuftur. Kıyâmet günü ümmetinin büyük çoğunluğunu — günahları olsa bile — cennete sokmak için şefâat edecek. «Benim şefâatim — büyük günah işleyenler içindir» buyurdu. Bu — ümmete eşsiz bir teminat. Önceki peygamberler de ümmetlerine şefâat eder; ama Hz. Peygamber’in şefâati en geniştir.
Ümmetin Uyuyuşu — Sebep
Ümmet niçin uyuyor? Sebep çok: 1) Sömürge döneminin yıkıcı etkisi. 2) Modern eğitimle gelen kimlik kaybı. 3) Materyal cazibesi. 4) Sahih dînî eğitim eksikliği. 5) Müslüman ülkelerin parçalanmışlığı. 6) Liderlik krizi. Bu sebepler bir araya gelince — ümmet gücünü unutmuş; pasif kalmış. Uyandırmak için — kapsamlı bir uyanış lazım.
Uyanış — Bireyden Başlar
Ümmetin uyanışı — bireyden başlar. Her mü’min önce kendi nefsini uyandırmalı; sonra ailesini; sonra mahallesini; sonra ülkesini. Bu zincir kırılmazsa — ümmet yavaş yavaş uyanır. «Bir kavim, kendi durumunu değiştirmedikçe Allâh onların durumunu değiştirmez» (Ra’d 11). Bireysel değişim — kavmin değişiminin temelidir.
Ümmet Bilincinin Eğitimi
Modern Müslüman gence ümmet bilincini eğitmek — büyük bir vâzîfedir. Bu eğitim okulda verilmez; âile, sohbet halkaları, dergâhlar, dînî kitaplar üzerinden gelir. Çocuğa «Filistinli Müslüman da senin kardeşin», «Endonezyalı Müslüman da senin kardeşin» bilinci verilmeli. Bu evrensellik — ümmet bilincinin özüdür.
Niyâz — Ümmet Uyanışı
Niyâz: «Yâ Rab, ümmeti Muhammed’i uyandır. Âli İmrân 110’un müjdesini — ‘en hayırlı ümmet’ — yaşatabilmemizi nasîb et. Hz. Peygamber’in şefâatine eren kullarından eyle. Önce ben kendi nefsim uyanayım; sonra âilem; sonra çevrem. Ümmet uyanışına küçük bir katkım olsun. Ümmet bilinci kalbime yerleşsin. Gazze’deki, Yemen’deki, Doğu Türkistan’daki Müslümanları kendi kardeşim olarak hissedebilen bir mü’min eyle. Mûsâ ümmeti gibi gevşek değil; Muhammed ümmeti gibi diri olmamı nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Ümmet, Şefâat, Uyanış. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; Allah’a, Resule ve emir sahiplerine itaat ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Buhari, İ’tisam, Kitap ve sünnete bağlılık rivayetleri.
- Müslim, Cuma, sünnete bağlılık ve bidatten sakınma rivayetleri.
- Şatıbi, el-Muvafakat, sünnet, bidat ve şeri deliller bahisleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, sünnete ittiba ve takva bölümleri.